Anahtar kelimeler: Geride Terekesinin Ölüme Bürosunda Müteveffa Muris Ederken Babası Vefat Murisin

MAHKEMESİ :Tüketici Mahkemesi
SAYISI
: ████████ E., ████████ K.Mahkemece bozmaya uyularak verilen karar davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü.I. DAVADavacılar vekili; müvekkillerinin avukatlık bürosunda ortak olarak çalıştıklarını, davalının babası muris ... ile 28.03.2016 tarihinde avukatlık ücret sözleşmesi yaptıklarını ve kendilerine vekalet verildiğini, davalar devam ederken muris ...'ın 12.11.2016 tarihinde vefat ettiğini, geride mirasçısı davalının kaldığını, müteveffa vekil edenin vekili olarak takip edilen dava dosyalarının takip edilmesi ve murisin terekesinin tespiti ile ölüme bağlı işlemlerin yapılmasına yönelik olarak davalı ile aralarında 22.11.2016 tarihli "Avukatlık Kanunu Uyarınca Düzenlenen Avukatlık Ücret Sözleşmesinin" akdedildiğini, kendilerine vekalet verildiğini, sözleşme konusu davaların takip edildiğini, bu nedenle davalının hem mirasçı olarak hem de kendi imzaladığı sözleşme nedeniyle ödenmeyen avukatlık ücretinden sorumlu olduğunu, davalı yanca kendilerine ödenen bir vekalet ücreti bulunmadığını, davalının murisinin vekili olarak takip ettiği davalardan doğan alacaklarının murisin vefat tarihi olan 12.11.2016 tarihinde muaccel hale geldiğini, davalının yasal mirasçı olması ve vekalet ilişkisini ... Noterliğinin 06.12.2016 tarihli azilnamesi ile kötü niyetle sonlandırması nedeniyle vekalet ücretini ödemekle yükümlü olduğunu, .... Noterliğince 19.01.2017 tarih ve ... yevmiye numarasıyla davalıya vekalet ücreti ödemesi yönünde düzenledikleri ihtarnamenin 23.01.2017 tarihinde tebliğ edildiğini ancak davalının bu ihtara hiçbir yazılı belgeye dayanmadan 63.000,00 TL vekalet ücretinin ödendiği iddiasıyla itiraz ettiğini ileri sürerek, bilirkişi raporu ile belirlenecek değere göre belirli hale getirilmek ve fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak kaydıyla şimdilik 100.000,00 TL alacağın 23.01.2017 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile davalıdan tahsilini istemişler, 05.10.2022 tarihli bedel artırım dilekçeleri ile davalıya karşı doğacak alacak yönünden icra takibi yapma ve/veya yeni dava açma hakları saklı kalmak kaydı ile şimdilik rapor ile belirlenen %10 nispi ücreti ve karşı yan vekalet ücreti toplamı olan ve eksik harcı tamamlanan 307.847,44 TL'nin dava dilekçelerinde bildirilen temerrüt tarihinden itibaren yasal faizi ile davalıdan tahsilini istemişlerdir.II. CEVAPDavalı vekili; davanın belirsiz alacak davası şeklinde açılamayacağını, ölüm ile sona eren vekalet ilişkisinden doğan vekalet ücreti alacağının kendisinden talep edilemeyeceğini, davacılar ile aralarında kurulan vekalet ilişkisi ve imzalanan avukatlık ücret sözleşmesi müteveffa ... ile imzalanan sözleşme ile aynı davaların takibine ilişkin olduğundan, muris ile yapılan anlaşmaların kendiliğinden sona erdiğini, davacılara toplamda 72.633,00 TL ödeme yapıldığını, hak düşürücü sürenin dolduğunu, davacıların devam eden davalarla ilgili çelişkili, gerçekten uzak bilgiler vermeleri nedeniyle güveni kalmadığını, haklı nedenlerle davacıları azlettiğini, davacıların zaten bilinen mevduatlar üzerinden %10 üzerinden ücret almasının iyiniyete, ahlaka TBK'nın 27. maddesine aykırı olduğunu, taraflar arasında imzalanan 22.11.2016 tarihli sözleşmenin geçerli bir sözleşme olmadığını, davacıların 19.01.2017 tarihli vekalet ücret alacağını talep ettikleri ihtarnamede herhangi bir alacak miktarı belirtilmediğinden temerrütün gerçekleşmediğini savunarak davanın reddini istemiştir.III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARIİlk Derece Mahkemesinin 17.09.2019 tarihli ve ████████ E., ████████ K. sayılı kararıyla; alınan bilirkişi raporunda, davalı murisi ... ile davacılar arasında 28.03.2016 tarihli avukatlık ücret sözleşmesi yapıldığı, Menderes Sulh Hukuk Mahkemesinin ████████ E., Menderes 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin ███████ E. ve Menderes 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin ████████ E. sayılı dosyaların davacı vekiller tarafından takibi için ücret sözleşmesi imzalandığı, davacılar ile davalı arasında yapılan 22.11.2016 tarihli avukatlık ücret sözleşmesinin altına davacı vekiller tarafından, 05.12.2016 tarihinde sözleşmenin feshedildiği, tarafların birbirinden herhangi bir hak ve alacak talep edemeyecekleri yazılıp, taraflarca imzalandığı ve imzanın da inkar edilmediği, işbu beyandan bir gün sonra yani 06.12.2016 tarihinde davalı tarafından vekillerin azledildiği, davalının 63.000,00 TL elden ödeme yapıp yapmadığı hususlarında takdirin Mahkemeye ait olduğunun bildirildiği, tarafların rapora karşı beyan ve itirazları dikkate alınarak ara karar uyarınca dosyanın aynı bilirkişiye tevdii ile ek rapor alınmasına karar verildiği, bilirkişinin 19.07.2019 tarihli ek raporunda; davacıların fesih beyanının murisle ve davalı ile yapılan sözleşmeyi birlikte sona erdirdiği kanaatine varılması halinde, davacıların davalıdan vekalet ücreti talebinde bulunamayacağı, fesih beyanın sadece davalı ile yapılan sözleşme için hüküm ifade edeceği kanaatine varılması halinde Menderes 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin ████████ E. sayılı ve Menderes 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin ███████ E. sayılı dosyaları için Avukatlık Kanunu'nun 164/son hükmü uyarınca hangi oran üzerinden karar verileceğinin takdirinin Mahkemeye ait olduğu, davacılar ile davalı arasında yapılan 22.11.2016 tarihli avukatlık ücret sözleşmesinin, davalı murisi ... ile yapılan 28.03.2016 tarihli avukatlık ücret sözleşmesinden bağımsız olduğunun düşünülemeyeceği, zira sözleşmede murisin davalarından açıkça bahsedildiği, ayrıca ... hakkında açılan ceza dosyası beraat ile sonuçlandığı, bunun da ibranın baskı ile yapılmadığını kanıtladığı ve zorla imzalatıldığına dair başkaca delil ve tanık anlatımı bulunmadığı, Menderes 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin ████████ E. sayılı dosyasında kamera kayıtları üzerinde yapılan bilirkişi incelemesinde de söz konusu paranın tesliminin ispatlandığı, sonuç olarak davacıların fesih beyanının murisle ve davalı ile yapılan sözleşmeyi birlikte sona erdirdiği kanaatiyle davacıların davalıdan vekalet ücreti talebinde bulunamayacağı anlaşılmakla davanın reddine karar verilmiş; karara karşı, davacılar vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.IV. İSTİNAFBölge Adliye Mahkemesinin 29.04.2021 tarihli ve ████████ E., ████████ K. sayılı kararıyla; istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, karar davacılar vekili tarafından temyiz edilmiştir.V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ1. Dairemizin 26.01.2022 tarihli ve █████████ E., ████████ K. sayılı ilamıyla; bozma nedenlerine göre davacılar vekilinin sair temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik gerek görülmediği belirtilerek, davacılar ile davalının murisi ... arasında yapılan 28.03.2016 tarihli Avukatlık Ücret Sözleşmesine göre izaleyi şuyu davasının dava takip yetkisinin davacı avukatlara verildiği, 12.11.2016 tarihinde muris ...'in vefat ettiği ve geride mirasçılık belgesine göre tek mirasçı olarak davalının kaldığının anlaşıldığı, 22.11.2016 tarihinde davalı tarafından davacı avukatlara vekaletname verildiği ve murisin sözleşme gereği takip edilen izaleyi şuyu davası, sözleşme dışı da takip edilen ön alım ve alacak davalarıyla ilgili olarak davacılarla aynı tarihte avukatlık ücret sözleşmesi yapıldığı, 05.12.2016 tarihinde, davalı ile yapılan avukatlık ücret sözleşmesinin altına beyan olarak; sözleşmenin feshedildiği, tarafların birbirinden herhangi bir hak ve alacak talep edemeyecekleri yazılıp, taraflarca imzalandığı ve imzanın da inkar edilmediği, mahkemece davacılar ile yapılan her iki sözleşmenin de birbirinden bağımsız düşünülemeyeceği ve 05.12.2016 tarihli ibra belgesi gereği yapılan ödemenin her iki sözleşmeyi de kapsadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verildiği, ne var ki; davacılar ve davadışı muris ile yapılan avukatlık ücret sözleşmesinin sadece izaleyi şuyu davasını kapsarken, davalı ile yapılan avukatlık ücret sözleşmesinin ise izaleyi şuyu, ön alım ve alacak davalarını kapsadığı, ayrıca davalı ile yapılan sözleşmede, dava dışı muris ile yapılan sözleşmenin devamı olduğuna dair bir ibare bulunmadığı da dosya kapsamından anlaşıldığı, 06.01.2016 tarihinde de davalı tarafından davacıların azledildiği, o halde, her iki ücret sözleşmesi birbirinden bağımsız olup, vekalet ücretine hak kazanılıp kazanılmadığı noktasında ayrı ayrı değerlendirme yapılması gerektiği, Avukatlık Kanunu'nun 164/4 maddesine göre; "Avukatlık ücretinin kararlaştırılmamış olduğu veya taraflar arasında yazılı ücret sözleşmesinin bulunmadığı yahut ücret sözleşmesinin belirgin olmadığı veya tartışmalı olduğu veya ücret sözleşmesinin ücrete ilişkin hükmünün geçersiz sayıldığı hallerde, değeri para ile ölçülebilen dava ve işlerde asgari ücret tarifelerinin altında olmamak koşuluyla ücret itirazlarını incelemeye yetkili merci tarafından davanın kazanılan bölümü için avukatın emeğine göre ilamın kesinleştiği tarihteki müddeabihin değerinin yüzde onu ile yüzde yirmisi arasındaki bir miktar avukatlık ücreti olarak belirlenir." düzenlemesinin mevcut olduğu, bu oran belirlenirken davalının sarf ettiği emek ve mesai ile dava ve takibin ve uyuşmazlığın niteliği gözardı edilmemesi gerektiği, dava dışı muris ... ile yapılan avukatlık ücret sözleşmesi gereği izaleyi şuyu davasından sözleşme hükümlerine göre, diğer ön alım ve alacak davası için aralarında yazılı bir ücret sözleşmesi bulunmadığından Avukatlık Kanunu 164/4 maddesine göre davalının, mirasçı olması sıfatıyla sorumlu olması gerektiği, davacılar ile davalı arasında imzalanan 22.11.2016 tarihli avukatlık ücret sözleşmesinin sonuna el yazısıyla yazılan ibra beyanına göre, takip edilen davalarla ilgili herhangi bir hak ve alacak bulunmadığı belirtildiği yani ödeme yapıldığı, ibra belgesinde "işbu sözleşme" denilerek sadece ibranın davalı ile davacılar arasında yapılan sözleşme gereği takip edilen davalarla ilgili olduğunun da belirtildiği, o halde, avukatlık ücret sözleşmelerinin birbirinden bağımsız olduğu, 22.11.2016 tarihli avukatlık ücret sözleşmesi gereği ödemenin yapıldığı ve tarafların ibra edildiği bu sözleşme yönünden kabul edilerek, davalının murisi ... ile davacılar arasında yapılan avukatlık ücret sözleşmesi ve verilen vekaletname gereği takip edilen davalarda davalının da muris ...'in tek mirasçısı olarak sorumlu olması gerektiğinden, mahkemece bu yönde bir araştırma yapılıp sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde her iki sözleşmeyi de kapsar şekilde ibranın kabul edilerek davanın tümden reddine karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olduğu" gerekçesiyle bozulmasına karar verilmiştir.2. İlk Derece Mahkemesinin 06.10.2022 tarihli ve █████████E., █████████ K. sayısı belirtilen kararı ile,Yargıtay 3. Hukuk Dairesinin bozma gerekleri yerine getirilmekle bilirkişiden 20.06.2022 havale tarihli rapor aldırıldığı, rapordan özetle; davacılar ile davalının murisi ... arasında 28.03.2016 tarihli avukatlık ücret sözleşmesi imzalandığını ve sözleşmede sadece Menderes Sulh Hukuk Mahkemesinin ████████ E. sayılı ortaklığın giderilmesi davası için avukatlık ücreti olarak davanın bitiminde ya da sulh olunması halinde dava konusu malın muhammen bedelinin müvekkil payına düşen miktarının %10'u kararlaştırılmış olmakla, ücretin hesaplanmasında işbu sözleşmenin esas alınacağını, dava/taşınmaz değeri olarak 1.340.000,00 TL'nin esas alındığını, davalının murisinin hissesine isabet eden bedelin 803.463,46 TL olduğu, %10 akdi vekalet ücretinin 80.346,84 TL olduğu, ortaklığın giderilmesi davaları maktu ücrete tabi olduğundan azil tarihi olan 2016 yılı AAÜT uyarınca talep edilebilecek maktu karşı vekalet ücretinin 1.500,00 TL olduğu, Menderes Sulh Hukuk Mahkemesinin ████████ E. sayılı dosyasının takibi için davacılar ile davalının murisi ... arasında herhangi bir ücret kararlaştırılmadığı anlaşıldığından, Avukatlık Kanunu'nun 164/son maddesi hükmüne göre, takdiri mahkeme ait olmak üzere müddeabihin (1.340.000,00 TL) %10'u ile %20'si arasında bir miktar avukatlı ücreti olarak belirleneceği, tüm dosya kapsamı ile azilnamenin haksız olduğu ve avukatlık ücretlerinin azilnamenin muhatap davacı vekillere ulaştığı tarihte muaccel hale geldiğinin anlaşıldığı, davalının davacının mirasçısı olması sebebiyle sorumlu olduğunun anlaşıldığı, dosya kapsamı ile mahkemece benimsenen bilirkişi raporu doğrultusunda davacı vekillerin Avukatlık Kanunu'nun 164/4 maddesi uyarınca sözleşme dışı takip edilen dava ve işler sebebiyle sarf ettikleri emek, mesai ve uyuşmazlıklar niteliği itibariyle %10 oranında akdi vekalet ücretine hak kazandıkları, ayrıca muris ile yapılan avukatlık ücreti sözleşmesi hükümleri uyarınca belirlenen akdi ve tüm takip edilen dava ve işler sebebiyle karşı vekalet ücretleri yönünden davacı tarafın toplamda 307.847,44 TL alacak isteminin yerinde olduğu, davalıya keşide edilmiş olan ihtarname uyarınca 31.07.2017 tarihinde temerrüt koşullarının oluştuğu gözetilerek, talep artırma dilekçesi doğrultusunda davanın kabulü ile akdi ve karşı yan vekalet ücret alacağından oluşan toplamda 307.847,44 TL'nin temerrüt tarihi olan 31.01.2017 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiş; karar, davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.3. Dairemizin 04.07.2023 tarihli ve █████████ E., █████████ K. sayılı ialmıyla; " 1. Dava konusu olayda davacı avukatlar, davalı murisi ...'ın vekiliyken, adı geçenin 12.11.2016 tarihinde ölümü üzerine davacılar ile ... arasındaki vekalet sözleşmesi kendiliğinden sona ermiştir. Murisin ölüm tarihi itibariyle takip edilen dosyalar henüz sonuçlanmamış derdesttir. Daha önce Dairemizce verilen bozma kararı ile kesinleştiği üzere, davalı ile yapılan sözleşmede, dava dışı muris ile yapılan sözleşmenin devamı olduğuna dair bir ibare olmayıp, her iki ücret sözleşmesi birbirinden bağımsız olup, vekalet ücretine hak kazanılıp kazanılmadığı noktasında ayrı ayrı değerlendirme yapılması gerekir. Avukatlık ücret sözleşmeleri birbirinden bağımsız olup, 22.11.2016 tarihli avukatlık ücret sözleşmesi gereği ödemenin yapıldığı ve tarafların ibra edildiği bu sözleşme yönünden kabul edilmelidir. Dolayısıyla bu durumda, davalı tarafça davacıların azlinin haklı ya da haksız olmasının bir önemi yoktur.2. Mahkemece yanılgılı şekilde bozma gereği tam olarak yerine getirilmeden, hem azilnamenin haksız olduğu belirtilip hem de davalının murisin mirasçısı olması sebebiyle sorumlu olduğunun anlaşıldığı gerekçesiyle, davacı vekillerin Avukatlık Kanunu'nun 164 üncü maddesinin 4 üncü fıkrası uyarınca sözleşme dışı takip edilen dava ve işler sebebiyle sarf ettikleri emek, mesai ve uyuşmazlıklar niteliği itibariyle %10 oranında akdi vekalet ücretine hak kazandıkları, ayrıca muris ile yapılan avukatlık ücreti sözleşmesi hükümleri uyarınca belirlenen akdi ve tüm takip edilen dava ve işler sebebiyle karşı vekalet ücretleri yönünden davacıların toplamda 307.847,44 TL alacak isteminin yerinde olduğu belirtilerek, davanın kabulüne karar verilmiş olması doğru değildir. Dava konusu olayda, mahkemece %10 üzerinden ücret takdiri yapılmakla beraber, ücret konusu olan her bir dosya nedeniyle ayrı ayrı değerlendirme yapılmamış, derdest olan dosyalar yönünden Avukatlık Kanununa göre hesaplanan vekalet ücretlerinden indirim yapılmadan hüküm kurulmuştur.3. Davalının murisi ... ile davacılar arasında yapılan avukatlık ücret sözleşmesi ve verilen vekaletname gereği takip edilen davalarda, davalının muris ...'in tek mirasçısı olarak sorumlu olması gerektiğinden davacı avukatların, murisin ölüm tarihi itibariyle devam edip henüz kesinleşmeyen dosyalar bakımından, sarf etmiş olduğu emek ve mesaiye, hak ve nesafete göre belirlenecek bir ücrete hak kazandığı kabul edilmelidir. Sarf edilen emek ve mesai ile hak ve nesafete göre belirlenecek olan ücretin, her bir dosya yönünden ayrı ayrı değerlendirilmesi gerektiği izahtan varestedir. O halde mahkemece, davalının murisi ... ile yapılan avukatlık ücret sözleşmesi gereği izaleyi şuyu davasından sözleşme hükümlerine göre, diğer ön alım ve alacak davası için aralarında yazılı bir ücret sözleşmesi bulunmadığından Avukatlık Kanunu'nun 164 üncü maddesinin 4 üncü fıkrasına göre davalının, mirasçı olması sıfatıyla sorumlu olması gerektiği gözetilerek, davacıların her bir dava yönünden gerekçeleri ile birlikte ayrı ayrı hak ve nesafete göre hak kazanmış olduğu ücret belirlenip, Avukatlık Kanunu'na göre hesaplanan vekalet ücretlerinden indirim yapılarak sonucuna göre bir hüküm kurulması gerekirken, açıklanan bu husus göz ardı edilerek, yazılı şekilde karar verilmiş olması, usul ve yasaya aykırıdır. " gerekçesiyle bozulmasına karar verilmiştir.4. İlk Derece Mahkemesinin ilam başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; "davanın değer arttırım dilekçesi doğrultusunda kısmen kabulü ile 216.461,25 TL nin temerrüt tarihi olan 31.07.2017 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya ödenmesi ile fazlaya ilişkin kısmın reddine karar verilmiş; karar, davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.VI. TEMYİZTemyiz SebepleriDavalı vekili; davacılara herhangi bir borcu bulunmadığını, ibranın değerlendirilmediğini, sulh olunan değer üzerinden hesaplama yapılmasının hatalı olduğunu, %10 üzerinden hesaplama yapılmasının da hakkaniyete aykırı olduğunu belirterek Mahkeme kararının bozulmasına karar verilmesini istemiştir.B. Değerlendirme ve GerekçeUyuşmazlık, akdi ve karşı yan vekalet ücretlerinin tahsili istemine ilişkindir.1. Temyiz olunan kararda belirtilen gerekçeye, olayın meydana geliş şekline, uyulmasına karar verilen önceki tarihli bozma ilamları ile kesinleşen kısımlara dair yeniden inceleme yapılamayacağının anlaşılmasına davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddi gerekir.2. Bir mahkemenin Yargıtay Dairesince verilen bozma kararına uyması sonunda, kendisi için o kararda gösterilen şekilde inceleme ve araştırma yaparak, yine o kararda belirtilen hukuki esaslar gereğince hüküm verme yükümlülüğü doğar. Usuli kazanılmış hak olarak tanımlanan bu olgu mahkemeye, hükmüne uyduğu Yargıtay bozma kararında belirtilen çerçevede işlem yapma ve hüküm kurma zorunluluğu getirmektedir (09.05.1960 tarihli ve 21/9 sayılı YİBK).Mahkemece uyulmasına karar verilen Dairemiz 04.07.2023 tarihli bozma ilamında açıkça; "O halde mahkemece, davalının murisi ... ile yapılan avukatlık ücret sözleşmesi gereği izaleyi şuyu davasından sözleşme hükümlerine göre, diğer ön alım ve alacak davası için aralarında yazılı bir ücret sözleşmesi bulunmadığından Avukatlık Kanunu'nun 164 üncü maddesinin 4 üncü fıkrasına göre davalının, mirasçı olması sıfatıyla sorumlu olması gerektiği gözetilerek, davacıların her bir dava yönünden gerekçeleri ile birlikte ayrı ayrı hak ve nesafete göre hak kazanmış olduğu ücret belirlenip, Avukatlık Kanunu'na göre hesaplanan vekalet ücretlerinden indirim yapılarak sonucuna göre bir hüküm kurulması gerekirken, açıklanan bu husus göz ardı edilerek, yazılı şekilde karar verilmiş olması, usul ve yasaya aykırıdır." ifadesine rağmen hesaplanan vekâlet ücretinde herhangi bir indirim yapılmaksızın karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup kararın bozulmasına karar verilmiştir.VII. KARARAçıklanan sebeplerle,1. Davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine,2.Temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 371. maddesi uyarınca davalı yararına BOZULMASINA,Peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde temyiz edene iadesine,21.01.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.