Anahtar kelimeler: Gününün Davetiye Enerjisi Feri Günde Dinlenerek Şirketten Müdahil Sözlü İhtiyacını
3. Hukuk Dairesi         ████████ E.  ,  █████████ K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 24. Hukuk Dairesi

SAYISI
: █████████ E., █████████ K.
İLK DERECE MAHKEMESİ
: Ankara 3. Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI
: ████████ E., ████████ K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı taraf vekillerince temyiz edilmiş, incelemenin duruşmalı olarak yapılması davacı vekili tarafından talep edilmekle; kesinlik, süre ve ön inceleme sonucunda, 02.12.2025 tarihinde duruşma yapılmasına ve duruşma gününün taraflara davetiye ile bildirilmesine karar verilmiştir.
Belli edilen günde gelen davacı vekili Avukat ..., davalı vekili Avukat .... ve fer’i müdahil vekili Avukat ....'in sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra işin incelenerek karara bağlanması için uygun görülen saat 14.00'te Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlenerek dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili; müvekkilinin elektrik enerjisi ihtiyacını davalı şirketten temin ettiğini, davalı şirketin sayaç okuma ve faturalandırma hizmetinin karşılığı olan ücreti, tüketilen enerji miktarı üzerinden nispi olarak tahsil ettiğini, ancak Danıştay 13. Dairesinin 06.04.2011 tarihli ve █████████ E., █████████ K. sayılı kararı ile "sayaç okuma ve faturalandırma hizmetlerine ilişkin maliyetlerin, abone grubuna ve tüketim enerji miktarına göre değişiklik gösterecek maliyetler olmadığı ve bu nedenle abone başına sabit ücret uygulanması gerektiği" gerekçesiyle, Enerji Piyasası Düzenleme Kurulunun (EPDK) 875 sayılı kararının iptaline karar verdiğini, bu nedenle 2006 Eylül- 2010 Aralık döneminde Perakende Satış Hizmeti (PSH) bedelinin nispi ücret olarak tahsilinin hukuki dayanağının ortadan kalktığını ileri sürerek; fazlaya dair hakları saklı kalmak kaydıyla, 2006 Eylül - 2010 Aralık arası dönemlere ait olmak üzere fazladan tahsil edilen KDV dahil 1.148.907,90 TL PSH bedelinin 6183 sayılı Kanunun 51. maddesi uyarınca ödeme tarihinden itibaren işleyecek gecikme zammı ve KDV'si ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili; davanın zamanaşımı süresinde açılmadığını, husumetin müvekkiline yöneltilemeyeceğini, davacının faturalara itiraz etmeden ve ihtirazi kayıt koymadan ödeme yaptığını, EPDK kararlarının uyulmasının zorunlu olduğunu, geçmişe yönelik uygulama yapılamayacağını, sabit ücretin mahsup edilmesi gerektiğini savunarak, davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; taraflar arasında perakende satış sözleşmesi bulunduğu, davanın işbu sözleşmeye dayalı olarak açılması nedeniyle davalının taraf sıfatı bulunduğu ve davanın zamanaşımı süresi içinde açıldığı, davaya konu olan ve 2006 Eylül ile 2010 yılı Aralık dönemlerinde faturalarda yer verilen sayaç okuma bedelinin (PSHB) dayanağının Enerji Piyasası Düzenleme Kurulunun 24.08.2006 tarihli 875 sayılı kurul kararı olduğu, ilgili kararın Danıştay kararı ile iptal edildiğini, bu nedenle PSH bedelinin tahsilinin "Serbest Tüketiciler" açısından yasal dayanağının ortadan kalktığı, iptal kararının Yargıtayın yerleşik kararlarına göre geriye dönük etkili sonuç doğurduğu, davacının 2006 yılı başından itibaren "Serbest Tüketici" olmasına bağlı olarak Yargıtay ilamlarına göre ödemesi gereken maktu bedel dışında fazladan ödediği PSH bedelinin iadesini talep edebileceği, 6446 sayılı Kanunun değişik 17. maddesinin (f) fıkrasına göre EPDK’ca yürürlüğe konmuş tedarikçisini seçmeyen serbest tüketicilerle ilgili Son Kaynak Tarifesi bulunmadığı, EPDK’nın 6051 sayılı Kurul Kararı ile ilk kez “Serbest Tüketici olmasına rağmen tedarikçisini seçmeyen Serbest Tüketicilere” tüketici tarifelerinin uygulanmasının 2016 yılı Ocak tarifesi ile başlandığı, tedarikçisini seçmeyen serbest tüketicilerin serbest tüketici hüviyetlerini kaybedeceğine dair mevzuatta bir hüküm bulunmadığı, davacının davaya konu tüm dönemlerde serbest tüketici olduğunun sabit olmasına bağlı olarak 6446 sayılı Kanunun 17. maddesi uyarınca da kendisinden verilen hizmet karşılığı olarak alınması gereken maktu bedel dışında fazladan tahsil edilen bedelleri talep hakkı olacağı, davacıya ait iki ayrı abonelikle ilgili olarak, dava kapsamında faturalarla fazladan tahsil edilmiş olan PSH bedelinin KDV'si ile birlikte 1.189.963,13 TL olduğu, davacının davalıyı dava tarihi öncesi temerrüde düşürmemiş olduğundan dava tarihinden itibaren avans faizi talebinde bulunabileceği gerekçesiyle; taleple bağlı kalınarak davanın kabulüne, 1.148.907,90 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde taraf vekilleri ile feri müdahil vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
IV. İSTİNAF
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; İlk Derece Mahkemesinin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle, istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiş; karara karşı süresi içinde taraf vekilleri ile feri müdahil vekili temyiz başvurusunda bulunmuştur.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
1. Davacı vekili; hükmedilen bedele uygulanan faiz türü ve başlangıcının doğru olmadığını, sözleşme hükümlerinin dikkate alınması gerektiğini, sözleşmede 6183 sayılı Kanunun 51. maddesine göre ödeme tarihinden itibaren gecikme zammı uygulanacağının belirtildiğini, Elektrik Piyasası İletim ve Dağıtım Sistemlerine Bağlantı ve Sistem Kullanımı Hakkında Tebliğin 15/3 maddesine göre dağıtım şirketinin açık hatası nedeni ile davacı şirketten fazladan yansıtılan ve mükerrer olarak tahsil edilen bedellere ödeme tarihlerinden itibaren gecikme zammının uygulanması gerektiğinin açık olduğunu, işlemiş ve işleyecek faize KDV işletilmesi yönündeki talebe ilişkin karar verilmesi gerektiğini ileri sürerek; kararın bozulmasını istemiştir.
2. Davalı vekili; davalı şirketin 2013 yılında bölünerek iki ayrı şirket haline geldiğini, muhatabın müvekkili olmadığını, pasif husumetten davanın reddinin gerektiğini, zamanaşımı itirazlarının dikkate alınmadığını, davanın dayanağı olarak gösterilen kararın serbest tüketicilere uygulanacağını, davacının serbest tüketici olup olmadığının araştırılmadığını, dava konusu dönemde uygulanan perakende satış hizmet bedeli ile bugün uygulanan sayaç okuma bedelinin birbirinin aynısı olmadığını, müvekkilinin EPDK kararlarına aykırı hareket edemeyeceğini, perakende satış hizmet bedeli bakımından metodoloji hükmü ve tarifelerin onaylandığı kurul kararlarının geçerliliğini sürdürmekte olduğundan dava konusu bedellerin hukuka aykırılığından bahsedilemeyeceğini, dava konusu edilen dönemde ... üzerinden uygulanmış olan perakende satış hizmeti bedelinin geçmişe yönelik olarak sabit bir bedel şeklinde uygulanmasının, ancak tarife metodolojisinin iptal edilen söz konusu hükmü ile birlikte aynı dönemde yürürlükte olan kurul kararlarının da iptali ile mümkün olabileceğini, söz konusu dönemlerde uygulanmış olan kurul kararlarına ilişkin verilmiş bir iptal kararı bulunmadığını ileri sürerek; kararın bozulmasını istemiştir.
3. Fer'i müdahil vekili, dava konusu talebin idari yargıda iptal davası yoluyla ileri sürülmesi gerektiğini, uygulanması gereken zamanaşımı süresinin 1 yıl olduğunu, davacının serbest tüketici konumunda olmadığını, tarifelerin onaylandığı kurul kararlarının geçerliliğini korumakta olduğunu, Danıştay iptal kararının geçmişe yönelik olarak uygulanmayacağını, bilirkişi raporunun hatalı olduğunu ileri sürerek; kararın bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, fazla tahsil edilen .... bedelinin istirdadı istemine ilişkindir.
Dosyadaki bilgi ve belgelerden; davalı şirketin, Danıştay tarafından iptal edilen EPDK'nın düzenleyici işlemine (metodoloji) dayanarak, davacı adına tahakkuk ettirilen faturalar ile tüketilen enerji miktarı (kW) üzerinden nispi olarak .... bedeli tahsil ettiği, diğer taraftan davacının yıllık enerji tüketim miktarı dikkate alındığında serbest tüketici sıfatına haiz olduğu, bu durumda geçmişe etkili olarak ortadan kalkan düzenleyici işlem nedeniyle, davalı şirket tarafından geçiş döneminde fazladan tahsil edilen PSH bedelinin davacıya iadesi gerekeceği, istirdada konu alacak miktarının belirlenmesi noktasında hükme esas alınan bilirkişi raporunun denetime elverişli, ayrıntılı ve açıklayıcı, olduğu, uyuşmazlığın abonelik sözleşmesinden kaynaklanıyor olması nedeniyle uygulanması gereken zamanaşımı süresi 10 yıl olup, bu sürenin her bir faturanın tahsil edildiği tarihten itibaren başlayacağı, olduğu, abonelik sözleşmesinde yer alan hükmün içeriği dikkate alındığında alacağın avans faizi ile birlikte tahsiline karar verilmesinin yerinde bulunduğu anlaşılmakla, taraf vekillerinin temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun bulunan kararın onanmasına karar verilmiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 370/1 maddesi uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı bakiye temyiz harçlarının temyiz eden davalı fer'i müdahile yükletilmesine,
40.000,00 TL Yargıtay duruşma vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
02.12.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!