Anahtar kelimeler: Londranın Tutkusuyla Mayo İlham Destinasyonlarda Yelken Şehirde Köklerinden Sokaklarında Lüks

T.C. BAKIRKÖY 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO
: ████████ Esas
KARAR NO
: ████████
DAVA
: Ticari Ünvanın Korunması
DAVA TARİHİ
: █████/2026
KARAR TARİHİ
: █████/2026
GEREKÇELİ KARARIN
YAZILDIĞI TARİH
: █████/2026
Mahkememizde görülmekte olan Ticari Ünvanın Korunması davasının yapılan açık yargılaması sonunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
:
Davacı vekili vermiş olduğu dava dilekçesinde özetle; müvekkili ...... Mağazacılık A.Ş.'nin 2013 yılında Londra'nın hareketli sokaklarında hayata geçirilmiş olan ve Akdeniz köklerinden ilham alan bir marka olduğunu, seyahat, yelken ve lüks yaşam tutkusuyla yola çıkan ......., başlangıçta mayo tasarımlarıyla öne çıkmış, zamanla dünya genelinde ..... ve ..... gibi seçkin destinasyonlarda, Türkiye’de ise İstanbul, Antalya, Bodrum ve birçok şehirde mağazalarıyla hizmet vermeye başlamış olduğunu, müvekkili şirketin, ticaret siciline usulüne uygun şekilde tescil edilmiş olan "....." unvanını uzun süredir kullanmakta olup, bu unvanın ticari çevrelerde yerleşmiş ve tanınmış bir hale gelmiş olduğunu, davalı şirketin kullandığı "....." ibaresinin, müvekkilinin ticaret unvanına görsel ve fonetik olarak son derece benzemekte olup, özellikle harf yapısı ve telaffuz benzerliği nedeniyle üçüncü kişiler nezdinde karıştırılması tehlikesi (iltibas) yaratmakta olduğunu, bu durumun, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun ("TTK") 46. ve 52. maddeleri uyarınca, müvekkilinin ticaret unvanına açık bir tecavüz teşkil etmekte, aynı zamanda, ticari dürüstlük kurallarına aykırı biçimde müvekkilinin unvanına benzer bir unvanın kullanılmasının, TTK m. 55/1-a-5 kapsamında haksız rekabet oluşturmakta olduğunu, müvekkili şirketin iyiniyetli hareket ederek uzlaşma sağlanması adına Beyoğlu ..... Noterliği'nin █████/2025 tarihli ...... yevmiye numaralı ihtarnamesi ile ..... Tekstil Perakende Limited Şirketi'nin kullandığı "....." ibaresinin, müvekkili şirket ..... Mağazacılık A.Ş.'ye ait "....." ticaret unvanıyla çekirdek unsur düzeyinde ayniyet derecesinde benzerlik göstermesi ve üçüncü kişiler nezdinde karıştırılma (iltibas) tehlikesi yaratması nedeniyle, bu durumun ticari dürüstlük kurallarına aykırı olduğu ve Türk Ticaret Kanunu'nun 52. maddesi kapsamında ticaret unvanına tecavüz teşkil ettiğinin belirtilerek, söz konusu ticaret unvanının terkini talep edilmiş ve tüm yasal haklar saklı tutulmak suretiyle ihtar edilmiş olduğunu, fakat davalı şirketten herhangi bir yazılı dönüş alınamamış olup anılan hükümler çerçevesinde; müvekkilinin öncelik hakkına dayalı ticaret unvanına yönelik tecavüzün tespiti, bu kullanımın durdurulması ve varsa tescilli ise davalı unvanının değiştirilmesi ya da sicilden silinmesi, tecavüzün sonuçlarının ortadan kaldırılması ve zarar doğmuşsa maddi/manevi tazminat talebi yönünden dava açılması zarureti doğmuş olduğunu, işbu uyuşmazlık bakımından, dava açılmadan önce arabuluculuk yoluna başvurulmuş, bu kapsamda, 08.01.2026 tarihinde gerçekleştirilen arabuluculuk görüşmesinde; ancak arabulucu tarafından sunulan son çözüm önerisine rağmen müzakerelerin sonlandırılması talep edilmiş, tarafların anlaşmaya varamadıklarını beyan etmiş olduklarını, arabuluculuk sürecinin, “görüşme sonunda anlaşamama” ile sonuçlanmış olup, buna ilişkin son tutanak düzenlenmiş olduğunu, ..... ticaret unvanının ve tescilli ....... markasının sektörde tanınmakta olduğunu, TTK'nın 39. maddesi uyarınca her tacirin, ticari işletmesine ilişkin işlemleri ticaret unvanı ile yürütmek ve işletmesiyle ilgili senetler ile sair belgeleri bu unvan altında imzalamakla yükümlü olduğunu, müvekkili şirketin, 28 Haziran 2013 tarihli 8352 sayılı Ticaret Sicil Gazetesi'nde "....... Mağazacılık Anonim Şirketi" olarak ticaret unvanını ilan etmiş olduğunu, müvekkili şirketin, uzun süredir tescilli "......." ticaret unvanı ile faaliyet göstermekte olup, bu unvanın yalnızca tescil düzeyinde kalmayıp fiilen de kullanılmakta olduğunu, bu kapsamda, müvekkili şirketin farklı lokasyonlarda “.......” ibaresini taşıyan mağaza şubeleri bulunmakta ve bu mağazaların, hem tabela hem de pazarlama materyallerinde aynı ticaret unvanını açıkça taşımakta olduğunu, bu durumun, "......." unvanının sektörde ve tüketici nezdinde tanınmış hale geldiğini, dolayısıyla ticari itibara dönüşen bir ayırt edicilik kazandığını açıkça ortaya koymakta olduğunu, davalı şirket .......'in, 28 Haziran 2013 tarihli 8352 sayılı Ticaret Sicil Gazetesi sayısında yayımlanan ilanda yer verildiği üzere "Belirli bir mala tahsis edilmiş mağazalarda diğer dış giyim perakende satışı (palto kaban, anorak, takım elbise, ceket, pantolon, şort (tekstil kumaşından veya örgü ve tığ işi)), Tekstil, konfeksiyon, ayakkabı, çanta, aksesuarlar, güzellik, temizlik ve bakım ürünlerinin yani sıra ve bunlarla sınırlı olmamak üzere her türlü ürünü ithal ve ihraç etmek, satış işlerini gerçekleştirmek ve buna ilişkin gerekli hizmetleri sağlamak, Her türlü bilezik, kolye, yüzük ve benzeri takı ve süs eşyaları da dahil olmak üzere her türlü mücevherat ve kıymetli taşların ve bunlardan mamul ürünlerin satış. ithalat ve ihraca
tı" konularında faaliyet göstermek amacıyla kurulmuş olan bir şirket olduğunu, TTK'nın 50. maddesi uyarınca usulen tescil ve ilan edilmiş olan ticaret unvanını kullanma hakkının sadece sahibine ait olup müvekkili şirket tarafından usulen tescil ve ilan olunmuş olan "....... Mağazacılık A.Ş. "ticaret unvanını kullanma hakkının yalnızca müvekkili şirket'e ait olduğunu, müvekkili şirketin sicil kaydı ile davalı şirketin sicil kaydı karşılaştırıldığında müvekkili şirketin "......." şeklinde başlayan unvanı önceki tarihte, davalı şirketin ise "......." şeklinde başlayan unvanı sonraki tarihte kayıt ettirdiğinin açıkça görülmekte olup ticaret unvanında öncelik hakkının müvekkili şirket üzerinde olduğunu, diğer taraftan müvekkili şirketin ticaret unvanı marka olarak da tescil edilmiş olup işbu dilekçe ekinde Türk Patent ve Marka Kurumu nezdinde yapılmış başvurularına yer verilmiş olduğunu, bu doğrultuda müvekkili şirketin, davalı şirketin ticaret unvanının terkinini isteme konusunda öncelik hakkı bulunduğunun şüphesiz olduğunu, davalı şirketin ..... ticaret unvanını kullanmasının iltibas tehlikesi yaratmakta olduğunu, davalı şirketin müvekkili şirket ....... ile benzer nitelikteki "....." unvanını tercih etmesinin, özellikle bu tanınırlıktan haksız biçimde faydalanma amacı taşıdığına işaret etmekte olduğunu, davalı şirketin kullanmakta olduğu ..... Tekstil Perakende Limited Şirketi şeklindeki ticaret unvanının çekirdek unsuru olan "......" ifadesinin, müvekkili şirketin ticaret unvanı olan "....... Mağazacılık A.Ş." ticaret unvanının çekirdek unsuru olan "......." ifadesi ile ortalama tüketici nezdinde karıştırılma ihtimali yaratmakta olduğunu, nitekim müvekkili şirkete ..... Ambalaj firması tarafından 4 Eylül 2025 tarihinde gönderilen elektronik posta iletisinde .......'ten, "..... Tekstil Perakende Limited Şirketi ..... Şubesi'nden yaptıkları alışverişin faturasının sistemlerine düşmediği ve ..... formatında faturayı iletmelerini" istediklerine yer verilmiş, nitekim dava dilekçesi ekinde yer verilen faturadan da şüpheye yer bırakmayacak biçimde görüleceği üzere söz konusu alışverişin müvekkili şirket .......'ten değil, davalı ..... firmasının şubesinden yapılmış olduğunu, işbu olayın, üçüncü kişiler nezdinde ticaret unvanlarının karıştırıldığını, ticari itibarın ve müşteri kitlesinin yanlış yönlendirildiğini, dolayısıyla fiilî bir iltibasın ortaya çıktığını açıkça göstermekte, nitekim işbu faturadan da bariz biçimde görülmekte olduğu üzere davalı şirketin bu unvanla sadece sicile tescil işlemini gerçekleştirmekle kalmayıp, aynı şehirde şube açarak da faaliyette bulunmakta olduğunu, bu türden bir fiilin, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun hem 52. maddesi kapsamında ticaret unvanına açık bir tecavüz, hem de 55. maddesi kapsamında haksız rekabet oluşturmakta olduğunu, TTK m.52 uyarınca, ticaret unvanının ticari dürüstlüğe aykırı biçimde bir başkası tarafından kullanılması hâlinde, hak sahibinin; bu kullanımın tespitini, durdurulmasını, tescilli ise değiştirilmesini veya terkinini, tecavüzün sonucu olan maddi durumun ortadan kaldırılmasını ve zarar doğmuşsa kusurun ağırlığına göre maddi ve manevi tazminat talep edebileceğini, ayrıca mahkemenin, tecavüz nedeniyle mütecavizin elde etmesi mümkün görülen menfaatin karşılığını da maddi tazminat olarak hükmedebileceğini, somut olayda, davalı şirketin ticaret unvanında yer alan "....." ibaresinin, müvekkili şirkete ait "......." ibaresiyle çekirdek unsur düzeyinde ayniyet derecesinde benzerlik göstermekte, görsel ve fonetik yakınlık nedeniyle üçüncü kişiler nezdinde karıştırılma (iltibas) tehlikesi doğurmakta olduğunu, bu durumun, açıkça ticari dürüstlük kurallarına aykırı olup, yukarıda da ifade edildiği üzere TTK m. 52 kapsamında ticaret unvanına tecavüz teşkil etmekte, ayrıca bu durumun, TTK'nın 54 ve 55. maddeleri kapsamında haksız rekabet niteliğinde olup, müvekkili şirketin ticaret unvanı hakkına, ticari itibarına ve müşteri çevresine zarar vermekte olduğunu, buradaki iltibas tehlikesinin soyut bir risk olmayıp fatura iletilmesinden de açıkça anlaşılacağı üzere somut olarak da gerçekleşmiş olduğunu, benzer uyuşmazlıklarda ilgili mahkemelerce verilmiş olan kararların da müvekkili şirketin talebinin haklılığını ortaya koymakta olduğunu, davalı şirketin, ..... ifadesini kullanmasının haksız rekabet teşkil etmekte olduğunu, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 54. maddesinde, dürüstlük kuralına aykırı davranışlar ile ekonomik rekabette başkasının iş ürünlerinden veya müşteri çevresinden haksız yararlanılmasının, haksız rekabet olarak tanımlanmış olduğunu, Kanunun 55. maddesinde ise, bu eylemlerin örnekleme yoluyla sayılmış olduğunu, TTK m.55/1-a-5 uyarınca, “başka bir işletmeyle karıştırılabilecek şekilde isim, unvan, işaret, ambalaj, benzeri tanıtım vasıtalarının kullanılması” açıkça haksız rekabet olarak düzenlenmiş olduğunu, davalı şirketin, müvekkilinin tanınmış ticaret unvanına son derece benzeyen bir unvanla faaliyet göstermesinin, bu hükmün doğrudan ihlali niteliğinde olduğunu, ayrıca, TTK m.55/1-a-2 kapsamında, “başkasının malları, faaliyetleri, işleriyle karıştırılmasına neden olacak davranışlar” da haksız rekabet teşkil etmekte olduğunu, davalı tarafın, kendi ticaret unvanını seçerken, müvekkilinin sektördeki yerleşik itibarı ve müşteri çevresinden haksız biçimde faydalanmayı amaçlamakta olduğunu, bu durumun dürüstlük kuralına açıkça aykırı olup, davacının ticari itibarına zarar verme riski taşımakta olduğunu, somut olayda, davalı şirketin ticaret unvanında yer verdiği “.....” ibaresinin, müvekkili şirketin uzun yıllardır sektörde tanınan ve tescilli markası "......." ile birebir benzerlik arz etmekte olup, yalnızca bir harf farkı ile ve neredeyse aynı şekilde telaffuz edilmekte olduğunu, bu benzerliğin, aynı sektörde faaliyet gösterilmesiyle birlikte değerlendirildiğinde, gerek iş ortakları gerek nihai tüketiciler nezdinde karıştırılma ihtimali doğurmakta olduğunu, müvekkili şirketin şubeleri gibi davalı şirketin ticaret siciline tescilli 47.71.04 NACE kodlu ..... Tekstil Perakende Limited Şirketi ..... Şubesi'nin de aynı ..... Kodu üzerine (41.71.04 - Diğer dış giyim perakende satışı (palto, kaban, anorak, takım elbise, ceket, pantolon, şort (tekstil kumaşından veya örgü ve tığ işi) faaliyette bulunduğunun görülmekte olduğunu, bu durumun, yalnızca ticaret unvanlarının benzerliğiyle sınırlı kalmamakta; aynı faaliyet alanında, benzer unvanlarla pazarda yer alınması sonucunu doğurarak müşteri nezdinde ciddi bir karışıklık yaratmakta olduğunu, söz konusu şube faaliyetlerinin, davalının müvekkilinin ticari itibarından ve marka değerinden haksız şekilde faydalandığını, ayrıca müvekkili şirkete yönelik doğrudan bir rekabet kastı taşıdığını göstermekte olduğunu, ..... kodlarının örtüşmesi, faaliyet alanlarının birebir aynı olduğunu ortaya koymakta olup; bu durumun Türk Ticaret Kanunu’nun 46 ve devamı maddeleri uyarınca ticaret unvanına tecavüz teşkil etmekte, ayrıca TTK m. 54 ve devamı uyarınca da haksız rekabet niteliği taşımakta olduğunu, sonuç itibarıyla, davalının ticaret unvanı yoluyla yürüttüğü faaliyet, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 55. maddesinin (1) numaralı fıkrasının (a) bendinin 2. ve 5. alt bentleri uyarınca açıkça haksız rekabet teşkil etmekte ve müvekkilinin unvan hakkını ihlal etmekte olduğunu, davalının bu eyleminin tespiti, kullanımın durdurulması ve ticaret sicilinden terkini yönünde karar verilmesi gerektiğini, davalı şirketin bu ibareyi kullanmak suretiyle müvekkilinin sektördeki yerleşik itibarından haksız bir şekilde yararlanma kastı taşıdığını ve kötü niyetli hareket ettiğini, tüm bu nedenlerle, davalının haksız rekabet fiilinin mahkemece tespit edilmesi ve ticaret unvanının kullanımı suretiyle haksız rekabete son verilmesi gerektiğini beyanla; davalı ..... Tekstil Perakende Limited Şirketi'nin ticaret unvanının, müvekkili şirketin ticaret unvanı ile karıştırılacak ölçüde benzer olduğu gözetilerek ve fazlaya dair her türlü hak ve talepleri saklı kalmak kaydıyla, davalı şirketin ticaret unvanının Ticaret Sicilinden terkinine, davalı şirketin, müvekkili şirketin ticaret unvanına tecavüz teşkil eden eylemleri ile haksız rekabet oluşturduğunun tespitine, haksız rekabetin önlenmesine ve davalının bu tür eylemlerden men’ine, kararın gider ve masrafları davalı şirket'e ait olmak üzere Türkiye Ticaret Sicil Gazetesi’nde ilanına, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı taraflara yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili vermiş olduğu cevap dilekçesinde özetle; huzurdaki davanın Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinde açılması gerekirken Asliye Ticaret Mahkemesinde açılmasının usul ve yasaya aykırılık teşkil etmekte olduğunu, bu yönde verilen Yargıtay Kararları da mevcut olduğunu, huzurdaki davanın usuli yönden reddini talep ediyor olduklarını, davacı yanın iltibas iddialarının hukuki mesnetten yoksun olduğunu, müvekkili şirketin 12 Eylül 2024 tarih ve 11163 sayılı Ticaret Sicil Gazetesinde ilan ile tescil edilmiş olduğunu, şirket adının "....... Tekstil Perakende Limited Şirketi" olup işbu usulüne uygun ilan ve tescil edilmiş ticaret unvanının kullanım hakkının TTK 50 uyarınca müvekkili şirketin yasal hakkı olduğunu, Müvekkil firma Silivri Alışveriş Merkezinde faaliyet göstermekte olup, farklı firmalar ile franchise sözleşmesi imzalamış ve bu firmaların ürünlerinin satışını yaparak ticari hayatına devam etmekte olduğunu, mağazalardan birinin .... diğerinin ise ....... isimli olduğunu, ........ mağazasında dilekçe ekinde yer alan franchise sözleşmesine istinaden ........ marka ürünler satılmakta olduğunu, ....... mağazasının ise farklı markalara ait çocuk ürünlerinin satıldığı bir mağaza olduğunu, işbu mağazalara ilişkin görsellerin dilekçe ekinde yer aldığını, bunlara ilaveten dilekçe ekinde sunmuş oldukları franchise sözleşmesinin 11.sayfasında 5.4. SATIŞ YASAĞI başlıklı maddesinde "YATIRIMCI ........ Pazarlama Hizmetleri A.Ş. Tarafından üretilen, ürettirilen veya tedarik edilen ........ Pazarlama Hizmetleri A.Ş.'nin tescilli marka ürünleri dışında kendi ürettiği veya başka firmalar tarafından üretilen herhangi ürünü ........ Mağazasında teşhir ve satış amacıyla bulundurmayacaktır..." şeklinde düzenleme yapılmış, aynı sözleşmenin 18. sayfasında yer alan 15. rekabet başlıklı maddesinde ise "Yatırımcı , ........ Pazarlama Hiz. A.Ş.'in önceden yazılı onayı olmaksızın, bu anlaşma süresince işletmiş olduğu ........ mağazasında rakip konumda bulunan veya söz konusu sisteme benzer, özdeş, ister kendi adına ister başkası adına üretilmiş malların satışını, pazarlamasını, önerilmesini ve buna öncülük edilmesini yapmamayı kabul ve taahhüt eder..." bunun da müvekkili firmanın sözleşme imzaladığı marka dışında farklı ürünler satamayacağı hususunda bağlayıcılığı olduğunun bir kanıtı olduğunu, müvekkili firma ile davacı yanın farklı ürünlerinin olduğuna dair bir örneğin de davacı yanın websitesi incelendiğinde karşılarına çıkmakta olduğunu, davacı yanın https://www.........com/...../ cocuk-yeni-koleksiyon uzantılı websitesinde çocuk koleksiyonu incelendiğinde sınırlı bir koleksiyon olduğunun görülmekte olduğun, bunun da tüketici nezdinde karıştırılmayacak düzeyde bir farklılık teşkil etmekte olduğunu, özetle müvekkili şirketin, bir mağazasında tamamen davacı yandan farklı bir markanın ürünlerinin satışını yaparken diğer mağazasında çocuk ürünlerinin satışını gerçekleştirmekte olduğunu, davacı yanın iddialarının haksızlığının ve müvekkili şirketin davacı ile bir iltibası yahut haksız rekabetinin olmadığı hususlarının tespit yapılabilmesi için mahkememizden keşif ve bilirkişi incelemesi talep ediyor olduklarını, dilekçe eki olan ek-3'de de görüldüğü üzere müvekkili firmanın ticaret sicilde yer alan ünvanını hiçbir şekilde marka adı olarak kullanmadığını, davacının işbu İLTİBAS iddiasının haksız ve hukuki mesnetten yoksun olup ispata muhtaç olduğunu, her ne kadar davacı yan dilekçesinde müvekkili firmaya ait bir faturayı örnek göstererek iltibas olabileceğini iddia etse de işbu hususun münferit bir olay olup yaklaşık 2 yıldır faaliyet gösteren müvekkili firma ile başkaca bir durum ile karşılaşılmamış olduğunu, işbu faturada görüldüğü üzere faturanın sağ üst köşesinde büyük harfler ile ..... markasının yazdığının açıkça görülmekte olduğunu, müvekkili firmanın davacı şirketin hiçbir hakkına zarar vermemişken halihazırda huzurdaki davanın açılmış olmasının hayatın olağan akışına da aykırılık teşkil etmekte olduğunu, Yargıtay'ında bu yönde verilmiş kararları mevcut olduğunu, müvekkilinin dürüstlük kurallarına uygun olarak ticari faaliyetini yürütmekte olduğunu, davacı yanın dilekçesinde müvekkilinin kullandığı ticari ünvan ile haksız fayda sağlamaya çalıştığını ve TTK 55 1/a 2. Ve 5. alt bentleri uyarınca dürüstlük kuralına aykırı hareket ettiğini iddia etmiş olduğunu, dilekçe ekinde yer alan mağaza görselllerinde görüldüğü gibi müvekkilinin davacı yanın markasına ilişkin mağazasında bir ibare bulundurmadığı gibi davacı yana ait ürünlerin de satışını yapmadığını, ayrıca yine kendi ticaret ünvanının ön planda olduğu TABELA, REKLAM, SOSYAL MEDYA PAYLAŞIMI gibi yazılı basılı hiçbir materyal kullanmadığını, bu durumun ortalama bir tüketici nezdinde karışıklığa yol açmayacak olduğunu, çünkü hayatın olağan akışında ortalama tüketicinin, ticaret ünvanı ile değil hangi mağazadan alışveriş yaptığı ile ilgilenmekte olduğunu, müvekkilinin ticari ünvanını sadece fatura gibi resmi evraklarda kullanmasının ne iltibasa ne de haksız rekabete yol açmakta olduğunu, aksine müvekkili firmanın ticaret sicilden terkinine karar verilmesi halinde tüm ticari sözleşmeleri, muhasebe evrakları, kira sözleşmeleri gibi ticari faaliyetine yön veren ve elzem olan tüm evrak ve belgelerin yenilenmek zorunda kalacağını, bu durum neticesinde hem maddi manevi zarara uğrayacak olan müvekkili olduğunu, şöyle ki avantajlı olarak yapılan bayilik, kira vb sözleşmelerin ticari ünvanı değiştiğinde yeniden yapılması gerektiğini, yeni yapılacak sözleşmelerin aynı şartları haiz olamayacağından dolayı maddi zarara uğrayacak olduğunu, ikinci hususun ise ticari ünvanın faaliyete başladıktan kısa bir süre sonra değişlikliğe uğramasının müvekkilinin ticari itibarını da sarsacak, ticari ortaklarına ve müşterilerine karşı güven kaybı yaşayacak olduğunu, özetle davacı yanın dava dilekçesinde belirttiği fatura dışında müvekkili firma ile farklı bir problem yaşamamış, tescilli olan markasına ilişkin herhangi bir ibarenin müvekkili tarafından kullanılmamış, sadece yasalara uygun olarak tescil edilen ünvanını resmi evraklar üzerinde kullanmakta olduğunu, davacının somut durum değerlendirildiğinde hiçbir kaybı veyahut zararı olmadığı, müvekkilinin ticari ünvanı nedeniyle bir zarara uğrama ihtimalinin de olamayacağını, kaldı ki davacının haksız rekabet ve kazanç kaybı iddiası var ise de, mvekkilinin dava konusu ünvanını kullanması nedeniyle bir zarara uğradığını açıkça ve illiyet bağını kurarak ispatlamasının da elzem olduğunu, ancak aksi bir karar verildiğinde yani müvekkilinin ticari ünvanı terkin edildiğinde maddi kayıplarının yanısıra ticari hayatı da olumsuz yönde etkilenecek olduğunu, bu itibarla bir yanda davacı yanın afaki ve delillendirilemeyen haksız rekabet iddiası bir yanda ise yine davacıya zarar vermeyecek şekilde ticari yaşamın içinde olan müvekkili şirketin mevcut iken, mahkememizce bu dengenin de göz önünde bulundurulması gerektiğini beyanla; usuli itirazlarınnı kabulü ile davanın reddine, esasa ilişkin itirazlarının kabulüne ve huzurdaki haksız davanın reddine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı yandan tahmiline karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
:
Dava, davalı şirketin ticaret unvanının, davacı şirketin ticaret unvanına benzerlik taşıması nedeniyle sicilden terkinine, haksız rekabetin tespitine, kullanımın durdurulmasına ve ilgili kararın Ticaret Sicil Gazetesi'nde yayımlanmasına ilişkin Ticaret Unvanının Korunması davasıdır.
Türk Patent Enstitüsü'ne yazılan müzekkere ile taraflar adına tescilli marka bulunup bulunmadığının, bulunmakta ise marka bilgilerinin mahkememize bildirilme istenilmiş olup müzekkere cevabının incelenmesinde davacı adına ticaret unvanı ile tescilli markalar bulunduğu anlaşılmıştır.
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 5. maddesi uyarınca ticari davalar Asliye Ticaret Mahkemelerince görülerek karara bağlanır. Aynı Kanun'un TTK' nın 4/1. maddesine göre, her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan hukuk davaları ile tarafların tacir olup olmadıklarına bakılmaksızın bu Kanunda öngörülen hususlardan doğan hukuk davaları ticari dava sayılır.
TTK madde 54. Maddesi "(1)Haksız rekabete ilişkin bu Kısım hükümlerinin amacı, bütün katılanların menfaatine, dürüst ve bozulmamış rekabetin sağlanmasıdır. (2) Rakipler arasında veya tedarik edenlerle müşteriler arasındaki ilişkileri etkileyen aldatıcı veya dürüstlük kuralına diğer şekillerdeki aykırı davranışlar ile ticari uygulamalar haksız ve hukuka aykırıdır." hükmünü amirdir. Aynı yasanın 55/4. Maddesinde "Başkasının malları, iş ürünleri, faaliyetleri veya işleri ile karıştırılmaya yol açan önlemler almak" davranışının haksız rekabet teşkil ettiği açıklanmıştır.
6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun 156/1.maddesi gereğince Bu kanunda öngörülen davalarda görevli mahkeme, fikri ve sınai haklar hukuk mahkemesidir. Anılan yasının 1. maddesinde yasanın amaç ve kapsamı "Bu Kanunun amacı; marka, coğrafi işaret, tasarım, patent, faydalı model ile geleneksel ürün adlarına ilişkin hakların korunması ve bu suretle teknolojik, ekonomik ve sosyal ilerlemenin gerçekleştirilmesine katkı sağlamaktır. Bu Kanun; marka, coğrafi işaret, tasarım, patent, faydalı model ile geleneksel ürün adlarına ilişkin başvuruları, tescil ve tescil sonrası işlemleri ve bu hakların ihlaline dair hukuki ve cezai yaptırımları kapsar." şeklinde açıklanmıştır.
Davacı taraf dava dilekçesinde, TPE nezdinde tescilli "......." ibaresine dayalı olarak haksız rekabetin tespitini, iltibas yarattığı gerekçesi ile davalı şirketin ticaret unvanının sicilden terkini, haksız rekabetin önlenmesi ve davalının bu tür eylemlerden men'ine, kararının ticaret sicil gazetesinde ilanına karar verilmesini talep ederek Mahkememiz nezdinde işbu davalı açmış ise de, davacının haksız rekabet oluşturduğunu iddia ettiği ticaret unvanının ve davalının eylemlerine konu ürünlerin TPE nezdinde korunuyor olması hususu nazara alındığında olaya özel hükümler içerek 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu hükümlerinin uygulanması gerektiği, 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun 156/1.maddesi gereğince bu kanunda öngörülen davalarda görevli mahkemenin, fikri ve sınai haklar hukuk mahkemesi olduğuna dair açık hüküm gereği uyarınca Mahkememizin görevsiz olduğu kanaati ile uyuşmazlığın Bakırköy Fikri ve Sınai Haklar Mahkemesinde görülüp sonuçlandırılması gerektiğinden HMK'nun 114/.1.(c).b,115. maddeleri gereğince davanın dava şartı yokluğundan reddine, mahkememizin görevsizliğine dair karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm oluşturulmuştur.
HÜKÜM
: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere:
1-Mahkememizin görevli olmaması nedeniyle, HMK'nın 114/.1.(c).b,115. maddeleri gereğince davanın dava şartı yokluğundan reddine, mahkememizin görevsizliğine,
2-█████/2011 tarihinde yürürlüğe giren 6100 Sayılı HMK'nın 20. maddesi gereğince taraflardan birinin görevsizlik kararı süresi içinde kanun yoluna başvurulmayarak kesinleşmiş ise kararın kesinleştiği tarihten, kanun yoluna başvurulmuşsa bu başvurunun reddi kararının tebliğ tarihinden itibaren 2 hafta içerisinde mahkememize başvurarak dava dosyasının görevli Bakırköy Fikri Sınai Haklar Hukuk Mahkemesine gönderilmesini talep etmelerinin gerektiğine, aksi taktirde mahkememizce davanın açılmamış sayılmasına karar verileceğine,
3-6100 sayılı HMK'nun 331/2 maddesi gereğince görevsizlik kararından sonra davaya bir başka mahkemede devam edilmesi halinde yargılama giderlerine o mahkemenin hükmedeceğine; şayet görevsizlik kararından sonra davaya başka bir mahkemede devam edilmemiş ise talep üzerine mahkememizin dosya üzerinden bu durumu tespiti ile davacıyı yargılama giderlerini ödemeye mahkum edeceğine,
Dair taraf vekillerinin yüzüne karşı, kararın tebliğ tarihinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemelerinde İstinaf yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı.█████/2026
Katip.......
Hakim ......

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!