Anahtar kelimeler: Matrik İrim Metrik Zeytinyağı Zeytinyağını Önemlisi Vadelerini Teslimat Ton Referanslı

T.C.
İZMİR 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİESAS NO
: ████████ EsasKARAR NO
: █████████DAVA
: Ticari Satım Sözleşmesinden Kaynaklanan Zararın Tahsili İstemliDAVA TARİHİ
: █████/2025KARAR TARİHİ
: █████/2025Mahkememizde görülmekte olan Ticari Satım Sözleşmesinden Kaynaklanan Zararın Tahsili İstemli davasının yapılan açık yargılaması sonunda,DAVA
:Davacı vekili, dava dilekçesinde; ... değişen piyasa koşulları ve operasyonel ihtiyaçları doğrultusunda, taraflar arasında zeytinyağı tedarikine ilişkin, miktar, fiyat, kalite ve en önemlisi kesin teslimat vadelerini içeren iki ayrı ticari satış sözleşmesi akdedildiğini, 12.04.2023 tarihli ve ... Satış Sözleşmesi uyarınca, davalının 48 matrik ton zeytinyağını 4.350 euro/mt irim fiyat üzerinden en geç Mayıs 2023 sonuna kadar teslim etmekle yükümlü olduğunu, davalının teslim etme borcunun muaccel hale geldiğini, 13.04.2023 tarihli ve... referanslı zeytinyağı satış sözleşmesi uyarınca, davalının ek 48 metrik ton zeytinyağını 4.390 euro/mt birim fiyat üzerinden Mayıs 2023 içinde teslim etmekle yükümlü olduğunu, bu sözleşmeyle davalının aynı dönemde ek bir teslimat borcunun oluştuğunu ve vadenin kesin olarak belirlendiğini, davalının toplamda 96 metrik ton zeytinyağı teslimatı gerçekleştirme yükümlülüğünün doğduğunu, sözleşmelerde 96 metrik ton zeytinyağının yükleme ve fiili teslimat süreçlerinin Nisan-Mayıs 2023 dönemi içerisinde eksiksiz olarak tamamlanmasının şart koşulup ödemenin, orijinal belgelerin müvekkili şirkete ibrazından itibaren 3 iş günü içinde yapılmak zorunda olduğunu, taraflar arasındaki ticari ilişkinin kurulması, sözleşmenin akdedilmesi ve sonrasında bunların uygulanma sürecinin koordinasyonunun, tarafların ortak mutabakatı ve yüksek ticari teamüller çerçevesinde ... aracılığıyla profesyonelce yönetildiğini, davalının sözleşmesel yükümlülüklerini ihlal etmesinin, türk borçlar kanunu ve türk ticaret kanunu hükümleri uyarınca temerrüde düşmesine sebebiyet verdiğini, davalının, sözleşme ile yüklendiği teslim etme edimini, tam ve eksiksiz bir biçimde yerine getirmediğini, müvekkilinin, teslim yükümlülüğünü sözleşmeye uygun yerine getirmesi konusunda defalarca kez sözlü ve yazılı olarak davalıya hatırlattığını, ancak tüm bu iyi niyetli ve yapıcı girişimlerin sonuçsuz kaldığını, sürekli tekrarlayan iletişim çabaları, davalının oyalayıcı ve belirsiz tutumu ve teslimat takvimi verme yükümlülüğünü ihmal etmesinin sözleşme ihlali olduğunu gösterdiğini, taraflar arasında yoğun bir e-posta ve whatsapp yazışma trafiğinin yaşandığını, bu iletişimlerde, teslimatların sözleşmede belirtilen Nisan-Mayıs 2023 dönemi içerisinde mutlak suretle tamamlanması gerektiğini açık ve net bir dille davalıya bildirildiğini, davalı tarafın çalışanı Serar'ın, 4 Mayıs 2023 tarihli whatsap yazışmasında, zeytinyağının rafine işlemlerinin 15 Mayıs'tan itibaren görüleceğini, ancak geminin tedarik zamanının henüz belli olmadığını belirterek...) bilgilendireceğini ifade ettiğini, bu tarihten sonra da somut bir gelişme yaşanmadığını, teslimatların gerçekleştirilmediğini, 29 Mayıs 2023 tarihinde yapılan ... yazışmalarında teslimatlara ilişkin tam bir cevap alınamadığnı, 8 Haziran 2023 tarihinde ..., ...tedarikinin güncel durumu hakkında bilgi almak istediğinde...'ın, ödeme yapmaları gerektiğini belirttiğini, ancak ..., talep edilen ödemenin başka bir sözleşmeyle ilgili olduğunu ve müvekkili şirket ile ilgisinin bulunmadığını açıkça ifade ettiğini, 9 Haziran 2023 tarihinde dö ... teslimatı ile alakalı net bir bilgi alınamadığını, 3 Temmuz 2023 ve 19 Temmuz 2023 tarihlerinde ...nın, davalı...dan deslimatlara ilişkin acil cevaplar beklediğini hatırlattığını, hatta rafineri şirketinin işlemleri tamamladığını öğrendiklerini ve zeytinyağının 15 Mayıs'ta yüklemeye hazır olması gerektiğini vurguladığını, 25 Temmuz 2023 tarihinde de benzer bir hatırlatma yapıldığını, davalının, teslimatların gecikmesiyle ilgili olarak sürekli olarak çeşitli ve tutarsız bahaneler öne Sürdüğünü, kimi zaman “ihracat yasağı” ve “fiyat artışı” gibi sonradan ortaya çıkan gerekçelerle yükümlülüklerini yerine getiremeyeceğini belirttiğini, kimi zaman ise net ve bağlayıcı bir cevap vermekten kasıtlı olarak kaçındığını, müvekkili şirketin teslimat tarihleriyle ilgili bilgi taleplerine ya hiçbir yanıt verilmediğini ya da belirsiz, oyalayıcı ve somut olmaktan uzak cevaplar alındığını, özellikle Haziran ve Temmuz 2023 döneminde yapılan yazışmalarda, davalıdan teslimatların ne zaman yapılacağına dair net bir takvim ve plan istendiğini, ancak bu hayati talepler tamamen karşılıksız kaldığını, Türk Borçlar Kanunu ve Türk Ticaret Kanunu hükümleri uyarınca davalının temerrüdünün ihracat yasağından önce gerçekleştiğini, davalı tarafın teslimat yükümlülüğünü yerine getirmemesi üzerine ...'nın, Eylül 2023 tarihinde, Türkiye'de gündeme gelen zeytinyağı ihracat yasağına takılmamak ve ticari zararın daha fazla büyümesini engellemek amacıyla, zeytinyağının 5-15 litrelik şişeler halinde teslim alınabileceği ve hatta şişeleme için ek ücret ödenebileceği yönünde son derece iyi niyetli ve ticari teamüllere uygun, çözüm odaklı bir teklif ilettiğini, bu teklifin, müvekkili şirketin zararı azaltma ve sözleşmeyi ifa etme konusundaki yapıcı yaklaşımını açıkça gösterdiğini, ancak, bu yapıcı teklife de davalıdan hiçbir somut yanıt alınamadığını, 21 Eylül 2023 tarihinde...), ... çalışanı) bu teklifi ilettiğini ve şişeleme için ekstra ücret konusunda anlaşma yapılabileceğini belirttiğini, ayrıca, teslimat tarihine uyulmadığını da hatırlattığını, 25 Eylül 2023 tarihinde...un, tekliflerine cevap beklediklerini ve teslimatır en azından Kasım ayında gerçekleşmesini umduklarını belirttiğini, 27 Eylül 2023 tarihinde ... defalarca telefondan ulaşmaya çalıştığını ancak başaramadığını, ...'nın teslimat için ısrarcı olduğunu, çözüm yolu bulmaya çalıştığını ve bundan sonra ...ve hesaplarından sorumlu ... çalışanı) da e-postaya eklediğini bildirdiğini, davalı şirketin sözleşmelerden kaynaklanan asli edimi ifa etmeyerek temerrüde düşmesi halinin, Türkiye'deki zeytinyağı ihracat yasağının yürürlüğe girmesinden çok daha önce gerçekleştiğini, davalının Türk Barçlar Kanunu'nun 112. maddesi hükümleri uyarınca, borcunu zamanında ifa etmemesi nedeniyle kesin olarak temerrüde düştüğünü, ayrıca, Türk Ticaret Kanunu'nun 1530/2 maddesi uyarınca, taraflar arasındaki ticari ilişki ve alacağın ticari iş niteliğinde olduğundan, davalı şirketin herhangi bir ihbara gerek kalmaksızın kendiliğinden, 01.06.2023 tarihi itibarıyla temerrüde düştüğünün kabul edilmesi gerektiğini, Yargıtay'ın yerleşik ve istikrarlı içtihatlarının da ticari işlerde belirlenmiş kesin bir vade varsa, temerrüt durumunun tespiti için ayrıca bir ihtamame gönderilmesinin zorunlu olmadığını açıkça teyit ettiğini, bu durumda sonradan ortaya çıkan ihracat yasağının, davalının Mayıs 2023 itibarıyla zaten gerçekleşmiş olan temerrüdünü ortadan kaldırmayacağını ve davalıyı borçlarını ifa etmeme sorumluluğundan kurtarmayacağını, davalı tarafından 11 Ekim 2023 ve 16 Ekim 2023 tarihlerinde gönderilen e-postalarla belirtilen “ihracat yasağı" ve "fiyat artışı” bahanelerinin hukuken temermüdü ortadan kaldırmaya yetkin olmadığını, resmi ihtarname süreciyle davalının ihmalinin ve temerrüdünün hukuken kesinleştiğinin belgelendiğini, 10.10.2023 tarihinde davalıya gönderilen ihtarmame ile Türk Borçlar Kanunu'nun 112. ve devamı maddeleri uyarınca, borcun en kısa sürede ifası ve gecikmeksizin teslimat takviminin müvekkili şirkete iletilmesi gerektiğini açıkça belirtildiğini, teslimat yapılmadığı gibi ihtamameye cevap verilmediğini, 27.05.2025 tarihinde davalıya ikinci bir ihtarname daha çekildiğini, ikinci ihtarnameye de cevap verilmediğini, davalının teslimi yapmamasının müvekkili şirket için ciddi ticari aksaklıklara, üretim ve tedarik zincirinde kesintilere ve telafisi mümkün olmayan maddi kayıplara yol açtığını, müvekkilinin, ihracat yasağına takılmamak amacıyla şişelenmiş zeytinyağı olarak teslim alabileceğini ve ek maliyetleri karşılayabileceğini de bildirerek son derece yapıcı bir yaklaşım sergilediğini, ancak bu yapıcı tekliflerin davalı tarafından karşılıksız bırakıldığını, müvekkili şirketin, davalının sözleşme ihlali nedeniyle zeytinyağını piyasadan, sözleşme fiyatlarının çok üzerinde bir bedelle, satın almak zorunda kaldığını, bu süreçte, müvekkili şirketin piyasadaki mevcut fiyatları en şeffaf ve titiz bir şekilde araştırdığını, birçok farklı tedarikçi ile temasa geçtiğini ve uğrayacağı zararı minimize etmek amacıyla en uygun fiyat tekliflerini değerlendirerek alım yapmaya çalıştığını, ancak, davalının temertrüdü nedeniyle yükselen piyasa koşulları ve zeytinyağı fiyatlarındaki artış karşısında, sözleşmede kararlaştırılan birim fiyatlara kıyasla çok daha yüksek bir bedel ödemek zorunda kaldığını, bu kapsamda müvekkili şirketin 125.151,00 euro tutarında doğrudan zararının doğduğunu, davalının, ağır ve kusurlu şekilde temerrüte düştüğünü, Türk Ticaret Kanunu'nun 1530. maddesi hükmü uyarınca temerrüt faizinin işleyeceğini, her iki sözleşmede son teslim tarihi Mayıs 2023 olarak açıkça belirlendiğini, bu nedenle herhangi bir ihbara gerek kalmaksızın 01.06.2023 tarihi itibarıyla kendiliğinden temerrüde düştüğünü ve bu tarihten itibaren faizin işlemeye başlaması gerektiğini, ...'nın, davalının sözleşmeye aykırı davranışı ve temerrüdü nedeniyle uğradığı maddi zararın yanı sıra, Türk Borçtar Kanunu'nun 113. maddesi gereğince, bu alacağa ilişkin ticari faizin de temerrüt tarihinden itibaren işletilerek davalıdan tahsilini talep ettiğini, müvekkili şirketin uğramış olduğu zararın karşılanabilmesi için davalıya 27.05.2025 tarihli ihtamame gönderildiğini ve zararın tazmininin talep edildiğini, ancak davalı şirket tarafından 03.07.2025 tarihli ihtamame ile verilen cevapta müvekkili şirketin taleplerinin reddedildiğini, bunun üzerine başvurulan zorunlu arabuluculuk görüşmelerinden sonuç alınamadığını bildirmiş, fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak kaydıyla şimdilik 1.000,00 euro tutarındaki maddi zarar alacağının, 01.06.2023 tarihinden itibaren işleyecek yasal ticari faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.SAVUNMA
:Davalı vekili cevap dilekçesinde; taraflar arasındaki zeytinyağı ihracatına dayalı akdedilen 13.04.2023 ve 12.04.2023 tarihli sözleşmelerde tahkim düzenlemesinin yer aldığını, sözleşmelerin uyuşmazlıkların çözümü başlıklı bölümünde açık ve kesin bir biçimde ifadeler yer aldığını, davaya konu uyuşmazlığın, belirli veya belirlenebilir nitelikte olup tarafların iradelerine tabii ve tahkime elverişli olduğunu, taraflar arasındaki sözleşmelerde, uyuşmazlığın çözümünde Paris ve İspanya'da bulunan Tahkim Merkezlerinin yetkili olduğunun düzenlendiğini, tahkim itirazımızın kabulü ile davanın usulden reddine karar verilmesini talep ettiklerini, taraflar arasındaki sözleşmelerde müvekkili şirketin sadece satıcı/ihracatçı sıfatına sahip olup davacı şirket ile zeytinyağı alım satımına dayanan ticari faaliyetin ... San. Tic A.Ş ile yürütültüğünü, sözleşme konusu ürünlerin temini, teslim tarihi ve ticari faaliyete ilişkin tüm iletişim süreçlerinin ... San. Tic. A.Ş ile davacı şirket arasında yürütüldüğünü, dava dilekçesinde bir çok nokta da belirtilen e-mail yazışmalarının ve hatta davalı şirket yetkilisi olarak adı geçen...'ın gerçekte ... San. Tic A.Ş çalışanı olduğu hususunun da bu yöndeki savunmalarını teyit ettiğini, müvekkili şirketin sadece ihracat işlemlerine aracılık eden şirket olup, müvekkili şirket ile ... San. Tic A.Ş arasında 04.01.2023 tarihli zeytinyağı ürününün ihracat bağlantılarının yapılması ve ihraç edilmesine ilişkin esasları belirleyen hizmet sözleşmesinin mevcut olduğunu, bu sözleşme gereğince imalatçı sıfatına haiz ... San. Tic A.Ş'nin, müvekkili şirkete zeytinyağı ürünlerine ilişkin ihraç kayıtlı fatura düzenlediğini, müvekkili şirkettin de yurt dışı merkezli davacı şirkete ürünleri ihraç ederek fatura düzenlendiğini, sözleşmenin zarar ve cezalardan sorumluluk başlıklı 6.maddesi ile yasal işlemler ve teminat başlıklı 7.maddesinde ki düzenlemelerde imalatçı olarak adlandırılan ... San. Tic A.Ş'nin sorumluluğu kapsamında müvekkili şirket aleyhine bir dava açılması halinde tüm sorumluluğu üstlendiğinin belirtildiğini, Hukuk Muhakemeleri Kanununun 61. Maddesi uyarınca, ... San. Tic A.Ş'ye ihbar edilmesini talep ettiklerini, TBK'nin 123. Maddesi uyarınca, karşılıklı borç yükleyen sözleşmelerde, birinin temerrüde düşmesi halinde diğer tarafın borcun ifa edilmesi için uygun bir süre verilmesini talep etmesi gerektiğini, taraflar arasındaki sözleşmeye konu zeytinyağı ihracatına dayalı ticari faaliyetni TBK'nin 124. maddesinde bahsi geçen süre verilmesini gerektirmeyen durumlardan olmadığını, bu nedenle davacı şirketin, müvekkili şirketten geç teslimden kaynaklı zararlarını talep edebilmesi için öncelikle TBK'nin 123. madde kapsamında davalı şirkete mehil müddeti içeren ihtarname göndermesinin ve ihtarnamede belirtilen süre içerisinde ürün tesliminin yapılamaması halinde TBK125. maddede belirtilen seçimlik hakları talep etmesinin mümkün olduğunu, müvekkili şirketin sözleşmelerden doğan teslim yükümlülüğünü yerine getirmeme nedeni ile temerrüt olgusunu gerçekleştirdiğinin kabulünün ancak 10.10.2023 tarihli ihtarname sonrası için ileri sürülebileceğini, bu nedenlerle davacı tarafın 10.10.2023 tarihinden önce davalı şirketin temerrüde düşürülmüş olduğu yönündeki beyan ve iddialarının hukuken hiçbir geçerliliği ve sonucunun bulunmadığını, 10.10.2023 tarihinden sonra temerrüt olgusunun gerçekleştiği kabul edilse dahi, 10.10.2023 tarihinden önceki dönemde, Türkiye Cumhuriyet Ticaret Bakanlığı tarafından dökme ve varilli zeytinyağı ticareti kapsamında yasak getirilmiş olması ve takip eden zeytinyağı hasat döneminin başlangıcına kadar dökme veya varil zeytinyağı ihracatına yönelik ilave tedbirlerin yürürlüğe konulmuş olmasının, davalı şirketin teslim yükümlülüğünü önleyen mücbir sebep hali olarak ortaya çıktığını, bu tedbirin bir süre daha devam etmesine karar verilerek kararın ilan edildiğini, Milletlerarası mal satımına ilişkin sözleşmeler hakkında Birleşmiş Milletler anlaşmasının 79.maddesi uyarınca, mücbir sebeplerin varlığı halinde yükümlülüğünü ifa edemeyen tarafın sorumlu tutulamayacağının hüküm altına alındığını, Ticaret Bakanlığı tarafından getirilen yasağın, davalı şirketin kusurundan kaynaklanmadığı gibi önlenemez nitelikte olup mücbir sebep hallerinden olduğunun ihtilafsız olduğunu, kaldı ki yasağın ilan edilmesini takiben davacı şirket ile imalatçı ... San. Tic. A.Ş yetkilileri arasında zeytinyağı tesliminin yapılamamasının ortaya çıkan mücbir sebep hali nedeni ile meydana geldiği hususunun davacı şirkete ihbar edildiğinin de bilindiğini, müvekkili şirketin sözleşmelerden doğan teslim yükümlülüğünü yerine getirmediği nedeni ile TBK 123 ve devamı maddelerince temerrüde düştüğünü kabul etmenin ancak 10.10.2023 tarihli ihtarname sonrası için mümkün olabilecek iken çok daha önceki tarihte Ticaret Bakanlığı tarafından dökme ve varilli zeytinyağı ticareti kapsamında getirilen yasak nedeniyle davalı şirketin temerrüde düştüğünün kabulünün mümkün olmadığını, Milletlerarası mal satımına ilişkin sözleşmeler hakkında Birleşmiş Milletler anlaşmasının 79.maddesi ışığında TBK 123 madde gereğince, müvekkili şirket hakkında temerrüt olgusunun gerçekleşmemiş olması nedeniyle, temerrüdün hukuki sonuçlarının düzenlendiği TBK'nin 125 maddesindeki seçimlik hakları kullanmak suretiyle davacının tazminat talebinin haksız ve yersiz olduğunu, davacının zarar miktarına ilişkin açıklamalarını kabul etmedikerini, başka firmalardan satın aldığını beyan ettiğini ürünlerin satın alınma tarihini açıkça belirtmediğini, müvekkili şirketin temerrüde düşmesinin iddia edilmesini takiben 2023 yılında 3. kişilerden ürünün alınıp alınmadığının dava dilekçesi içeriğinden anlaşılamadığını, 3. kişilerden satın alınan ürünlerin birim fiyat ve toplam bedeli için ödendiği belirtilen rakamların ilgili tarihler için son derece fahiş miktarlardan oluştuğunu, davacının zarar miktarına ilişkin hiçbir delil ibraz etmediğini, dolayısıyla zarar miktarını da ispat edemediğini, 3.kişilerden satın aldığını beyan ettiği zeytinyağına ilişkin sözleşme, fatura, teslim belgeleri ve benzeri somut delillerin ibrazı halinde beyanda bulunma haklarını saklı tuttuklarını, davacının faiz alacağı talebinin haklı ve yerinde olmadığını, zarar olsa dahi davalının temerrüde düştüğü ispatlanamadığından faiz talebinin yasal düzenlemelere uygun olmadığını bildirmiş, davanın tahkim ittirazı nedeniyle usulden reddine, ... San. Tic A.Ş'ye ihbar edilmesine ve esastan reddine karar verilmesini talep etmiştir.İNCELEME VE GEREKÇE
:Dava, taraflar arasında düzenlenen sözleşmeler çerçevesinde davalının edimini yerine getirmediği iddiası ile davacının uğradığı zararının kısmen tahsili istemine ilişkindir.Davalı taraf, yasal süre içinde sunduğu cevap dilekçesinde davaya konu sözleşmelerde uyuşmazlığın tahkim yoluyla çözümü konusunda tarafların anlaştıkları iddiası ile tahkim ilk itirazında bulunmuştur.Varlığı ve içeriği uyuşmazlık konusu olmayan davaya konu 12.04.2023 ve 13.04.2023 tarihli her iki sözleşme ile davalı tarafın davacı tarafa sözleşmede belirtilen miktarlardaki zeytinyağını satarak teslim etmeyi taahhüt etmesine karşılık davacının ödeme yükümlülüğünü üstlendiği, sözleşme içeriklerinden anlaşılmaktadır. Her iki sözleşmenin uyumsuzluk çözümü başlığı altında Paris'teki Uluslararası Ticaret Odası'nda arbitraj çözümü konusunda bir hükme yer verilmiştir.Davacı vekili sözleşmedeki uyuşmazlığın çözümüne ilişkin hükmün tahkim anlaşması niteliği taşımadığı, tahkim iradesinin açık, kesin, koşulsuz ve münhasır olmadığı, tarafların tek yetkili olmak üzere açık ve kesin bir tahkim iradelerinin bulunmadığı, Newyork sözleşmesi ve karşılaştırmalı hukuk açısından da geçersiz olduğu iddialarını ileri sürmesine karşılık davalı vekili tahkim sözleşmesinde yer alan laboratuvarın İspanya'da bulunan bir laboratuvar olup hakem bilirkişi sıfatının bulunduğu, Paris'teki Uluslararası Ticaret Odası ile kast edilenin ise ICC olup, Türkiye'de dahi komitesi olan yüzyılı aşan süreden beri ticari uyuşmazlığın çözümüne yönelik hizmetleri sunan bir kurum olduğunu, bu hükümden tarafların uyuşmazlık çözülürken delil olarak ...bilirkişi olarak atadıklarının, uyuşmazlık çıkması halinde uyuşmazlığı ICC tahkimde çözmek istediklerinin anlaşılır olduğu, bu nedenle bir ikilik ve tereddütünün bulunmadığı iddialarında bulunmuştur.4686 sayılı Milletlerarası Tahkim Kanunu'nun, tahkim anlaşması başlıklı 4. maddesi ileHMK'nun 412. maddesinin 1. fıkrasında; tahkim sözleşmesi, tarafların, sözleşme veya sözleşme dışı bir hukuki ilişkiden doğmuş veya doğabilecek uyuşmazlıkların tamamının veya bir kısmının çözümünün hakem veya hakem kuruluna bırakılması hususunda yaptıkları anlaşma olarak tanımlanmış, tahkim sözleşmesinin taraflar arasındaki sözleşmenin bir şartı veya ayrı bir sözleşme şeklinde yapılabileceği, her iki kanun da belirtilmiş, HMK'nun 412. maddesinin 4. fıkrasında ve 4686 sayılı kanunun 4. fıkrasında tahkim sözleşmesine karşı, asıl sözleşmenin geçerli olmadığı veya tahkim sözleşmesinin henüz doğmamış olan bir uyuşmazlığa ilişkin olduğu itirazında bulunulamayacağı, HMK'nın 412. maddesinin 5. fıkrasında ve 4686 sayılı kanunun 5. maddesinde ise yargılama sırasında tarafların tahkim yoluna başvurma konusunda anlaşmaları halinde, dava dosyasının mahkemece ilgili hakem veya hakem kuruluna gönderileceği belirtilmiştir.HMK'nun 407 ve devamı maddelerinde tahkime ilişkin hükümler düzenlenmiş, 413. maddenin 1. fıkrası ile 4686 sayılı kanunun 5. maddesinde tahkim sözleşmesinin konusunu oluşturan bir uyuşmazlığın çözümü için mahkemede dava açılmış ise karşı tarafın tahkim ilk itirazında bulunabileceği ve HMK'nun 413. maddenin 1. fıkrasının 2. cümlesinde ayrıca; bu durumda tahkim sözleşmesinin hükümsüz, tesirsiz veya uygulanmasının imkansız olmaması halinde mahkemenin tahkim itirazını kabul edeceği ve davayı usulden reddedeceği belirtilmiş, 4686 sayılı kanunun 5. maddesinin 2. cümlesinde ise tahkim itirazının ileri sürülmesinde ve tahkim anlaşmasının geçerliliğine ilişkin uyuşmazlıkların çözülmesinin Hukuk Usulu Muhakemeleri Kanunun ilk itirazlara ilişkin hükümlere tabi olduğu, tahkim itirazının kabulü halinde mahkemenin davayı usulden reddedeceği düzenlenmiştir.HMK'nun 116(1/b) maddesinde uyuşmazlığın tahkim yolu ile çözümlenmesi gerektiği itirazının ilk itirazlardan olduğu, 117. maddesinde ilk itirazların hepsinin cevap dilekçesinde ileri sürülmek zorunda olduğu, aksi halde dinlenemeyeceği, dava şartlarından sonra inceleneceği ve ön sorunlar gibi incelenip karara bağlanacağı belirtilmiştir.Yukarıda açıklanan yasal düzenlemeler uyarınca ön inceleme duruşmasında dava şartlarının incelenmesinden sonra davalı tarafın yasal süre içinde cevap dilekçesi ile sunduğu tahkim ilk itirazı, ön sorun gibi tarafların karşılıklı iddiaları, davaya konu sözleşmeler ve ilgili yasal düzenlemelerdeki hükümler göz önünde tutularak incelenmiş ve karara bağlanmıştır.Yasal düzenlemelerin, tarafların uyuşmazlıklarını tahkim yolu ile çözmek istemeleri halinde görülmekte olan dava sırasında dahi bu yöndeki iradelerine uygun olarak yargılama faaliyetinin sonlandırılarak uyuşmazlığın tahkim yolu ile çözümü konusunda taraf iradelerine öncelik tanıdığı yukarıda açıklanan hükümler ile açıktır. Buna göre bir sözleşme veya sözleşme dışı bir hukuki ilişkiden doğmuş veya doğabilecek uyuşmazlıkların çözümü konusunda tarafların tahkim yolu ile uyuşmazlığın çözümü için iradelerinin birleşmesi halinde öncelikle bu yöndeki iradenin dikkate alınması usul ve yasa gereğidir. Bu çerçevede tarafların bu yönde ortak iradelerinin birleşmiş olması, uyuşmazlığa ilişkin sözleşmede veya sözleşme dışı olarak yaptıkları yazılı anlaşmada bu iradelerini somut ve uygulanabilir nitelikte ortaya koymaları yeterlidir. Somut olay da dava konusu her iki sözleşmede her ne kadar tahkime ilişkin ayrıntılı bir düzenlemeye yer verilmemiş ise de diğer sözleşme hükümlerinin de ayrıntı içermemesine göre tarafların, ticari satıma konu zeytinyağının sözleşmede belirlenen nitelikleri konusunda uyuşmazlığın doğması halinde İspanya'da bulunan ...lınacak raporla uyuşmazlığın çözümü konusunda anlaşıp sözleşmenin diğer hükümleri konusunda uyuşmazlık doğması halinde Paris'te ki Uluslararası Ticaret Odasını hakem olarak atadıkları anlaşılır olup, tarafların sözleşme ile ilgili doğacak uyuşmazlıkların çözümünün tahkim yolu ile sağlanmasının gerçek ve ortak iradeleri olup, davacı tarafın bu anlaşmaya aykırı olarak açtığı davada davalı tarafça yasal süre içerisinde yapılan tahkim ilk itirazının haklı olduğu anlaşılmakla davanın tahkim ilk itirazı nedeniyle usulden reddine karar vermek gerekmiştir.HÜKÜM
: Yukarıda Açıklanan Gerektirici Nedenlerle:1-Davanın, tahkim ilk itirazı nedeniyle HMK'nun 116(1/b) maddesinin yollamasıyla HMK'nun 413(1) maddesi uyarınca, usulden REDDİNE,2-Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 615,40-TL karar harcının peşin yatırılan 813,81-TL harçtan indirilmesi ile geriye kalan 198,41-TL harcın isteği halinde davacı tarafa iadesine,3-Davalı taraf yararına AAÜT'nin 13. maddesi uyarınca takdir edilen 45.000,00-TL nispi vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,4-Davacı tarafça yapılan tüm yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,5-6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A (14) maddesi uyarınca 4.600,00 TL arabuluculuk ücretinden oluşan yargılama giderinin davacıdan tahsili ile Hazineye gelir kaydına,6-Taraflarca peşin olarak yatırılan gider avansından artan gider avansının HMK'nun 333. maddesi uyarınca karar kesinleştiğinde yatıran tarafa iadesine,Davacı vekili ile davalı vekilinin yüzüne karşı, HMK'nun 343 ve 345. maddeleri uyarınca gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftalık kesin süre içerisinde Mahkememize veya Mahkememize gönderilmek üzere başka bir yer Asliye Ticaret Mahkemesi'ne verilecek bir dilekçe ile İzmir Bölge Adliye Mahkemesi'ne istinaf yasa yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 26.11.2025Başkan ...e-imzaÜye ...e-imzaÜye ...e-imzaKatip ...e-imza