Anahtar kelimeler: Ceyhan Medenî Uğranılan Tazmini Ret Adana Kesinlik Şartı Eksiklikleri Birleştirilen
5. Hukuk Dairesi         ██████████ E.  ,  █████████ K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ : Adana Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi

SAYISI
: █████████ Esas, █████████ Karar
KARAR
: Esastan ret
İLK DERECE MAHKEMESİ
: Ceyhan 3. Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI
: ███████ Esas, ████████ Karar
Taraflar arasındaki uğranılan zararın 4721 sayılı Türk Medenî Kanunu’nun (4721 sayılı Kanun) 1007 nci maddesi uyarınca tazmini istemine ilişkin asıl ve birleştirilen davada yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince asıl ve birleştirilen davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davalı Hazine vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Asıl ve birleştirilen davada davacılar vekili dava dilekçelerinde özetle; Adana ili, ..., ... Mahallesinde 1959 yılında yapılan toprak tevzi çalışmalarında borçlanma sureti ile 52 tevzi parseli olarak Aralık 1959 tarih ve 152 nolu tapu ile davacıların mirasbırakanı ... oğlu ...'a verilen yerin, kadastro tespiti sırasında 295 parsel numarasını aldığını, ancak Hazine ve bir kısım şahıslar tarafından kadastro tespitine itiraz istemiyle açılan davada, Ceyhan Kadastro Mahkemesinin 11.12.2000 tarih ve ███████ Esas, ███████ Karar sayılı kararı ile dava konusu 295 parsel sayılı taşınmazın bir kısım davacılar adına tapuya tesciline karar verildiğini, işbu kararın temyiz incelemesinden geçerek kesinleştiğini, tapu kayıtları incelendiğinde, ... oğlu ...'ın ölümü ile taşınmazın mirasçılarına intikal ettiğini, ödemelerin kanuni süresi içinde ... oğlu ... tarafından Hazineye yapıldığını ileri sürerek davacıların mağduriyetinin giderilmesi amacıyla toprak tevzi yoluyla dağıtılan taşınmazın davacıların hisselerine karşılık gelen kısmının bugünkü bedelinin tahsilini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı Hazine vekili cevap dilekçesinde özetle; asıl ve birleştirilen davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; asıl ve birleştirilen davanın kabulüne ve belirlenen tazminat bedelinin 2.000,00 TL'sinin dava tarihinden; bakiyesinin ıslah tarihi olan 16.09.2022 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalı Hazineden tahsili ile davacılara veraset ilamındaki payları oranında ödenmesine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı Hazine vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davalı Hazine vekili istinaf dilekçesinde özetle; edinme tarihinde dava konusu taşınmaza dair tüm bilgilerin tapu kütüğüne işlendiğini, davacıların iyiniyetli olmadığını, davanın reddi gerektiğini, belirlenen tazminat miktarının ve davacılar lehine takdir edilen vekâlet ücretinin fazla olduğunu ileri sürerek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; Adana ili, ..., ... Mahallesinde 1959 yılında yapılan toprak tevzi çalışmalarında borçlanma sureti ile 52 tevzi parseli olarak Aralık 1959 tarih ve 152 nolu tapu ile davacıların murisi ...'a verilen taşınmazın, kadastro tespiti sırasında 295 parsel numarasını aldığı, ancak Hazine ve bir kısım şahıslar tarafından kadastro tespitine itiraz istemiyle açılan davada, Ceyhan Kadastro Mahkemesinin 11.12.2000 tarih ve ███████ Esas, ███████ Karar sayılı kararı ile dava konusu 295 parsel sayılı taşınmazın dava dışı üçüncü şahıslar adına tapuya tesciline karar verildiği, işbu kararın temyiz incelemesinden geçerek kesinleştiği, eldeki davanın süresinde açıldığı, kuru tarım arazisi niteliğindeki dava konusu taşınmaza net gelir metoduna göre buğday ve ayçiçeği ürünleri münavebeye esas alınıp % 5 oranında kapitalizasyon faizi uygulanması suretiyle değer tespitinde bir isabetsizlik görülmediği, İlk Derece Mahkemesi kararının usul ve kanuna uygun olduğu gerekçesiyle davalı Hazine vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı Hazine vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalı Hazine vekili temyiz dilekçesinde özetle; davalı Hazinenin sorumluluğuna gidilemeyeceğini, davanın reddi gerektiğini, davacı yanın tapu kaydı ile dava konusu taşınmazın mevki ve hudut itibarıyla birbiriyle uyuşmadığını, davayı kabul anlamına gelmemekle birlikte, hükme esas alınan bilirkişi raporunun hatalı olup rapora karşı itirazlarının karşılanmadığını, edinme tarihinde taşınmaza ilişkin tüm bilgilerin tapu kütüğüne işlendiğini, davacıların iyiniyetli olmadığını, belirlenen tazminat miktarı ile davacılar lehine takdir edilen vekâlet ücretinin yüksek olduğunu ileri sürerek kararın asıl ve birleştirilen dava yönünden bozulmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, asıl ve birleştirilen davada 4721 sayılı Kanun'un 1007 nci maddesi uyarınca tazminat istemine ilişkindir.
2. Değerlendirme
1. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 18.11.2009 tarihli ve 2009/4 - 383 Esas, ████████ Karar sayılı kararında tapu işlemlerinin kadastro tespit işlemlerinden başlayarak birbirini takip eden işlemler olduğu, tapu kütüğünün oluşumu aşamasındaki kadastro işlemleri ile tapu işlemleri bir bütün oluşturduğundan bu kayıtlarda yapılan hatalardan 4721 sayılı Kanun'un 1007 nci maddesi anlamında Devletin sorumlu olduğunun kabulünün gerektiği, Devletin sorumluluğunun kusursuz sorumluluk olduğu, bu işlemler nedeniyle zarar görenlerin 4721 sayılı Kanun'un 1007 nci maddesi gereğince zararlarının tazmini için Hazine aleyhine adlî yargıda dava açabilecekleri belirtilmiştir.
3. 4721 sayılı Kanun'un 1007 nci maddesi uyarınca kabul edilen Devletin sorumluluğu, tapu sicilinin önemi ve kişilerin bu sicile olan ... duygularını sağlamak bakımından aynî hakkının saptanması, herkese açık tutulmasında tekel hakkı sağlayan bir sicil olması esasına dayanmaktadır. Bu sorumluluk, asıl ve nesnel (objektif) bir sorumluluk olduğundan zarara uğrayan zararının ödetilmesini doğrudan Devletten isteyebilir.
4. 4721 sayılı Kanun'un 1007 nci maddesi gereğince açılan davalarda, tapu kaydının iptali nedeniyle tapu sahibinin oluşan gerçek zararı neyse tazminatın miktarı da o kadar olmalıdır. Gerçek zarar, tapu kaydının iptali nedeniyle tapu malikinin mal varlığında meydana gelen azalmadır. Tazminat miktarı zarar verici eylem gerçekleşmemiş olsaydı zarar görenin mal varlığı ne durumda olacak idiyse aynı durumun tesis edilebileceği miktarda olmalıdır. Zarara uğrayan kişinin gerçek zararı ise tazminat miktarının belirlenmesinde esas alınacak değerlendirme tarihine göre belirlenecek olup bu tarihe göre tapusu iptal edilen taşınmazın niteliği ve değeri belirlenmelidir. Taşınmazın niteliği arazi ise net gelir metodu yöntemi ile arsa vasfında ise değerlendirme gününden önceki özel amacı olmayan emsal satışlara göre hesaplanması suretiyle gerçek değer belirlenmelidir.
5. Dosyadaki bilgi ve belgelerden; Adana ili, ..., ... Mahallesinde 1959 yılında yapılan toprak tevzi çalışmalarında borçlanma sureti ile 52 tevzi parseli olarak Aralık 1959 tarih ve 152 nolu tapu ile davacıların murisi ...'a verilen dava konusu taşınmazın, kadastro tespiti sırasında 295 parsel numarasını alarak 25.05.1970 tarihinde davacıların murisi ... adına tespit gördüğü, Hazine ve bir kısım şahıslar tarafından kadastro tespitine itiraz istemi ile açılan davada, Ceyhan Kadastro Mahkemesinin 11.12.2000 tarih ve ███████ Esas, ███████ Karar sayılı kararı ile dava konusu taşınmazın bir kısım dava dışı şahıslar adına tapuya tesciline karar verildiği, işbu kararın temyiz incelemesinden geçerek 10.03.2020 tarihinde kesinleştiği, davacıların mülkiyet hakkının ihlal edildiği, eldeki asıl davanın 03.02.2022, birleştirilen davanın ise 16.03.2022 tarihinde 10 yıllık zamanaşımı süresi içinde açıldığı anlaşılmaktadır.
6. Kuru tarım arazisi niteliğindeki dava konusu taşınmaza net geliri esas alınarak değer biçilmesinde ve taşınmazın gerçek bedelinin 4721 sayılı Kanun’un 1007 nci maddesi gereğince davalı Hazineden tahsiline karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir.
7. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukukî ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere, istinaf aşamasında ileri sürülmeyen itirazların temyiz sebebi yapılamayacak olmasına, temyiz edenin sıfayına göre usul ve kanuna uygun olup temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Davalı Hazine vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Davalı Hazine harçtan muaf olduğundan harç alınmasına yer olmadığına,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,03.03.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!