Anahtar kelimeler: Yarara Uyarlanması Noksanlığı Bozulmuş Usulden Yarar Şartı Yokluğundan Ankara Sayisi
Hukuk Genel Kurulu         ████████ E.  ,  ████████ K.
    "İçtihat Metni"

    MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 23. Hukuk Dairesi

    SAYISI
    : █████████ E., ████████ K.
    ÖZEL DAİRE KARARI
    : Yargıtay 6. Hukuk Dairesinin 17.09.2024 tarihli ve
    █████████ Esas, █████████ Karar sayılı BOZMA kararı
    1. Taraflar arasındaki tespit ve sözleşmenin uyarlanması davasından dolayı yapılan inceleme sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın hukuki yarar yokluğundan reddine dair verilen kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle hukuki yarara ilişkin dava şartı noksanlığı nedeniyle davanın usulden reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararının davacı vekilince temyiz edilmesi üzerine Yargıtay 6. Hukuk Dairesince yapılan inceleme sonunda karar bozulmuş, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından Özel Daire bozma kararına karşı direnilmiştir. Direnme kararı taraf vekilleri tarafından temyiz edilmiştir.
    2. Hukuk Genel Kurulunca yapılan inceleme sonrasında gereği düşünüldü:
    3. Bölge Adliye Mahkemesi kararının temyizi üzerine kararın Özel Dairenin 17.09.2024 tarihli ve █████████ Esas, █████████ Karar sayılı kararı ile bozulmasından sonra yapılan duruşmada 11.02.2025 tarihli birinci celsede, Bölge Adliye Mahkemesince “Usul ve yasaya uygun Yargıtay 6. Hukuk Dairesi’nin 17.09.2024 tarih ve █████████ E., █████████ K. sayılı kararına uyulmasına karar verildi.” şeklinde ara karar tesis edildikten sonra, aynı tarihli duruşmada“…Dairemizin 29.03.2023 tarih ve ████████ E., ████████ K. sayılı kararında DİRENİLMESİNE,…” şeklinde karar verilmiş ve gerekçeli kararda da bozma kararına karşı direnilmiştir.
    4. Burada "usul hukuku" ile ilgili ortaya çıkan sorun, bozma kararının taraflara duruşmada tebliği ile Bölge Adliye Mahkemesince "bozma ilamına uyulmasına" ilişkin ara kararı oluşturulmasına karşın, bu hukuki sonucun aksine bir karar verilmesinin hukuken mümkün olup olmadığı noktasında toplanmaktadır.
    5. Bir davada mahkemenin veya tarafların yapmış oldukları bir usul işlemi nedeniyle taraflardan biri lehine, dolayısıyla diğeri aleyhine doğan ve gözetilmesi zorunlu olan hakka usuli kazanılmış hak denilir. Örneğin mahkemenin Yargıtay bozma kararına uymasıyla bozma kararı lehine olan taraf bakımından kazanılmış hak doğar.
    6. "Bir mahkemenin Temyiz Dairesince verilen bozma kararına uyması sonunda kendisi için o kararda gösterilen şekilde inceleme ve araştırma yaparak yine o kararda belirtilen hukuki esaslar gereğince karar verme mükellefiyeti meydana gelir ve bu itibarla mahkemenin sonraki hükmünün bozmada gösterilen esaslara aykırı bulunması, usule uygun sayılamaz ve bozma sebebidir, meğer ki bu aykırılık sadece bozma kararında gösterilen bir usul kaidesine ilişkin bulunsun ve son kararın neticesini değiştirecek bir mahiyet arz etmesin. Mahkemenin bozma kararına uymasıyla meydana gelen bozma gereğince muamele yapma ve hüküm verme durumu, taraflardan birisi lehine ve diğeri aleyhine hüküm verme neticesini doğuracak bir durumdur ve buna usuli müktesep hak yahut usule ait müktesep hak denilmektedir. Usul Kanunumuzda bu şekildeki usule ait müktesep hakka ilişkin açık bir hüküm konulmuş değilse de Temyizin bozma kararının hakka ve usule uygun karar verilmesini sağlamaktan ibaret olan gayesi ve muhakeme usulünün hakka varma ve hakkı bulma maksadıyla kabul edilmiş olması yanında hukuki alanda istikrar gayesine dahi ermek üzere kabul edilmiş bulunması bakımından usule ait müktesep hak müessesesi; usul kanununun dayandığı ana esaslardandır ve amme intizamıyla da ilgilidir.
    Gerçekten, mahkemenin doğru bularak uyduğu ve yahut kanun gereğince uymak zorunda olduğu bozma kararı ile dava, usul ve kanuna uygun bir çığıra sokulmuş demektir. Buna aykırı karar verilmesi, usul ve kanuna uygunluktan uzaklaşılması manasına gelir ki, böyle bir netice asla kabul edilemez" (09.05.1960 tarihli ve 21/9 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı).
    7. Aynı ilke Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 25.01.2017 tarihli ve 2015/9-463 Esas, ████████ Karar; 24.09.2019 tarihli ve ███████-3903 Esas, ████████ Karar; 08.06.2021 tarihli ve 2021/(21)10-421 Esas, ████████ Karar; 20.09.2022 tarihli ve 2022/6-594 Esas, █████████ Karar; 11.12.2024 tarihli ve 2024/7-809 Esas, ████████ Karar; 09.04.2025 tarihli ve ███████-235 Esas, ████████ Karar ile 30.04.2025 tarihli ve ███████-786 Esas, ████████ Karar sayılı kararlarında da benimsenmiştir.
    8. Yargıtay içtihatları ile kabul edilen "usuli kazanılmış hak" olgusunun, birçok hukuk kuralında olduğu gibi yine Yargıtay içtihatları ile geliştirilmiş istisnaları bulunmaktadır. Mahkemenin bozmaya uymasından sonra yeni bir İçtihadı Birleştirme Kararı (09.05.1960 tarihli ve 21/9 sayılı YİBK) ya da geçmişe etkili bir yeni kanun çıkması karşısında, Yargıtay bozma kararına uyulmuş olmakla oluşan usuli kazanılmış hak hukukça değer taşımayacaktır. Benzer şekilde uygulanması gereken bir kanun hükmü, hüküm kesinleşmeden önce Anayasa Mahkemesince iptaline karar verilirse, usuli kazanılmış hakka göre değil, Anayasa Mahkemesinin iptal kararından sonra oluşan yeni duruma göre karar verilebilecektir (HGK'nın 03.02.2010 tarihli ve 2010/4-40 Esas, ███████ Karar sayılı kararı).
    9. Bu sayılanların dışında ayrıca görev, hak düşürücü süre, kesin hüküm itirazı, harç ve maddi hataya dayanan bozma kararlarına uyulmasında olduğu gibi kamu düzeni ile ilgili konularda da usuli kazanılmış haktan söz edilemez (Baki Kuru, Hukuk Muhakemeleri Usulü, C. V, İstanbul, 2001, s.4738 vd).
    10. Usuli kazanılmış hakkın hukuki sonuç doğurabilmesi için bir davada ya taraflar ya mahkeme ya da Yargıtay tarafından açık biçimde yapılmış olan ve istisnalar arasında sayılmayan bir usul işlemi ile taraflardan biri lehine doğmuş ve kendisine uyulması zorunlu olan bir hakkın varlığından söz edilebilmesi gerekir.
    11. Tüm bu hususlar birlikte değerlendirildiğinde somut olayda, davacı vekilinin temyizi üzerine verilen Yargıtay bozma kararı sonrasında Bölge Adliye Mahkemesinin bu karara uyması ile davacı yararına usuli kazanılmış hak oluşmuştur. Burada usuli kazanılmış hakkın gerçekleşmesine engel olacak istisnai bir durum da bulunmadığına göre, artık önceki kararda direnilmesi usulen mümkün değildir. Usuli kazanılmış hak ilkesi kamu düzeni ile ilgili olup temyiz aşamasında kendiliğinden dikkate alınması gerekir.
    12. Hâl böyle olunca, Bölge Adliye Mahkemesince bozmaya uyulmakla gerçekleşen usuli kazanılmış hak nazara alınarak hükmüne uyulan bozma gereklerinin yerine getirilmesi gerekirken direnme kararı verilmiş olması usul ve yasaya aykırı olup direnme kararının bozulması gerekir.
    KARAR
    Açıklanan sebeplerle;
    Direnme kararının yukarıda gösterilen değişik gerekçe ve nedenlerden dolayı HMK'nın 371. maddesi gereğince usulden BOZULMASINA,
    İstek hâlinde temyiz peşin harcının yatıranlara geri verilmesine,
    Bozma nedenine göre taraf vekillerinin temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına,
    Dosyanın HMK'nın 373/2. maddesi uyarınca kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine, kararın bir örneğinin de İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,
    01.04.2026 tarihinde oy birliğiyle kesin olarak karar verildi.

    Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
    Üye olmak için tıkla!