Anahtar kelimeler: Sürdükten Tebliğtebellüğ Ölüme Kanunî Vazgeçtiğini Öne Bildirdiği Görüşü Olma İstemi

MAHKEMESİ:Ceza Dairesi
SAYISI
: █████████ E., █████████ K.SUÇ
: Kasten yaralama sonucu ölüme neden olmaHÜKÜMLER
: İstinaf başvurularının esastan reddiTEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ
: Temyiz başvurusunun reddi, temyiz başvurularının esastan reddi ile hükümlerin onanmasıSanık ... müdafiinin temyiz istemi yönünden;Sanık ... müdafiinin temyiz istemini kanunî süresi içinde öne sürdükten sonra, sanığın 17.12.20 24... .05.2025 tarihli dilekçeleri ve 28.05.2025 tarihli tebliğ-tebellüğ belgesi ile temyiz isteminden vazgeçtiğini bildirdiği tespit edilmiştir.Sanık ... müdafiinin temyiz istemi yönünden;Sanık ... müdafiinin temyiz istemini kanunî süresi içinde öne sürdükten sonra, sanığın 27.10.2025 tarihli dilekçesi ve 30.10.2025 tarihli ifade tutanağı ile temyiz isteminden vazgeçtiğini bildirdiği tespit edilmiştir.Katılan ... vekilinin temyiz istemi yönünden;İlk Derece Mahkemesince verilen hükümlere yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286/1. maddesi uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260/1. maddesi gereği temyiz edenin hükümleri temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291/1. maddesi gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294/1. maddesi gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298/1. maddesi gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:I. HUKUKÎ SÜREÇ1. ... 2. Ağır Ceza Mahkemesinin, 11.06.2024 tarihli ve ████████ Esas, ████████ Karar sayılı kararı ile; sanıklar ... ve ... hakkında maktule yönelik kasten yaralama sonucu ölüme neden olma suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 87/4-2.cümle, 29/1, 62/1, 53/1. maddeleri uyarınca 10 yıl hapis cezası ile cezalandırılmalarına ve hak yoksunluklarına, sanık ... hakkında 5237 sayılı Kanun'un 58/6. maddesi uyarınca cezanın ikinci kez mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine karar verilmiştir.2. ... Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesinin, 08.10.2024 tarihli ve █████████ Esas, █████████ Karar sayılı kararı ile sanıklar hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükümlere yönelik katılan ... vekili ve sanıklar müdafiilerinin istinaf başvurularının 5271 sayılı Kanun’un 280/1-a maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.II. TEMYİZ SEBEPLERİKatılan ... vekilinin temyiz sebepleri özetle; sanıkların haksız tahrik indirimi uygulanmaksızın tasarlayarak kasten öldürme suçundan cezalandırılmaları gerektiğine ilişkindir.III. GEREKÇEYargılama sürecindeki işlemlerin usul ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, hükme esas alınan ve reddedilen delillerin açıkça gösterildiği, vicdani kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eylemin sanıklar tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, alınan raporların yeterli ve hüküm kurmaya elverişli olduğu, suçun kanuni tanımındaki fiili gerçekleştiren sanıkların fail olarak kabulünde isabetsizlik bulunmadığı, hedef alınan vücut bölgesi, öldürücü tek darbe bulunması, maktulün ölümüne neden olan yaranın niteliği, maktul ile sanıklar arasında öldürmeyi gerektirir husumet bulunmaması, olayın aniden gerçekleşmesi, ciddi bir engel neden olmaksızın eylemlerine son vermeleri hususları birlikte değerlendirildiğinde; sanıkların öldürme kastı ile hareket ettiğini gösteren kesin ve inandırıcı kanıt bulunmadığı, suç vasfının kasten yaralama sonucu ölüme neden olma olarak kabulü ile belirlenen yaptırımlarda isabetsizlik bulunmadığı, maktulden sanıklara yönelen ve haksız tahrik oluşturan eylemlerin niteliği ve ulaştığı boyut dikkate alındığında belirlenen indirim oranının isabetli olduğu, takdiri indirimin Mahkemenin takdir yetkisi kapsamında, yasal, yerinde ve yeterli gerekçelerle uygulanmasına karar verildiği, sanık ... hakkında ikinci kez mükerrirlere özgü infaz rejiminin uygulanmasının isabetli olduğu anlaşıldığından, katılan ... vekilinin temyiz sebeplerinin incelenmesinde hükümlerde hukuka aykırılık bulunmamıştır.IV. KARARA. Sanık ... müdafiinin temyiz istemi yönünden;Sanık ... müdafiinin, kanunî süresi içinde öne sürdüğü temyiz isteğinden sonra, sanığın 17.12.20 24... .05.2025 tarihli dilekçeleri ve 28.05.2025 tarihli tebliğ-tebellüğ belgesi ile temyiz isteminden vazgeçtiğini bildirdiği ve temyiz davasının istek şartına bağlı olduğu anlaşılmakla, sanık ... müdafiinin temyiz isteminin, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle, 5271 sayılı Kanun'un 298/1. maddesi uyarınca REDDİNE,B. Sanık ... müdafiinin temyiz istemi yönünden;Sanık ... müdafiinin temyiz istemini kanunî süresi içinde öne sürdükten sonra, sanığın 27.10.2025 tarihli dilekçesi ve 30.10.2025 tarihli ifade tutanağı ile temyiz isteminden vazgeçtiğini bildirdiği ve temyiz davasının istek şartına bağlı olduğu anlaşılmakla, sanık ... müdafiinin temyiz isteminin, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle, 5271 sayılı Kanun'un 298/1. maddesi uyarınca REDDİNE,C. Katılan ... vekilinin temyiz istemi yönünden;Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle ... Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesinin, 08.10.2024 tarihli ve █████████ Esas, █████████ Karar sayılı kararında katılan ... vekili tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun’un 289/1. maddesi ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden 5271 sayılı Kanun’un 302/1. maddesi gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, sanık ... hakkındaki hüküm yönünden oy çokluğuyla, sanık ... hakkındaki hüküm yönünden oy çokluğuyla TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKÜMLERİN ONANMASINA,Hükmolunan ceza miktarı ve tutuklulukta geçirilen süre dikkate alınarak sanık ... müdafiinin tahliye talebinin REDDİNE,Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304/1. maddesi uyarınca ... 2. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise ... Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,20.01.2026 tarihinde karar verildi.K A R Ş I O YSuça iştirak için öncelikle faillerin bir suçu işlemek konusunda iştirak iradelerini ortaya koymaları ve anlaşmaları gerekir. İştirak iradesi suç işlenmeden önce veya en geç suçun işlenmesi sırasında ortaya çıkmış olmalıdır. İştirak iradesinin mevcudiyeti için, her şerikin diğer faillerle birlikte belirli bir suçun işlenmesine katıldığını bilmesi gerekir. İştirakin kabulü için failde, suça iştirak iradesi olmalıdır.Yani suça katılanlar önceden, belli bir suçu işleme konusunda aralarında anlaşmalı, irade birliğine varmalıdırlar. Kararlaştırılan bir suç işlenirken, faillerden birisinin diğerlerinden habersiz bir başka suçu daha işlemesi halinde ise önceden anlaşma olmadığı için, ikinci failin icrasına yardım etmeyen diğer failler, bu suçtan sorumlu tutulmazlar. Herhalde failin başkasının fiiline katıldığını bilmesi ve bunu istemiş olması lazımdır. İstenmemiş olan neticenin husulünde her failin sadece tesadüfî olarak fiillerinin birleşmiş olması iştirake yeterli değildir. Bir suça iştirak ettiğini bilmeyen kimsenin bu cehaleti kastı ortadan kaldırır. İştirak halinde suç işlenmesi halinde, iştirakin nevini saptamak için faillerin karar verme ve icra safhalarındaki tüm hareketlerinin nazara alınması ve topluca değerlendirme yapılması gerekmektedir. Kast insanın iç dünyası ile ilgili bir kavram olup, kastın açıkça ifade edilmediği durumlarda, iç dünyaya ait bu olgunun dış dünyaya yansıyan davranışlara bakılarak belirlenmesi yoluna gidilmektedir.Kişinin eyleminin, bir suça katılma aşamasına ulaşıp ulaşmadığı, ulaşmışsa da suça katılma düzeyinin saptanması için, eylemin bir evresindeki durumun değil, eylemin yapılması için verilen kararın, bu kararın icra ediliş biçiminin, olay öncesi, sırası ve sonraki davranışların da dikkate alınıp, tüm kanıtların birlikte değerlendirilmesi gerekir. Suç işleme kararının aynı suç konusunda alınması gerekir.Yeni ceza yasası kusur teorisini benimsediğini ileri sürmesine rağmen, iştirak konusunda irade teorisini esas almış gözükmektedir. Zira kusur teorisi nedensellik bağından sarfı nazar edemez. İştirak anlaşmasına konu hareket işlenirken kastı aşan bir netice meydana gelmişse, bundan tüm ortaklar kusurları derecesinde sorumlu olurlar.Uyuşmazlık konusunun isabetli bir şekilde çözümlenebilmesi için müşterek faillik için gereken şartlardan birisi olan "suçun işlenişi üzerinde birlikte hâkimiyet kurma" unsurunun ayrıntılı bir şekilde değerlendirilmesinde fiil üzerinde ortak hâkimiyetin kurulup kurulmadığının belirlenmesinde suç ortaklarının suçun icrasında üstlendikleri rolleri ve katkılarının taşıdığı önem göz önünde bulundurulmalıdır.İştirak anlaşmasına konu suç dışında bir suç işlenmişse, ortakların sorumluluğu bu suça iştirak etmiş sayılıp sayılmayacakları hususunun tespitinden sonra tayin edilmelidir.Sanıklardan birisinin kendince başka bir amaçla mağdura yönelik yaptığı eylemden sonra diğer sanık veya sanıkların ani bir kasıtla beklenmeyen ağır veya başka nitelikteki suçlardan iştirakten sorumlu tutulmaları TCKnın 20. maddesindeki ceza sorumluluğunun şahsiliği ilkesine aykırılık teşkil edecektir.Sanıkların olay yerine geliş veya bulunma amaçları, hangi suç veya suçlar için harekete geçildiği, silahlı veya silahsız olaya katılmaları, suç veya suçlara hangi hareket veya hareketlerle katıldıkları, hangi aşamada olaya katıldıkları, olayların seyir aşamaları, basit düzeyde katılınan suçun şeriklerden birinin ani bir kastı ile ağırlaşıp yani amaç suç dışı bir sonuca ulaşıp ulaşmadığı, basit bir düzeyde bir suç amaçlanmış iken çok ağır bir neticeyle karşılaşılacağını tahmin etme durumunda ağır eylemi yapmayan şeriklerin bu olaya başlangıç aşamasında dahi katılıp katılmayabilecekleri adil bir sonuca ulaşmak için doğru bir şekilde değerlendirilmelidir.Amacı her somut olayda maddi gerçeğe ulaşarak adaleti sağlamak, suç işlediği sabit bulunan faili cezalandırmak, kamu düzeninin bozulmasını önlemek ve bozulan kamu düzenini yeniden tesis etmek olan ceza muhakemesinin en önemli ve evrensel nitelikteki ilkelerinden birisi de öğreti ve uygulamada; "suçsuzluk" ya da "masumiyet karinesi" olarak adlandırılan ve Latince; "in dubio pro reo" olarak da ifade edilen "şüpheden sanık yararlanır" ilkesidir. Bu ilkenin özü bir ceza davasında sanığın cezalandırılmasına karar verilebilmesi bakımından göz önünde bulundurulması gereken herhangi bir soruna ilişkin şüphenin, mutlaka sanık lehine değerlendirilmesidir. Oldukça geniş bir uygulama alanı bulunan bu kural, dava konusu suçun işlenip işlenmediği, işlenmişse sanık tarafından işlenip işlenmediği ve gerçekleştirilme biçimi konusunda şüphe belirmesi durumunda da geçerlidir. Sanığın üzerine atılı bulunan suçlardan cezalandırılmasına karar verilebilmesinin temel şartı, suçun hiçbir şüpheye yer vermeyecek kesinlikle ispat edilebilmesidir. Gerçekleşme şekli şüpheli veya tam olarak aydınlatılamamış olay ve iddialar aleyhine yorumlanarak mahkûmiyet hükmü kurulamaz. Ceza mahkûmiyeti, toplanan delillerin bir kısmına dayanılıp, diğer bir kısmı gözardı edilerek ulaşılan kanaatlere değil, kesin ve açık bir ispata dayanmalı, bu ispat hiçbir şüphe veya başka türlü oluşa imkân vermeyecek açıklıkta olmalıdır. Yüksek de olsa ihtimale dayanılarak sanığın mahkûmiyetine karar vermek, ceza muhakemesinin en önemli amacı olan gerçeğe ulaşmadan hüküm kurmak anlamına gelecektir.Bu açıklamalar ışığında;Sanık ... hakkında maktülün ölümüne neden olma suçuna katıldığı kabul edilerek mahkumiyetine kabul karar verilmiş ise de,Sanık ...'ın olay sırasında maktule yönelik olarak hiçbir olumsuz hareketinin bulunmaması,Sanık ... ile maktul arasında bu sırada herhangi bir karşılıklı kavganın meydana gelmemiş olması,Otopsi raporuna göre maktulde ölüme neden olan bıçak yarası dışında herhangi bir yaralamanın tespit edilmemiş olması,Dosyanın dinlenen tanıklarının hiçbirisinin sanık ...'ı suçlamamaları,Sanık ...'in de dayısı olan sanık ...'ın kendisini telefonla çağırması sırasında Maktule aralarında meydana gelen hadiseden bahsetmediğini bıçakla gel demediğini, kendisinin kokoreççide çalışırken dayısının arayıp gel demesi üzerine mekana gittiğini, dayısının kalkmasından sonra kendisinin 5-10 dakika daha içeride oturduğunu, ...'nun kendisini telefonla arayıp eve bırakacağını söylediği sırada dışarıdan sesler duyması üzerine sen beni almadan git diyerek dışarı çıktığını, dayısı ile beraber yürüyen maktulü 40-50 metreden takip ettiğini, yaklaştığında dayısının maktulden ayrılırken maktulün "bacını sinkaf edeceğim ananı sinkaf edeceğim" dediğini, ona " şişt" demesi üzerine maktul elini beline atınca bıçak çıkaracağını ve kendisini yaralayacağını düşünerek onun bacağına bir kez bıçağı savurduğunu savunması, sanık ...'in de sanık ...'ı suçlamaması karşısında,Sanık ...'ın yeğeni olan sanık ...'i çağırırken bıçakla gel deyip demediği veya ... geldiğinde Makbule yönelik olarak ona bir talimat verip vermediği belli olmadığı gibi, eğer önceden sanıklar arasında maktulün yaralanması hususu konuşulup kararlaştırılmış olsa idi bu kez sanıkların birlikte dışarı çıkarak her ikisinin aynı anda maktule yönelik hamle yapmaları gerektiği halde olayın önce sanık ...'ın dışarı çıktığında maktulün onu takip ederek yanına gitmesi, kız arkadaşı ... hususunda onu uyarması, tehdit etmesi, araya iki kişinin girmesi sonrasında herhangi bir kavga olmaksızın ilerledikleri sırada yine maktulün sanık ...'ı ... konusunda tekrar uyarması tehdit etmesi hakarette bulunması sonrasında onları takip eden sanık ...'in maktulün dayısına yönelik bu hareketlerinden etkilenerek ani bir kararla maktule bıçağı vurması sonrasında onu ağır bir şekilde yaralaması neticesinde maktulün öldüğü dikkate alındığında sanık ... üzerine atılı suçu işlediğine dair mahkumiyetine yeterli deliller elde edilemediği,Sanık ...'in eylemini ani bir kasıtla işlediği, bu sırada sanık ...'ın engellemesi mümkün olmayan veya vicdani sorumluluk dışında engelleme zorunluluğu olmayan bu eylemden dolayı sorumlu tutulmasının adalet, hakkaniyet, önceden belirlilik ilkeleriyle bağdaşmayacağı, başka bir anlatımla böyle bir kararın adil olmayıp, haksızlığa neden olacağı, dolayısıyla sanık ...'ın üzerine atılı suçtan CMKnın 223/2-e maddesi uyarınca beraatine karar verilmesi gerektiği görüşündeyiz.