Anahtar kelimeler: Konusualacak Vadelerinde Giriştiğini Edememesi Satımdan Denizli Niyetli Yazim Kötü Görüşü

T.C.
ANTALYABÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ11. HUKUK DAİRESİKARAR TARİHİ
:█████/2026T Ü R K M İ L L E T İ A D I N AB Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R IİNCELENEN KARARINMAHKEMESİ
:Denizli 1. Asliye Ticaret MahkemesiKARAR TARİHİ
:█████/2020DAVANIN KONUSU
:Alacak (Ticari Satımdan Kaynaklanan)GEREKÇELİ KARARYAZIM TARİHİ
:█████/2026İlk Derece Mahkemesinin kararı ve dosya içerisinde bulunan belgeler okunup incelendi.Üye hakimin görüşü değerlendirildi.GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
:DAVACININ İDDİALARININ ÖZETİ
:Davacı vekili; davacı şirket ile davalı şirket arasında ticari ilişki bulunduğunu, davacı şirketin davalı şirketten alacaklı olup alacağını vadelerinde tahsil edememesi sebebiyle fatura bedelleri üzerinden Denizli 5. İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyası ile icra takibine giriştiğini, davalı şirketin haksız ve kötü niyetli olarak yetki itirazında bulunduğunu ve aynı gün asıl alacak tutarındaki bedeli davacı şirketin banka hesabına ödediğini, iki şirket arasındaki alım-satım akdinin bedel kısmının USD üzerinden vade tarihindeki kur üzerinden TL olarak ödeneceğini, davalı şirketin,█████/2015 tarihli ... nolu fatura bedelini █████/2015 tarihinde,█████/2015 tarihli ... nolu fatura bedelini █████/2015 tarihinde, █████/2015 tarihli ... nolu fatura bedelini █████/2015 tarihinde, █████/2015 tarihli ... nolu fatura bedelini █████/2015 tarihinde, █████/2015 tarihli ... nolu fatura bedelini █████/2015 tarihinde, █████/2015 tarihli ... nolu fatura bedelini █████/2016 tarihinde ödemesi gerekirken davacı şirket tarafından icra takibine geçilmesi üzerine yetki itirazında bulunmak suretiyle ödediğini, taraflar arasındaki anlaşmanın döviz üzerinden yapıldığını, buna ilişkin olarak davalı şirket çalışanı ...'ın ... adresinden davacı şirketin ... adresine gönderdiği mailde █████/2016 kur çalışması adı altında kur farkı alacağına yönelik tabloyu gönderdiğini, buna göre taraflar arasında kesin vadenin kararlaştırıldığını, davalı şirketin borcunu ödemesi gereken vadelerde ödemediğini, sadece fatura bedeli üzerinden bir ödeme yaptığını, davalı şirketin vadesinde ödeme yapmaması nedeniyle davacı şirketin fiiili ödeme gününde TL'nin USD karşılığında değerlenmesi sonucu 25.054,23 TL zarara uğradığını, yine davacı şirketin kur farkından dolayı 3.347,25 TL davalı şirketten alacağının bulunduğunu, davacının bu alacakları için █████/2016 tarihli ... yevmiye nolu kur farkı konulu 3.347,25 TL bedelli ve █████/2016 tarihli ... yevmiye nolu kur zararı konulu 25.054,23 TL bedelli faturaları tanzim edip davalı şirkete gönderdiğini, davalı şirketin bu faturalara kötü niyetli olarak itiraz ettiğini belirterek oluşan zararların yasal faizi ile birlikte tazminine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.DAVALININ SAVUNMALARININ ÖZETİ
:Davalı vekili; öncelikle süre uzatım dilekçesinde yetki itirazında bulunmuş ayrıca cevap dilekçesinde dava konusu olayda davacı şirket ile davalı şirket arasında ticari ilişkiden kaynaklanan bir cari hesap olduğunun doğru olduğunu, ancak davacı tarafın █████/2016 tarihli ... yevmiye nolu kur farkı konulu 3.347,25 TL bedelli ve █████/2016 tarihli ... yevmiye nolu kur zararı konulu 25.054,23 TL bedelli fatura düzenleyip bunun tazminini istemesinin kabul edilemeyeceğini, davacı firmanın gerekli tüm hesaplamaları yaptıktan sonra alacağın 405.261,93 TL olduğunu belirlediğini ve bu miktar üzerinden █████/2016 tarihinde ... E. sayılı dosya ile icra takibi başlattığını, Söke 2. Noterliği'nden gönderdikleri █████/2016 tarih ve ... yevmiye nolu ihtarnamelerinde belirttikleri üzere █████/2016 tarihinde davacı tarafça 405.261,93 TL olarak hesaplanan miktarın ödendiğini ve bakiyelerinin sıfırlanarak cari hesabın kapatıldığını, daha sonra "Denizli 5. İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyası ferileri için" adı altında talep edilen 33.990,93 TL'nin █████/2016 tarihinde taraflarınca davacı firma hesabına yatırıldığını, ancak davacı tarafın fazlaya ilişkin haklarını saklı tutmamalarına ve bütün anapara ile ferileri adı altındaki fatura bedellerini aynen ödemelerine rağmen kur farkı ve kur zararı gibi farklı adlar altında taraflarına fatura bedellerinin gönderilmeye devam edildiğini, gönderilen kur zararı veya kur farkı konulu ve hiçbir kanuna ya da yasal sözleşmeye dayanmayan bu fatura bedellerine yasal süresi içerisinde itiraz ettiklerini ve bu faturaları iade ettiklerini, davacı firmaya davalı şirketin herhangi bir borcunun bulunmadığını belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ
:Mahkemece; "Taraflar arasında ticari ilişki bulunduğu bu nedenle bir cari hesap olduğu ve alacağın yabancı para üzerinden kararlaştırıldığı husunda ihtilaf bulunmamaktadır. Mahkememizce hükme esas alınan bilirkişi ...'ın gerekçeli raporuna göre taraflar arasında kur farkından doğan alacak hususunda ticari teamül oluştuğu tespit edildiği gibi emsal nitelikteki bir çok Bölge Adliye Mahkemesi kararında ''Sözleşmenin yabancı para cinsinden yapıldığı hallerde yabancı para üzerinden kurulan temel ilişkinin dayanağı fatura tarihindeki kur ile ödeme tarihindeki kur arasındaki farkın istenebilmesi için taraflar arasında böyle bir uygulama ya da ticari teamül dahi aranmayacağı kur farkının talep edilebileceği'' belirtilmektedir.( İstanbul BAM 14. Hukuk Dairesi █████████ Esas ████████ Karar , Antalya BAM 11. Hukuk Dairesi █████████ Esas ████████ Karar) buna göre kur farkı alacağı talebi taraflar arasındaki sözleşmede bu konuda bir hüküm bulunmasına ya da akdi ilişkinin yabancı para cinsinden kurulmasına bağlıdır. Dava konusu dosyada kur farkına ilişkin taraflar arasında sözleşme bulunmadığı ancak davalı tarafın davacı tarafından kesilmiş kur farklarına ait faturalara daha önce itirazda bulunmadığı ve cari hesabın bu şekilde uygulandığı ayrıca akdi ilişkininde USD üzerinden yapıldığı buna göre davacının takibe konu faturaların ödeme tarihi olan █████/2016 tarihi itibari ile oluşan 3.912,56 TL kur farkı zararını talep etmekte haklı olduğu kanaatine varılmıştır.Davacı tarafın faturaların vadesinde ödenmemesi nedeniyle gecikme tazminatı talebi hakkında ise; hükme esas alınan bilirkişi raporunda belirtildiği gibi her ne kadar davacı taraf defter ve kayıtlarının incelenmesinde vade ile ilgili ticari teamül oluştuğu tespit edilememiş ise de davalı tarafından üretilen '' dövizli hareket dökümü'' başlıklı e-mailin davacı tarafça kayıtlara geçirilen vade tarihleri ile aynı olduğu buna göre taraflar arasındaki vade yönünden bu faturalar için zımni vade sözleşmesi yapıldığını kabul etmek gerektiği bu nedenle davacının 25.054,26 TL gecikme nedeni ile alacağı bulunduğu, 3.912,56 TL kur farkı alacağı da eklendiğinde toplam talep edilebilir alacağı her ne kadar 28.966,82 TL olarak hesaplanmış ise de, davacı tarafın talebi ile bağlı kalınarak 28.371,48 TL alacağın yine talebe göre dava tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsil etmek gerektiği" gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ
:İlk Derece Mahkemesi'nce verilen karara karşı, davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuş; istinaf dilekçesinin tebliği üzerine davacı tarafça da katılma yoluyla istinaf başvurusunda bulunulmuştur.Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; gerekçeli karar oluşturulurken dosya içerisinde bulunan delillerin eksik incelendiğini ve yanlış değerlendirme neticesinde karar verildiğini, kendi hesabına ödenen 33.990,93-TL'nin içeriğinde 1.557,92 TL işlemiş faiz vade farkının bulunduğunu beyan ettiğini, ancak karara dayanak yapılan bilirkişi raporunda bilirkişinin bu paranın dava konusu uyuşmazlıkla bir ilgisi bulunmadığını beyan ettiğini, bunun yanlış olduğunu, vade farkının ana paranın geç ödenmesi nedeni ile davacı vekili tarafından kendilerine bildirilen hesap dökümü neticesinde ödendiğini, dava konusu uyuşmazlıkla ilgisinin bulunduğunu, ödenen vade farkının dosya içerisindeki bilirkişiler ve Mahkeme tarafından hesaplamalarda dikkate alınmadığını, bu önemli eksiklik nedeniyle ulaşılan sonucun hatalı olduğunu, bilirkişilerin davacı kayıtları üzerinde yaptıkları incelemelerde müvekkillerinin uyuşmazlıktan önceki dönemde bazı kur farkı faturalarını ödemiş olmasının taraflar arasında bu hususta bir teamül oluşturulabileceğini belirttiklerini, ancak yine bilirkişi ...'ın davacının ticari defter kayıtlarını incelemesi neticesinde davacının müvekkilinine iade ettiği █████/2016 tarihli 16.380,37 TL ile █████/2016 tarihli 10.436,69 TL bedelli vade farkı faturalarını iade kabul ederek kayıtlarında davalının carisinden düştüğünü tespit ettiğini, bu durumda davacının da müvekkilinin yapmış olduğu vade farkı itirazını kabul ettiği sonucunu ortaya koyduğunu, bu husus Mahkeme tarafından dikkate alınmayarak vade farkına hükmedildiğini, Mahkemenin gerekçeli kararında taraflar arasındaki ticari ilişkinin döviz üzerinden yapıldığını kabul etmesi halinde ödemenin gecikmesinden kaynaklanan kur farkı zararını kabul etmesi yanında Türkiye'de dövize uygulanan gecikme faizi üzerinden hesap yapması gerektiğini, alacağın Türk Lirası üzerinden yapıldığı kabul edilirse bu durumda Türk Lirasına uygulanan gecikme faizi üzerinden hesap yaparak gecikme faizine hükmetmesi gerektiğini, ancak Mahkemenin Türk Ticaret Hukuku'na ve uygulamasına aykırı olarak taraflar arasındaki ticari ilişkiyi hem döviz üzerinden yapılmış gibi kur farkı zararı olarak 3.912,56-TL ve ayrıca ticari ilişki Türk Lirası üzerinden yapılmış gibi Türk Lirasına uygulanan vade farkı oranından hesaplanan 25.054,26 TL vade farkının her ikisini kabul ederek toplam 28.371,48-TL'ye hükmettiğini, Mahkemenin bu kabul ettiği zararlardan birisine hükmetmesi gerekirken her ikisine hükmetmesinin yanlış olduğunu, bu nedenle Yerel Mahkeme kararının kaldırılması gerektiğini, Mahkemenin kararında gerekçe kısmı ile hüküm kısmı arasında çelişki bulunduğunu, kararın gerekçe kısmının son paragrafında "hükme esas alınan bilirkişi raporunda belirtildiği gibi her ne kadar davacı taraf defter ve kayıtlarının incelenmesinde vade ile ilgili ticari teamül oluştuğu tespit edilememiş ise de" diyerek bir taraftan teamül oluşmadığını kabul etmiş ise de hüküm kısmında ticari teamül oluşmuş gibi hüküm kurduğunu istinaf sebepleri olarak ileri sürmüştür.Davacı vekili katılma yoluyla istinaf dilekçesinde özetle;Yerel Mahkemenin gerekçeli kararında davacı tarafın alacağının dava tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline şeklinde hüküm kurduğunu, ancak taraflar arasındaki yasal faizin ticari temerrüt faizi olduğunu ve Yerel Mahkemenin hükmünde de yasal faiz yerine ticari temerrüt faizi olarak geçirilmesi gerektiğini, müvekkili şirket ... San. Tic. ve Pazarlama Ltd. Şti. ile davalı şirket ... San. ve Tic. A.Ş. arasındaki ilişkinin ticari bir ilişki olduğunu, ticari nitelikte olmayan işlerde uygulanacak olan faize, adi faiz denildiğini, ticari nitelikte olan işlere uygulanacak faize ise, ticari işlerde faiz denildiğini, bu davaya konu olay açısından bakıldığında taraflar arasındaki işlemin, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 1530. madde kapsamında belirtilen ticari işletmeler arasında mal ve hizmet tedariki amacıyla yapılan işlemler kapsamında olduğunu, bu işe uygulanacak faizin ticari faiz olduğunu, ticari işlerde yasal temerrüt faizi oranının, TC Merkez Bankası'nın uyguladığı faiz oranına bağlandığını, ticari işlerde yasal temerrüt faizinin 3095 Sayılı Kanun'un 2/2. fıkrasında yer alan ticari temerrüt faizi olduğunun kanun hükmü gereği olduğunu, söz konusu kanun uyarınca ticari ilişkilerde kanuni faizin ticari temerrüt faizi olduğunu, yine aynı kanun uyarınca sadece "faiz", "kanunî faiz" veya "nizami faiz" gibi ifadeler kullanılmışsa Mahkemenin TCMB'nin önceki yılın 31 Aralık günü avanslar için uyguladığı faiz oranının uygulanacağını ve bu faizin ticari temerrüt faizi olduğunu, buna göre Yerel Mahkeme'nin kararında ticari temerrüt faizine hükmetmesi gerekirken, kararında yasal faize hükmedilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu istinaf sebepleri olarak ileri sürmüştür.DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE
:6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 341 ve devamı maddeleri uyarınca ve özellikle istinaf incelemesinin kapsamının öngörüldüğü 355. maddeye göre re'sen gözetilecek kamu düzenine aykırılık halleri dışında istinaf incelemesi istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılır. Dairemizce de istinaf incelemesi bu çerçevede yapılmıştır.Yargılamada ileri sürülen iddia ve cevaplar, mevcut deliller ve tüm dosya üzerinde yapılan inceleme neticesinde;Dava; taraflar arasındaki ticari ilişkiden kaynaklanan gecikme tazminatı ve kur farkı alacağı talebine ilişkindir.Mahkemece yukarıda yazılı gerekçeyle, davanın kabulüne karar verilmiştir.Davalı tarafın istinaf istemi yönünden yapılan değerlendirmede;Taraflar arasında ticari ilişki bulunduğu bu nedenle bir cari hesap olduğu ve alacağın yabancı para üzerinden kararlaştırıldığı hususunda ihtilaf bulunmadığı, dosya kapsamında kur farkına ilişkin taraflar arasında yapılmış bir sözleşme bulunmadığı ancak davalı tarafın davacı tarafından kesilmiş kur farkı faturalarına daha önce itirazda bulunmadığı ve cari hesabın bu şekilde uygulandığı, ayrıca akdi ilişkininde USD üzerinden yapıldığı,Yerel Mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporunda da tespit edildiği üzere taraflar arasında kur farkından doğan alacak hususunda ticari teamül bulunduğu, buna göre davacının takibe konu faturaların ödeme tarihi olan █████/2016 tarihi itibari ile oluşan 3.912,56 TL kur farkı zararını talep etmekte haklı olduğu, davacı tarafın faturaların vadesinde ödenmemesi nedeniyle gecikme tazminatı talebi yönünden ise Mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporunda da belirtildiği üzere vade farkına ilişkin bir kısım iade faturalarının davacı tarafça kabul edilip deftere işlenmesi nedeniyle taraflar arasında vade ile ilgili ticari teamül oluştuğu kabul edilemeyecek ise de bizzat davalı tarafından davacıya gönderilen ''dövizli hareket dökümü'' başlıklı e-mailde belirtilen vade tarihlerinin davacı tarafça kayıtlara geçirilen vade tarihleri ile aynı olduğu nazara alındığında taraflar arasında vade yönünden bu faturalar için vade sözleşmesi yapıldığının kabulü gerektiği, bu durumda davacının gecikme nedeniyle 25.054,26 TL alacağının bulunduğu, Yerel Mahkemece davacı tarafın talebiyle bağlı kalınarak alacağa hükmedilmesinde de bir isabetsizlik bulunmadığı, davalı vekili, davacı tarafa ödenen 33.990,93-TL'nin içerisinde vade farkının da bulunduğunu iddia etmiş ise de bu paranın dava konusu uyuşmazlıkla bir ilgisinin bulunmadığı , hükmün gerekçesinde herhangi bir çelişkinin de bulunmadığı anlaşılmış olmakla davalı tarafın istinaf itirazları yerinde görülmemiştir.Davacı tarafın katılma yoluyla istinaf istemi yönünden yapılan değerlendirmede ise;Davacı vekili Yerel Mahkemece ticari temerrüt faizine hükmedilmesi gerekirken, yasal faize hükmedilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu ileri sürülmüş ise de; davacı tarafça dava dilekçesinde açıkça yasal faiz talep edildiği görülmekle Mahkemece talebe göre dava tarihinden itibaren yasal faize hükmedilmesinde herhangi bir isabetsizlik bulunmadığı anlaşılmış olmakla davacı vekilinin istinaf itirazları da yerinde görülmemiştir.Sonuç olarak; 6100 sayılı HMK'nın 359/3. maddesi uyarınca; dosya kapsamındaki yazı, belge ve bilgiler, yasaya uygun gerektirici nedenler, İlk Derece Mahkemesi kararının gerekçesinde dayanılan delillerle, delillerin tartışılması sonucu maddi olay ve hukuki değerlendirmede usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığı, HMK'nın 355/1. maddesi gereği inceleme istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılmakla, re'sen gözetilmesi gereken kamu düzenine herhangi bir aykırılığın da bulunmadığı, kararın usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu, bu itibarla her iki tarafın istinaf itirazlarının yerinde olmadığı anlaşıldığından davacının ve davalının istinaf başvurularının HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ayrı ayrı esastan reddine karar vermek gerektiği sonuç ve kanaatine varılarak aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.HÜKÜM
:Gerekçeleri yukarıda açıklandığı üzere;1-Davacının ve davalının İlk Derece Mahkemesi kararına ilişkin istinaf başvurularının HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ayrı ayrı ESASTAN REDDİNE,2-Davacının istinaf başvurusu açısından Harçlar Kanunu'na bağlı tarife uyarınca alınması gereken 732,00 TL istinaf karar harcından peşin alınan 80,70 TL harcın mahsubuyla bakiye 651,30 TL istinaf karar harcının davacıdan tahsiliyle HAZİNEYE GELİR KAYDINA,3-Davalının istinaf başvurusu açısından Harçlar Kanunu'na bağlı tarife uyarınca alınması gereken 1.938,06 TL istinaf karar harcından peşin alınan 485,40 TL harcın mahsubuyla bakiye 1.452,66 TL istinaf karar harcının davalıdan tahsiliyle HAZİNEYE GELİR KAYDINA,4-Taraflarca istinaf başvurusu nedeniyle yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerlerinde BIRAKILMASINA,5-İstinaf incelemesi dosya üzerinden yapıldığından taraflar lehine istinaf vekalet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA,6-Kullanılmayan istinaf gider avansının 6100 Sayılı HMK'nın 333. maddesi uyarınca ilgilisine İADESİNE,7-Kararın İlk Derece Mahkemesince taraflara TEBLİĞİNE,Dair; dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, 6100 Sayılı HMK'nın 362/1-a. maddesi uyarınca miktar itibariyle kesin olmak üzere oybirliğiyle karar verildi. █████/2026...