Anahtar kelimeler: Vefatıyla Şile Yarım Araya Caddesi Kardeşlerinin Gelerek Mirasbırakanı Tarla Vasfındaki
3. Hukuk Dairesi         █████████ E.  ,  █████████ K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi

SAYISI
: █████████ E., █████████ K.
DAVA TARİHİ : 30.05.2016
İLK DERECE MAHKEMESİ
: Şile 1. Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI
: ████████ E., ████████ K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacılar vekili; müvekkillerinin, kardeşi olan davalıların mirasbırakanı ile birlikte 1989 yılında ... İli, ... İlçesi, ... ..... Caddesi 14... parsel sayılı tarla vasfındaki taşınmazı birlikte satın aldıklarını, taşınmazın tapuda davalıların mirasbırakanı adına tescil edildiğini, kardeşlerinin vefatıyla müvekkilleri ile davalıların bir araya gelerek yarım kalan inşaatı tamamlamak konusunda anlaştıklarını, daha önce paylaşılan daireler dışında bu iş için ayrıca A Blok 1 numaralı daire ile 14 numaralı dairenin müvekkili ...., A Blok 2 numaralı daire ile 13 numaralı dairenin ise müvekkili; .... verilmesi şartıyla, bu daireler karşılığında müvekkillerinin inşaatı yaparak bitirmeyi tahaahüt ettiklerini, taşınmazın arsa vasfı olması nedeniyle dairelerin tapularının verilemediğini, müvekkillerinin ilk teslimden itibaren dairelerini sattıklarını ve kullandıklarını, 2010 yılında taşınmazın arsa vasfını kazanması ile tapuların verilmesinin hukuken mümkün hale geldiğini, davalıların tapuları vermekten kaçındıklarını, daire satın alan ........... tarafından Şile Asliye Hukuk Mahkemesinin ███████ Esas sayılı, ... tarafından açılan 2013/9, davacı ... tarafından açılan ███████, davacı ... tarafından açılan ███████ E. sayılı tapu iptali ve tescil davalarının reddedildiğini, açtıkları bu dava ile dört daire karşılığında yaptıkları inşaat bedelini talep ettiklerini, eser sözleşmesine dayandıklarını, eser sözleşmesi kabul görmez ise vekaletsiz iş görme hükümlerine göre bedelin tahsilini istediklerini ileri sürerek; taşınmazların rayiç bedeli olarak şimdilik 20.000,00 TL'nin tahsilini istemiş, 02.06.2021 tarihli dilekçe ile davayı tamamen ıslah edilerek; 1989 yılında İstanbul İli, ... İlçesi, ... ... Caddesi 14... parsel sayılı tarla vasfındaki taşınmazı birlikte satın aldıklarını, ancak tapuda davalıların babaları adına tescil edildiğini, üç kardeşin aralarında A Blokun yapımı konusunda 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 620. maddesi çerçevesinde bir adi ortaklık kurulduğunu, 3 kardeş birlikte önce A Bloku inşa ettiklerini, A Blok inşa edildiğinde aralarında kâr paylaşımı olarak yaptıkları daireleri paylaştıklarını, davalıların eş ve babaları ile müvekkilleri arasında kurulan ve kardeş olmaları sebebiyle yazılı olmayan adi ortaklık sözleşmesine göre müvekkillere teslim edilen dairelerin dava tarihi itibarıyla değerlerinin bilirkişi raporu ile 840.000,00 TL olarak tesbit edildiğini ileri sürerek; 840.000,00 TL olarak belirlenen hak ve alacaklarının Kanunun 620 ve/veya 529/1-2 maddeleri gereğince dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte tahsiline karar verilmesini istemiştir.
II. CEVAP
Davalılar; zamanaşımı definde bulunarak davanın reddini istemişlerdir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı kararıyla; davaya konu işin 1989-1995 yılları arasında yapıldığı, vekaletsiz iş görmeden doğan alacakların 10 yıllık zamanaşımına tabi olduğu, zamanaşımı süresinin işin bitirildiği tarih itibarıyla muaccel olup işlemeye başladığı, davalı vekilince ileri sürülen zamanaşımı def'ine karşı davacı vekilince yapılan savunmada, uyuşmazlığın 2010 yılında dava konusu parselin tarla vasfından arsa vasfına geçmesiyle birlikte davalılardan tapunun istenilmesi ile doğduğu, uyuşmazlık üzerine tapu iptali tescil davaları açıldığı ve zamanaşımının kesildiği iddiasına, söz konusu tapu iptali ve tescil davalarının yazılı sözleşme bulunmadığından reddine karar verildiği, Yargıtay ilgili Hukuk Dairelerinin denetiminden geçerek onama kararı ile kesinleştiği, açılan davalarla da sabit olduğu üzere eser sözleşmesinin varlığının ve tapu devirlerinin ispatlanamadığı, bu nedenle zamanaşımının 2010 yılından başladığı iddiasına dayanılamayacağı, zamanaşımın kesildiği iddiasının ise tapu iptali ve tescil davaların 2013 yılları arasında açıldığı, işin yapılma tarihinden söz konusu davaların açılma tarihine kadar dahi 10 yıllık zamanaşımı süresinin dolduğu gerekçesiyle; zamanaşımına uğrayan davanın reddine karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde davacılar vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
IV. İSTİNAF
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; davacıların davaya konu taşınmazların yapım bedelini talep ettikleri, davaya konu inşaatların 1995 yılında yapılarak bitirildiğinin davacıların kabulünde olduğu, taşınmazların aynına yönelik davanın önceki görülen davalardaki Yargıtay ilamları ile inanç sözleşmesinin ispatlanamadığı gerekçesiyle ret kararlarının onanmasına karar verildiği, inşaatın bedellerine yönelik olarak ise; görülen tapu iptal ve tescil davalarının zamanaşımını keser nitelikte olmadığı ve dava tarihi itibarıyla 10 yıllık zamanaşımı süresinin dolduğundan bahisle karar verilmesinin usul ve yasaya uygun olduğu gerekçesiyle, istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde davacılar vekili temyiz başvurusunda bulunmuştur.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davacılar vekili; tapuların hukuken verilebilir hale 2010 yılında geldiğini, alacağın muaaccel hale geldiği tarihin bu tarih olduğunu, 2010 yılından sonra 2013 yılında tapu iptal ve tescil davalarının açıldığını, 2010 yılına kadar zamanaşımı süresinin işlemeyeceğini, tapu iptal ve tescil davalarının 2015 yılında kesinleştiğini, davanın 2016 yılında açıldığını, zamanaşımı süresinin dolmadığını, 02.06.2021 tarihli dilekçede yer alan delillerinin toplanmadığını ileri sürerek; kararın bozulmasını istemiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, davaya konu inşaat yapım bedeli olarak davacılara verildiği ileri sürülen dairelerin rayiç bedelinin tahsili istemine ilişkindir.
1.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 33. maddesine göre; hâkim, Türk Hukukunu resen uygular. Diğer bir anlatımla; olayları ileri sürmek taraflara, hukuki nitelendirmeyi yapmak ise hâkime aittir.
Somut olayda; İlk Derece Mahkemesince hukuki nitelendirme yapılırken davanın vekaletsiz iş görmeden kaynaklanan alacak istemi olduğunu belirlenmiş, yine Bölge Adliye Mahkemesince yapılan hukuki nitelendirme de, davaya konu uyuşmazlığın taşınmazların inşaat yapım bedeli olarak davacılara verildiği iddiasına dayalı taşınmazın rayiç bedelinin tahsili istemine ilişkin olduğu tespit edilmiştir.
Ne var ki; davacılar, 02.06.2021 tarihli dilekçe ile davayı tamamen ıslah ederek, davanın müteveffa kardeşleri (davalıların mirasbırakanı) ile aralarındaki adi ortaklık sözleşmesi uyarınca inşa edilen ve tapusu verilmeyen taşınmazlara ilişkin olduğunu belirterek, taleplerini adi ortaklığa dayandırmıştır.
Hal böyle olunca, İlk Derece Mahkemesince; davanın tamamen ıslah edilmiş olduğu gözetilerek, ileri sürülen adi ortaklık sözleşmesinin değerlendirilmesi ve hasıl olacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme ve yanılgılı değerlendirmeyle yazılı şekilde karar verilmiş olması, usul ve kanuna aykırı olup bozmayı gerektirmiştir.
2. Bozma sebebine göre, davacı tarafın sair temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik gerek görülmemiştir.
V. KARAR
1. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanunun 373/1 maddesi uyarınca ORTADAN KALDIRILMASINA,
2. İlk Derece Mahkemesi kararının aynı Kanunun 371. maddesi uyarınca davacılar yararına usulden BOZULMASINA,
3. Bozma sebebine göre, davacı tarafın sair temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
03.11.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!