Anahtar kelimeler: Mahsuba Cümle Süreç Sayı Saldırı İstismarı Hukukî Eylem Cinsel İzmir
Ceza Genel Kurulu         ████████ E.  ,  ████████ K.
    "İçtihat Metni"

    KARARI VEREN
    YARGITAY DAİRESİ
    : 9. Ceza Dairesi
    MAHKEMESİ
    :Ceza Dairesi
    SAYISI
    : 333-887
    I. HUKUKÎ SÜREÇ
    Sanığın katılan ...'e yönelik nitelikli cinsel saldırı suçundan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 223/2-a maddesi uyarınca beraatine; katılan ...'a yönelik çocuğun cinsel istismarı suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 103/1-2. cümle, 103/3-c, 62/1, 53... . maddeleri uyarınca iki kez 3 yıl 9 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluğuna ve mahsuba ilişkin İzmir 6. Ağır Ceza Mahkemesince verilen 03.12.2021 tarihli ve 243-450 sayılı hükümlerin, katılanlar vekilleri ve sanık müdafii tarafından istinaf edilmesi üzerine İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 20. Ceza Dairesince 03.03.2022 tarih ve 201-300 sayı ile; katılan ...'e yönelik eylem nedeniyle verilen beraat kararı yönünden istinaf başvurusunun esastan reddine, katılan ...'a yönelik eylemlere ilişkin hükümler bakımından ise İlk Derece Mahkemesince kurulan hükümlerin kaldırılmasına ve sanığın CMK'nın 223/2-c ve e maddesi uyarınca beraatine karar verilmiştir.
    Bu kararların katılanlar vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine dosyayı inceleyen Yargıtay 9. Ceza Dairesince 24.10.2023 tarih, 1583-6657 sayı ve oy çokluğu ile; "...İlk Derece Mahkemesince sanık hakkında yapılan yargılama sonucunda atılı suçtan kurulan mahkûmiyet hükümleriyle ilgili istinaf incelemesini gerçekleştiren Bölge Adliye Mahkemesince, sanığın müsnet suçları işleyip işlemediğine yönelik yapılacak değerlendirmelerin suçun işleniş şekli ile sübutuna ve delil takdirine ilişkin olması nedeniyle 5271 sayılı Kanun'un 303 üncü maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi kapsamına girmediği ve bu husustaki değerlendirmenin aynı Kanun'un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (g) bendi uyarınca duruşmalı yapılması gerektiği gözetilmeden, dosya üzerinde yapılan inceleme neticesinde mağdur ...'a yönelik hükümlerin tamamen kaldırılarak sanığa atılı suçlardan beraat kararı verilerek vaki istinaf başvurusunun düzeltilerek esastan reddedilmesi ve katılana karşı gerçekleşen eylemden verilen beraat kararına yönelik istinaf başvurusunun esastan reddedilmesi suretiyle hükümler kurulması," isabetsizliğinden bozulmasına karar verilmiştir.
    Daire Üyeleri ... ve ...; "...Bölge adliye mahkemesince yapılacak istinaf incelemesi sırasında, ilk derece mahkemesince toplanan delillerin hüküm kurmaya elverişli olması ve duruşma açılmasına da gerek görülmemesi hâlinde CMK'nın 280/1-a maddesi yollamasıyla aynı Kanun'un 303/1-a uyarınca beraat kararı verilebilme yetkisinin bulunduğu açıktır. Özel dairece dosyanın esasının incelenerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken 'Bölge Adliye Mahkemesince duruşma açmaksızın beraat kararı verilemeyeceği gerekçesiyle hükmün bozulmasına' dair sayın çoğunluğun görüşüne katılmıyoruz." düşüncesiyle karşı oy kullanmışlardır.
    İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 20. Ceza Dairesi 15.05.2024 tarih ve 333-887 sayı ile bozmaya direnerek önceki hükümler gibi karar vermiştir.
    Direnme kararına konu bu hükümlerin katılanlar vekilleri ve sanık müdafii tarafından temyiz edilmesi üzerine, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 22.09.2024 tarihli ve 80276 sayılı onama ve bozma istekli tebliğnamesiyle dosya kararına direnilen Daireye gönderilmiş, inceleme yapan Yargıtay 9. Ceza Dairesince 16.01.2025 tarih ve 7726-436 sayı ile direnme kararının yerinde görülmemesi üzerine Yargıtay Birinci Başkanlığına iade edilen dosya, Ceza Genel Kurulunca değerlendirilmiş ve açıklanan gerekçelerle karara bağlanmıştır.
    II. UYUŞMAZLIK KONUSU VE ÖN SORUN
    Özel Daire ile Bölge Adliye Mahkemesi arasında oluşan ve Ceza Genel Kurulunca çözümlenmesi gereken uyuşmazlık; sanığın nitelikli cinsel saldırı suçundan beraatine ve çocuğun cinsel istismarı suçundan (iki kez) mahkûmiyetine ilişkin İlk Derece Mahkemesi hükümlerinin istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince duruşma açılmaksızın beraat kararı verilip verilemeyeceğinin belirlenmesine ilişkin ise de Yargıtay İç Yönetmeliği'nin 27. maddesi uyarınca öncelikle; Bölge Adliye Mahkemesince verilen direnme kararının yeni hüküm niteliğinde olup olmadığının değerlendirilmesi gerekmektedir.
    III. ÖN SORUNA İLİŞKİN BİLGİLER
    İncelenen dosya kapsamından;
    İlk Derece Mahkemesince sanığın katılan ...'e yönelik eylemi nedeniyle beraatine, katılan ...'a yönelik eylemleri nedeniyle (iki kez) mahkûmiyetine ilişkin istinaf edilen hükümler bakımından Bölge Adliye Mahkemesince beraat kararına yönelik istinaf başvurusunun esastan reddine, mahkûmiyet hükümlerinin ise kaldırılarak beraatine karar verildiği, bu hükümlerin de temyiz edilmesi üzerine Özel Dairece Bölge Adliye Mahkemesi kararının "...duruşma açılmaksızın dava dosyası üzerinden yapılan incelemede delil değerlendirilmesi yapılmak suretiyle yeni bir hüküm kurulması," isabetsizliğinden bozulduğu, bozma üzerine yapılan yargılamada Bölge Adliye Mahkemesinin 24.04.2024 tarihli tensip zaptı doğrultusunda sanığa, müdafiine ve katılanlar vekillerine duruşma için tebligat çıkarıldığı ve tebligata bozma ilamının eklendiği, 15.05.2024 tarihli duruşmada hazır bulunan sanık ... müdafiinin, katılan ...'in, katılanlar vekillerinin ve ayrıca Cumhuriyet savcısının bozmaya karşı beyanları alındıktan sonra yargılamanın sona erdirildiği ve önceki hüküm gibi karar verildiği anlaşılmaktadır.
    IV. GEREKÇE
    A. İlgili Mevzuat ve Ön Soruna İlişkin Açıklamalar
    CMK'nın "Davaya yeniden bakacak mahkemenin işlemleri" başlıklı 307. maddesi;
    "(1) Yargıtaydan verilen bozma kararı üzerine davaya yeniden bakacak bölge adliye veya ilk derece mahkemesi, ilgililere bozmaya karşı diyeceklerini sorar.
    (2) Sanık, müdafii, katılan ... vekilinin dosyada varolan adreslerine de davetiye tebliğ olunamaması veya davetiye tebliğ olunmasına rağmen duruşmaya gelmemeleri nedeniyle bozmaya karşı beyanları saptanmamış olsa da duruşmaya devam edilerek dava yokluklarında bitirilebilir. Ancak, sanık hakkında verilecek ceza, bozmaya konu olan cezadan daha ağır ise, her hâlde dinlenmesi gerekir.
    (3) Yargıtaydan verilen bozma kararına uyulması hâlinde ilk derece mahkemesi tarafından verilen karara karşı, istinaf veya temyiz sınırlarına bakılmaksızın sadece temyiz yoluna başvurulabilir.
    (4) Yargıtaydan verilen bozma kararına bölge adliye veya ilk derece mahkemesinin direnme hakkı vardır. Direnme kararları, kararına direnilen daireye gönderilir. Daire, mümkün olan en kısa sürede direnme kararını inceler ve yerinde görürse kararını düzeltir; görmezse dosyayı Yargıtay Ceza Genel Kuruluna gönderir. Direnme üzerine Yargıtay Ceza Genel Kurulunca verilen kararlara karşı direnilemez.
    (5) Hüküm yalnız sanık tarafından veya onun lehine Cumhuriyet savcısı veya 262 nci maddede gösterilen kimselerce temyiz edilmişse, yeniden verilen hüküm, önceki hükümle belirlenmiş olan cezadan daha ağır olamaz." şeklinde düzenlenmiştir.
    Buna göre, Yargıtayca verilen bozma kararı üzerine dosyanın gönderildiği bölge adliye veya ilk derece mahkemelerince yeni bir tensip kararıyla duruşma günü tayin edilecek ve ilgililer duruşmaya çağrılıp bozmaya karşı diyecekleri sorulduktan sonra bozma ilamına uyulup uyulmaması yönünde bir karar verilecektir. Bölge adliye veya ilk derece mahkemesinin göreve ilişkin olanlar dışında bozma ilamına uyma ya da direnme kararlarından birisini verebilmesi mümkündür. Maddenin üçüncü fıkrasında bölge adliye veya ilk derece mahkemesinin bozma kararına ısrar hakkı olduğu vurgulandıktan sonra, ısrar üzerine Yargıtay Ceza Genel Kurulunca verilen kararlara uymanın zorunlu olduğuna işaret edilmiştir. Aynı maddenin son fıkrasında ise sınırlı biçimde uygulanabilecek olan cezayı aleyhe değiştirememe veya aleyhte düzeltme yasağı kabul edilerek yalnız sanık veya onun lehine ilgililer tarafından temyiz davası açıldığında, bozma üzerine yeniden kurulan hükümde belirlenen ceza ve sonucun önceki hükümle belirlenen cezadan ve sonuçtan daha ağır olamayacağı hüküm altına alınmıştır.
    Bozmadan sonra serbestlik kuralı uyarınca bozma kararına uyma ya da direnme kararlarından birini verme konusunda serbest olan ilk derece mahkemelerinin Özel Dairelerin bozma kararlarına uymayı tercih etmeleri durumunda, bu kez uymadan sonraki serbestlik kuralı devreye girecektir. Serbestlik kuralı, ceza muhakemesinde maddi gerçeğin araştırılması ve en isabetli kararın verilmesi amacının zorunlu bir sonucu olup mahkemenin bozma kararına uyulmasına karar verdikten sonra da, sanığın hukuki durumunu yeniden serbestçe değerlendirme hak ve yetkisi bulunmaktadır. Temyiz edilen önceki hüküm bozma kararı verilmesiyle ortadan kalkmış olduğundan, yerel mahkemece önceki karardan farklı olarak, suçun sübutu ve niteliği de dâhil olmak üzere sanığın hukuki durumuyla ilgili tüm hususlarda, CMK'nın 217. maddesi uyarınca ulaşılan vicdani kanaat doğrultusunda serbestçe karar verilebilecektir. Nitekim, Yargıtay Özel Daireleri tarafından da ilk temyiz incelemesinde yerinde görülerek bozma konusu yapılmayan hususlar, lüzumu hâlinde hükmün yeniden temyizen incelenmesi sırasında bozma konusu yapılabilmekte, hatta ilk bozma kararından tamamen farklı olacak şekilde bozma kararı verilebilmektedir.
    Kunter'e göre; "Uymadan sonraki duruşmanın bozmadan önceki duruşmanın devamı niteliğinde olması, mahkemenin uymadan sonraki serbestliğini de açıklar. Gerçekten mahkeme bozmaya uymadan sonra ikinci son kararında kaide olarak serbesttir. Gerek Yargıtay'ın görüşü ile gerek eski kararı ile bağlı değildir. ...Serbestlik kaidesi ceza muhakemesinde hakikatın araştırılması ve en isabetli kararın verilmesi gayesinin tabii ve mantıki sonucudur. Gerçekten, temyiz yolu davası açılmakla son kararın yargılaşmasının önüne geçilmiştir. Yargıtay son kararı bozduğu, mahkeme de buna uyduğu için son karar ortadan kalkmıştır. Ortada, değil yargı, son karar dahi olmadığından, yargının otoriteleri de bahis konusu olmamak gerekir. O halde mahkeme hakikate en uygun ve en isabetli kararı vermek imkanına malik bulunmalıdır... Nitekim Yargıtay da ilk bozma kararı ile bağlı değildir." (Nurullah Kunter, Muhakeme Hukuku Dalı Olarak Ceza Muhakemesi Hukuku, Beta Yayınevi, İstanbul 1989, 9. Bası, s. 1112-1114). Bu serbestlik iki konuda kısıtlanmıştır:
    1- Bozmaya uyan mahkemenin bozma nedenine göre gerekli işlemleri yapması gerekir.
    2- Hüküm sadece sanık lehine temyiz edilmişse, verilecek yeni karar öncekinden daha ağır bir cezayı içeremez (Nur Centel - Hamide Zafer, Ceza Muhakemesi Hukuku, Beta Yayıncılık, İstanbul, 2014, 11. Bası, s. 790-791). Esas itibarıyla doktrinde hâkim görüş de böyledir (Erdener Yurtcan, Ceza Yargılaması Hukuku, Vedat Yayıncılık, 2005, s. 500-501, Bahri Öztürk - Veli Özer Özbek - Mustafa Ruhan Erdem, Uygulamalı Ceza Muhakemesi Hukuku, Seçkin Yayınevi, 6. Bası, s. 459-461, Nurullah Kunter - Feridun Yenisey - Ayşe Nuhoğlu, Muhakeme Hukuku Dalı Olarak Ceza Muhakemesi Hukuku, Beta Yayınevi, İstanbul, 2010, 18. Bası, s. 1782).
    Şu hâle göre; Yargıtayın belli bir eksiklik nedeniyle hükmü bozduğu durumlarda bozmaya uyma kararı veren derece mahkemesinin, bu eksikliği mutlaka ikmal etmesi gerekir. Bu durum bozmadan/uymadan sonraki serbestlik ilkesinin ilk istisnasını oluşturur. Derece mahkemesi bundan sonra kural olarak ceza muhakemesinde hakikatın araştırılması ve en isabetli kararın verilmesi gayesinin tabii ve mantıki sonucu olarak ne Yargıtayın görüşü ile ne de eski kararı ile bağlı olmaksızın ikinci son kararında serbestçe hareket edebilecektir. İkinci/son hüküm yönünden bozmadan/uymadan sonraki serbestlik ilkesinin (ikinci) istisnasını ise cezayı aleyhe değiştirememe veya aleyhte düzeltme yasağı (CMUK madde 326/son) oluşturur.
    Diğer yandan, Ceza Genel Kurulunun 27.05.2014 tarihli ve 54-280, 24.04.2012 tarihli ve 391-1 73... .04.2007 tarihli ve 325-100 sayılı kararları başta olmak üzere istikrar kazanmış kararlarında; uyma kararının dönülebilecek nitelikte bir ara kararı niteliğinde olmayıp davanın esasına etkili olan kararlardan olduğu, bozmaya uymakla yerel mahkemenin bozma kararında gösterilen esaslara göre işlem yapıp karar verme ödevi doğduğu, sonradan bu kararın bir kısmından veya tamamından açıkça ya da örtülü olarak geri dönülerek ilk hükmün aynen veya yeniden kurulmasının, uyma kararının hüküm ve sonuçlarını ortadan kaldırmayacağı, bu nedenle bozmaya uyan yerel mahkemenin dönülemez nitelikteki bu karardan sonradan dönerek önceki hükmünde direnmesinin isabetsiz ve kurulan hükmün de yeni bir hüküm olduğu kabul edilegelmiştir.
    B. Ön Soruna İlişkin Hukuki Nitelendirme
    Bölge Adliye Mahkemesince, zımni/fiili uymanın sonuçlarını doğuracak biçimde, tensip zaptında sanık ... müdafii ile katılanlar vekillerine duruşma için tebligat çıkarılmasına ve tebligata bozma ilamının eklenmesine karar verilerek duruşma tarihinin belirlenmesi ve icra edilen duruşmada hazır bulunanların ve Cumhuriyet savcısının bozmaya karşı beyanlarının alınması suretiyle bozma doğrultusunda işlem tesis edilmesi neticesinde kurulan hüküm, yeni bir hüküm olmakla temyiz incelemesinin Yargıtayın ilgili dairesi tarafından yapılması gerektiği kabul edilmelidir.
    Bu itibarla, Bölge Adliye Mahkemesinin son uygulaması direnme kararı niteliğinde olmadığından, dosyanın temyiz incelemesi yapılmak üzere Özel Daireye gönderilmesine karar verilmelidir.
    V. KARAR
    Açıklanan nedenlerle;
    Dosyanın, bozma doğrultusunda işlem yapılarak kurulan hükümlerin temyiz incelemesinin yapılması için Özel Daireye gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 25.11.2025 tarihinde yapılan müzakerede oy birliğiyle karar verildi.

    Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
    Üye olmak için tıkla!