Anahtar kelimeler: Cumhurbaşkanına Süreç Müdafilerinin Edenin Görüşü Hukukî Bendi Neticesinde Edilebilir Hakaret
4. Ceza Dairesi         █████████ E.  ,  █████████ K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ :Ceza Dairesi

SAYISI
: ████████ E., █████████ K.
SUÇ : Cumhurbaşkanına hakaret
HÜKÜM : İstinaf başvurusunun esastan reddi
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ
: Bozma
Yapılan ön inceleme neticesinde, sanık hakkında kurulan hükmün temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, temyiz isteminin süresinde olduğu, temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, temyiz isteminin reddini gerektirir sebeplerin bulunmadığı
tespit edilmekle gereği düşünüldü
:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1.İstanbul 11. Asliye Ceza Mahkemesinin kararı ile sanık hakkında Cumhurbaşkanına hakaret suçundan mahkumiyet kararı verilmiştir.
2.Yukarıda tarih ve sayısı belirtilen incelemeye konu İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesinin kararı ile sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik sanık müdafilerinin istinaf başvurusunun 5271 sayılı Kanun'un 280/1. maddesinin (a) bendi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanık müdafilerinin temyiz isteği, suça konu eylem basın ve yayın yolu ile işlendiğinden 5187 sayılı Kanun'un 26. maddesine göre davanın azami 8 aylık süre içerisinde açılmaması nedeniyle düşme kararı verilmesi gerektiğine, Bölge Adliye Mahkemesi kararının gerekçesiz olduğuna, alt sınırdan uzaklaşılarak ceza tayininin hukuka aykırı olduğuna, sanığın görevi nedeniyle bilgi notunda o dönemin güncel haberlerinden bahsetmek zorunda olduğuna, AİHS, Yargıtay içtihatları ve AİHM kararlarına göre somut olayda Cumhurbaşkanına hakaret suçunun unsurlarının oluşmadığına ilişkindir.
III. GEREKÇE
Cumhurbaşkanına hakaret suçunda, Cumhurbaşkanlığının fonksiyonları değil, Cumhurbaşkanının şeref varlığı korunmaktadır. Genel hakaret ve sövme suçlarında olduğu gibi Cumhurbaşkanına hakaret ve sövme suçunun oluşması için de onun sosyal değeri konusunda kendisinin veya toplumun sahip olduğu düşünce ve duyguları sarsıcı fiil veya sıfatlar isnat veya izafe edilmelidir. Ne tür hareketlerin şeref ve itibarı ihlal edici olduğu, toplumda hâkim olan ortalama düşünüşe ve anlayışa göre belirlenmelidir. Bunu tayinde ölçü bireyin özel duyarlılığı değildir, bu itibarla basit bir saygısızlık hakaret ve sövme olarak nitelendirilemez. (Erman S.Hakaret ve Sövme Suçları, s.80 vd.)
Düşünce özgürlüğü ve dolayısıyla eleştiri, demokratik toplumlarda vazgeçilmez bir haktır. Toplumun ilerlemesi ve yararı için zorunludur. İfade özgürlüğü sadece lehte olduğu kabul edilen veya zararsız veya ilgilenilmeye değmez görülen haber ve düşünceler için değil, devletin veya nüfusun bir bölümünün aleyhinde olan, onları rahatsız eden haber ve düşünceler için de uygulanır. Bu, demokratik toplum düzeninin ve çoğulculuğun gereğidir. Eleştiri de kaynağını bu özgürlükten alır. Eleştirinin doğasından kaynaklanan sertlik suç oluşturmaz. Eleştiri övgü olmadığına göre sert, kırıcı ve incitici olması da doğaldır. Siyasetçilerin, kamuoyunca tanınan kişilerin ve kamusal yetki kullanan görevlilerin gördükleri işlev nedeniyle eleştiriye daha fazla katlanmak durumunda oldukları ve bunlara yönelik eleştirinin sınırlarının çok daha geniş olması gerekmektedir.
Hakaret fiilinin cezalandırılmasıyla korunan hukuki değer, kişilerin onur, şeref ve saygınlığı olup, bu suçun oluşabilmesi için, davranışın kişiyi küçük düşürmeye matuf olarak gerçekleşmesi gerekmektedir. Bir hareketin tahkir edici olup olmadığı bazı durumlarda nispi olup, zamana, yere ve duruma göre değişebilmektedir. Kişilere yönelik her türlü ağır eleştiri veya rahatsız edici sözlerin hakaret suçu bağlamında değerlendirilmemesi, sözlerin açıkça, onur, şeref, ve saygınlığı rencide edebilecek nitelikte somut bir fiil veya olgu isnadını veya sövmek fiilini oluşturması gerekmektedir.
Açıklamalar ışığında, somut olay değerlendirildiğinde; sanığın araştırma bölüm başkanı olarak çalıştığı yatırım kuruluşu adına müşteri listesine e posta yoluyla gönderdiği bilgi notunda yer alan ifadelerin katılanın onur, şeref ve saygınlığını rencide edici boyutta olmadığı, bu nedenle Cumhurbaşkanına hakaret suçunun unsurlarının oluşmadığı gözetilmeden sanığın mahkumiyetine karar verilmesi,
2.Kabule göre, yatırım kuruluşuna ait müşteri listesine e posta göndermek suretiyle gerçekleştirilen eylemin aleni işlenmediği gözetilmeden 5237 sayılı Kanun'un 299/2. maddesinin uygulanması,
Hukuka aykırı bulunmuştur.
IV. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle sanık müdafilerinin temyiz istemleri yerinde görüldüğünden Bölge Adliye Mahkemesi Ceza Dairesi kararının 5271 sayılı Kanun'un 302/2. maddesi gereği, Tebliğname'ye uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,
Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun'un 304. maddesi uyarınca İstanbul 11. Asliye Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,23.02.2026 tarihinde karar verildi.

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!