Anahtar kelimeler: Aynısı Unsurlu Almaksızın Sektörde Karışıklığa Tekrarla İstemli Sinai Ayırt İzinsiz

T.C. İstanbul Anadolu 1. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ

ESAS NO
: ████████
KARAR NO
: ███████
DAVA
: Marka (Maddi Tazminat İstemli)
DAVA TARİHİ
: █████/2018
KARAR TARİHİ
: █████/2026
Mahkememizde görülmekte bulunan Marka (Maddi Tazminat İstemli) davasının yapılan açık yargılamasının sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
:
TALEP
: Davacı vekili dava dilekçesini duruşmada tekrarla; müvekkili şirketin --- numaralı----markalarının sahibi olduğu, aynı sektörde faaliyet gösteren davalının da izinsiz olarak “----” ibareli ürünlerin satışını yaptığı nı, davacının "----" esas unsurlu markalarını ve ayırt edilemeyecek kadar aynısı ve/veya benzerini, müvekkilinden herhangi bir izin/icazet almaksızın kullandığını, bu durumun tüketiciler nezdinde karışıklığa sebep olduğunu, müvekkilinin hakkına tecavüz ve haksız rekabet teşkil ettiğini belirterek, davalının eyleminin davacının “-----” esas unsurlu tescilli markalarına tecavüz ve haksız rekabet teşkil ettiğinin tespitine, işbu marka hakkına tecavüz ve haksız rekabet fiillerinin durdurulmasına, önlenmesine, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak şartıyla 1.000,00 TL maddi ve 10.000,00 TL manevi tazminatın davalıdan tahsiline, davalı tarafından “----” ibaresinin kullanılmasına son verilmesini, “----” ibaresinin yer aldığı her türlü basılı evrakların toplatılması ve imhasına, “--” ibaresinin ----- adlı web sitesinde kullanılmasına son verilmesine, bu ibarenin internet sitesinden çıkartılmasına, “----” ibareli tatlıların satışının durdurulmasına, gideri davalı yandan alınmak üzere mahkeme hükmünün kesinleşmesinden sonra SMK’nun 149/g maddesi gereğince ülke çapında yayın yapan tirajı en yüksek üç gazeteden birinde ilanına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
DAVAYA CEVAP
: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davalıya dava dilekçesi ve tensip tutanağı █████/2018 tarihinde tebliğ edildiği halde, cevap dilekçesini iki haftalık yasal süre geçtikten sonra █████/2018 tarihinde sunmuş, davacı taraf süresinde cevap dilekçesi sunulmadığına dair itiraz etmiştir.
Davalı vekili süresinde sunulmayan cevap dilekçesini duruşmada tekrarla; müvekkili şirketin yaklaşık iki yıldır hiçbir ticari faaliyeti bulunmadığını, müvekkilinin faal olmadığını, hiçbir alış ve satış işlemi yapmadığını, dolayısıyla haksız rekabetten söz edilemeyeceğini, davacının bu yöndeki taleplerinin anlamsız kaldığını, davacının tespit yaptırdığını bildirdiği tarihte müvekkilinin faal olmadığını, bu hususun müvekkili şirketin ticari defter ve belgelerinden de anlaşılabileceğini, davacının dava konusu ettiği markanın haksız bir şekilde tescil edildiğini, “-----” ibaresinin halka mal olmuş ve ülke çapında kullanılan bir marka olduğunu, markayı tanıtan kişinin davacı olmadığını, ancak müvekkilinin bu markayı kullanmadığını, davacının kullanıldığı iddia ettiğini pudingleri, müvekkilinin ---- olarak kullandığını, bu kullanımların da eski tarihli olduğunu, bu ürünlerin görsellerinin site yapım aşamasında geçici olarak kullanılmış olabileceğini, kabul anlamına gelmemekle beraber müvekkilinin bu kapsamda bir kazanç elde etmediğini, müvekkilinin --- kahve işletmesi olarak bilindiğini, tatlı satışı ile ön planda olmadığını, davacının markasından bir çıkar elde etme amacının bulunmadığını belirterek davanın reddini talep etmiştir.
UYUŞMAZLIK HAKKINDA TOPLANAN DELİLLER
:
Dosyaya Türk Patent ve Marka Kurumu kayıtları getirtilmiş olup, incelendiğinde; ---- numaralı "----" ibareli marka tescil belgesinin █████/2019 tarihinde, ---- numaralı --- ibareli marka tescil belgesinin █████/2019 tarihinde, ---- numaralı "----" ibareli marka tescil belgesinin █████/2014 tarihinde, ----- ibareli marka tescil belgesinin █████/2019 tarihinde, ---- numaralı "-----ibareli marka tescil belgesinin █████/2018 tarihinde, ----- numaralı ---" ibareli marka tescil belgesinin █████/2018 tarihinde davacı adına tescil edildiği görülmüştür.
Davacının ihtiyati tedbir talebinin değerlendirilmesi için Mahkememizce dosya üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırılmış, bilirkişiler Marka uzmanı ---- ve Bilişim uzmanı ----- sundukları █████/2019 tarihli raporda; dava konusu “-----” ibaresinin halihazırda yayında bulunan------web adresinde kullanılmadığı, ancak incelemeye konu ------internet sitesine ait arşiv kayıtları alt sayfalarıyla detaylı bir şekilde incelendiğinde, tespite konu tatlıların ve menünün yer aldığı kısımda, █████/2017 tarihli alt arşiv sayfası kaydında “----” başlığı altında ---- ibareli tatlının görseliyle birlikte tanıtıldığı, yine █████/2018 tarihli alt arşiv sayfası kaydında, “----” başlığı altında “----” ibareli tatlının tanıtımına yer verildiği,---- adlı web adresinin “----, Telefon: +----E-Posta:-----şeklindeki iletişim bilgilerine sahip dava dışı ---- isimli şahsa ait olduğu, ------web sitesinde ilgili ürünün, diğer ürünlerden ayırt edilmesinin sağlanması amacıyla “----” ibaresi ile tanıtıldığı, dolayısıyla ----web sitesinin █████/2017 ve █████/2018 tarihli arşiv kayıtlarından tespit edilen kullanımların markasal nitelik taşıdığı belirtilmiştir.
Dava konusu teknik bilgi gerektirdiğinden, tarafların delilleri toplandıktan sonra Mahkememizce dosya üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırılmış, Marka uzmanı --- ve gıda sektöründen seçilen Gıda Mühendisi ------ oluşan bilirkişi heyeti raporunda; davacının █████/2008 tarihli ve-/--- numaralı "---- numaralı "-----", █████/2014 tarihli ve --- numaralı "--- " ve █████/2017 tarihli ve ---- numaralı ------" markalarının tescilli sahibi olduğu, taraflara ait ticaret sicil kayıtlarına göre her iki taraf şirketin de faal oldukları, dosyaya sunulan █████/2019 tarihli bilirkişi raporu ile ----- adlı sitede █████/2017 tarihli arşiv kaydı sayfasında "----" başlığı altında "------" ibaresinin tatlı görseliyle birlikte yer aldığı, yine aynı adreste █████/2018 tarihli alt arşiv kaydında "----" başlığı altında---- ibaresinin tatlı görseliyle birlikte yer aldığının tespit edildiği, "-----" markası ile "----- ibarelerinin birebir aynılık derecesinde benzer olduğu, davacı markası ile davalı kullanımı arasında iktibas derecesinde benzerlik bulunduğu, davalı taraf her ne kadar "----" ibaresini cins isim olarak kullandığını belirtmiş olsa da, "-----" ibaresinin davacı markalarının tescil sınıfında 30. sınıfta gerçekleştiği, kartonda veya kavanozda sunulan bir puding tarifinin -/--- şehrine kain---- geldiği, sonradan pek çok farklı ürün geliştirse de, bu şirketin isminin adeta ürünle özdeşleştiği ve dünyaya oradan yayıldığı, "----" ibaresinin bir ürün adı olmayıp, özel bir tatlı türünü ilk kez dünyaya sunan bir şirketin markası olarak değerlendirilebileceği, Türkiye'de "----" markasının 2008 yılında davacı şirket tarafından tescil edildiği, davacı tarafın "----" ibaresinin 30. sınıfta meşru hak sahibi olduğu, "-----" markası ile özdeşleşen ürünün Türkiye'de davacı tarafça şöhrete kavuşturulduğu, ürünün çok popüler olması nedeniyle de ürün-marka özdeşleşmesi yaşandığı, "----" markasının, Türkiye'de --- menşeli "-----" firmasından bağımsız olarak kendi şöhretini yarattığı ve menşe yabancı şirket olsa dahi Türkiye'deki markanın çok uzun zaman önce bağımsızlaştığı, "-----" ibaresinin cins ismi olarak geniş halk kitlelerince kullanılmasının davacının markasının bilinirliğinden kaynaklandığı, ancak bunun davacının açık kusuru ispatlanmadıkça bir tacir olan davalının kullanımını meşru hale getirmeyeceğine dair görüş bildirilmiştir.Sınai Mülkiyet Kanununun 29. maddesinde, SMK'nun 7/2-b maddesi uyarınca tescilli marka ile aynı veya benzer olan ve tescilli markanın kapsadığı mal ve hizmetlerle aynı veya benzer mal veya hizmetleri kapsayan ve bu nedenle halk tarafından tescilli marka ile ilişkilendirilme ihtimali de dahil karıştırılma ihtimali bulunan herhangi bir işaretin marka sahibinin izni olmaksızın kullanılması, marka hakkına tecavüz olarak tanımlanmıştır. Yine Sınai Mülkiyet Kanununun 149. maddesinde marka hakkına tecavüz edilen marka sahibinin fiili tecavüzün olup olmadığının tespitini, muhtemel tecavüzün durdurulmasını, tecavüz fiillerinin durdurulmasını, tecavüzün kaldırılmasını, maddi ve manevi tazminat talebinde bulunabileceği düzenlenmiştir.Türk Ticaret Kanununun 55. maddesinde ise başkasının malları, iş ürünleri, faaliyetleri veya işleri ile karıştırılmaya yol açan önlemler almanın haksız rekabet olduğu belirtilmiştir.Mahkememizin 08.06.2021 tarih --- Esas ------ Karar sayılı ilamı ile; davanın reddine karar verilmiş, davacı tarafça kararın istinaf edilmesi üzerine, ---- Bölge Adliye Mahkemesi ----- Hukuk Dairesinin 28.11.2024 tarih-----Karar sayılı ilamı ile mahkememiz kararının kaldırılmasına karar verilmiş ve dosya mahkememizin ----- Esasına kaydedilmiştir.
Davacı tarafın maddi tazminat talepleri yönünden rapor tanzimi için dosya muhasip bilirkişiye tevdi edilmiş, hazırlanan 24.12.2025 tarihli raporda özetle; "Davacı vekilinin 25.03.2025 tarihli dilekçesi ile maddi tazminat talebinin SMK. M. 151. Maddesinin c bendi uyarınca ‘’ Sınai mülkiyet hakkına tecavüz edenin bu hakkı bir lisans sözleşmesi ile hukuka uygun şekilde kullanmış olması halinde ödenmesi gereken lisans bedeli’’ şeklinde ifade bulan Lisans Bedelinin tercih edildiğini Sayın mahkemeden talep ettiği, Görülmüş olup Lisans Bedelinin hesaplaması için Davalı tarafın ilgili yıllar Ticari Defterlerinin Sayın Mahkemeye sunulması gerektiği, fakat Davalı tarafından ticari defterlerin mahkemeye ibraz edilmediği görüldüğünden bir hesaplama yapılamamıştır. Takdir Sayın Mahkemenizindir. Yukarıda yapmış bulunduğumuz açıklamalar sonucunda, tüm bilgi ve belgelerin değerlendirilmesi ve 6100 sayılı HMK ’nın 266/c.2 hükmü uyarınca bilcümle hukuki takdir ve tavsif sadece Sayın Mahkemeye ait olmak üzere, kanaatimi arz ederiz. " yönünde görüş bildirilmiştir.----- Defterdarlığından gelen 01.10.2025 tarihli yazı cevabında; "İlgi kayıtlı yazınızda ----- bahse konu davaya ilişkin (Maddi Tazminat İstemli) davalı Dairemiz ----- vergi kimlik numaralı mükellefi ----- ait istemiş olduğunuz 2017-2019 yıllarına ilişkin beyan kayıtları ve BA- BS formu analizi yazımız ekinde gönderilmiştir. Söz konusu bilgi ve belgeler 213 sayılı Vergi Usul Kanununun S.maddesi hükmüne göre vergi mahremiyeti kapsamındadır." şeklinde bilgi verilmiş ve istenilen kayıtlar dosyamıza celb edilmiştir.Muhasip bilirkişiden aldırılan 24.12.2025 tarihli ek raporda özetle; "Davacı vekilinin 25.03.2025 tarihli dilekçesi ile maddi tazminat talebinin SMK. M. 151. Maddesinin c bendi uyarınca ‘’ Sınai mülkiyet hakkına tecavüz edenin bu hakkı bir lisans sözleşmesi ile hukuka uygun şekilde kullanmış olması halinde ödenmesi gereken lisans bedeli’’ şeklinde ifade bulan Lisans Bedelinin tercih edildiğini Sayın mahkemeden talep ettiği, Sayın Mahkemenin 11.09.2025 tarihinde TPMK ’ya yazdığı yazıya istinaden bir cevap gelmediği, dolayısıyla örnek bir sözleşmenin dosya kapsamında olmadığı, Dosya kapsamında Lisans Bedelinin cironun ne kadarı olabileceğine dair bir resmi kurum yazısı ( ----- veya benzeri ) olmadığı, Davalı tarafın defter belge sunmaması üzerine Sayın Mahkemenin Davalının bağlı bulunduğu ------ Vergi Dairesinden talep ettiği 2017-2018-2019 yılları Kurumlar Beyannamesinden Davalının Net satışları tespit edilmiştir ve emsal davalarda ----- genellikle Lisans Bedelinin Toplam Cironun %10 u olabileceği görüşü bildirildiğinden aşağıdaki hesaplama yapılmış olup takdir Sayın Mahkemenindir.
Davalı şirketin;
DAVALI ----- 2017-2018-2019 NET SATIŞLARI
Yıllar Net Satışlar 10%
2017 926.212,35 92.621,24
2018 12.102,19 1.210,22
2019 90.000,00 9.000,00
1.028.314,54 102.831,45
Toplam Ciro Toplam Tazminat
2017 yılında net satışları 926.212,35 TL bunun % 10 nu 92.621,24 TL
2018 yılında net satışları 12.102,19 TL bunun % 10 nu 1.210,22 TL 2019 yılında net satışları 90.000,00 TL bunun % 10 nu 9.000,00 TL
Toplam 2017 – 2018 – 2019 yılları Satışlar 1.028.314,54 TL bunun % 10 nu 102.831,45 TL tazminat olarak hesaplanmıştır. Dosya kapsamında Lisans Bedelinin oranın ne kadar olduğuna dair bir kurum yazısı olmasa da emsal davalarda ---- oranı genellikle %10 olduğundan bu hesaplama yapılmış olup takdir Sayın Mahkemenindir.Yukarıda yapmış bulunduğumuz açıklamalar sonucunda, tüm bilgi ve belgelerin değerlendirilmesi ve 6100 sayılı HMK ’nın 266/c.2 hükmü uyarınca bilcümle hukuki takdir ve tavsif sadece Sayın Mahkemeye ait olmak üzere, kanaatimi arz ederiz. " yönünde görüş bildirilmiştir.Davacı vekili mahkememize sunduğu 03.03.2026 tarihli dilekçesi ile maddi tazminat talebini 102.831,45-TL olarak arttırmıştır.
UYUŞMAZLIK HAKKINDAKİ YASAL DÜZENLEME
:
6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun 7/2, 29, 149, 150 ve 151. maddeleri,
Türk Ticaret Kanunu 55. Maddesi
GEREKÇE
:
Dava, markaya tecavüzün ve haksız rekabetin tespiti, durdurulması, önlenmesi ile maddi ve manevi tazminat davasıdır.
Mahkememizce --- Bölge Adliye Mahkemesi --- Hukuk Dairesi'nin----- Sayılı kaldırma kararı öncesinde yapılan -; "davacının "----" esas unsurlu ilk markasının 30. Sınıf kapsamında kalan "------" emtiası için 2008 yılında tescil edildiği, bilirkişi raporunda da belirtildiği üzere --- tarafından ----- şehrinden tüm dünyaya yayılan bir puding çeşidine bu firmanın markası olan "------" adı verilerek yaygın şekilde tatlı cinsi olarak kullanılmaya başlandığı, bu kullanımın Türkiye'de de oldukça yaygın olduğu, davacı şirketin 2008 yılından 2018 yılına kadar bu markanın tatlı cinsi adı olarak kullanılmasını önlemek için yasal yollara başvurduğuna, dava açtığına veya bu kullanımı engellemeye çalıştığına dair dosyaya bir delil sunulmadığı, davalının tespit edilen kullanımları incelendiğinde; tatlı ürünlerinin tanıtımı için menüde ve internet ortamında kendisine ait "----" markasıyla birlikte tatlı adı olarak "---- ibarelerini kullandığı, davacı ve davalı tarafın ticaretini yaptığı tatlı ürünlerinin alıcı kitlesinin ortalama tüketici kitlesi olduğu, ortalama tüketici kitlesinin "----- gördüğünde bu ürünü davacının markası ile karıştırma veya ilişkilendirme ihtimali bulunmadığı, zira tüketici kitlesi tarafından da "-----" ibaresinin bir tatlı çeşidi olarak bilindiği, davalının kendi markasıyla birlikte kullandığı "----" ibaresinin kullanım şekline ve bu ibarenin tatlı çeşidi olarak Türkiye'de ve dünyada yaygın olarak kullanılmasına göre, davalının eyleminin marka hakkına tecavüz teşkil etmeyeceği " gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiş, verilen bu karar --- Bölge Adliye Mahkemesi ----Hukuk Dairesi'nin---- Sayılı kaldırma kararı ile "-----adlı web sitesinin █████/2017 ve █████/2018 tarihli arşiv kayıtlarından tespit edilen kullanımların markasal nitelik taşıdığı tespit edildiği, kullanımların “---” ibareli tatlının görseliyle birlikte tanıtıldığı, yine █████/2018 tarihli alt arşiv sayfası kaydında, “----” başlığı altında ----- şeklinde olduğu davacının markalarının ayırt ediciliğinin, uyuşmazlık konusu yapılan mallar bakımından zayıf ise de, davalı kullanımının markaların birbirinden ayırt edilmesine imkân tanımadığı anlaşılmakla davalı kullanımının markaya tecavüz ettiği sabit olup mahkemece davanın reddine karar verilmesi yerinde görülmemiştir" gerekçesi ile kararın kaldırılması sonrasında dosya Mahkememizin yukarıda belirtilen yeni esasına kaydedilerek yargılamaya devam olunmuştur.
Markaların karıştırılma (iltibas) tehlikesi, iki ayrı marka karşısında bulunan kişilerin, bu markaların benzerliği sebebiyle, sunulan mal veya hizmetlerin aynı işletmeye veya ekonomik olarak bağlantı içerisinde bulunan işletmelere ait olduğunu düşünmeleri veya düşünme ihtimalleridir. Diğer bir tanıma göre karıştırılma ihtimali, bir -tescilsiz- işaretin veya tescil edilmiş bir markanın daha önce tescil edilmiş bir marka ile şekil, görünüş, ses, genel izlenim vs. sebeple ya aynı ya da benzer olduğu için önce tescil edilmiş marka olduğu zannını uyandırması tehlikesidir
Yapılacak incelemede karıştırılma (iltibas) ihtimalinin araştırılmasına ilk önce markalar arasında ayniyet ya da benzerlik bulunup bulunmadığından başlanması gerekir. Bunun için de ilk önce markalar arasında ayniyet veya benzerlik ve daha sonra mal ve/veya hizmetler arasında ayniyet veya benzerlik olup olmadığı araştırılmalıdır. Burada iltibas tehlikesinin belirlenmesinde, benzerliğin vasat düzeydeki tüketicilerin ilk bakışta ürün veya hizmetin karıştırılmasına sebep olması veya karıştırma tehlikesinin bulunması ölçütü esas alınır. Ancak özel alıcı grubu olan hedef kitle de somut olayda nazara alınabilir.
Bu açıklamalardan sonra dava konusu somut olay incelendiğinde; TPMK kayıtları ---- numaralı "-----" ibareli marka tescil belgesinin █████/2019 tarihinde, ---- numaralı "----- ibareli marka tescil belgesinin █████/2019 tarihinde, ----- numaralı ---" ibareli marka tescil belgesinin █████/2014 tarihinde, --- numaralı "----" ibareli marka tescil belgesinin █████/2019 tarihinde, --- numaralı "-/--" ibareli marka tescil belgesinin █████/2018 tarihinde, --- numaralı "-----" ibareli marka tescil belgesinin █████/2018 tarihinde davacı adına tescil edildiği ve markaların halen koruma altında bulundukları, davalı tarafın ------ adlı web sitesinin █████/2017 ve █████/2018 tarihli arşiv kayıtlarından tespit edilen kullanımların markasal nitelik taşıdığı tespit edildiği, kullanımların ----- ibareli tatlının görseliyle birlikte tanıtıldığı, yine █████/2018 tarihli alt arşiv sayfası kaydında, “----” başlığı altında “---- şeklinde olduğu, bu tespitler dikkate alındığında davalı tarafın “---- şeklindeki kullanımlarının davacı adına tescilli markaların ana ve ayırt edici unsurunun ----- ibaresi olduğu, davalı tarafın markasal kullanımlarının ana unsurunun da --- ibaresi olduğu, bu hali ile kelimedeki ----harfleri davalı tarafça yer değiştirilmek suretiyle kullanılsa da ortalama tüketicilerin davalı tarafın kullanımını davacının markası ile karıştırma ihtimalinin yüksek olduğu, yine davalı kullanımlarının da davacının markasının tescilli olduğu 30. Sınıfta dikkate alındığında sınıfsal benzer kullanımın da olduğu kabul edilerek ve kaldırma kararında belirtildiği üzere davacının markalarının ayırt ediciliğinin, uyuşmazlık konusu yapılan mallar bakımından zayıf ise de, davalı kullanımının markaların birbirinden ayırt edilmesine imkân tanımadığı kabul edilerek davalı kullanımlarının davacının marka hakkına tecavüz oluşturur mahiyette olduğu kabul edilmiştir.Bu tespitten sonra davacı tarafın maddi tazminat talebi de değerlendirilmiş, SMK'nun 149 ve devamı maddeleri gereği davacı tarafın marka hakkına tecavüzün varlığı halinde maddi tazminat talep hakkının bulunacağı kabul edilmiş, davacı tarafın 151/2-c Maddesi gereği davalı tarafın ihlale konu eylemden dolayı lisans bedeli yönünden talepte bulunduğu, davalı tarafın vergi dairesi kayıtları ve -/--- emsal bildirimi kapsamında alınan rapor ile belirlenen 102.831,45 TL lisans bedeli tutarında maddi tazminat talebinin kabulüne karar vermek gerekmiştir.Davacı tarafın manevi tazminat talebi de değerlendirilmiş, davalının davacı tarafa adına tescilli markayı marka hakkına tecavüz eder şekilde kullandığı, bu sübut karşısında davacı tarafın davalı taraftan SMK'nın 149. Maddesine göre manevi tazminat talep hakkının bulunduğu, davacının markaya konu kullanımlar, ticari iş hacmi, markanın itibarı, değeri, tarafların ticari ve ekonomik durumları, tecavüz eyleminin işleniş şekli ve somut olayın tüm koşulları dikkate alındığında 10.000,00-TL Manevi tazminatın uygun olduğu kanaati ile marka hakkına tecavüzden kaynaklı manevi tazminat talebinin kısmen kabulüne karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.Yine davacı tarafın kararın yayınlanmasına ilişkin talebi de değerlendirilmiş, SMK'nın 149/1-g maddesi gereği tecavüzün varlığı halinde kararın yayınlanması talebinde bulunma hakkı bulunduğu da gözetilerek bu yöndeki talebin de kabulüne karar vermek gerekmiştir.
Yine davacı tarafın marka hakkına tecavüz talepleri yanında TTK'nın haksız rekabeti düzenleyen 54. Vd. Maddeleri gereği talepleri de değerlendirilmiş, davacı tarafın ihlal edilen hakkının sınai mülkiyet haklarının kendi özel yasası niteliğindeki 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu hükümleriyle korunduğu ve az yukarıda ifade edildiği üzere SMK hükümleri kapsamında marka tecavüzün tespiti ve sonuçlarına dair kararı tesis edildiği, Yargıtay ------. Sayılı ilamında da belirtildiği üzere "SMK ile getirilen özel hükümler haksız rekabet hukukunu da kapsayacak şekilde ve haksız rekabete göre daha üstün koruma getirerek düzenlenmiştir. Davacı bu özel hükümlere de dayandığından tescilli tasarımın koruma alanı ile haksız rekabetin koruma alanının kesiştiği dava konusu olayda, yalnızca özel hükümler uygulama alanı bulacağından, özel hükmün yanında haksız rekabete ilişkin hükümlerin uygulanmasını gerektirir herhangi bir kanun hükmü de olmadığından, özel kanunla birlikte eş zamanlı olarak haksız rekabet hükümlerinin de uygulanmasının hukuki dayanağı bulunmadığı, hal böyle olunca, (Yargıtay ----- sayılı, yine 22.04.2021 gün ve ----- sayılı kararları) somut olay bakımından, SMK ile haksız rekabet hükümlerinin birlikte uygulanmasını gerektiren kümülatif korumanın uygulama alanı kalmadığı gözetilerek" şeklindeki gerekçesi de dikkate alınarak kümülatif korumanın mümkün olmadığı kanaati ile haksız rekabet yönündeki taleplerin reddine karar vermek gerekmiş ve davanın kısmen kabulüne dair aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.
HÜKÜM
: Yukarıda Açıklanan Nedenlerle;
Davanın KISMEN KABUL KISMEN REDDİ İLE,
1-Davalı tarafın "---- şeklindeki markasal kullanımları dolayısıyla davacı adına tescilli --- tescil numaralı " ------" markası yönünden marka hakkına tecavüz oluşturduğunun TESPİTİNE, TECAVÜZÜN DURDURULMASINA, TECAVÜZÜN ÖNLENMESİNE,
Davalı tarafın tecavüz oluşturan "-----" ibaresini markasal olarak kullanılmasına son verilmesini, "-----" ibaresinin yer aldığı her türlü basılı evrakların toplatılması ve karar kesinleştiğinde imhasına,
2-Davalı tarafa ait ----adresinde tecavüz oluşturan "----- şeklindeki kullanımlara son verilmesine, tecavüz olulşturan içeriklerin çıkarılmasına,
3-102.831,45-TL maddi tazminat alacağının davalı taraftan alınarak davacı tarafa ödenmesine,
4-10.000,00-TL Manevi tazminat alacağının davalı taraftan alınarak davacı tarafa ödenmesine,
5-Karar kesinleştiğinde kararın Türkiye çapında yayın yapan tirajı en yüksek üç gazeteden birinde bir kez ilanına, masrafın davalı tarafça karşılanmasına,
6-Davacı tarafın haksız rekabet yönündeki taleplerinin REDDİNE,
7-Alınması gerekli 7.708,00-TL harçtan, peşin alınan 187,86-TL, ıslahla alınan 1.740,00-TL olmak üzere toplam 1.927,86-TL'nin mahsubu ile eksik 5.780,14-TL'nin davalıdan hazine yararına tahsiline,
8-Yargılama sırasında davacı tarafça yapılan 1.968,96-TL harç, 10.434,50-TL bilirkişi ücreti, tebligat ve posta masrafı olmak üzere toplam 12.403,46-TL'nin kabul ret oranına göre 9.922,76-TL'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, bakiye kısmın davacı üzerinde bırakılmasına,
9-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT'ne göre marka hakkına tecavüz talebine ilişkin 55.000,00 TL vekalet ücretinin davalıdan tahsili ile davacı tarafa ödenmesine,
12-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT'ne göre erişimin engellenmesi talebine ilişkin 55.000,00-TL vekalet ücretinin davalıdan tahsili ile davacı tarafa ödenmesine,
13-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT'ne göre maddi tazminat talebine ilişkin 55.000,00-TL vekalet ücretinin davalıdan tahsili ile davacı tarafa ödenmesine,
14-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT'ne göre manevi tazminat talebine ilişkin 10.000,00-TL vekalet ücretinin davalıdan tahsili ile davacı tarafa ödenmesine,
15-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT'ne göre reddedilen haksız rekabet talebine ilişkin 55.000,00-TL vekalet ücretinin davacıdan tahsili ile davalı tarafa ödenmesine,Dair; davacı vekili vekilinin yüzüne karşı, davalının yokluğunda, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren yasal 2 haftalık süre içersinde istinaf yolu açık olmak üzere verilen karar, açıkça okunup, usulen anlatıldı.

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!