Anahtar kelimeler: Dorukhan Karaların Gününün Davetiye Günde Sözlü Birleşen Dinlenildikten Avukat Kesinlik
3. Hukuk Dairesi         █████████ E.  ,  █████████ K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi

SAYISI
: ████████ E., █████████ K.
DAVA TARİHLERİ
: 09.10.2008-28.11.2008
Mahkemece bozmaya uyularak verilen karar, davacı vekili, asıl davada davalı gerçek kişiler vekili ile birleşen davada davalı ... vekili tarafından temyiz edilmiş ve incelemenin duruşmalı yapılması birleşen davada davalı ... vekili tarafından istenilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, 04.11.2025 tarihinde duruşma yapılmasına ve duruşma gününün taraflara davetiye ile bildirilmesine karar verilmiştir.
Belli edilen günde gelen davacı vekili Avukat ... ..., asıl davada davalılar ... ve ... vekili Avukat ... ... ile birleşen davada davalı ... şirketi vekili Avukat Dorukhan Karalar’ın sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra, işin incelenerek karara bağlanması için uygun görülen saat 14.00'te Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlenerek dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
1. Asıl davada davacı vekili; müvekkilinin kiracı olduğu antrepoda bulunan 3. kişilere ait tekstil emtiaları ve klimalar ile kendisine ait bazı malların 13.10.2007 tarihinde meydana gelen sel baskını nedeniyle hasar gördüğünü, davalıların müteselsilen meydana gelen zarardan sorumlu olduklarını ileri sürerek; fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere, 2.000 GBP, 221.273,20 USD, 26.754 Euro ve 9.280,70 TL'nin zararın meydana geldiği 13.10.2007 tarihinden itibaren işleyecek faizi ile davalılardan tahsilini talep etmiştir.
2.Birleşen davada davacı vekili; kiracı olduğu antrepoda bulunan 3.kişilere ait tekstil emtiaları ve klimalar ile kendisine ait bazı malların 13.10.2007 tarihinde meydana gelen sel baskını nedeniyle hasar gördüğünü, iş yeri için davalı ... şirketine ... nolu sinai-ticari yangın sigorta poliçesi düzenlettirdiğini, hasarın ödenmesi için sigorta şirketine başvurmasına rağmen poliçenin iptal edildiği ileri sürülerek ödeme yapılmadığını, ancak tek taraflı olarak poliçenin iptal edilemeyeceğini ileri sürerek; fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere, 1.000 GBP, 1.000 USD, 1.000 Euro ve 5.000,00 TL’nin poliçe limitiyle sınırlı olarak sorumlu olmak üzere zararın meydana geldiği 13.10.2007 tarihinden itibaren işleyecek faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiş, ıslah dilekçesi ile tazminat taleplerini 2.000 GBP, 208.218,20 USD, 26.754 EURO, 9.280,70 TL'ye artırmıştır.
II. CEVAP
1.Asıl davada, davalı gerçek kişiler vekili; müvekkillerinin zarara neden olan olay ve doğduğu iddia edilen zarar ile bir ilgileri olmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
2.Asıl davada davalı İSKİ vekili; hasarın meydana geldiği OSB’nin alt yapı tesislerinin kendilerine devredilmediğini, zarardan sorumlu olmadıklarını savunarak, davanın reddini istemiştir.
3.Birleşen davada davalı vekili; davacı ile müvekkili arasında 16.08.2007 tarihinde ... numaralı poliçe ile yangın hasarlarının tazminine ilişkin sigorta ilişkisi kurulduğunu, su basması ve sel hasarlarının da bu poliçe ile teminat altına alındığını, sigorta ilişkisinin kurulmasından sonra yaşanan iki hasar üzerine 02.10.2007 tarihinde müvekkili sigorta şirketinin ... numaralı zeyilname ile sigorta poliçesinde mevcut bulunan su baskını hasarlarını sigorta teminatı dışına çıkardığını, bu nedenle sel baskını ile ortaya çıkan hasarın ödenmediğini savunarak, davanın reddini istemiştir.
III. MAHKEME KARARI
Mahkemenin 26.02.2020 tarihli kararıyla; asıl davada, davalı İSKİ'ye karşı açılan davanın reddine, davalılar ... ve ...'e karşı açılan davanın kısmen kabulüne, 33.096,40 USD ve 1.856,14 TL'nin zarar tarihinden itibaren işleyecek faizi ile davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline, birleşen davanın kısmen kabulüne, 205.029,35 TL'nin 01.02.2008 tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle davalıdan tahsiline, yargılama sırasında birleşen dosya davalısı tarafından yapılan 75.000,00 TL geçici ödeme bedelinin ödeme tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte tespit edilen tazminat tutarından mahsup edilmesine, asıl dosya ve birleşen dosyadaki taleplerin aynı alacak kalemine ilişkin olup tahsilde tekerrür oluşturulmamasına karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde davacı vekili, asıl davada davalı gerçek kişiler ve birleşen davada davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
1.Dairece verilen 02.11.2021 tarihli ilamla; birleşen davaya yönelik davalının tüm, davacının ise sair temyiz itirazlarının reddine karar verilerek, asıl dava yönünden; hükme esas alınan bilirkişi raporunun, kusur durumunu belirleme yönünden yeterli olmadığı, bina maliklerinin sorumluluğunun %50 oranında olduğu belirtildiği halde bakiye kusur yönünden herhangi bir değerlendirme yapılmadığı, tarafların kusur durumunu belirleyen, ayrıntılı, açıklayıcı, hüküm kurmaya elverişli ve Yargıtay denetimine uygun, tarafların itirazlarını karşılayacak şekilde rapor alınarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme ile karar verilmiş olması, ayrıca 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 69. maddesinde düzenlenen yapı malikinin sorumluluğuna dayalı olarak açılan davada, hükmedilen tazminatın dayanağı sözleşme ilişkisi olmadığına göre, tazminatın Türk Lirası yerine Dolar cinsinden tahsiline karar verilmesinin doğru görülmediği, davacının birleşen davaya yönelik temyiz itirazının incelenmesinde ise; sigorta poliçesinde "işbu poliçe EUR karşılığı YTL olarak düzenlenmiştir. İşbu poliçe kapsamına dahil rizikonun gerçekleşmesi durumunda tazminat, hasar ödeme tarihindeki TCMB döviz alış kuru üzerinden ödenecektir." düzenlemesinin yer aldığı, sigorta poliçesinde yer alan söz konusu düzenleme üzerinde durulmadan, yazılı şekilde karar verilmesinin doğru görülmediği gerekçesiyle, asıl ve birleşen davanın bozulmasına karar verilmiştir.
2.Bozmaya uyan Mahkemenin ilam başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; dava konusu olayın meydana gelmesinde davalı bina maliklerinin %50, davacının %25, dava dışı OSB’nin %25 oranında kusurlu bulunduğu, bilirkişi heyeti tarafından yapılan kusura ilişkin tespitlerin olayın oluş şekline ve Yargıtay bozma ilamına uygun olduğu, davacı tarafından zarar tutarınına yönelik bilirkişi raporuna itiraz edildiği ve bu kapsamda talepte bulunulmuş ise de; bozma ilamında davacı tarafın sair temyiz itirazları reddedildiğinden bu hususta yeniden zarar hesabı yapılamayacağı, birleşen davada, davacının sigorta poliçesi kapsamında alacağının Euro para birimine çevrilmesi neticesinde 122.611,06 Euro olduğu, davalı ... şirketinin poliçe kapsamında sorumlu olacağı gerekçesiyle; asıl davada, davalı İSKİ'ye karşı açılan davanın reddine, davalılar ... ve ..........e karşı açılan davanın kısmen kabulüne, 40.817,22 TL'nin 13.10.2007 tarihinden itibaren avans faizi ile davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline, birleşen davanın kısmen kabulüne, 122.611,06 Euro'nun 01.02.2008 tarihinden itibaren 3095 sayılı Kanunun 4/A maddesi gereğince işleyecek faizi ile davalıdan tahsiline, yargılama sırasında birleşen dosya davalısı tarafından yapılan 75.000,00 TL (ödeme tarihinde 19.099,52-Euro) geçici ödeme bedelinin ödeme tarihinden itibaren işleyecek faizi ile birlikte tespit edilen tazminat tutarından mahsup edilmesine, asıl dosya ve birleşen dosyadaki taleplerin tahsilinde tekerrür oluşturulmamasına karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde davacı vekili, asıl davada davalı gerçek kişiler ve birleşen davada davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
V. TEMYİZ
:
A. Temyiz Sebepleri
1.Davacı vekili; zararın eksik hesaplandığını, asıl davada davalılar yararına hükmedilen vekalet ücretinin Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'nin (Tarife) 13/3 ve 13/4 maddelerine aykırı olarak fazla hükmedildiğini, birleşen davada, taraf vekilleri lehine belirlenen vekalet ücretinin nasıl hesaplandığının belli olmadığını ileri sürerek; kararın bozulmasını istemiştir.
2.Asıl davada davalı gerçek kişiler vekili; hükme esas alınan bilirkişi raporunun kusur durumunu belirleme noktasında yetersiz olduğunu, rapora itirazlarının dikkate alınmadığını ileri sürerek; kararın bozulmasını istemiştir.
3.Birleşen davada davalı vekili; Mahkemece, davacının talebi aşılmak suretiyle hüküm kurulduğunu, poliçe özel şartına göre sigortalının tazminat alacağının öncelikle Euro olarak hesaplanması ve Euro olarak belirlenen tazminatın ödeme tarihindeki döviz alış kuru üzerinden TL karşılığının ödenmesi gerektiğini, poliçe özel şartı aksine sigorta şirketi aleyhine Euro üzerinden hüküm kurulmasının doğru olmadığını, taraflar lehine hükmedilen vekalet ücretinin neye göre belirlendiğine dair gerekçeli kararda herhangi bir açıklama bulunmadığını ileri sürerek; kararın bozulmasını istemiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, asıl ve birleşen davada kiralananda meydana gelen sel baskını nedeniyle uğranılan zararların tazmini istemine ilişkindir.
1. Mahkemece uyulan bozma ilamında belirtilen hukuki esaslar gereğince inceleme ve araştırma yapıldığı, kusur durumunu belirlemeye yönelik alınan bilirkişi raporunun denetime ve hüküm kurmaya elverişli olduğu, bozmanın kapsamı dışında kalarak kesinleşmiş olan yönlere ilişkin taraflarca ileri sürülen sebeplerin incelenmesinin artık mümkün olmadığının anlaşılmış olmasına göre; asıl davada davalılar vekilinin tüm, davacı vekili ile birleşen davada davalı vekilinin sair temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2.Asıl dava yönünden yapılan incelemede; karar tarihinde yürürlükte bulunan Tarife'nin 13/3 maddesinde; “Maddi tazminat istemli davanın kısmen reddi durumunda, karşı taraf vekili yararına bu Tarifenin üçüncü kısmına göre hükmedilecek ücret, davacı vekili lehine belirlenen ücreti geçemez.” ve 13/4 maddesinde ise “Maddi tazminat istemli davaların tamamının reddi durumunda avukatlık ücreti, bu Tarifenin ikinci kısmının ikinci bölümüne göre hükmolunur.” düzenlemesi yer almaktadır.
Dava konusu uyuşmazlık maddi zararın tazminine ilişkin olup, davalılar lehine Tarife'nin 13/3 ve 13/4 maddelerine aykırı olarak fazla vekalet ücretine hükmedilmiş olması, usul ve kanuna aykırı olup bozmayı gerektirmiştir.
3.Birleşen dava yönünden yapılan incelemede; Dairemizin 02.11.2021 tarihli bozma ilamında, sigorta poliçesinde "işbu poliçe EUR karşılığı TL olarak düzenlenmiştir. İşbu poliçe kapsamına dahil rizikonun gerçekleşmesi durumunda tazminat, hasar ödeme tarihindeki TCMB döviz alış kuru üzerinden ödenecektir." düzenlemesinin yer aldığı, söz konusu düzenleme üzerinde durularak bir karar verilmesi gerektiğinden bahisle, Mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir. Mahkemece bozmaya uyularak yapılan yargılama sonucunda; davacının uğradığı zararın döviz cinsinden davalı ... şirketinden tahsiline karar verilmiş ise de, sigorta poliçesinde teminatların döviz cinsinden belirlenmediği, döviz poliçesi olmadığı, yalnızca hasarın ödeme tarihindeki döviz kuru üzerinden ödenmesinin kararlaştırılmış olması nedeniyle, sigorta şirketinin ödeme yükümlülüğünün doğduğu temerrüt tarihindeki Euro alış kuru esas alınarak belirlenecek hasar bedeline hükmedilmesi gerekirken, yazılı şekilde döviz cinsinden tazminata hükmedilmesi usul ve kanuna aykırı olup bozmayı gerektirmiştir.
4.Bozma sebebine göre; birleşen davada tarafların vekalet ücretine ilişkin temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik gerek görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
1. Asıl davada davalılar vekilinin tüm, davacı vekili ile birleşen davada davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının REDDİNE,
2. Temyiz olunan Mahkeme kararının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun Geçici 3. maddesi atfıyla 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 sayılı Kanun) 428. maddesi gereğince asıl davada hükmedilen vekalet ücreti yönünden davacı yararına, birleşen davada davalı yararına BOZULMASINA,
3. Bozma sebebine göre; birleşen davada taraf vekillerinin vekalet ücretine yönelik temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına,
40.000,00 TL Yargıtay duruşma vekalet ücretinin temyiz eden asıl davada davalılardan alınıp davacı tarafa verilmesine,
40.000,00 TL Yargıtay duruşma vekalet ücretinin davacıdan alınıp birleşen davada davalı tarafa verilmesine,
1086 sayılı Kanunun 440. maddesi gereğince kararın tebliğinden itibaren 15 günlük süre içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere,
04.11.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!