Anahtar kelimeler: Gününün İstemli Davetiye Günde Dinlenerek Sözlü Dinlenildikten Avukat Kesinlik Şartı
3. Hukuk Dairesi         ████████ E.  ,  █████████ K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 19. Hukuk Dairesi

SAYISI
: █████████ E., █████████ K.
İLK DERECE MAHKEMESİ
: İstanbul 6. Tüketici Mahkemesi
SAYISI
: ████████ E., ████████ K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davacılar vekili tarafından duruşma istemli, davalı ... vekili tarafından katılma yoluyla duruşmasız temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, 09.12.2025 tarihinde duruşma yapılmasına ve duruşma gününün taraflara davetiye ile bildirilmesine karar verilmiştir
Belli edilen günde gelen davacılar vekili Avukat... ile davalı vekilleri Avukat ... Avukat ...'ın sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra işin incelenerek karara bağlanması için uygun görülen saat 14.00'te Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlenerek dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacılar vekili; müvekkilleri ile davalılar arasında 27.12.2011 tarihinde avukatlık ücret sözleşmesi akdedildiğini, bu doğrultuda İstanbul 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin ███████ Esas sayılı dosyası ile kamulaştırmasız el koymadan kaynaklı tazminat davası açtıklarını, dava sırasında bilirkişi heyeti tarafından hazırlanan 05.05.2013 tarihli raporda davalılara ait taşınmazların değerinin 83.424.000,00 TL tespit edildiğini, rapordaki hesaplamanın gerek müvekkillerince tespit edilen emsallerin dikkate alınması, gerekse heyet tarafından resen tespit edilen emsallerin dava konusu taşınmaza konum, nitelik ve özellikler bakımından eşdeğer olması, gerekse de davalı idarelerce m2 birim fiyatına yapılan itirazların dosya kapsamına uygun olmaması gibi sebeplerle müvekkillerin bilgisi dahilinde ıslah edildiğini, ıslah tarihinde Kamulaştırma Kanunu'nun geçici 6/13. maddesinde yer alan hüküm doğrultusunda dava maktu harca tabi olduğundan herhangi bir harç ödenmediğini, ıslahın ardından davanın görevsizlik nedeniyle reddine karar verildiğini ve temyiz ve karar düzeltme aşamalarından geçtikten sonra 2018/1 Esas sayısı ile davanın görülmeye devam edildiğini, bozma sonrası Mahkemece Kamulaştırma Kanunu'nun geçici 6/7. maddesinde yer alan hükmün iptali nedeniyle eksik harcın tamamlanması için kesin süre verildiğini, bozmadan sonra yapılan bir ıslah işlemi olmadığını, yalnızca Kanun değişikliği nedeniyle maktu harca tabi bir davanın nisbi harca tabi olmasından kaynaklı harç farkının ikmalinin istendiğini, müvekkillerle görüşülmesi üzerine sürenin uzatılması talep edilerek uzatma kararı verildiğini ancak davalıların gönderilen ihtarnamelere rağmen eksik harcı tamamlamadığını, müvekkillerinin vekillik görevini hakkaniyetle yerine getirdiklerini, ancak davalıların kötü niyetli ve tamamen hukuka aykırı olarak müvekkillerini azlettiklerini, gerek 1136 sayılı Avukatlık Kanunu'nun 174. maddesi gerekse taraflar arasında düzenlenen sözleşmenin 5.maddesi hükmü gereği müvekkillerinin sözleşmenin 1c maddesinde yer alan vekalet ücretine hak kazandıklarını ileri sürerek; haksız azil nedeniyle hak kazanılan şimdilik 5.000,00 TL akdi vekalet ücreti, 5.000,00 TL yargılama gideri olan karşı yan vekalet ücreti olmak üzere şimdilik toplam 10.000,00 TL vekalet ücreti alacaklarının dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalılardan tahsiline karar verilmesini talep etmiş, 11.11.2020 tarihli ıslah dilekçesiyle talep sonucunu 6.231.800,00 TL akdi, 922.865,00 TL karşı yan vekalet ücreti olmak üzere toplam 7.154.665,00 TL'ye yükseltmiştir.
II. CEVAP
Davalı ... ve diğer davalılar vekilleri ayrı ayrı sundukları ancak içerik itibariyle aynı nitelikteki dilekçeleriyle; müvekkillerinin müşterek mülkiyetinde yer alan taşınmaza .... Belediyesince kamulaştırmasız el atılması sebebiyle tazminat davası açmaları için davacılara 28.12.2011 tarihinde genel dava vekaletnamesi verildiğini, ancak davacıların özen ve sadakat yükümlülüklerine aykırı davrandıklarını ve bu sebeple haklı olarak azledildiklerini, dava sürecinde yeterli bilgi verilmediğini, ödenen ücretlerin faturalandırılmadığını, 05.05.2013 tarihli bilirkişi raporunun müvekkillerinden onay ve talimat alınmaksızın davacı avukatlarca kabul edildiğini, davanın açıldığı tarihte yürürlükte bulunan Kanun gereği kamulaştırmasız el atma davaları maktu harca tabi iken ıslahın sonradan yapılması nedeniyle yüklü miktarda harçla karşı karşıya bırakıldıklarını, davaya dayanak yapılan sözleşmenin 1c maddesinde vekalet ücretinin alacağın tahsil edilmesi şartına bağlandığını, müvekkillerince yapılmış herhangi bir tahsilat olmadığını, kabul anlamına gelmemek üzere eğer bir vekalet ücreti hesaplanacaksa bunun harçlandırılmış değer olan 10.000,00 TL üzerinden hesaplanması gerektiğini savunarak davanın reddini istemişlerdir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; davacıların azlinin haksız olduğu, davacıların haketmiş oldukları vekalet ücreti alacağının tespiti konusunda yapılan yargılamada, iş bu davaya konu İstanbul 1. Asliye Hukuk Mahkemesinde görülen davanın harçlandırılmış bedelinin esas alındığı, celp edilen dosyada harçlandırılmış dava değerinin 10.000,00 TL olduğu, azil tarihinde yürürlükte bulunan 2018 tarihli Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre, Asliye Hukuk Mahkemelerinde görülen işler nedeniyle maktu avukatlık ücretinin 2.180,00TL olduğu, dolayısıyla davacıların 2.180,00 TL akdi, 2.180,00 TL karşı yan vekalet ücreti alacağına hak kazandıkları, 20.03.2018 tarihli makbuza göre, davalılar tarafından davacılara 25.000,00 TL avukatlık ücreti ödendiği tespit edildiğinden, bu haliyle davacıların bakiye alacakları bulunmadığı, 30.10.2020 tarihli celsede davacılar vekiline ıslah dilekçesi sunması için 2 haftalık kesin süre verildiği, davacılar vekilinin 11.11.2020 tarihinde ıslah dilekçesi sunduğu, hakim tarafından ıslah işleminin yapılabilmesi için kanunda açıkça düzenlenen süreyi aşacak biçimde süre verilemeyecek olup, sehven verilen 2 haftalık süre sonunda, davacılar vekili tarafından ıslah işleminin 1 haftalık yasal süresi içinde yapılmamış bulunduğu tespit edildiğinden, ıslah işleminin yapılmamış sayılmasına karar verildiği belirtilerek davanın reddine karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde davacılar vekili ve davalılar vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuşlardır.
IV. İSTİNAF
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; davacıların akdedilen sözleşme hükümleri gereğince üstlenmiş oldukları tüm yükümlülükleri yerine getirdiği, bu nedenle azlin haksız olduğu, taraflar arasında imzalanan avukatlık ücret sözleşmesinin ücretle ilgili şartların 1-c maddesinde davanın tazminatla neticelenmesi hali düzenlenmiş olup, davanın tazminatla neticelenmediği, mahkemenin harca esas değer üzerinden yaptığı inceleme ve hesaplamanın yerinde olduğu gerekçesiyle istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde davacılar vekili ve katılma yoluyla davalı ... vekili temyiz isteminde bulunmuşlardır.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
1.Davacılar vekili; İstanbul 1. Asliye Hukuk Mahkemesi nezdindeki dava dosyasında; müvekkillerce ıslah yapılarak dava değerinin 26.09.2013 tarihi itibari ile 84.424.000 TL’ye yükseltildiğini, sonrasında gerçekleşen yasa değişikliğinden dolayı tamamlama harcının davalılarca tüm ikaz ve bilgilendirmelere rağmen ödenmediğini, buna rağmen hiç ıslah yapılmamış gibi 10.000,00 TL üzerinden vekalet ücreti hesaplanmasının usul ve kanuna aykırı olduğunu, 27.12.2011 tarihli Avukatlık Ücret Sözleşmesinin 5. maddesi gereği harç dahil tüm giderlerin davalılarca karşılanması gerektiğini, bu hükme ve tüm uyarılara rağmen davalıların nisbi harcı tamamlamadıkları ve kötü niyetle müvekkillerini azlettiklerinin açık olduğunu, 30.10.2020 tarihli duruşmada talep artırım dilekçesi sunulmak üzere süre istenmişken Mahkemece re’sen ıslah için iki hafta süre verilmesine rağmen sonrasında hatalı olarak ıslahın yapılmamış sayıldığını ileri sürerek kararın bozulmasını talep etmiştir.
2.Davalı ... vekili; davanın reddi kararının yerinde olduğunu ancak gerekçede yer alan azlin haksız olduğuna ilişkin bölümün düzeltilmesi gerektiğini, müvekkilinin davacıları haklı olarak azlettiğini, buna ilişkin tüm delillerin yargılama aşamasında sunulduğunu ileri sürerek karar gerekçesinin düzeltilerek onanmasını talep etmiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, vekalet sözleşmesinden kaynaklanan akdi ve karşı yan vekalet ücreti alacaklarının tahsili istemine ilişkindir.
1.Mahkeme kararında belirtilen gerekçeye ve hükme esas alınan raporda davacıların azli hususunda yapılan değerlendirmelerin Yargıtay denetimine elverişli olmasına, azlin haklı olduğunun ispatlanamamış olmasına göre davalı ... vekilinin temyiz itirazının reddine karar verilmiştir.
2.Taraflar arasında akdedilen 27.11.2011 tarihli Avukatlık Ücret Sözleşmesinin incelenmesinde, iş sahiplerinin dosyamız davalıları, avukatların ise davacılar olduğu, sözleşmenin iş sahiplerine vekaleten ...,...,...,ve ... ve davacı avukatlar tarafından imzalandığı, sözleşme konusunun; iş sahiplerine ait taşınmaza kamulaştırmasız el atılması nedeniyle ilgili kurumlarda uzlaşma, uzlaşma olmadığı takdirde kamulaştırmasız el atmadan dolayı açılacak tazminat davasının takip edilmesi ve davanın sonuçlandırılıp bedelin tahsil edilmesi durumunda iş sahibinin avukata ödeyeceği ücret konusunda olduğunun görüldüğü, ücretle ilgili şartların 7 madde halinde düzenlendiği,
sözleşmenin 1c maddesinin; ''Davanın tazminatla neticelenmesi halinde, taşınmazın m² birim değerinin 10.000 TL'den 20.000 TL'ye kadar belirlenmesi durumunda, tazminatın (faiz ve ferileri ile birlikte) %7.5 oranı kadarını, 20.000 TL'den 30.000 TL'ye kadar belirlenmesi durumunda (faiz ve ferileri ile birlikte) %10'u kadar, 30.000 TL üzerinde karara çıkması durumunda (faiz ve ferileri ile birlikte) %12.5 oranı kadarını vekâlet ücreti olarak iş sahipleri bedelin tahsili ile birlikte avukata ödeyecektir. Davaya konu tazminatın Kurumca taksitler halinde ödenmesi durumunda Avukata ödenecek vekâlet ücretleri iş sahiplerinin ilgili idareden tahsil ettikleri bedel üzerinden yukarıda belirtilen oranlar dahilinde ödenecektir. İşbu tazminat miktarı tahsil edilmediği takdirde, iş sahibi tarafından avukata herhangi bir ücret ödenmeyecektir.'' şeklinde olduğu,
4. maddesinde; dava ile ilgili bütün giderlerin (mahkeme harçları, kurumlarda yapılacak masraflar vs. Gibi tüm masraflar) iş sahibi tarafından karşılanacağı, masrafların zamanında avukata ödenmesi gerektiği, zamanında avukata ödenmeyen masraflar nedeniyle davanın aşamalarında oluşabilecek gecikmelerden avukatların sorumlu olmayacağı,
5. maddesinde; iş sahibinin işten işbu sözleşmede belirtilen istisnalar haricinde feragat etmesi ya da avukata işi kovuşturma olanağı vermemesi, yahut sözleşmeyle yükümlendiği vecibelerinden birini yerine getirmemesi halinde avukatın vekalet ücretini isteme hakkı kazanacağı düzenlemesinin bulunduğu anlaşılmıştır.
Anayasa Mahkemesinin 13.11.2014 tarihli kararı ile iptal edilen 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu'nun geçici 6/7 maddesi; "Bu madde kapsamında açılan davalarda mahkeme ve icra harçları ile her türlü vekalet ücretleri bedel tespiti davalarında öngörülen şekilde maktu olarak belirlenir.'' şeklindedir.
İstanbul 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin ███████ Esas sayılı (2018/1 yeni esaslı) dosyasının incelenmesinde; davacılar ..., ... ve ... adına vekaleten Av. ..., Av. ..., Av. ... ve Av... tarafından davalılar .... Belediye Başkanlığı ile .... Büyükşehir Belediye Başkanlığı aleyhine; davacıların malik olduğu taşınmaza kamulaştırmasız el atılması nedeniyle, fazlaya ilişkin haklar saklı tutularak (HMK'nın 107.maddesi gereği belirsiz alacak olarak) 10.000,00 TL tazminatın tahsili istemiyle 02.02.2012 tarihinde ikame edildiği ve bu bedel üzerinden harçlandırıldığı, keşif sonucu hazırlanan 05.05.2013 tarihli bilirkişi raporuna göre el koyma bedelinin 83.424.000,00 TL olarak belirlenmesi üzerine dosyamız davacılarından ...'un bilirkişi raporuna karşı 26.09.2013 tarihli beyan ve ıslah dilekçesi sunduğu ancak o dönem yürürlükte bulunan 492 sayılı Kanun'un geçici 6/7 maddesi gereği dava maktu harca tabi olduğundan ıslah harcı yatırılmadığı, davanın 05.06.2014 tarihinde görev yönünden reddine karar verilmesi üzerine dosyamız davacılarından ... tarafından kararın temyiz edildiği, kararın bozulduğu, karar düzeltme talepleri de reddedilerek dosyanın yerel mahkemeye gönderildiği, geçici 6/7.maddenin 13.11.2014 tarihinde iptal edilmesi sebebiyle bozma sonrasında Mahkemece davacı taraflara harcı tamamlaması için süre verildiği, davacı avukatların bu sırada müvekkillerinden ... Noterliğinin 07.05.2018 tarih ve .... yevmiyeli ihtarnamesi ve 18.05.2018 tarih ve ... yevmiyeli ihtarnamesi vasıtasıyla nispi ıslah harcı tutarını talep ettikleri ancak davalıların herhangi bir ödeme yapmadığı, davacılar vekili ...'in mahkemenin ara kararına itiraz ederek müvekkilleri ile görüşüldüğünde 1.424.673,00 TL gibi ciddi bir miktarın bu kadar kısa sürede temin edilemeyeceği ve daha uzun bir süreye ihtiyaç duyduklarını beyan ederek verilen sürenin bir sonraki duruşma tarihi olan 21.06.2018 tarihine kadar uzatılmasını talep ettiği, mahkemece talebin kabul edildiği, dosyanın ikinci celsesine ise davacı vekillerinin azledilmeleri sebebiyle katılamadıkları anlaşılmıştır.
1136 sayılı Avukatlık Kanunu'nun 174/2 maddesinde avukatın haksız olarak azli halinde ücretin tamamına hak kazanacağı öngörülmüştür
Tüm bu açıklamalar ışığında somut olayın incelenmesinde; haksız azil nedeniyle davadan el çektirilen davacı avukatların görevi ifa etmekten alıkonduğu, bu nedenle tazminat tahsil edildiği taktirde ücret ödeneceğine ilişkin sözleşmedeki koşulun uygulanmasının mümkün olmadığı, avukatlar tarafından takip edilen kamulaştırmasız el atma davasında ıslah tarihi olan 26.09.2013 tarihi itibariyle, dava maktu harca tabi olduğundan, avukatların üzerine düşen yükümlülüğü yerine getirerek davayı ıslah ettiklerinin kabulü gerektiği, bozma sonrası Kanun değişikliği nedeniyle davanın nisbi harca tabi hale gelmesi üzerine de müvekkillerin bu konuda bilgilendirildiği ve sözleşmenin 5.maddesi gereği harcı tamamlaması gereken müvekkillerin üzerine düşen yükümlülüğü yerine getirmedikleri, sonuç olarak ıslah edilen tutar olan 83.424.000,00 TL üzerinden taraflar arasındaki sözleşmenin yukarıda yer verilen 1c maddesi gereği davacıların hak ettiği vekalet ücretlerinin hesaplanması ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken eksik incelemeyle ve yanılgılı gerekçeyle 10.000,00 TL üzerinden vekalet ücretinin hesaplanması usul ve kanuna aykırı olup kararın bozulmasını gerektirmiştir.
3.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 177/3. maddesi gereğince ıslah sözlü ya da yazılı olarak yapılabilir ve davacının talebini açıklayarak dava değerini arttırdığını sözlü veya yazılı olarak bildirdiği anda yapılan ıslah geçerlidir ve hukuki sonuç doğurur. HMK'nın 181.maddesi; ''Kısmen ıslaha başvuran tarafa, ıslah ettiği usul işlemini yapması için bir haftalık süre verilir. Bu süre içinde ıslah edilen işlem yapılmazsa, ıslah hiç yapılmamış gibi davaya devam edilir.
'' şeklindedir.
...kesin sürenin hukuki sonuç doğurabilmesi için, buna ilişkin ara kararının yasaya ve içtihatlara uygun şekilde oluşturulması, hiçbir tereddüde yer vermeyecek derecede açık olması ve kesin süreye uyulmamasının sonuçlarının ilgili tarafa ihtar edilmesi gerekir." (Dairemizin █████████ E. , ██████████ K.sayılı kararı)
Somut olayda davacı vekilinin 30.10.2020 tarihli duruşmada; ''alınan bilirkişi raporu ile dosya tekemmül etmiştir. Bilirkişi raporu göz önüne alındığında talebimizi artırmak, dilekçe sunmak için süre talep ederiz.'' şeklinde beyanda bulunduğu, Mahkemenin aynı tarihli ara kararıyla; ''Davacılar vekiline ıslah dilekçesi sunması için 2 haftalık kesin süre verilmesine'' karar verildiği, davacılar vekilinin 11.11.2020 tarihinde talebi 7.154.665,00 TL'ye yükselttikleri ve harcı tamamladıkları ancak Mahkemece Kanun'da belirtilen bir haftalık süre içerisinde ıslah yapılmadığından ıslah işleminin yapılmamış sayılmasına karar verildiği anlaşılmıştır.
Davacılar vekili 30.10.2020 tarihli duruşmada henüz ıslah beyanında bulunmamış olup, ıslah yapmak üzere süre verilmesini talep etmiş ve mahkeme tarafından kendisine tanınan süre içerisinde de ıslah harcını tamamlamıştır. Mahkemece tanınan süre HMK'nın 181. maddesinde öngörülen bir haftalık süreden uzun ise de, ıslahın usulüne uygun olarak gerçekleştirildiği, mahkemenin yanıltması ya da hatası sonucu belirlenen süre içerisinde davacılar vekilinin mahkeme kararına güvenerek harcı yatırdığı da anlaşılmaktadır. Bu durumda ıslah edilen tutar üzerinden değerlendirme yapılarak sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken yanılgılı gerekçeyle ıslah işleminin yapılmamış sayılmasına karar verilmesi usul ve kanuna aykırı olup kararın bozulmasını gerektirmiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
1.Davalı ... vekilinin temyiz itirazının REDDİNE,
2.Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı davacılar vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi Kararının HMK'nın 373/1 maddesi uyarınca ORTADAN KALDIRILMASINA,
2. İlk Derece Mahkemesi kararının aynı Kanun'un 371. maddesi uyarınca davacılar yararına BOZULMASINA,
40.000,00 TL Yargıtay duruşması vekalet ücretinin davalıdan alınıp davacılara verilmesine,
Peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde temyiz edenlere iadesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
09.12.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!