Anahtar kelimeler: Medenî Tazminine Dairece Kesinlik Şartı Eksiklikleri Birleştirilen Uyularak Kaydının Bozmaya
5. Hukuk Dairesi         █████████ E.  ,  ██████████ K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

SAYISI
: ████████ Esas, ████████ Karar
DAVA TARİHİ
: 16.02.2015
KARAR
: Kabul
Taraflar arasındaki taşınmazın tapu kaydının mahkeme kararı ile iptalinden kaynaklanan zararın 4721 sayılı Türk Medenî Kanunu’nun (4721 sayılı Kanun) 1007 nci maddesi uyarınca tazminine ilişkin asıl ve birleştirilen davalarda verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece Mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir.
Mahkemece bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; asıl ve birleştirilen davaların kabulüne karar verilmiştir.
Mahkeme kararı davacılar ve davalı ... vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Asıl ve birleştirilen davalarda davacılar vekili dava dilekçelerinde özetle; müvekkillerinin murisi ...'ün tapuda hiçbir sınırlama olmayacak şekilde .. Belediye Başkanlığının satışa arz ettiği dava konusu .. ili, .. ilçesi, .. Mahallesi 2 28... parsel sayılı taşınmazı 11.02.1999 tarihinde bedelini ödemek suretiyle tapuda devir ve satın aldığını, ancak sonradan satışa konu taşınmazın tamamının 1993 yılında yapılıp kesinleşen orman tahdit sınırları içerisinde kaldığından bahisle ... tarafından açılan tapu iptal ve tescil davası sonucunda tapu kaydının iptal edilerek taşınmazın orman vasfı ile ... adına tesciline karar verildiğini, bu durumun müvekkillerinin mülkiyet hakkını ihlâl ettiğini belirterek müvekkillerinin uğradığı zararın müştereken ve müteselsilen tazminini davalı ... Belediye Başkanlığından zapta karşı tekeffül hükümleri uyarınca, davalı Hazineden ise 4721 sayılı Kanun'un 1007 nci maddesi uyarınca talep etmiştir.
II. CEVAP
1. Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 12 nci maddesinin üçüncü fıkrasında yer alan kadastro tutanaklarının kesinleştiği tarihten itibaren 10 yıl geçtikten sonra kadastrodan önceki hukuki sebeplere dayanılarak dava açılamayacağı kuralı gereğince şerhin kaldırılmasına ilişkin davanın süresinde açılmadığından reddi gerektiğini, taşınmazın tapu kaydına orman şerhinin 1991 yılında konulduğunu, süresi içinde açılmayan davanın reddine karar verilmesini, davaya konu işlem ... tarafından gerçekleştirildiğinden, müvekkili ... yönünden husumet yokluğu nedeniyle ret kararı verilmesini ve Orman Genel Müdürlüğünün davaya dahil edilmesi gerektiğini ileri sürmüştür.
2. Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkili idare sorumluluğunun bulunmadığını, davanın reddine karar verilmesi gerektiğini ileri sürmüştür.
III. MAHKEME KARARI
Mahkemenin 31.03.2016 tarihli ve ███████ Esas, ████████ Karar sayılı kararı ile asıl ve birleştirilen davaların kabulüne ve taşınmazın gerçek bedelinin zapta karşı tekeffül hükümleri uyarınca davalı ... Belediye Başkanlığından ve 4721 sayılı Kanun'un 1007 nci maddesi uyarınca davalı Hazineden müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmiştir.
IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Birinci Bozma Kararı
1. Mahkemenin 31.03.2016 tarihli ve ███████ Esas, ████████ Karar sayılı kararına karşı süresi içinde davalı .. ve davalı .. Belediye Başkanlığı vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.
2. Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesince yapılan temyiz incelemesi sonucunda; davacının zararının Sapanca Asliye Hukuk Mahkemesinin ███████ Esas, ████████ Karar sayılı kararının kesinleştiği 2012 yılında oluştuğunu, Mahkemece bu tarihin değerlendirme tarihi olarak esas alınması gerektiğini, bu durumda dava konusu taşınmazın niteliğinin ve değerinin yöntemine uygun şekilde tespit edildiğinin söylenemeyeceğini, hal böyle olunca çekişmeli taşınmazın Bakanlar Kurulu kararı ve Yargıtay İçtihatları Birleştirme Kurulu kararı çerçevesinde arsa ya da arazi vasfında olup olmadığı yeniden araştırılmalı, taşınmazın bu ilkelere göre arsa niteliğinde olduğunun belirlenmesi halinde emsal incelemesi ve kıyaslaması yöntemiyle, arazi niteliğinde olduğunun saptanması halinde ise tarımsal gelir metoduna göre 2012 yılındaki gerçek değeri tespit edildikten sonra, davalı ... yönünden zapta karşı tekeffül sorumluluğu da tartışılarak ulaşılacak sonuca göre hüküm kurulması gerektiği gerekçesiyle kararın bozulmasına karar verilmiştir.
B. Mahkemece Birinci Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Mahkemenin 03.11.2020 tarihli ve ████████ Esas, ████████ Karar sayılı kararı ile asıl ve birleştirilen davaların kısmen kabulüne ve taşınmazın gerçek bedelinin zapta karşı tekeffül hükümleri uyarınca davalı ... Belediye Başkanlığından ve 4721 sayılı Kanun'un 1007 nci maddesi uyarınca davalı Hazineden müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmiştir.
C. İkinci Bozma Kararı
1. Mahkemenin 03.11.2020 tarihli ve ████████ Esas, ████████ Karar sayılı kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.
2. Dairemizce yapılan temyiz incelemesi sonucunda; arsa niteliğindeki dava konusu taşınmazın zeminine emsal incelemesi yapılarak, üzerindeki yapıya resmî birim fiyatları esas alınıp yıpranma payı düşülerek, ağaçlara yaş, cins ve verim durumlarına göre maktuen değer biçilmesinde ve taşınmazın gerçek bedelinin 4721 sayılı Kanun'un 1007 nci maddesi gereğince davalı Hazineden ve zapta karşı tekeffül hükümleri gereğince davalı ... Belediye Başkanlığından müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmediği, ancak davanın rededilen kısmı yönünden davalılar lehine nispi vekâlet ücretine hükmedilmemesinin doğru görülmediği gerekçesiyle kararın düzeltilerek onanmasına karar verilmiştir.
3. Dairemizin düzeltilerek onama kararına karşı süresi içinde davacılar vekili karar düzeltme isteminde bulunmuştur.
4. Dairemizce yapılan karar düzeltme incelemesi sonucunda; dava konusu taşınmaza bozma kararı sonrası yeniden oluşturulan bilirkişi kurulu marifetiyle 17.05.2012 değerlendirme tarihi itibarıyla 30.07.2019 tarihli raporda 389,89 TL/m², aynı bilirkişi kurulundan alınan 20.11.2019 tarihli ek raporda 444,61 TL/m² ve yine aynı bilirkişi kurulundan alınan hükme esas ek raporda ise bu defa 80,82 TL/m² birim fiyat belirlendiği tespit edilmiş olup, dosya arasında bulunan aynı bilirkişi kuruluna ait raporlarda dava konusu taşınmaza birbirinden farklı ve çelişkili metrekare birim fiyatları belirlendiği anlaşıldığından, bu raporlara göre hüküm kurulmasının mümkün olmadığı, yeniden oluşturulacak bilirkişi kurulu marifetiyle mahallinde keşif yapılarak alınacak rapor sonucuna göre, ilk karar ile davalı idareler lehine oluşan usulî kazanılmış hak da gözetilmek suretiyle hüküm kurulması gerektiğinin düşünülmemesi ve kabule göre de davanın reddedilen kısmı yönünden davalı idareler lehine nispi vekâlet ücretine hükmedilmemesinin doğru görülmediği gerekçesiyle karar düzeltme isteminin kabulü ile kararın bozulmasına karar verilmiştir.
D. Mahkemece İkinci Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Mahkemenin ilâm başlığında belirtilen kararı ile asıl ve birleştirilen davaların taleple baplı kalınarak kabulüne ve taşınmazın gerçek bedelinin zapta karşı tekeffül hükümleri uyarınca davalı ... Belediye Başkanlığından ve 4721 sayılı Kanun'un 1007 nci maddesi uyarınca davalı Hazineden müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar ve davalı .. vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
1. Davacılar vekili temyiz dilekçesinde özetle; taşınmazın değeri tapu iptal kararının kesinleştiği tarih itibarıyla belirlendiği hâlde faizin bu tarih yerine dava tarihinden itibaren işletilmesinin hukuka aykırı olduğunu, bu kapsamda öncelikle hatalı bir şekilde kesinleşme tarihi olarak kabul edilen 10.03.2009 tarihinin düzeltilmesini, bu kabul edilmediği takdirde 17.05.2012 tarihinin faiz başlangıç tarihi olarak düzeltilmesi gerektiğini ileri sürmüştür.
2. Davalı ... vekili temyiz dilekçesinde özetle; davanın belirsiz alacak davası olarak açılmasının mümkün olmadığını, bu nedenle davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, davaya konu işlem Orman idaresince gerçekleştirildiğinden, müvekkili ... yönünden husumet yokluğu nedeniyle ret kararı verilmesini, dava konusu taşınmazın arsa vasfında değerlendirilmesinin hatalı olduğunu, emsal seçimi ve karşılaştırmasının kanunun aradığı şartlara uygun olarak yapılmadığını, taşınmaz üzerindeki yapının yıpranma oranının daha yüksek belirlenmesi gerektiğini, süresinde açılmayan davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmesini, ıslah edilen kısım için ıslah tarihinden itibaren yasal faize hükmedilmesinin doğru olmadığını, müvekkili ... harçtan muaf olduğu hâlde, yargılama giderleri arasında aleyhine harca hükmedildiğini ileri sürmüştür.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukukî Nitelendirme
Uyuşmazlık, ... olarak 4721 sayılı Kanun’un 1007 nci maddesi uyarınca tazminat istemine ilişkindir.
2. Değerlendirme
1. Mahkemelerin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) Geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun (1086 sayılı Kanun) 428 inci maddesi ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. Arsa niteliğindeki taşınmaza emsal karşılaştırması yapılarak değer biçilmesine ve taşınmazın gerçek bedelinin 4721 sayılı Kanun’un 1007 nci maddesi gereğince davalı ..den ve zapta karşı tekeffül hükümleri uyarınca davalı ... Belediye Başkanlığından tahsiline karar verilmesi yerindedir.
3. Temyizen incelenen Mahkeme kararında ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı ve bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla davacılar ve davalı ... vekillerinin aşağıdaki paragrafların kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
4. Mahkemenin ilk kararını davacı tarafın temyiz etmediği, ilk kararda hükmedilen bedelin davalı idareler lehine usulî kazanılmış hak oluşturduğu ve bu hususun uyulan bozma kararında açıkça belirtildiği dikkate alınmaksızın davacı tarafın talebiyle bağlı kalınarak hüküm kurulması hatalıdır.
5. Mahkemece uyulan bozma kararında, değerlendirmenin tapu kaydının iptaline ilişkin kararın kesinleşme tarihi esas alınarak yapılması gerektiği belirtildiğinden, hükmedilen bedele de bu tarih itibarıyla yasal faiz işletilmesi gerektiğinin düşünülmemesi doğru değildir.
6. Davalı Hazinenin harçtan muaf olduğu hükümde belirtildiği hâlde yargılama giderleri arasında Hazinenin de aleyhine harca hükmedilmesi isabetli olmadığı gibi, tazminatın tamamından davalı ... ile davalı Hazinenin birlikte müştereken ve müteselsilen sorumluluğuna hükmedildiği gözetilmeksizin karar ve ilam harcının davalı ... Belediye Başkanlığından tahsiline dair hüküm kurulmaması bozmayı gerektirir.
Ne var ki bu hataların giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden 6100 sayılı Kanun'un Geçici 3 üncü maddesi gereği yürürlükte bulunan 1086 sayılı Kanun’un 438 inci maddesi uyarınca Mahkeme kararının düzeltilerek onanması gerekir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
1. Davacılar ve davalı ... vekillerinin diğer temyiz itirazlarının reddine,
2. Davacılar ve davalı ... vekillerinin mahkeme kararına yönelik temyiz itirazının kısmen kabulü ile gerekçeli kararın hüküm fıkrasının (1) numaralı bendinde yer alan "tazminat bedelinin" ibaresinden sonra gelmek üzere "davalı idareler lehine ilk karar ile oluşan usulî kazanılmış hak dikkate alınarak" ibaresinin eklenmesine, gerekçeli kararın hüküm fıkrasının (1) numaralı bendinde yer alan "16.02.2015" tarihinin hükümden çıkarılması, yerine "17.05.2012" tarihinin yazılması, gerekçeli kararın hüküm fıkrasının (2) numaralı bendinin hükümden tümüyle çıkartılması, yerine "Alınması gereken 10.731,12 TL karar ve ilâm harcından peşin alınan 85,30 TL ve ıslah ile alınan 2.610,00 TL olmak üzere toplam 2.695,30 TL'nin mahsubu ile bakiye 8.035,82 TL eksik harcın davalı ... Belediye Başkanlığından tahsili ile Hazineye irat kaydına, davalı ... harçtan muaf olduğundan harç alınmasına yer olmadığına," cümlesinin yazılması, hüküm fıkrasının (3) numaralı bendinde yer alan "27,70 TL başvurma harcı" ibaresinin hükümden çıkartılması, yerine "olmak üzere toplam 2.695,30 TL harcın davalı ... Belediye Başkanlığından alınarak davacılara verilmesine" ibaresinin yazılması, aynı bentte yer alan "18.927,70 TL yargılama giderinin davalıdan" ibaresinin hükümden çıkartılması, yerine "16.204,70 TL yargılama giderinin davalılardan" ibaresinin yazılması suretiyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
Davacılardan peşin alınan temyiz harcının istek halinde iadesine,
18.12.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!