Anahtar kelimeler: Temsilcisi Kesinlik İdaresi Şartı Eksiklikleri Hazine Sayisi Orman Adliye Derece

MAHKEMESİ : ... Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesi
SAYISI
: ████████ E., ████████ K.İLK DERECE MAHKEMESİ
: ... 1. Asliye Hukuk MahkemesiSAYISI
: ███████ E., ████████ K.Taraflar arasındaki tescil davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince, davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.Kararın, davalılar Orman İdaresi vekili ve Hazine temsilcisi tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurularının kısmen kabulüne, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak yeniden hüküm kurulmak suretiyle davanın kısmen kabulüne ve kısmen reddine karar verilmiştir.Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davalılar Orman İdaresi vekili ve davalı Hazine temsilcisi tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:K A R A RDava konusu, ... ili ... ilçesi ... köyü çalışma alanında 766 sayılı Tapulama Kanunu'na göre 1962 yılında yapılan kadastro sırasında, teknik bilirkişi raporunda (A) harfi ile gösterilen taşınmaz bölümünün çay yatağı olduğu, teknik bilirkişi raporunda (B) harfi (B1, B2 ve B3) ile gösterilen taşınmaz bölümünün yamaç-taşlık olduğu gerekçesiyle tescil harici bırakıldığı, 3402 sayılı Kadastro Kanunu'na (3402 sayılı Kanun) göre 2017 yılında yapılarak kesinleşen orman kadastrosu ve 6831 sayılı Orman Kanunu'nun 3302 sayılı 31.08.1956 tarihli ve 6831 Sayılı Orman Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'la değişik 2/B çalışmasında taşınmazların orman sınırı dışında kaldığı anlaşılmıştır.Davacı vekili dava dilekçesinde; dava konusu ... ili ... ilçesi ... köyünde bulunan sınırlarını bildirdiği iki taşınmazın, 20 yıldan fazla bir süreden beri davacının zilyedi bulunduğunu, zilyetliğin malik sıfatıyla nizasız çekişmesiz olduğunu, zilyetlikle kazanım koşullarının gerçekleştiğini, malik sıfatı ile davacının zilyetliği altında bulunan taşınmazların davacı adına tapuya tesciline karar verilmesini talep etmiştir.İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonunda; davaya konu taşınmazların 1961 yılında yapılan tapulama çalışmaları sırasında "çay yatağı" ve "yamaç-taşlık" olarak tapulama harici bırakıldığı, taşınmazların üzerinde ırmak yatağına ve dere yatağına rastlanmadığı, taşınmaz alanı ve çevresinde taşkın durumun söz konusu olmadığı, davaya konu edilen ve fen bilirkişi raporunda (A) harfi ile gösterilen 1.229,85 m²lik kısımda 1987 yılı itibariyle imar-ihyanın tamamlandığı, (B) harfi ile gösterilen 4.158,94 m²lik kısımda ise 1990 yılı itibariyle imar-ihyanın tamamlandığı, orman bilirkişisinin 18.04.2022 tarihli raporunda davaya konu (B) harfi ile gösterilen 2.659,41 m²lik kısmının orman sayılan yerlerden olduğu, (B2) harfi ile gösterilen 1.013,60 m²lik kısmının ve (B3) harfi ile gösterilen 485,96 m²lik kısmının orman sayılmayan yerlerden olduğunun rapor edildiği, davacı vekili tarafından orman bilirkişi raporunda orman sayılan kısımla ilgili davadan 10.11.2022 tarihli celsede feragat edildiği, fen bilirkişinden orman sayılmayan (B2) ve (B3) kısımlarla ilgili ölçekli kroki konusunda ek rapor alındığı, dinlenen mahalli bilirkişi anlatımlarından dava edilen taşınmazın öncesinde davacının babasına ait olduğu, murisin ölümü üzerinde taşınmazlarının kardeşler arasında taksim edildiği, davaya konu taşınmazların da davacıya isabet ettiği, davacı ve babası tarafından tarım arazisi vasfı kazandırıldığı, imar-ihya olgusunun oluştuğu ve zilyetlik için aranan süreyi aştığı, taşınmazların kadastro harici bırakılan yer iken davacı ve murisi tarafından ihya edilerek tarla haline dönüştürüldüğü ve 20 yıldan fazla bir süredir kullanıldığı, taşınmazların taksim neticesinde davacıya düştüğü, taşınmazların orman, mera olmadığı ve böylece 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun (4721 sayılı Kanun) 713/1. maddesi gereği aranan şartların oluştuğu gerekçesiyle, (A), (B2) ve (B3) ile gösterilen taşınmazlar yönünden davanın kabulüne, feragat edilen kısım yönünden ise feragat nedeniyle reddine karar verilmiştir.Davalı ... İdaresi vekili istinaf dilekçesinde; dava konusu taşınmazların orman vasfında olduğunu, zilyetliğin hükmünün bulunmadığını, imar-ihya ile kazanılmasının söz konusu olamayacağını, hava fotoğraflarının sağlıklı bir şekilde incelenmediğini, mahalli bilirkişilerden zilyetliğe ilişkin tarih yönünden net bilgi alınmadan davanın kabulüne karar verildiğini ileri sürerek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir.Davalı Hazine temsilcisi istinaf dilekçesinde; kuru dere yatağı vasfında olan alanın Devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerlerden olduğunu, zilyetlikle kazanılmaya elverişli olmadığını, sel baskınlarına maruz kalacak alanlardan olduğunu, imar ve ihyanın içeriği ve niteliğinin, zilyetliğin ne zaman başladığının belirtilmediğini, tescil harici olarak bırakılan alanın öncesinin imar ve ihyaya muhtaç yerlerden olup olmadığı ve zilyetliğin sürdürülüş biçiminin açıklanmadığını, dava konusu taşınmaz hakkında 4721 sayılı Kanun'un 713. madde ve 3402 sayılı Kanun'un 17. maddesinde belirtilen koşulların oluşmadığını ileri sürerek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir.Bölge Adliye Mahkemesince; teknik bilirkişi raporunda (A) harfi ile gösterilen taşınmaz bölümü yönünden yapılan değerlendirmede; mahallinde yapılan keşif sırasında dinlenilen yerel bilirkişi ve tanıkların zilyetliği doğrulamasına, taşınmaz bölümünün hava fotoğraflarından 1990 yılından evvel imar-ihyanın tamamlanmasına ve 1990 tarihli hava fotoğrafı ile dava tarihi arasında 20 yıldan fazla bir sürenin geçmiş bulunmasına, ... bilirkişinin dava konusu taşınmaz bölümünün tarım arazisi olduğunu, 25-30 yıl boyunca ekilip biçildiğini bildirmesine, jeolog bilirkişinin taşınmaz üzerinde ırmak yatağı izine rastlanmadığı, taşınmazın alanı ve çevresinde taşkın durumunun söz konusu olmadığı ve taşınmazın ırmağın etki alanı dışında olduğu hususunun bildirmesine, davacı yararına 3402 sayılı Kanun'un 14. ve 4721 sayılı Kanun'un 713. maddesinde öngörülen kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği ile taşınmaz edinme koşullarının gerçekleştiğinin belirlenmesine göre, davalı Hazine temsilcisi ile Orman İdaresi vekilinin istinaf istemlerinin bu taşınmaz yönünden yerinde olmadığı, ancak teknik bilirkişi raporunda (B2) ve (B3) harfleri ile gösterilen taşınmaz bölümlerinin yamaç-taşlık olması nedeniyle imar ve ihyaya muhtaç yerlerden olduğunun belirlenmiş olmasına, mahalli bilirkişisi ...'un taşınmazın iş makinesi ile düzleştirilerek toprak taşındığını beyan etmesine ve bu beyanı doğrulayan orman bilirkişi raporunda da davalı alanda yapılan imar ıslah çalışması nedeni ile toprak doldurulan alan nedeni ile takriben 6 metre yüksekliğinde kot farkının sınırlama olarak kullanıldığını belirtilmesine göre, emek ve para sarf ederek toprak taşıma yoluyla tarım yapılmaya uygun hale getirme işleminin yasada öngörülen imar-ihya sayılmamasına göre anılan taşınmaz bölümleri yönünden davanın reddine karar verilmesi gerekir iken yazılı şekilde karar verilmesinin isabetsiz olduğu, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 353/(1)-b.2 maddesi gözetilerek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak yeniden hüküm kurulmasına, davalı Hazine temsilcisi ve Orman İdaresi vekilinin istinaf başvurusunun ayrı ayrı kısmen kabulüne, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, 6100 sayılı Kanun'un 353/(1)-b.2maddesi gereğince yeniden esas hakkında karar verilmesine, davanın kısmen kabulüne ve kısmen reddine, harita bilirkişisinin 05.04.2022 tarihli bilirkişi raporuna ekli krokide (A) harfi ile gösterilen 1.229,85 m²lik tapusuz taşınmazın davacı adına tapuya tesciline, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiştir.Davalı ... İdaresi vekili temyiz dilekçesinde; 1950'li yıllara ait hava fotoğrafının incelenmesi gerektiği halde incelenmediğini, imar-ihyanın içeriği ve niteliği, zilyetliğin ne zaman başladığının belirtilmediğini, taşınmazın imar-ihyaya muhtaç yerlerden olup olmadığının ve zilyetliğin sürdürülüş biçiminin açıklanmadığını, 4721 sayılı Kanun'un 713. maddesi ve 3402 sayılı Kanun'un 1. maddesindeki koşulların oluşmadığını ve taşınmazların orman olduğunu açıklayarak, Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir.Davalı Hazine temsilcisi temyiz dilekçesinde; davada hak düşürücü sürenin geçmiş olduğunu, kadastro çalışmalarının kesinleştiğini, kadastro tespitine süresinde itiraz edilmediği, 3402 sayılı Kanun'un 14... . maddelerindeki koşulların oluşmadığı açıklayarak, Bölge Adliye Mahkemesi Kararının bozulmasını talep etmiştir.Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile Bölge Adliye Mahkemesi kararındaki gerekçelere, 6100 sayılı Kanun’un 369/1. maddesi de gözetilerek yapılan incelemede aynı Kanun’un 371. maddesinde yer alan sebeplerden biri de bulunmadığına göre, temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davalılar Orman İdaresi vekili ve Hazine temsilcisinin temyiz dilekçelerinde ileri sürdükleri nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.SONUÇ
: Yukarıda açıklanan nedenlerle;Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370. maddesi uyarınca ONANMASINA,Harçtan muaf olduğundan Hazineden harç alınmasına yer olmadığına,7139 sayılı Kanun'un 33. maddesi uyarınca Orman İdaresinden harç alınmasına yer olmadığına,Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,30.09.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.