Anahtar kelimeler: Ayvalık Parasal İzmir Birleşen Kesinlik Şartı Eksiklikleri Belli Uyularak Sayisi
3. Hukuk Dairesi         █████████ E.  ,  █████████ K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ : İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi

SAYISI
: ████████ E., ████████ K.
BİRLEŞEN DAVA TARİHİ
: 27.06.2016
İLK DERECE MAHKEMESİ
: İzmir 14. Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI
: ████████ E., ████████ K.
Bölge Adliye Mahkemesince bozmaya uyularak verilen karar, birleşen davada davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
1.Asıl davada davacı vekili; davalı ile müvekkili kooperatif arasında tarihi belli olmayan Ayvalık Asliye Hukuk Mahkemesinin ████████ E. sayılı dosyanın takibine ilişkin Avukatlık Ücret Sözleşmesi yapıldığını, Avukatlık Kanunu'na aykırı olarak dava konusunun parasal karşılığının %4 olarak vekalet ücretinin belirlendiğini, koşula bağlı vekalet ücretinin geçersiz olduğunu, bu anlaşmada müddeabihin dava tarihindeki değeri öngörülmediği gibi hüküm altına alınan miktardan da söz edilmediğini, sözleşmenin konusunun belirsiz olduğunu, sözleşmenin hükümsüz olduğunu ileri sürerek; avukatlık ücret sözleşmesinin iptali ile borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini talep etmiştir.
2.Birleşen davada davacı vekili; müvekkilinin davalı kooperatife karşı olan yükümlülüklerini eksiksiz yerine getirdiğini, müvekkilinin kooperatif vekili olarak 15 yıl boyunca Ayvalık Asliye Hukuk Mahkemesinde görülen davayı yürüttüğünü, müvekkilinin davalı kooperatif yetkililerinden vekalet ücreti alacağını talep ettiğini, ancak müvekkiline herhangi bir ödeme yapılmadığını ileri sürerek fazlaya ilişkin talep ve dava haklarının saklı kalması kaydıyla 10.000,00 TL vekalet ücreti alacağının 25.12.2013 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiş; 11.02.2022 tarihli talep arttırım dilekçesi ile dava değerini 562.714,24 TL artırarak toplam 572.714,24 TL bedelin 25.12.2013 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
1.Asıl davada davalı vekili; davanın yasal dayanaktan yoksun olduğunu, müvekkilinin 15 yıl avukatlık hizmeti verdiğini, kötüniyetle dava açıldığını savunarak davanın reddini istemiştir.
2.Birleşen davada davalı vekili süresinde olmayan cevap dilekçesiyle; davanın belirsiz alacak talepli olarak açılmasının hukuken mümkün olmadığını, bahse konu avukatlık ücreti sözleşmesi gereğince davacı tarafa aylık ödemelerin yapıldığını, alacağın zamanaşımına uğradığını savunarak davanın reddini istemiş; davalı vekili süresinde verdiği ıslah dilekçesine karşı cevap dilekçesiyle; zamanaşımı itirazında bulunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
1. İzmir 14. Asliye Hukuk Mahkemesinin 23.03.2016 tarihli ve ████████ E., ███████ K. sayılı ilamıyla; 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun'un 3/1-k maddesi, 3/1-l maddesi ile 73. maddesi gereğince tüketici işlemleri ile tüketiciye yönelik uygulamalardan doğabilecek uyuşmazlıklara ilişkin davalarda Tüketici Mahkemeleri görevli kılındığı, dava konusu uyuşmazlıkta Tüketici Mahkemelerinin görevli olduğu gerekçesiyle dava dilekçesinin görevsizlik nedeni ile reddine, Mahkemenin görevsizliğine, kararın kanun yoluna başvurulmadan kesinleşmesi halinde kesinleşmesinden itibaren kanun yoluna başvurulmuş ise başvurunun reddi kararının tebliğ tarihinden itibaren 2 hafta içinde başvurulması halinde dosyanın görevli İzmir Nöbetçi Tüketici Mahkemesine gönderilmesine, aksi takdirde davanın açılmamış sayılacağına karar verileceğine karar verilmiştir.
2. İzmir 3. Tüketici Mahkemesinin 11.06.2018 tarihli ve █████████ E., ████████ K. sayılı ilamıyla; bilirkişi raporunun 6502 sayılı Kanun kapsamına uygun olduğu, hüküm vermeye yeterli ve elverişli olduğu, davalı avukatın sözleşme ile üstlenmiş olduğu işi tamamlamış olması sebebi ile davacının sözleşmenin iptalini talep edemeyeceği ve sözleşmeye konu davanın kısmen davacı kooperatif lehine sonuçlanmış olması sebebi ile davalının lehe sonuçlanan kısım için davacıdan ücret talep edebileceği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş; karar davacı vekili ve davalı vekili tarafından istinaf edilmiştir.
3. İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesinin 06.12.2019 tarihli ve █████████ E., █████████ K. sayılı ilamıyla; 6102 sayılı Ticaret Kanun'un 11. ve devamı maddeleri ve Yargıtay Hukuk Kurulu kararı gereğince kooperatiflerin tacir sayıldığı, davacının tüketici sıfatını taşımadığı, davaya bakmakla görevli mahkemenin genel Mahkeme olduğu gerekçesiyle, davacının ve davalının istinaf talebinin görev yönünden kabulüne, İzmir 3.Tüketici Mahkemesinin 11.06.2018 tarihli ve █████████ E., ████████ K. sayılı kararının kaldırılmasına, genel Mahkeme sıfatıyla bakılmak üzere dosyanın İlk Derece Mahkemesine iadesine kesin olarak karar verilmiştir.
4. İzmir 14. Asliye Hukuk Mahkemesinin ilam başlağında tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; davacı kooperatifin iptalini talep ettiği sözleşmeyi imzaladıktan ve sözleşme konusu işin davalı avukatça tamamlanıp bitirilmesinden sonra düzenlenen sözleşmenin usul ve yasaya aykırı olduğunu ileri sürerek iptalini talep etmesinin hakkın kötüye kullanılması niteliğinde bulunduğu, bir hakkın kötüye kullanılması niteliğindeki taleplerin hukuken korunmasının mümkün olmadığı, ayrıca düzenlenen sözleşmede sözleşmenin geçersiz sayılmasını gerektirecek derecede ağır hukuka aykırılık hallerinin de bulunmadığı, sözleşmenin kanuna aykırı kısımlarının uygulanmayıp yerinin Kanun maddeleri ile doldurulmak suretiyle ayakta tutulmasının mümkün olduğu, davalı avukatın söz konusu davanın takibini yaparak vekalet görevini yerine getirmiş olması nedeniyle sözleşmede kararlaştırılan bu davaya ilişkin olarak belirlenecek vekalet ücretini hak ettiği, dava konusu gayrimenkullerin değerinin Ayvalık 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin ███████ Talimat sayılı dosyası üzerinden tespit edilmiş olduğu, 5.542.142.36 TL kazanılan kısmın kesinleşme tarihi itibariyle müddeabbih olduğu, taraflar arasındaki Avukatlık Ücret Sözleşmesindeki dava konusunun parasal karşılığı ile o tarih itibari ile yürürlükte bulunan Avukatlık Kanunu uyarınca asgari akdi oran olan %5 üzerinden yapılan hesaplama sonucu bulunan vekalet ücretinin 286.357,12 TL olduğu, sözleşmede belirtilen %4 oranın yasal oranın altında olması nedeniyle uygulanmasının mümkün olmadığı, bu durumda taraflar arasında yapılmış olan Avukatlık Ücret Sözleşmesinin esaslı noktalar bakımından geçerli olduğu ve sözleşme konusu işin davalı avukat tarafından takip edilerek tamamlandığı, yapılan hesaplamalara göre bu miktarın 286.357,12 TL olarak belirlendiği, davacı avukatın hukuk müşavirliği hizmeti karşılığı alacağı ücretin sözleşmede ayrıca kararlaştırılmış olması nedeniyle hukuk müşavirliği nedeniyle aldığı ücretlerin yürüttüğü dava nedeniyle hak ettiği vekalet ücreti alacağından mahsup edilmesinin mümkün olmadığı, her iki alacak kalemlerinin ayrı konulara ilişkin bulunması nedeniyle birbirlerinden takas ve mahsup edilemeyeceği gerekçesiyle asıl davanın reddine, birleşen davanın talep arttırım dilekçesi kapsamında 286.357,12 TL üzerinden kısmen kabulü ile bu miktarın 10.000,00 TL'nin birleşen dava tarihi olan 27.07.2016 tarihinden, kalan 276.357,12 TL'nin talep arttırım tarihi olan 11.02.2022 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte birleşen davada davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine, birleşen davacının fazlaya ilişkin isteminin reddine karar verilmiş, karara karşı süresi davacı/birleşen davalı vekili ve davalı/birleşen davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
IV. İSTİNAF
Bölge Adliye Mahkemesinin 21.10.2022 tarihli kararıyla; mahkeme tespit ve gerekçesine göre davacı yanın sözleşmenin geçersiz olduğuna dair istinaf talebinin yerinde olmadığı, ücretin belirlenmesinde hükmün kesinleşme tarihi olan 2013 yılında yürürlükte olan Avukatlık Kanunu'nun 164. maddesi gereğince %10 oranı üzerinden hesaplama yapılması gerektiği gerekçesiyle davacının (birleşen davada davalı) istinaf talebinin reddine, davalının (birleşen davada davacı) istinaf talebinin kısmen kabulü ile İzmir 14. Asliye Hukuk Mahkemesinin 24.03.2022 tarihli ve ████████ E., ████████ K. sayılı kararının kaldırılmasına, asıl davanın reddine, birleşen davanın talep arttırım dilekçesi kapsamında 572.714,24 TL üzerinden kısmen kabulü ile bu miktarın 10.000,00 TL'nin birleşen dava tarihi olan 27.07.2016 tarihinden, kalan 562.714,24 TL'nin talep arttırım tarihi olan 11.02.2022 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davacıdan (birleşen davada davalı) tahsili ile davalıya (birleşen davada davacı) ödenmesine karar verilmiş, karara karşı süresi içinde davacı/birleşen davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
Dairece verilen 05.02.2024 tarihli ilamla; davalı/birleşen davacının dava dilekçesinde dava dilekçesine ekli (Ek.1) Avukatlık Ücret Sözleşmesine göre "dava konusunun parasal değerinin %4'ü avukatlık ücreti' olarak kabul edilmiş ve davacı müvekkilim ve davalı Kooperatif yetkilileri tarafından imza altına alınmıştır." Beyanıyla sözleşme ilişkisinin olduğunu kabul ettiği, davacı/birleşen davalı Kooperatif'in karar defterine de 05.02.1998 tarihinde işlendiği, davalı/birleşen davacı vekil tarafından sözleşmede yer alan edimin yerine getirildiği, sözleşmenin hükümsüz olduğunun ileri sürülmesinin hakkın kötüye kullanılması niteliğinde olduğu, kaldı ki 818 sayılı Borçlar Kanunu'nun 20. maddesi (6098 sayılı Kanun'un 27. maddesi) gereğince sözleşmenin içerdiği hükümlerden bir kısmının hükümsüz olması, diğerlerinin geçerliliğini etkilemeyeceği anlaşılmakla davacı/birleşen davalı vekilinin asıl davaya ilişkin tüm temyiz itirazlarının reddine, birleşen dava yönünden ise; birleşen davacı avukatın hukuki yardımın başladığı tarihte dava konusu müddeabih değeri üzerinden sözleşmede yer alan %4 üzerinden avukatlık ücretine karar verilmesi gerekirken yanılgılı değerlendirme ile takip edilen dava dosyasının kesinleşme tarihindeki lehe kazanılan taşınmaz değerleri üzerinden 2013 yılında yürürlükte olan 1136 Avukatlık Kanun'un hükümlerine göre karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğu, ayrıca birleşen davacı avukatın, dava dilekçesinde davalı ile yaptığını belirttiği anlaşma üzerinden hesaplama yapıp, dava değerini belirleyerek dava açmasının mümkün olduğu, kaldı ki, birleşen davacının, dava dilekçesinde belirsiz alacak davası olarak nitelendirmeyerek fazlaya ilişkin hakkını saklı tutarak davayı kısmi dava olarak talepte bulunduğu, kısmi dava açılması halinde zamanaşımı yalnız alacağın kısmi dava konusu yapılan miktarı için kesileceği, birleşen davacı vekili, kısmi dava açmış olmakla birlikte 11.02.2022 tarihinde verdiği talep artırım dilekçesinin ıslah dilekçesi mahiyetini taşıdığı, birleşen davalı Kooperatif vekilinin de ıslah dilekçesine karşı süresinde zamanaşımı definde bulunduğu, o halde, Bölge Adliye Mahkemesince davanın kısmi dava olduğu, birleşen davalı Kooperatif vekili tarafından ıslahla artırılan kısım bakımından süresinde zamanaşımı definde bulunulduğu gözetilerek zamanaşımı konusunda değerlendirme yapılıp sonucuna göre karar verilmesi gerekirken ıslah dilekçesi talep artırım dilekçesi olarak nitelendirilerek yazılı şekilde hüküm tesisinin usul ve yasaya aykırı olduğu gerekçesiyle, Bölge Adliye Mahkemesi kararının birleşen dava yönünden bozulmasına karar verilmiştir.
Bozmaya uyan Bölge Adliye Mahkemesinin ilam başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; birleşen dava tarihinin 27.07.2016, vekalet alacağına konu davanın kesinleşme tarihinin 25.12.2013 ve ıslah tarihinin ise 11.02.2022 olduğu, vekilin ücret alacağı hakkının 25.12.2013 tarihinde doğduğu, vekalet ücreti alacağı davalarında zamanaşımı süresi 5 yıl olup, ıslah tarihinin 11.02.2022 olduğu, birleşen dava kısmi dava niteliğinde açıldığı için, dava dilekçesinde belirtilen 10.000,00 TL'yi aşan kısım yönünden zamanaşımı süresinin dolduğu ve koooperatif tarafından da süresi içinde zamanaşımı def'inin öne sürüldüğü için 5 yıllık zamanaşımının süresi dolduğu gerekçesiyle asıl dava için kararın kesinleşmesi nedeniyle asıl dava yönünden hüküm kurulmasına yer olmadığına, birleşen İzmir 9. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2020/3 11... /224 Karar sayılı dosya yönünden; davanın kısmen kabulü ile; 10.000,00 TL'nin birleşen dava tarihi olan 27.07.2016 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte birleşen davanın davalısından tahsiline ve birleşen davanın davacısına verilmesine karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde birleşen davada davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
VI. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Birleşen davada davacı vekili; dava konusu avukatlık ücret sözleşmesinde ücretin oransal olarak belirlendiğini fakat orana temel olan bedelin belirlenmediğini, müvekkili avukattan ücret sözleşmesine konu olan taşınmazların değerini bilmesinin beklendiğini, bu iddianın gerçekçi olmadığını, yargılama sürecinde taşınmazların kıymetinin takdiri için defalarca bilirkişi raporu alındığını, davacının mülkiyet hakkının ihlal edildiğini, talep konusunun miktarı, taraflar arasında tartışmasız veya açıkça belli olmadığını, müvekkilinin cevaba cevap dilekçesinde açıkça belirsiz alacak iddiasına dayandığını, zamanaşımı iddiasının hakkın kötüye kullanılması niteliğinde olduğunu, hukuki kesinlik ilkesinin ihlal edildiğini ileri sürerek; kararın bozulmasını istemiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, asıl davada taraflar arasında imzalanan vekalet sözleşmesinin iptali ile borçlu olmadığının tespiti ve birleşen davada ise, vekalet ücretinin tahsili istemine ilişkindir.
Temyizen incelenen Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozmaya uygun olduğu, uyulan bozma ilamı doğrultusunda inceleme yapılarak karar verildiği, birleşen davanın kısmi dava olduğu, birleşen davalı vekili tarafından ıslahla artırılan kısım bakımından süresinde ileri sürülen zamanaşımı defi gözetilerek verilen kararın yerinde olduğu, bozmanın kapsamı dışında kalarak kesinleşmiş yönlerin incelenmesinin artık mümkün olmadığı anlaşılmakla, birleşen davada davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile usul ve yasaya uygun olan kararın onanmasına karar verilmiştir.
VII. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 370/1 maddesi uyarınca ONANMASINA,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
17.11.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!