Anahtar kelimeler: Malul Yolcu Motorlu Karıştığı Araçta Heyeti Karayolları Göremezlik Diş Avans
4. Hukuk Dairesi         █████████ E.  ,  █████████ K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi

SAYISI
: ████████ D.İş ████████ K
İtiraz Hakem Heyeti kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası bulunmayan aracın 17.10.2020 tarihinde karıştığı trafik kazası sonucunda araçta yolcu olan davacının yaralandığını ve malul kaldığını, davalıya başvuru yapılmasına rağmen zararın giderilmediğini belirterek HMK'nın 107. maddesi gereğince fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 5.000,00 TL sürekli iş göremezlik tazminatının temerrüt tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsilini talep etmiştir. Davacı vekili 11.10.2021 tarihli talep artırım dilekçesiyle talebini 201.701,63 TL'ye yükseltmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; başvurunun usulüne uygun olmadığını, maluliyet raporunun yönetmeliğe uygun düzenlenmediğini, kusur oranlarının şüpheye yer kalmayacak şekilde tespit edilmesi gerektiğini, müterafik kusur ve hatır taşıması indirimi yapılması gerektiğini, ...'nın temerrüdü bulunmadığını, ticari faiz talebinin reddi gerektiğini, vekalet ücretinin 1/5 oranında olması gerektiğini belirterek davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
III. UYUŞMAZLIK HAKEM HEYETİ KARARI
Uyuşmazlık Hakem Heyetinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile alınan kusur ve hesap bilirkişi raporu gözetilerek davanın kabulü ile 201.701,63 TL sürekli iş göremezlik tazminatının 25.06.2021 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte ...'dan tahsili ile davacıya ödenmesine karar verilmiştir.
IV. İTİRAZ
Uyuşmazlık Hakem Heyetinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekilince itiraz edilmesi üzerine; İtiraz Hakem Heyetinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile itirazın reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili temyiz dilekçesinde; başvuru şartının yerine getirilmediğini, davacı soruşturma aşamasında şikayetinden vazgeçtiğinden tazminat hakkından da vazgeçtiğini, maluliyet raporunun mevzuata uygun olmadığını, geçici iş göremezlik tazminatının teminat dışında olduğunu, davacı tarafından Sigorta Tahkim Komisyonuna yapılan 2021.E.127219 sayılı başvuruda hükmedilen geçici iş göremezlik tazminatının işbu davada hesaplanan tazminattan düşülmesi gerektiğini, yargılama sırasında alınan bilirkişi raporunda aynı süre için tazminat hesabı yapıldığını, SGK tarafından herhangi bir ödeme yapılıp yapılmadığının araştırılarak ödeme yapılması halinde hesaplanan tazminattan tenzil edilmesi gerektiğini, kusur oranı konusunda çelişki bulunduğunu, istiap haddinin aşılması ve yolcuların emniyet kemerinin takılı olmaması nedeniyle müterafik kusur indirimi yapılması gerektiğini, tazminat hesabında TRH 2010 Yaşam Tablosunun ve %1,8 teknik faizin kullanılması gerektiğini, vekalet ücretinin 1/5 oranında olması gerektiğini belirtmiştir.
B. Gerekçe
Uyuşmazlık, Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası bulunmayan aracın karıştığı trafik kazası sorucu yaralanıp malul kalan davacı yolcunun sürekli iş göremezlik tazminatı talebine ilişkindir.
1-Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre, davalı vekilinin aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2-Haksız fiil sonucu çalışma gücünde kayıp olduğu iddiası ve buna yönelik bir talebin bulunması hâlinde, zararın kapsamının tespiti açısından sürekli iş göremezlik oranının doğru bir şekilde belirlenmesi zorunludur. Söz konusu belirlemenin, bağlı oldukları mevzuat uyarınca sağlık kurulu raporu vermeye yetkili hastaneler veya sağlık kuruluşları tarafından çalışma gücü kaybı olduğu iddia edilen kişide bulunan şikâyetler dikkate alınarak oluşturulacak uzman doktor heyetince kaza tarihinde yürürlükte bulunan mevzuata göre yapılması gerekir.
Somut olayda karara esas alınan ve ... ... Üniversitesi Sağlık Uygulama ve Araştırma Hastanesi Adli Tıp Anabilim Dalı tarafından düzenlenen 02.06.2021 tarihli sağlık kurulu raporunda, davacının trafik kazası sonrası yaralanmasına bağlı hipertrofik skar ve keloid nedeniyle %5, nöbet geçirme riski olan epilepsi nedeniyle %5 olmak üzere balthazard formülüne göre sürekli iş göremezlik oranı %10 olarak belirlenmiştir. Ancak davacıda oluşan skar izlerinin vücut yüzeyinin ne kadarını kapladığı belirtilmediği gibi davacının vücudunda oluşan yara izlerinin yeri ve niteliği ile belirlenen maluliyet oranı ile heyette uzman hekimin bulunmayışı göz önüne alındığında yönetmelikte belirlenen kriterleri karşılamadığı açıktır.
Bu durumda İtiraz Hakem Heyetince; davacıda oluşan arazlar dikkate alınarak kazaya ilişkin tüm tedavi evrakı eklenip (eksik varsa temini ile) dosyada bulunan sağlık kurulu raporları da irdelenmek ve bizzat muayene edilmek suretiyle ayrıca davacıda oluşan yara nedbesinin (skar) keloid veya hipertrofik skar niteliğinde olup olmadığı ve vücut yüzeyinin yüzde birinden fazla alanı kaplayıp kaplamadığı hususlarına dikkat edilerek kaza tarihinde yürürlükte bulunan Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik hükümlerine uygun olarak ve yukarıda açıklandığı şekilde içerisinde nöroloji uzmanı ile plastik cerrahi uzmanının da bulunduğu davacının yerleşim yerine en yakın üniversite hastanelerinin adli tıp anabilim dalı bölümlerinden rapor alınıp (kararın davacı tarafından temyiz edilmediği göz önüne alındığında davalının usuli kazanılmış hakları da gözetilerek) sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup kararın bozulması gerekmiştir.
3-Olay tarihi itibariyle yürürlükte olan 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu’nun 21. maddesinin dördüncü fıkrasında, “İş kazası, meslek hastalığı ve hastalık, üçüncü bir kişinin kusuru nedeniyle meydana gelmişse sigortalıya ve hak sahiplerine yapılan veya ileride yapılması gereken ödemeler ile bağlanan gelirin başladığı tarihteki ilk peşin sermaye değerinin yarısı, zarara sebep olan üçüncü kişilere ve şayet kusuru varsa bunları çalıştıranlara rücu edilir.” düzenlemesine yer verilmiştir.
Somut olayda; dosyada yer alan bilgi ve belgelerden davacının yolcu konumunda bulunduğu kazaya karışan aracın davacının çalıştığı işyerine ait işyeri servisi olduğu ve kazanın iş çıkışı eve dönüş yolunda meydana geldiği bu durumda dava konusu olayın aynı zamanda iş kazası niteliğinde olduğu anlaşılmış, İtiraz Hakem Heyetince bu hususta bir araştırma yapılmamıştır.
Şu durumda, davaya konu kazada davacının yaralanması nedeniyle iş kazasına dayalı herhangi bir inceleme yapılıp yapılmadığı, olayın iş kazası olarak kabul edilmiş olması hâlinde davacıya ödeme yapılıp yapılmadığı, yapılan ödemenin miktarı ve niteliği (iş kazası sigorta kolundan olup olmadığı) ile ilk peşin sermaye değeri tutarının ne olduğu, rücuya tabi olup olmadığı hususlarının SGK’dan sorulması, dayanak ödeme belgelerinin temin edilmesi, rücuya tabi ödeme bulunması hâlinde ilk peşin sermaye değeri tutarlarının indirilmesiyle tazminatın hesaplanması için ek rapor alınması ve oluşacak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken eksik incelemeyle karar verilmesi doğru değildir. Kararın açıklanan nedenle bozulması gerekmiştir.
4-Dosya kapsamından aynı trafik kazası nedeniyle Sigorta Tahkim Komisyonu'nun 2021.E.127219 sayılı dosyasında davacının geçici iş göremezlik tazminatı talep ettiği ve davacı lehine geçici iş göremezlik tazminatı hesaplandığı anlaşılmıştır.
Eldeki davada ise davacı sürekli iş göremezliği yönünden tazminat talebinde bulunmuş, hükme esas alınan hesap bilirkişi raporunda, davacının sürekli iş göremezliğine ilişkin işlemiş bilinen dönemi, kaza tarihi olan 17.10.2020'den itibaren başlatılarak sürekli iş göremezlik tazminatı hesaplanmış ve davanın kabulüne karar verilmiştir. Ne var ki davacı lehine daha önce açtığı davada geçici iş göremezlik tazminatı talep edildiği gözetildiğinde varılan sonuç, sebepsiz zenginleşmeye neden olacağından, karar hatalı olmuştur.
Bu sebeple; davacının geçici iş göremezlik süresi kaza gününden itibaren 6 ay olduğundan, sürekli iş göremezlik tazminatının bu tarihin bitiminden itibaren hesaplanması gerekirken, belirtilen sürenin de hesaba dahil edilerek karar verilmesi bozmayı gerektirmiştir.
5-6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun (TBK) 52. maddesi uyarınca zarar gören, zararı doğuran fiile razı olmuş veya zararın doğmasında ya da artmasında etkili olmuş yahut tazminat yükümlüsünün durumunu ağırlaştırmış (müterafik kusur hâli söz konusu) ise hâkim, tazminatı indirebilir veya tamamen kaldırabilir. Müterafik kusura ilişkin savunma bir def’i olmadığından bu yönde bir savunma olmasa da resen dikkate alınması gerekir.
Somut olayda, davacının yolcu olduğu işyeri servis sürücüsünün kaza tarihinde 18 yaşından küçük olduğu anlaşılmaktadır. Aynı işyerinde çalışan davacının, sürücünün kaza anında ehliyetsiz olduğunu bilmemesi hayatın olağan akışına aykırıdır. Bu durumda davacının ehliyetsiz araç kullanan sürücünün aracına bilerek binmesi nedeniyle Daire’nin uygulamaları da dikkate alınarak TBK’nın 52. maddesi uyarınca %20 oranında tazminattan müterafik kusur indirimi yapılarak karar verilmesi gerekirken indirim yapılmaması doğru değildir.
6- Sigorta tahkim yargılamasında hükmedilecek vekalet ücreti ile ilgili olarak;
5684 sayılı Sigortacılık Kanunu'nun █████. Sigortacılıkta Tahkime İlişkin Yönetmelik’in █████. Avukatlık Asgarî Ücret Tarifesi (AAÜT)’nin 17/2. maddeleri bir bütün olarak yorumlandığında tarafların avukat ile temsil edildiği hâllerde, taraflar aleyhine hükmedilecek vekâlet ücretinin, her iki taraf için de AAÜT’de yer alan asliye mahkemelerinde görülen işler için hesaplanan vekâlet ücretinin beşte biri olarak hükmolunması gerektiği anlaşılmaktadır.
Bu itibarla; Hakem Heyetince davacı lehine hükmedilecek vekâlet ücretine ilişkin olarak anılan mevzuat uyarınca maktu vekâlet ücretinin altında kalmamak kaydıyla asliye mahkemelerinde görülen işler için hesaplanan vekâlet ücretinin 1/5’i oranında vekâlet ücreti yerine nispi ve tam vekâlet ücretine hükmedilmesi doğru olmamıştır.
VI. KARAR
1.Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının REDDİNE,
2.Yukarıda (2), (3), (4), (5) ve (6) numaralı bentlerde açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile temyiz olunan İtiraz Hakem Heyeti kararının BOZULMASINA,
Peşin alınan temyiz harcının istek halinde davalıya iadesine,
Dosyanın mahkemeye gönderilmesine,09.02.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!