Anahtar kelimeler: Kain Üstlenildiği Müteahhit İşinin Vaadi Akdedildiğini Parselde Noterliğinin İli Bölüm

MAHKEMESİ : ... Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi
SAYISI
: █████████ E., ████████ K.DAVA TARİHİ
: 25.10.2019İLK DERECE MAHKEMESİ
: ... 10. Asliye Ticaret MahkemesiSAYISI
: ████████ E., ████████ K.Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:I. DAVADavacı vekili; taraflar arasında ... 26. Noterliğinin 05.11.2010 tarihli düzenlenme şeklinde taşınmaz mal satış vaadi ve kat karşılığı inşaat sözleşmesi akdedildiğini, sözleşmeye göre ... İli, ... İlçesi, ... Mahallesinde kain 12 40... parselde kayıtlı taşınmaz üzerine inşaat işinin müteahhit olan davalı ... tarafından üstlenildiği 77 adet bağımsız bölüm yapılacağını, 02.03.2011 tarihli arsa sahipleri ile yapılan düzenlenme şeklinde satış vaadi ve kat karşılığı inşaat sözleşmesi gereği de arsa sahipleri dava dışı ... ile .... %40 hissesine tekabül eden 31(30,8) adet, davalı ...'nin %35’lik hissesine tekabül eden 26,95 adet ve müvekkilinin %25’lik hissesine tekabül eden 19,25 adet bağımsız bölüm olacak şekilde paylaşıldığını, 02.03.2011 tarihli sözleşme gereği müvekkilinin davalı ...'ye 5.025.153,74 TL ödeme yaptığını, ancak müvekkilinin hissesine isabet eden 19,25 adet bağımsız bölümden sadece 6 adet bağımsız bölümün müvekkiline devredildiğini, bu 6 adet bağımsız bölümden 2'sinin halen müvekkilinin dava dışı çocukları adına, 1'inin müvekkili adına kayıtlı olduğunu, geri kalan 3'ünün ise müvekkili tarafından dava dışı 3. kişilere devredildiğini, davalı tarafından müvekkiline devri gereken halihazırda 13,25 adet bağımsız bölüm bulunduğunu ileri sürerek; Mahkeme kararı ile tapu kayıtlarına tedbir konulan davaya konu 12 40... parseldeki taşınmazda bulunan no:67 A Blok 1,2,3. bodrum katta kayıtlı 1 nolu, Blok Zemin kat A girişinde kayıtlı 1 nolu, Blok Zemin kat B girişinde kayıtlı 10 nolu, Blok 3.kat B girişinde kayıtlı 17 nolu, Blok Zemin kat C girişinde kayıtlı 20 nolu bağımsız bölümlerin davalı adına olan tapu kayıtlarının iptali ile müvekkili adına tapuya kayıt ve tesciline, sözleşme gereği müvekkiline devri gerekirken davalı tarafından 3. kişilere devredilen 8,25 adet taşınmazın değerinin bilirkişi marifetiyle tespiti ile müvekkili tarafından davalıya yapılan fiili ödeme tarihlerinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, buna ilişkin fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 799.000,00 TL'nin davalıdan tahsiline, davalının sözleşmeden doğan edinimini zamanında ve gereği gibi ifa etmemesi neticesinde müvekkilinin uğradığı zarar ile mahrum kaldığı kârın tespiti ile fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 1.000,00 TL maddi zararın doğduğu tarihten itibaren işleyecek avans faizi ile davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiş; 23.02.2024 tarihli bedel arttırım dilekçesiyle, dava dilekçe ekinde sunulan ödeme listesinde 24.000 USD karşılığı 44.160,00 TL olarak yapılan ödeme sehven yazılmamış olduğundan müvekkilinin hak kaybına uğramaması için dava dilekçesi ekinde dosyaya sunulan 31.05.2012 tarihli 28.000,00 TL tutarındaki ve 31.05.2012 tarihli 24.000 USD karşılığı 44.160,00 TL tutarındaki ödeme dikkate alınarak bu tutarlar üzerinden yeniden bir hesaplama yapılmasını, dava dilekçelerinde 1.000.000 TL olarak talep ettikleri dava değerini 8.969.875,26 TL'ye yükselttiklerini belirtmiştir.II. CEVAPDavalı vekili; davanın zamanaşımına uğradığını, mahallinde yapılacak keşif ve bilirkişi incelemesi sonucunda davacının sözleşme gereği yapması gereken edimlerini yerine getirmediğinin ortaya çıkacağını, dava konusu parsel ile ilgili olarak ayrıca ibraname tanzim edilmediğinden eldeki davanın kötüniyetli olarak açıldığını, davacının ortaklarından olduğu dava dışı ... Tekstil Ltd.Şti.'nin 01.08.2015 tarihli kira sözleşmesiyle, dava konusu parselde inşa edilen taşınmazda davacı ve diğer arsa sahiplerinin kiracısı olarak ticari faaliyette bulunduğunu, mülkiyet hakkı olduğunu iddia eden davacının talep ve iddialarının hukuki dayanaktan yoksun olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARIİlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; dava konusu 12 40... parsel sayılı taşınmaz üzerine inşaat yapılmak üzere, dava dışı arsa sahipleri ile davalı yüklenici Azmi arasında 05.11.2010 tarihli kat karşılığı inşaat sözleşmesinin akdedildiği, bu sözleşmeye istinaden eldeki davanın tarafları arasında 02.03.2011 tarihli adi yazılı ortaklık sözleşmesinin imzalandığı, bu sözleşmenin paylaşıma dair (2.) maddesinde, arsanın %40'ının dava dışı arsa sahiplerinin, %35'inin davalı ...'nin ve %25'inin de davacıya ait olacağı, 3. maddesinde davacının ve davalının finansmanı yarı yarıya sağlayacakları, 5. maddede de kat irtifakı kurulması aşamasında tapuların kararlaştırılan oranda ortaklık taraflarının üzerine tescilleneceğinin kararlaştırıldığı, davalı tarafça zamanaşımı def'inde bulunulmuş ise de eldeki dava adi ortaklığın tasfiyesi mahiyetinde olduğundan ve ortaklık feshedilmediği müddetçe ve tasfiyeye dair işlemlere başlanmadığı sürece zamanaşımı işlemeyeceğinden davalının zamanaşımı def'inin yerinde görülmediği, davalının cevap dilekçesinde esasa ilişkin sadece davacının edimlerini yerine getirmediğine dayandığı, sözleşmeye göre davacının bu ortaklıkta sadece finansmana katılmakla mükellef olup, işin yürütülmesinin davalıya ait olduğu, işin yürütülmesinde inşaat için gereken paraların neler olduğunu hesaplamak ve davacının payına düşen miktarı bildirmenin davalının görevi olduğu, davacının dava dilekçesi ekinde çok sayıda çek teslim ve ödeme belgesini dosyaya sunduğu, buna karşılık davalının cevap dilekçesinde davacı tarafından ödenmesi gereken bir eksik bedel, tarih ve miktarından bahsetmediği ya da inşaat bitirilene kadar davacının eksik ödemelerine dair davacıya bir ihtarda bulunduğuna dair yazılı delil de ibraz etmediği, davacının işin idaresinden ve maliyet ihtiyaçlarını hesaplama yükümü altında olan davalıdan gelen tüm ödeme taleplerini karşıladığının kabulü gerektiği, zira taraflar arasındaki sözleşmede, davacının ödeyeceği miktar ve tarihler yer almadığına göre, ödenecek bedel ve tarihlerini tayin etme görevinin, işi yürütme mükellefiyeti altındaki davalıya ait olduğu, yaptırılan bilirkişi incelemesinde de tespit edildiği üzere, davacının çek ödemeleri, nakit ödemeler ve hesap mutabakatları ile üzerine düşen finansman yükümlülüğünü yerine getirdiği, bu sebeple davalının davacının sözleşmeden kaynaklı edimlerini yerine getirmediği savunmalarına itibar edilmediği, buna karşılık dava konusu taşınmazdaki inşaatın tamamlandığı, iskan alındığı ve kat mülkiyeti kurulduğunun celp edilen imar işlem dosyası ve güncel tapu kayıtlarından anlaşıldığı, davacı adına daha önceden devredilen 6 bağımsız bölüm bulunduğu, bu taşınmazlardan başka davacının ortaklık sözleşmesine göre alacağı olup olmadığının bilirkişilerce hesaplandığı, yapılan hesaplamaya göre halen davalı adına tescilli olan ve üzerlerine tedbir konulan hükümde yazılı taşınmazların da davacıya verilmesi ve hatta buna ilave olarak davacının 1.345.958,26 TL alacaklı olduğunun raporda belirtildiği, davacıya ortaklık sözleşmesi gereği alacağı tüm dairelerin verilmediği sabit görüldüğünden 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (6098 sayılı Kanun) 643/1 maddesi ile sözleşmenin 2. ve 5. maddelerine göre hükümde yazılı taşınmazların da davacı adına tesciline ve eksik kalan 1.345.958,26 TL'nin de davacıya ödenmesi gerektiği, davacının dava dilekçesinde soyut olarak, ayrıca edimin zamanında ifa edilmemesinden kaynaklı zarar ve mahrum kalınan kâr taleplerinde bulunmuş ise de, bu taleplerini davayı somutlaştırma ve delil bildirme süresi içerisinde zarar ve kâr mahrumiyetini açıklayıp ispat edemediği gerekçesiyle; davanın kısmen kabulü ile davacı ile davalı arasında akdedilen 02.03.2011 tarihli, 12 40... parsel sayılı taşınmaz üzerine inşaat yapılmasına dair adi ortaklık sözleşmesinin ileriye dönük feshine ve adi ortaklığın tasfiyesine, bu kapsamda 12 40... parsel üzerinde bulunan; A Blok, 1,2,3. bodrum kat 1 nolu bağımsız bölüm; B Blok, zemin kat A Giriş 1 nolu bağımsız bölüm; B Blok zemin kat B Giriş 10 nolu bağımsız bölüm; B Blok 3. normal kat B Giriş 17 nolu bağımsız bölüm; B Blok zemin kat C Giriş 20 nolu bağımsız bölüm üzerindeki davalıya ait hisselerin tamamen iptali ile bu hisselerin davacı adına tapuya kayıt ve tesciline, 1.345.958,26 TL artık değerin dava tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, davacının zamanında ifa edilmemeden kaynaklı zarar ve kâr mahrumiyeti talebinin reddine karar verilmiş; karara karşı, davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.IV. İSTİNAFBölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; keşfen alınan bilirkişi heyet raporu, tasfiye raporları ile alınan son ek bilirkişi raporuna göre, taraflar arasındaki adi ortaklık sözleşmesinin feshedilmesi gerektiği, adi ortaklık sözleşmesi gereğince davacıya tapu devri gereken taşınmazların belirlendiği ve davacıya ödenmeyen ve ödenecek tutarın da belirtildiği, yine davacıya ödenmesi gereken 1.345.958,26 TL artık değerin de davalıdan tahsili gerektiği, bu itibarla İlk Derece Mahkemesinin kabul ve değerlendirmesinin yerinde bulunduğu gerekçesiyle, istinaf başvurusunun reddine karar verilmiş; karara karşı, davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.V. TEMYİZA. Temyiz SebepleriDavalı vekili; davacının talebinin tapu iptal istemine ilişkin olup tasfiye ve katılım payına ilişkin bir talebi bulunmadığını, Mahkemece resen ortaklığın fesih ve tasfiyesine karar verilmesinin hatalı olduğunu, taleple bağlılık ilkesine aykırı şekilde karar verildiğini, davacının karşılıklı borç yükleyen sözleşme uyarınca kendisine yüklenen edimleri eksik ifa ettiğini, Derece Mahkemelerince bu husus gözetilmeden eksik inceleme ile taşınmazların davacı adına tesciline karar verilmesinin hukuka aykırı olduğunu, davacı ve müvekkili arasında 3 farklı inşaatın yapımına ilişkin sözleşme akdedildiğini, bir inşaat için yapılan ödemenin müvekkili tarafından diğer inşaat için kullanıldığını, dolayısıyla müvekkilinin kendi payına düşen kısım dışında 05.10.2010 tarihli sözleşme bakımından yaptığı harcamaların aradaki ortaklık ilişkisinde eksi (-) bakiye teşkil ettiğini, davacının 20.08.2008 tarihli sözleşmeye istinaden düzenlenen ödeme belgelerinin altına imzasını atarak aralarındaki alacak ilişkisinin yalnızca 05.10.2010 tarihli sözleşmeyle sınırlı kalmadığını ikrar ettiğini, bu hususun bizzat davacının delil listesindeki ödeme belgeleriyle sabit olduğunu, davacı tarafça da ikrar edildiği üzere taraflar arasındaki 05.10.2010 tarihli sözleşmede ibranamenin düzenlenmediğini, zira davacının bu sözleşmeden kaynaklı borçlarını yerine getirmediğini, davacı müvekkiline 1.116.500,00 TL değerinde bir ödeme yaptığını ileri sürmüşse de bu hususun hukuki dayanaktan yoksun olduğunu, bu belgenin altında müvekkilinin imzasının bulunmadığını, ortaklığın tasfiyesi gerektiğinin kabulü halinde dahi tasfiyenin usulüne uygun gerçekleştirilmediğini, bir an için taleple bağlılık ilkesinin aşıldığı kabul edilmiş olsa dahi, Mahkemece davacının yaptığı ödemelerin 20.08.2008 tarihli sözleşmeye istinaden yapıldığının göz ardı edilmesi ve mahsup işleminin eksik tesis edilmesinin de hatalı olduğunu, Mahkemece 31.10.2023 tarihli eksik ve hatalı bilirkişi raporunun hükme esas alındığını, söz konusu raporda davacı tarafından inşaatın maaliyeti için yapılan ödemeler adı altında 20.08.2008 tarihli sözleşme için ödenen bedellerin göz önünde bulundurulduğunu, bu ödemelerin 05.10.2010 tarihli sözleşme kapsamında yapılmadığının değerlendirilmediğini, taraflar arasındaki ortaklığın tasfiyesine gidilebilmesi için öncelikle bilirkişi marifetiyle m² hesabı yapılarak tüm inşaatlardaki maliyetin ve müvekkiline yapılan ödemelerin hesaplanması gerektiğini, davacı tarafından dosyaya sunulan ödeme belgelerine de bakıldığında söz konusu 20.08.2008 tarihli sözleşmeye istinaden yapılan ödemelerin 2011 yılında yapıldığı, dolayısıyla her iki sözleşmenin eş zamanlı olarak ilerlediğinin görüleceğini, 31.10.2023 tarihli tasfiye raporunda davacının ortaklık ilişkisi kapsamında müvekkiline 1.345.958,26 TL borcu bulunduğunun ifade edildiğini, bu tasfiye raporuna yönelik paranın değer kaybı, gayrimenkullerdeki fiyat artışları ve denkleştirici adalet ilkesinin diğer tüm gerekleri uyarınca hesaplama yapılarak rapor tarihi itibariyle güncel tutarın belirlenmesi gerektiği yönünde itiraz etmelerine rağmen bu itirazlarının dikkate alınmadığını, yine hükme esas alınan raporda, sermaye ödeme yükümlülüğünü yerine getirmeyen davacının eksik borcu uyarlanmadığı gibi ticari hayatın olağan akışına aykırı bir şekilde hesaplama yapıldığını ileri sürerek; kararın bozulmasını istemiştir.B. Değerlendirme ve Gerekçe1. Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı bilgi ve belgelere, özellikle temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararında yazılı gerekçelere göre; davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddi gerekir.2. Uyuşmazlık, adi ortaklık ilişkisinden kaynaklı tapu iptali ve tescili alacak istemine ilişkindir.6098 sayılı Kanunun 620/1 maddesine göre; adi ortaklık sözleşmesi, iki ya da daha fazla kişinin emeklerini ve mallarını ortak bir amaca erişmek üzere birleştirmeyi üstlendikleri sözleşmedir.6101 sayılı Türk Borçlar Kanununun Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun'un 1. maddesi; “Türk Borçlar Kanunu’nun yürürlüğe girdiği tarihten önceki fiil ve işlemlere, bunların hukuken bağlayıcı olup olmadıklarına ve sonuçlarına, bu fiil ve işlemler hangi kanun yürürlükte iken gerçekleşmişse, kural olarak o kanun hükümleri uygulanır. Ancak, Türk Borçlar Kanunu’nun yürürlüğe girmesinden sonra bu fiil ve işlemlere ilişkin olarak gerçekleşecek temerrüt, sona erme ve tasfiye, Türk Borçlar Kanunu hükümlerine tabidir.” hükmünü içermektedir.Adi ortaklığın sona ermesi ile birlikte ortaklık tasfiye aşamasına girer. Ortaklar arasındaki hukuki bağ, tasfiye tamamlanmadan ortadan kalkmış kabul edilemez. Tasfiye, ortaklar arasındaki ortaklık ilişkisinin tamamen sona erdirilmesine yönelik kanuni bir usuldür. Tasfiye ile artık ortaklık malvarlığı para haline dönüştürülecek, borçlar ödenecek, sermaye değerleri ortaklara iade edilecek ve geri kalan meblağ ortaklar arasında kar ve zararın paylaşılması esasına göre dağıtılacaktır.Adi ortaklığın tasfiyesi ya tarafların anlaşması suretiyle ya da bizzat mahkemece yapılır. Taraflar tasfiye konusunda anlaşmadığı takdirde ortaklığın tasfiyesinin mahkemece 6098 sayılı Kanunun 642 vd. madde hükümlerine uygun olarak yapılması gerekir.Ortaklar, ortaklık için avans verdiklerini ve masraf yaptıklarını iddia ediyorlarsa, bunların da Kanunun 643. maddesi uyarınca ortaklığın tasfiye hesabında dikkate alınması gerekir. Kuşkusuz, bu gider ve masrafların talep edilebilmesi için ispat edilmesi zorunludur. Ortaklık faaliyeti kapsamında yapılan giderlerin kural olarak yazılı delille ispatı gerekir. Ancak duruma göre, masraf yapılıp yapılmadığı veya yapılan masrafın ispatı bakımından bilirkişiye de başvurulabilir. Özellikle masraf yapıldığının kesin olduğu, yapılan masrafların bilirkişi incelemesiyle kolaylıkla tespit edilebileceği ve ortaya çıkarılabileceği durumlarda, yapılan masrafın ispatı bakımından bilirkişi incelemesi yapılması olanaklıdır.Somut olayda; dava konusu 12 40... parsel sayılı taşınmaz üzerine kat karşılığı inşaat yapılması üzere, dava dışı arsa sahipleri ile davalı yüklenici Azmi arasında 05.11.2010 tarihli kat karşılığı inşaat sözleşmesinin akdedildiği, bu sözleşmeye istinaden eldeki davanın tarafları arasında 02.03.2011 tarihli adi yazılı ortaklı sözleşmesinin imzalandığı, bu sözleşmenin paylaşıma dair (2.) maddesinde, arsanın %40'ının arsa sahiplerine %35'inin davalı ...'ye ve %25'inin de davacıya ait olacağı, (3.) maddesinde davacının ve davalının inşaatın finansmanı yarı yarıya sağlayacakları, (5.) maddede de kat irtifakı kurulması aşamasında tapuların kararlaştırılan oranda ortaklık taraflarının üzerine tescilleneceğinin kararlaştırıldığı, bu ortaklık ilişkisi kapsamında dava konusu taşınmaz üzerine inşaat işinin müteahhit olan davalı ... tarafından üstlenildiği ve 77 adet bağımsız bölüm yapılacağı, 02.03.2011 tarihli arsa sahipleri ile yapılan düzenlenme şeklinde satış vaadi ve kat karşılığı inşaat sözleşmesi gereği de, arsa sahipleri dava dışı ... ile .... %40 hissesine tekabül eden 31(30,8) adet, davalı ...'nin %35’lik hissesine tekabül eden 26,95 adet ve davacının %25’lik hissesine tekabül eden 19,25 adet bağımsız bölüm olacak şekilde paylaşıldığı, payına isabet eden 19,25 adet taşınmazdan 6 adedinin daha öncesinde davacı ve yakınlarına devredildiği, davacının eldeki davada geriye kalan 13,25 adet taşınmaz yönünden, davalı üzerine kayıtlı olan 5 adedinin tapusunun iptali ile adına tescilini, davalı tarafından dava dışı 3. kişilere satışı yapılan taşınmazların değerini ve uğradığı zarar ve mahrum kalınan kârdan kaynaklı maddi zarar talebinde bulunduğu anlaşılmaktadır.Her ne kadar İlk Derece Mahkemesince; taraflar arasındaki ortaklığın tasfiyesine ilişkin mahallinde keşif icra edilip, sonrasında uzman bilirkişilerden rapor ve ek raporlarlar alınıp, sonrasında da tasfiye heyetinden kök ve ek raporlar alınmış ve tasfiye heyetinin 31.10.2023 tarihli raporu denetime elverişli kabul edilerek karar verilmişse de, söz konusu raporların yukarıda ifade edilen tasfiye usulüne uygun düzenlenmediği anlaşılmakla, hükme esas alınamayacağı kuşkusuzdur.Bu itibarla Mahkemece; yukarıda açıklanan maddi ve hukuki olgular çerçevesinde, davaya konu 02.03.2011 tarihli sözleşme ile davacı ile davalı arasında kurulan adi ortaklığın, tasfiye edilmediği anlaşılmakla, ortaklığın tasfiyesi kapsamında; öncelikle ortaklığın tasfiyesi için ortaklığın sona erdiği tarih itibariyle, ortaklığın harcamalarıyla ilgili davalı yönetici ortaktan hesap istenmesi, hesap listesinin verilmemesi halinde davalı yönetici ortağın hesap vermekten kaçındığının kabul edilmesi, hesap listesinin üzerinde uyuşmazlık çıkması halinde taraflardan delilleri sorularak toplanması, ortaklığa ait tüm gelir gider hesabı çıkarıldıktan, ortaklığın tüm aktif ve pasifi kesin olarak belirlendikten sonra konusunda uzman bilirkişi ya da bilirkişi kurulu aracılığıyla verilen hesap listesinin sunulan belgeler ile inşaatta yapılan imalatlarla uyumlu olup olmadığı belirlenerek denetim sağlanması, tarafların yapılan masraflar ve satılan dairelerin değeri hususunda uyuşamadıklarının tespiti halinde ise; inşaat maliyetinin yapıldığı tarihteki olağan rayice göre tespit edilmesi, 3.kişilere satış suretiyle devredilen dairelerin satış tarihindeki rayiç değerleri ile satılmayan dairelerin ortaklığın sona erdiği tarihteki değerinin belirlenmesi, ortaklığın varsa üçüncü kişilere veya kurumlara olan borçları ortaklığın aktifinden mahsup edilmesi, davacı ortağa verilen 6 adet daire de gözetilmek suretiyle, ortaklardan her birinin ortaklığa verdiği avanslarla, ortaklık için yapmış oldukları masraflar ve vermiş oldukları katılım payları iade edildikten sonra tasfiye işlemine dair sonuç bilanço alınıp, hasıl olacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken; eksik inceleme ve yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde karar verilmiş olması doğru görülmemiştir.Kabule göre de; hükme esas alınan 31.10.2023 tarihli tasfiye raporu incelendiğinde, davacının davalıya 1.345.958,26 TL borcu bulunduğu belirlenmesine rağmen, bu miktar üzerinden harç ikmali yapılması ve bu miktarın davalıdan tahsiline karar verilmesi de doğru değildir.VI. KARARAçıklanan sebeplerle;1. Davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine,2. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 373/1 maddesi uyarınca ORTADAN KALDIRILMASINA,3. İlk Derece Mahkemesi kararının aynı Kanunun 371. maddesi uyarınca davalı yararına BOZULMASINA,Peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde temyiz edene iadesine,Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,19.11.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.