Anahtar kelimeler: Süreç Taksirle Görüşü Hukukî İsteklerinin Öldürme Neticesinde Cmukun Geçildi Cezalandırılmalarına

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SAYISI
: ████████ Esas, ████████ KararSUÇ
: Taksirle öldürmeHÜKÜM
: MahkûmiyetTEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ
: OnamaSanıklar hakkında Dairemizin bozma kararı üzerine kurulan hükmün; sanıklar ... ve ... müdafii, sanık ... müdafii, sanık ... tarafından temyizi üzerine yapılan ön inceleme neticesinde 1412 sayılı CMUK'un 317. maddesindeki temyiz isteklerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle, işin esasına geçildi, gereği düşünüldü:I. HUKUKÎ SÜREÇYerel Mahkemece sanıklar hakkında taksirle öldürme suçundan ayrı ayrı, 5237 sayılı TCK'nın 85/1, 62/1, 50/1-a, 52/2-4 maddeleri gereğince 12.100,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmalarına karar verilmiş, sanıklar ... ve ... müdafii, sanık ... müdafii, sanık ... ile katılan vekilinin temyizi ile Dairemizin bozma kararı üzerine sanıklar hakkında taksirle öldürme suçundan ayrı ayrı, 5237 sayılı TCK'nın 85/1, 22/3, 62/1, 50, 52/2-4 maddeleri uyarınca 16.100,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmalarına karar verilmiş, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca onama kararı verilmesi görüşünü içeren Tebliğname ile dava dosyası Daireye tevdi edilmiştir.II. TEMYİZ SEBEPLERİSanıklar ... ve ... müdafinin temyiz istemi; savunma hakkının kısıtlandığına, kusur tayinine, şüpheden sanık yararlanır ilkesinin ve masumiyet karinesinin sanıklar lehine uygulanmadığına, suçun unsurlarının oluşmadığına, bilinçli taksir hükümlerinin uygulanmasına vesaire ilişkindir.Sanık ... müdafinin temyiz istemi; sanığın olayın meydana gelmesinde kusurunun bulunmadığına, illiyet bağına, CMK'nın 231 maddesinin uygulanmamasına vesaire ilişkindir.Sanık ...'in temyiz istemi; eksik inceleme ile karar verildiğine, mahkûmiyete yeterli delil bulunmadığına vesaire ilişkindir.III. OLAY VE OLGULARYerel Mahkemece, dosyada mevcut belge ve bilgiler, soruşturma ve kovuşturma evrelerinde alınan beyanlarla birlikte dikkate alınarak yapılan değerlendirmede; resmi kayıtlarda ... İnşaat çalışanı olarak görünen inşaat işçisi ...'un kazanın meydana geldiği inşaatın 4. katında balkon çıkıntısının kalıplarını sökerken düştüğü ve sonrasında öldüğü, kazanın meydana geldiği inşaatın müteahhidinin ... İnşaat sahibi ve yetkileri olan sanıklar ... ve ... olduğu, inşaatın kalıp ve demir işçiliği için sanık ...'ın sahibi olduğu ... İnşaat şirketi ile sözleşme yapıldığı, sözleşme ile taraflardan birisinin sorumluluğunun kalkmadığı, her iki şirket yetkililerinin sorumluluklarının devam ettiği, sanık ...'in ise ... İnşaatın iş güvenliği uzmanı olduğu olayda; ölen işçinin çalışırken kemerini güvenlik ipine bağlamadığı, çalıştığı balkonun etrafında düşmeyi engelleyici file ve güvenlik ağı olmadığı, alt katlarda da düşmeye karşı platformlar yapılmadığı, işçi sağlığı ve güvenliği ile ilgili hususlarda işçi eğitimlerinin usulünce yapılmadığı tespit edilerek kazanın meydana gelmesinde ölen işçinin asli, sanıkların tali kusurlu oldukları kanaatine varılmış olup, maktul işçinin ilgili mevzuat hükümleri gereğince çok tehlikeli işte çalışabileceğine dair sağlık raporu alınmadığı, kendisine icra ettiği faaliyete uygun mesleki eğitimler verilmediği, yüksekte çalışmanın ehil kimsenin gözetimi altında yapılmasının sağlanmadığı anlaşıldığından sanıklar hakkında bilinçli taksir hükümleri de uygulanmak suretiyle taksirle öldürme suçundan ayrı ayrı mahkûmiyet kararı verilmiştir.IV. GEREKÇE ve KARARYargıtay Ceza Genel Kurulunun █████/2018 tarih, ████████ Esas, ███████ Karar sayılı ve █████/2018 tarih, ████████ Esas, ███████ Karar sayılı ilamlarında vurgulandığı üzere, sanıklar hakkında hükmolunan adli para cezasının ödenmemesi halinin infaz aşamasında değerlendirilmesi gerektiği dikkate alındığında, 5237 sayılı TCK'nın 52/4. maddesinin hatalı uygulanması bozma nedeni yapılmamıştır.TCK'nın 50/4. maddesinde, taksirli suçlardan dolayı hükmolunan hapis cezasının uzun süreli de olsa, diğer koşulların varlığı halinde adli para cezasına çevrilebileceği, ancak, bu hükmün, bilinçli taksir halinde uygulanmayacağı belirtilmiş olmasına karşın, meydana gelen olayda bilinçli taksirin koşullarının oluştuğu mahkemece de kabul edilen sanıklar hakkında tayin edilen uzun süreli hapis cezasının paraya çevrilmesi, temyiz edenlerin sıfatına göre bozma nedeni yapılmamıştır.Bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfının doğru biçimde belirlendiği anlaşılmakla, sanıklar ... ve ... müdafii, sanık ... müdafii, sanık ...'in yukarıda ilgili bölümde ileri sürdüğü bu kapsamdaki ve yerinde görülmeyen diğer temyiz sebeplerinin reddine, ancak;Sanıklar hakkında, tayin edilen uzun süreli hapis cezalarının adli para cezasına çevrilmesi sırasında uygulanan kanun maddesinin ve adli para cezasının belirlenmesine esas tam gün sayısının gösterilmemesi suretiyle TCK'nın 52/2-4. ve CMK'nın 232/6. maddelerine aykırı davranılması,Hukuka aykırı olup, açıklanan nedenle Denizli 2. Asliye Ceza Mahkemesinin kararına yönelik sanıklar ... ve ... müdafii, sanık ... müdafii, sanık ...'in temyiz istekleri yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı CMUK'un 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun’un 322. maddesi gereği hükmün (A-7), (B-7), (C-7), (D-7) paragrafları çıkarılarak yerlerine "Sanığa verilen hapis cezasının sanığın sosyal ve ekonomik durumu, suçun işlenmesindeki özellikler göz önüne alınarak TCK'nın 52/3. maddesi gereğince 805 gün adli para cezasına çevrilmesine, TCK'nın 50/4, 50/1-a ve 52/2-4 maddesi gereğince bir günlüğü taktiren 20,00 TL üzerinden paraya çevrilerek 16.100,00 TL adli para cezasına çevrilmesine,” cümlesinin yazılması suretiyle, hükmün, isteme aykırı olarak oy birliğiyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA,Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,14.01.2026 tarihinde karar verildi.