Anahtar kelimeler: Nem Kabininin Abonman Ankaradan Üstlenildiğini Ştine Nakliyat Emtia Almanyaya İşinin

T.C.

İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
14. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO
: ████████
KARAR NO
: ████████
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ
: BAKIRKÖY 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ
: █████/2025
NUMARASI
: ████████ Esas - █████████ Karar
DAVANIN KONUSU
: İtirazın İptali (Taşıma sözleşmesinden kaynaklanan)
Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın zamanaşımı nedeniyle reddine dair verilen karara karşı, davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ
Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; müvekkilince nakliyat emtia abonman alt poliçesi ile sigortalanan dava dışı ....Şti.'ne ait üç adet nem alma kabininin Ankara'dan Almanya'ya taşınması işinin davalı tarafından üstlenildiğini, karayolu ile yapılan taşıma sırasında iki adet makinenin hasarlandığını, süresi içinde hasar ihbarı yapıldığını, yapılan ekspertiz incelemesi sonucu 17.02.2022 tarihinde 10.830,00 Euro ödenerek sigortalının haklarına halef olunduğunu, ihtara rağmen ödenmeyen alacağın tahsili amacıyla Küçükçekmece İcra Müdürlüğünün ███████████ Esas sayılı takip dosyasında 10.830,00 Euro zararın fiili ödeme tarihindeki Türk Lirası karşılığının tahsili için başlatılan takibe yönelik itirazın haksız olduğunu ileri sürerek, itirazın iptali ile takibin devamına ve %20'den az olmamak üzere icra inkar tazminatına, karar verilmesini dava ve talep etmiştir. Davalı vekili, savunmasında özetle; talebin zamanaşımına uğradığını, CMR Konvansiyonu hükümlerine tabi davaların bir yıl içerisinde açılması gerektiğini, icra takibi ve davanın, emtianın alıcıya tesliminden itibaren bir yıl içinde ikame edilmediğini, emtianın teslim alıcıya teslim edildiği 14.12.2021 tarihinden sonra yedi gün içerisinde davaya konusu hasar hakkında davalıya usulüne uygun bir bildirimde bulunulmadığını, davacının aktif husumet ehliyeti bulunmadığını, davalı şirketin taşımacı olmadığını, taşımanın yapan Expeditors International GmbH şirketinin acentesi olduğunu ve acenteye doğrudan dava açılamayacağını, davalı şirketin fiili olarak yaptığı işlemlerde uygulamalı bir acentelik ilişkisi olduğunu, davalı ile acenteliğini yaptığı şirketin hasarın oluşumunda kusuru bulunmadığını, davalı şirketin taşımadan kaynaklanan yükümlülükleri tam ve eksiksiz olarak yerine getirdiğini, hasarın taşıma esnasında mı yoksa eşyanın alıcıya teslim edildikten sonra mı ortaya çıktığının belirsiz olduğunu, hasarın tümünün taşıma sırasında oluştuğunun ispat külfetinin davacıda olduğunu, hasarlı mallara ilişkin zarar hesabının belirsiz olduğunu, sovtaj ve ikinci el satış bedelleri dikkate alınmaksızın yapılan hesabın kabul edilmeyeceğini, hasarın poliçe teminatı dışında olduğunu, ekspertiz raporunda tazminat hesabının doğrudan satıcının beyanı ile yapıldığını, satıcının, davacıya ilettiği hasar beyanında ise müşterinin hasara uğradığı iddia olunan 25821 seri nolu kabini kabul etmediği, bu sebeple kabinin sıfırdan yenisinin üretileceği, 26021 seri nolu kabinin ise kapısının yeniden üretileceği, üretim ve işçilik maliyeti olarak toplama 11.110,50 Euro maliyet doğacağının belirttiğini, davacının da satıcı/ göndericinin bu beyanını olduğu gibi kabul edip ödeme yaptığını savunarak, davanın reddi ile kötü niyet tazminatına karar verilmesini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ
İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; "Yargılama kapsamında toplanan tüm delillerin değerlendirilmesi sonucunda; Davalı taraf cevap dilekçesinde zamanaşımı defi ileri sürdüğünden, somut olayda zamanaşımı yönünden değerlendirme yapılması gerekmektedir. CMR 32. Madde uyarınca somut olayda meydana gelen hasarın taşıyıcının kasta varan kusuru/ağır kusuru ile gerçekleştiğine dair bir delilin bulunmadığı, keza bu yönde bir iddia ve delilin de bulunmadığı, bu nedenle 1 yıllık zamanaşımı süresinin olduğu, somut olayda emtianın alıcısına █████/2021 tarihinde teslim edildiği (hasar tutanağının ise daha önceki tarihli olduğu), davalı sigorta şirketi tarafından ödemenin ise █████/2022 tarihinde yapıldığı, buna göre sigorta şirketinin, 1 yıllık sürenin dolmasından sonra kendi sigortalısına ödeme yaptığı, icra takibinin █████/2023 tarihinde başlatıldığı, buna göre takip tarihi itibariyle, hasar ve teslim tarihine göre 1 yıllık zamanaşımı süresinin dolmuş olduğu " gerekçesiyle, davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmiştir.
Bu karara karşı, davacı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ
Davacı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; Davalının takibe yönelik itirazında zamanaşımı savunmasında bulunmadığını, Yargıtay'ın yerleşik içtihatlarına göre takipte ileri sürülmeyen zamanaşımı savunmasından vazgeçildiğini, dosyadaki delillere göre davalının 26.11.2021 tarihinde navlun faturası düzenleyerek, emtiayı Ankara'dan Almanya'ya taşıdığını, emtianın alıcıya teslimi sonrasında 17.01.2022 tarihinde alıcı tarafından sigortalıya hasar bildiriminde bulunulduğunu, sigortalı tarafından gerekli incelemeler yapılarak davalı taşıyıcıya, 08.02.2022 tarihinde Ankara 66. Noterliği aracığı ile taşıma sırasında gerçekleşen hasardan sorumlu olduğu ve hasar bedelinin rücu edileceğinin bildirildiğini, CMR'nin 32. maddesinde kısmi kayıp, hasar ve gecikmelerde zamanaşımı süresinin teslim ile birlikte başlayacağı, bilerek kötü hareket veya mahkeme tarafından bilerek kötü hareket olarak kabul edilen kusurlarda zamanaşımı süresinin 3 yıl olduğu, yazılı bir istemin, taşımacı bunu yazılı bildiri ile geri çevirip, ona ilişkin belgeleri de iade edinceye kadar zaman limitini ertelediğinin düzenlendiğini, davalı taşımacının eyleminin bilerek kötü hareket niteliğinde olduğunu, ayrıca CMR'nin 32/2. maddesinde, hak sahibi tarafından taşıyıcıya gönderilecek yazılı bir talebin, taşıyıcı tarafından reddedilene kadar zamanaşımını durduracağının düzenlendiğini, dava konusu olayda, sigortalı tarafından gerekli incelemeler yapılarak davalı taşıyıcıya, 08.02.2022 tarihinde Ankara ....... Noterliği aracılığı ile taşıma sırasında gerçekleşen hasardan sorumlu olduğu ve hasar bedelinin rücu edileceğinin bildirildiğini, ancak davalının bu ihtara cevap vermediğini, sigortalı tarafından davalıya yapılan yazılı bildirim ile zamanaşımının durduğunu, diğer yandan müvekkilinin sigortacı olarak kendi yükümlülüğünü yerine getirdikten sonra alacağını TTK'da düzenlenen iki yıllık zamanaşımı süresi içerisinde talep edebileceğini, dava konusu hasar sebebiyle müvekkil şirketçe 17.02.2022 tarihinde ödeme yapılarak 10.01.2023 tarihinde takip başlatıldığını, Bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.
İNCELEME VE GEREKÇE
Dava, nakliyat abonman alt sigorta poliçesi kapsamında yapılan ödemenin rücuan tahsili amacıyla başlatılan ilamsız icra takibine yönelik itirazın İİK'nın 67. maddesi uyarınca iptali istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmiş; bu karara karşı, davacı vekilince, yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.Dava konusu taşımanın, davalı şirketin düzenlediği taşıma faturası ile Türkiye Almanya arasında gerçekleştiği, taşımanın acente sıfatı ile yapıldığı veya navlunun bu sıfatla alındığına ilişkin bir kanıt bulunmadığı ve davalının taşımacı sıfatıyla husumet ehliyetinin bulunduğu anlaşımıştır. Taşıma konusu emtianın davacı tarafından 26.01.2021 başlangıç ve 25.01.2022 bitiş tarihli nakliyat abonman sigorta poliçesi ile sigorta örtüsü altına alındığı, riziko sonrası düzenlenen ekspertiz raporu doğrultusunda sigortalıya ödeme yapılarak, alınan ibra mutabakat ve tazminat makbuzu ile 10.830,00 Euro ödeme yapıldığı ve bu miktar alacak hakkının sigortalı tarafından davacıya temlik edildiği, sigortacının TTK'nın 1472. maddesinin yanı sıra alacağın devri hükümlerine göre de aktif dava ehliyetinin bulunduğu anlaşılmıştır.Davacı, 17.02.2022 tarihinde yaptığı ödemenin tahsili amacıyla 11.01.2023 tarihinde takip başlatmıştır. Bir alacak hakkında takip başlatılması zamanaşımını kesen nedenlerdedir. Takibe yönelik itirazın iptali için eldeki dava açılmıştır. İcra takibine yönelik itirazda zamanaşımı itirazı bulunmamaktadır. Ancak itirazın iptali davası genel hükümlere göre açılan bir dava olup, itirazın iptali davası açılması üzerine borçlunun, icra takibine yönelik itirazında ileri sürdüğü sebeplerle bağlı olmaksızın yeni savunmalarda bulunabilir. Borçlunun takibe yönelik itirazında borç ve ferileri ile icra dairesinin yetkisine itiraz etmesi ve ayrıca zamanaşımı itirazında bulunmaması, artık zamanaşımı itirazının, açılacak itirazın iptali davasında ileri sürülmemesi sonucunu doğurmaz. Bu nedenle borçlunun açılan davada, takibe yönelik itirazı ile bağlı kalmaksızın zamanaşımı itirazında bulunmasında yasaya aykırı bir yön bulunmamaktadır. Dava konusu taşımanın, Türkiye ile Almanya arasında gerçekleştirildiği anlaşıldığından somut uyuşmazlığın CMR Konvansiyonu hükümlerine göre çözümlenmesi gerekmektedir. Bu durumda alacağın CMR'nin 32. maddesine göre zamanaşımına uğrayıp uğramadığı ve sigortalı tarafından davalı taşımacıya gönderilen Ankara .... Noterliğinin 08.02.2022 tarihli ihtarının CMR'nin 32/2. maddesine göre zamanaşımını durduran bir neden olup olmadığının değerlendirilmesi gerekmektedir. CMR Konvansiyonu'nun 32/1.maddesinde, sözleşme kapsamındaki taşımalardan kaynaklanan davalar bakımından zamanaşımı süresi bir yıl olarak kabul edilmiş, taşımacının bilerek kötü hareket olarak kabul edilecek kusurlarının söz konusu olması halinde zamanaşımı süresi üç yıl olarak belirlenmiştir. Zamanaşımının kesilmesi ve durması hususları ile ilgili olarak davanın açıldığı mahkemenin hukuku uygulanacak olup bu durumda TBK'nın 146 ve devamı maddelerinin uygulanması gerekecektir. Somut olayda mahkemece, bir yıllık süre uygulanmıştır. Gerçekten de davacı tarafından iddia edilen eylemler anılan maddede düzenlenen bilerek kötü hareket olarak kabul edilebilecek nitelikte değildir. Mahkemece CMR'nin bir yıllık mı yoksa üç yıllık mı zamanaşımı süresinin uygulanacağı konusunda değerlendirme ve tespit yapılmakla birlikte CMR Konvansiyonunun 32/2 maddesi kapsamında bir değerlendirme yapılmamıştır. CMR'nin 32/2 maddesine göre taşıyıcıya tazminat talebi yapıldığında kural olarak taşıyıcı buna cevap verene kadar zamanaşımı durur. Bu düzenleme ile zarardan sorumlu olan kişinin dürüstlük kuralına aykırı eylemleri ile alacağı zamanaşımına uğratması önlenmesi amaçlanmıştır. Mahkemece, ihtarın süresinde olup olmadığı ve davalıya ulaşıp ulaşmadığı ile davalının cevap verip vermediği değerlendirilmemiştir. Ayrıca gönderilen ihtarda hasara ilişkin yeterli bilgi olup olmadığı ve ihbarın anılan madde kapsamında olup olmadığı değerlendirilmemiştir. Uyuşmazlıkta zamanaşımının durup durmadığı, durmuş ise yeniden başlayıp başlamadığı hususunun belirlenmesi önem taşımaktadır. CMR'nin 32/2 maddesi, tam ya da kısmi kayıp hâllerinde uygulanabilir. Bu açıklama ve tespitlere göre, mahkemece, sigortalının, davalıya gönderdiği 02.08.2022 tarihli ihtarnamenin CMR Konvansiyonunun 32/2 maddesi kapsamında, emtianın teslim tarihinden itibaren işlemeye başlayan zamanaşımı süresini durdurup durdurmadığı hususunun değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde, eksik inceleme ile karar verilmesi isabetsiz bulunmuş, kararın kaldırılması gerekmiştir. Açıklanan bu gerekçelerle, HMK'nın 353/1.a.6 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının kaldırılmasına ve davanın yukarıdaki açıklamalar ışığında yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine dair aşağıdaki karar verilmiştir.
KARAR
:Yukarıda açıklanan gerekçelerle;
1-HMK'nın 353/1.a.6 maddesi uyarınca, ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının kaldırılmasına,
2-Yukarıdaki açıklamalar ışığında davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine,
3-Davacı tarafından yatırılan istinaf peşin karar harcının, talep hâlinde, ilk derece mahkemesince davacıya iadesine,
4-Kaldırılan kararın icrasıyla ilgili olarak İİK'nın 36. maddesi uyarınca yatırılan teminatların, yatıran taraflara iadesine,
5-Davacı yapılan kanun yolu giderlerinin, ilk derece mahkemesince, yeniden verilecek hükümle birlikte yargılama giderleri içinde değerlendirilmesine dair;
HMK'nın 353/1.a maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonunda, oy birliğiyle ve kesin olarak karar verildi. 02.04.2026

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!