Anahtar kelimeler: Babaları Van Tan Adlarına Mirasbırakan Miras Payları İli İlçesi Mahallesi

MAHKEMESİ : Van Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesi
SAYISI
: █████████ E., ████████ K.İLK DERECE MAHKEMESİ
: ... 1. Asliye Hukuk MahkemesiSAYISI
: █████████ E., ███████ K.Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:I. DAVADavacılar; mirasbırakan babaları ...'tan kalan dava konusu Van ili, ... ilçesi, ... Mahallesi 1 18... , 16, 17... parsel sayılı taşınmazların kadastro çalışmaları sonucunda davalılar adına tespit ve tescil edildiğini, ancak taşınmazlarda kendilerinin de miras haklarının bulunduğunu ileri sürerek tapu kayıtlarının iptali ile miras payları oranında adlarına tescilini, olmadığı takdirde bedellerinin tahsilini istemişlerdir.II. CEVAPDavalılar ... ve ...; iddiaların doğru olmadığını, hak düşürücü sürenin geçtiğini, dava konusu 14... parsel sayılı taşınmazları 45 yılı aşkın zamandır kendilerinin kullandığını, mirasbırakanla bir ilgisinin bulunmadığını belirterek davanın reddini savunmuşlardır.Diğer davalılar ... ve ...; dava dilekçesindeki iddiaların doğru olduğunu, kadastro sırasında mirasbırakana ait tarlaların davacıların paylarının daha sonra tapuda devredilmek üzere adlarına tescil edildiğini, taşınmazların kendilerine ait olmadığını, ancak bugüne kadar davacılara devir yapılamadığını, taşınmazların davacılara verilmesine bir itirazlarının bulunmadığını, davacıların payları oranında adlarına tescile karar verilmesi konusunda takdirin Mahkemeye ait olduğunu bildirmişlerdir.III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARIİlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen karar ile; davacıların kadastrodan önceki nedenlere dayandıkları, dava konusu taşınmazların kadastro tespitlerinin 10.01.2008 tarihinde kesinleştiği, eldeki davanın ise 22.12.2022 tarihinde açıldığı, 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 12/3. maddesi uyarınca 10 yıllık hak düşürücü sürenin geçtiği gerekçesiyle davanın hak düşürücü süre nedeniyle usulden reddine karar verilmiştir.IV. İSTİNAFİlk Derece Mahkemesinin kararına karşı süresi içinde davacılar vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine, Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; kadastro öncesi nedene dayalı olarak açılan davanın, 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 12/3. maddesinde öngörülen hak düşürücü süreye tabii olup davanın açılış tarihi ile kadastro tespitlerinin kesinleştiği tarih arasında 10 yıldan çok fazla süre geçtiğinin anlaşıldığı, Kadastro Kanunu'nun 12/3. maddesinde düzenlenen 10 yıllık hak düşürücü sürenin, hakim tarafından re'sen dikkate alınması gereken maddi hukuka ve kamu düzenine ilişkin dava şartı olup bu sürenin geçmiş olmasının ve Mahkemece öncelikli olarak dava şartlarının olup olmadığının değerlendirilmesi gerektiğinden "davalının kabul" beyanının hukuki sonuç doğurmayacağı, İlk Derece Mahkemesi kararında bir isabetsizlik bulunmadığı gerekçesiyle davacılar vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.V. TEMYİZA. Temyiz SebepleriDavacılar vekili temyiz dilekçesinde özetle; verilen kararın hakkaniyete aykırı olduğunu, davanın temel sebebinin kadastro öncesi nedene dayanmadığını, davalıların güven verici davranışlarıyla kadastro sırasında hileli hareketler ile mirasbırakanlarından kalan dava konusu taşınmazların adlarına tescilini sağladıklarını, davacıların ayni hakkı gasp edildiğinden hak düşürücü süreden bahsedilemeyeceğini, davalıların sürekli olarak kendilerini oyalayarak taşınmazların devrini ötelediklerini, davalılardan ... ve ...'nin ise tevil yoluyla davayı kabul ettiklerini bildirdikleri halde Mahkemece anılan davalılar bakımından davanın reddine karar verilmesinin doğru olmadığını, delillerin eksik toplandığını belirterek kararın bozulmasını istemişlerdir.B. Değerlendirme ve GerekçeDava, kadastro öncesi nedene dayalı tapu iptali ve tescil, olmazsa bedel isteğine ilişkindir.Kadastro çalışmaları sonucunda Van ili, ... ilçesi, ... Mahallesinde bulunan 1 18... parsel davalı ... adına, 1 18... parsel davalı ... adına, 1 18... parsel davalı ... adına, 1 18... parsel ise davalı ... adına senetsizden ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle tespit edildiği, kadastro tespitlerinin 10.01.2008 tarihinde kesinleşmesi üzerine taşınmazların anılan davalılar adına tescil edildiği, eldeki davanın ise 22.12.2022 tarihinde açıldığı anlaşılmıştır.Hemen belirtilmelidir ki, İlk Derece ve Bölge Adliye Mahkemesince, davalılar ... ve ... adına kayıtlı olan dava konusu 1 18... ve 17 parsel sayılı taşınmazlar yönünden 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 12/3. maddesinde öngörülen hak düşürücü sürenin geçtiği gözetilerek yazılı şekilde karar verilmiş olması usul ve yasaya uygun olduğundan davacılar vekilinin dava konusu 1 18... ve 17 parseller yönünden temyiz itirazlarının reddi ile Bölge Adliye Mahkemesi kararının anılan parseller bakımından onanması gerekmiştir.Davacılar vekilinin diğer dava konusu 1 18... ve 20 parsellere yönelik temyiz itirazlarına gelince;Bilindiği üzere, 3402 sayılı Kadastro Kanunu′nun 12/3. maddesinde; kadastro tutanaklarında belirtilen haklara, sınırlandırma ve tespitlere ait tutanakların kesinleştiği tarihten itibaren on yıl geçtikten sonra, kadastrodan önceki hukuki sebeplere dayanılarak itiraz olunamayacağı ve dava açılamayacağı düzenlenmiştir.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 308. maddesi ise “Davayı kabul, davacının talep sonucuna, davalının kısmen veya tamamen muvafakat etmesidir. Kabul, ancak tarafların üzerinde serbestçe tasarruf edebilecekleri davalarda hüküm doğurur.”; 309/2. maddesi, "feragat ve kabulün hüküm ifade etmesi, karşı tarafın ve mahkemenin muvafakatine bağlı değildir."; 311. maddesi, “feragat ve kabul, kesin hüküm gibi hukuki sonuç doğurur.” hükümlerini içermektedir.Diğer yandan, hak düşürücü sürenin bir hakkı ortadan kaldıran-sona erdiren niteliğe sahip bulunması, davayı kabulün ise davalının üzerinde serbestçe tasarruf edebileceği bir davada kamu düzenine aykırı bir sonuç doğurmaması şartıyla davacı tarafın ileri sürdüğü hakkının gerçekte var olup olmadığından bağımsız olarak davaya son veren ve kesin hükmün sonuçlarını doğuran bir taraf işlemi olması karşısında, Mahkemece davayı kabul beyanına üstünlük tanımak suretiyle işlem yapılması gerektiği açıktır.Somut olayda, davalılar ... ve ... 27.03.2023 tarihli cevap dilekçelerinde; dava dilekçesindeki iddiaların doğru olduğunu, davaya bir itirazlarının olmadığını, taşınmazların payları oranında davacılar adına tesciline karar verilmesi konusunda takdirin Mahkemeye ait olduğunu bildirmişlerdir.Hal böyle olunca; davalılar ... ve ...'ın 27.03.2023 tarihli dilekçeleri değerlendirilerek gerektiği takdirde dilekçeleri açıklattırılıp anılan davalılar yönünden davanın kabul edilip edilmediği hususunun tereddüte yer vermeyecek şekilde açıklığa kavuşturulması, anılan davalılar tarafından davanın kabul edildiğinin anlaşılması halinde ise yukarıda yer verilen düzenlemelere göre davayı kabul beyanına üstünlük tanımak suretiyle dava konusu 1 18... ve 20 parseller yönünden davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde karar verilmiş olması doğru değildir.VI. KARARAçıklanan sebeplerle;Davacılar vekilinin dava konusu 1 18... ve 17 parsellere yönelik temyiz itirazlarının reddi ile Bölge Adliye Mahkemesi kararının kesin olmak üzere 6100 sayılı Kanun'un 370. maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,Davacılar vekilinin dava konusu 1 18... ve 20 parsellere yönelik temyiz itirazlarının ise değinilen yönden kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,Peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davacılara iadesine,Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,17.11.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.