Anahtar kelimeler: Süresiz Vekillik Haricen Yenileme İstifa Kurumdaki Dairece Şirkette Yönetici Aldığını
3. Hukuk Dairesi         █████████ E.  ,  █████████ K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

SAYISI
: ████████ E., ███████ K.
DAVA TARİHİ
: 15.09.2015
Mahkeme kararının taraf vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece Mahkeme kararının bozulmasına dair verilen kararın düzeltilmesi davacı vekili tarafından istenilmiş olmakla; kesinlik, süre ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, karar düzeltme dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
1. Asıl davada davacı vekili; müvekkilinin davalı şirkette 02.01.2002 tarihli ve 01.02.2010 yenileme tarihli iş sözleşmesi uyarınca yönetici olarak görev aldığını, avukat olması sebebiyle haricen 30.12.20 04... .06.2007 tarihli süresiz genel vekaletname verildiğini, davalı kurumdaki görevlerinden 18.06.2012 tarihinde istifa ettiğini, ancak vekillik görevinden istifa etmediğini, 10.09.2012 tarihine kadar dava ve işlemleri takip etmesine rağmen davalı kurumun buna itiraz etmediğini ve taraflar arasında 10.09.2012 tarihinde avukatlık sözleşmesi ile farklı tarihlerde ek protokoller imzalandığını, avukatlık sözleşmesi gereğince kendisine tahmil edilen ve yürütmek durumunda bulunduğu davalar henüz neticelenmeden vekillik görevinden davalı tarafça gönderilen 20.10.2014 tarihli ihtarname ile haksız olarak azledildiğini, taraflar arasında imzalanan 10.09.2013 tarihli ek protokolün ibra hükmünün sözleşme icabınca aylık olarak davalı kurumdan tahsil ettiği bedelleri ifade ettiğini ileri sürerek; fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile, Avukatlık Kanunu ve sözleşmeden kaynaklı ücret, karşı taraf vekalet ücreti, başarı primi ve sair alacakları için şimdilik 11.996,42 TL nin faiziyle tahsilini talep etmiştir.
2. Birleşen davada davacı vekili; taraflar arasında 10.09.2012 tarihinde avukatlık sözleşmesi imzalandığını, müvekkilinin 20.09.2014 tarihinde haksız olarak azledildiğini bu tarihe kadar bütün yükümlülüklerini yerine getirdiğini ileri sürerek; akdi ve karşı taraf vekalet ücreti ile faiz olmak üzere fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla; avukatlık ücretinin şimdilik bir kısmı olan 109.675,62 TL’nin faiziyle tahsilini talep etmiş; davacı vekili 06.09.2019 tarihli dilekçe ile asıl ve birleşen davada talep ettiği bedeli fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile 15.000.000,00 TL’ye yükseltmiştir.
II. CEVAP
Asıl ve birleşen davada davalı vekili; davacı ile müvekkili arasında 10.09.2012 tarihli sözleşme ve akabinde protokoller imzalandığını, davacıya dava ve işlemler ve çeşitli konularda hukuki görüşünün sunulması amacıyla sınırlı olmayan işler için aylık ödemeler karşılığında vekalet görevi verildiğini, anılan sözleşmenin aslında hukuk müşavirliği sözleşmesi olduğunu, belirli bir süre için imzalandığını, süre sonunda başarı primi gibi şarta bağlı taleplerin gerçekleşmemiş olması sebebiyle müvekkili şirketin sorumluluğunun bulunmadığını, sözleşmede belirtilen aylık ücretlerin, avukatın yapmış olduğu bütün hizmetler dolayısıyla hak kazandığı ücretler olduğunu, davacı tarafın 10.09.2013 tarihli ek protokol gereğince önceki alacaklarından davalıyı ibra ettiğini, aynı ek protokolle sözleşmenin 1 yıllık sürenin sonunda kendiliğinden ihbara veya ihtara gerek olmaksızın sona ereceğinin kararlaştırıldığını, sözleşmenin süresinin 10.09.2014 tarihinde bittiğinden haksız azil durumundan söz edilemeyeceğini, hukuk müşavirliği sözleşmesine istinaden davacının vekillik görevinin ihtar ve ihbar şartına gerek olmaksızın sözleşmenin bitim tarihi itibariyle haklı olarak sona ereceğini, bu tarihten itibaren dava ve işlemleri takip etmesinin ancak davacının kendi hukuki sorumluluğunu doğuracağını, davanın zamanaşımına uğradığını savunarak; davanın reddini istemiştir.
III. MAHKEME KARARI
1. Mahkemenin 16.09.2015 tarihli kararıyla; Tüketici Mahkemesinin görevli olduğu gerekçesiyle; görevsizlik kararı verilmiş, kararın temyizi üzerine Yargıtay (Kapatılan) 13. Hukuk Dairesinin █████████ E., █████████ K. sayılı ilamıyla Mahkemenin görevli olduğundan bahisle hükmün bozulmasına karar verilmiştir.
2. Mahkemenin 16.09.2021 tarihli kararıyla; bozmaya uyularak yapılan yargılama sonunda; asıl davanın dava ve ıslah dilekçesi doğrultusunda kısmen kabulüne, davacı tarafın hak kazanmış olduğu toplam 4.726.272,92 TL kanuni vekalet ücretinin, 410.400,00 TL başarı prim alacağının, 510,23 TL masraf alacağının, 468.082,04 faiz alacağının, asıl alacaklara dava tarihinden itibaren işleyecek faiziyle beraber davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebinin reddine, birleşen dava yönünden davanın kabulü ile, 89.600,00 TL başarı prim alacağının, 9.500,00 TL kanuni vekalet ücretinin, 9.639,14 TL faiz alacağının, asıl alacaklara dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle beraber davalıdan tahsiline karar verilmiş; karara karşı, taraf vekilleri teymiz yoluna başvurmuşlardır.
IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
1. Dairece verilen 30.11.2021 tarihli ilamla; kısa karar ile gerekçeli karar arasında çelişki yaratılmasının doğru görülmediği, ayrıca asıl ve birleşen davada ayrı ayrı hüküm kurularak karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisinin bozmayı gerektirdiği gerekçesiyle; kararın bozulmasına karar verilmiştir.
2. Bozmaya uyan Mahkemenin ilam başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; avukatlık sözleşme süresinin 11.09.2014 tarihinde kendiliğinden sona ermesine rağmen davacının dava konusu dosyalar açısından vekillik görevinin kendiliğinden sona erdiğinden bahsedilemeyeceği, davalı tarafça keşide edilen 20.10.20 14... .10.2014 tarihli ihtarnamelerle davacının vekalet görevinden haksız olarak azledildiği ve bunun karşılığında yasal şartları oluşan dava dosyaları için Avukatlık Kanunun 174. maddesi gereğince karşı vekalet ücretine, başarı prim alacağına ve ihtarname tarihine kadar katılmış olduğu duruşmalardaki masraflara hak kazandığı, sözleşmede kararlaştırılan ücret miktarının tarafları bağlayacağı gerekçesiyle, asıl davanın dava ve ıslah dilekçesi doğrultusunda kısmen kabulüne, davacı tarafın hak kazanmış olduğu toplam 4.726.272,92 TL kanuni vekalet ücretinin, 410.400,00 TL başarı prim alacağının, 510,23 TL masraf alacağının, 468.082,04 faiz alacağının, asıl alacaklara dava tarihinden itibaren işleyecek faiziyle beraber davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebinin reddine; birleşen dava yönünden davanın kabulü ile, 89.600,00 TL başarı prim alacağının, 9.500,00 TL kanuni vekalet ücretinin, 9.639,14 TL faiz alacağının, asıl alacaklara dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuşlardır.
V. TEMYİZ
Dairenin 18.12.2024 tarihli ilamıyla; davacı vekilinin tüm davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine karar verilmiştir.
Taraflar arasında imzalanan 10.09.20 12... .09.2013 tarihli avukatlık sözleşmeleri süreli sözleşmelerden olup sürenin bitimi ile avukatlık sözleşmesinin sona erdiğinin kabul edilmesi gerektiği, sözleşmenin süresinin 11.09.2014 tarihinde kendiliğinden sona erdiği, bu tarihten sonra avukatın duruşmaya girmeye devam etmesi üzerine davalı tarafça keşide edilen 20.10.20 14... .10.2014 tarihli ihtarnamelerle sözleşmenin süresinin dolduğu, işlerden el çekilmesi gerektiğinin davacıya bildirdiği, sözleşmenin süresi sona erdikten sonra uyarı niteliğinde gönderilen bu ihtarnamelerin Mahkemece haksız azil olarak değerlendirilmesinin isabetsiz olduğu, bu şekildeki sona ermenin Avukatlık Kanunun 174. maddesindeki gibi haksız azil anlamına gelen bir fesih olmayacağı, davacı avukatın ancak sözleşme süresi içerisinde kesinleşmiş davalar bulunması halinde bu dosyalar açısından kanuni vekalet ücreti ve prim alacağına hak kazanabileceği, hal böyle olunca, Mahkemece; sözleşme süresinin sona erdiği 11.09.2014 tarihinden önce sözleşme süresi içerisinde kesinleşen dava dosyaları açısından davacıya ödenmeyen karşı taraf vekalet ücreti ve şartlarının bulunması halinde prim alacağı ile davacının belgelendirdiği masraf alacağına hükmedilmesi, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmesi gerektiğinden bahisle karar bozulmuş; karara karşı, süresi içinde davacı vekili karar düzeltme isteminde bulunmuştur.
VI. KARAR DÜZELTME
A. Karar Düzeltme Sebepleri
Davacı vekili; ihtilafın çözümü konusunda tek başına 10.09.20 12... .09.2013 tarihli avukatlık sözleşmelerinin bir kısım hükümlerininin uygulanmasının hakkaniyete ve tarafların sözleşmelerin kurulma aşamasındaki iradelerine uygun düşmeyeceğini, 18.06.2012 tarihinde idari görevlerinden istifası sonrasında müvekkilinin 10.09.2012 tarihine kadar taraflar arasındaki vekalet ilişkisi ve vekaletnameler gereğince dava dosyalarını takip etmeye devam ettiğini, her ne kadar sözleşmenin ilerleyen bölümlerinde sözleşmenin bir yıllık dönem için akdedildiği yazılmış ve bozma ilamında sözleşmenin bu maddesi esas alınarak değerlendirme yapılmış ise de bu bir yıllık sürenin, müvekkiline rekabet yasağı nedeniyle ödenmekte olan ücretin bir yıl sonra sona ermesi nedeniyle düzenlendiğini, vekalet ücretlerini müvekkiline ödemek istemeyen davalının aylık ücret ödemelerini düzenleme amacına yönelik sözleşmelerdeki sürelere ilişkin maddeleri bahane ederek, müvekkilini azlettiğini, sözleşme süresi dolduktan sonra uyarı niteliğinde gönderildiği yönündeki bozma ilamındaki tespitin hatalı olduğunu, haksız azil tarihine kadar, kesintisiz olarak fiilen avukatlık görevini ifa ettiğini, taraflar arasındaki vekalet ilişkisinin kronolojisi, imzalanan sözleşme ve protokoller, düzenlenen vekaletnameler, aynı davaların takibi için farklı avukatlara ödenen ücretler, ihtarnameler bir bütün halinde değerlendirildiğinde, 09.09.2013 tarihli sözleşmenin süresinin bitimi ile taraflar arasındaki vekalet ilişkisinin son bulmasının kararlaştırılmadığının açıkça anlaşıldığını belirterek; kararın bozulmasını istemiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, haksız azil iddiası ile akdi ve yasal (karşı yan) vekalet ücreti ve prim alacağının tahsili istemine ilişkindir.
Karar düzeltme yoluyla incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesi ile kararda belirtilen gerekçelere ve özellikle taraflar arasındaki sözleşme hükümleri değerlendirilerek mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiş olduğunun anlaşılmasına göre davacı vekilinin karar düzeltme isteminin reddine karar verilmiştir.
VII.KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Davacı vekilinin yerinde bulunmayan karar düzeltme isteminin REDDİNE,
Aşağıda yazılı para cezasının karar düzelteme isteyenden alınmasına,
18.11.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!