Anahtar kelimeler: Mahsuba İnceleyen Süreç Sayı Kılma Dosyayı Hukukî Kişiyi İhlali Hürriyetinden

YARGITAY DAİRESİ
: 9. Ceza DairesiMAHKEMESİ
:Asliye CezaSAYISI
: 1396-1118I. HUKUKÎ SÜREÇSanığın kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 109/1-2 ve 109/3-b maddeleri uyarınca 4 yıl; nitelikli hırsızlık suçundan TCK'nın 142/1-b ve 143. maddeleri uyarınca 2 yıl 8 ay; konut dokunulmazlığının ihlali suçundan TCK'nın 116/4 ve 119/1-c maddeleri uyarınca 2 yıl ve mala zarar verme suçundan TCK'nın 151/1. maddesi uyarınca 4 ay hapis cezaları ile cezalandırılmasına, tüm suçlar bakımından aynı Kanun'un 53/1 ve 63. maddeleri uyarınca hak yoksunluğuna ve mahsuba ilişkin Ankara 10. Asliye Ceza Mahkemesince verilen 06.10.2009 tarihli ve 1396-1118 sayılı hükümlerin, sanık müdafii tarafından temyiz edilmesi üzerine dosyayı inceleyen Yargıtay (Kapatılan) 14. Ceza Dairesince 22.05.2012 tarih ve 21723-5788 sayı ile TCK'nın 53. maddesi yönünden düzeltilerek onanmasına karar verilmiştir.II. İTİRAZ SEBEPLERİYargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı 01.12.2022 tarih ve 100426 sayı ile; yargılama aşamasında başka suçtan tutuklu bulunan ve duruşmadan bağışık tutulma hususunda beyanı bulunmayan sanığın, hükmün açıklandığı 06.10.2009 tarihli oturuma katılımı sağlanmadan karar verilmek suretiyle savunma hakkının kısıtlandığı düşüncesiyle itiraz yoluna başvurmuştur.5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 308. maddesi uyarınca inceleme yapan Yargıtay 9. Ceza Dairesince 20.03.2023 tarih ve 15738-1504 sayı ile itiraz nedeni yerinde görülmediğinden bahisle Yargıtay Birinci Başkanlığına gönderilen dosya, Ceza Genel Kurulunca değerlendirilmiş ve açıklanan gerekçelerle karara bağlanmıştır.III. UYUŞMAZLIK KAPSAMI VE KONUSUİtirazın kapsamına göre inceleme, sanık hakkında kişiyi hürriyetinden yoksun kılma, nitelikli hırsızlık, mala zarar verme ve konut dokunulmazlığının ihlali suçlarından kurulan mahkûmiyet hükümleri ile sınırlı olarak yapılmıştır.Özel Daire ile Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı arasında oluşan ve Ceza Genel Kurulunca çözümlenmesi gereken uyuşmazlık; başka suçtan cezaevinde hükümlü olan ve duruşmalardan vareste talebi bulunmayan sanığın, hükmün açıklandığı oturuma katılımı sağlanmadan karar verilmesinin savunma hakkının kısıtlanması niteliğinde olup olmadığının belirlenmesine ilişkindir.IV. OLGULARİncelenen dosya kapsamından;Ankara (Kapatılan) 5. Sulh Ceza Mahkemesince 05.12.2008 tarih ve 1640 sorgu sayı ile; sanığın nitelikli hırsızlık suçundan tutuklandığı,Ankara Cumhuriyet Başsavcılığının 16.12.2008 tarihli iddianamesi ile; sanık hakkında kişiyi hürriyetinden yoksun kılma, nitelikli hırsızlık, mala zarar verme ve konut dokunulmazlığının ihlali suçlarından cezalandırılması istemiyle kamu davası açıldığı,Sanığın inceleme konusu suçlardan sorgusunun 16.01.2009 tarihli oturumda yargılamayı yapan Mahkemece müdafii huzurunda gerçekleştirildiği, ancak sorgusu sırasında sanığa duruşmalardan bağışık tutulmak isteyip istemediğinin sorulmadığı, sanığın da duruşmalardan bağışık tutulmak istediği yönünde herhangi bir beyanının bulunmadığı,Yerel Mahkemece 04.02.2009 tarihli ikinci oturumda sanığın tahliyesine, başka suçtan hükümlü veya tutuklu değilse derhal salıverilmesine karar verildiği,Ankara Çocuk ve Gençlik Kapalı Ceza İnfaz Kurumu Müdürlüğünün 04.02.2009 tarihli ve 309 sayılı yazısında; Yerel Mahkemenin 04.02.2009 tarih ve 1396 Esas sayılı yazısı ile tahliyesi istenilen sanığın aynı gün tahliye edilip tutuklama müzekkeresinin iade edildiğinin, ancak Ankara (Kapatılan) 5. Sulh Ceza Mahkemesinin 05.12.2008 tarih ve 1624-1627 sorgu sayılı tevkif müzekkereleri nedeniyle serbest bırakılmadığının belirtildiği, ayrıca bu yazıya "Hiç infazda kalmamıştır." şeklinde şerh düşüldüğü,Sanığın yokluğunda yapılan dördüncü ve beşinci oturumlara müdafiinin katıldığı, 06.10.2009 tarihli beşinci oturumda yine sanığın yokluğunda Yerel Mahkemece duruşmanın bitirilerek hüküm kurulduğu,Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) üzerinden sanığın tutukluluk bilgileri incelendiğinde, Yerel Mahkemece hükmün kurulduğu 06.10.2009 tarihinde başka bir suçtan hükümlü olarak ... 2 Nolu L Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumunda bulunduğu,Anlaşılmıştır.V. GEREKÇEA. İlgili Mevzuat ve Uyuşmazlık Konusuna İlişkin AçıklamalarSanık hazır olmaksızın duruşma yapılamayacağı kuralını düzenleyen CMK'nın "Sanığın duruşmada hazır bulunmaması" başlıklı 193. maddesinin birinci fıkrası; "Kanunun ayrık tuttuğu hâller saklı kalmak üzere, hazır bulunmayan sanık hakkında duruşma yapılmaz. Gelmemesinin geçerli nedeni olmayan sanığın zorla getirilmesine karar verilir." hükmünü amirdir.Bu kuralın istisnaları da aynı maddenin ikinci fıkrasında uygulama tarihi itibarıyla; "Sanık hakkında, toplanan delillere göre mahkûmiyet dışında bir karar verilmesi gerektiği kanısına varılırsa, sorgusu yapılmamış olsa da dava yokluğunda bitirilebilir.",194. maddenin ikinci fıkrasında; "Sanık savuşur veya ara vermeyi izleyen oturuma gelmezse, önceden sorguya çekilmiş ve artık hazır bulunmasına mahkemece gerek görülmezse, dava yokluğunda bitirilebilir.",195. maddesinde; "Suç, yalnız veya birlikte adlî para cezasını veya müsadereyi gerektirmekte ise; sanık gelmese bile duruşma yapılabilir. Bu gibi hâllerde sanığa gönderilecek davetiyede gelmese de duruşmanın yapılacağı yazılır.",200. maddenin birinci fıkrasında; "Sanığın yüzüne karşı suç ortaklarından birinin veya bir tanığın gerçeği söylemeyeceğinden endişe edilirse, mahkeme, sorgu ve dinleme sırasında o sanığın mahkeme salonundan çıkarılmasına karar verebilir.",204. maddesinde; "Davranışları nedeniyle, hazır bulunmasının duruşmanın düzenli olarak yürütülmesini tehlikeye sokacağı anlaşıldığında sanık, duruşma salonundan çıkarılır. Mahkeme, sanığın duruşmada hazır bulunmasını dosyanın durumuna göre savunması bakımından zorunlu görmezse, oturumu yokluğunda sürdürür ve bitirir. Ancak, sanığın müdafii yoksa, mahkeme barodan bir müdafi görevlendirilmesini ister. Oturuma yeniden alınmasına karar verilen sanığa, yokluğunda yapılan işlemler açıklanır.",Şeklinde gösterilmiştir.Uyuşmazlık konusuna ışık tutan CMK'nın "Sanığın duruşmadan bağışık tutulması" başlıklı 196. maddesi ise;"(1) Mahkemece sorgusu yapılmış olan sanık veya bu hususta sanık tarafından yetkili kılındığı hâllerde müdafii isterse, mahkeme sanığı duruşmada hazır bulunmaktan bağışık tutabilir.(2) Sanık, alt sınırı beş yıl ve daha fazla hapis cezasını gerektiren suçlar hariç olmak üzere, istinabe suretiyle sorguya çekilebilir. Sorgu için belirlenen gün, Cumhuriyet savcısı ile sanık ve müdafiine bildirilir. Cumhuriyet savcısı ile müdafiin sorgu sırasında hazır bulunması zorunlu değildir. Sorgusundan önce sanığa, ifadesini esas mahkemesi huzurunda vermek isteyip istemediği sorulur.(3) Sorgu tutanağı duruşmada okunur.(4) Yukarıdaki fıkralar içeriğine göre sanığın aynı anda görüntülü ve sesli iletişim tekniğinin kullanılması suretiyle sorgusunun yapılabilmesi olanağının varlığı hâlinde bu yöntem uygulanarak sorgu yapılır.(5) Hastalık veya disiplin önlemi ya da zorunlu diğer nedenlerle yargılamanın yapıldığı yargı çevresi dışındaki bir hastahane veya tutukevine nakledilmiş olan sanığın, sorgusu yapılmış olmak koşuluyla, hazır bulundurulmasına gerek görülmeyen oturumlar için getirilmemesine mahkemece karar verilebilir.(6) Yurt dışında bulunan sanığın, belirlenen duruşma tarihinde hazır bulunmasının zorluğu halinde, bu tarihten önce duruşma açılarak veya istinabe suretiyle sorgusu yapılabilir." şeklinde iken 25.08.2017 tarihli Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 694 sayılı Olağanüstü Hâl Kapsamında Bazı Düzenlemeler Yapılması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname'nin 147. maddesi ile anılan maddenin dördüncü fıkrası; "Hâkim veya mahkemenin zorunlu gördüğü durumlarda, aynı anda görüntülü ve sesli iletişim tekniğinin kullanılması suretiyle yurt içinde bulunan sanığın sorgusu yapılabilir veya duruşmalara katılmasına karar verilebilir." şeklinde değiştirilmiş ve bu değişiklik 08.03.2018 tarihinde yürürlüğe giren 7078 sayılı Olağanüstü Hâl Kapsamında Bazı Düzenlemeler Yapılması Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin Değiştirilerek Kabul Edilmesine Dair Kanun'un 142. maddesi ile kanunlaşmıştır.Maddenin birinci fıkrasında, mahkemece sorgusu yapılmış olmak şartıyla sanığın veya bu hususta sanık tarafından yetkili kılındığı hâllerde müdafiinin istemi ile duruşmada hazır bulunmaktan bağışık tutulabileceği kabul edilmiş,Beşinci fıkrasında ise hastalık veya disiplin önlemi ya da zorunlu diğer nedenlerle yargılamanın yapıldığı yargı çevresi dışındaki bir hastane veya tutukevine nakledilmiş olan sanığın, sorgusu yapılmış olmak şartıyla, hazır bulundurulmasına gerek görülmeyen oturumlar için getirilmemesine mahkemece karar verilebileceği düzenlenmiştir.Her iki fıkrada da sanığın sorgusunun yapılmış olması hâli bağışık tutulmanın şartı olarak belirtilmiş, ancak sanığın sorgusunun ne şekilde yapılacağı hususunda iki fıkrada da herhangi bir açıklamaya yer verilmemiş olup bu konu maddenin ikinci fıkrasında düzenlenmiştir.Bu düzenlemeye göre, alt sınırı beş yıldan az hapis cezasını gerektiren bir suçtan yargılanan sanığa, sorgusundan önce ifadesini esas mahkemesi huzurunda vermek isteyip istemediği sorulduktan sonra istinabe suretiyle sorguya çekilebilecektir. Alt sınırı beş yıl ve daha fazla hapis cezasını gerektiren suçlardan dolayı ise sanıkların sorgusunun mutlaka yargılamayı yapan mahkemece gerçekleştirilmesi zorunludur.Sorgusundan önce sanığa, ifadesini yargılamayı yapan mahkeme huzurunda vermek isteyip istemediğinin sorulmaması veya sorulması üzerine duruşmadan bağışık tutulmak istemediğini belirtmesine karşın istinabe ile alınan ifadesiyle yetinilmesi savunma hakkının sınırlanması sonucunu doğuracaktır.Sanığın duruşmada hazır bulunabilmesi, yükümlülük yönü olmakla birlikte öncelikle kendisi açısından bir hak olup bu hak adil yargılanma hakkının temel unsurlarından birini oluşturmaktadır. Tarafı olduğumuz ve onaylamakla iç hukuk mevzuatına dâhil ettiğimiz İnsan Hakları ve Temel Özgürlüklerin Korunmasına İlişkin Avrupa Sözleşmesi'nin "Adil yargılanma hakkı" başlıklı 6. maddesinin üçüncü fıkrasının (c) bendinde, sanığın en azından kendi kendini savunma hakkı bulunduğu belirtilmekle, mahkeme huzurunda doğrudan savunmasını yapabilmesi için duruşmada hazır bulunma hakkının varlığı da zımnen kabul edilmiştir.Kendisi yönünden hak olarak düzenlendiği kabul edilen bir hususta sanığın, bu hakkı ne şekilde kullanacağı konusunda hiçbir inisiyatifinin olmadığının kabulü hâlinde hakkın varlığından da söz edilemeyecektir.Nitekim, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin 12... tarihli Colozza ve Rubinat/İtalya ile 25... tarihli Zana/Türkiye kararlarında, sözleşmeyle garanti altına alınan bir hakkın kullanılmasından vazgeçilmesinin, bunun açıkça söylenmesiyle mümkün olabileceği belirtilmiş olup buna göre sanığın duruşmada hazır bulunma hakkından feragat etmesi de ancak bu hususu açıkça söylemesiyle mümkün olacaktır.Şu hale göre; tabi hakimlik, yüz yüzelik ve doğrudan doğruyalık ilkeleri ile yukarıda yer verilen kanunî düzenlemeler birlikte değerlendirildiğinde; kural olarak yargılamanın temel süjesi olan sanığın yokluluğunda yargılama yapılamaz ve hüküm verilemez. Sanığın yargılama mahkemesinde hazır bulunması bir yükümlülük olmakla birlikte savunma hakkının özüne doğrudan tesir eden bir haktır. Bu itibarla yargılamanın yapıldığı yargı çevresi dışındaki bir tutukevine nakledilen sanığın, sorgusu yapılmış da olsa, duruşmalardan bağışık tutulmayı istemedikçe zorunluluk varsa CMK'nın 196/4. maddesi kapsamında SEGBİS ile aksî halde doğrudan hüküm celsesine katılımı sağlanmalıdır.Ceza Genel Kurulunun 31.01.2017 tarihli ve 449-32; 03.04.2018 tarihli ve 851-144; 11.10.2023 tarihli ve 131-519 sayılı kararlarında da aynı sonuca ulaşılmıştır.B. Hukuki Değerlendirme... 2 Nolu L Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumunda başka bir suçtan hükümlü olarak bulunan ve asıl Mahkemesince yapılan sorgusu sırasında duruşmadan bağışık tutulma isteğinde bulunmayan sanığın, hükmün açıklandığı 06.10.2009 tarihli son oturumda hazır bulundurulmayarak yokluğunda yargılama yapılıp mahkûmiyetine karar verilmesi savunma hakkının sınırlandırılması niteliğindedir.Bu itibarla, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itirazının kabulüne karar verilmelidir.VI. KARARAçıklanan nedenlerle;1- Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itirazının KABULÜNE,2- Yargıtay (Kapatılan) 14. Ceza Dairesinin 22.05.2012 tarihli ve 21723-5788 sayılı düzeltilerek onama kararının sanık yönünden KALDIRILMASINA,3- Ankara 10. Asliye Ceza Mahkemesinin 06.10.2009 tarihli ve 1396-1118 sayılı hükümlerinin, saptanan bu usulü nedenden dolayı diğer yönleri incelenmeksizin BOZULMASINA,4- Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itirazı kabul edilip Özel Dairenin düzeltilerek onama kararı kaldırılarak Yerel Mahkeme hükümlerinin bozulması nedeniyle sanığın kişiyi hürriyetinden yoksun kılma, nitelikli hırsızlık, mala zarar verme ve konut dokunulmazlığının ihlali suçlarından cezasının infazına başlanmış ise İNFAZIN DURDURULMASINA,5- Dosyanın, mahalline gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİ EDİLMESİNE, 26.11.2025 tarihinde yapılan müzakerede oy birliğiyle karar verildi.