Anahtar kelimeler: Ondörtonbeş Bayanın Nevşehir Yaşının Yaşlarındaki Kemik Standartlarına Yaşı Şube İnceleyen

YARGITAY DAİRESİ
: 9. Ceza DairesiMAHKEMESİ
:Ağır CezaSAYISI
: 163-394I. HUKUKÎ SÜREÇÇocuğun nitelikli cinsel istismarı suçundan suça sürüklenen çocuğun 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 103/1-a maddesi delaletiyle 103/2, 31/3 ve 62. maddeleri uyarınca 4 yıl 5 ay 10 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına ilişkin Nevşehir Ağır Ceza Mahkemesince verilen 10.12.2009 tarihli ve 173-240 sayılı hükmün, suça sürüklenen çocuk müdafii tarafından temyiz edilmesi üzerine dosyayı inceleyen Yargıtay (Kapatılan) 14. Ceza Dairesince 23.10.2013 tarih ve 22181-10528 sayı ile; "...Osmaniye Devlet Hastanesi tarafından verilen 28.08.2008 tarihli raporda mağdurenin yaşının 14-15 (ondört-onbeş) olduğu, Osmaniye Devlet Hastanesi tarafından verilen 12.02.2009 tarihli raporda, mağdurenin kemik yaşının 15-16 yaşlarındaki bayanın kemik yaşı standartlarına uyduğu, Adana Adli Tıp Kurumu Şube Müdürlüğü tarafından verilen 30.04.2009 tarihli raporda ise mağdurenin kemik yaşının 15-16 yaş aralığında olup, 16 yaşını tamamlamadığına ilişkin rapor düzenlendiği, dosyada bulunan raporların yeterli açıkta bulunmaması ve kesin kanaat vermekten uzak olması nedeniyle; suçun unsurlarına ve niteliğine etkisi bakımından, mağdurenin yaş tespiti için çektirilerek film ve grafileri ile içinde radyoloji uzmanı da bulunan sağlık kurulundan, duraksama hâlinde de Adli Tıp Kurumu ilgili ihtisas kurulundan rapor alınması ve gerekirse CMK'nın 218/2. maddesi uyarınca yapılacak yaş düzeltmesinden sonra sanığın hukuki durumunun tayin ve takdiri gerekirken eksik araştırma ile yazılı şekilde hüküm kurulması," şeklindeki gerekçeyle bozulmasına karar verilmiştir.Bozmaya uyan Yerel Mahkemece 30.12.2014 tarih ve 418-353 sayı ile suça sürüklenen çocuğun anılan suçtan TCK’nın 103/1-a maddesi delaletiyle 103/2, 31/3 ve 62. maddeleri uyarınca 4 yıl 5 ay 10 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına, bu hükmün de suça sürüklenen çocuk müdafii tarafından temyiz edilmesi üzerine dosyayı inceleyen Yargıtay (Kapatılan) 14. Ceza Dairesince 26.03.2019 tarih ve 9938-8473 sayı ile; "Sanık ile müdafisinin yargılama sırasında ve temyiz dilekçesinde mağdurenin yaşı hususunda hataya düşüldüğünü ileri sürmeleri karşısında, Anayasa Mahkemesinin 25.03.2015 günlü, █████████ başvuru numaralı kararı da nazara alınarak, olayda 5237 sayılı TCK'nın 30. maddesinde düzenlenen hata hükümlerinin uygulanma koşullarının bulunup bulunmadığı hususunun tartışılıp, bu yöndeki savunmanın reddi nedenleri karar yerinde açıklandıktan sonra hükme varılması gerekirken, eksik gerekçe ile yazılı şekilde mahkûmiyet hükmü kurulması suretiyle 5271 sayılı CMK'nın 230. maddesine muhalefet edilmesi," isabetsizliğinden bozulmasına karar verilmiştir.Bozmaya kararına da uyan Nevşehir 1. Ağır Ceza Mahkemesince 05.11.2019 tarih ve 163-394 sayı ile suça sürüklenen çocuğun aynı suçtan TCK’nın 103/1-a maddesi delaletiyle 103/2, 31/3 ve 62. maddeleri uyarınca 4 yıl 5 ay 10 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına, bu hükmün de suça sürüklenen çocuk müdafii ve katılan Bakanlık vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosyayı inceleyen Yargıtay 9. Ceza Dairesince 05.10.2021 tarih, 10985-8179 sayı ve oy çokluğu ile onanmasına karar verilmiştir.Daire Üyeleri ... ve ...; "Suça sürüklenen çocuk ile mağdurenin yaşlarının birbirine yakın olduğu, mağdurenin suça sürüklenen çocuğa kendisini kaçırmasını teklif ettiği keza suça sürüklenen çocuğun aşamalarda mağdurenin yaşının büyük olduğunu bildiğini ifade etmesi, dosya içerisinde bulunan mağdureye ait 27.12.2013 tarihinde düzenlenen sağlık kurulu raporundaki fotoğraf birlikte değerlendirildiğinde mahkemece yargılamanın başlangıcında mağdurenin fiziksel durumunun gözlemle tutanağa yansıtılmamasından kaynaklanan eksikliğin suça sürüklenen çocuk aleyhine yorumlanamayacağı dolayısıyla sanık hakkında hata hükümlerinin tatbiki gerektiği düşüncesiyle sayın çoğunluğun mahkumiyet kararının onanması yönündeki kararına iştirak etmiyoruz." görüşüyle karşı oy kullanmışlardır.II. İTİRAZ SEBEPLERİYargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı, 11.11.2021 tarih ve 126586 sayı ile; "...SSÇ ve mağdurenin komşu olmaları, SSÇ'nin hataya düşmediğinin delili olarak kabul edilmişse de, SSÇ'nin yaşının küçüklüğü ve eğitimsiz oluşu nazara alındığında eğitim ve hayat tecrübesi olarak mağdurenin yaşının bilebilecek durumda olmadığı, mağdurenin de aşamalardaki anlatımlarında yaşının büyük olduğuna dair beyanlarının olduğu gözetildiğinde SSÇ'nin mağdurenin yaşı konusunda hataya düştüğü ve bu hatasından yaralandırılması gerektiği, mağdurenin yaşı konusunda hataya düşen SSÇ'nin eyleminin TCK'nın 104/1 maddesinde yazılı reşit olmayanla cinsel ilişki olarak kabul edilmesi ve şikâyet yokluğu nedeniyle kamu davasının düşmesine karar verilmesi gerektiği " görüşüyle itiraz yoluna başvurmuştur.5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 308. maddesi uyarınca inceleme yapan Yargıtay 9. Ceza Dairesince 29.03.2022 tarih ve 26981-2947 sayı ile; itiraz nedenlerinin yerinde görülmediğinden bahisle Yargıtay Birinci Başkanlığına gönderilen dosya, Ceza Genel Kurulunca değerlendirilmiş ve açıklanan gerekçelerle karara bağlanmıştır.III. UYUŞMAZLIK KONUSUÖzel Daire ile Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı arasında oluşan ve Ceza Genel Kurulunca çözümlenmesi gereken uyuşmazlık; suça sürüklenen çocuk hakkında TCK’nın 30. maddesinde düzenlenen hata hâlinin uygulanma imkânı bulunup bulunmadığının, bu bağlamda suça sürüklenen çocuğun eyleminin çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçunu mu yoksa reşit olmayanla cinsel ilişki suçunu mu oluşturduğunun belirlenmesine ilişkindir.IV. OLAY VE OLGULARİncelenen dosya kapsamından;20.12.1994 doğum tarihli mağdurun, komşusu olan 20.12.1991 doğum tarihli suça sürüklenen çocuk ile 19.05.2008 tarihinde kaçtığı, bu durumun mağdurun babası tarafından adli birimlere bildirilmesi üzerine suça sürüklenen çocuk hakkındaki soruşturmanın başladığı,UYAP Sisteminden alınan mağdura ait nüfus kayıt örneğine göre; mağdurun doğum tarihinin 20.12.1994, tescil tarihinin ise 20.12.2002 olduğu, 22.08.2012 tarihinde mağdur ile suça sürüklenen çocuğun evlendikleri,Nevşehir İl Milli Eğitim Müdürlüğü ve Osmaniye İl Milli Eğitim Müdürlüğü yazıları ile; mağdurun bir kurumda eğitim aldığına dair herhangi bir kayda rastlanmadığının bildirildiği,Osmaniye Devlet Hastanesince düzenlenmiş;- 28.08.2008 tarihli sağlık kurulu raporunda; mağdurun kemik yaşının 14-15 yaşlarındaki kadının kemik yaşı standartlarına uyduğu,- 12.02.2009 tarihli sağlık kurulu raporunda ise mağdurun kemik yaşının 15-16 yaşlarındaki kadının kemik yaşı standartlarına uyduğu,Tespitlerine yer verildiği,Adli Tıp Kurumu Adana Adli Tıp Şube Müdürlüğünce düzenlenmiş 30.04.2009 tarihli raporda; grafilerin çekildiği 12.02.2009 tarihinde kemik yaşı 15-16 yaş aralığında olan mağdurun 16 yaşını tamamlamadığı kanaatine varıldığının belirtildiği,Adli Tıp Kurumu 6. Adli Tıp İhtisas Kurulunca hazırlanan 21.11.2014 tarihli raporda; mağdurun 20.12.1994 doğum kaydına uygun gelişim gösterdiği, grafilerin çekildiği 12.02.2009 tarihinde 14 yaşını bitirmiş olup 15 yaşı içerisinde olduğu, olay günü olan █████.05.2008 tarihinde 13 yaşını bitirmiş olup 14 yaşı içerisinde olduğu ve 14 yaşını bitirmediğinin kabulünün uygun olacağı kanaat ve tespitlerinin yer aldığı,Anlaşılmaktadır.Mağdur aşamalarda; 19.05.2008 tarihinde saat 13.00 sıralarında aynı sokakta evlerinin yanındaki evde oturan önceden de sevdiği suça sürüklenen çocuktan kendisini kaçırmasını istediğini, o gün birlikte kaçtıklarını, sonrasında suça sürüklenen çocukla kendi isteğiyle cinsel ilişkiye girdiğini, şikâyetçi olmadığını, suça sürüklenen çocuk ile evlendiklerini, çocukları olduğunu, kendisinin nüfusa geç yazdırıldığını,Pedagog Bilirkişi ...; mağdurun zihinsel ve fiziksel gelişiminin yaşına uygun olduğunu, baskı ve yönlendirme izlenimi edinmediğini ve ifadelerine itibar edilebileceğini,Pedagog ...; mağdurun anlatımlarının tutarlılık gösterdiğini, anlatım ve beyanlarına itibar edilebileceğini, kişilik olarak kendisini ifade edilebilecek kapasitede bulunduğunu, zihinsel ve fiziksel gelişim açısından normal düzeyde olduğunu,İfade etmişlerdir.Suça sürüklenen çocuk aşamalarda; olay tarihlerinde isteği üzerine beraber kaçtıkları mağdurla rızası ile cinsel birliktelik yaşadıklarını, doğum tarihini tam olarak bilmediği mağdurun yaşının küçük olduğunu düşünmediğini, 15... yaşında olduğunu tahmin ettiğini, suç işleme kastının bulunmadığını savunmuştur.V. GEREKÇE1- Uyuşmazlık Konusuna İlişkin Açıklamalar ve Doktrindeki GörüşlerAyrıntıları Ceza Genel Kurulunun 10.07.2024 tarihli, 167-2 31... .01.2025 tarihli, 38-7 sayılı kararları ile diğer müstakar kararlarında açıklandığı üzere;Hata (yanılma); genel olarak kişinin tasavvuru ve zihninden geçirdikleri ile gerçeğin birbirine uymaması anlamına gelen bir kavramdır. Hata kural olarak iradenin oluşum sürecine etki eder ve gerçeğin yanlış biçimde tasavvuru veya bilinmesi nedeniyle irade bozulmuş olarak doğar. Failin tasavvurunun konusu, dış dünyaya ait bir şeye ilişkin olabileceği gibi normatif dünyaya (kurallar alanına) dair de olabilir. Dış dünyayla ilgili şeyin olduğundan farklı bir biçimde algılanması hâlinde unsur yanılgısından (tipiklik hatası), normatif dünyaya ait gerçekliğin farklı biçimde değerlendirilmesi hâlinde ise yasak hatasından bahsedilir. Kısaca unsur hatası, bir algılama hatası olduğu hâlde; yasak hatası, bir değerlendirme hatasıdır.Hata, kastı ortadan kaldıran veya kusurluluğu etkileyen hata olmak üzere ikiye ayrılır. Suçun maddi unsurlarında (TCK'nın 30/1. maddesi), suçun nitelikli hâllerinde (TCK'nın 30/2. maddesi), hukuka uygunluk nedenlerinin maddi şartlarında (TCK'nın 30/1-3. maddesi) hata kastı kaldırır. Kusurluluğu ortadan kaldıran veya azaltan sebeplerin maddi şartlarında hata (TCK'nın 30/3. maddesi) ile haksızlık yanılgısı (yasak hatası) (TCK'nın 30/4. maddesi) kusurluluğu etkileyen hata şekilleridir. Kastı kaldıran hata türüne hukuka uygunluk nedenlerinin sınırındaki yanılgıyı da eklemek gerekmektedir (TCK'nın 27/1. maddesi).TCK'nın 30. maddesinde çeşitli hata hâlleri düzenlenmiş olup maddenin birinci fıkrasında suçun maddi unsurlarında hataya ilişkin hükme yer verilmiştir.Kast, suçun kanuni tanımındaki unsurların bilerek ve istenerek gerçekleştirilmesi olup bu unsurlara ilişkin bilgisizlik, eksik ya da hatalı bilgi, maddi unsurlara ilişkin bir hatadır. Bu hatanın kastın varlığına engel olacak düzeyde bulunması hâlinde sanığa ceza verilmeyecektir. Suçun maddi unsurlarına ilişkin hata, eylemin suç teşkil etmesi için bulunması zorunlu hususlara ilişkin bir yanılmadır. Maddenin birinci fıkrasının ikinci cümlesinde, hata dolayısıyla taksirli sorumluluk hâlinin saklı olduğu belirtildiğinden, taksirle de işlenebilen bir suçun maddi unsurlarında tedbirsizlik ve dikkatsizlik sonucu hataya düşülmesi kusurluluğu ortadan kaldırmayacaktır.Doktrinde bu konuya ilişkin olarak; "Suçun maddi unsurlarına ilişkin hata, eylemin suç teşkil etmesi için bulunması zorunlu hususlara ilişkin bir yanılmadır. Örneğin, arkadaşını ziyarete giden bir kimsenin, arkadaşının olduğu düşüncesiyle bir başkasının konutuna girmesi veyahut onbeş yaşını bitirmiş olan çocukla rızaen cinsel ilişkide bulunanın, mağdurun reşit olduğunu düşünerek bu eylemi gerçekleştirmesi." (Artuk/Gökcen/Yenidünya, Ceza Hukuku Genel Hükümler, Adalet Yayınevi, 7. Baskı, s. 522), "Suçun maddi unsurlarında hata (unsur yanılgısı), müşahhas bir olayda suçun maddi unsurlarına müteallik hususlardaki bilgisizliği, eksik veya yanlış bilgiyi ifade eder. Bir başka ifadeyle, faildeki müşahhas olaya ilişkin tasavvurun gerçekle bağdaşmaması hâlidir. Bu hata, suça ilişkin kastı ortadan kaldırır. Bu hata hâlinde kasten işlenmiş bir haksızlıktan bahsetmek mümkün değildir. Failin bilgisi veya tasavvuru gerçeğe uysaydı; işlediği fiilin bir haksızlık teşkil etmeyeceği muhakkak olmalıdır." (İzzet Özgenç, Türk Ceza Kanunu Gazi Şerhi Genel Hükümler, Seçkin, 1. Baskı, 2005, s. 421), "Failin suç tipindeki bir unsurda yanılması, bu suçun kasten işlenmesini engeller. Bu takdirde suç taksirle işlendiği takdirde cezalandırılabilen bir suç ise, sorumluluk taksirli suçtan dolayıdır." (Hakan Hakeri, Ceza Hukuku Genel Hükümler, Adalet Yayınevi,12. Baskı, s. 362) şeklinde görüşlere yer verilmiştir.Failin isnat olunan suçun maddi unsurlarına ilişkin hatası esaslı, diğer bir ifadeyle kabul edilebilir bir hata olursa, bu takdirde fail TCK'nın 30. maddesinin birinci fıkrası uyarınca bu hatasından yararlanacak, bunun sonucu olarak yüklenen suç açısından kasten hareket etmiş sayılmayacağından ve suçun taksirle işlenmesi hâli de kanunda cezalandırılmıyor ise CMK'nın 223. maddesinin ikinci fıkrasının (c) bendi gereğince beraatine karar verilmesi gerekecektir.İkinci fıkra ile kişinin suçun daha ağır veya daha az cezayı gerektiren nitelikli hâllerinin gerçekleştiği hususundaki hatasından yararlanması öngörülmüş, buna göre kardeşi olduğunu bilmediği bir kişiyi öldüren failin, kasten öldürme suçunun nitelikli hâllerinden olan kardeşini öldürmekten değil, kasten öldürmenin temel şeklinden sorumlu olacağı, değersiz zannederek değerli bir kolyeyi çalan fail hakkında ise değer azlığı hükmünün uygulanacağı ilke olarak kabul edilmiştir.Üçüncü fıkrada, ceza sorumluluğunu kaldıran veya azaltan nedenlere ait şartların gerçekleştiği konusunda kaçınılmaz bir hataya düşen kişinin, bu hatasından yararlanacağı hüküm altına alınmış olup fıkrada hem hukuka uygunluk sebebinin maddi şartlarında hata hem de kusurluluğu etkileyen hâllerle ilgili hata düzenlenmiştir. Failin bu fıkra hükmünden yararlanabilmesi için bulunduğu durum itibarıyla hatasının kaçınılmaz olması gerekmektedir. Hataya düşmenin kaçınılmaz olmasını, kusursuz olmak şeklinde anlamak gerekir (Nevzat Toroslu, Ceza Hukuku, Genel Kısım, Savaş Yayınevi, Ankara, 2016, s. 194.). Bunun için fail, fiili işlediği sırada ceza sorumluluğunu kaldıran veya azaltan nedenlere ait koşulların gerçekleştiği hususundaki hatası nedeniyle kınanamamalı, dikkatsiz ve özensiz davranmış olmamalıdır.Maddeye 5377 sayılı Kanun'la eklenen dördüncü fıkrada ise kişinin işlediği fiilden dolayı kusurlu ve sorumlu tutulabilmesi için, bu fiilin bir haksızlık oluşturduğunu bilmesi gerektiği vurgulanmıştır. Buna göre fail, işlediği fiilin haksızlık oluşturduğu konusunda kaçınılmaz bir hataya düşmüşse, diğer bir ifadeyle, eyleminin hukuka aykırı olmadığı, haksızlık oluşturmadığı, meşru olduğu düşüncesiyle hareket etmişse ve bu yanılgısı, içinde bulunduğu şartlar bakımından kaçınılmaz nitelikte ise artık cezalandırılmayacaktır. Hatanın kaçınılmaz olduğunun belirlenmesinde kişinin bilgi düzeyi, gördüğü eğitim, içinde bulunduğu sosyal ve kültürel çevre şartları göz önünde bulundurulacaktır.Üçüncü ve dördüncü fıkraların uygulanması yönüyle kişinin kaçınılmaz bir hataya düşmesi şartı aranmakta olup hatanın kaçınılabilir olması durumunda kişi kusurlu sayılacak, diğer bir ifadeyle fiilden dolayı sorumlu tutulacak, ancak bu hata temel cezanın belirlenmesinde dikkate alınacaktır.2. Somut Olayda Hukuki Nitelendirme20.12.1994 doğum tarihli mağdur ile komşusu olan 20.12.1991 doğum tarihli suça sürüklenen çocuğun, birlikte aldıkları karar sonrasında 19.05.2008 tarihinde kaçtıkları ve ardından cebir, tehdit, hile veya iradeyi etkileyen başka bir nedene dayalı olmaksızın cinsel ilişkiye girdikleri kabul edilen olayda;Adli Tıp Kurumu 6. Adli Tıp İhtisas Kurulunca hazırlanan 21.11.2014 tarihli raporda; olay günü olan █████.05.2008 tarihinde mağdurun on üç yaşını bitirmiş olup on dört yaş içerisinde olduğu ve on dört yaşını bitirmediği kabulünün uygun olacağı mütalaa edilmiş ise de hata hâlinin genel olarak kişinin tasavvuru ve zihninden geçirdikleri ile gerçeğin birbirine uymaması anlamına geldiği, bu bağlamda hata hükümlerinin tek başına söz konusu tespite dayanılarak uygulanamayacağı, UYAP Sisteminden alınan mağdura ait nüfus kayıt örneğine göre mağdurun doğum tarihinin 20.12.1994, tescil tarihinin ise 20.12.2002 olarak kayıtlarda görüldüğü, mağdurun nüfusa geç yazdırıldığını beyan etmesi ve suça sürüklenen çocuğun da aşamalarda mağdurun yaşı konusunda yanılgıya düştüğüne dair istikrarlı savunmasının aksinin başkaca bir delille ispat edilememesi hususları bir bütün olarak değerlendirildiğinde; suç tarihi itibarıyla on altı yaşında olan suça sürüklenen çocuğun, mağdurun yaşının on beşten küçük olduğu hususunda hataya düşmesinin mümkün olması nedeniyle suça sürüklenen çocuğun suçun maddi unsurları bağlamında mağdurun yaşına ilişkin olarak hataya düştüğü ve hakkında TCK'nın 30. maddesinde düzenlenen hata hâlinin uygulanma imkânının bulunduğu, bu suretle suça sürüklenen çocuğun eyleminin reşit olmayanla cinsel ilişki suçunu oluşturduğu kabul edilmelidir.Bu itibarla, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itirazının kabulüne karar verilmelidir.Çoğunluk görüşüne katılmayan dört Ceza Genel Kurulu Üyesi; Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itirazının reddedilmesi gerektiği görüşüyle karşı oy kullanmışlardır.VI. KARARAçıklanan nedenlerle;1- Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itirazının KABULÜNE,2- Yargıtay 9. Ceza Dairesinin 05.10.2021 tarihli ve 10985-8179 sayılı sanık hakkında kurulan mahkûmiyet hükmünün onanmasına ilişkin kararının KALDIRILMASINA,3- Nevşehir 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 05.11.2019 tarihli ve 163-394 sayılı hükmünün, iddiaya konu olayda TCK'nın 30. maddesinde düzenlenen hata hükümlerinin uygulanma koşullarının bulunduğu ve mevcut hâliyle suça sürüklenen çocuğun eyleminin TCK’nın 104/1. maddesinde düzenlenen reşit olmayanla cinsel ilişki suçunu oluşturduğu, mağdurun da duruşmada şikâyetinden vazgeçtiği gözetilerek karar verilmesi gerekirken, suç vasfının tayininde yanılgıya düşülerek yazılı şekilde hüküm kurulması isabetsizliğinden BOZULMASINA,4- Dosyanın Nevşehir 1. Ağır Ceza Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 05.11.2025 tarihinde yapılan birinci müzakerede yasal ve yeterli çoğunluk sağlanamadığından 26.11.2025 tarihinde yapılan ikinci müzakerede oy çokluğuyla karar verildi.