Anahtar kelimeler: Alehine Zimmetinde İhbarnamesi İhbarname İhbarnamenin Anadolu Zira Borç Kesinlik Şartı
3. Hukuk Dairesi         █████████ E.  ,  █████████ K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ
: İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 8. Hukuk Dairesi
SAYISI
: █████████ E., ████████ K.
İLK DERECE MAHKEMESİ
: İstanbul Anadolu 6. Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI
: ████████ E., ████████ K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davalılardan .... vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili; müvekkili alehine 03.02.2023 tarihinde İstanbul Anadolu 24. İcra Dairesinin ██████████ Esas sayılı dosyasından 3. haciz ihbarnamesi gönderildiğini, bu ihbarname uyarınca müvekkilinin zimmetinde borç olduğunun kabul edildiğini, işbu ihbarnamenin hukuka aykırı olduğunu, zira müvekkilinin borçlu ve alacaklı tarafla herhangi bir ticari ilişkisinin bulunmadığını, yine taraflara karşı bir borcunun da olmadığını, müvekkilinin birinci ve ikinci haciz ihbarnamelerinden haberdar olmadığını ileri sürerek; müvekkilinin davalılara borçlu olmadığının 2004 sayılı İcra ve İflas Kanununun (2004 sayılı Kanun) 89/3 maddesi uyarınca tespitine, İstanbul Anadolu 24. İcra Dairesinin ██████████ Esas sayılı icra dosyasının iptaline ve davalılar aleyhine kötü niyet tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
1. Davalı ...; cevap dilekçesi sunmamış, vekilinin UYAP aracılığıyla sunduğu 01.10.2023 tarihli beyan dilekçesinde; müvekkili ile diğer davalı şirket arasında 04.09.2020 tarihinde imzalanan emlak satış sözleşmesi gereğince gerekli ödemeler yapıldığı halde emlak satış işleminin gerçekleştirilmediğini davacının oğlu olan dava dışı .. davalı şirketin yetkilisi ve tek sahibi olduğunu, ayrıca babasıyla aynı evde yaşadığı ve birlikte işlem yaptıklarının tespit edildiğini, bu noktada dava dışı ... babası olan davacıya kazandırmalar yapmasının hayatın doğal akışına uygun olduğunu, ilgili emlak satış protokolünden de anlaşılacağı üzere davalı borçlu şirket ile davacı arasındaki ilişkinin davacının oğlundan kaynaklı olduğunu belirtmiştir.
2. Davalı şirket, davaya cevap vermemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; takip alacaklısı olan davalılardan ... tarafından takip borçlusu olan dava dışı ... ve davalı şirket aleyhine toplam 439.153,95 TL bedelle 01.07.2021 tarihinde icra takibi başlatıldığı, bu takip kapsamında davacıya haciz ihbarnameleri gönderildiği, davalının borç iddiasını ispat edemediği, davacının takip borçlusuna borçlu olduğuna dair delil bulunmadığı, davanın takip alacaklısına karşı yöneltilmesi gerektiği, takip borçlusunun pasif husumet ehliyetinin bulunmadığı gerekçesiyle; davalı şirket yönünden pasif husumet yokluğundan davanın usulden reddine, davalı ... yönünden davanın kabulüne, davacının İstanbul Anadolu 24. İcra Müdürlüğünün ██████████ Esas sayılı icra takibinde haciz ihbarnamesi tebliğ tarihi itibariyle takip borçlusuna borçlu olmadığının tespitine karar verilmiş; karara karşı, davalılardan ... vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
IV. İSTİNAF
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; dosyadaki 04.09.2020 günlü "Emlak Alım Sözleşmesi " incelendiğinde, takip alacaklısı davalı ...'in 409.000,00 TL'si kapora olarak verilmek üzere 525.000,00 TL bedel karşılığında, diğer davalı şirketten daire satın aldığı, dava dışı ...'nün bu sözleşmeyi kefil sıfatıyla imzaladığı, sözleşme gereğince davalı ...'den tahsil edildiği anlaşılan 409.000,00 TL'nin dava dışı ...'ye teslim edildiğine dair bir ibare bulunmadığı, yine dosyada mevcut Ticaret Sicil Gazetesi uyarınca satış yapan şirketin tek ortağının dava dışı ... isimli bir kişi olduğu, sözleşmeyi kefil sıfatıyla imzalayan ve davacının oğlu olan dava dışı ...'nün davalı şirketle herhangi bir ilişkisinin tespit edilemediği, bu itibarla Mahkeme kabul ve gerekçesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığı, özellikle takip borçlusu davalı şirket ve dava dışı ... ile davacı arasında (baba-oğul ilişkisi hariç) herhangi bir ticari ilişkinin varlığı veya aralarında para aktarımının yapıldığını gösterir somut bilgi ve belge sunulmadığı (istinaf aşaması dahil) gözetildiğinde; davacının takip borçlularına borçlu olduğunun, takip alacaklısı davalı tarafından ispatlanamadığından istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş; karara karşı, davalı ... vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davalı ... vekili; müvekkili ile davacının dava dışı oğlu ... arasında İstanbul Anadolu 24. İcra Müdürlüğünün ██████████ Esas sayılı dosyasına konu borç ilişkisi bulunduğunu, müvekkilinin davacının dava dışı oğluna ödemeler yaptığını, buna karşılık dava dışı ...'nün yükümlülüklerini yerine getirmediğini, bu nedenle hakkında icra takibine geçildiğini, davacının dava dışı oğlunun kendisine yapılan tebligatlara rağmen borca itiraz etmediğini, bunun üzerine icra takibinin kesinleştiğini, akabinde hakkında çeşitli haciz işlemleri uygulanmasına rağmen davacının oğlunun borcunu ödemediği gibi haricen öğrenildiği kadarıyla kendine ait evini kapatıp babası olan davacının yanına taşındığını, bununla yetinmeyerek piyasada babası olan davacı adına işler yapmaya devam ettiğini, bu hususlarda tanıklarının dinlenmediğini, davacıya dava dışı oğlunun kendisinde bulunan hak ve alacaklarını bildirmesi ve varsa alacaklarının ödenmesi için 2004 sayılı Kanunun m.89 maddesi kapsamında tebligatlar gönderildiğini, davacının birinci ve ikinci haciz ihbarnamelerine ilişkin tebligatları tebliğ almasına rağmen kasıtlı olarak cevap vermediğini, üçüncü haciz ihbarnamesine son tebligatın yapılması sonrasında kötü niyetle eldeki davayı açtığını, Derece Mahkemelerince ispat yükünün davalı tarafta olduğunun kabul edildiğini, ancak dosya kapsamında müvekkiline ait delillerin toplanmadığını, davacı ile dava dışı oğlu arasındaki ticari ilişkinin tespitine yönelik davacının banka hesap hareketlerinin incelenmediğini, davacının dava dışı oğlunun şirketten elde ettiği gelirleri kendi uhdesine aldığına ilişkin iddialarına yönelik hiçbir araştırma yapılmadığını, 2004 sayılı Kanunun 89/3 maddesi hükmüne göre ispat yükünün davacıda olduğunu, davacı ile dava dışı oğlu arasında baba oğul ilişkisi bulunduğunu ileri sürerek; kararın bozulmasını istemiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, 2004 sayılı Kanunun 89. maddesi hükmüne dayanılarak açılan menfi tespit istemine ilişkindir.
2004 sayılı Kanunun 89/3 maddesinde ''...Bu davada üçüncü şahıs, takip borçlusuna borçlu olmadığını veya malın takip borçlusuna ait olmadığını ispat etmeye mecburdur..." düzenlemesine yer verilmiştir.
2004 sayılı Kanunun 89/3 maddesindeki bu açık hüküm uyarınca, icra dairesi tarafından gönderilen birinci ve ikinci haciz ihbarnamelerine süresinde itiraz etmeyen ve üçüncü haciz ihbarnamesinin tebliği üzerine menfi tespit davası açan üçüncü şahsın, takip borçlusuna borçlu olmadığını veya malın takip borçlusuna ait olmadığını ispat etmeye mecbur olduğu sabittir.
Somut olaya bakıldığında ise; davalı ... tarafından 04.09.2020 tarihli harici satış sözleşmesine dayanılarak diğer davalı şirket ile dava dışı ... aleyhine 409.000,00 TL alacağın tahsili amacıyla İstanbul Anadolu 24. İcra Müdürlüğünün ██████████ Esas sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığı, bu takip kapsamında davacıya 2004 sayılı Kanunun 89. maddesi uyarınca birinci ve ikinci haciz ihbarnamelerinin tebliğ edildiği, bu ihbarnamelere itiraz edilmemesi üzerine de davacı hakkında düzenlenen üçüncü haciz ihbarnamesinin 08.02.2023 tarihinde tebliğ edildiği ve davacının yasal süresi içerisinde görülmekte olan menfi tespit davasını açtığı anlaşılmaktadır.
Hal böyle olunca, İlk Derece Mahkemesince; yukarıda yer verilen yasa hükmü uyarınca, ispat külfetinin davacıda olduğu, davacı ile takip borçlusu olan dava dışı ... arasında baba oğul ilişkisi bulunduğu hususları dikkate alınıp inceleme ve değerlendirme yapılarak sonucuna uygun hüküm tesisi yoluna gidilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde hüküm tesisi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle,
1. Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunun 373/1 maddesi uyarınca ORTADAN KALDIRILMASINA,
2. İlk Derece Mahkemesi kararının aynı Kanun'un 371. maddesi uyarınca davalı ... yararına BOZULMASINA,
Peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde temyiz edene iadesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
05.11.2025 tarihinde oy çokluğuyla karar verildi.
KARŞI OY
Uyuşmazlık, İcra ve İflas Kanunu'nun 89/3. maddesi gereğince takip alacaklısına karşı açılan menfi tespit istemine ilişkindir.
Üçüncü kişinin, birinci ve ikinci haciz ihbarnamelerine süresi içinde ya da usulüne uygun olarak itiraz etmemiş olması hâlinde, kendisine gönderilen üçüncü haciz ihbarnamesine karşı tebliğ tarihinden itibaren on beş gün içinde menfi tespit davası açma hakkı bulunmaktadır.
Dairemizin istikrarlı uygulamasında ( Y.3. HD 24.09.20 24... /3562 E. ,█████████ K. gibi) ve bu kararların daha önce temyiz incelemesini yapan Yargıtay 4. HD nin uygulamasında ( Y.4. HD 30.05.2022 T. ██████████ E., █████████ K gibi ) İİK'nın 89/3. maddesinden kaynaklanan menfi tespit davalarında ispat yükü davacı üzerinde olmakla birlikte, davacının ispat faaliyetini yerine getirebilmesi için dosya alacaklısı/davalının dosya borçlusunun üçüncü kişi/davacıdan neden alacaklı olduğu hususunu açıklaması gerekir.
Davaya esas icra takibinde alacağa esas olarak gösterilen "04.09.2020 günlü "Emlak Alım Sözleşmesi " incelendiğinde, takip alacaklısı ...'in 409.000,00 TL'si kapora olarak verilmek üzere, 525.000,00 TL bedel karşılığında, davalı ... Medya Şirketi'nden daire satın aldığı, dava dışı ... ... bu sözleşmeyi kefil sıfatıyla imzaladığı, sözleşme gereğince ...'den tahsil edildiği anlaşılan 409.000,00 TL'nin ... .. teslim edildiğine dair herhangi bir ibare bulunmadığı, yine dosyada mevcut Ticaret Sicil Gazetesi uyarınca satış yapan şirketin tek ortaklı bir limited şirket olduğu ve ortağının da ... ... isimli bir kişi olduğu; sözleşmeyi kefil sıfatıyla imzalayan ve davacının oğlu bulunan dava dışı ... ... söz konusu bu şirketle herhangi bir ilişkisi tespit edilemediği, şirket ortağı olmadığı takibe dayanak gösterilen sözleşme kefilinin babası olması, aynı evde oturması sebebiyle borçlu oğlunun davacı babadan alacaklı olduğunun karine olarak kabul edilmesi aile bireylerinin borçlarından dolayı ailenin diğer bireylerinin sorumlu tutulması borçların şahsiliği ilkesine aykırı olur.
Hal böyle olunca; dosyadaki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesiyle çıkarılan sonuç ve oluşturulan hükümde, usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına ve özellikle davanın takip alacaklısına karşı yöneltilmesi gerektiğinden takip borçlusunun pasif husumet ehliyetinin bulunmadığı anlaşıldığından davalı borçlu şirket yönünden davanın pasif husumet yokluğundan dolayı usulden reddine, takip borçlusuna karşı açılan davanın takip borçlusu davalı şirket ve dava dışı ... ... ile davacı arasında (baba-oğul ilişkisi hariç) herhangi bir ticari ilişkinin varlığını veya aralarında para aktarımının yapıldığını gösterir somut bilgi ve belge sunulmadığı gözetildiğinde incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre, davalı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun bulunan kararın onanması gerektiği görüşüyle çoğunluğun bozmaya ilişkin kararına iştirak edilmemiştir. 05.11.2025

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!