Anahtar kelimeler: Özerkliğe İktisadi Teşekkülü Teşekkülün Devlete Eklentilerinin Rücuen Alanda Khk Bina

T.C.

İZMİR 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO
: ████████ Esas
KARAR NO
: █████████
DAVA
: Tazminat (Rücuen Tazminat)
DAVA TARİHİ
: █████/2025
KARAR TARİHİ
: █████/2025
Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Rücuen Tazminat) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
:
DAVA
:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili İdarenin, 233 sayılı KHK uyarınca sermayesinin tamamı Devlete ait, tüzel kişiliğe ve faaliyetlerinde özerkliğe sahip, sorumluluğu sermayesi ile sınırlı bir iktisadi devlet teşekkülü olduğunu, teşekkülün, iktisadi alanda “ticari” esaslara göre faaliyet göstermek üzere kurulan kamu iktisadi teşebbüsü olduğunu, müvekkili İdarenin bu sebeple Türk Ticaret Kanunu gereğince tacir niteliğini haiz bir kuruluş olduğunu, müvekkili Kurumun 233 sayılı KHK uyarınca kurulmuş bir kamu iktisadi teşebbüsü olduğunu, bina ve eklentilerinin güvenliğinin sağlanmasının ihale yöntemiyle özel güvenlik şirketlerinden satın alındığını, özel güvenlik hizmetinde ihale edilen her bir yüklenici firmanın ihale konusu hizmeti yürütmek üzere çalıştıracağı işçileri kendilerinin belirlediğini ve söz konusu firmalarla yapılan sözleşmeler gereği işe alma ve işten çıkarma yetkileri ile bundan doğacak sorumluluğun bu firmalara ait bulunduğunu, dava dışı ...'ün müvekkili idarenin özel güvenlik işlerini üstlenen davalı şirketlerde 28.09.2020-26.09.2023 tarihleri arasında çalıştığını,...'ün çalışmış olduğu hizmetler karşılığı (533,68-TL damga vergisi dahil) toplam 70.313,96-TL ödeme yapıldığını, 01.01.2021-31.12.2022 tarihleri arasında sözleşme yapılan... Ltd. Şti.- ...Ltd. Şti. İş Ortaklığından toplam 46.562,71-TL tahsil edildiğini, tahsil edilen miktar mahsup edildikten müvekkili kurumun bakiye alacağının 23.751,25-TL olduğunu, dava dışı...'ün müvekkili idare personeli olmayıp güvenlik işi yüklenicisi davalı şirketlerin işçisi olduğunu, ... ile müvekkili idare arasında hiçbir şekilde işçi-işveren ilişkisi bulunmadığını, ihale yüklenicisi şirketler bünyesinde çalışan işçiler üzerinde müvekkili idarenin doğrudan bir tasarrufu bulunmadığı gibi müvekkili idarenin hiçbir şekil ve surette iş akdinin feshinde yetkili olmadığını ve bu konuda karar mercii de olmadığını, davalı şirketlerin sözleşmeden kaynaklı yükümlülüklerini işveren sıfatı ile yerine getirmediklerini, müvekkili Kurum ile şirketler arasında imzalanan sözleşmelere göre müvekkili Kurumun bina ve eklentilerinin güvenlik hizmetleri için çalıştırılacak personelin tüm sorumluluğunun firmaya ait olacağını ve sözleşme konusu işlerin yapılması ve çalıştırılan işçiler bakımından İş Kanunu ve mevzuatın işverenlere yüklediği yükümlülükleri yerine getirmekten şirketlerin sorumlu olacağını, tüm işçilik alacaklarından yüklenici şirketlerin sorumlu olacağı hususunun sözleşmenin eki sayılan teknik ve genel şartnamelerde de belirtildiğini, ayrıca firmalara sözleşme gereğince ödenen sözleşme bedeli içerisinde tüm işçilik alacaklarının da yer aldığının yine sözleşmelerde belirtildiğini, dava dışı işçinin 28.09.2020-31.12.2020 tarihleri arasında ... Hizmetleri Ltd. Şti'nde, 01.01.2021-31.12.2022 tarihleri arasında ... Ltd. Şti.-...Hizmetleri Ltd. Şti. İş Ortaklığı'nda, 01.01.2023-26.09.2023 tarihleri arasında ... Ve Koruma Hizmetleri Ltd. Şti -... Hiz. Ltd. Şti. İş Ortaklığı'nda çalıştığını, iş ortaklığı ve adi şirketlerin tüzel kişiliği bulunmadığından davayı iş ortaklığını ve adi ortaklığı meydana getiren ortaklara karşı açtıklarını, taraflarınca arabuluculuk başvurusu yapıldığını ancak anlaşamama ile sonuçlandığını belirterek fazlaya ilişkin hak ve talepleri saklı kalmak kaydıyla müvekkili İdarece ödenen 23.751,25 TL’nin ödeme tarihlerinden itibaren davalılardan -imzaladıkları sözleşmeler gereği sözleşme faizi ile birlikte, sözleşmede hüküm bulunmayan hallerde ticari faizi ile- tahsiline, yargılama giderleri ile vekâlet ücretinin davalı taraflara yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP
:
Daval...Limited Şirketi vekili cevap dilekçesinde özetle; dava dışı işçinin ödemeye esas tüm çalışmasının farklı alt işverenler nezdinde geçtiğini, müvekkili şirkette kısa bir süre çalıştığını, iş akdi işin, sonraki alt işveren devri sebebiyle sonlandığını, dava dışı işçinin farklı işverenler nezdindeki tüm çalışmasının davacı kamu kurumunda geçtiğini ve feshe konu tasfiyenin sorumluluğunun da asıl işverenin kamu kurumu olan davacının olduğunu, 6552 sayılı yasa ile 4857 sayılı yasada yapılan değişiklikler sonrası kıdem, ihbar tazminatı ile ücret, izin, fazla mesai ve genel tatil alacakları yönünden yüklenici şirketin hiçbir sorumluluğunun kalmadığını, tüm tazminat ve ücret alacaklarından ilgili kamu kurum ve kuruluşunun tek başına sorumlu olduğunu, nitekim yapılan yasal değişiklik ile kıdem tazminatının ihale maliyetinin içinde olmadığının yasa koyucu tarafından kabul edildiğini ve yasanın gerekçesinin de bunu açıkça izah ettiğini, bu düzenleme ile işçilere ait tüm tazminat sorumluluğunun Kamu Kurumlarına yüklendiğini, Yasanın ne lafzında ne de gerekçesinde Kurumun ödediği tazminatın rücu edilebileceğine dair bir düzenleme olmadığını, 4734 Sayılı Kamu İhale Kanunu'na tabi işlerde alt işverenlerin kıdem tazminatı tutarını 4734 Sayılı Kamu İhale Kanunu gereği teklif fiyata dahil edemediğini, dolayısıyla K.İ.K mevzuatı uyarınca sözleşme bedeline de ilave edilemeyen ve sözleşmedeki % 3 sözleşme giderinin içerisinde de yer almayan bir bedelden müvekkili şirketin sorumluluğu cihetine gidilemeyeceğini, yönetmeliğin ilgili maddeleri ile yaklaşık maliyetin içinde nelerin olduğunun sayıldığı, lakin dikkat edilecek olursa işçiye ödenecek tazminatın yaklaşık maliyet kalemlerinin içeriğinde yer almadığının açıkça belli olduğunu, dava konusu sözleşmeyle yapılan işler ihaleye çıkıldığında davacı tarafından bir idari şartname yayınlandığını ve müvekkilinin bu şartnameye göre ihaleye girdiğini, Kurumca hazırlanan idari şartnamenin sözleşmenin ayrılmaz bir parçası ve eki olduğunu ve teklif fiyata dâhil hususların içinde nelerin yer aldığının tek tek sayıldığını, bu şartname gereğince “Teklif Fiyata Dâhil Olan Giderler” işçilik ücretinin 6 gün ve 45 saat üzerinden belirlendiğinin, yol ve yemek ücreti eklenmek suretiyle sınırlandırıldığını, ihale işlem dosyası içerisinde yer alan teklifler, maliyet analizleri, idari ve teknik şartname ve sözleşme incelendiğinde kıdem tazminatının maliyetler içerisine konulmadığının görüleceği, bu sebeple idarenin ödemediği tazminat kalemi için rücu hakkı bulunmadığını, davacının alacak iddialarının zamanaşımına uğradığını, davanın kamu ihale kurumuna ihbarının gerektiğini, davacının hem 6552 sayılı yasayla getirilen değişiklik başta olmak üzere tüm yasal düzenlemeler sebebiyle hem de müvekkili ile imzalamış oldukları sözleşme ve eki ihale dokümanları gereğince kıdem tazminatı için rücu hakkı bulunmadığını belirterek davanın reddine, yargılama giderleri ile ücret-i vekaletin karşı yan üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı ... Limited Şirketi vekili cevap dilekçesinde özetle; davada görevli mahkemenin Asliye Ticaret Mahkemesi değil, genel görevli mahkeme olan Asliye Hukuk Mahkemesi olduğunu, davacı tarafın, müvekkili Şirketten talep edebileceği herhangi bir alacağı bulunmadığını ve Mahkemenin aksi kanaatte olması ihtimaline binaen zamanaşımı itirazılarının olduğunu, Kamu İhale Kurumunun onayladığı Teknik ve İdari Şartname doğrultusunda ve oluşturulan müvekkili Girişim Ortaklığı ile davacı TMO arasında Güvenlik Hizmet Sözleşmesi imzalandığını, davaya konu ödemenin gerçekleştirildiği dava dışı işçinin müvekkili Şirkette çalışmasının bulunmadığı dönemlere ilişkin olarak husumet itirazlarının bulunduğunu, öncellikle davacı kurum tarafından personele kıdem tazminatının hangi kanun maddesi kapsamında ödendiğinin başka bir deyişle davacının iş akdinin kıdem tazminatına hak kazanır şekilkde sona erip ermediğinin dahi izah edilmediğini, bu hususun açıklanmasını müteakip her türlü beyan haklarını saklı tuttuklarını, idarelerin kadro dışı personel istihdam edemediklerini ve bu sebeple hizmet ihtiyaçlarının bir kısmının, ihale ile hizmet alımı sözleşmesi imzaladıkları şirketler aracılığıyla kendileri tarafından seçilmiş personellerin işe alımını gerçekleştirdiklerini, idarelerin bu şekilde işe aldıkları personellerini tamamen kendi emir ve talimatları altında çalıştırdıklarını, ihale sahibi şirketlerin de kendilerine verilen sözleşme bedeli ile personelin işçilik ücretlerini karşıladıklarını, bu çalışma şeklinde emir ve talimatları veren, çalışma süresine, çalışma yerine karar verenin daima kurum olduğunu ve işçi ile işverenlik ilişkisini esasen idarenin kurduğunu, müvekkili Şirketin Kurumda çalışan işçiler üzerinde herhangi bir kontrol yetkisi bulunmadığını ve işe alınma ile çıkarılmalarında yetki sahibi olmasının da söz konusu olmadığını, müvekkili şirketin davalı idareye verdiği teklifte ve davacı idare ile imzalanan birim fiyat sözleşmesinde kıdem tazminatına ilişkin bir kalem söz konusu olmadığını, kıdem tazminatının teklif fiyata dahil edilmediğini, dolayısıyla yüklenici olan müvekkili şirkete ödenmeyen kıdem tazminatı sorumluluğunun davacı idareye ait olmasının gerektiğini, yükleniciye davacı taraf hizmet alım sözleşmelerini haksız alacak talebine dayanak göstermekte ise de taraflar arasında akdedilen hizmet alım sözleşmelerinde müvekkili şirketin dava konusu alacak kalemlerinin tamamından sorumlu olduğuna ilişkin açık bir düzenleme yer almadığını, kıdem tazminatından idarenin sorumluluğunun teknik şartname ile istenilse dahi ortadan kaldırılmasının mümkün olmadığını, davacının asıl ve son işveren olduğunu, davacının sözleşme faizi, sözleşmede hüküm bulunmaması halinde ise ticari faiz talebinde bulunduğunu, ancak huzurdaki davada ticari faize hükmedilemeyeceğini, taraflar arasındaki hizmet alım sözleşmesinin 36.2. maddesinde sözleşme faizinin belirlenmiş olduğunu ve ticari faize hükmedilemeyeceğini, en fazla sözleşme faizine hükmedilebileceğini belirterek delil listesinde bahsi geçen delillerinin toplanmasına, davanın müvekkili şirket yönünden usul ve esastan reddine, yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin davacı üzerine bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı ... ve Koruma Hizmetleri Limited Şirketi vekili cevap dilekçesinde özetle; dava dışı işçinin baştan beri davacı kurumun işçisi olduğunu, her ihale döneminde alt yüklenici değişse bile kurumun işçilerinin değişmediğini, güvenlik personeli olarak görev yapan işçilerin işe alınmasının, işten çıkarılmasının, değiştirilmesinin, çalışma koşullarına dair karar verilmesi yetkilerinin idareye ait olduğunu, müvekkili şirketin işçiler üzerinde denetim aynı zamanda emir ve talimat verme yükümlülüğü bulunmadığını, bu sebeple davanın müvekkili şirkete yöneltilmemesi gerektiğini, husumet itirazlarının bulunduğunu, davacı kurumun dava dilekçesinde dava dışı işçiye ödendiği iddia edilen işçilik alacaklarının ve diğer alacak kalemlerinin ödeme tarihinden itibaren işletilmesi gerektiği yönündeki talebinin hukuka aykırı olduğunu, ödeme tarihi ile alacağın muaccel hale gelmediğini, faizin, muacceliyet tarihi itibarı ile başlatılması gerektiğini, davacı kurumun ödeme tarihinde müvekkili şirkete herhangi bir ödeme talebinde bulunmadığını, oysa ki faizin ödeme tarihinden itibaren yürütülebilmesi için borcun alacaklı tarafından istenebilir duruma gelmesinin gerektiğini, davacının bir kamu kurumu olduğunu, müvekkili ile davacı taraf arasında bir alt işveren- üst işveren ilişkisi kurulduğunu, bu ilişki kapsamında çalıştırılan personellerin kamu bünyesinde istihdam edildiğini, kamu kurum ve kuruluşlarının istihdam ettiği personellerin ihbar ve kıdem tazminatına ilişkin alacakların ilgili kurumun genel bütçesinden ödeneceğini, yine bu kapsamda alt işverenin değişip değişmediğine bakılmaksızın aralıksız olarak aynı kamu kurum veya kuruluşuna ait alt iş yerinde çalışmış olanların kıdem tazminatının ödenmesini gerektirecek şekilde iş akdinin sona ermiş olması halinde kıdem tazminatının ilgili kamu kurum veya kuruluşu tarafından ödeneceğini, çalışan işçilerin, idarenin işyerinde idarenin belirlediği usul ve esaslara göre aynı zamanda idarenin kontrol ve denetimi altında çalıştığını, davacının kanun nezdinde işveren sıfatını taşıdığını, şartname ya da sözleşme ile kanuna aykırı hükümlerin konulamayacağını, konulsa dahi bu hükümlerin kanun hükmü karşısında geçerli olmayacağını, dolayısıyla ihale makamı olması sebebi ile işveren sıfatını taşımayacağı yönündeki iddianın tamamen hukuki dayanaktan uzak olduğunu, müvekkili şirket ile davacı kurum arasında alt işveren - üst işveren ilişkisi bulunduğunu, bu sözleşme bağlamında personel olarak çalıştırılan işçilerin kamu bünyesinde istihdam edildiğini, kamunun istihdam ettiği personelin ihbar ve kıdem tazminatlarının ilgili kurum tarafından genel bütçeden ödenmesi gerektiğini, buna göre anılan hüküm doğrultusunda dava dışı işçinin kıdem tazminatından davacının sorumlu olduğunu ve ödenen kıdem tazminatının rücuya konu edilmesinin mümkün olmadığını, müvekkili şirkete sorumluluk yüklenilecekse dahi borcun yarısından kurumun sorumlu tutulup kalan bakiyenin davaya müteselsilen katılan davalılardan davalıların çalıştırıldığı ihale dönemleri ve bu dönemdeki esas ücret seviyesi dikkate alınarak ayrıntılı hesaplama yapılarak hükmedilmesi gerektiğini, müvekkili şirketin dava dışı işçiyi çalıştırdığı müddette işçinin aldığı ücret ile sorumlu olduğunu, taraflar arasında imzalanan sözleşme müvekkili şirketlere işin devamı süresince personelin SGK primleri, vergileri, ücreti, yol, yemek ücreti vs. gibi düzenli ve sürekli verilen haklarının teslimiyle ilgili sorumluluk verdiğini, bu sorumluluğun da eksiksiz olarak yerine getirildiğini, feshe bağlı olan kıdem tazminatı ücretinden müvekkili şirketin bir sorumluluğunun olmadığını, müvekkili şirketin ihale bedeli kapsamında bu bedellerin karşılığını da almadığını, sözleşme lafzında feshe bağlı tazminatlardan müvekkili şirketlerin sorumluluğu olacağına ve bunu daha sonra tekrar ödeyeceğine dair bir hüküm bulunmadığını, yalnızca iş ilişkisinin devamı sırasında ödenecek haklar ile ilgili sorumluluğunun bulunduğunu, bu nedenle müvekkili şirketlerin karşılığını almadığı bir bedeli davacıya ödemesinin davacının sebepsiz zenginleşmesine, müvekkili şirketlerin ise zarara uğramasına sebebiyet vereceğini, davacı ile imzalanan sözleşmenin müvekkili şirketlere işçilik alacakları ile ilgili bir sorumluluk yüklemediğini, müvekkili şirketin davacının işçilik alacakları ile alakalı sorumluluğu bulunmadığını, ancak aksi yönde bir değerlendirme yapılması halinde kıdem tazminatının yarı oranda davacı üzerine bırakılması yönünde karar verilmesi gerektiğini belirterek davanın öncelikle usulden reddine, Mahkemenin aksi kanaatte olması halinde esastan reddine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
Davaların birleştirilmesi, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 166. maddesinde; ''Aynı yargı çevresinde yer alan aynı düzey ve sıfattaki hukuk mahkemelerinde açılmış davalar, aralarında bağlantı bulunması durumunda, davanın her aşamasında, talep üzerine veya kendiliğinden ilk davanın açıldığı mahkemede birleştirilebilir. Birleştirme kararı, ikinci davanın açıldığı mahkemece verilir ve bu karar, diğer mahkemeyi bağlar.
Davalar, ayrı yargı çevrelerinde yer alan aynı düzey ve sıfattaki hukuk mahkemelerinde açılmış ise bağlantı sebebiyle birleştirme ikinci davanın açıldığı mahkemeden talep edilebilir. Birinci davanın açıldığı mahkeme, talebin kabulü ile davaların birleştirilmesine ilişkin kararın kesinleşmesinden itibaren, bununla bağlıdır.
Birleştirme kararı, derhâl ilk davanın açıldığı mahkemeye bildirilir.
Davaların aynı veya birbirine benzer sebeplerden doğması ya da biri hakkında verilecek hükmün diğerini etkileyecek nitelikte bulunması durumunda, bağlantı var sayılır.
İstinaf incelemesi ayrı dairelerde yapılması gereken davaların da bu madde hükmüne göre birleştirilmesine karar verilebilir. Bu hâlde istinaf incelemesi, birleştirilen davalarda uyuşmazlığı doğuran asıl hukuki ilişkiye ait kararı inceleyen bölge adliye mahkemesi dairesinde yapılır.'' şeklinde düzenlenmiştir.
Yine 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 168.maddesinde ise; birleştirme kararına karşı ancak esas hakkındaki hükümle birlikte istinaf ve temyiz yasa yollarına başvurulabileceği belirtilmiştir.
Toplanan delillerin değerlendirilmesi sonucunda; mahkememiz dosyası ile İzmir... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ...Esas sayılı dosyasının konusunun aynı olduğu, her iki dava dosyasındaki dava dilekçesinde davaya konu edilen maddi vakıalar ile iddiaların aynı iddia ve maddi vakıalardan kaynaklandığı, aynı nedenlerden doğduğu, her iki dosyada toplanacak delillerin büyük oranda benzer ve aynı olduğu ve delillerin birlikte değerlendirilmesi ile aynı nitelikteki bilirkişi ile aynı nitelikte incelemeler sonucu oluşturulacak raporla hükme varılacağı, böylece birbiri ile çelişmeyen hükümlere ulaşılabileceği, biri hakkında verilecek hükmün diğerini de etkileyecek nitelikte olduğu, dolayısıyla her iki dosya arasında hukuki ve fiili irtibat bulunduğu, buna göre 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 166/4. maddesinde belirtilen şekilde davaların birlikte görülmesinde gerek usul ekonomisi gerekse yargılamanın hızı ve bütünlüğü açısından yarar ve zorunluluk bulunduğu anlaşılmakla, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 166. maddesi uyarınca Mahkememizin...Esas sayılı dosyasının İzmir ... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... Esas sayılı dosyası ile birleştirilmesine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM
: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Mahkememizin ...Esas sayılı dosyasının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 166. maddesi uyarınca aralarında fiili ve hukuki bağlantı bulunan İzmir... Asliye Ticaret Mahkemesi Mahkemesinin ... Esas sayılı dosyası ile BİRLEŞTİRİLMESİNE,
2-Mahkememizin...sayılı Esasının birleştirme nedeniyle kapatılmasına,
3-Yargılamaya İzmir... Asliye Ticaret Mahkemesi Mahkemesinin... Esas sayılı dosyası üzerinden devam edilmesine,
4-Yargılama harç ve giderlerinin birleştirilen dosyada hükümle birlikte değerlendirilmesine,
Dair, davacı vekilinin yüzüne karşı, davalı taraf vekillerinin yokluğunda 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 345. maddesi gereğince gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftalık kesin süre içerisinde mahkememize veya mahkememize gönderilmek üzere bulunulan yer ya da başka bir yer Asliye Ticaret Mahkemesine verilecek bir dilekçe ile başvurmak ve istinaf harç ve masraflarını karşılamak koşulu ile İzmir Bölge Adliye Mahkemesine istinaf yasa yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı.█████/2025
Katip...
¸e-imza
Hakim...
¸e-imza

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!