Anahtar kelimeler: Gündem Direnilmiştir Bozulmuş Birleşen Direnme Sayisi Daire Esastan Şikayette Hazırlanan
Hukuk Genel Kurulu         ████████ E.  ,  ████████ K.
    "İçtihat Metni"

    MAHKEMESİ :İcra Hukuk Mahkemesi

    SAYISI
    : ████████ E., ████████ K.
    ÖZEL DAİRE KARARI
    : Yargıtay 12. Hukuk Dairesinin 06.12.2023 tarihli ve
    █████████ Esas, █████████ Karar sayılı BOZMA kararı
    Taraflar arasındaki şikâyet isteminden dolayı yapılan inceleme sonunda İlk Derece Mahkemesince asıl şikâyette istemin reddine, birleşen şikâyette şikâyetin kabulüne karar verilmiştir.
    Kararın alacaklı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
    Bölge Adliye Mahkemesi kararı alacaklı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay 12. Hukuk Dairesince yapılan inceleme sonunda bozulmuş, İlk Derece Mahkemesi tarafından Özel Daire bozma kararına karşı direnilmiştir.
    Direnme kararı alacaklı vekili tarafından temyiz edilmekle Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan gündem ve dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
    A. Ön Sorun
    Hukuk Genel Kurulundaki görüşmeler sırasında, işin esasının incelenmesine geçilmeden önce alacaklı vekilinin temyiz başvurusunun süresinde olup olmadığı hususu ön sorun olarak ele alınıp değerlendirilmiştir.
    B. Gerekçe
    1. İlgili Hukuk
    1. 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun (İİK) 3 64... . maddeleri.
    2. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 77, 81, 83, 3 46... . maddeleri.
    2. Değerlendirme
    1. Uyuşmazlığın çözümü için konuyla ilgili yasal düzenlemelerin açıklanmasında yarar bulunmaktadır.
    2. Davaya vekâlet, HMK'nın 71 ilâ 83. maddeleri arasında düzenlenmiştir. Buna göre dava ehliyeti bulunan herkes, davasını kendisi veya tayin ettiği vekil aracılığıyla açabilir ve takip edebilir (HMK md. 71).
    3. Davaya vekâlet (temsil yetkisi) verilmesi, tek taraflı bir hukuki işlem niteliğinde olup vekâlet verenin (müvekkilin) tek taraflı bir irade beyanıyla gerçekleşir. Davaya vekâlet ehliyetine sahip olan kişiler kural olarak avukatlardır.
    4. Davaya vekâlet, kanunda özel yetki verilmesini gerektiren hususlar saklı kalmak üzere, hüküm kesinleşinceye kadar vekilin davanın takibi için gereken bütün işlemleri yapmasına, hükmün yerine getirilmesine, yargılama giderlerinin tahsili ile buna ilişkin makbuz vermesine ve bu işlemlerin tamamının kendisine karşı da yapılabilmesine ilişkin yetkiyi kapsar (HMK md. 73/1).
    5. Vekil (avukat), üzerine aldığı işi kanun hükümlerine göre ve yazılı sözleşme olmasa bile sonuna kadar takip eder (1136 sayılı Avukatlık Kanunu md. 171/1). Davaya vekâlet, davanın sonuçlanması ve hükmün icra edilmesi ile son bulur. Bu, davaya vekâletin normal sona erme biçimidir. Bundan başka davaya vekâlet, dava devam ederken istifa veya azil gibi bazı nedenlerle de sona erebilir.
    6. Azil ise temsil yetkisinin geri alınması, kaldırılmasıdır (Türk Hukuk Lûgatı, s.114).
    7. Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun "Vekilin azli" başlıklı 83. maddesinde; "(1) Vekil ile takip edilen davada, vekilin azli hâlinde vekâlet veren, davayı takip etmez ve iki hafta içinde bir başka vekil de görevlendirmez ise tarafın yokluğu hâlinde uygulanacak hükümlere göre işlem yapılır" düzenlemesi mevcuttur. Maddenin gerekçesi de "...Hüküm, vekilin azlinin davayı uzatma amaçlı kullanılmasını önlemek üzere, vekâlet veren tarafın onbeş gün içinde başka bir vekil görevlendirmesini veya davayı kendisinin takibini öngörmekte, kurala uyulmaması hâlinde, tarafın yokluğu hâlindeki hükümlerin uygulanmasını gerektirmektedir" şeklindedir.
    8. Vekilin azli, vekâlet verenin iradesi ile gerçekleşen bir durum olup vekilin azledilmesi iç ilişkide bu hususun vekile bildirildiği andan itibaren sonuç doğurmaktadır.
    9. Bununla birlikte vekilin vekâlet görevinden azledilmesi hâlinde vekil ile mahkeme ve karşı taraf arasındaki dış ilişki HMK'nın 77/4 ve 81. maddelerinde düzenlenmiştir. HMK'nın 81. maddesi "(1) Vekilin azli veya istifasının, mahkeme ve karşı taraf bakımından hüküm ifade edebilmesi için, bu konudaki beyanın dilekçeyle bildirilmesi veya tutanağa geçirilmesi ve gerektiğinde ilgilisine yapılacak tebligat giderinin de peşin olarak ödenmesi zorunludur" hükmünü haizdir.
    10. Görüldüğü üzere vekilin azlinin, mahkeme ve karşı taraf bakımından hüküm ifade edebilmesi için vekilin azlinin dilekçeyle bildirilmesi veya tutanağa geçirilmesi ve vekile yapılacak tebligat giderinin de peşin olarak ödenmesi zorunludur (Baki Kuru, Burak Aydın, Medeni Usul Hukuku El Kitabı, Cilt I, Ankara, 2025, s.367).
    11. Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 77/4. maddesi gereğince avukatın azledilmesi nedeniyle yargılama başka bir güne bırakılamaz. Bu hükme göre, vekilini azletmiş olan taraf (vekâlet veren), ondan sonraki duruşma (oturum) gününü öğrenip, o gün duruşmaya gelmek zorundadır. Yoksa mahkeme, tarafın vekilini azletmesi sebebiyle yargılamayı başka bir güne bırakamaz; yani tarafa tebligat yaparak onu yeni bir duruşmaya çağıramaz (Kuru, Aydın, s.368; Ramazan Arslan, Ejder Yılmaz, Sema Taşpınar Ayvaz, Emel Hanağası, Medeni Usul Hukuku, 6. Baskı, Ankara, 2020, s.286). Dolayısıyla vekilini azleden asılın davasını bizzat veya tayin edeceği bir vekil aracılığıyla takip etmesi kendisine ait bir yükümlülüktür.
    12. Tarafın davasını bir vekil ile yürütmesi ihtiyari olmakla birlikte, vekil vasıtasıyla takip edilen işlerde tebligatın nasıl yapılacağına ilişkin düzenlemelerden de bahsedilmelidir. 7201 sayılı Tebligat Kanunu'nun "Vekile ve kanuni mümesile tebligat" başlığını taşıyan 11/1. maddesinde vekil vasıtasıyla takip edilen işlerde tebligatın vekile yapılacağı ve vekil birden çok ise bunlardan birine tebligat yapılmasının yeterli olduğu düzenlenmiştir.
    13. Tüm bu açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde; alacaklı vekili Avukat ... tarafından borçlu aleyhine başlatılan genel haciz yoluyla ilâmsız takipte borçlu şirket temsilcisi asıl şikâyette gecikmiş itirazda bulunmuş, birleşen şikâyette ise borçlu şirket temsilcisi vekili aracılığıyla usulsüz tebliğ şikâyetinde bulunmuştur. İlk Derece Mahkemesince asıl şikâyette istemin reddine, birleşen şikâyette usulsüz tebliğ şikâyetinin kabulüne karar verilmiştir. Kararın alacaklı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. Kararın alacaklı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Özel Dairece karar bozulmuş, İlk Derece Mahkemesi tarafından Özel Daire bozma kararına karşı direnilmiştir. Direnme kararı alacaklı vekili Avukat ... tarafından temyiz edilmiştir.
    14. Dosya kapsamına alacaklı vekili Avukat ... tarafından 23.07.2024 tarihinde vekâletname sunulmuş olup İlk Derece Mahkemesinin 22.10.2024 tarihli direnme kararı adı geçen avukata değil, baştan beri dosyada vekâletnamesi bulunan alacaklı vekili Avukat ...'ya 10.11.2024 tarihinde e-tebligat yoluyla tebliğ edilmiştir. Alacaklı vekili Avukat ... tarafından dosyaya temyiz dilekçesi sunulmamıştır.
    15. İcra mahkemesince yapılan inceleme sırasında alacaklıya temsil etmeye başlayan Avukat ... tarafından 24.12.2024 tarihinde sunulan dilekçesi ile müvekkili ...'in Avukat ...’yı Bakırköy 23. Noterliğinin 13.02.2024 tarihli ve ... yevmiye No.lu azilnamesiyle azlettiğini, evrakın ön bürodan mahkemeye sunulduğu ancak azilname dikkate alınmaksızın direnme kararının azledilen avukata tebliğ edildiğini belirtmiş, temyiz dilekçesi ise Avukat ... tarafından 30.12.2024 tarihinde sunulmuştur.
    16. T.C. Adalet Bakanlığı Ulusal Yargılama Ağı Projesi (UYAP) sisteminde ve dosya kapsamında yapılan incelemede vekileden ... tarafından Avukat ...’nın azledildiğine ilişkin verilmiş bir dilekçe veya tutanağa geçirilmiş bir beyanının bulunmadığı görülmüş, İlk Derece Mahkemesinin 08.10.2025 tarihli cevap yazısında, alacaklı vekili Avukat ... tarafından sunulan 24.12.2024 tarihli beyanı dışında UYAP sistemi üzerinden Mahkemeye ön büro tarafından sunulan herhangi bir azilname veya belge bulunmadığı belirtilmiştir.
    17. Lüzum görülmesi üzerine UYAP sisteminde yapılan incelemede; şikâyet konusu icra takip dosyasına 18.02.2024 tarihinde borçlu şirket vekili Avukat ... tarafından sunulan beyan dilekçesinde alacaklı ... tarafından Avukat ...’nın Bakırköy 23. Noterliğinin 13.02.2024 tarihli ve ... yevmiye No.lu azilnamesiyle azledildiğini beyan ederek azilname sunulduğu, icra müdürlüğünce 19.02.2024 tarihinde Avukat ...'nın vekâletnamesinin bulunmadığı, vekâletname sunulması hâlinde tekrar taleple değerlendirme yapılmasına karar verildiği görülmüştür.
    18. Şu hâle göre Avukat ...’nın azledildiğine ilişkin vekileden ... tarafından verilmiş bir dilekçe veya tutanağa geçirilmiş bir beyan bulunmadığından gerekçeli kararın 10.11.2024 tarihinde alacaklı vekili Avukat ...'ya tebliği usul ve yasaya uygundur. Zira vekil vasıtasıyla takip edilen işlerde tebligat asıla değil vekile yapılır.
    19. 12.03.2024 tarihli ve 32487 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan 7499 sayılı Kanun'un 3. maddesiyle değişik İİK'nın 364/2. maddesine göre icra mahkemesi kararlarına karşı tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde temyiz yoluna başvurulabilir; temyiz yoluna başvurma ve incelemesi HMK hükümlerine göre yapılır. 7499 sayılı Kanun'un geçici madde 1 hükmüne göre İİK'da itiraz yolu ile istinaf ve temyiz kanun yollarına başvuru süreleri ve bu sürelerin tebliğ veya ilandan itibaren başlamasına ilişkin yapılan değişiklikler 01.06.2024 tarihinde ve sonrasında verilen kararlar hakkında uygulanır.
    20. Yukarıda yapılan açıklamalara göre İlk Derece Mahkemesinin 22.10.2024 tarihli direnme kararı alacaklı vekiliAvukat ...'ya 10.11.2024 tarihinde tebliğ edilmesiyle başlayan iki haftalık temyiz süresi 25.11.2024 tarihinde sona ermiş olup alacaklı vekili Avukat ...'ın 30.12.2024 tarihli temyiz başvurusunun süresinde olmadığı açıktır.
    21. Hâl böyle olunca, alacaklı vekilinin temyiz başvurusu İİK'nın 364/2 ve HMK'nın 366. maddelerinin göndermesiyle uygulanması gereken HMK'nın 346/2. maddesinde düzenlenen iki haftalık süreden sonra yapıldığından alacaklı vekilinin temyiz başvurusunun süreden reddine karar vermek gerekmiştir.
    KARAR
    Açıklanan sebeplerle;
    Alacaklı vekilinin temyiz başvurusunun 2004 sayılı Kanun'un 364/2 ve HMK'nın 366. maddelerinin göndermesiyle uygulanması gereken HMK'nın 346. maddesi uyarınca süre yönünden REDDİNE,
    İstek hâlinde temyiz peşin harcının yatırana iadesine,
    Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 19.11.2025 tarihinde oy birliğiyle kesin olarak karar verildi.

    Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
    Üye olmak için tıkla!