Anahtar kelimeler: Üreter Böbreğinde Ağrılar Koptuğunu Dakikalık Sırt Borusunun Radyoloji Materyalin Karın

MAHKEMESİ : Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi
SAYISI
: █████████ E., ████████ K.İLK DERECE MAHKEMESİ
: Kocaeli 2. Asliye Hukuk MahkemesiSAYISI
: ████████ E., ████████ K.Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle: kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hakimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:I. DAVADavacı vekili; müvekkilinin karın ve sırt bölgesindeki ağrılar nedeniyle davalı şirkete ait hastaneye başvurduğunu, böbreğinde taş tespit edildiğini ve 15 dakikalık bir operasyonla alınabileceğinin söylendiğini, ancak operasyonda kullanılan materyalin geri çekilmesi sırasında üreter borusunun koptuğunu, bu olaydan sonra yeterli müdahalede bulunulamadığını, radyoloji uzmanı çağrılarak nefrostamikatater takılmak istendiğini ancak başarılı olunamadığını, bunun üzerine müvekkilinin .... ...'a sevkedildiğini, müvekkiline durumun ciddiyetinin anlatılmadığını, kendisine taşın alındığının söylendiğini, gönderildiği Hastanede ototranplantasyon ile böbreğinin bulunduğu yerden alınarak mesanenin üst kısmına yerleştirildiğini bu uygulamanın çok riskli olduğunu, müvekkilinin 3'ü yoğun bakımda olmak üzere 20 gün hastanede yattığını, taburcu olduktan 2 ay sonra böbreğinin çalışmadığının tespit edildiğini, taşın 4,5 mm boyutunda olup operasyon için zorunluluk bulunmadığını alternatif yöntemlerin kendisine söylenmediğini, aydınlatılmadığını, davalıların özensizliği nedeniyle böbreğini kaybettiğini aylarca acı çektiğini, yara izi kaldığını ileri sürerek fazlaya dair hakları saklı kalmak kaydıyla 10.000,00TL maddi, 500.000,00TL manevi tazminatın olay tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalılardan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.II. CEVAP1. Davalı ... vekili; taşın böbrekte değil üreterde olması nedeniyle üreterorenoskopik (ÜRS) müdahalenin tek seçenek olduğunu, taşın bulunduğu alanın darlığı nedeniyle şok dalga tedavisinin (ESWL) şansının düşük olduğunu, literatürde 1. seçeneğin ESWL değil ÜRS olduğunu, ameliyatta üreterde darlık tespit edilince dilatasyon için USR geri çekilirken üreter avülsiyonunun meydana geldiğini üreter kopmasının ameliyatın komplikasyonlarından biri olduğunu, yeterli dilatasyon olmadığı(genişleme) için nefrostomi katateri yerleştirilemediğini, zaman olmadığı için derhal transplantasyon ekibine haber verildiğini, üroloji uzmanından görüş alındığını ve ototranplantasyona karar verildiğini, ambulansla ... 'a sevk edildiğini, diğer davalı ... tarafından ototranplantasyon gerçekleştirildiğini bu yekilde böbreğin hastanın pelvisine yerleştirildiğini, müvekkili tarafından yapılan operasyonda davacının böbreğine zarar verilmediğini zarar varsa ikinci müdahaleden kaynaklanmış olabileceğini, talep edilen tazminat tutarının fahiş olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.2. Davalı Acıbadem vekili; yapılan işlemlerin tıp bilimi kurallarına uygun olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARIYargıtay 4.Hukuk Dairesinin 03.07.2014 tarihli ilamıyla yargı yeri olarak belirlenen İlk Derece Mahkemesince davanın reddine dair önceki kararının Bölge Adliye Mahkemesince 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunun (HMK) 353/1-a-6 maddesi uyarınca kaldırılmasına karar verilmesinden sonra ilam başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararıyla, Adli Tıp Kurumundan ve 3 kişilik bilirkişi heyetinden alınan raporlarla davalı doktor ...'nin davacının sol üreterinde tespit edilen taşın üreterorenoskopi ile alınmasına yönelik işlemde ihmalinin ve kusurunun bulunmadığının belirlendiği meydana gelen komplikasyonda davalı doktorun tıp bilimine uygun davranışlar sergilediği ve kusurunun bulunmadığının anlaşıldığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiş; karara karşı süresi içinde, davacı vekili tarafından istinaf edilmiştir.IV. İSTİNAFBölge Adliye Mahkemesinin ilam başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararıyla 22.12.2020 tarihli kök ve kaldırma kararından sonra alınan ek rapora göre; ilk ameliyat kararı alınmadan önce 5x4,2 mm büyüklüğündeki taşın, davacının ağrı şikayeti ve ağrının başlangıcı ile tomografi sonucuna göre üreterde taşın bulunduğu seviye nazara alındığında tıkanıklığa bağlı genişleme görülmesi nedeniyle üreterin tıkandığının bilirkişilerce değerlendirildiği, bilirkişilerce mevcut diğer tedavi yöntemlerinin raporda değerlendirildiği ve tıbbi gereklilik nedeniyle aktif tedavi seçeneklerinden birinin seçilmesinin gerektiği, davalı doktorun uyguladığı tedavinin tıbbi gerekliliklere uygun olduğu, üreterden taşın çıkarılması esnasında üreter kopmasının komplikasyon olduğu, davalı doktorun bir kusurunun olmadığının değerlendirildiği, yine İstanbul Anadolu 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin █████████ E. █████████ K. sayılı dosyasından alınan ATK’nın 01.07.2015 tarihli raporu ile Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığının ██████████ sayılı soruşturma dosyasından alınan 02.01.2017 tarihli ATK raporlarında da davalılara atfedilecek bir kusur bulunmadığının değerlendirildiği, ayrıca 2. ameliyatta bir komplikasyon da gelişmediği, tedavinin yerinde olduğunun değerlendirildiği, dosyaya sunulan 16.04.2012 tarihli onam formunda ve ekindeki bilgilendirme formunda davacının ameliyata açıkça onay verdiği, onam formunu imzaladığı, bilgilendirme formunda operasyon sırasında üretere hasar verilebileceğinin açıkça yazıldığı yine hasar onarımı için açık cerrahi tedaviye ihtiyaç duyulabileceği, daha uzun süre hastanede kalmaya neden olabileceğinin bildirildiği gerekçesiyle, davacı vekilinin istinaf başvurusunun reddine karar verilmiş; karara karşı süresi içinde davacı vekili temyiz yoluna başvurmuştur.V. TEMYİZA. Temyiz SebepleriDavacı vekili; sol üriter kanalı tamamen tıkalı olduğuna dair kesinlik olmadığını, bundan dolayı tedavi için URS metodunun seçilmesinde de tıbben bir zorunluluk olmadığını, URS dışındaki diğer yöntemlerle de müvekkilinin tedavisinin mümkün olduğunu, bu yöntemler kullanılmadan direkt en riskli yöntem olan URS yöntemi kullanıldığını, operasyon sırasında üreter borusunda gönderilen telin taş ile birlikte sıkışıp gelmemesi halinde üreter borusunun kopmasına izin vermeden, operasyonun açık ameliyata çevrilerek yapılması gerekirken doktorun asılarak üreterin kopmasına sebep olduğunu, bunun açık bir hata olduğunu ve bilirkişilerce değerlendirilmediğini bilirkişilerin sadece tedavi yöntemini belirlenme aşamasını incelediğini sonraki girişimi yapan doktorun hatalarının değerlendirilmediğini, böbreğin yeniden dikilmeye çalışıldığını fakat başarılı olunamadığını, ikinci operasyon için onam alınmadığını bu durumun bilirkişi heyetinin gözünden kaçtığını, müvekkilimin sol böbreğinin cerrahi müdahale ile alınarak vücuttan çıkarıldığını ve şu anda tek böbrek ile yaşamına devam ettiğini, Mahkemenin itirazlarını dikkate almadığını belirterek, kararı temyiz etmiştir.B. Değerlendirme ve GerekçeUyuşmazlık, vekilin özen borcuna aykırılığı nedeniyle meydana gelen zararın tazmini istemine ilişkindir.Temyiz olunan karardaki gerekçeye, bilirkişi raporlarında tıkanıklıklarda olan kosto vertebral açı hassasiyeti bulgusunun bulunması, şiddetli ağrı, tomografide tıkanıklığa bağlı genişleme gözlemlenmesi ve taşın büyüklüğü ile konumuna göre böbrek fonksiyonlarına zarar vermeden kendiliğinden düşme ihtimalinin düşük olması nedeniyle böbrek fonksiyonlarının korunması ve sepsisin engellenmesi amacıyla uygulanan üreterorenoskopik müdahalenin tercih edilmesinin tıbbi gerekliliklere uygun olduğu, diğer seçeneklerin davacı için risk arzettiği, davacının aydınlatılmış onamının bulunduğu, URS sırasında meydana gelen üreteral avulsiyonun komplikasyon olduğu ve engellenmesi için açıkça kabul görmüş korucuyu kuralların bulunmadığı, komplikasyonun doğru yönetildiği yönünde görüş bildirildiği, aynı olayla ilgili olarak davacının sağlık sigortası tarafından davalı ... ile şirket hakkında açılan rücuen tazminat davasının sonucunda İstanbul Anadolu 1.Asliye Ticaret Mahkemesinin █████████ E., █████████ K. sayılı kararıyla reddine karar verildiği anlaşılmakla davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddiyle usul ve yasaya uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar verilmiştir.VI. KARARAçıklanan sebeplerle;Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 370/1 maddesi uyarınca ONANMASINA,Aşağıda yazılı bakiye temyiz karar harcının temyiz edene yükletilmesine,Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,26.01.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.