Anahtar kelimeler: Taahhuk Kuyu Sularına İçme Suyu Ağustos Kasım Atık Eylül Ekim

MAHKEMESİ : ... Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesi
SAYISI
: ███████ E., ████████ K.İLK DERECE MAHKEMESİ
: ... 13. Asliye Hukuk MahkemesiSAYISI
: ████████ E., ████████ K.Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:I. DAVADavacı vekili; davacı Üniversitenin yer altı sularına (kuyu sularına) ilişkin iki adet aboneliği bulunduğunu, üniversite tarafından kuyu suyu kullanıldığını, içme suyu kullanılmamasına rağmen davalı tarafından söz konusu aboneliklere 2018 yılı Nisan, Mayıs, Haziran, Temmuz, Ağustos, Eylül, Ekim, Kasım ve Aralık dönemlerine ait faturalarda atık su bedeli adı altında bedel taahhuk ettirildiğini ileri sürerek söz konusu bedellerin ödeme tarihinden itibaren hesaplanacak yasal faiziyle iadesine karar verilmesini talep etmiştir.II. CEVAPDavalı vekili; davacının davalı İdareye ait kanalizasyon hizmetini kullandığını, atık suyunu kanalizasyon hattından geçirerek arıtma tesisinde deşarj ettiğini savunarak, davanın reddini istemiştir.III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARIİlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; davanın reddine karar verilmiş; karara karşı, süresi içerisinde davacı vekili istinafa başvurmuştur.IV. İSTİNAFBölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; üç kişilik bilirkişi raporunda davacı Üniversiteye davalı İdare'nin şebeke suyu hizmeti vermediği ve içme suyu şebekesinin bulunmadığı, Üniversitenin su ihtiyacının kendi bünyesinde oluşturulmuş su kuyularından temin edildiği, buna göre davalı İdare'nin normlar hiyerarşisine göre üst norm olan kanun hükmüne aykırı bulunan tarife hükümleri uyarınca kamu kurumu olan davacıdan atık su bedeli talebinde bulunamayacağı, bu itibarla da davacının ödemiş olduğu bilirkişi raporuyla anlaşılan atık su bedeline yönelik istirdat talebinin yerinde olduğu, davacı tarafça ödemesi yapılan toplam 1.770.719,50 TL'nin, dava tarihinden önce temerrüt ihtarının bulunmamasına göre sebepsiz zenginleşme hükümlerine göre dava tarihinden itibaren talep gibi yasal faizi ile davalıdan isteyebileceği gerekçesiyle; davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, yeniden davanın kabulü ile 1.770.719,50 TL'nin dava tarihinde itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.V. TEMYİZA. Temyiz SebepleriDavalı vekili; davacının kendine ait atık su arıtma tesisinin olmadığını, davalıya ait kanalizasyon hizmetinden faydalanarak atık suyunu Yüreğir Arıtma Tesislerine deşarj ettiğini, atık su bedelinin yasa gereği ödenmesi gerektiğini ileri sürerek; kararın bozulmasını istemiştir.B. Değerlendirme ve GerekçeUyuşmazlık, yeraltı suyu (kuyu suyu) kullanımı nedeniyle tahakkuk ettirilen atık su fatura bedelinin istirdadı istemine ilişkindir.Belediyelerin yerine getirmekle yükümlü bulundukları kamu hizmetlerinin gerektirdiği harcamaların karşılığını oluşturan ve büyük bir bölümü kamu hukukuna dayalı olan gelir kaynakları, 2464 sayılı Belediye Gelirleri Kanunu’nda sayılmıştır. Anılan kanunun “Ücrete tabi işler” başlıklı 97. maddenin birinci fıkrası; “Belediyeler bu Kanunda harç veya katılma payı konusu yapılmayan ve ilgililerin isteğine bağlı olarak ifa edecekleri her türlü hizmet ve belediye mücavir alan sınırları içerisinde yer altı sularından kamu ve özel kişiler tarafından elde edilen kullanma ve sanayi suları için belediye meclislerince düzenlenecek tarifelere göre ücret almaya yetkilidir. Belediye'ye tekel olarak verilmiş işler kendi özel hükümlerine tabidir.” hükmünü içermekteydi. Ancak, madde metnindeki “…ve belediye mücavir alan sınırları içerisinde yer altı sularından kamu ve özel kişiler tarafından elde edilen kullanma ve sanayi suları…” ibaresi ve ayrıca “Yer altı sularından kamu ve özel kişiler tarafından elde edilen kullanma ve sanayi sularına ait ücretler İstanbul`da İSKİ, 3030 sayılı Kanunun uygulandığı yerlerde Büyük Şehir Belediyeleri tarafından tahsil edilir.” hükmünü taşıyan ikinci fıkrası, Anayasa Mahkemesinin 31.03.1987 tarihli ve 1986/ 20... /9 Karar sayılı kararı ile iptal edilmiştir.5393 sayılı Belediye Kanunu'nun (5393 sayılı Kanun) 14. maddesinin (a) bendine göre, mahallî müşterek nitelikte olmak şartıyla; imar, su ve kanalizasyon hizmetlerini sunmak belediyelerin görevidir. Bu görev, büyükşehir belediyesi statüsündeki belediyelere ise 5216 sayılı Büyükşehir Belediyesi Kanunu'nun 7. maddesi ile verilmiş olup, aynı Kanunun 26. maddesinde ise; büyükşehir belediyelerinin kendilerine verilen görev ve hizmet alanlarında, ilgili mevzuatta belirtilen usullere göre sermaye şirketleri kurabilecekleri düzenlenmiştir. Nitekim davalı idare de 2560 sayılı İstanbul Su ve Kanalizasyon İdaresi Genel Müdürlüğünün Kuruluş ve Görevleri Hakkında Kanuna (2560 sayılı Kanun) göre kurulmuştur.2560 sayılı Kanunun Ek 5. maddesinde yer alan; “Bu Kanun diğer büyükşehir belediyelerinde de uygulanır.” hükmü gereğince, davalı İdare faaliyetlerini 2560 sayılı Kanunda belirtilen esaslar dahilinde yürütmektedir. Genel Müdürlüğün görev, yetki ve sorumlulukları 2560 sayılı Kanunun 6. maddesinin (f) bendine göre; “Su satışı ve kullanılmış suların boşaltılmasına ilişkin tarifeleri inceleyerek karara bağlamak,” Genel Kurulunun görevidir ve bu tarifelerin yönetmelikle belirleneceği aynı Kanun'un 23. maddesiyle hüküm altına alınmıştır. ... Büyükşehir Belediyesi Meclisi, su tarifelerini belirlemektedir. Davaya konu faturalar bu tarifeye göre tahakkuk ve tahsil edilmiştir.Resmi Gazete'de yayımlanan 7061 sayılı Kanunun 86. maddesiyle 5393 sayılı Kanun'a eklenen ve yürürlük tarihi 01.01.2018 olan Ek 2. maddesinde; "Kamu kurum ve kuruluşlarına uygulanan su ve atık su tarife ücreti tüketim miktarına bakılmaksızın sabit tarife ücreti olarak belirlenir ve konutlar için belirlenen en düşük su ve atık su tarife ücretinin yüzde 50 fazlasını geçemez. Belediyeler temiz şebeke suyu hizmeti vermediği yerleşim yerlerindeki kamu kurumlarından herhangi bir ad altında ücret talep edemez. Kamuya ait eğitim kurumları, yurtlar, okul pansiyonları ve hastanelerden abonelik, açma, kapama, bağlantı, teminat, güvence bedeli, katılma payı ve benzeri ad altında herhangi bir ücret talep edilemez." denilmekte olup, 5216 sayılı Kanunun 28. maddesindeki; "Belediye Kanunu ve diğer ilgili Kanunların bu kanuna aykırı olmayan hükümleri ilgisine göre büyükşehir ve ilçe belediyeleri hakkında da uygulanır." hükmü doğrultusunda; ... Büyükşehir Belediyesinin su ve kanalizasyon hizmetlerini sunmakla görevli olan davalı İdare'nin de tarifelerini düzenlerken, Kanunun bu hükmünü dikkate alması gerekmektedir.Yapılan bu açıklamalar ışığında somut olay incelendiğinde; yargılama sırasında yapılan keşif neticesinde, davacı Üniversiteye ait yerleşkeye ve Üniversitenin bulunduğu bölgeye davalı İdare tarafından temiz şebeke suyu hizmetinin verildiği, davacı Üniversite tarafından kuyu sularının Üniversiteye ait altyapı şebekesi ile üniversite içerisinde muhtelif yerlerde kullanıldığı, kuyu suyunun Üniversite içerisinde kullanımına paralel Üniversite içerisindeki kanalizasyon hattından davalı İdareye ait...Bulvarı üzerindeki kanalizasyon hattına bağlanarak tahliye edildiği dosya kapsamı ile sabittir. Atık suların uzaklaştırılması konusunda verilen hizmetlerden yararlanılması ve atık suları kanalizasyon şebekesi vasıtasıyla binadan uzaklaştırılması halinde atık su bedelinin ödenmesi gerektiği, Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 18.04.2019 tarihli ve 2017/3-964 E., ████████ K. sayılı ilamında da belirtilmiştir.Hal böyle olunca, Bölge Adliye Mahkemesince; dava dosyası, su bedeli hesabı konusunda uzman ve ehil olan üç kişilik bilirkişi heyetine verilerek, 5393 sayılı Kanunun Ek 2. maddesine ve tahakkuk tarihlerinde yürürlükte bulunan tarife hükümlerine göre tahakkuk etmesi gereken atık su bedellerinin hesaplanması ve davalı Belediyenin ne miktarda alacaklı olduğu hususunun tereddüde yer vermeyecek şekilde, ayrıntılı, açıklayıcı, hüküm kurmaya elverişli ve Yargıtay denetimine uygun, tarafların bilirkişi raporuna yaptığı itirazların da değerlendirildiği bir rapor aldırılarak, varılacak sonuç dairesinde bir hüküm kurulması gerekirken, bu husus göz ardı edilerek, eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm tesisi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.VI. KARARAçıklanan sebeplerle;Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 371. maddesi uyarınca davalı yararına BOZULMASINA,Peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde temyiz edene iadesine,Dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,05.11.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.