Anahtar kelimeler: Koçanları Tensipleri Yaprakları Şefi Yeminli Biriminde Sakarya Kocaeli Muhasebe Müşavir
9. Hukuk Dairesi         ████████ E.  ,  ████████ K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ : Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesi

SAYISI
: █████████ E., █████████ K.
İLK DERECE MAHKEMESİ
: Kocaeli 6. İş Mahkemesi
SAYISI
: ████████ E., ████████ K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacılar vekili dava dilekçesinde; davalıların, müvekkili Şirketlerde mali işler müdürü, muhasebe şefi ve yeminli mali müşavir olarak görev yaptıklarını, müvekkili Şirketlerin ticari faaliyetleri uyarınca çeşitli bankalardan çek koçanları aldığını ve çek yaprakları kullandığını, söz konusu çeklerin muhasebe biriminde muhafaza edildiğini, müvekkili Şirketlerin üst yönetimin tensipleri ve idari kararlarıyla zaman içinde muhasebe kadroları ve yönetici kadrolarında değişikliğe gidildiğini, yeni mali ve idari kadroların göreve başlamasından sonra yapılan inceleme ve denetlemelerde davalılar ... ve ...'ın görev yaptığı dönemde ... Bankası, ... Bankası, ... Bankası ve ... ait bazı çek yapraklarının muhasebe servisinde olmadığının tespit edildiğini, akıbetleri hakkında bilgi ve kayda rastlanılmadığını, çek karneleri ve çek yapraklarının kötüniyetli kişilerin eline geçmesi ve tahsile verilmesinin söz konusu olduğunu, davalıların görev yaptığı 2019 yılı ve öncesine ilişkin dönemde görevlerini ihmal etmeleri sebebiyle iade alınabilecek 2.240.059,00 TL katma değer vergilerinin (KDV) iadeye konu edilmediğini, 1.436,549,00 TL'lik kısmının 2020 Aralık ayında davacı Şirketler tarafından ticari kayıt ve defterlere zarar olarak işlenmek zorunda kaldığını, kalan 803.510,00 TL'lik bölümün ise 2021 yılının ilk aylarında netleşebileceği için yasal zorunluluk olarak cari yılda yazılacağını, davalıların eylemlerinin güveni kötüye kullanma suçu oluşturduğundan haklarında şuç duyurusunda bulunulduğunu, söz konusu olaylar neticesinde müvekkili Şirketlerin maddi ve manevi zarara uğradığını belirterek müvekkili Şirketlerin zararının davalılardan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
1. Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; müvekkilinin 01.12.2008-27.08.2018 tarihleri arasında davalılardan ... İzmit Üretim AŞ'de çalıştığını, davacı Şirket aleyhine açılan işe iade davasının istinaf incelemesinden geçerek kesinleştiğini, süresinde yapılan başvuruya karşın davacı Şirket tarafından işe başlatılmaması sonucunda fark kıdem tazminatı, fark ihbar tazminatı ile yıllık ücretli izin alacaklarının davacı Şirket aleyhine başlatılan takip üzerine tahsil edildiğinini, davacı aleyhine işe başlatma tazminatı ve boşta geçen süre ücretinin tahsili amacıyla başlatılan takibe yapılan itiraz üzerine davacı Şirket aleyhine açılan itirazın iptali davasının hâlen derdest olduğunu, müvekkili ile davacı ... ve ... AŞ arasında iş sözleşmesi bulunmadığını, talep edilen alacakların zamanaşımına uğradığını, müvekkilinin serbest muhasebeci mali müşavir belgesi sıfatı ve belgesi olmadığından KDV beyannamesi verme ve iade isteme yetkisinin olmadığını, kanunen yetkisi ve sorumluluğu bulunmayan müvekkiline husumet yöneltilemeyeceğini savunarak davanın reddini istemiştir.
2. Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; müvekkilinin davacı Şirket bünyesinde muhasebe uzmanı olarak diğer davalı ...'e bağlı şekilde çalıştığını, Şirketteki fiilî görevinin muhasebesel işlemler yanında insan kaynakları ile ilgili işlemlere ilişkin olduğunu, müvekkilinin finans kısmı ile ilgili herhangi bir yetki ve görev tanımına giren bir işlem ve sorumluluğunun söz konusu olamadığını, çek koçanı kullanımı ve müşterilerden alınan çeklerin ise tedarikçi firmalara yapılan alımlar karşılığında ciroların dava dışı E.A. ve davalı ... tarafından atılan çift imza ile gerçekleştirildiğini, KDV iadelerinde geriye dönük 2 yıllık hak düşürücü süre mevcut olduğunu, davacı Şirketlere gerek finans bölümünde gerekse muhasebe bölümünde iddia edilen yıllar arasında birçok personel sirkülasyonu olduğunu, giriş çıkış, görev devri, sorumluluk devri vs. olmasına rağmen yalnızca 3 kişiye dava açılması, dava açılan kişilerin de işbu dava evvelinde davacı Şirketlere karşı işçilik alacaklarına ilişkin davalarının olması sebebi ile açılan işbu davanın manidar olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
3. Müteveffa davalı ... vekili cevap dilekçesinde; müvekkilinin yeminli mali müşavir olmak sıfatıyla yasal olarak davacı Şirketlerin çalışanı olmadığını, taraflarına husumet yöneltilemeyeceğini, müvekkilinin yeminli mali müşavir olarak 31.12.2019 tarihine kadar davacı Şirketlerin yeminli mali müşavirliğini yaptığını, müvekkilinin gerek taraflar arasındaki tam tasdik sözleşmeleri gerekse KDV iadesine ilişkin tasdik sözleşmelerini Gelir İdaresi Başkanlığına bildirdiğini ve sözleşmelerin gereğini tam ve eksiksiz olarak yerine getirdiğini, müvekkiline yöneltilebilecek herhangi bir kusur olmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davalıların davacı işyerinde mali işler müdürü, muhasebe şefi ve yeminli mali müşavir olarak çalıştığı dönemlerde Şirketin kullandığı çek yapraklarının bulunamadığına ilişkin iddiasına ve iade alınabilecek KDV'nin iadeye konu edilmemesi nedeniyle zarara uğradığına dair her bir iddianın Mahkemece alınan mezkur bilirkişi raporunda ayrıntılı olarak incelendiğinin görüldüğü, davalıların davacı Şirketlere kesin olarak zarar verdiğine dair iddiaların somut bir belgeye dayanmadığı, Kocaeli Cumhuriyet Başsavcılığına yapılan şikâyet sonucu kovuşturma yapılmasına yer olmadığına ilişkin karardan da anlaşılacağı üzere iddiaların soyut nitelikte olduğu kanaatine varıldığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı Şirketler vekili ile davalı ... vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, İlk Derece Mahkemesi hâkiminin objektif, dosyadaki verilerle çelişmeyen tespitleri ile karar gerekçesine ve uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kurallarına göre 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 355. maddesi uyarınca istinaf sebepleriyle sınırlı olarak ve resen kamu düzeni yönünden yapılan inceleme sonucu, İlk Derece Mahkemesinin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden kanuna aykırılık bulunmadığının anlaşıldığı gerekçesiyle davacı Şirketler vekili ile davalı ... vekilinin istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davacılar vekili temyiz dilekçesinde;
1. Davalıların görev yaptığı döneme ilişkin hangi bankanın hangi çek yapraklarının kayıp olduğu Mahkemeye bildirilmesine karşın ilgili bankalar nezdinde bir araştırma yapılmadan eksik inceleme sonucunda düzenlenen bilirkişi raporunun hükme esas alınmasının hatalı olduğunu,
2. Davalıların görev yaptığı dönemde, ihmal veya kasıtları sebebiyle iade alınamayan ve süresinde işlem yapılamayan KDV tutarını tespit için müvekkili Şirketlerin ticari defter, kayıt ve belgeleri üzerinde bilirkişi incelemesi yapılmışsa da eylemlerin tespitinin zaman aldığını, bu sebeple süresinde gerekli işlemlerin gerçekleştirilemediği hususu üzerinde durulmadan hatalı değerlendirme ile hatalı hüküm kurulduğunu ileri sürmüştür.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, davacı Şirkete ait olan ve muhasebe servisinde bulunamayan çek yapraklarının kaybolması ile KDV işlemlerinden dolayı davacıların zararının oluşup oluşmadığına, oluşmuş ise zarardan davalıların sorumlu tutulup tutulamayacaklarına ilişkindir.
Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacılar vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeple;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edenlere yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
03.02.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!