Anahtar kelimeler: Azle Barolar Azledildiğini Başvurduğunu Talebiyle Tahkim Merkezine Vekil Türkiye Kesinlik
3. Hukuk Dairesi         ████████ E.  ,  █████████ K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi (İlk Derece)

SAYISI
: ███████ E., ███████ K.
DAVA TARİHİ
: 25.10.2024
Bölge Adliye Mahkemesi (İlk Derece sıfatıyla) kararı, davacı vekili tarafından temyiz edilmekle kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili; avukat olan müvekkili ile davalı arasındaki 09.11.2021 tarihli avukatlık ücret sözleşmesi kapsamında, müvekkilinin davalıyı dava ve icra dosyalarında vekil olarak temsil ettiğini, davalı tarafından 07.04.2023 tarihinde haksız olarak azledildiğini, haksız azle dayalı vekalet ücret alacaklarının tahsili talebiyle davalı aleyhine Türkiye Barolar Birliği Tahkim Merkezine başvurduğunu, Türkiye Barolar Birliği Tahkim Merkezinin 17.09.2024 tarihli kararıyla davasının reddine karar verildiğini, davalıyı temsil ettiği boşanma davasında verilen boşanma hükmü kesinleştikten sonra azledildiğinden vekalet ücretine hak kazandığını, hakem kararının tarafların eşitliği ilkesine ve hukuki dinlenilme hakkına aykırılık teşkil ettiğini, adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini ileri sürerek; Türkiye Barolar Birliği Tahkim Merkezinin 17.09.2024 tarihli kararının hakem kararının iptaline, şimdilik 30.000,00 TL vekalet ücreti alacağının haksız azil tarihi olan 07.04.2023 tarihinden itibaren işleyecek faizi ile birlikte tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili; hakem kararının iptali şartlarının gerçekleşmediğini, davacının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 439. maddesine aykırı olarak işin esasına girilmek suretiyle Hakem kararının kaldırılmasını talep etmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, yapılan tahkim yargılamasında tarafların eşitliği ilkesine ve hukuki dinlenilme hakkına aykırı davranılması gibi bir durumun söz konusu olmadığını, işin esasına girilmesine muvafakati olduğu anlamına gelmemek kaydıyla ve somut olayda hakem kararının iptal edilebilmesi için hiçbir koşulun oluşmadığı yönünde itirazları baki kalmak şartıyla, davacı avukatı haklı olarak azlettiğini savunarak; davanın reddini istemiştir.
III. MAHKEME KARARI
Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; taraflar arasındaki hukuki ilişkinin avukatlık sözleşmesinden kaynaklandığı, davacının avukat, davalının müvekkil sıfatında bulunduğu, taraflar arsında imzalanan 09.11.2021 tarihli avukatlık ücret sözleşmesinin (8.) maddesinde; "Taraflar arasındaki avukatlık sözleşmesi ile ilgili, bağlantılı veya diğer hukuki ilişkilerden doğan tüm uyuşmazlıklar, TBB Tahkim Merkezi Yönergesi hükümleri uyarınca tahkim yolu ile kesin olarak çözümlenecektir. İş bu sözleşmeden kaynaklanan uyuşmazlıkların çıkması halinde TBB Tahkim Yönergesi hükümleri uyarınca Tahkim Yürütme Kurulu yetkilidir." hükmünün düzenlendiği, Av. ... tarafından haksız azil iddiasıyla vekalet ücreti alacağının tahsili talebiyle Türkiye Barolar Birliği Tahkim Merkezinde dava açıldığı, sonuçta davanın reddine karar verildiği, davanın süresinde açıldığı, tahkime konu uyuşmazlığın, tarafların üzerinde serbestçe tasarruf edebilecekleri avukatlık sözleşmesinden kaynaklanması nedeniyle tahkime elverişli olduğu, yine tahkim yargılamasında ve karar içeriğinde kamu düzenini ihlal eden bir husus tespit edilmediğinden, kararın kamu düzenine de aykırı olmadığı, taraflara tahkim yargılaması süresince eşit olarak iddia ve savunmalarını ve itirazlarını ileri sürme imkanı tanındığı, taraflarca da bu hakkın kullanılmış bulunduğu, bilirkişi raporunun takdiri delil olduğu, hakemin hukuku doğru uygulayıp uygulamadığı, başka bir ifade ile kararın pozitif hukuk kurallarına göre isabetli olup olmadığı, bir iptal sebebi olmadığından, iş bu davada da inceleme kapsamı dışında kaldığı, hakem kararına karşı iptal davasının düzenlendiği 439. maddesi gereğince, hakem kararının iptaline ilişkin nedenler mevcut olmadığı gerekçesiyle; hakem kararının iptaline ilişkin davanın reddine karar verilmiş; karara karşı, davacı vekili temyiz yoluna başvurmuştur.
VI. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili; dava dilekçesinde bilirkişi incelemesi talepleri olmasına karşılık hakem tarafından bu konuda hiçbir şekilde değerlendirme yapılmadığını, bilirkişi taleplerinin reddine ilişkin ara karar dahi kurulmadığını, karşı tarafın bildirdiği tanıkların dinlenildiğini, ancak kendi tanıkların dinlenmeden karar verildiğini, tarafların eşitliği ilkesine ve hukuki dinlenilme hakkına aykırılık teşkil ettiğini, azlin haksız olduğunu ve azilden önce kesinleşen işler nedeniyle vekalet ücretine hak kazandığını belirterek; kararın bozulmasını istemiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık; Hakem Kararının iptali istemine ilişkindir.
1. Tahkim, özel hukuk alanına ilişkin uyuşmazlıkların bağımsız ve tarafsız hakemler eliyle ve yargısal yolla çözümü demektir. Tahkimin tanımı 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nda (HUMK) yer almazken, 6100 sayılı Kanunun 412/1 maddesinde; “Tahkim sözleşmesi, tarafların, sözleşme veya sözleşme dışı bir hukuki ilişkiden doğmuş veya doğabilecek uyuşmazlıkların tamamı veya bir kısmının çözümünün hakem veya hakem kuruluna bırakılması hususunda yaptıkları anlaşmadır.” şeklinde tanımlanmıştır.
Uyuşmazlıkta tahkim yargılamasına başvurulabilmesi için taraflar arasında tahkim koşulu içeren bir sözleşmenin veya ayrı bir tahkim sözleşmesinin bulunması gerekir. Tahkim yargılamasının temelini oluşturan tahkim sözleşmesi, taraflar arasındaki sözleşmenin bir koşulu ya da ayrı bir sözleşme ile yazılı biçimde yapılabilir. Tahkim şartı veya anlaşmasının geçerli olabilmesi için tarafların, tahkim iradesini açıkladıkları tahkim şartı ya da sözleşmede tartışma ve karışıklığa neden olmayacak biçimde açık ve kesin olarak belirtmiş olmaları zorunludur. Taraflar sözleşmeden kaynaklanan uyuşmazlıkların tümünün tahkim yoluyla çözülebileceğini kararlaştırabilecekleri gibi sadece bir bölümünün tahkim yoluyla çözülebileceğini de kararlaştırabilirler.
Yargıtay İçtihadı Birleştirme Genel Kurulunun 13.04.2018 tarihli ve 2016/2 E., 2018/4 K. sayılı kararında “…Yargı, devletin temel fonksiyonlarından biridir ve kural olarak taraflar arasındaki uyuşmazlıkların çözüm yeri mahkemelerdir. Ancak özel hukuka ilişkin uyuşmazlıkların çözümünde Mahkemeler yerine hakemlere başvurulması konusunda sözleşme yapılabilir veya taraflarca bağıtlanan sözleşmelere bu yönde bir hüküm konulabilir (HMK m. 412/2). Özel hukukun taraflara tanıdığı irade serbestisi, kendisini sözleşme yapıp yapmamak, sözleşmenin karşı tarafını ve içeriğini belirlemek noktalarında gösterdiği gibi taraflar arasında çıkmış ve çıkması muhtemel uyuşmazlıkları hakemler eliyle çözmek noktasında da gösterir. Hakem kararı, devlet Mahkemeleri tarafından verilen karar gibi bağlayıcıdır. Bu hâliyle tahkim, alternatif uyuşmazlık çözüm yollarından biridir…” şeklinde belirtildiği üzere Hakem kararları bağlayıcı ve kesindir.
Uyuşmazlığın tahkim yolu ile çözülebilmesi için; tarafların uyuşmazlığın tahkim yolu ile çözümleneceği konusunda anlaşmış olmaları yanında uyuşmazlığın tahkime elverişli olması gerekir. Milli tahkime elverişlilik 6100 sayılı Kanun’un 408. maddesinde; “Taşınmaz mallar üzerindeki ayni haklardan veya iki tarafın iradelerine tabi olmayan işlerden kaynaklanan uyuşmazlıklar tahkime elverişli değildir.” şeklinde düzenlenmiştir. Tahkime elverişlilik, kamu düzenini ilgilendiren bir kavramdır. Uyuşmazlığın tahkime elverişli olup olmadığının kendiliğinden dikkate alınması gerektiği gibi 6100 sayılı Kanunun 439/2-g uyarınca iptal sebebi olarak kabul edilmiştir.
Somut uyuşmazlıkta; dava konusu olan ve tahkime konu edilen uyuşmazlığın davacının (avukat) davalının (müvekkil) taraf olduğu aile mahkemesinde görülen davalar ve bunlardan kaynaklı icra dosyalarını takip etmesinden kaynaklı vekalet ücreti alacağının tahsiline ilişkin olduğu, 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanunu (6502 sayılı Kanun) kapsamında kaldığı, davalının (müvekkilin) 6502 sayılı Kanun kapsamında tüketici sıfatını haiz olduğu anlaşılmaktadır.
Öncelikle, 6502 sayılı Kanundaki haksız şarta ilişkin 5. maddesinin incelenmesi gerekir.
6502 sayılı Kanunun 5. maddesinde; "(1) Haksız şart; tüketiciyle müzakere edilmeden sözleşmeye dâhil edilen ve tarafların sözleşmeden doğan hak ve yükümlülüklerinde dürüstlük kuralına aykırı düşecek biçimde tüketici aleyhine dengesizliğe neden olan sözleşme şartlarıdır.
(2) Tüketiciyle akdedilen sözleşmelerde yer alan haksız şartlar kesin olarak hükümsüzdür. Sözleşmenin haksız şartlar dışındaki hükümleri geçerliliğini korur. Bu durumda sözleşmeyi düzenleyen, kesin olarak hükümsüz sayılan şartlar olmasaydı diğer hükümlerle sözleşmeyi yapmayacak olduğunu ileri süremez.
(3) Bir sözleşme şartı önceden hazırlanmış ve standart sözleşmede yer alması nedeniyle tüketici içeriğine etki edememişse, o sözleşme şartının tüketiciyle müzakere edilmediği kabul edilir. Sözleşmeyi düzenleyen, bir standart şartın münferiden müzakere edildiğini iddia ediyorsa bunu ispatla yükümlüdür. Sözleşmenin bütün olarak değerlendirilmesinden standart sözleşme olduğu sonucuna varılırsa, bu sözleşmedeki bir şartın belirli unsurlarının veya münferit bir hükmünün müzakere edilmiş olması, sözleşmenin kalan kısmına bu maddenin uygulanmasını engellemez.
(4) Sözleşme şartlarının yazılı olması hâlinde, tüketicinin anlayabileceği açık ve anlaşılır bir dilin kullanılmış olması gerekir. Sözleşmede yer alan bir hükmün açık ve anlaşılır olmaması veya birden çok anlama gelmesi hâlinde; bu hüküm, tüketicinin lehine yorumlanır.
(5) Faaliyetlerini, kanun veya yetkili makamlar tarafından verilen izinle yürütmekte olan kişi veya kuruluşların hazırladıkları sözleşmelere de niteliklerine bakılmaksızın bu madde hükümleri uygulanır.
(6) Bir sözleşme şartının haksızlığı; sözleşme konusu olan mal veya hizmetin niteliği, sözleşmenin kuruluşunda var olan şartlar ve sözleşmenin diğer hükümleri veya haksız şartın ilgili olduğu diğer bir sözleşmenin hükümleri dikkate alınmak suretiyle sözleşmenin kuruluş anına göre belirlenir.
(7) Sözleşme şartlarının haksızlığının takdirinde, bu şartlar açık ve anlaşılır bir dille yazılmış olmak koşuluyla, hem sözleşmeden doğan asli edim yükümlülükleri arasındaki hem de mal veya hizmetin piyasa değeri ile sözleşmede belirlenen fiyat arasındaki dengeye ilişkin bir değerlendirme yapılamaz.
(8) Bakanlık, genel olarak kullanılmak üzere hazırlanmış sözleşmelerde yer alan haksız şartların, sözleşme metinlerinden çıkarılması veya kullanılmasının önlenmesi için gerekli tedbirleri alır.
(9) Haksız şartların tespit edilmesi ve denetlenmesine ilişkin usul ve esaslar ile sınırlayıcı olmamak üzere haksız şart olduğu kabul edilen sözleşme şartları yönetmelikle belirlenir." düzenlenmesine yer verilmiş olup; bu düzenlemeye göre tüketiciyle müzakere edilmeden, tek taraflı olarak sözleşmeye konulan, tarafların sözleşmeden doğan hak ve yükümlülüklerinde iyi niyet kuralına aykırı düşecek biçimde tüketici aleyhine dengesizliğe neden olan sözleşme koşulları haksız şarttır. Taraflardan birini tüketicinin oluşturduğu her türlü sözleşmede yer alan haksız şartlar tüketici için bağlayıcı değildir. Yine 6502 sayılı Kanunun 5. maddesine dayanılarak çıkartılan Tüketici Sözleşmelerindeki Haksız Şartlar Hakkında Yönetmeliğin Haksız Sözleşme Şartları başlıklı Ek-1. maddesinin (n) bendinde ise; "Aşağıda yer alan sonuçları hedefleyen veya bu sonuçları doğuran şartlar haksız şarttır. .... (n)Tüketicinin özellikle, hukuki düzenlemelerde öngörülmemiş bir hakeme müracaatını öngörmek, gösterebileceği delilleri ölçüsüz derecede sınırlandırmak veya mevcut hukuki düzen uyarınca diğer tarafta olan ispat külfetini tüketiciye yüklemek suretiyle tüketicinin Mahkemeye gitme veya başka başvuru yollarını kullanma imkanını ortadan kaldıran veya sınırlandıran şartlar,..."düzenlenmesi yer almaktadır. Söz konusu yasal mevzuat değerlendirildiğinde avukatlık sözleşmesinde yer alan tahkime ilişkin hükmün haksız şart olduğu ve bu nedenle geçersiz olduğu anlaşıldığından dava konusu uyuşmazlık tahkime elverişli olarak kabul edilmez. Tüketici hukukundan kaynaklanan uyuşmazlıklarda tahkim yasağının olduğu kabul edilmekle birlikte 6100 sayılı Kanunun "İptal" başlıklı 439. maddesinde; "(1) Hakem kararına karşı yalnızca iptal davası açılabilir. İptal davası, tahkim yeri Bölge Adliye Mahkemesinde açılır; öncelikle ve ivedilikle görülür. (2) a) Tahkim sözleşmesinin taraflarından birinin ehliyetsiz ya da tahkim sözleşmesinin geçersiz olduğu, b) Hakem veya hakem kurulunun seçiminde, sözleşmede belirlenen veya bu kısımda öngörülen usule uyulmadığı, c) Kararın, tahkim süresi içinde verilmediği,
ç) Hakem veya hakem kurulunun, hukuka aykırı olarak yetkili veya yetkisiz olduğuna karar verdiği,
d) Hakem veya hakem kurulunun, tahkim sözleşmesi dışında kalan bir konuda karar verdiği veya talebin tamamı hakkında karar vermediği ya da yetkisini aştığı, e) Tahkim yargılamasının, usul açısından sözleşmede veya bu yönde bir sözleşme bulunmaması hâlinde, bu Kısımda yer alan hükümlere uygun olarak yürütülmediği ve bu durumun kararın esasına etkili olduğu,
f) Tarafların eşitliği ilkesi ve hukuki dinlenilme hakkına riayet edilmediği,
g) Hakem veya hakem kurulu kararına konu uyuşmazlığın Türk hukukuna göre tahkime elverişli olmadığı,
ğ) Kararın kamu düzenine aykırı olduğu, tespit edilirse, hakem kararları iptal edilebilir.
(3) Hakem veya hakem kurulunun, tahkim sözleşmesi dışında kalan bir konuda karar verdiği iddiasıyla açılan iptal davasında, tahkim sözleşmesi kapsamında olan konuların, tahkim sözleşmesi kapsamında olmayan konulardan ayrılması mümkün olduğu takdirde, hakem kararının sadece tahkim sözleşmesi kapsamında olmayan konuları içeren bölümü iptal edilebilir.
(4) İptal davası, bir ay içinde açılabilir. Bu süre, hakem kararının veya tavzih, düzeltme ya da tamamlama kararının taraflara bildirildiği tarihten itibaren işlemeye başlar. Hakem kararına karşı iptal davası açılması kararın icrasını durdurmaz. Ancak taraflardan birinin talebi üzerine hükmolunan para veya eşyanın değerini karşılayacak bir teminat gösterilmek şartı ile kararın icrası durdurulabilir.
(5) İptal talebi, davaya bakan bölge adliye mahkemesi aksine karar vermedikçe, dosya üzerinden incelenerek karara bağlanır.
(6) İptal davası hakkında verilen kararlara karşı temyiz yoluna başvurulabilir. Temyiz incelemesi, bu maddede yer alan iptal sebepleriyle sınırlı olarak, öncelikle ve ivedilikle karara bağlanır. Temyiz, kararın icrasını durdurmaz.
(7) İptal davasının kabulü hâlinde, kabul kararı temyiz edilmezse veya ikinci fıkranın (b), (c), (ç), (d), (e) ve (f) bentlerindeki hâllerin varlığı sebebiyle kabulü hâlinde, taraflar aksini kararlaştırmamışlarsa hakemleri ve tahkim süresini yeniden belirleyebilirler. Taraflar isterlerse eski hakemleri tayin edebilirler." şeklinde yer alan hükme göre tüketici hukukundan kaynaklanan uyuşmazlıklarda tahkim koşulunun bu türden uyuşmazlıkların tahkime elverişli olup olmadığının tayininde ise; (ç) bendinde düzenlenen "hakem veya hakem kurulunun, hukuka aykırı olarak yetkili veya yetkisiz olduğuna karar verdiği," şeklinde düzenlemeye aykırı olduğu gibi aynı zamanda Kanunun (ğ) bendinde düzenlenen "kararın kamu düzenine aykırı olması " şeklindeki düzenlemeye aykırılık teşkil etmektedir. Bu durum Mahkemelerce resen dikkate alınması gerekir.
Hal böyle olunca, Bölge Adliye Mahkemesince; tahkime elverişli olmayan bir konuda verilen hakem kararının 6100 sayılı Kanunun 439. maddesinin (ç) ve (ğ) maddelerinde yer alan düzenlemelere aykırılık nedeniyle iptaline karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde davanın reddine karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirmiştir
2. Bozma nedenine göre davacı vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına karar verilmesi gerekmiştir.
V. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
1. Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi (İlk Derece) kararının 6100 sayılı HMK'nın 371. maddesi uyarınca davacı yararına BOZULMASINA,
2. Bozma nedenine göre davacı vekilinin temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına,
Peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine,
Dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine (İlk Derece) gönderilmesine,
18.11.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!