Anahtar kelimeler: İşletmiş Ödemeksizin Geçişler İhlalli Girişildiği Araçla Plaka Geçiş Getirdiği Yerde

T.C.
İSTANBUL10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİESAS NO
: ████████ EsasKARAR NO
: ████████DAVA
: İtirazın İptali (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)DAVA TARİHİ
: █████/2026KARAR TARİHİ
: █████/2026Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
:DAVA
: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davalıya ait, ... plaka sayılı araçla ... tarihleri arasında ücret ödemeksizin, işletme hakkı müvekkilİ şirkette olan ...ihlalli geçişler gerçekleştirildiği, geçiş ücretleri ve bu ücretlere ait 6001 s.k. m.30/5 hükmünün getirdiği yasal cezanın ödenmemesi üzerine yukarıda esas numarası yazılı icra takip dosyası üzerinden icra takibine girişildiği, davalı ise, yetkili yerde takip başlatılmadığı iddiasıyla yetkiye ve herhangi bir borcu olmadığı gerekçesiyle icra takibine itiraz ettiği, öte yandan, davalının müvekkilinin işletmiş olduğu ... geçiş yapmadığı yönünde bir savunması da bulunmadığı, müvekkili şirketin işletmecisi olduğu köprü ve bağlantılı otoyolunun kullanılmasıyla, ücretli geçiş noktasından geçilmesiyle, para karşılığında, geçiş hizmetinin sağlandığı bir sözleşme kurulduğu, köprüden geçiş sağlandığında, geçiş karşılığı para ödenmesi gerektiği 6001 sayılı kanunun ve işletme protokolünün gereği olduğu, yani müvekkili şirket, ücretli bir geçiş noktasının işletmecisi konumunda olduğu, geçen araç sürücüleri, ücretli geçiş noktasını kullandığında, para karşılığı geçişin sağlandığı bir sözleşme kurulmuş olduğu, dava konusunu da ihlalli geçişlerden doğan geçiş ücreti alacakları ve bu alacağa binaen 6001 sayılı kanunun m.30/5 hükmü gereği tahakkuk eden geçiş ücretinin 4 katı tutarında ceza oluşturulduğu, müvekkili şirketin yerleşim yeri ...olduğu, yukarıda arz ve izah edilen nedenlerle, davanın kabulü ile ... 6. İcra Müdürlüğü ... esas sayılı dosyasında davalının icra takibine vaki itirazının iptaline,takibin devamına, icra takibinin geçiş ücreti ve gecikme cezası olmak üzere toplam 9.765,00 tl asıl alacak ile bu alacağa takip tarihinden önce işlemiş faiz (505,75 tl) ve kdv (101,18 tl) yönünden takip talebinde gösterilen şartlarla devamına, davalı borçlu tarafından icra takibine haksız bir şekilde itiraz edildiğinden icra takibine konu alacağın %20'sinden aşağı olmamak üzere belirlenecek icra inkâr tazminatının davalıdan tahsili ile müvekkilimize ödenmesine, yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin davalı üzerinde bırakılmasına, peşin olarak ödenen yargılama giderleri ve harçlarla tespit edilecek avukatlık vekâlet ücretinin davalı borçludan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.DELİLLER VE GEREKÇE
:Davanın, kaçak geçiş alacağı nedeni ile başlatılan takibe itirazın İptali davası olduğu anlaşılmıştır.Türk Ticaret Kanununun 4. maddesinde, bu kanundan doğan hukuk davalarının ticari dava sayıldığı, aynı Kanunun 5. maddesinin ikinci fıkrasında, bir yerde Ticaret Mahkemesi varsa Asliye Hukuk Mahkemesi'nin vazifesi içinde bulunan ve bu Kanunun 4. maddesi hükmünce ticari sayılan davalara ticaret mahkemesinde bakılacağı hususları düzenlenmiştir.5235 sayılı Adlî Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Bölge Adliye Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yetkileri Hakkında Kanun 6. maddesi ve 6100 sayılı HMK'nın 2. maddesi gereğince, genel görevli mahkeme Asliye Hukuk Mahkemesidir. Asliye Ticaret Mahkemeleri ise özel mahkeme niteliğindedir.6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu 14. maddesine göre “Bir ticari işletmeyi kısmen dahi olsa kendi adına işleten kimseye tacir denir.” Aynı Kanunun 17. maddesi hükmünce de; “iktisadi faaliyeti nakdi sermayesinden ziyade bedeni çalışmasına dayanan ve kazancı ancak geçimini sağlamaya yetecek derecede az olan sanat ve ticaret sahipleri tacir değildir.” düzenlemesi yer almaktadır.6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu 3. maddesi hükmüne göre bu Kanunda düzenlenen hususlarla bir ticari işletmeyi ilgilendiren bütün işlem ve fiiller ticari işlerdendir.Ticari davalar ise aynı Kanunun 4/1 maddesinde tanımlanmıştır. Bu maddeye göre, her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan hukuk davaları ile ticari nitelikteki çekişmesiz yargı işleri ve tarafların tacir olup olmadıklarına bakılmaksızın Türk Medenî Kanununun, rehin karşılığında ödünç verme işi ile uğraşanlar hakkındaki 962 ilâ 969 uncu maddelerinde, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun malvarlığının veya işletmenin devralınması ile işletmelerin birleşmesi ve şekil değiştirmesi hakkındaki 202 ve 203, rekabet yasağına ilişkin 444 ve 447, yayın sözleşmesine dair 487 ilâ 501, kredi mektubu ve kredi emrini düzenleyen 515 ilâ 519, komisyon sözleşmesine ilişkin 532 ilâ 545, ticari temsilciler, ticari vekiller ve diğer tacir yardımcıları için öngörülmüş bulunan 547 ilâ 554, havale hakkındaki 555 ilâ 560, saklama sözleşmelerini düzenleyen 561 ilâ 580. maddelerinde; fikrî mülkiyet hukukuna dair mevzuatta; borsa, sergi, panayır ve pazarlar ile antrepo ve ticarete özgü diğer yerlere ilişkin özel hükümlerde ve bankalara, diğer kredi kuruluşlarına, finansal kurumlara ve ödünç para verme işlerine ilişkin düzenlemelerde öngörülen hususlardan doğan hukuk davaları ticari dava sayılır. Bu maddeye göre bir davanın ticari dava sayılabilmesi için tarafların her ikisinin tacir olması ve uyuşmazlığın her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğması veya ticari nitelikte çekişmesiz yargı işi olması veyahut da açılan davanın maddede altı bent halinde sayılan davalardan olması gerekir. Taraflardan biri tacir değilse veya tacir olmasına rağmen uyuşmazlığın ticari işletmeyle ilgisi yoksa ticari davanın varlığından söz edilemez.Ticari davalar, mutlak ticari davalar, nispi ticari davalar ve yalnızca bir ticari işletmeyle ilgili olmasına rağmen ticari nitelikte kabul edilen davalar olmak üzere üç gruba ayrılır.Mutlak ticari davalar, tarafların tacir olup olmadığına ve işin bir ticari işletmeyi ilgilendirip ilgilendirmediğine bakılmaksızın ticari sayılan davalardır. Mutlak ticari davalar, TTK'nın 4/1. maddesinde bentler halinde sayılmıştır. Bunların yanında Kooperatifler Kanunu (m.99), İcra İflas Kanunu (m.154), Finansal Kiralama Kanunu (m.31), Ticari İşletme Rehni Kanunu (m.22) gibi bazı özel kanunlarda belirlenmiş ticari davalar da bulunmaktadır. Bu guruptaki davaların ticari dava sayılabilmesi için taraflarının tacir olması veya ticari işletmeleriyle ilgili olması gibi şartlar aranmaz. TTK'nın 4/1. bendinde sınırlı olarak sayılan davalar arasında yer alması veya özel kanunlarda ticari dava olarak nitelendirilmesi yeterlidir. Bu davalar kanun gereği ticari dava sayılan davalardır.Nispi ticari davalar, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili olması halinde ticari nitelikte sayılan davalardır. TTK'nın 4/1. maddesine göre, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan ve iki tarafı da tacir olan hukuk davaları ticari dava sayılır. Bu hükme göre bir davanın ticari dava sayılabilmesi için, hem iki tarafın ticari işletmesini ilgilendirmesi hem de iki tarafın tacir olması gereklidir. Bu şartlar birlikte bulunmadıkça, uyuşmazlık konusunun ticari iş niteliğinde olması veya ticari iş karinesi sebebiyle diğer taraf için de ticari iş sayılması davanın ticari dava olması için yeterli değildir. Ticari iş karinesinin düzenlendiği TTK’nın 19/2. maddesi uyarınca, taraflardan biri için ticari iş sayılan bir işin diğeri için de ticari iş sayılması, davanın niteliğini ticari hale getirmez. TTK, Kanun gereği ticari dava sayılan davalar haricinde, ticari davayı ticari iş esasına göre değil, ticari işletme esasına göre belirlemiştir. Hal böyle olunca, işin ticari nitelikte olması davayı ticari dava haline getirmez.Üçüncü grup ticari davalar, yalnızca bir tarafın ticari işletmesini ilgilendiren havale, vedia ve fikri haklara ilişkin davalardır. Yukarıda açıklandığı üzere bir davanın ticari dava sayılması için kural olarak ya mutlak ticari davalar arasında yer alması ya da her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili bulunması gerekirken havale, vedia ve fikri haklara ilişkin davaların ticari nitelikte sayılması için yalnızca bir yanın ticari işletmesiyle ilgili olması TTK'da yeterli görülmüştür.Yine 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 1. maddesinde; "Mahkemelerin görevi, ancak kanunla düzenlenir. Göreve ilişkin kurallar, kamu düzenindendir." hükmü yer almaktadır. HMK'nın 114/1.c maddesi uyarınca "Mahkemenin görevli olması" dava şartlarından olup, HMK'nın 138 maddesi dikkate alınarak dava şartlarının öncelikle karara bağlanması gerekmektedir. HMK'nın 115. maddesinde ise "Mahkeme, dava şartlarının mevcut olup olmadığını, davanın her aşamasında kendiliğinden araştırır. Taraflar da dava şartı noksanlığını her zaman ileri sürebilirler. Mahkeme, dava şartı noksanlığını tespit ederse davanın usulden reddine karar verir..." düzenlemesi yer almaktadır.Davalının tacir olup olmadığının tespiti için, bağlı olduğu vergi dairesine müzekkere yazılmış, esnaf tacir ayrımı yönünden bilanço esasına göre mi yoksa işletme esasına göre mi defter tuttuğu hususu ile birlikte işletme hesabına göre defter tutuyorsa VUK 177. Maddesi uyarınca esnaf işletme sınırının altında kalıp kalmadığı ve 1. Sınıf tacir olup olmadığı hususları sorulmuştur. Bursa Vergi Dairesi Müdürlüğü cevabi yazısı ile; "İlgide kayıtlı yazınıza istinaden sistem kayıtlarımızın ve Tarh dosyasının tetkikinde ... vergi kimlik numaralı ...'nın █████/2000-█████/2000 tarihleri arasında Giysi Aksesuarları Perakende Ticareti (Eldiven, Kravat, Şapka, Eşarp, Şal, Mendil, Kemer, Pantolon Askısı, Şemsiye, Baston, Vb.) faaliyeti ile iştigal olduğu tespit edilmiş olup kayıtlarımızda defter tasdikine ilişkin bilgi bulunmamaktadır" şeklinde cevap vermiş ve ekinde de davalının 2000 yılında ticareti terk ettiğine dair evrakları ibraz etmiştir.Açıklamalar doğrultusunda, açılan davalarda öncelikle mahkemenin yargılamada görevli olup olmadığı yönünden değerlendirme yapılması gerekmektedir. Gerçek kişiler tarafından açılan ya da gerçek kişilere karşı açılan davalarda; takibin ya da davanın açıldığı tarihte ilgili yıllarda bağlı olduğu vergi dairesinden, hangi esasa göre defter tuttuğu, ikinci sınıf tacir (esnaf) olup olmadığı, eğer ikinci sınıf tacir (esnaf) ise ve işletme defteri tutuyor ise; VUK'un 177/2 fıkrasında düzenlenen hadlere göre, faaliyetinin esnaf faaliyeti sınırını aşıp aşmadığına yönelik bir araştırma yapılması gerektiği bilinmektedir (İstanbul BAM 13. Hukuk Dairesinin █████/2023 Tarih, ... Esas ve... Karar sayılı kararı).Toplanan deliller ve tüm dosya kapsamından; her ne kadar davacı tarafça davalı aleyhine kaçak geçiş ücret alacağı nedeni ile başlatılan takibe itiraz edilmesi üzerine iş bu itirazın iptali davası ikame edilmiş ise de; davalının 2000 yılında Vergi Dairesinde terk kaydının bulunduğu, dolayısı ile davalının tacir olmadığı, yine taraflar arasındaki ihtilafın mutlak ticari iş olmadığı gibi nispi ticari iş de olmadığı, dolayısı ile davaya bakma görevi Asliye Hukuk Mahkemesine ait olduğu anlaşıldığıdan (İstanbul BAM 13. Hukuk Dairesinin █████/2023 Tarih, ...Esas ve ...Karar sayılı kararı, Ankara BAM 4.Hukuk Dairesinin █████/2023 Tarih, ... Esas ve ...Karar sayılı kararı ile Samsun BAM 2.Hukuk Dairesinin █████/2023 Tarih, ... Esas ve...Karar sayılı kararı) davanın görev nedeni ile reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.HÜKÜM
: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;1-Mahkememizin GÖREVSİZLİĞİNE, 6100 Sayılı HMK.'nın 2. maddesi uyarınca ilgili ihtilaflara bakma görevinin Asliye Hukuk Mahkemelerine ait olduğu, mahkememizin görevli olmadığı anlaşılmakla, işbu davanın göreve ilişkin dava şartı yokluğu nedeniyle 6100 sayılı HMK'nun 114/c maddesi uyarınca USULDEN REDDİNE,2-HMK 20. Maddesi uyarınca hükmün kesinleşmesine müteakip taraflarca 2 haftalık süre içerisinde dosyanın görevli mahkemeye gönderilmesi talep edilmesi halinde dosyanın görevli İSTANBUL NÖBETÇİ ASLİYE HUKUK MAHKEMESİNE gönderilmesine, taraflarca 2 haftalık süre içerisinde dosyanın görevli mahkemeye gönderilmesinin talep edilmediği takdirde RESEN davanın açılmamış sayılacağına karar verileceğinin ihtarına, (ihtar edildi)3-HMK'nun 331/2 maddesi gereğince görevsizlik ve yetkisizlik kararından sonra davaya bir başka mahkemede devam edilmesi halinde yargılama giderlerine o mahkemenin hükmedeceği, gönderme kararından sonra davaya bir başka mahkemede devam edilmemiş ise talep üzerine davanın açıldığı mahkemenin dosya üzerinden bu durumu tespit ile davacıyı yargılama giderlerini ödemeye mahkum edeceği ön görüldüğünden yargılama giderleri konusunda bu aşamada KARAR VERİLMESİNE YER OLMADIĞINA,4-Yargılama, harç ve masrafların ve diğer hususların görevli mahkemece dikkate alınmasına,Dair, tarafların yokluğunda 5235 sayılı Kanun'un 33-(1), 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 341-(1) ve devamı maddeleri uyarınca, gerekçeli kararın usulen taraflardan her birine tebliğinden itibaren iki haftalık yasal süre dahilinde, Mahkememize dilekçe ile başvurmak suretiyle İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf yasa yolu açık olmak üzere dosya üzerinden karar verildi.█████/2026Katip¸e-imzalıdırHakim¸e-imzalıdır