Anahtar kelimeler: Satımdan Fatura Dayanarak Tutarlı İlamda Özetle İstanbul Nolu Karara Borçlu

T.C.

İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
14. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO
: █████████
KARAR NO
: ████████
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ
: İSTANBUL 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ
: █████/2022
NUMARASI
: ████████Esas ████████ Karar
DAVANIN KONUSU
: İtirazın İptali (Ticari satımdan kaynaklanan)
Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın kabulüne dair verilen karara karşı, davalı tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ
Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; müvekkili tarafından .... İcra Müdürlüğü’nün ... esas sayılı dosyası ile davalı borçlu aleyhine 03.09.2019 fatura tarihli ve... fatura nolu, 01.10.2019 fatura tarihli ve ... fatura nolu toplam 10.628,82 TL tutarlı fatura alacağına dayanarak 18.03.2020 tarihinde genel haciz yolu ile icra takibi başlatıldığını, davalı borçlunun 25.06.2020 tarihinde borcun tamamına, faizine, tüm fer'ilerine ve itiraz ettiğini, 26.06.2020 tarihinde takibin durdurulmasına karar verildiğini, davalı borçlunun söz konusu faturalara itiraz etmediğini, dava konusu faturaya itiraz edilmemesinin davalının faturaları içerikleri ile birlikte kabul ettiği anlamına geldiğini, borcun tamamına itiraz eden davalı tarafın, itiraz etme hakları varken süresi içinde faturalara itiraz etmemesinin kötü niyetli olduğunu, fatura bedeli olan 10.628,82 TL olan fatura alacağını ödemediğini, borca haksız olarak itiraz ettiğini, itirazdan sonra arabuluculuğa gidildiğini, anlaşılamadığını, davalı aleyhine 2 ayrı icra takibi yapıldığını, Arabuluculuk Anlaşmama Tutanağı aslının İstanbul 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin ███████ Esas sayılı dava dosyasının içerisinde olduğunu, davalı borçlunun, müvek-kiline ödeme yapmadığı halde takibe haksız olarak itiraz ederek takibi durdurduğunu, bu nedenle davalı borçlu aleyhine %20’den aşağı olmamak üzere icra inkâr tazminatına hükmedilmesi gerektiğini, bu nedenlerle davalı borçlunun itirazının iptalini ve icra inkâr tazminatına mahkûm edilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili, savunmasında özetle; müvekkili şirketin davacıya herhangi bir borcu bulunmadığını, davacının iddialarının hangi döneme ilişkin olduğunun belli olmadığını, ödenmemiş herhangi bir fatura bulunmadığını, davacının %20 kötüniyet tazminatı talebinde bulunmasının usul ve yasaya aykırı olduğunu, müvekkili şirketin icra takibi açılmasına sebebiyet vermediğini, davacıya herhangi bir borcu bulunmadığını, bu suretle de davaya konu olan icra takibinin açılmasına sebebiyet vermediğini, davacının herhangi bir zarara uğramadığını, takibe yapmış olunan itirazın haklı olduğunu, davacının icra inkar tazminatı talep etmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, bu talebinin reddi gerektiğini, davacının alacağının likit olmadığını, likit olmayan bir alacak için tazminat talep edilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, davacı aleyhine %20 kötüniyet tazminatına hükmedilmesi gerektiğini, davanın haksız ve hukuka aykırı olduğunu, bu nedenlerle davanın reddini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ
İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; "Dava; fatura alacağının tahsili istemiyle başlatılan icra takibine yapılan itirazın iptaline ilişkindir. Yargılama sırasında uyuşmazlığın çözümlenmesi amacıyla her iki tarafın da ticari defter ve kayıtların incelenmesine karar verilmiştir. Bilirkişi raporunda, tarafların ticari defter ve kayıtlarının usulüne uygun olarak tutulduğu ve sahiplerinin lehine delil olma vasfına haiz oldukları, takip konusu faturaların davacının defterinde kayıtlı olduğu ancak davalının defterinde kayıtlı olmadığı, takip konusu faturaların e-fatura olduğu ve davalıya tebliğ edildiği, davacının ticari defterlerine göre takip tarihi itibariyle 10.628,82 TL alacaklı olduğu, davalının ticari defter kayıtlarında davacıya borcunun bulunmadığı tespit edilmiştir. Takip konusu faturalar davalının ticari defterlerinde kayıtlı olmadığından davacı vekiline dava konusu faturalara ilişkin sevk irsaliyesini veya fatura konusu malların teslim edildiğine dair delillerini sunması için iki haftalık kesin süre verilmiştir. Davacı taraf, süresi içerisinde malların teslimine ilişkin bilgi vermiş ve teslim belgelerinin ...'dan temin edilebileceğini bildirmiştir. Mahkememizce ... firmasına müzekkere yazılarak teslim belgeleri temin edilmiştir. ... firmasından gelen belgelerin incelenmesinde; █████/2019 tarihli faturaya konu malların █████/2019 tarihinde, █████/2019 tarihli faturaya konu malların █████/2019 tarihinde davalıya teslim edildiği anlaşılmıştır. Tüm dosya kapsamı bir bütün olarak değerlendirildiğinde; davacının ticari defter ve kayıtlarının HMK m.222 hükmüne uygun olarak tutulması sebebiyle sahibi lehine delil olma vasfına haiz olduğu, ticari defter kayıtlarına dayanak alacağının konusunu oluşturan faturaların düzenlendiği, faturaların davalıya tebliğ edildiği, faturalara konu malların davalıya teslim edildiği, davalının faturalara yönelik bir itirazının bulunmadığı, dolayısıyla TTK m.21 uyarınca davalı tarafın faturaların içeriğini kabul etmiş sayıldığı, davalının faturaların bedellerini ödediğini ispat edemediği anlaşılmakla davacının takip tarihi itibariyle faturalardan kaynaklı olarak 10.628,82 TL alacaklı olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Davalı taraf, iade faturalarının düzenlendiğini beyan ederek iade faturaları nedeniyle borçlu olmadığını savunmuştur. Ancak davalının dilekçesinin ekindeki iade faturalarının incelenmesinde; iade faturalarının davacının başka faturalarına ilişkin olarak düzenlendiği, iade faturalarında belirtilen fatura numaralarının dava konusu fatura numaraları ile uyuşmadığı, ayrıca iade faturalarının 2020 yılının Mayıs ve Ağustos ayında düzenlendiği görüldüğünden iade faturalarının uyuşmazlıkla alakası olmadığı sonucuna varılmış ve davalının savunması yerinde görülmemiştir. " gerekçesiyle davanın kabulüne, itirazın iptaline, takibin 10.628,82 TL üzerinden devamına, takip tarihinden itibaren asıl alacak 10.628,82 TL'ye değişen oranlarda avans faizi uygulanmasına, kabul edilen miktar üzerinden hesaplanan 2.125,76 TL icra inkâr tazminatın davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine, karar verilmiştir. Bu karara karşı, davalı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ
Davalı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; hükme esas alınan bilirkişi raporunda bilikişi heyetinin, raporunda açıklaması gereken hususların dışında açıklamalar yaparak hukuka ve kanuna aykırı bir rapor hazırladığını, davacı yanın defter ve kayıtları esas alınarak ve objektif kriterlere dayanılmadan tanzim edilmiş bir raporun kabulünün mümkün olmadığını, müvekkilinin cari kayıtlarına yönelik inceleme ve değerlendirmenin hatalı olduğunu, davacı tarafından davaya konu edilen faturaların 13.05.2020 tarihli ve 17.08.2020 tarihli iade faturaları düzenlenerek iade edildiğini, iade faturalar üzerinde yeniden bir bilirkişi incelemesi yaptırılmadan eksik inceleme sonucu tanzim edilen yerel mahkeme kararının kaldırılması gerektiğini, davacının iddialarının hangi döneme ilişkin olduğu belli olmadığı gibi, müvekkili şirkete tebliğ edilmiş ve ödenmemiş herhangi bir fatura bulunmadığını, davacı aleyhine yüzde yirmiden az olmamak kaydıyla kötü niyet tazminatına hükmedilmesi gerekirken, bu talebin reddinin hukuka aykırı olduğunu, bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
İNCELEME VE GEREKÇE
Dava, ticari satım kapsamında düzenlenen faturaya bağlanmış alacağının tahsili için başlatılan ilamsız icra takibine vaki itirazın İİK'nın 67. maddesi uyarınca iptali istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın kabulüne karar verilmiş; bu karara karşı, davalı vekilince, yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.Davacı vekili; davalının satın almış olduğu ürünler için düzenlenen fatura bedellerinin ödenmemesi üzerine .... İcra Müdürlüğünün ... E. S dosyası ile başlattığı icra takibine davalının itirazı üzerine eldeki davayı açmıştır. Davalı vekili ise dava ve takibe konu faturalar nedeniyle borcu bulunmadığını, bu sebeple faturaların iade edildiğini ve davalının borcu bulunmadığını savunmuştur.
Dosya kapsamında bulunan .... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı icra dosyasının incelenmesinde; davacı takip alacaklısı tarafından davalı takip borçlusu aleyhine 7.085,88 TL ve 3.542,94 TL olmak üzere toplam 10.628,82 TL fatura alacağı için icra takibi başlatıldığı, faturaların konusunun ''...'' olduğu, davacı tarafından davalı adına düzenlendiği anlaşılmaktadır. Mahkemece,tarafların ticari defterleri incelettirilmek suretiyle alınan bilirkişi raporunda; takip ve dava konusu faturaların davacı defterlerinde kayıtlı olduğu, davalı defterlerinde ise kayıtlı olmadığı, davalı defter ve belgelerinde faturalara ilişkin süresinde yapılan itiraza ya da düzenlenen iade faturasına rastlanmadığı bildirilmiştir.HMK'nın 190. maddesinde ispat yükünün, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa ait olduğu, TMK'nın 6. maddesinde ise taraflardan her birinin hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlü olduğu belirtilmiştirKural olarak; fatura konusu mal veya hizmetin teslimini ispat külfeti davacı satıcıya ait olup, yasal delillerle desteklenmediği sürece fatura ve davacı defter kayıtları tek başına alacağın varlığını kanıtlamaz. Dolayısıyla davacı, fatura konusu mal veya hizmetin davalıya teslim edildiğini kanıtlamak zorundadır. Davalının akdî ilişkiyi inkâr etmesi durumunda davacının öncelikle aralarındaki akdî ilişkiyi ispat etmesi gerekir.Fatura sözleşmenin yapılması ile ilgili değil, taraflar arasında yapılmış bir satım, hizmet, istisna ve benzeri sözleşmenin ifa safhası ile ilgili bir belgedir. Eldeki davada davalı sözleşmesel ilişkiyi, mal satışını ve borcu inkâr etmektedir. Bu durumda sözleşmesel ilişkiyi, faturalarda yazılı hizmetin davalıya verildiğini ve faturaların da bu akdî ilişki nedeni ile düzenlendiğini ispat yükü davacıya aittir. Davacı bu iddiasını, uyuşmazlığın miktarına göre yazılı delille kanıtlamalıdır. Davacının alacağını dayandırdığı faturalar davalının defterlerinde kayıtlı olmadığı mahkemece tespit edilmiştir. Davacı tarafça kargo teslimine ilişkin belgeler dosyaya ibraz edilmiş ise de tutanaklarda kargo içeriği yer almadığından, teslim edilen ürünlerin dava konusu faturaya ilişkin mallar olup olmadığı anlaşılamamaktadır. Davacı dava dilekçesinde delil olarak BA-BS formlarına dayanmıştır. Mahkemece ticari defterlerin devamı niteliğinde olan BA-BS formları getirtilerek incelenmemiştir. Davalının fatura içeriğini kabulüne yönelik bir beyanı da bulunmamaktadır. Mahkemece █████/2022 tarihli duruşmada; davacı vekiline dava konusu faturalara ilişkin sevk irsaliyesini veya fatura konusu mal veya hizmeti yerine getirdiğine dair belgesini sunması için iki haftalık kesin süre verilmiş ancak kesin sürenin sonuçları hatırlatılarak kesin süreye uymamanın sonuçları hatırlatılmamıştır. Bu durumda mahkemece ilgili vergi dairelerinden tarafların BA-BS formları getirtilmeden ve davacı tarafa sevk irsaliyelerinin ibrazı için usulüne uygun kesin süre verilip kesin sürenin sonuçları ihtar edilmeden, teslim olgusunun gerçekleşip gerçekleşmediği araştırılmadan eksik inceleme ile sonuca gidilmesi isabetli görülmemiştir. Açıklanan bu gerekçelerle, HMK'nın 353.1.a.6 maddesi gereğince dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, işin esası incelenmeksizin, ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararın kaldırılarak, davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine dair aşağıdaki karar verilmiştir.
KARAR
:Yukarıda açıklanan gerekçelerle;
1-HMK'nın 353/1.a.6 maddesi uyarınca, ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının kaldırılmasına,
2-Yukarıdaki açıklamalar ışığında davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine,
3-Davalı tarafından yatırılan istinaf peşin karar harcının, talep hâlinde, ilk derece mahkemesince davalıya iadesine,
4-Kaldırılan ilk derece mahkemesi kararının icrasıyla ilgili olarak İİK'nın 36. maddesi uyarınca yatırılan teminatların, yatıran taraflara iadesine,
5-Davalı tarafından yapılan kanun yolu giderlerinin, ilk derece mahkemesince, esas hükümle birlikte yargılama giderleri içinde değerlendirilmesine dair;
HMK'nın 353/1.a maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonunda, oy birliğiyle ve kesin olarak karar verildi. █████/2026

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!