Anahtar kelimeler: Heyete Bam Esaskarar Başkan Tevdi Yazim Katip Konya Üye Talebi

T.C. KONYA BAM 3. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: ... - ...

T.C.
KONYA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
3. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO
: ...
KARAR NO
: ...
KARAR TARİHİ
: █████/2026
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
BAŞKAN
: ..... (...)
ÜYE
: ..... (...)
ÜYE
: ..... (...)
KATİP
: ..... (...)
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ
: Konya .... ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
KARAR TARİHİ
: █████/2025
NUMARASI
: ... Esas ... Karar
DAVACI
: ........
VEKİLİ
: Av.....
DAVALI
: 1- ........
VEKİLİ
: Av.....
DAVALILAR
: 2- ........
3- ........
VEKİLİ
: Av.....
DAVA
: Sigorta (Trafik Sigortası Kaynaklı)
İSTİNAF KARAR TARİHİ
: █████/2026
İSTİNAF KARAR YAZIM TARİHİ
: █████/2026
Yukarıda bilgileri yazılı mahkemece verilen karara ilişkin istinaf talebi üzerine mahkemece dosya istinaf incelemesi yapılmak üzere dairemize gönderildiğinden yapılan ön inceleme ve incelemeyle heyete tevdi olunan dosyanın gereği görüşülüp aşağıdaki karar verilmiştir.
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ :
Davacı vekilinin mahkememize sunmuş olduğu dava dilekçesinde özetle; Müvekkili ........, ........ plaka numaralı aracıyla Konya İli Karatay İlçesi ........ Caddesi istikametinden Şehir Hastanesi yönüne doğru seyir halinde iken ........ Caddesi üzerinden trafik ışıklı kavşağa yaklaştığını, müvekkilinin kavşaktan geçiş yaptığı esnada şüpheli ........, sevk ve idaresindeki ........ plaka numaralı aracı ile aynı kavşağa girmeye çalışırken trafik ışığı kendisine kırmızı yanmasına rağmen geçiş yaptığını ve trafik kurallarını ihlal ettiğini, kazanın meydana gelmesine sebebiyet verdiğini, müvekkilinin yaralanması nedeniyle hastaneye kaldırıldığını, müvekkilinin ruhsal durumunun da olumsuz etkilendiğini, olay sonrasında Konya ... Asliye Hukuk Mahkemesi ... Değişik İş sayılı dosyası ile kazadaki kusurun belirlenmesi için delil tespiti yapılmasını talep ettiklerini, düzenlenen bilirkişi raporunda; müvekkilinin kusurunun bulunmadığının tespit edildiğini, kaza sonucunda müvekkilinin aracının ağır hasara uğradığını, aracın özellikle motor aksamlarının bulunduğu ön bölümü başta olmak üzere, arka kısmında da ciddi yapısal deformasyonlar ve hasarlar meydana geldiğini, araç genel bütünlüğünü kaybettiğini ve ekonomik tamir sınırlarının çok üzerinde bir zarar oluştuğunu, müvekkilinin uğradığı tüm zararlardan davalıların müştereken ve müteselsilen sorumlu olduğunu, Müvekkilinin aracının, yalnızca özel ulaşım aracı olmanın ötesinde, mesleki faaliyetlerinin ve sosyal hayatının devamlılığını sağlayan asli ve zorunlu bir vasıta niteliğinde olduğunu, müvekkilinin uzun bir süre boyunca ulaşım imkanından mahrum kaldığını, sigorta şirketine başvuru yapıldığını, hiçbir olumlu geri dönüş alınamadığını, arabuluculuğa başvuru yapıldığını anlaşma sağlanamadığını, bu nedenlerle; 09.06.2024 tarihli kaza sebebiyle müvekkilinin uğramış olduğu zararın tespitini, fazlaya ilişkin talep ve dava haklarının saklı kalması kaydıyla, şimdilik kısmi olarak açtıkları 1.000 TL maddi zarar, 1.000 TL ikame araç bedeli tazminat miktarının davalı gerçek kişiler yönünden 09.06.2024 kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi, davalı sigorta şirketi yönünden temerrüt tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile müvekkiline ödenmesini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı ........ ve ........ vekilinin mahkememize sunmuş olduğu cevap dilekçesinde özetle; kaza öncesi, müvekkili ........, trafik ışıklarının fasılalı yanıp sönerken kavşağa yavaş şekilde giriş yaptığını, kavşağın ortasına geldiğinden davacı idaresinde aracı ile aniden önüne çıktığını, davacının anlatımına göre davacı kendisine yeşil ışık yanmadan sarı ışıkta aracı hareket ettirdiğini, sarı yanan ışıkta davacının geçiş hakkı bulunmadığını, kaza sonrası tutulan Trafik Kazası Tespit Tutanağında; kazanın oluşunda tarafların farklı beyanda bulunmaları sebebiyle kusur dağılımı yapılamadığını, her iki tarafında sarı yanan ışıkta geçmesi halinde kazanın oluşunda eşit kusurlu olacaklarını, davacının asli kusurlu olduğunu, bir aracın kaza sonrasında ağır şekilde hasar alması ve değerini %70 ve üzeri oranda kaybetmesi nedeniyle oluşturulan belge, pert kaydı olarak adlandırıldığını, araçta ağır hasarın bulunmadığını, davacının aracının günlük aktif kullanımının zorunlu olduğunu, araçsız kalınan sürede ikame araç kiralandığını veya bu araçsızlığın yaşamını önemli ölçüde etkilediğini, ispat yükünün davacıya ait olduğunu, davacı tarafça araç kiralandığına ya da bu yönde bir zararın doğduğuna ilişkin fatura, kira sözleşmesi ya da sair belge sunulamadığını, bu nedenlerle; davanın reddini, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacıya yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı sigorta vekilinin mahkememize sunmuş olduğu cevap dilekçesinde özetle; davacının dava yoluna başvurduğu tarih sebebiyle; dava açmadan önce müvekkili sigorta şirketine genel şartlarda belirtilen belgeler ile başvuru zorunluluğu getirildiğini, davacı tarafça müvekkili şirkete pert bedeline ilişkin başvuru yapılmadığını, davanın doğrudan reddinin gerektiğini, ........ plakalı aracın Zorunlu Mali Sorumluluk Trafik Sigorta Poliçesi ile sigortalandığını, pert total bedeline ilişkin davacının kasko sigortacısı ........ A.Ş.'ye rücuen yapılan 200.000,00 TL ödeme ile müvekkili şirketin teminat limitinin tamamen tükendiğini, davacı ile kasko sigortacısı arasındaki mutabakatname doğrultusunda araç rayiç değeri ile sovtaj değeri belirlendiğini, yapılan değerlendirme ile davacı yana ödeme yapıldığını ve zararın giderildiğini, müvekkili şirketin sorumluluğu sigortalısının kusuru ve poliçe limiti ile sınırlı olduğunu, davacı tarafça aracın pert olduğu iddiasında bulunulduğunu, bilirkişi tarafından yapılacak incelemede onarımın ekonomik olup olmadığının değerlendirilmesi gerektiğini, ikame araç bedeli poliçe teminatı dışında olup müvekkili şirketin sorumluluğunun bulunmadığını, bu nedenlerle; davanın reddini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yüklenmesine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ
:
İlk derece mahkemesi gerekçeli kararında özetle; "Her ne kadar davacının dava dilekçesinde aracın kullanılamadığı süre içerisindeki zararını davalılardan müştereken ve müteselsilen talep ettiği anlaşılmakla; Davalı sigorta şirketinin ZMSS poliçesinden kaynaklanan sorumluluğu azami poliçe teminat limiti dahilinde sigortalı araç sürücüsünün kusur oranı ve gerçek zarar ile sınırlıdır. ZMSS Genel Şartlarının A.3 maddesinde "Teminat Dışı Kalan Haller" başlığında (m) bendinde; dolaylı zararlar nedeniyle yöneltilecek tazminat taleplerinin teminat dışı kaldığı açıkça belirtilmiştir. Araç mahrumiyet tazminatı gerçek zarar dışında aracın hasarlanması nedeniyle uğranılan dolaylı bir zarar olması sebebiyle poliçe teminatına dahil değildir. Kazaya neden olan aracın zorunlu trafik sigorta poliçesi ile sigortacısı olduğu davalı sigorta şirketi gerçek zarardan sorumlu olup, araç mahrumiyet tazminatı teminat kapsamında olmadığından sorumlu tutulamayacaktır. Bu nedenle araç mahrumiyetinden kaynaklı zarara ilişkin talepleri sigorta şirketi yönünden reddine karar verilerek;
Davanın KISMEN KABULÜ İLE,
Davacıya ait aracın pert olmasından kaynaklı zarara ilişkin taleplerin REDDİNE,
Dava konusu aracın kullanılamadığı dönemdeki zarar nedeniyle 56.250,00 TL'nin davalılar ........ ve ........'ten █████/2024 kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya ÖDENMESİNE,
Mahrumiyet zararına ilişkin sigorta aleyhine açılan davanın REDDİNE" karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ
:
Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; mahkemenin gerekçeli kararında karşı taraf lehine verilen vekalet ücreti yönünden hataya düşüldüğünü, mahkemece taleplerinin reddedilmiş olması halinde dahi AAÜT uyarınca davalı sigorta şirketi vekili lehine ancak dava konusu edilen 1.000,00 TL üzerinden nispi vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiğini, dava değeri ve talep sınırlarının aşılmak suretiyle farklı bir tutar üzerinden vekalet ücretine hükmedildiğini, dosya kapsamında alınan bilirkişi raporunun Yargıtay'ın aradığı kriterlere uygun olmadığını, raporun hangi bilimsel, teknik veya hukuki metodolojinin esas alındığının açık ve anlaşılır bir biçimde ortaya konulmadığını, müvekkilinin zararının tespit edilen zarardan çok daha fazla olduğunu, müvekkilinin zararının yalnızca maddi zarar ile sınırlı olmadığını, olayın niteliği ve sonuçları itibarıyla uzun vadeli ve süreklilik arz eden ekonomik kayıpları da içerdiğini, kararın kaldırılmasını, bütün talepler yönünden davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
:
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 341 ve devamı maddeleri uyarınca ve özellikle istinaf incelemesinin kapsamının öngörüldüğü 355. maddeye göre re'sen gözetilecek kamu düzenine aykırılık halleri dışında istinaf incelemesi istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılır.
Dava; maddi hasarlı trafik kazasından kaynaklı araçtaki hasar ve araç mahrumiyet zararı nedeni ile maddi tazminat istemine ilişkindir.
-Davacının zarara yönelik istinaf istemi yönünden yapılan değerlendirmede:
HMK’nun 280.maddesinde; "Bilirkişi, raporunu varsa kendisine incelenmek üzere teslim edilen şeylerle birlikte bir dizi pusulasına bağlı olarak Mahkemeye verir, verildiği tarih rapora yazılır ve duruşma gününden önce birer örneği taraflara tebliğ edilir" düzenlemesinin, 281/1 maddesinde; "Taraflar, bilirkişi raporunun, kendilerine tebliğ tarihinden itibaren 2 hafta içinde, raporda eksik gördükleri hususları, bilirkişiye tamamlattırılmasını; belirsizlik gösteren hususlar hakkında ise bilirkişinin açıklama yapmasının sağlanmasını veya yeni bilirkişi atanmasını mahkemeden talep edebilirler" düzenlemesinin mevcut olduğu, buradaki amacın tarafların raporu okuyup değerlendirmeleri ve varsa itirazlarını bildirebilmeleri olduğu, bu durumda, yani taraflara raporun tebliğ edilmesi ve sonrasında taraflarca rapora itiraz edilmemesi halinde raporun itiraz etmeyen bakımından kesinleşeceği, artık rapora itiraz etme imkanının ortadan kalkacağı, bu hususun kesin sürelerle ilgili düzenlemelerin bir sonucu olduğu,Usulüne uygun biçimde raporun tebliği üzerine, rapora itiraz hakkı bulunan tarafların bu haklarını kullanmamış olması halinde ise, karşı taraf lehine usuli kazanılmış hak oluşacağı izahtan varestedir. (Bkz. Yargıtay 17. Hukuk Dairesi'nin █████████ Esas, █████████ Karar; aynı daire ██████████ Esas, █████████ Karar sayılı,████████ Esas ██████████ Karar sayılı ilamları)
Bu kapsamda hükme esas alınan █████/2025 tarihli bilirkişi heyet raporuna davacı vekilinin █████/2025 tarihli dilekçesinde; "bilirkişi raporu, Yargıtay'ın aradığı metadolojik ve teknik kriterleri içermekte olup ilgili raporun hükme esas alınmasına karar verilmesi" şeklinde beyanda bulunduğu rapora itiraz edilmediği, bu durumun davalılar lehine usuli kazanılmış hak teşkil ettiği gözetilerek, bu nedenle davacı vekilinin buna yönelik istinafı reddedilmiştir.
-Davacının vekalet ücretine yönelik istinaf istemi yönünden yapılan değerlendirmede:
Davacı █████/2025 tarihli dava dilekçesinde talep sonucunu; " 1.000 TL maddi zarar, 1.000 TL ikame araç bedeli tazminat miktarının davalı gerçek kişiler yönünden 09.06.2024 kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi, davalı sigorta şirketi yönünden temerrüt tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile müvekkiline ödenmesi" şeklinde belirttiği, █████/2025 tarihli bedel artırım dilekçesinde de davalılar yönünden bir ayrım yapılmadığı bu haliyle tüm davalılar yönünden araç mahrumiyet bedeli ve hasar bedeli talep edildiği anlaşılmakla sigorta şirketi yönünden reddedilen miktar nazara alınarak hükmedilen vekalet ücreti yerinde olup, davacının buna yönelik itirazının reddi gerekmiştir.
Bu halde, dosya içeriğine, toplanan delillere, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenle, özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, vakıa mahkemesi hakiminin objektif, dosyadaki verilerle çelişmeyen tespitlerine ve uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kurallarına ve hükmün Dairemizce de benimsenmiş bulunan yasal ve hukuksal gerekçeleriyle dayanağı maddî delillere göre, HMK’nın 355. maddesi uyarınca istinaf sebepleriyle sınırlı olarak ve resen kamu düzeni yönünden yapılan inceleme sonucu, ilk derece mahkemesinin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı kanaatine varılarak, davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-1 maddesi gereği esas yönünden reddine dair aşağıdaki hükmün kurulmasına karar vermek gerekmiştir.
H Ü K Ü M
: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-İlk Derece Mahkemesinin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığından davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nun 353/1-b-1 maddesi gereği ESASTAN REDDİNE,
2-Davacı tarafından yatırılması gereken 732,00 TL maktu karar harcından istinaf aşamasında yatırılan 615,40 TL harcın mahsubu ile bakiye 116,60 TL harcın davacıdan tahsili ile hazineye irat kaydına,
3-Davacı tarafından istinaf aşamasında yapılan masrafların davacı üzerinde bırakılmasına,
4-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
5-Karar tebliği ve harç işlemlerinin İlk Derece Mahkemesi tarafından yerine getirilmesine,
Dair, 7550 sayılı yasanın 20. Maddesi ile değişik 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 362. maddesi gereğince; dava tarihi olan 2025 yılı itibari ile (544.000,00) Türk Lirasını geçmeyen davalara ilişkin kararlar hakkında temyiz yoluna başvurulamayacağından miktar itibari ile KESİN olmak üzere dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda oy birliği ile karar verildi.
█████/2026
.....
Başkan
...
e-imzalı
.....
Üye
...
e-imzalı
.....
Üye
...
e-imzalı
.....
Katip
...
e-imzalı
Bu evrak 5070 sayılı Yasa kapsamında elektronik imza ile imzalanmıştır.

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!