Anahtar kelimeler: Satımdan Satımı Bedelli Yazildiği Başkan Katip Diyarbakir Bedellitarihli Üye Milleti

T.C.

DİYARBAKIR
ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TÜRK MİLLETİ ADINA
GEREKÇELİKARAR
ESAS NO
:
KARAR NO
:
BAŞKAN
:
ÜYE
:
ÜYE
:
KATİP
:
DAVACI
:
VEKİLİ
:
DAVALI
:
VEKİLİ
:
DAVA
: İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ
: █████/2025
KARAR TARİHİ
: █████/2026
GEREKÇELİ KARARIN
YAZILDIĞI TARİH
:
Mahkememizde görülmekte olan itirazın iptali (ticari satımdan kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
:
DAVA
:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle: Müvekkilinin borçlu ile yaptığı mal satımı neticesinde, .....tarihli ve 944.620,69 TL bedelli, .....tarihli ve 915.895,79 TL. bedelli, .....tarihli ve 84.287,16 TL. bedelli, .....tarihli ve 170.507,95 TL. bedelli, .....tarihli ve 919.605,31 TL. bedelli, .....tarihli ve 269.202,82 TL bedelli, .....tarihli ve 177.785,46 TL bedelli, .....tarihli ve 238.520,94 TL bedelli,.....tarihli ve 120.844,16 TL. bedelli, .....tarihli ve 221.055,35 TL. bedelli ve .....tarihli ve 70.762,33 TL bedelli faturalar düzenlenerek borçlu tarafa teslim edildiğini, süresinde itiraz edilmeyen fatura alacağının kesinleştiğini, ancak borçlu firmanın borcunu ödemekten imtina etmesi üzerine 3.418.617,96 TL alacak üzerinden Kızıltepe İcra Müdürlüğünün .....Es. Sayılı dosya üzerinden icra takibine başlanıldığını, borçlu tarafça borca itiraz edilerek takibin durdurulduğunu beyanla; davalı tarafından yapılmış olan itirazın iptali ile söz konusu icra takibinin kaldığı yerden devamına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP
:Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle: Yetkili Mahkemenin Kızıltepe Mahkemeleri olduğunu, davacı tarafça tesis edilen tüm faturala bedellerinin davacı tarafa ödendiğini, davacı tarafın tamamen kötü niyetle ve haksız kazanç sağlamak amacıyla böyle bir sürece girdiğini, müvekkil şirkete .....tarihli 5.450.000,00.-TL bedelli çekin ise davacı Şirkete keşide edilerek teslim edildiğini, işbu çekin davacı tarafça ciro edilerek .....isimli şahıs tarafından tahsil edildiğini, davacı tarafın herhangi bir hak ve alacağının söz konusu olmadığını beyanla; davanın reddini savunmuştur.
Mahkememizce yapılan açık yargılama sırasında taraflarca gösterilen ve toplanan delillerden, davacı vekilinin dava dilekçesi ve sözlü beyanlarına, davalı vekilinin cevap dilekçesi ve sözlü beyanlarına, bilirkişi raporu, müzekkere yanıtları, Kızıltepe İcra Müdürlüğü'nün .....Esas sayılı icra dosyası ve tüm dosya kapsamına göre;
Dava, faturadan kaynaklı alacak için başlatılan takibe yapılan itirazın iptali davasıdır.
Mahkememizce taraf delilleri toplanmıştır.
Kızıltepe İcra Müdürlüğü'nün .....Esas sayılı takip dosyası üzerinde yapılan incelemede; davacı alacaklı tarafından davalı aleyhine 3.418.617,96.-TL toplam alacak üzerinden ilamsız icra takibi yapıldığı, takip dayanağının .....tarihli ve 915.895,79 TL. bedelli, .....tarihli ve 84.287,16 TL. bedelli, .....tarihli ve 170.507,95 TL. bedelli, .....tarihli ve 919.605,31 TL. bedelli, .....tarihli ve 269.202,82 TL bedelli, .....tarihli ve 177.785,46 TL bedelli, .....tarihli ve 238.520,94 TL bedelli,.....tarihli ve 120.844,16 TL. bedelli, .....tarihli ve 221.055,35 TL. bedelli ve .....tarihli ve 70.762,33 TL bedelli faturalar olduğu, ödeme emrinin borçlulara tebliği üzerine davalı borçlu vekilinin süresinde borca ve ferilerine itiraz ettiği, itiraz üzerine Kızıltepe İcra Müdürlüğünce takibin durdurulmasına karar verildiği anlaşılmıştır.
Mahkememizin .....tarihli celse 2 nolu ara kararı gereğince; davacıya ait 2024-2025 yılına ait ticari defterler üzerinde inceleme yapılarak takip konusu alacağın kayıtlı olup olmadığının, ödenip ödenmediğinin ve ödenmeyen borç miktarının tespitinin istenmesine karar verilmiştir.
Bilirkişi tarafından sunulan .....tarihli raporda sonuç olarak; "Davacı şirketin 2023-2024-2025 yıllarında e-defter mükellefi olduğu, e-defterlerin açılış ve kapanış onayları için hesap döneminin ilk ayının beratı ile son ayının beratlarının Gelir İdaresi Başkanlığı tarafından onaylandığı, davalıya ait e-defter beratlarının açılış ve kapanışların süresinde gelir idaresi tarafında onaylandığı, sahibi lehine delil olduğu, dosya ve eklerinde bulunan çek ve banka dekontlarının da davacının ticari defter ve kayıtlarında işlenmediği ve kayıtlara alınmadığı, davacının ticari defter ve kayıtlarında 2024 yılında toplamda davalıya kesmiş olduğu faturaların ve dönem başı 2023 yılında devir gelen 17.541,05.-TL ile toplamı 4.150.629,01.-TL tutarın ticari defter kayıtlarında işlemiş oldukları ve bu alacakla ilgi tahsilatında ilgili aylarda ortaklar hesabıyla mahsup ettikleri, söz konusu davacının 2024-2025 yılı ticari defter kayıt incelenmesi sonucunda davalıdan her hangi bir alacağı olmadığı" şeklinde rapor tanzim edilmiştir.
Mahkememizin .....tarihli celse 3 nolu ara kararı gereğince; davalıya ait ticari defterler üzerinde inceleme yapılarak, davalının ticari defterlerinde takip ve dava konusu edilen alacağın kayıtlı olup olmadığının, karşılığında herhangi bir ödeme yapılıp yapılmadığının, davacı şirkete bir mal veya hizmet sağlanıp sağlanmadığının, netice olarak davalının davacıya borçlu olup olmadığının, varsa miktarının belirlenmesinin istenilmesine,
Bilirkişi tarafından sunulan .....tarihli raporda sonuç olarak; "davalı firmanın 2024 ve 2025 hesap dönemlerine ait yasal defterlerinin incelenmesi neticesinde; .....Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi'nin davacı .....Emlak Tarım Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi'ne düzenlemiş olduğu faturaları ticari defterlerine kaydettiği, faturalara ait borcunu da nakit olarak ödediğinin kayıt altına aldığı" şeklinde rapor tanzim edilmiştir.
24.12.2003 tarihli ve 25326 sayılı Resmî Gazetede yayımlanan Yargıtay İçtihatları Birleştirme Genel Kurulunun 27.06.2003 tarihli ve 2001/l E., 2003/l K. sayılı kararında fatura; “Ticari satışlarda satıcı tarafından alıcıya verilen ve satılan malın miktarını, vasıflarını, ölçüsünü, fiyatını ve sair hususları veya ifa edilmiş hizmetleri gösteren hesap pusulası olup, ticari belge niteliğindedir” şeklinde tanımlanmıştır.
6102 sayılı Türk Ticaret Kanununun 21. maddesine göre; fatura düzenlenmesi için öncelikle taraflar arasında akdî bir ilişkinin bulunması gerekir. Madde hükmüne göre faturanın bir alacağın mevcudiyetine delil teşkil etmesi, karşı tarafa tebliğinden itibaren sekiz gün içinde hiçbir itiraza uğramamış olması koşuluna bağlıdır. Bunun için de öncelikle taraflar arasındaki sözleşmesel ilişkinin varlığının kanıtlanmış olması gerekir. Davalının sözleşmesel ilişkiyi inkâr etmesi durumunda davacının öncelikle aralarındaki akdî ilişkiyi yani alım-satım ilişkisini ispat etmesi gerekmektedir.
Bu nedenle, bir satım ilişkisinde davacı taraf sattığı malın miktarını ve alıcıya teslimini, davalı taraf ise yaptığı ödemeleri usulüne uygun bir şekilde ispat etmek zorundadır.
Tek başına fatura düzenlenmesi akdî ilişkinin varlığını ispat etmeye yeterli değilse de, satıcı tarafından gönderilen faturanın alıcı tarafından ticarî defterlerine kaydedilmesi durumunda, alıcı ile satıcı arasındaki akdî ilişkinin var olduğu kabul edilebilir. Ancak, eğer fatura, alıcının ticarî defterlerinde kayıtlı değilse, satıcı alacak iddiasını diğer delillerle ispat etmelidir.
Davanın açıldığı tarihte ve yargılama sırasında yürürlükte bulunan HMK’nın “Ticari defterlerin ibrazı ve delil olması” başlıklı 222. maddesi;
“(1) Mahkeme, ticari davalarda tarafların ticari defterlerinin ibrazına kendiliğinden veya taraflardan birinin talebi üzerine karar verebilir.
(2) Ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır.
(3) İkinci fıkrada belirtilen şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya ilgili hususta hiç bir kayıt içermemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir. Bu şartlara uygun olarak tutulan defterlerdeki sahibi lehine ve aleyhine olan kayıtlar birbirinden ayrılamaz.
(4) Açılış veya kapanış onayları bulunmayan ve içerdiği kayıtlar birbirini doğrulamayan ticari defter kayıtları, sahibi aleyhine delil olur.
(5) Taraflardan biri tacir olmasa dahi, tacir olan diğer tarafın ticari defterlerindeki kayıtları kabul edeceğini belirtir; ancak, karşı taraf defterlerini ibrazdan kaçınırsa, ibrazı talep eden taraf iddiasını ispat etmiş sayılır.” şeklindedir.
7251 sayılı Kanununun 23. maddesi ile yapılan değişiklik ile 6100 sayılı Kanun’un 222. maddesinin üçüncü fıkrasında yer alan “ilgili hususta hiç bir kayıt içermemesi” ibaresi “diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi” şeklinde değiştirilmiş ve fıkraya birinci cümleden sonra gelmek üzere aşağıdaki cümle eklenmiştir; “Diğer tarafın ikinci fıkrada yazılan şartlara uygun olarak tutulan ticari defterlerinin, ilgili hususta hiçbir kayıt içermemesi hâlinde ticari defterler, sahibi lehine delil olarak kullanılamaz”.
İspat yükü üzerine düşen taraf ancak ispata “elverişli” deliller ile iddiasının haklılığını kanıtlayabilir. Kanun koyucu HMK’nın 200. maddesinde belli miktarın üzerindeki uyuşmazlıklar yönünden bir hakkın doğumu, düşürülmesi, devri, değiştirilmesi, yenilenmesi, ertelenmesi, ikrarı ve itfası amacıyla yapılan hukukî işlemlerin senetle ispatını zorunlu kılmış ve bu miktar dâhilinde kalan bir alacağın takdiri delillerle ispatına imkân vermemiştir. Nitekim aynı hususlara Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 28.09.2021 tarihli ve 2017/(19)11-936 E., █████████ K. sayılı kararında da değinilmiştir.
İspat yükü ilk önce kural olarak davacıya düşer; yani davacı davasını dayandırdığı olguları ispat etmelidir. Hâkimin kendisine ispat yükü düştüğünü bildirdiği taraf, uyuşmazlık konusu olguyu ispat edemezse davayı kaybeder.
Mahkememizce, tarafların ticari defterleri bilirkişi marifetiyle incelettirilmiş olup, defterler HMK'nun 222.maddesinde belirtilen usule uygun olarak tutulduğundan tarafların lehine delil olacaktır. Tarafların ticari defterinde alacağa konu edilen faturaların kaydedilmiş olduğu, her iki tarafın ticari defter ve kayıtlarına göre alacak bulunmadığı anlaşılmıştır.
Dava taraf, kendi ticari defter ve kayıtlarında alacak görünmemesinin muhasebe hatasından kaynaklandığını ileri sürmüş ise de, bu iddiasını ispat edememiştir. Davacı, kendi ticari defter ve kayıtları ile alacağını ispat edememiştir. (Emsal Yargıtay 19. HD'nin █████████ E. █████████ K., Antalya BAM 16 HD'nin ████████ E. ████████ K., Bursa BAM 5. HD'nin ████████ E. █████████ K. ve İstanbul BAM 14. HD'nin █████████ E. █████████ K. Sayılı ilamları)
Davacı taraf dava dilekçesinde yemin deliline dayandığından, yemin delili hatırlatılmış, ancak davalıya yemin teklif edilmemiştir.
Tüm dosya kapsamı, toplanan deliller, Kızıltepe İcra Müdürlüğü'nün .....Esas sayılı takip dosyası, bilirkişi raporları ve müzekkere cevapları ile yukarıda ayrıntılı olarak açıklanan Kanun hükümleri ve Yüksek Mahkeme kararları hep birlikte değerlendirildiğinde; Kızıltepe İcra Müdürlüğü'nün .....Esas sayılı takip dosyasında davacı tarafından davalı borçlu aleyhine 3.418.617,96.-TL toplam alacak üzerinden ilamsız icra takibi yapıldığı, ödeme emrinin borçlu davalıya tebliği üzerine borçlu vekilinin süresinde borca itiraz ettiği, itiraz üzerine takibin durdurulmasına karar verildiği, davacı vekilinin süresinde itirazın iptali davası açtığı; Mahkememizce dosyada alınan bilirkişi raporlarına göre, her iki tarafın ticari defter ve kayıtlarının usulüne uygun olarak tutulduğu, takip konusu edilen faturanın tarafların kayıtlarına işlendiği, her iki taraf ticari defter ve kayıtlarında alacak görünmediği; ödemenin yapıldığının ispat külfeti davalıda olup, davacı kayıtlarında borç görünmediği için davalı yanın hukuksal yükümlülüğünü yerine getirdiği, ispat yükünün yer değiştirdiği, davacı kayıtlarında yer alan hususun aksinin davacının ispat etmesi gerektiği, davacı taraf kayıtlarında muhasebe hatası olduğunu ileri sürmüş ise de, bu iddianın ispatlanamadığı; netice olarak davalının davacıya borçlu olmadığı anlaşılmakla, davanın reddine karar vermek gerekmiştir.
Kötüniyet tazminatına hükmedilebilmesi için İİK m. 67/2 hükmü uyarınca alacaklının takibe girişmesinde haksız olması yanında kötüniyetli olması da aranmakta olup, eldeki davada davacı yanın haksız olarak takip yaptığı, bunun yanında kendi ticari defter ve kayıtlarına göre de alacaklı bulunmadığı, kötü niyetli olarak takip yaptığı anlaşılmakla; davalı lehine kötüniyet tazminatına hükmedilmiştir. (Benzer mahiyette Ankara BAM 23. HD █████████ Esas, ████████ Karar sayılı ilamı)
6325 sayılı Kanun 18/A-14. bendinin 2. yarı cümlesi ve Yönetmeliğin 26/2. maddesi hükmü uyarınca, arabuluculuk ücretinin 6183 sayılı Kanuna göre hak sahibi çıkan taraftan tahsilinin gerekmesi, ileride arabuluculuk ücretinin hak sahibi tarafından tahsil edileceğinin kesin olması, bu hususun kamu düzenine ilişkin bulunması nedeniyle, 4.600,00.-TL arabuluculuk ücretinin, 6183 sayılı Kanuna göre davacıdan tahsili için Hazineye müzekkere yazılmasına karar verilmiştir.
Açıklanan tüm nedenlerle, aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM-Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere:
1-Davanın REDDİNE,
2-Davacının takibinde haksız ve kötüniyetli olduğu anlaşıldığından; dava ve takip konusu edilen 3.418.617,96.-TL'nin %20'si olan 683.723,59.-TL kötüniyet tazminatının davacıdan alınarak, davalıya verilmesine,
3-Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 732,00.-TL harcın, peşin alınan 41.288,36.-TL harçtan mahsubu ile artan 40.556,36.-TL harcın karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine,
3-Dava şartı zorunlu arabuluculuk sürecine yönelik 4.600,00.-TL arabuluculuk ücretinin 6183 sayılı Kanuna göre davacıdan tahsili için Hazineye müzekkere yazılmasına,
4-Yargılama sırasında davacı tarafından yatırılan delil avansından harcanan yargılama giderinin davacı üzerine bırakılmasına,
5-Yargılama sırasında davalı tarafından yargılama gideri yapılmadığından, bu konuda karar verilmesine yer olmadığına,
6-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirmiş olduğundan, karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi 13/1 maddesi uyarınca hesap ve takdir edilen 486.420,33.-TL vekâlet ücretinin, davacıdan tahsili ile davalıya verilmesine,
7-Yargılama sonucunda ve re’sen yapılacak gider olmadığı takdirde, gerekirse re’sen yapılacak gider de mahsup edilmek suretiyle, 6100 sayılı HMK’nın 333. maddesi gereğince yatırılan avansın kullanılmayan kısmının yatırana iadesine,
Dair davacı vekili ile davalı vekilinin yüzüne karşı, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde Diyarbakır Bölge Adliye Mahkemesi ilgili dairesine hitaben Mahkememize verilecek istinaf dilekçesi ile istinaf yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi.
Başkan Üye Üye Katip

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!