Anahtar kelimeler: Davamenfi Yirmisinden Lehdar İkincisi Çekten Niyet Aşağı Kambiyo Limited Yüzde

T.C.
İSTANBUL14. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİESAS NO
:███████ EsasKARAR NO
:████████DAVA
:Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan)DAVA TARİHİ
:█████/2023KARAR TARİHİ
:█████/2026Mahkememizde görülmekte olan Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
:Davacılar ... Şirketi ile ... ... ve ortağı tüzel kişiler ... Limited Şirketi ve ... İnşaat Limited Şirketi vekili tarafından 01.02.2023 tarihinde verilen dava dilekçesinde özetle; dava konusu çeklerin ... .... .../... Şubesi'ne ait olup keşideci ... ..., lehdar ... ... A.Ş. olduğu belirtilerek, birincisi ... seri no'lu, 30.12.2022 keşide tarihli ve 1.300.000,00-TL bedelli, ikincisi ... seri no'lu, 20.01.2023 keşide tarihli ve 1.350.000,00-TL bedelli iki çekten müvekkillerin borçlu olmadığının tespiti ile davalıların alacağın yüzde yirmisinden aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatına mahkum edilmesi talep edilmiştir.Davacılar, iddialarının maddi olay zeminini şu şekilde aktarmıştır: Dava konusu çekler, keşideci ... ... tarafından aralarındaki ticari ilişkinin gereği olarak lehdar ... ... A.Ş.'ye ...'da teslim edilmiş, 02.12.2022 tarihinde ... çalışanı ... tarafından ... ...'nun ...-... şubesine, arka yüzleri boş halde (lehdar cirosu, kaşesi ve imzası bulunmaksızın) ...'un .../...'deki merkez şubesine gönderilmek üzere kargoya verilmiştir. 03.12.2022 tarihinde .../...'deki ... ... şubesine gelen ... poşeti aynı gün saat 17.39'da ... merkez şubesine teslim edilmiş, poşeti teslim alan çalışan ... tarafından açıldığında içinin boş olduğu görülmüş ve durum şirket güvenlik kamerası tarafından kayıt altına alınmıştır. Davacılar, bu kamera kayıtlarının 20.09.2023 tarihinde flash disk içerisinde dosyaya ibraz edildiğini bildirmiştir.Davacılar, çeklerin ... içerisinden çalınmasını müteakip ... adına sahte kaşe ve imza ile cirolanarak davalı şirketlerin ciro silsilesine sokulduğunu, dava dilekçesi tarihinde 1.300.000,00-TL bedelli çekin .... İcra Müdürlüğü'nün 2023/... Esas sayılı dosyasıyla 18.01.2023 tarihinde ... ... San. ve Dış Tic. Ltd. Şti. tarafından takibe konu edildiğini, 1.350.000,00-TL bedelli çekin ise ibraz edilmiş olmakla birlikte henüz takibe konulmadığını beyan etmiştir. 1.300.000,00-TL bedelli çekin ciro silsilesinin ... ... Malz. San. Tic. Ltd. Şti. – ... ... ve Tic. A.Ş. – ... ... Ltd. Şti. – ... şeklinde oluşturulduğu, 1.350.000,00-TL bedelli çekin ciro silsilesinin ise ... – ... – ... şeklinde oluşturulduğu dilekçede gösterilmiştir.Davacılar, çek üzerindeki lehdar kaşe ve imzasının ...'a ait olmadığını, şirket yetkilisi ...'ün imzasının taklit edildiğini ve bu hususun Adli Belge İncelemeleri uzmanı ... ... tarafından hazırlanmış 01.02.2023 tarihli on sekiz sayfalık bilimsel mütalaa raporu ile tespit edildiğini ileri sürmüştür. ...'un ciro silsilesinde yer alan davalılarla hiçbir ticari ya da hukuki ilişkisi bulunmadığı, söz konusu şirketlere çek ciro etmediği vurgulanmıştır.Davacılar hukuki nitelendirme yönünden; lehdar cirosunun sahte olması nedeniyle ciro zincirinin TTK m. 790 anlamında muntazamlığını yitirdiğini ve davalıların yetkili hamil sıfatını kazanamayacağını, TTK m. 683, 684, 687, 788 ve 818 maddeleri çerçevesinde sahte ciro ile hak devrinin mümkün olmadığını, bu hususta Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 2017/(19)11-2738 Esas, █████████ Karar sayılı ve 30.11.2021 tarihli kararı ile Yargıtay 19. Hukuk Dairesi'nin █████████ Esas, ██████████ Karar sayılı 25.11.2015 tarihli kararlarının uygulanması gerektiğini savunmuştur. Davacılar ayrıca davalı şirketlerin sermaye yapıları, unvan değişiklikleri, faaliyet kodları ve çek bedelleriyle orantısız iş hacimleri bakımından paravan niteliği taşıdıklarını, iki çekteki ciro silsilesinin farklılığına rağmen her iki çekin de nihai olarak aynı hamil ...'de toplanmış olmasının fiktif ciro kurgusuna işaret ettiğini ileri sürmüştür.Davacılar ihtiyati tedbir talebi kapsamında, sahteciliğin ürünü çeklerin tahsilini engellemek amacıyla ... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2022/... Esas sayılı dosyasında %15 teminat karşılığında ödemeden men yasağı kararı aldırdıklarını ve bu kararın banka kayıtlarına işlendiğini; ... Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 2023/... soruşturma sayılı dosyası ile hırsızlık, nitelikli dolandırıcılık ve resmi belgede sahtecilik suçlarından davalılar aleyhine suç duyurusunda bulunduklarını; .... İcra Hukuk Mahkemesi'nin 2023/... Esas sayılı dosyasında imza itirazı başvurusunun derdest olduğunu bildirmişlerdir.Davacılar netice-i talep olarak, her iki çekten dolayı borçlu bulunmadıklarının tespitini, yargılama süresince ihtiyati tedbir kararı ile icra takibinin durdurulmasını, 1.350.000,00-TL bedelli çek yönünden takibe konulma yasağı konulmasını ve alacağın %20'sinden aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesini talep etmişlerdir.Davacılar vekili tarafından 20.03.2023 tarihinde verilen replik dilekçesinde özetle; davalı ...'nin cevap dilekçesinde ileri sürdüğü tüm savunmalara karşı dava dilekçesindeki talep ve beyanların aynen tekrarlandığı, bunlara ek olarak davalının tedbir itirazının hukuki dayanaktan yoksun olduğu, zira Sayın Mahkemece tesis edilen ihtiyati tedbir kararının İİK m. 72 dayanağı ile değil, HMK m. 209 uyarınca tesis edildiği, HMK m. 209/3'ün "senede dayanılarak verilmiş olan ihtiyati tedbir, o senet hakkındaki sahtelik iddiasından etkilenmez" hükmü gereği, imza sahteliği iddiasının derdest soruşturma ve dava dosyaları ile ispatlanma sürecinde olması karşısında tedbirin korunması gerektiği ileri sürülmüştür.Davacılar bu dilekçelerinde, davalı ...'nin dayandığı imzaların istiklali ilkesinin somut davada uygulama bulamayacağını, zira meselenin lehdar cirosunun sahteliğinden kaynaklanan ciro zincirindeki kopukluk olduğunu, TTK m. 790 anlamında usulüne uygun ciro silsilesi bulunmadığından davalıların yetkili hamil olamayacaklarını savunmuş; davalı ...'nin cevap dilekçesi ekinde sunmuş olduğu Yargıtay kararlarının olay benzerliği taşımadığını vurgulamıştır. Davacılar, 1.350.000,00-TL bedelli çekin de dava dilekçesinin tevdiinden sonra .... İcra Dairesi'nin 2023/... Esas sayılı dosyası ile takibe konulduğunu bildirerek, bu çek yönünden de menfi tespit talebinin aynen geçerli olduğunu beyan etmişlerdir.Davacılar ayrıca davalı şirketlerin...Ticaret Odası kayıtları, Ticaret Sicil Gazeteleri ve faaliyet bilgileri üzerinden yaptıkları değerlendirme ile söz konusu şirketlerin kağıt üzerinde kurulu olup gerçek ticari faaliyet göstermediklerini; ...'nin elli bin TL sermayesine rağmen toplam iki milyon altı yüz elli bin TL tutarında çek uhdesine geçirmesini, dört kez unvan değişikliği ve dört kez ortak değişikliği yapmasını, 1.300.000,00-TL bedelli çekte ... ciranta olarak gösterilmişken 1.350.000,00-TL bedelli çekte aynı ciranta yer almamakla birlikte iki çekin de nihai hamilinin aynı şirket ... olmasını fiktif ciro kurgusunun kanıtı olarak göstermiş; davalıların kötü niyetli olarak hukuka aykırı ele geçirilen çekleri icra takibine konu ettiklerini ileri sürmüştür.Davalı ... ... San. ve Dış Tic. Ltd. Şti. vekili tarafından verilen cevap dilekçesinde özetle; davanın reddine karar verilmesini ve davacıların alacağın yüzde yirmisinden aşağı olmamak üzere tazminata mahkum edilmesini talep etmiştir.Davalı ..., usule ilişkin olarak öncelikle tedbir kararının kaldırılmasını talep etmiştir. Bu bağlamda menfi tespit davasının 01.02.2023 tarihinde açıldığını, oysa 1.300.000,00-TL bedelli çek yönünden icra takibinin bu tarihten önce 18.01.2023 tarihinde başladığını, dolayısıyla söz konusu davanın icra takibinden sonra açılmış bir menfi tespit davası niteliğinde olduğunu ileri sürmüştür. ..., İİK m. 72/2 hükmünün yalnızca icra takibinden önce açılan menfi tespit davaları için uygulanabileceğini, takipten sonra açılan menfi tespit davalarında ise İİK m. 72/3 uyarınca ihtiyati tedbir yoluyla icra takibinin durdurulmasına karar verilemeyeceğini savunmuş ve mevcut tedbir kararının kaldırılmasını istemiştir.Esas bakımından ..., TTK m. 677'de düzenlenen imzaların istiklali (bağımsızlığı) ilkesi çerçevesinde lehdar imzasının sahteliğinin, kendi imzasına itiraz etmeyen keşideciyi sorumluluktan kurtaramayacağını ileri sürmüştür. Keşideci ...'ın dava dilekçesinde çekleri keşide edip lehdar ...'a teslim ettiğini ve çekleri kargoya verdiğini beyan etmiş olduğu, bu şekilde keşide imzasını ve altında yatan borç ilişkisini kabul ettiği vurgulanmıştır. ..., TTK m. 687 uyarınca şahsi definin ancak bile bile borçlu zararına hareket edilmiş olması halinde hamile karşı ileri sürülebileceğini, keşidecinin ileri sürebileceği bir şahsi defin bulunmadığını, ciro silsilesinin şeklen muntazam olduğunu ve TTK m. 790 anlamında meşru hamil sıfatına sahip bulunduğunu savunmuştur. Bu görüşünü destekler mahiyette Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun █████████ Esas, ████████ Karar sayılı kararı ile Yargıtay 19. Hukuk Dairesi'nin █████████ Esas, █████████ Karar sayılı kararına ve ... Bölge Adliye Mahkemesi 22. Hukuk Dairesi'nin ███████ Esas, ████████ Karar sayılı kararına atıfta bulunmuştur.Davalı ..., çeki davacıdan almadığını ve bu nedenle çek üzerindeki imzanın davacıya ait olup olmadığını bilecek konumda olmadığını, ödemeden men yasağını bankaya ibraz anında öğrendiğini, iyiniyetli hamil sıfatıyla takip başlattığını savunmuştur. ... ayrıca davacı tacirlerin mevzuat gereği yasaklanmış ... ile çek gönderme yoluna başvurmalarının kendi kusurlarını oluşturduğunu, hiç kimsenin kendi kusurundan yararlanamayacağını ileri sürmüştür. Davalı, çekin temel ilişkisi bakımından kambiyo senetlerindeki mücerretlik ilkesi uyarınca hamilin çeki hangi ticari ilişki sonucu iktisap ettiğini açıklama ve ispatlama yükümlülüğünün bulunmadığını İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi'nin █████████ Esas, ████████ Karar sayılı kararına atıfla savunmuş, buna rağmen iyiniyetini göstermek adına çekin 1.300.000,00-TL'lik kısmını ... ... A.Ş.'den, 1.350.000,00-TL'lik kısmını ... ... Ltd. Şti.'nden ticari ilişkiye istinaden aldığını ve çek bedellerini ödemeden men yasağı sebebiyle tahsil edemediği için adı geçen şirketler aleyhine İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 2023/... soruşturma sayılı dosyasıyla suç duyurusunda bulunduğunu beyan etmiştir.Davalı ..., ...'u temsile yetkili başka kişilerin bulunup bulunmadığının Ticaret Sicil Müdürlüğü'nden sorulması ve imza örneklerinin istenilmesini, yetkisiz temsilcinin imzasının şirketçe benimsenmesine ilişkin Yargıtay 19. Hukuk Dairesi'nin █████████ Esas, █████████ Karar sayılı kararı ile Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun ███████-549 Esas, ████████ Karar sayılı kararları doğrultusunda teamül değerlendirmesi yapılmasını ve kendisinin ile diğer davacı ... Ltd. Şti.'nin ticari defter ve kayıtlarının çekin ... tarafından devredilip devredilmediği hususunda incelenmesini talep etmiştir. ... son olarak, 2013 yılından beri faaliyette olduğunu, unvan değişikliği ile pay devrinin Türk Ticaret Kanunu'nda açıkça düzenlenmiş haklar olup kanunun tanıdığı hakların kullanılmasının kötü niyet göstergesi sayılamayacağını belirtmiş, takibinin haksız ve kötü niyetli olmadığını savunmuştur.Davalı ... vekili tarafından verilen düplik dilekçesinde özetle; cevap dilekçesindeki savunmaların aynen tekrarlandığı, davacıların replik dilekçesindeki beyanlarının müvekkilin iyiniyetli hamil sıfatını çürütecek nitelikte olmadığı, müvekkilin gerçek bir ticari ilişki karşılığında çekleri iktisap ettiği, kambiyo senetlerindeki mücerretlik ilkesi gereği bu ticari ilişkinin açıklanması zorunluluğunun bulunmadığı, buna rağmen dilekçe ekinde çeklerin ... ve ...'tan iktisabına dair tahsilat makbuzları, faturalar, sevk irsaliyeleri ve ilgili yevmiye kayıtlarının ibraz edildiği beyan edilmiştir. Davalı ..., keşideci ...'ın kendi imzasına itiraz etmediği hususunun önemli olduğunu yeniden vurgulamış, çeklerin keşidecisi olarak kendi iradesiyle çekleri düzenleyip lehdara teslim ettiğini kabul eden ...'ın, imzaların istiklali ilkesi gereği sorumluluktan kurtulamayacağını tekrar ileri sürmüş ve davanın reddini talep etmiştir.Davalı ... ... Ltd. Şti., davalı ... ... Malz. San. Tic. Ltd. Şti. ve davalı ... ... ve Tic. A.Ş. tarafından usulüne uygun tebligata rağmen yasal süresi içerisinde cevap dilekçesi sunulmamış, yargılamaya iştirak edilmemiştir.Mahkememizin 18.04.2024 tarihli ara kararı ile dosyanın mali bilirkişi heyetine tevdii kararı uyarınca, Serbest Muhasebeci Mali Müşavir ... ve ... Üniversitesi Hukuk Fakültesi'nden Dr. ...'tan oluşan iki kişilik bilirkişi heyeti tarafından 03.12.2024 tarihli rapor tanzim edilmiştir. Heyetten; dava konusu çeklerin defterlerde kayıtlı olup olmadığı, defterlere göre çekin teslim alındığı tarihte meşru hamilinin kim olduğu, defter kayıtlarına göre çeklerin edimine dayanak kayıtların ne olduğu, çekin devredilip devredilmediği ve bu devrin defterlerde kayıtlı bulunup bulunmadığı, cirantalar ve hamilin iktisabında kötü niyet veya ağır kusurun bulunup bulunmadığını gösterir kayıtların neler olduğu hususlarında inceleme yapması istenmiştir.Mali bilirkişi raporunda öncelikle tarafların ticari defter durumu incelenmiştir. Heyet, davacı ... ... A.Ş.'nin 2022 ve 2023 yıllarına ait e-defter açılış ve kapanış beratlarının yasal süresi içinde alındığını ve defterlerin usulüne uygun tutulduğunu, davacı ...'un defterlerinde dava konusu çeklerin ... ...'ndan alındığına dair herhangi bir kayda rastlanmadığını, ancak çeklerin şirket kayıtlarına hiç ulaşmadığı anlaşıldığından bu yönde kayıt bulunmasının beklenemeyeceğini tespit etmiştir. Davacı ... ...'nın 2022 ve 2023 yıllarına ait ticari defterlerinin yasal süresi içinde e-defter beratlarının alındığı, defterlerinde dava konusu çeklerin davacı ...'a keşide edildiğine ilişkin 02.11.2022 tarihli yevmiye kayıtlarının mevcut olduğu raporda tespit edilmiştir. Davacı ... Ltd. Şti. ve ... İnşaat Ltd. Şti.'nin dava konusu çeklerle keşideci veya ciranta sıfatıyla doğrudan ilgisi bulunmadığından, söz konusu şirketlerin defterlerinde çeklere ilişkin özel inceleme yapılmamıştır.Heyet, davalıların hiçbirinin mali bilirkişi incelemesine gelmediğini ve yerinde inceleme talebinde bulunmadığını, bu nedenle davalı şirketlere ait ticari defter kayıtları üzerinde doğrudan inceleme yapma imkanının doğmadığını belirterek, bu durumda davalı ...'nin 28.09.2023 tarihli dilekçesi ekinde dosyaya kazandırılan mali belgeler ile vergi dairelerinden celp olunan BA/BS formları üzerinden değerlendirme yapıldığını açıklamıştır.Davalı ...'nin 28.09.2023 tarihli dilekçesi ekinde sunulan belgelere ilişkin yapılan incelemede heyet şu tespitleri kaydetmiştir: 20.01.2023 keşide tarihli 1.350.000,00-TL bedelli çekin, davalı ...'ye davalı ... tarafından 14.12.2022 tarihinde, 72 no'lu tahsilat makbuzuna istinaden ve 10.12.2022 tarihli 1.579.608,18-TL bedelli "37.815 adet plastik düğme" teslimine ilişkin fatura karşılığında verildiği, çekin ...'nin ticari defterinde 14.12.2022 tarihinde ... no'lu yevmiye maddesiyle kayıt altına alındığı, ancak söz konusu faturaya ekli sevk irsaliyesinin 10.12.2023 tarihli olduğu, bu suretle fatura tarihi ile sevk irsaliyesi tarihinin birbiri ile uyumsuz olduğu ve arada bir yıllık kronolojik fark bulunduğu tespit edilmiştir. Aynı şekilde 30.12.2022 keşide tarihli 1.300.000,00-TL bedelli çekin, davalı ...'ye davalı ... tarafından 08.12.2022 tarihinde, ... no'lu tahsilat makbuzuna istinaden ve 09.12.2022 tarihli 2.303.350,56-TL bedelli "54.222 adet çıt çıt" teslimine ilişkin fatura karşılığında verildiği, ... defterinde 08.12.2022 tarihinde ... no'lu yevmiye maddesiyle kayıt altına alındığı, ancak söz konusu faturaya ekli sevk irsaliyesinin 09.12.2023 tarihli olduğu, dolayısıyla bu çek yönünden de fatura tarihi ile sevk irsaliyesi tarihi arasında bir yıllık kronolojik uyumsuzluk bulunduğu tespit edilmiştir.Raporda BA/BS formlarına ilişkin inceleme sonuçları şu şekilde aktarılmıştır: ... Vergi Dairesi Müdürlüğü'nün 26.04.2024 tarihli cevap yazısında davalı ...'nin 2022 yılı BS formunda ...'e 6.605.710,00-TL ve ...'a 2.542.651,00-TL kümülatif satış bildiriminde bulunduğu ancak BS bildirimlerinin yıllık ve kümülatif olması sebebiyle dava konusu çeklere istinaden düzenlendiği iddia edilen belirli faturaların bu bildirimler içinde olup olmadığının tespitinin mümkün olmadığı belirtilmiştir. ... Vergi Dairesi Müdürlüğü'nün 25.04.2024 tarihli cevap yazısında davacı ...'un 2022 yılı BA/BS karşılıklı analiz formunda ... ... ile ticari ilişkisinin bulunduğu, ancak ciro silsilesinde ...'tan sonra ciranta olarak yer alması gereken ... Ltd. Şti.'ne yönelik herhangi bir bildirim bulunmadığı tespit edilmiştir. ... Vergi Dairesi Müdürlüğü'nün 03.05.2024 tarihli cevap yazısında davalı ...'ın 2022 yılı BA formunda, dava konusu çeklerin alınmasına dayanak gösterilen faturayı keşide eden davalı ...'ye yönelik herhangi bir alış bildirimi bulunmadığı, aynı şekilde 1.300.000,00-TL bedelli çekin ciro silsilesinde ...'tan sonra yer alan ... firmasına yönelik de hiçbir bildirim yapılmadığı saptanmıştır. Son olarak ...dairesi Başkanlığı'nın 24.04.2024 tarihli yazısında, davalı ... ... A.Ş.'nin 06.06.2016-30.11.2017 tarihleri arasında vergi mükellefiyet kaydı bulunduğu, 30.11.2017 tarihinden itibaren mükellefiyetinin sona erdiği ve 2022 yılına ait BA/BS formlarının dosyaya gönderilemediği bildirilmiştir.Mali bilirkişi heyeti, hukuki değerlendirme kısmında, dava konusu çeklerin TTK m. 780'deki unsurları taşıdığını, çeklerin ciro silsilesinin beyaz ciro yoluyla oluşturulduğunu, TTK m. 677'de düzenlenen imzaların istiklali (bağımsızlığı) ilkesi çerçevesinde her borçlunun kendi imzasına ilişkin defiyi ileri sürebileceğini ve bu definin kendi sorumluluğu bakımından sonuç doğuracağını, dava konusu çeklerdeki lehdar imzasının davacı ...'a ait olup olmadığı konusunda değerlendirme yapmanın heyetin uzmanlık alanında olmadığını, bu hususun sayın Mahkemenin imza bilirkişi heyetinden alacağı rapora göre belirleneceğini belirtmiştir. Heyet, söz konusu lehdar imzasının davacı ...'a ait olmadığı sonucuna Mahkemece varılması halinde ...'un çek bedellerinden sorumlu olmayacağının kabul edilebileceğini; davalıların iktisapta kötü niyet veya ağır kusurlarına ilişkin değerlendirmenin Mahkemenin takdirinde olduğunu, bununla birlikte davalılar arasında dava konusu çeklere dayanak teşkil edecek anlamlı bir ticari ilişkinin mali incelemede tespit edilemediğini ve davalı ...'nin 28.09.2023 tarihli dilekçesi ekinde sunmuş olduğu belgelerin ticari defter kayıtlarıyla doğrulanamadığını kanaatine vardığını raporunda belirtmiştir.Davacılar vekili tarafından 11.12.2024 tarihinde verilen beyan dilekçesinde mali bilirkişi raporu benimsenmiş, davalıların ticari defterlerini hazır etmemesine ve yerinde inceleme talep etmemesine karşılık davacıların tüm ticari defter ve kayıtlarını eksiksiz ibraz ettikleri vurgulanmış, rapordaki fatura-irsaliye uyumsuzluğu, BA/BS formlarındaki bildirimsizlik halleri ve ...'in mükellefiyet kaydının bulunmaması hususlarının müvekkillerinin baştan beri ileri sürdüğü iddiaları doğruladığı beyan edilmiştir. Davacılar, davalı ...'nin 28.09.2023 tarihinde dosyaya ibraz ettiği belgelerin tarihlerinden anlaşıldığı üzere sonradan düzenlendiğini, Eylül 2023'te sunulan dilekçe ekinde Aralık 2023 tarihli belgelerin bulunmasının fiziksel olarak imkansızlığını, bu sebeple resmi belgede sahtecilik ve nitelikli dolandırıcılık suçlarından İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 2023/... soruşturma sayılı dosyasında suç duyurusunda bulunduklarını bildirerek, davalıların kötü niyetli iktisapları dosyadaki deliller ve bilirkişi raporu ile sabit olduğundan davanın kabulüne karar verilmesini talep etmişlerdir. Dilekçede yeni bir inceleme talebi ileri sürülmemiştir.Mahkememizce imza incelemesi için görevlendirilen Prof. Dr. ..., Dr. ... ve ...'den oluşan üç kişilik bilirkişi heyeti tarafından 09.04.2025 tarihli rapor tanzim edilmiştir. Rapor, dava konusu iki çek arka yüzündeki Lehdar-1. cirantacı imzalarının davacı ... şirket yetkilileri ..., ... veya ...'ün eli ürünü olup olmadığı hususunda düzenlenmiş olup, bu rapor ek rapor atıflarından anlaşıldığı kadarıyla lehdar imzalarının ... tarafından atıldığı sonucuna ulaşmıştır.Davacılar vekili tarafından 25.04.2025 tarihinde verilen itiraz dilekçesinde özetle; ... heyetinin imza raporuna en açık ve en geniş şekilde itiraz edildiği, çeklerin 02.12.2022'de kargoya verildiğinde arka yüzlerinin boş olduğu ve 03.12.2022'de ... merkez şubede ... poşetinin boş çıktığı hususunun kamera kayıtlarıyla sabit bulunduğu, dolayısıyla çek arka yüzündeki lehdar imzasının müvekkil ... yetkilisi ...'ün eli ürünü olmasının fiziksel olarak mümkün olmadığı ileri sürülmüştür. Davacılar, 01.02.2023 tarihli ... uzman mütalaasının imzanın ...'ün eli ürünü olmadığı ve taklit yöntemi ile atıldığı sonucuna ulaştığını, 03.12.2024 tarihli mali bilirkişi heyet raporunun ise fatura-irsaliye tarihlerinin uyumsuzluğu, BA/BS formlarındaki sistematik uyumsuzluklar ve davalılar arasında anlamlı ticari ilişki tespit edilememesi şeklindeki bulgularla davalıların kötü niyetini ortaya koyduğunu, dolayısıyla ... raporunun dosyadaki diğer delillerle açıkça çeliştiğini belirtmiştir. Davacılar ayrıca raporda hangi teknik cihazların kullanıldığının ve sonuca varılma metodolojisinin denetime elverişli şekilde açıklanmadığını, sadece imza örneklerinin büyütülerek mukayese edilmesiyle yetinildiğini öne sürerek, ticari defter ve kayıtların incelendiği mali bilirkişi raporu uyarınca davanın kabulüne karar verilmesini, Sayın Mahkeme'nin aksi kanaatte olması halinde yeni ve farklı bir heyetten bilirkişi raporu aldırılmasına hükmedilmesini talep etmiştir.Mahkememizce davacıların ikincil talebinin kabulü üzerine ikinci imza incelemesi için görevlendirilen Prof. Dr. ..., Prof. Dr. ... ve ...'dan oluşan üç kişilik bilirkişi heyeti tarafından 25.06.2025 tarihli rapor tanzim edilmiştir. İnceleme; ... çek numaralı 30.12.2022 keşide tarihli 1.300.000,00-TL bedelli çek ile ... çek numaralı 20.01.2023 keşide tarihli 1.350.000,00-TL bedelli çek arka yüzlerindeki Lehdar-1. cirantacı imzalarının davacı ... şirket yetkilileri ..., ... ve ...'ün eli ürünü olup olmadığı hususunda yapılmıştır. Mukayese belgeleri olarak ... 15. Noterliği'nin 11.03.2022 tarih ve ... no'lu imza sirküleri, ... 1. Noterliği'nin 27.10.2016 tarih ve ... no'lu vekaletnamesi, .... Noterliği'nin 31.01.2023 tarih ve ... no'lu vekaletnamesi ile Mahkememiz tarafından 17.09.2024 tarihinde başkan ve katip huzurunda alınan dört sayfalık istiktap tutanağı kullanılmıştır. Heyet, incelemede muhtelif büyütme oranlarını haiz loplar, dijital stereo mikroskop ve bilgisayar programları kullanarak grafolojik tanı yöntemleri çerçevesinde değerlendirme yaptığını belirtmiş; çek arka yüzlerindeki Lehdar-1. cirantacı imzaları ile ...'ün mukayese imza örnekleri arasında şekil-tersim tarzları, istif, işleklik, doğrultu, baskı derecesi ve kalem yürütme alışkanlıkları bakımından grafolojik uygunluk bulunduğunu; aynı imzalar ile ... ve ...'ün imza örnekleri arasında ise uygunsuzluk ve farklılık bulunduğunu tespit etmiştir. Heyet sonuç kısmında, dava konusu iki çek aslı arka yüzündeki Lehdar-1. cirantacı imzalarının ...'ün eli ürünü olduğu, ... ile ...'ün eli ürünü olmadığı görüş ve kanaatine vardığını açıklamıştır.Mahkememizin 06.11.2025 tarihli altıncı celse duruşma tutanağının bir numaralı kararı ile davacıların ... heyet raporuna yönelik itirazları doğrultusunda aynı heyetten ek rapor alınması yoluna gidilmiş, heyet tarafından 07.03.2026 tarihli ek rapor tanzim edilmiştir. Ek raporda heyet, inceleme konusu çek asılları ile mukayese belgelerini ... ... ve loplar cihazları ile yeniden incelediğini, grafolojik ve grafometrik metodlar çerçevesinde değerlendirme yaptığını belirtmiştir. Heyet, şahısların imzalarını atarken motor hafıza, kas koordinasyonu ve yazı alışkanlıkları nedeniyle temel karakteristik unsurları kişiye özgü bir yazım ve imza karakteri olarak tekrar ettiklerini; genel tersim, başlangıç hareketi, orta gövde yapısı, ebat-oranlar, istif, eğim, doğrultu, seyir, devamlılık, hız-işleklik, baskı derecesi, alışkanlık unsurları ve bitim hareketi gibi unsurların her birinin tek başına kesin kanaat oluşturmadığını ancak birlikte değerlendirildiklerinde bilimsel-teknik bir sonuca ulaşılmasını sağladığını açıklamıştır. Heyet, inceleme konusu her iki çek arka yüzündeki imzalarda soldan sağa yatay bir hat üzerinde "C" benzeri bir karakter ile başlangıç, "w" benzeri yapılanma, seri ve işlek oluşum ile aşağı yönlü inen çizgi hareketiyle sonlanma unsurlarının bulunduğunu; ...'e ait mukayese imzalarında da aynı karakteristik unsurların mevcut olduğunu karşılaştırmalı tablo ile göstermiştir.Ek raporda heyet, davacıların itirazına konu olan ... mütalaasının metodolojisini de ayrıca değerlendirmiştir. Heyet bu kısımda; mütalaada çek asıllarının Mahkeme kaleminde görüldüğü belirtilmiş olmakla birlikte, cihazlarla yapıldığı ifade edilen incelemelerin aslında dijital görüntüler üzerinden yapıldığının aşikar olduğunu, adli belge incelemesinde bir imzanın kime ait olduğunun bilimsel olarak belirlenebilmesi için belgenin fiziksel aslı üzerinde çalışılmasının zorunlu bulunduğunu, bunun temel nedeninin grafolojik ve grafometrik kriterlerin yalnızca orijinal belge üzerinde uygulanabilir nitelikte olmasından ileri geldiğini, dijital görüntüler üzerinden yapılan incelemelerin tarama kalitesi, dosya sıkıştırması, çözünürlük kayıpları ve ışıklandırma farklılıkları gibi teknik etkenler nedeniyle çizgi karakteristiğini bozabildiğini ve yanıltıcı sonuçlar doğurabildiğini, bu sebeple yalnızca dijital görüntülere dayanılarak bir imzanın yavaş yazıldığı, monoton bir seyir izlediği ya da taklit yoluyla oluşturulduğu yönünde kesin bilimsel kanaat ileri sürülmesinin mevcut inceleme koşulları itibarıyla mümkün olmadığını belirtmiştir. Heyet ek raporun sonuç kısmında; inceleme konusu iki çek aslı arka yüzünde ... ... kaşesi üzerinde yer alan imzaların, ...'e ait mukayese imzaları ile grafolojik ve grafometrik özellikler bakımından benzer yapı ve görünümde olması nedeniyle ...'ün eli ürünü olduğu, diğer bir ifadeyle ... tarafından imzalandığı görüş ve kanaatine vardığını belirtmiştir.Dava dosyasında toplanan deliller; dava konusu iki çekin asılları, keşideci, lehdar ve ciranta imzalarının yer aldığı arka yüzleriyle birlikte dosyaya ibraz edilmiş halleri; .... İcra Müdürlüğü'nün 2023/... Esas sayılı icra takip dosyası ile .... İcra Dairesi'nin 2023/... Esas sayılı icra takip dosyası; ... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2022/... Esas sayılı çek iptali ve ödemeden men yasağına ilişkin dosyası; .... İcra Hukuk Mahkemesi'nin 2023/... Esas sayılı imza itirazı dosyası; ... Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 2023/... soruşturma sayılı dosyası; ... Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 2023/... soruşturma sayılı dosyası; İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 2023/... soruşturma sayılı dosyası (davalı ... tarafından ibraz edilen); davacıların işyeri güvenlik kamerası kayıtlarını içeren flash disk (dosyaya 20.09.2023 tarihinde ibraz edilmiş); Adli Belge İncelemeleri Uzmanı ... ...'ın 01.02.2023 tarihli on sekiz sayfalık uzman mütalaa raporu; davacıların 2022-2023 yıllarına ait e-defter açılış ve kapanış beratları ile yevmiye kayıtları; davalı ...'nin 28.09.2023 tarihli dilekçesi ekinde sunduğu fatura, tahsilat makbuzu, sevk irsaliyesi ve yevmiye kayıtları; vergi dairelerinden celp edilen BA/BS formları ve resmi yazışmalar (... Vergi Dairesi Müdürlüğü'nün 26.04.2024 tarihli; ... Vergi Dairesi Müdürlüğü'nün 25.04.2024 tarihli; ... Vergi Dairesi Müdürlüğü'nün 03.05.2024 tarihli; İstanbul Vergi Dairesi Başkanlığı'nın 24.04.2024 tarihli); taraf şirketlerin Ticaret Sicil Müdürlüğü kayıtları ve Türkiye Ticaret Sicili Gazetesi ilanları; 03.12.2024 tarihli mali bilirkişi heyet raporu; 09.04.2025 tarihli ... imza bilirkişi heyet raporu; 25.06.2025 tarihli ... imza bilirkişi heyet ana raporu; 07.03.2026 tarihli aynı heyetin ek raporu; davacılar vekilinin 25.04.2025 tarihli imza raporuna itiraz dilekçesi; davacılar vekilinin 11.12.2024 tarihli mali rapora beyan dilekçesi; davalıların UYAP Bilişim Sistemine kayıtlı ceza soruşturma dosyalarına ilişkin 24.04.2026 tarihli dökümlerden ibarettir.Her dört davalı şirket (..., ..., ..., ...) hakkında UYAP sistemi üzerinden "Tarafla İlgil tüm Dosyaları Göster" butonundan görülebileceği gibi; ... yönünden yirmi iki, ... yönünden otuz üç, ... ve ... yönünden on birer adet olmak üzere dosyaya eklenen UYAP çıktılarında, davalıların büyük çoğunlukla Resmi Belgede Sahtecilik ile Bilişim Sistemleri/Banka veya Kredi Kurumlarının Araç Olarak Kullanılması Suretiyle Dolandırıcılık suçlarından şüpheli sıfatıyla yer aldıkları görülmektedir. Davalı ...'in vergi mükellefiyeti 30.11.2017 tarihinde sona ermiş olmakla birlikte 2022-2023 dönemine ait on bir ayrı ceza soruşturmasında şüpheli olarak yer aldığı; davalı ... hakkında dava konusu 1.350.000,00-TL bedelli çekin keşide tarihi olan 20.01.2023 tarihi itibariyle ... Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 2024/... soruşturma sayılı dosyasında Hırsızlık ve Suç Eşyasının Satın Alınması veya Kabul Edilmesi suçlarından soruşturma başlatıldığı anılan çıktılarda yer almaktadır.Dava, dava konusu edilen iki adet çek nedeniyle davacıların davalılara borçlu olmadığının tespiti ile icra takibinin haksız ve kötü niyetli olması nedeniyle alacağın yüzde yirmisinden aşağı olmamak üzere tazminata hükmedilmesi istemine ilişkindir. Dava konusu çeklerden birincisi ... .... .../... Şubesi keşideli ... seri no'lu, 30.12.2022 keşide tarihli ve 1.300.000,00-TL bedelli çek olup .... İcra Müdürlüğü'nün 2023/... Esas sayılı dosyası ile davalı ... Yapı Malzemeleri Ltd. Şti. tarafından 18.01.2023 tarihinde takibe konulmuş; ikincisi aynı şube keşideli ... seri no'lu, 20.01.2023 keşide tarihli ve 1.350.000,00-TL bedelli çek olup davanın açılmasından sonra .... İcra Dairesi'nin 2023/... Esas sayılı dosyası ile yine davalı ... tarafından takibe konulmuştur. Her iki çekin keşidecisi davacı ... ..., lehdarı davacı ... ... A.Ş.'dir. 1.350.000,00-TL bedelli çek yönünden davalı ... ... A.Ş. husumete dahil edilmemiştir.Uyuşmazlığın odağı, dava konusu çeklerin lehdar ... ... A.Ş.'nin rızası dışı şekilde ciro silsilesine sokulup sokulmadığı ve bu ciro silsilesinin son halkasında yer alan davalı hamillerin söz konusu çekleri Türk Ticaret Kanunu'nun 686. maddesinin ikinci fıkrası anlamında kötü niyet veya ağır kusurlu biçimde iktisap edip etmedikleri; bu hususlarda ulaşılacak sonuca göre davalıların çek üzerinde hak iktisap edip etmedikleri ve davacılardan tahsil hakkına sahip bulunup bulunmadıkları; ayrıca başlattıkları icra takiplerinin İİK m. 72/5 anlamında haksız ve kötü niyetli nitelik taşıyıp taşımadığı noktalarında toplanmaktadır.Dava konusu iki çekin ... .... .../... Şubesi'nin çek karnesinden düzenlenmiş, keşideci sıfatını ... ...'nın ve lehdar sıfatını davacı ... ... A.Ş.'nin taşıdığı taraflar arasında tartışmasızdır. Keşideci davacılar ... ... ile ortakları ... Ltd. Şti. ve ... İnşaat Ltd. Şti. çeklerdeki keşideci imzalarına itiraz etmemekte; bu imzaların kendilerine ait olduğunu ve çekleri bu surette keşide edip lehdar ... ... A.Ş.'ye teslim ettiklerini kabul etmektedirler. Nitekim mali bilirkişi raporunda ... ...'nın 2022 yılı ticari defterinde 02.11.2022 tarihli yevmiye kaydı ile çeklerin ...'a keşide edildiğine ilişkin kayıtların bulunduğu tespit edilmiştir.Dava konusu 1.300.000,00-TL bedelli çek yönünden ciro silsilesinin ... – ... – ... – ... şeklinde oluşturulduğu, 1.350.000,00-TL bedelli çek yönünden ciro silsilesinin ... – ... – ... şeklinde oluşturulduğu; her iki çekin de nihai hamilinin davalı ... Yapı Malzemeleri Ltd. Şti. olduğu taraflar arasında tartışmasızdır. Davalı ... cevap dilekçesinde çeklerden 1.300.000,00-TL bedelli olanını ...'den, 1.350.000,00-TL bedelli olanını ise ...'tan aldığını bizzat beyan etmiş; çek bedellerini ödemeden men yasağı sebebiyle tahsil edemediği için İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 2023/... soruşturma sayılı dosyasında adı geçen şirketler aleyhine suç duyurusunda bulunduğunu bildirmiştir.... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2022/... Esas sayılı dosyasında çek iptal davası açıldığı ve söz konusu dosyada yüzde on beş teminat karşılığında dava konusu çeklere yönelik ödemeden men yasağı kararı verilerek banka kayıtlarına işlendiği; ... Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 2023/... soruşturma sayılı dosyasında davacıların davalılar aleyhine hırsızlık, nitelikli dolandırıcılık ve resmi belgede sahtecilik suçlarından suç duyurusunda bulunduğu; .... İcra Hukuk Mahkemesi'nin 2023/... Esas sayılı dosyasında imza itirazı davasının derdest bulunduğu; ...Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 2023/... soruşturma sayılı dosyasında davalı ...'nin 28.09.2023 tarihli dilekçesinde sunulan belgelerin sonradan düzenlenmesi iddiasına ilişkin ayrı bir soruşturmanın bulunduğu hususları dosya kapsamı ile sabittir.1.300.000,00-TL bedelli çek yönünden başlatılan icra takibinin 18.01.2023 tarihli olduğu; menfi tespit davasının 01.02.2023 tarihinde açıldığı; bu itibarla menfi tespit davasının söz konusu çek yönünden icra takibinden sonra açılan menfi tespit davası niteliği taşıdığı dosya kapsamı ile sabittir.Davalı ... cevap dilekçesinde, menfi tespit davasının 1.300.000,00-TL bedelli çek yönünden icra takibinden sonra açılmış olması karşısında İcra ve İflas Kanunu'nun 72. maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca ihtiyati tedbir yoluyla icra takibinin durdurulamayacağını ileri sürerek tedbir kararının kaldırılmasını talep etmiştir. Bu savunmanın yasal dayanağı, İİK m. 72/3'te yer alan "icra takibinden sonra açılan menfi tespit davasında ihtiyati tedbir yoluyla takibin durdurulmasına karar verilemez" hükmüdür.6100 sayılı Yasanın 209. maddesi gereğince; adi bir senetteki yazı veya imza inkâr edildiğinde, bu konuda bir karar verilinceye kadar, o senet herhangi bir işleme esas alınamaz. Resmî senetlerdeki yazı veya imza inkâr edildiğinde, senetteki yazı veya imzanın sahteliği, ancak mahkeme kararıyla sabit olursa, bu senet herhangi bir işleme esas alınamaz. Senede dayanılarak verilmiş olan ihtiyati tedbir, o senet hakkındaki sahtelik iddiasından etkilenmez ve gerektiğinde senet sahibi haklarının korunması için yeni tedbirler talep edebilir.İcra ve İflas Kanunu icra takip hukuku açısından Hukuk Muhakemeleri Kanunu’na göre özel kanun ise de, İİK 72. Maddede sahteciliğe ilişkin açık bir düzenleme bulunmadığı, ancak HMK 209. madde sahtecilik açısından özel bir madde olup takip hukukuna uygulanabileceği, HMK 209. Maddesinin usul hukukuna ilişkin olduğu ve bu nedenle "Anılan hüküm, genel mahkemelerde açılan davalarla ilgili olarak senedin hiçbir işleme esas alınamayacağını, başka bir anlatımla delil olarak kullanılamayacağını öngörmekte olup, icra takibine etkisi yoktur." görüşü ileri sürülebilir ise de; HMK'da boşluk doldurulabilmesinin mümkün olduğu, sahtelik iddiasının kuvvetli bir şekilde yaklaşık ispatı halinde 6100 sayılı yasanın 389 ve devam maddeleri gereğince HMK 209. Maddeye kıyasen karar verilmesinin mümkün olduğu görüşüne mahkememizce varılmıştır.Şartları oluşmasına rağmen HMK.’nun 209 maddesinin takip hukukunda uygulanmaması halinde borçlu ancak İİK.’nun 72/3. maddesi gereğince icra kasasına yüklü miktarda para yatırarak icra veznesindeki paranın alacaklıya verilmemesini isteyebilir ise de bu uygulama da 2011 yılında yürürlüğe giren yasanın borçluya tanıdığı hakların ortadan kaldırılması sonucunu doğurur. Borçlunun ekonomik durumu zayıf ise tamamen korunaksız olduğu için takip işlemleri sonuna kadar gidecek, haczi kabil malları, hak ve alacakları elinden çıkacak, ceza mahkemesinin senedin iptali kararı kesinleştiğinde kötü niyetli takip alacaklısına zararını telafi ettiremeyecektir. Çünkü kötü niyetli alacaklının haczi kabil hak ve alacağına ulaşılamayacaktır. Bu husus göz göre göre borçlunun haksızlığa uğramasına sebep olacağı için hukuka aykırı olacaktır.Tüm bu nedenlerle ihtiyati tedbir talebi kabul edilmiş ve itiraz reddedilmiştir.Taraflar arasında çekişmeli olan vakıalar şunlardır: Birincisi, dava konusu çeklerin davacı ... ... A.Ş.'nin rızası dışı şekilde (çalınma, kaybolma veya sahte ciro ile) ciro silsilesine sokulup sokulmadığı. İkincisi, çek arka yüzündeki lehdar ...'a atfen atılı imzanın şirket yetkilisi ... tarafından mı atıldığı yoksa taklit yöntemi ile mi oluşturulduğu. Üçüncüsü, davalı hamiller ile önceki cirantalar arasında dava konusu çeklerin devrine temel oluşturacak gerçek bir ticari ilişkinin bulunup bulunmadığı, yani ciro silsilesinin maddi ticari gerçekliğe dayanıp dayanmadığı. Dördüncüsü, davalı ...'nin çekleri iktisap ettiği anda iyiniyetli hamil sıfatı taşıyıp taşımadığı, iktisabında kötü niyet veya ağır kusurun bulunup bulunmadığı. Beşincisi, davalıların başlattıkları icra takibinin İİK m. 72/5 anlamında haksız ve kötü niyetli nitelik taşıyıp taşımadığıdır.Bu çekişmeli vakıalar hakkında dosyaya kazandırılan deliller ise sırasıyla şunlardır: Çek asılları ve arka yüzlerindeki ciro işlemleri; davacılar tarafından sunulan işyeri güvenlik kamerası kayıtlarını içeren ve 20.09.2023 tarihinde dosyaya ibraz edilen flash disk; Adli Belge İncelemeleri Uzmanı ... ...'ın 01.02.2023 tarihli on sekiz sayfalık uzman mütalaa raporu; 09.04.2025 tarihli ... imza bilirkişi heyet raporu; 25.06.2025 tarihli ... imza bilirkişi heyet ana raporu ile aynı heyetin 07.03.2026 tarihli ek raporu; 03.12.2024 tarihli mali bilirkişi heyet raporu; davacıların 2022-2023 yıllarına ait e-defter beratları ve yevmiye kayıtları; davalı ...'nin 28.09.2023 tarihli dilekçesi ekinde ibraz ettiği fatura, tahsilat makbuzu, sevk irsaliyesi ve yevmiye kayıtları; vergi dairelerinden celp edilen BA/BS formları (..., ..., ... Vergi Daireleri ile ...Dairesi Başkanlığı); taraf şirketlerin Ticaret Sicil Müdürlüğü kayıtları ve Türkiye Ticaret Sicili Gazetesi ilanları; davalı şirketlerin UYAP Bilişim Sistemi üzerinden 24.04.2026 tarihinde çıkarılan ceza soruşturma dosya dökümleri; ... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2022/... Esas sayılı dosyası; .... İcra Hukuk Mahkemesi'nin 2023/... Esas sayılı dosyası; ... Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 2023/... ve İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 2023/... soruşturma sayılı dosyaları.Türk Ticaret Kanunu'nun 790. maddesi uyarınca çekteki ciro silsilesinin şekli muntazamlığına sahip olan ve çeki elinde bulunduran kişi yetkili hamil karinesinden yararlanır. Aynı Kanun'un 677. maddesi, çek için 818/1-c yollaması ile geçerli olmak üzere, kambiyo senedindeki imzaların bağımsızlığı (istiklali) ilkesini düzenlemektedir; buna göre bir imzanın geçersizliği, diğer imzaların geçerliliğini kural olarak etkilemez. Ne var ki bu kurallar, kambiyo senetlerinin tedavül güvenliği için konulmuş asli kurallar olup, çek bakımından TTK m. 792 (poliçeye ilişkin paralel hüküm m. 686/2) ile açık bir istisnaya bağlanmıştır. Adı geçen m. 792, senedin herhangi bir surette önceki hamilin elinden çıkmış olması ve yeni hamilin iktisapta kötü niyetli veya ağır kusurlu bulunması halinde, yeni hamilin senedi iade etmekle yükümlü olacağını düzenlemektedir. Bu iki ön koşulun birlikte gerçekleşmesi durumunda yeni hamil, çek üzerinde hak iktisap etmemiş sayılır.Davalı ... savunmasında şekli ciro muntazamlığına, imzaların istiklali ilkesine ve kambiyo senetlerindeki mücerretlik ilkesine dayanmaktadır. Bu savunmanın kendisi kural düzeyinde doğru olmakla birlikte, TTK m. 792'nin öngördüğü istisnanın gerçekleştiği hallerde uygulama bulmaz. Buradaki asıl mesele, davamızda söz konusu istisnanın gerçekleşip gerçekleşmediğidir; bu meselenin çözümü ise dosya kapsamında toplanan delillerin somut değerlendirilmesine bağlıdır. Bu çerçevede Mahkememizce önce hamilin kötü niyet/ağır kusur unsuru ele alınacak, akabinde imza bilirkişi raporlarının somut davamızda değerlendirmesi yapılacak ve nihai kanaate ulaşılacaktır.Birinci Aşama
: Hamillerin Kötü Niyet ve Ağır Kusurlarının Somut Olgularla DeğerlendirilmesiDosya kapsamında toplanan deliller; davalı hamillerin dava konusu çekleri iktisap ederken kötü niyetli veya en azından ağır kusurlu bulunduklarına ilişkin birbiriyle örtüşen ve birbirini destekleyen çok sayıda somut olgu ortaya koymaktadır. Bu olgular ayrı ayrı değerlendirildiğinde dahi kötü niyet ve ağır kusur hakkında güçlü karine oluşturucu niteliktedir; bir bütün olarak değerlendirildiklerinde ise TTK m. 792'nin öngördüğü istisnanın somut davamızda gerçekleştiği sonucuna tereddütsüz biçimde ulaştırmaktadırlar.İlk olarak, dikkat çeken husus davalıların bizzat kendi delillendirme yükümlülüğünü yerine getirmemiş olmalarıdır. Davacılar 2022 ve 2023 yıllarına ait tüm ticari defter ve kayıtlarını mali bilirkişi incelemesi için eksiksiz biçimde ibraz etmiş; e-defter beratlarının yasal süresi içerisinde alındığı ve defterlerin usulüne uygun tutulduğu raporda tespit edilmiştir. Buna karşılık dört davalı şirketin (..., ..., ... ve ...) hiçbiri mali bilirkişi incelemesi için ticari defter ve kayıtlarını hazır etmemiş, yerinde inceleme yetkisi verilmesi hususunda da talepte bulunmamıştır. Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 222. maddesi uyarınca ticari defterlerin ibrazı tacirlerin yükümlülüğüdür ve ibraz etmeme tacir aleyhine değerlendirilebilir. Özellikle davalı ..., savunmasında çeklerin "gerçek bir ticari ilişki" karşılığında iktisap edildiği iddiasında ısrar ettiği halde, bu ticari ilişkiyi en kolay ve doğrudan şekilde doğrulayabilecek yegâne kaynak olan kendi ticari defterlerini dosyaya ibraz etmekten kaçınmıştır. HMK 222/3 maddesi gereği somut olayımızda "İkinci fıkrada belirtilen şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, ... diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi ... olması gerekir." şartı davacılar lehine olarak somut olayımızda gerçekleşmiştir.İkinci olarak, davalı ...'nin aktif olarak dosyaya ibraz ettiği belgeler, davalıyı destekler nitelikte değil, aksine savunmayı çürütür mahiyettedir. ...'nin 28.09.2023 tarihli dilekçesi ekinde sunduğu ve dava konusu çeklerin iktisabına dayanak olarak gösterdiği faturalar ile sevk irsaliyeleri arasında mali bilirkişi raporunda tespit edilen kronolojik uyumsuzluk belirleyici niteliktedir. 20.01.2023 tarihli 1.350.000,00-TL bedelli çekin alınmasına dayanak gösterilen fatura 10.12.2022 tarihli olmasına rağmen söz konusu faturaya bağlı sevk irsaliyesinin 10.12.2023 tarihli olduğu; benzer şekilde 30.12.2022 tarihli 1.300.000,00-TL bedelli çekin alınmasına dayanak gösterilen fatura 09.12.2022 tarihli iken, buna bağlı sevk irsaliyesinin 09.12.2023 tarihli olduğu tespit edilmiştir. Bu durum yalnızca bir yazım hatası ya da tarih yanlışlığı olarak izah edilmeye elverişli değildir; zira ...'nin söz konusu dilekçesi Eylül 2023 tarihinde dosyaya sunulmuş olup, Eylül 2023'te sunulan bir dilekçenin ekinde Aralık 2023 tarihli belgelerin bulunması fiziksel bir imkansızlıktır. Ayrıca bu tarih uyuşmazlığının iki ayrı çek için iki ayrı sevk irsaliyesinde aynı "2022 yerine 2023" kayması şeklinde tutarlılıkla ortaya çıkması, tesadüfi bir hatanın değil, belgelerin sonradan düzenlendiğinin göstergesidir. Gerçek bir ticari ilişkiye dayanan bir hamil, bu ilişkiyi mevcut belgeleriyle ispatlayabilirken, davalı ...'nin sonradan düzenlendiği açıkça anlaşılan belgelerle savunma yapma yoluna gitmesi, iktisaptaki kötü niyetin aktif ve somut tezahürü niteliğindedir.Üçüncü olarak, vergi dairelerinden celp olunan BA/BS formları, davalıların ileri sürdüğü ciro silsilesinin hiçbir halkasında temel ticari ilişkinin vergisel kayıtla doğrulanmadığını ortaya koymaktadır. ... Vergi Dairesi Müdürlüğü'nün 03.05.2024 tarihli cevap yazısında, davalı ...'ın 2022 yılı BA formunda, dava konusu çeklerin alınmasına dayanak gösterilen faturayı keşide eden davalı ...'ye yönelik hiçbir alış bildiriminin bulunmadığı; aynı şekilde 1.300.000,00-TL bedelli çekin ciro silsilesinde ...'tan sonra yer alan ... firmasına yönelik de hiçbir bildirim yapılmadığı tespit edilmiştir. Oysa ...'nin savunmasına göre bu çekler ...'tan geçmiş ve ...-... arasında milyonlarca TL'lik bir ticari işleme konu olmuştur. ... Vergi Dairesi Müdürlüğü'nün 25.04.2024 tarihli cevap yazısında ise davacı ...'un 2022 yılı BA/BS karşılıklı analiz formunda, kendisinden sonra ciranta olarak yer alması gereken ... Ltd. Şti.'ne yönelik herhangi bir bildirim bulunmadığı tespit edilmiştir; yani ... ile ciro silsilesindeki ilk davalı olan ... arasında vergi kayıtlarına yansıyan herhangi bir ticari ilişki yoktur. ...'nin 2022 yılı BS formunda ...'e 6.605.710,00-TL ve ...'a 2.542.651,00-TL kümülatif satış bildiriminin varlığı ise — bildirimlerin yıllık kümülatif olması sebebiyle — dava konusu çeklere istinaden düzenlendiği iddia edilen belirli faturaların bu bildirimler içinde olup olmadığını kanıtlamaya yeterli değildir. Anlamlı olan, davalıların birbiri ile yapmış olduğu iddia ettikleri ticari ilişkinin tek tek belirli işlemler düzeyinde doğrulanamamasıdır. Sonuç olarak vergisel kayıtlar, ciro silsilesinin hiçbir halkasında maddi ticari gerçekliğin varlığını ortaya koyacak delile dayanmadığını göstermektedir.Dördüncü olarak, davalı ... ... A.Ş.'nin durumu başlı başına belirleyici niteliktedir. ...Vergi Dairesi Başkanlığı'nın 24.04.2024 tarihli cevap yazısında bildirildiği üzere, söz konusu şirketin vergi mükellefiyeti 30.11.2017 tarihinde sona ermiştir; 2022 yılına ait BA/BS formlarının dosyaya gönderilememesinin sebebi de budur. Buna rağmen dava konusu 1.300.000,00-TL bedelli çekin ciro silsilesinde ... firması yer almakta, davalı ... bu çeki ...'den aldığını bizzat beyan etmekte ve bu iddiayı desteklemek için tutarsız olduğu anlaşılan belgeler sunmaktadır. Vergi mükellefiyeti beş yıl önce sona ermiş, yönetici ve ortakları yabancı uyruklu ve adres bilgilerine ulaşılamayan bir şirketin, 2022 Aralık ayında 1.300.000,00-TL bedelli bir çek üzerinde ciranta olarak hukuken işlev gördüğünü kabul etmek, ticari hayatın olağan akışı ile bağdaşmaz. Basiretli bir tacirin (TTK m. 18/2) bu bedeldeki bir çeki iktisap ederken, önceki cirantasının ticari ve vergisel mevcudiyetini en azından genel ticaret sicili ve vergi kayıtlarından kontrol etmesi beklenir; aksi halde objektif olarak ağır kusurlu davranmış sayılır. Davalı ...'nin bu kontrolü yapmadığı veya yapıp göz ardı ettiği dosyadaki verilerden anlaşılmaktadır ki her iki ihtimal de TTK m. 792 anlamında kötü niyet veya ağır kusur niteliği taşımaktadır.Beşinci olarak, davalıların UYAP Bilişim Sistemi kayıtları destekleyici bir karine olarak gözetilmiştir. Buradaki önemli hukuki ayrım şudur: HMK m. 214 uyarınca hukuk hakimi, ceza mahkumiyetiyle bağlı değildir ve söz konusu dosyalardaki soruşturmalar mahkumiyet niteliği taşımamaktadır; dolayısıyla bu soruşturmalar tek başlarına kesin delil niteliğinde kullanılmamıştır. Ne var ki HMK m. 198 serbest değerlendirme kapsamında, söz konusu kayıtlar somut dosyadaki diğer delillerin ortaya koyduğu tabloyu destekleyici nitelikte değerlendirilmiştir. Bu çerçevede öne çıkan iki veri bulunmaktadır. Davalı ...'in 30.11.2017'de vergi mükellefiyeti sona ermiş olmasına rağmen 2022-2023 döneminde on bir ayrı ceza soruşturmasında şüpheli olarak yer alması, söz konusu şirketin fiili ticari varlığı olmayıp yalnızca kağıt üzerinde var olan bir yapı niteliği taşıdığı yönündeki — mali bulgulara dayanan — değerlendirmeyi destekler mahiyettedir. Söz konusu kayıtlar kararın ana dayanağı olmayıp, ana dayanak olan mali bulguları teyit edici yan karineler olarak gözetilmiştir.Altıncı ve son olarak, Türk Ticaret Kanunu'nun 18. maddesinin ikinci fıkrasında düzenlenen basiretli tacir yükümlülüğü açısından davalı ...'nin tutumu değerlendirildiğinde, aynı zamanda milyonlarca TL değerinde iki çeki iktisap eden bir tacir olarak bu iktisaplarda ortaya koyması beklenen özenin gösterilmediği anlaşılmaktadır. ... 28.09.2023 tarihli dilekçesi ve sonraki beyanlarında, iktisaba dayanak yaptığı ticari ilişkinin ... ve ... ile bulunduğunu ileri sürmüş; ancak bu iddiayı destekleyecek belgeleri ya sonradan düzenlemiş görünmekte ya da bu belgelerin vergisel kayıtlarla doğrulanması mümkün olamamıştır. Savunmasında ayrıca çek bedellerini tahsil edememesi üzerine ... ve ... aleyhine ...Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 2023/... soruşturma sayılı dosyası ile suç duyurusunda bulunduğunu belirtmekte ise de, bu şikayetin iktisap anındaki iyiniyetin ispatı olarak değil, ancak ödemeden men yasağı sebebiyle tahsilin akamete uğramasından sonra zararın başkasına yüklenmesi amacıyla yapılmış bir hukuki hamle olarak değerlendirmek gerekir. İyiniyet, iktisap anındaki bilgi ve ihtimam durumuna göre belirlenir; somut davada ise iktisap anında asgari düzeyde ihtimam gösterilmiş olsaydı dahi ...'in vergi mükellefi olmadığının ve ciro silsilesinin fatura-irsaliye uyumsuzluklarıyla malul bulunduğunun fark edilebileceği anlaşılmaktadır.Yukarıda altı başlık altında sıralanan somut olgular ayrı ayrı değerlendirildiğinde dahi TTK m. 792 anlamındaki kötü niyet ve ağır kusurun varlığı hakkında güçlü karine oluşturucu niteliktedir. Bu olgular birbiriyle örtüşen, birbirini destekleyen ve aynı sonuca götüren bir delil zinciri oluşturmaktadır. Dolayısıyla birinci aşamanın sonucunda Mahkememiz, davalı hamillerin dava konusu çekleri iktisap ederken TTK m. 792 anlamında kötü niyetli veya en azından ağır kusurlu bulundukları kanaatine varmıştır. Bu tespit aynı zamanda, ciro silsilesinin maddi ticari gerçekliğe dayanmayan, belgelerle desteklenmeye çalışılmış ama vergisel kayıtlarla doğrulanamayan, hukuken kağıt üzerinde kalan bir yapı olduğunu ortaya koymaktadır.Birinci aşamada ulaşılan somut olgu zemini üzerinde, imza bilirkişi raporlarının hukuki değerlendirmesi yapılacaktır. Dosyada üç ayrı imza incelemesi bulunmaktadır: 09.04.2025 tarihli ... heyet raporu, 25.06.2025 tarihli ... heyet ana raporu ve 07.03.2026 tarihli aynı heyetin ek raporu. Her üç rapor da çek arka yüzündeki Lehdar-1. cirantacı imzaları ile davacı ... şirket yetkilisi ...'ün mukayese imzaları arasında grafolojik ve grafometrik karakteristikler bakımından benzerlik saptamış; bu benzerliğe dayanan çıkarımla imzaların ...'ün eli ürünü olduğu sonucuna ulaşmıştır. Raporlar ayrıca söz konusu imzaların ...'un diğer yetkilileri ...'e ait olmadığını tespit etmiştir.Raporlardaki teknik tespitler, yani karakteristik özellikler bakımından yapılan benzerlik saptamaları, Mahkememizce yetkin ve yeterli inceleme sonucu elde edilmiş teknik veriler olarak kabul edilmektedir. Ne var ki bu teknik tespitin hukuki değerlendirilmesi ve somut davaya uyarlanması, Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 282. maddesi uyarınca Mahkememize aittir. Adı geçen hüküm açıkça "hakim, bilirkişinin oy ve görüşünü diğer delillerle birlikte serbestçe değerlendirir" demektedir. Aynı şekilde HMK m. 198 de genel ilke olarak serbest değerlendirme kuralını koymaktadır. Yargıtay'ın yerleşik içtihadı, bilirkişi raporlarının — resmi kurum raporları dahi olsa — hakim üzerinde mutlak bağlayıcılık taşımadığını kabul etmektedir.Bu çerçeve içerisinde, grafolojik incelemenin metodolojik niteliğine kısaca değinmek gerekir. Adli belge incelemesi biliminde imza aidiyet değerlendirmesi, inceleme konusu imza ile mukayese imzaları arasında karakteristik özellikler bakımından karşılaştırma yapılarak benzerlik ve farklılıkların tespiti; buna dayanarak imzanın aynı el ürünü olup olmadığı konusunda kanaat bildirilmesi şeklinde yürütülür. Bu metodolojinin iki önemli sınırı bulunmaktadır ve her iki sınır da alanın kendi akademik literatürü tarafından kabul edilmiştir. Birincisi, imza aidiyet değerlendirmesi işin doğası gereği benzerlikler üzerine kurulan bir mantıksal çıkarım işlemidir; bu durum bilirkişilerin yetkinliğiyle ilgili olmayıp, disiplinin metodolojik sınırıdır. Hiçbir grafolojik inceleme, imzanın belirli bir kişi tarafından atıldığını mutlak biçimde "kanıtlama" kapasitesine sahip değildir; ulaşılabilecek en üst sonuç, karakteristik benzerliklerden hareket eden yüksek olasılıklı bir kanaattir. İkincisi, iyi düzeyde hazırlanmış profesyonel nitelikteki taklit imzaların, karakteristik özellikleri önemli ölçüde koruyabildiği ve mutlak biçimde ayırt edilmelerinin her durumda mümkün olmadığı; özellikle çek ve senet gibi ticari belgelerde kullanılan imzaların yazı unsuru içermemesi ve kolay taklit edilebilmesi nedeniyle aidiyet tespitinde ek zorlukların ortaya çıkabildiği akademik literatürde kabul edilmektedir. Bu hususta ...ve ...'nın ...Birliği Dergisi'nin 2010 yılı 87. sayısında "Adli Belge İncelemelerinde Bilinmeyenler, Örneklerle Yazı ve İmza Analizi ile Islak İmza Kavramı" başlıklı çalışması, Yolcu ve arkadaşlarının Türkiye Klinikleri Adli Tıp Dergisi'nin 2010 yılı 7. cilt 1. sayısında yayımlanan "Basit Tersimli 50 İmzanın Adli Belge İncelemesi Açısından Değerlendirilmesi" başlıklı çalışması ile ... ve...'ın Polis Bilimleri Dergisi'nin 2011 yılı 13. cilt 2. sayısında yayımlanan "İmza Sahteciliğinin Türleri, Tespiti ve Önlenmesi" başlıklı çalışmasına atıfla işaret edilebilir.Yukarıda ortaya konan metodolojik sınırlar ve yerleşik Yargıtay içtihadı ışığında, imza bilirkişi raporlarının benzerlik tespitinin somut davamızda aidiyet kanaati olarak benimsenmesi Mahkememizce yetersiz bulunmuştur. Bu değerlendirmenin gerekçeleri, birbiriyle bağlantılı birkaç başlık altında açıklanabilir. Her şeyden önce, birinci aşamada ortaya konan somut olgu kümesinin ağırlığı belirleyicidir. Davalılar ve ciro silsilesi etrafında tespit edilen sistematik sahtecilik unsurları — fatura-irsaliye arasındaki bir yıllık kronolojik uyumsuzluk, BA/BS formlarında ciro silsilesinin hiçbir halkasında temel ticari ilişkinin doğrulanamaması, ...'in vergi mükellefiyetinin beş yıl önce sona ermiş olması, davalıların ticari defter ibraz etmemesi, davalılar aleyhine açılmış paralel ceza soruşturmaları — bir olay örgüsü oluşturmaktadır ve bu örgü, ciro silsilesinin ... halkasından itibaren sahtecilik ürünü olduğu sonucunu güçlü biçimde desteklemektedir. Bu bağlam içerisinde, imzanın gerçekten ... yetkilisi ... tarafından atıldığını kabul etmek; yani ...'un, BA/BS kayıtlarında hiçbir ticari ilişkisinin görünmediği, mali incelemede hiçbir bağ tespit edilememiş ... şirketine 1.300.000,00-TL ve 1.350.000,00-TL bedelli çekleri bizzat ciro etmiş olduğunu varsaymak, dosyanın bütünüyle örtüşmeyen, kendi içinde ekonomik ve hukuki bir izah üretemeyen bir kabul olacaktır.Nitelikli dolandırıcılık ve organize sahtecilik eylemlerinde imza taklidinin yüksek kalitede gerçekleştirilmesinin olağan bir unsur olduğu, bu tür sistemlerde profesyonel düzeyde hazırlık yapıldığı da akademik literatürde ve uygulamada kabul gören bir olgudur. Somut davamızda ciro silsilesinin birinci aşamada ortaya konan sistematik sahtecilik unsurlarıyla örülü olması karşısında, profesyonel taklit ihtimalinin makul biçimde dışlanamayacağı anlaşılmaktadır. Grafolojik incelemenin "benzerlik" tespitinden "aidiyet" kanaatine geçişi, ancak profesyonel taklit ihtimalinin dışlanabildiği durumlarda güvenle yapılabilecek bir mantıksal çıkarım olup; somut davamızın bağlamı bu dışlamayı mümkün kılmamaktadır.Öte yandan davacıların dava süreci boyunca sergiledikleri tutum da incelenen delil tablosunun bütüncül okumasını desteklemektedir. Davacılar 03.12.2022 tarihinde ... poşetinin boş teslim edildiğini belirlediklerinde hemen güvenlik kamerası kaydı almış ve bu kaydı dava sırasında 20.09.2023 tarihinde flash disk içerisinde dosyaya sunmuş; kısa süre içerisinde ... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2022/... Esas sayılı dosyasında çek iptali davası açarak ödemeden men yasağı kararı aldırmış; ... Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 2023/... soruşturma sayılı dosyasında suç duyurusunda bulunmuş; .... İcra Hukuk Mahkemesi'nin 2023/... Esas sayılı dosyasında imza itirazı başvurusunda bulunmuş; 01.02.2023 tarihinde ...'tan uzman mütalaası almış ve aynı gün menfi tespit davasını açmıştır. Bu çok yönlü ve birbirini destekleyen prosedürel tepkiler dizisi, bir mizansenden ziyade gerçek bir sahtecilik mağduriyetinin ortaya çıkardığı tipik bir tepki örüntüsüdür; zira bir mizansen kurgulayan tarafın bu denli çok sayıda paralel prosedür başlatıp bunların kronolojik tutarlılığını koruması beklenmez.Buna karşılık davalıların tutumu, iyiniyetli bir hamilin göstermesi beklenen tutumdan belirgin biçimde uzaktır: davalılar mali incelemeye iştirak etmemiş, ticari defter ibraz etmemiş, sundukları belgeler sonradan düzenlendiğini ortaya koyacak tarzda iç tutarsızlık göstermiş, paralel ceza soruşturmalarının muhataplarından olmuştur. İmzayı gerçek kabul eden yorum, davacıların gerçek sahtecilik mağdurluğu tepkileri ile davalıların iç tutarsız savunma tutumunu aynı anda açıklamakta zorlanmakta; imzanın profesyonel taklit yöntemi ile oluşturulduğu yorumu ise bu iki olgu kümesini bütüncül ve tutarlı biçimde açıklamaktadır.Belirtmek gerekir ki Mahkememizin ulaştığı bu değerlendirme, bilirkişi raporlarının reddi niteliğinde değildir. Raporların teknik tespit kısımları — çek arka yüzündeki imzaların ...'ün mukayese imzaları ile karakteristik benzerlik göstermesi — kabul edilmektedir. Ancak bu teknik tespitten çıkarılan aidiyet kanaati, somut davanın koşulları içinde belirleyici delil olarak benimsenmemiş; HMK m. 282 uyarınca dosya bütünüyle birlikte serbestçe değerlendirilmiştir. Bu yaklaşım, bilirkişilerin yetkinliğini sorgulamamakta, grafolojik yöntemin bilimsel geçerliliğini reddetmemekte, yalnızca somut davanın özel koşulları ışığında raporun teknik tespitinden çıkan sonucun hukuki yorumunu yapmaktadır.Bu değerlendirmeler ışığında Mahkememiz; benzerlik tespitine dayanan aidiyet çıkarımının, birinci aşamada ortaya konan sistematik sahtecilik olgu zemini karşısında somut davamızda yeterli olmadığı sonucuna; bu sonuçla birlikte dava konusu iki çek arka yüzündeki lehdar imzalarının davacı ... yetkilisi ... tarafından atılmadığı, profesyonel nitelikte taklit yöntemiyle oluşturulduğu kanaatine ulaşmıştır.Birinci ve ikinci aşamada yapılan değerlendirmeler neticesinde, dava konusu iki çek arka yüzündeki lehdar imzalarının davacı ... ... A.Ş. yetkilisi ... tarafından atılmadığı, profesyonel taklit yöntemi ile oluşturulduğu; ciro silsilesinin lehdar ... halkasından itibaren sahtecilik ürünü bir yapı olarak kurgulandığı; çeklerin lehdar ...'un hukuken geçerli herhangi bir irade beyanı (gerçek ciro) olmaksızın ciro silsilesine dahil edildiği; davalı hamillerin ciro silsilesinin bu niteliğini bilmekle ya da bilmesi gerekirken bilmemek yönünde ağır kusurlu davranmak suretiyle iktisapta bulundukları sabit olmuştur.Türk Ticaret Kanunu'nun 792. maddesinin her iki ön koşulu somut davamızda gerçekleşmiştir. Birinci ön koşul olan " Çek, herhangi bir suretle hamilin elinden çıkmış bulunursa" şartı, dava konusu çeklerin lehdar ...'un hukuken geçerli ciro iradesi olmaksızın ciro silsilesine sokulmuş olması dolayısıyla gerçekleşmiştir. İkinci ön koşul olan "çeki kötüniyetle iktisap etmiş olduğu veya iktisapta ağır bir kusuru bulunduğu takdirde" şartı ise birinci aşamada ayrıntılı olarak ortaya konan olgu kümesiyle gerçekleşmiştir. Hukuki sonuç olarak, davalı hamiller dava konusu çekler üzerinde hak iktisap etmemiş olup, çekleri iade ile yükümlüdürler; davacılardan tahsil hakkına sahip değildirler.Türk Ticaret Kanunu'nunda düzenlenen imzaların istiklali ilkesi, varılan bu sonucu değiştirmez. Zira lehdar imzası sahte bulunduğundan, keşideci ...'ın kendi imzası her ne kadar bağımsız olarak geçerli olsa da, hamil çek üzerinde hak iktisap etmediği için keşideciden tahsil hukuken mümkün değildir. Kötü niyetli veya ağır kusurlu iktisabı söz konusu olan hamilin talep hakkı, önceki tüm imza sahiplerine (lehdar, ara cirantalar ve keşideci) karşı birlikte ortadan kalkmaktadır.Keşideci davacılar ... ... ile ortakları ... Ltd. Şti. ve ... İnşaat Ltd. Şti. kendi keşideci imzalarına itiraz etmemekte, çekleri keşide edip lehdar ...'a teslim ettiklerini kabul etmektedirler. Mali bilirkişi raporunda ... ...'nın 2022 yılı ticari defterinde 02.11.2022 tarihli yevmiye kaydı ile çeklerin ...'a keşide edildiği tespit edilmiştir. Bu itibarla çekler, keşideci ...'ın elinden kendi iradesiyle (lehdar ...'a borç ödeme amacıyla) çıkmıştır. Ne var ki çekler lehdara ulaştıktan sonra ciro silsilesine sahtecilik yoluyla sokulduğundan, yukarıda Üçüncü Aşama sonucunda belirtildiği üzere davalı hamiller çek üzerinde hak iktisap etmemişlerdir ve bu sonuç keşideci ...'tan da tahsil hakkının bulunmaması anlamına gelmektedir. Kısacası, hamilin hak iktisap etmemiş olması keşideciyi de tahsilden koruyan bir hukuki sonuç üretir.Davalı ... savunmasında Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun █████████ Esas, ████████ Karar sayılı; Yargıtay 19. Hukuk Dairesi'nin █████████ Esas, █████████ Karar sayılı ve ... Bölge Adliye Mahkemesi 22. Hukuk Dairesi'nin ███████ Esas, ████████ Karar sayılı içtihatlarına dayanmış ve bu içtihatlarda lehdar imzasının sahte olmasının keşidecinin sorumluluğunu etkilemeyeceğinin kabul edildiğini ileri sürmüştür. Ne var ki adı geçen içtihatlar, hamilin iyiniyetli bulunduğu veya kötü niyet/ağır kusurunun ispatlanamadığı olaylara ilişkin olup, kötü niyet/ağır kusurun ispatlandığı somut davamızda uygulama bulmaz. Zira bu içtihatlar TTK m. 677 imzaların istiklali ilkesinin kuralını yansıtmakta; oysa somut davamızda TTK m. 792'deki istisnai düzenleme tetiklenmiş bulunmaktadır.Davalı ...'nin TTK m. 677 imzaların istiklali ilkesi ile TTK m. 790 şekli hamillik karinesine dayanan savunmaları, kural düzeyinde doğru olmakla birlikte somut davamızda TTK m. 792 istisnasının gerçekleşmiş bulunması nedeniyle uygulama alanı bulamamıştır. Şekli muntazamlık ile maddi iyiniyet hukuken birbirinden farklı kavramlar olup, şekli muntazam ciro silsilesi, hamilin maddi kötü niyet veya ağır kusurunu ortadan kaldırmaz.Davalının iyiniyetli hamil olduğu ve çeki davacıdan almadığı için imzanın davacıya ait olup olmadığını bilecek konumda olmadığı yönündeki savunması, iktisap anındaki iyiniyetin ölçütünü sübjektif "bilme" düzeyine indirgeyen bir yaklaşımı yansıtmaktadır. Oysa TTK m. 792 kötü niyet yanında ağır kusuru da istisna koşulu olarak kabul etmiştir; yani hamilin bilmediği halde asgari özeni göstermesi durumunda bilmesi gerekirdi noktasında kalan bir davranış da sorumluluk doğurur. ...'nin ciro silsilesindeki ... firmasının vergi mükellefi olmadığını kontrol etmemesi, mali kayıtların doğrulanamayacağı bir ciro silsilesini sorgulamaksızın iktisap etmesi, basiretli tacir yükümlülüğü (TTK m. 18/2) altında objektif olarak ağır kusurdur.Davalının davacılara yönelttiği "çekleri ... ile göndermekle basiretsiz davranmış ve kendi kusurlarıyla bu duruma düşmüşlerdir" argümanı da yerinde değildir. Evvelemirde ... ile çek göndermek, tartışma konusu olabilecek bir pratik olmakla birlikte tek başına hukuken belirleyici değildir. Öte yandan "hiç kimse kendi kusurundan yararlanamaz" ilkesi, davacılar aleyhine işleyecek bir ilke olmaktan çok, davalıların sahteciliğe dayalı ciro silsilesi oluşturmuş olmaları sebebiyle davalılar aleyhine işleyecek bir ilkedir. Davalılara atfedilebilecek bir ... gönderimi kusuru varsayılsa bile bu kusur, davalıların sahtecilik eyleminin hukuki sonuçlarını değiştiremez.Davalının mücerretlik ilkesi gereği iktisap yolunu açıklamak zorunda olmadığı yönündeki savunması da, kural düzeyinde doğru olmakla birlikte somut davamızda işlemez. Zira ... kendi iradesiyle iktisap yolunu açıklamayı tercih etmiş, "... ve ...'tan aldım" beyanında bulunmuş ve buna dayanak belgeler sunmuştur. Sunulan belgelerin fatura-irsaliye uyumsuzluğu ile sonradan düzenlendiğinin anlaşılması ve BA/BS kayıtlarıyla doğrulanamaması, davalının kendi sunduğu dayanakların onu çürütür nitelik taşıdığını ortaya koymaktadır. Mücerretlik ilkesi, hamilin iktisap yolunu açıklamaması durumunda korunmasına hizmet eder; hamilin aktif biçimde tutarsız belge sunduğu hallerde korumaz.Davalının Yargıtay 19. Hukuk Dairesi'nin █████████ Esas sayılı kararı ile Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun ███████-549 Esas sayılı kararlarına dayanarak ileri sürdüğü yetkisiz temsilcinin imzasını benimseme ve teamül argümanı yönünden ise; söz konusu içtihatlar, şirket yetkilisinin daha önce benzer imzaları benimsediği durumları düzenlemektedir. Somut davamızda ...'un ciro silsilesindeki davalılarla veya başka bir firma ile benzer nitelikte bir imza benimseme veya teamül ilişkisi içinde bulunduğuna dair hiçbir delil ileri sürülmemiştir; aksine BA/BS formlarından ...'un ... ile hiçbir ticari ilişkisi bulunmadığı sabittir. Üstelik Mahkememizin ikinci aşamada ulaştığı kanaat uyarınca imza bizzat ... tarafından değil, profesyonel taklit yöntemiyle oluşturulmuş bulunduğundan, imzanın hangi temsilciye ait olduğu sorusu huzurdaki davanın çözümü için gereksiz kalmaktadır.Davalının unvan ve ortak değişikliğinin tek başına kötü niyet göstergesi olamayacağı yönündeki savunması ise Mahkememizce de kabul görmektedir. Ne var ki somut davada kötü niyet/ağır kusur belirlemesi yalnızca unvan değişikliğine dayandırılmamış; birinci aşamada altı başlık halinde sıralanan somut olgular kümülatif olarak değerlendirilmiştir.İcra ve İflas Kanunu'nun 72. maddesinin beşinci fıkrası, borçluyu menfi tespit davası açmaya zorlayan takibin haksız ve kötü niyetli olduğunun anlaşılması halinde, borçlunun bu dava sebebiyle uğradığı zararın alacaklıdan tahsiline karar verileceğini; takdir edilecek zararın, haksızlığı anlaşılan takip konusu alacağın yüzde yirmisinden aşağı olamayacağını düzenlemektedir.Somut davamızda bu hükmün öngördüğü üç şartın gerçekleştiği anlaşılmaktadır. Birinci şart olan "davanın borçlu lehine hükme bağlanması" şartı; menfi tespit talebinin kabulü ile gerçekleşmiştir. İkinci şart olan "takibin haksız olması" şartı; davalı hamillerin TTK m. 792 anlamında kötü niyetli veya ağır kusurlu iktisap sebebiyle çek üzerinde hak iktisap edememiş bulunmaları ve bu itibarla borçlu bulunmadıkları bir alacak için takip başlatmaları sebebiyle gerçekleşmiştir. Üçüncü şart olan "takibin kötü niyetli olması" şartı ise; davalıların sadece iktisap anında değil, takip başlatma anında da kötü niyetli hareket ettiklerini gösteren somut emarelerle gerçekleşmiştir. Takipten önce ... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2022/... Esas sayılı dosyasında yüzde on beş teminat karşılığında ödemeden men yasağı kararı verilmiş ve banka kayıtlarına işlenmiştir; davalı ... bu ödeme yasağından bankaya ibraz anında haberdar olduğunu bizzat kabul etmiştir. Ödeme yasağı ve sahtelik iddialarının ciddiyetinin farkında olmasına rağmen ...'nin 1.300.000,00-TL bedelli çek yönünden takip başlatması; ayrıca dava açıldıktan sonra 1.350.000,00-TL bedelli çekin de .... İcra Dairesi'nin 2023/... Esas sayılı dosyasıyla takibe koyması, iyiniyetli bir hamilin gösteremeyeceği bir tutumdur. Buna ek olarak, ...'nin 28.09.2023 tarihli dilekçesi ile dosyaya sonradan düzenlenmiş belgelerle savunma sunması, yargılama sürecinin devamında da kötü niyetli hareketin devam ettiğini göstermektedir.Kötü niyet tazminatının kime ödeneceği meselesinde, söz konusu tazminatın "borçlunun uğradığı zarar" karşılığı olması itibariyle icra takibinde borçlu sıfatıyla yer alan davacı taraflara hükmedilmesi gerekir.Tüm bu nedenlerle sonuçta aşağıdaki şekilde kabul kararı verilmiştir.HÜKÜM
: Gerekçesi yukarıda ayrıntılı açıklandığı üzere;1-Davanın KABULÜ ile;-Davacıların, davalılara .... İcra Dairesi 2023/ ... Esas sayılı dosyası (...- ... ...'nın keşideci olduğu, ... Müh. Mak. İnş. Pet. Ürn. İmlt. San. ve Tic. A.Ş firmasının lehdarı olduğu ... ... / ... Şubesi’nin ... seri numaralı, 30.12.2022 tarihli, 1.300.000,00-TL bedelli çeki) yönünden BORÇLU OLMADIKLARININ TESPİTİNE,-Davacıların, davalılardan ... Yapı, ... ve ... ... ... - ... ...'nın keşideci olduğu, ... Müh. Mak. İnş. Pet. Ürn. İmlt. San. ve Tic. A.Ş firmasının lehdarı olduğu ... ... / ... Şubesi’ nin ... seri numaralı, 20.01.2023 tarihli, 1.350.000,00-TL bedelli çekten dolayı BORÇLU OLMADIKLARININ TESPİTİNE,2-... seri numaralı, 30.12.2022 tarihli, 1.300.000,00-TL bedelli çek yönünden %20'si olan 260.000,00-TL'nin kötü niyet tazminatının davalılardan müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine,3-... seri numaralı, 20.01.2023 tarihli, 1.350.000,00-TL bedelli çek yönünden %20'si olan 270.000,00-TL'nin kötü niyet tazminatının davalılar ..., ..., ... şirketlerinden müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine,4-Hüküm altına alınan miktar üzerinden hesaplanan 190.689,47-TL ilam harcından peşin alınan 47.689,45-TL'nin mahsubu ile bakiye 143.000,02-TL ilam harcının davalılardan müştereken ve müteselsilen (davalı ... şirketi yönünden 50.781,52-TL ile sınırlı olmak kaydı ile) tahsili ile hazineye irat kaydına,5-Davacılar tarafından yatırılan 47.689,45-TL peşin harç ve 179,90-TL başvurma harcı olmak üzere toplam 47.869,35-TL'nin davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacılara verilmesine,6-Davacılar kendisini vekille temsil ettirdiğinden, karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T. göre hesaplanan 404.899,01-TL vekalet ücretinin davalıdan müştereken ve müteselsilen (davalı ... şirketi yönünden 219.814,31-TL ile sınırlı olmak kaydı ile) tahsili ile davacılara verilmesine,7-Davacılar tarafından yapılan 90.509,26-TL yargılama giderinin davalıdan müştereken ve müteselsilen (davalı ... şirketi yönünden 46.738,47-TL ile sınırlı olmak kaydı ile) tahsili ile davacılara verilmesine,8-Davalı ... şirketi tarafından yapılan 2,00-TL yargılama giderinin kendi üzerinde bırakılmasına,9-Taraflarca yatırılan ve kullanılmayan gider avansının karar kesinleştiğinde resen taraflara iadesine,Dair, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftalık yasal süresi içerisinde Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf kanun yolu kabil olmak üzere verilen karar alenen okunup usulen anlatıldı.█████/2026Başkan ...e-imzalıdırÜye ...e-imzalıdırÜye ...e-imzalıdırKatip ...e-imzalıdırBu belge elektronik imza ile imzalanmış olup ayrıca ıslak imza uygulanmayacaktır.“5070 sayılı Yasanın 5. ve 22. maddeleri gereğince elektronik imza ile oluşturulan belgeler elle atılan ıslak imza ile aynı hukuki sonucu doğurur.”