Anahtar kelimeler: Ekimkasım Gömlek İlerlediğini Boyama Yıkama Kilogramına Stratejilerinin Kere Günümüze Aylarında

T.C. BAKIRKÖY 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO
: ████████ Esas
KARAR NO
: ████████
DAVA
: İtirazın İptali (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ
: █████/2025
KARAR TARİHİ
: █████/2026
GEREKÇELİ KARARIN
YAZILDIĞI TARİH
: █████/2026
Davacı tarafından mahkememize açılan dava dosyasının incelenmesi sonunda;
İSTEM
:
Davacı vekilinin dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin üretim yapan firmalara yıkama ve parça boyama hizmeti verdiğini, tarafların 2020 yılından beri ticari ilişki içerisinde bulunduğunu, 2020 yılından günümüze kadar olan ticari ilişkiyi gösterir faturaların sunulduğunu, müvekkilinin birçok kere davalının ürünlerinden işlemler yapttğını, tarafların arasında şu sürece kadar yazılı sözleşme yapılmamış olup çalışma stratejilerinin de bu şekilde ilerlediğini, tarafların ürünün kilogramına göre fiyatlandırma yaptığını, dava konusu olayda davalının 2024 Ekim-Kasım aylarında ...... firmasına yapılmak üzere yaklaşık 20.000 adet gömlek siparişi aldıklarını ve bu gömleklerin üç farklı renkte boyanacağını müvekkiline bildirdiğini, müvekkilinin işi kabul ederek işlemlere başladığını, dava konusu iş için müvekkilinin 3 adet fatura kestiğini ve bu fatura bedellerinin davalı tarafından ödenmediğini, sebebi sorulduğunda ise boyanan ürünlerin renk tonlarının tutmaması ve bu sebeple kendilerinin zarara uğradıklarını bu zarara karşı mahsup edildiği kalan zararını da müvekkilinin karşılaması gerektiğini iddia ettiğini, ancak ..... ekran görüntülerine bakıldığında aynı boyama makinesinden çıkan ürünlerin farklı renk tonunda olduğunun görüleceğini, bunun tek sebebinin ise o da kumaşlardaki LOT farklılığından kaynaklanmakta olduğunu, davalının da aynı boyama makinesinden çıkan ürünlerdeki ton farkının kumaşlardaki LOT farklılıklarından kaynaklı olduğunu bilmesine rağmen kötü niyetli olarak müvekkile olan borcunu ödememek ve kendi hatasından kaynaklı uğradığı zararı müvekkile yüklemek için söz konusu bu tutumları sergilediğini, davalının kendi hatasından kaynaklı kusurları müvekkile yükleyebilmek için faturalar kesmiş ve müvekkil tarafından bu faturalar iade edilmiş olduğunu, akabinde davalı tarafından müvekkiline ihtarname gönderildiğini, davalı tarafından ödeme yapılmadığını ve müvekkili tarafından Bakırköy .... İcra Müdürlüğü ..... Esas sayılı icra takibi başlatıldığını, davalının icra takibine haksız ve kötü niyetli olarak itiraz ettiğini, davalı tarafından Bakırköy ..... Asliye Ticaret Mahkemesi .... D.İş, .... K. Sayılı dosyası ile delil tespiti davası açıldığını, alınan raporda "aynı gömleğin kendi kol- beden- cep gibi parçalarının renkleri arasında ton farklılıkların bulunduğu, gömleklerde kullanılan kumaş toplarından kesilip yan yana dikilerek oluşturulan blanketin yıkama boyama işlemi sonucunda blankette kullanılan kumaşlar arasında renk tonu farklılığı bulunduğu görüldüğü" şeklinde inceleme yapıldığını ve renk farklılıklarının temel sebebinin kumaş farklılığından kaynaklandığının açıkça ifade edildiğini, aynı boyama ve yıkama makinesine giren gömleklerin gövde, kol, yaka kısımlarında renk farklılıklarının olmasının tek sebebinin kumaşların farklı olmasından kaynaklı olduğunu, davalının işbu delil tespiti dosyasından alınan bilirkişi raporuna da itiraz etmemiş olduğunu ve bu hali ile kesinleştiğini, açıklanan nedenlerle borçlunun Bakırköy ..... İcra Müdürlüğü ..... Esas sayılı icra takibine haksız ve kötü niyetli itirazının iptalini, takibin devamını, itiraz haksız ve kötü niyetli olduğundan %20'den aşağı olmamak üzere davalı borçlu aleyhine icra inkar tazminatına hükmedilmesini, tüm yargılama giderleri ile ücreti vekaletin de karşı tarafa tahmiline karar verilmesini talep ve dava ettiği görülmüştür.
YANIT
:
Davalı tarafa dava dilekçesi, ekleri ve tensip tutanağı usulüne uygun olarak tebliğ edilmiş, davalı tarafça cevap dilekçesi ibraz edilmediği görülmüştür.
KANITLAR VE GEREKÇE
:
-Dava, davacı tarafından davalı aleyhine Bakırköy ..... İcra Müdürlüğü'nün ..... esas sayılı takip dosyası ile fatura alacağına dayanılarak başlatılan ilamsız icra takibine davalı takip borçlusu tarafından yapılan itirazın iptali istemine ilişkindir.
-Mahkememizce icra dosyası, taraflara ait Ba-Bs formları, dosya arasına alınmış, ticari defterler incelenmiş, Mahkememizin ..... Değişik İş - .... Karar sayılı tespit raporu dosya arasına alınmış ve diğer tüm deliller toplanmıştır.
-Bakırköy ..... İcra Müdürlüğü'nün ..... esas sayılı takip dosyasının celp edilerek incelenmesinde; davacı takip alacaklısı tarafından davalı takip borçlusu aleyhine 849.968,90-TL asıl alacak, 87.637,41-TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 937.606,31-TL alacak üzerinden ilamsız icra takibi başlatıldığı, takip dayanağının ".... Nolu █████/2025 Tarihli 383.431,49 -TL Fatura ..... Nolu █████/2025 Tarihli 137.062,94 -TL Fatura ..... Nolu █████/2025 Tarihli 329.474,47 -TL Fatura Alacağı" olduğu, davalı borçlu tarafından takibe süresi içerisinde itiraz edilmesi nedeniyle takibin durduğu görülmüştür.
-2004 Sayılı İİK 67. maddesi gereğince itirazın iptali davalarının görülüp hükme bağlanabilmesi için geçerli bir icra takibi bulunması, süresinde borca itiraz edilmesi ve 1 yıllık hak düşürücü süre içerisinde açılması dava şartı niteliğindedir.
-İtirazın iptali davası icra takibine sıkı sıkıya bağlı, itiraz üzerine duran icra takibinin devam edebilmesini sağlayan ve takip hukuku içinde olmakla birlikte, maddi hukuk ilişkisinin incelenerek uyuşmazlığı kesin hükümle sonuçlandıran bir davadır. Davanın takibe bağlılığı alacağın miktarı bakımından söz konusu olduğu gibi alacağın kaynağı bakımından da geçerlidir (YHGK. ███████-1634 Esas - ████████ Karar sayılı ilamı).
-Somut olayda davacı tarafın iddiası davalı ile aralarındaki ticari ilişki kapsamında tekstil boyama hizmeti verdiği, yıllardır süregelen ticari ilişki olduğu, bu kapsamda düzenlenen ve takip konusu edilen fatura bedellerinin ödenmediği hususlarına dayanmaktadır.
-Boyama işi işi eser sözleşmesi niteliğinde olduğundan davacı tarafın iddialarının eser sözleşmesi kapsamında değerlendirilmesi ve bu doğrultuda ilkelerin somut olaya uygulanması gerekmektedir.
-6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun (TBK) 470. maddesinde “yüklenicinin bir eser meydana getirmesi, iş sahibinin de bunun karşılığında bir bedel ödemeyi üstlendiği sözleşme” olarak nitelendirilmiş, sözleşmenin tarafları yüklenici ve iş sahibi olarak isimlendirilmiştir.
-Sözleşmeye ilişkin bu temel unsurlar yanında her sözleşme türünün kendine özgü unsurları bulunmaktadır. Eser sözleşmesinin de kendine özgü olan iki temel unsuru vardır. Bunlar eser ve bedeldir. Bu sözleşme ile bir taraf (yüklenici) istenen özellikle sonucu (eser) meydana getirmeyi, diğer taraf (iş sahibi) ise bu çalışma karşılığında ivaz ödemeyi (bedel) üstlenmektedir.
-Davacı tarafın dava dilekçesi ile ticari defterlere delil olarak dayandığı görülmektedir.
-6102 sayılı Türk Ticaret Kanun' da ticari defterlerle ispata ilişkin hükümlere yer verilmemiştir. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 222. maddesi “Ticari Defterlerin İbrazı ve Delil olması” başlığı altında ticari defterlerle ispata ilişkin hükümler getirmiştir.
-Hukuk Muhakemeleri Kanunu 222. Maddesinde; "(1) Mahkeme, ticari davalarda tarafların ticari defterlerinin ibrazına kendiliğinden veya taraflardan birinin talebi üzerine karar verebilir. (2) Ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır. (3) İkinci fıkrada belirtilen şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir. (Ek cümle:22/7/2020-███████ md.) Diğer tarafın ikinci fıkrada yazılan şartlara uygun olarak tutulan ticari defterlerinin, ilgili hususta hiçbir kayıt içermemesi hâlinde ticari defterler, sahibi lehine delil olarak kullanılamaz. Bu şartlara uygun olarak tutulan defterlerdeki sahibi lehine ve aleyhine olan kayıtlar birbirinden ayrılamaz." hükümlerine yer verilmiştir.
-Yargıtay uygulamasına göre; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 222. maddesi gereğince; ticari davalarda, yani iki tarafın tacir olduğu ve dava konusunun ticari işletmeleri ile ilgili olduğu davalarda, ticari defterler ile sözleşme ilişkisinin veya alacak miktarının ispatı mümkündür. Ticari defterler kesin delillerdendir. Yasa'da delil vasfı taşıdığı takdirde aksinin yazılı veya kesin delillerle ispatı gerektiği düzenlenmiş olduğundan, yasanın ticari defterleri kesin delildir (Yargıtay 15. Hukuk Dairesi'nin █████/2018 tarih █████████E. █████████K. sayılı ilamı).
-Türk Ticaret Kanunu faturayı tanımlamış değildir. Ancak kanun faturanın düzenlenmesi hakkında bazı kurallara yer vermiştir. Fatura tanzim edilmesinin öncelikli koşulu, tacirin ticari işletmesi bağlamında mal satmış, üretmiş, bir iş görmüş veya bir menfaat sağlamış olmasıdır. Bu koşul, faturanın nitelik itibarıyla sözleşmenin ifa safhası ile ilgili bir belge olmasının da gereğidir. Dolayısıyla taraflar arasında bir sözleşme olmadan gönderilen belge, faturanın şekil şartlarını taşısa bile, gerçek anlamda bir fatura olmayıp, öneri (teklif) niteliğinde bir yazıdır. Şüphesiz, taraflar arasındaki sözleşmenin hukuken geçerli olması gerekir. Bu anlamda batıl bir sözleşmeye dayanılarak gönderilen faturaya süresi içinde itiraz edilmemesi, fatura içeriğinin kabul edilmiş sayılması sonucunu doğurmaz. Fatura içeriğinin kabul edilmiş sayılmasına ilişkin karinenin uygulanması temel borç ilişkisi doğuran bir sözleşmenin varlığı halinde söz konusu olabilir. Taraflar arasında sözleşmenin bulunup bulunmadığı hususu çekişmeli ise, ispat yükü kuralları çerçevesinde öncelikle sözleşmenin varlığı ispat edilmelidir (Özçelik, Volkan; Fatura İçeriğinin Kabul Edilmiş Sayılması, TBB Dergisi 2018 (138), s. 212 vd.).
-Faturanın delil olması ile ticari defterlerin delil olması birbirinden farklıdır. 6102 sayılı TTK'nın 21/2. maddeye göre faturaya itiraz edilmemiş ise içeriği kesinleşir ise de akdî ilişkinin yazılı delillerle ispatı gerekir. Fatura ticari defterlere kayıt edilmiş ise artık faturanın delil olmasıyla ilgili bu maddeye değil ticari defterlerin delil olmasıyla ilgili TTK'nın 222. maddeye bakmak gerekir. Bu nedenle ticari defterlere kaydedilmiş fatura akdi ilişkinin varlığını da kanıtlar. Faturayı teslim aldıktan sonra süresi içinde itiraz ve iade etmeyerek ticari defterlerine kaydeden kimse, bu faturanın mal veya hizmet aldığı için geçerli bir sözleşme ilişkisine göre düzenlendiğini kabul etmiş sayılır ve fatura nedeniyle mal veya hizmet almadığını, bu faturadan dolayı borçlu olmadığını yazılı veya kesin delillerle ispatlaması gerekir.
-Bir faturayı alan kişi aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde, faturanın içeriği hakkında bir itirazda bulunmamışsa bu içeriği kabul etmiş sayılır (6102 Sayılı TTK 21/2).
-Tarafların BA ve BS kayıtlarında dava konusu faturaların kayıtlı olması halinde tarafların ticari defterlerinin incelenmesine gerek yoktur. Zira münazaalı hususlar bizatihi tarafların kayıtları ile ispatlanmış kabul olunur (Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin █████/2015 tarih █████████ Esas ██████████ Karar sayılı ilamı).
-Yüksek Mahkeme içtihatlarına göre fatura düzenlenmesiyle imalatın yapıldığı ve eserin teslim edildiği kanıtlanamaz. Faturaya itiraz edilmemesi de akdi ilişkiyi ve teslim olgusunu kanıtlamaz. İtiraz edilmeyen fatura ticari defterlere kaydedilmiş ise bu kez faturanın delil olması hükümlerine göre değil ticari defterlerin delil olması hükümlerine gidileceğinden kesin delillerden olan ticari defterler ile akdi ilişkinin ve teslim olgusunun ispatlanması mümkündür.
-Ticari defterlere kaydedilen faturanın teslimi kanıtlamasının nedeni faturanın hukuki niteliği ile doğrudan bağlantılıdır. Zira TTK 21 ve Vergi Usul Kanunu 229. Maddesi gereğince fatura malın teslimi veya işin yapılması üzerine düzenlenmesi gereken belge olduğundan, düzenlenen ve defterlere kaydedilen bu belge teslimi de kanıtlamış olacaktır. Kesin delillerin aksinin yazılı veya kesin deliller ile ispatı gerektiğinden bu karinenin aksinin tanık veya diğer takdiri delillerle de ispatı mümkün değildir.
-Yüklenici bu doğrultuda eseri teslim edildiğini kanıtlamış ancak eserin eksik ya da ayıplı olması nedeniyle yükleniciye iade edildiği savunulmakta ise bu iade olgusundan lehine hak çıkarmaya çalışan taraf iş sahibi olacağından eserin eksik veya ayıp sebebiyle iade edildiğini iş sahibi ispatlamalıdır. ( Örn: Yargıtay 15. H.D 23.12.2015 Tarih █████████ Esas █████████ Karar Sayılı İlamı )
-Mahkememiz dosyası tarafların ticari defter ve belgelerinin incelenmesi amacıyla SMMM bilirkişiye tevdi edilmiş, düzenlenen █████/2026 tarihli raporda özetle; davacı ve davalı tarafın 2020-2021-2022-2023-2024 yılı 2025/9 dönemi yevmiye ve kebir defterini Gelirler İdaresi Bilgi Sistemine yasal süre içerisinde yüklendiği, defterlerin davanın esasını kapsayan kısımların birbiriyle uyumlu olduğu ve denetim ve tespit yapmaya elverişli olduğu, muhasebe teknik usullerine uygun tutulduğu, davacıyla davalı arasında yazılı bir sözleşme olmadığı dosya genelinde sunulan deliller incelenmiş ve taraf beyanlarından anlaşılmış olup, öteden beri davam eden bir ticari ilişki olduğu davacı davalının tekstil ürünleri boyama işçiliğini üstlendiği görülmüş olup, davacı ürün bedellerini davalıya e-temel faturayla yansıttığı tespit takip dayanağı alacağı oluşturan ve elektronik ortamda gönderilen e-temel faturalara TTK.21-2 maddesince davalıca noter huzurunda veya iade fatura şeklinde düzenlenerek yasal 8 gün süre içerisinde de bir itiraz dosya içeriğinde ve yapılan ticari defter incelemelerinde görülemediği, yasal süresinden sonra davalı davacıya 4 adet toplamı 5.808.064,20 TL’sı olan iade faturaları düzenlendiği, davacının ise aynı faturaları iade faturası düzenleyerek iade ettiği, taraflar arasındaki iş bu faturalaşma işlemi birden fazla kez tekrarlandığı, dava konusu fatura alacağının 20.01.2025 tarihli ..... n.olu 137.062,94 TL’sı,10.01.2025 tarihli ...... n.olu 383.431,49 TL’sı, 17.01.2025 tarihli ..... n.olu 329.474,47 TL’sı faturaların oluşturduğu, tarafların BA-BS formlarındaki beyan ve bildirim tutarları bire bir örtüştüğü, davacı şirketin davalı firma ile ilgili faturaları 2020-2021-2022-2023-2024 yılı ve 2025/9 dönemi defter ve kayıtlarına muhasebe teknik ve usullerine uygun olarak işlediği, raporun denetim ve tespitler kısmında yer alan yevmiye kaydı ile detayı verilen tüm işlemlerden sonra 26.03.2025 icra takip tarihi itibariyle 849 547,62 TL’sı defter ve kayıtlarında davalıdan alacaklı gözüktüğü, davalı şirketin davacı firma ile ilgili faturaları 2020-2021-2022-2023-2024 yılı ve 2025/9 dönemi defter ve kayıtlarına muhasebe teknik ve usullerine uygun olarak işlediği, raporun denetim ve tespitler kısmında yer alan yevmiye kaydı ile detayı verilen tüm işlemlerden sonra 26.03.2025 icra takip tarihi itibariyle 849.547,62 TL’sı defter ve kayıtlarında davacıya borçlu gözüktüğü, dosyaya istenen değişik iş dosyayı incelenmiş olup, iş bu dosyada taraflar arasında davacının vermiş olduğu boyama hizmetinden dolayı ihtilafsızlık olduğu görülmüş olup, ancak iş bu hususlar mali bilirkişinin uzmanlık alanına girmediğinden Mahkemenin takdirine bırakıldığı, netice İtibariyle; Huzurdaki davada davacı, 849.968,90 TL’sı fatura alacağına ve 87.637,41 TL’sı işlemiş faiz alacağına 26.03.2025 tarihinde Bakırköy ...... İcra Müdürlüğünün ..... sayılı dosyası ile davacı tarafından icra takibi başlatıldığı, davacının fatura alacağının davacı ve davalı defterlerinde; dava ve takip tarihi itibariyle 849.547,62 TL’sinin tespit edildiği, işlemiş faiz alacağı ise TTK.1530’a göre fatura temerrüt tarihlerinden takip tarihine kadar; 52.091,66 TL’sı hesap edildiği görüş ve kanaatinin bildirildiği görüldü.
-Bilirkişi raporu taraflara usulüne uygun olarak tebliğ edilmiş, Mahkememizce alınan rapor dosya kapsamına uygun, denetime elverişli ve kanaat verici bulunmuştur.
-Yukarıda yer verilen açıklamalar doğrultusunda somut olay değerlendirildiğinde; davacı tarafın incelenen ticari defterlerin usulüne uygun tutulup takibe konu alacak kalemlerinin de bu defterlerde kaydedilmiş olması tek başına alacağın varlığına ve fatura içeriği mal ve hizmetlerin teslimi konusuna delil oluşturmamaktadır.
-Ancak Mahkememizce 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunun 83. Maddesi ve Hukuk Muhakemeleri Kanunu 222/3 gereğince, ticari defterlerin incelenmesine karar verilmiş, her iki tarafça ticari defterler ibraz edilmiş ve ticari defter kayıtları incelenmiştir.
-Yukarıda ayrıntılarına yer verilen bilirkişi raporuyla sabit olduğu üzere, taraflarca ticari defterlerinin kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş olduğu, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğruladığı görülmüştür. Hukuk Muhakemeleri Kanunu 222/3. Maddesi uyarınca ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması gerekmektedir. Bilirkişi raporuyla da sabit olduğu üzere davacı ve davalı tarafça dava konusu edilen 3 adet faturanın (█████/2025 Tarihli 383.431,49 -TL fatura, █████/2025 Tarihli 137.062,94 -TL fatura, █████/2025 Tarihli 329.474,47 -TL fatura) her iki tarafça defterlere işlendiği, ticari defter kayıtlarının takip tarihi itibariyle birbirini doğruladığı, davacı tarafından dava konusu edilen fatura alacağının takip ve dava tarihinde 849.547,62-TL'lik kısmının davacı ve davalı tarafından ticari defterlere uyumlu şekilde kaydedildiği görülmüştür.
-Buna göre dava konusu alacağın 849.547,62-TL'lik kısmının her iki tarafın ticari defterlerinde kayıtlı olduğu, her iki tarafın ticari defterleri üzerinde yapılan bilirkişi incelemesine göre taraflar arasında ticari ilişkinin mevcut olduğu, davacı tarafın ticari defterlerinin kayıtları usulüne uygun olduğundan davacı lehine delil vasfı taşıdığı görülmektedir.
-Yapılan açıklamalar doğrultusunda davacı şirket ile davalı şirketi arasında ticari ilişkinin var olduğu, davacı tarafın davalı ile aralarındaki fatura içeriği edimlerini yerine getirdiği, davalıya yansıtılan bedellerin usulüne uygun olduğu hususlarının davacı tarafça, ticari defter kayıtları kayıtlarıyla ispat edildiği, buna karşılık olarak davalı tarafın takibe konu cari hesap ve fatura alacağının bakiye 849.547,62-TL'lik kısmının ödediğini yazılı belge ile ispat edemediği kanaatine varıldığından davanın kısmen kabulüne karar vermek gerekmiştir.
-Davalı taraf davaya cevap dilekçesi sunmamıştır. Rapora itirazlarında ve yargılama sırasındaki beyanlarında ise ürünlerin ayıplı olduğunu, iade faturalarının düzenlendiğini iddia ederek borcun varlığını inkar etmiştir. Yine tarafların defter kayıtlarına göre davalı tarafından bir kısım iade faturalarının düzenlendiği görülmektedir.
-Mahkememizce davalı tarafça yaptırılan tespit dosyası ve rapor incelenmiş, ilgili raporda kesin kanaatlere varılmadığı, ilgili gömleklerde parçalarının renkleri arasında ton farkları bulunduğundan ayıplı olduğu, gömleklerde kullanılan kumaş toplarından kesilip yan yana dikilerek oluşturulan blanketin yıkama boyama işlemi sonucunda blankette kullanılan kumaşlar arasında renk tonu farklılığı bulunduğunun görüldüğü, tespit isteyen vekilinin incelemeye sunmuş olduğu orijinal numune gömlekte de gömleğin kendi kol-beden-cep gibi parçalarının renkleri arasında ton farkları bulunduğunun tespit edildiği görülmüştür.
-Bu haliyle her ne kadar davalı tarafça yargılama aşamasında ayıp iddiası ileri sürülmüş ise de davalı tarafça süresi içerisinde cevap dilekçesi sunulmadığı, bu haliyle ayıp iddiasının dinlemeyeceği, tespit dosyasının ihbar kabul edilmesi halinde dahi davalının kendi numunelerindeki renk farklılıkları nedeniyle ürünlerdeki ayıbının davacının boyama hatasından kaynaklanmadığının sabit olduğu, bu nedenle davalı tarafın iade faturalarının dayanağının bulunmadığı anlaşılmakla, davalının bu yöndeki iddiaları yerinde görülmemiştir.
-Her ne kadar davacı taraf takip talebinde asıl alacakla birlikte işlemiş faiz talebinde bulunmuşsa da davalı borçlunun icra takibinden önce temerrüde düşürülmemiş olduğu anlaşıldığından, takip talebindeki işlemiş faize ilişkin talebin reddine karar vermek gerekmiştir.
-Davacı vekili, itirazın iptali talebi ile birlikte icra inkar tazminatı talebinde bulunmuştur. Borçlu aleyhine icra inkar tazminatına hükmedilebilmesi için likit ve belirlenebilir bir alacağın mevcut olması gerekmektedir. Likit bir alacaktan söz edilebilmesi için, ya alacağın gerçek miktarının belli ve sabit olması ya da borçlusu tarafından belirlenebilmesi için bütün unsurların bilinmesi veya bilinmesinin gerekmekte olması, böylece borçlunun borç tutarını tahkik ve tayin etmesinin mümkün bulunması; başka bir ifadeyle, borçlunun yalnız başına ne kadar borçlu olduğunu tespit edebilir durumda olması gerekir.
-Buna göre davalı borçlu tarafından fatura ve ticari defter kayıtlarıyla sabit olan alacağın tereddütsüz bir şekilde likit ve belirlenebilir olması nedeni ile davalı borçlu aleyhine kabul edilen alacak miktarı üzerinden %20 oranında icra inkar tazminatına hükmedilmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM
: Ayrıntıları yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davanın KISMEN KABULÜ ile;
-Bakırköy .... İcra Müdürlüğü'nün ..... esas sayılı takip dosyasında davalı takip borçlusu tarafından yapılan itirazın kısmen iptali ile takibin 849.547,62 TL asıl alacak ve asıl alacağa takip tarihinden itibaren işleyecek ticari faiz üzerinden devam olunmasına,
-Alacak likit ve belirlenebilir olduğundan kabul edilen miktarın %20'si üzerinden hesap edilen 169.909,52 TL icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
-Fazlaya ilişkin taleplerin reddine,
2-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 58.032,60-TL karar ve ilam harcından peşin alınan 11.323,95-TL harcın mahsubu ile bakiye 46.708,65-TL harcın davalıdan tahsili ile hazineye irat kaydına,
3-Davacı tarafından yatırılan 11.323,95-TL peşin harcın davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
4-Davacı tarafından yargılama sırasında sarf edilen 615,40 TL başvurma harcı, 10.000,00 TL bilirkişi ücreti, 126,00-TL tebligat ve posta masrafı olmak üzere toplam 10.741,40 TL yargılama giderinden davanın kabul red oranına (%90,60) göre hesap edilen 9.732,58 TL'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, bakiyesinin davacı üzerinde bırakılmasına,
5-Davalı tarafından sarf edilen yargılama gideri bulunmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına,
6-Kabul edilen kısım yönünden davacı taraf kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince hesap edilen 133.432,14-TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
7-Reddedilen kısım yönünden davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince hesap edilen 45.000,00-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
8-6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu 18/A-11-13. maddesi uyarınca ve Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği Tarife hükümleri uyarınca Bakırköy Arabuluculuk Bürosu'nun ..... numaralı arabuluculuk dosyasında Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen toplam 4.600,00 TL arabuluculuk ücretinden davanın kabul red oranına (%90,60) göre hesap edilen 4.167,97 TL'sinin davalıdan, bakiye 432,03-TL'sinin davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına,
9-Bakiye gider/delil avansının karar kesinleştiğinde ilgili tarafa derhal iadesine,
Dair; tebliğden itibaren İKİ HAFTA içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesinde istinaf yolu açık olmak üzere taraf vekillerinin yüzlerine karşı verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.█████/2026
Katip .....
e-imzalıdır
Hakim ....
e-imzalıdır

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!