Anahtar kelimeler: Zimmet Zincirleme Gören Göndermek Görüşü Adalet Basit Etmediği Temsilcisi Aracılığıyla
5. Ceza Dairesi         █████████ E.  ,  ████████ K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi

SAYISI
: ███████ Esas, ███████ Karar
SUÇTAN ZARAR GÖREN
: ...
SUÇLAR
: Zincirleme nitelikli zimmet, zincirleme nitelikli dolandırıcılık, kamu görevlisinin zincirleme sahteciliği
HÜKÜM
: Zincirleme nitelikli dolandırıcılık ve zincirleme nitelikli zimmet suçlarından açılan kamu davalarındaki eylemlerin bir bütün olarak zincirleme basit zimmet suçunu oluşturduğunun kabulü ile bu suçtan ve kamu görevlisinin resmi belgede zincirleme sahteciliği suçundan mahkumiyet
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ
: Bozma
Mahalli mahkemece verilen hükümler temyiz edilmekle dosya incelendi;
Hazineye usulüne uygun şekilde duruşma günü tebliğ edildiği halde vekili veya temsilcisi aracılığıyla duruşmalara iştirak etmediği gibi yazılı beyan göndermek suretiyle katılma talebinde de bulunmadığı, ayrıca Adalet Bakanlığının sanık hakkında açılan kamu davasının Bakanlık adına Hazine tarafından takip edilmesine dair 10.03.2014 tarihli "olur" yazısı ve Siverek Cumhuriyet Başsavcılığına hitaben yazılmış olan Siverek Ağır Ceza Mahkemesinin ███████ Esas sayılı dosyasının Adalet Bakanlığını temsilen Hazine tarafından takip edileceğine dair 12.03.2014 tarihli üst yazısına rağmen Hazine tarafından adı geçen Bakanlık adına da davanın takip edilmeyip katılma talebinde bulunulmadığı, gerekçeli karar tebliğinin de hükümleri temyiz hakkı vermeyeceği anlaşıldığından, Hazine adına vekili ve temsilcisi ile ... adına Hazine vekilinin temyiz taleplerinin 5320 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun'un (5320 sayılı Kanun) 8/1. maddesi de gözetilerek 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu'nun (1412 sayılı Kanun) 317. maddesi uyarınca ayrı ayrı REDDİNE, incelemenin sanık müdafiinin tüm hükümlere ve O yer Cumhuriyet savcısının zimmet suçundan kurulan mahkumiyet hükmüne yönelik aleyhe temyiz itirazlarıyla sınırlı olarak yapılmasına karar verildikten sonra gereği düşünüldü:
Sanık hakkında kamu görevlisinin zincirleme sahteciliği suçundan kurulan mahkumiyet hükmüne yönelik temyiz itirazlarının incelemesinde;
5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 53/1-a madde-fıkra ve bendindeki hak ve yetkileri kötüye kullanmak suretiyle atılı suçu işleyen sanık hakkında, aynı Kanun'un 53/5. maddesi uyarınca, ayrıca, cezasının infazından sonra başlamak üzere, hükmolunan cezanın yarısından bir katına kadar bu hak ve yetkinin kullanılmasının yasaklanmasına karar verilmesi gerektiğinin gözetilmemesi aleyhe temyiz bulunmadığından bozma nedeni sayılmamış, yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin soruşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya içeriğine göre sair temyiz itirazları da yerinde görülmemiştir.
Ancak;
Sahtecilik suçundan hüküm kurulurken, kararın gerekçe kısmında ve hükümde sanığın isabetli biçimde kamu görevlisinin resmi belgede sahteciliği suçunu işlediği kabul edildiği halde temel ceza belirlenirken uygulama maddesi olarak 5237 sayılı Kanun'un 204/1. maddesinin gösterilmesi suretiyle çelişkiye neden olunması,
Kanuna aykırı, sanık müdafiilerinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden, 5320 sayılı Kanun'un 8/1. maddesi de gözetilerek 1412 sayılı Kanun'un 321. maddesi uyarınca hükmün BOZULMASINA, ancak bu husus yeniden duruşma yapılmaksızın aynı Kanun'un 322. maddesine göre düzeltilmesi mümkün bulunduğundan (2) numaralı hüküm fıkrasındaki "204/1" ibaresinin "204/2" olarak değiştirilmesi suretiyle sair yönleri usul ve yasaya uygun bulunan hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
Sanık hakkında zincirleme basit zimmet suçundan kurulan mahkumiyet hükmüne yönelik temyiz itirazlarının incelemesinde ise;
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin soruşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya içeriğine göre sair temyiz itirazlarının reddine,
Ancak;
Suç tarihlerinde .... Adliyesi İdari İşler Müdürlüğüne vekaleten görevlendirilen sanığın, bazı kamu kurumlarından adliye adına fatura edilen işlemlere ilişkin ödeme emirlerini düzenleyip bedellerini ilgili kurumlara ödemeyerek zimmetine geçirdiği, ayırca gerçeğe aykırı ödeme emirleri düzenlemek suretiyle hazineden para talep edip adliye hesabına gelen tutarları kendi hesabına aktararak nitelikli dolandırıcılık suçunu işlediği iddiaları ile açılan kamu davalarında eylemlerinin bir bütün olarak zincirleme basit zimmet suçunu oluşturduğunun kabulü ile mahkumiyetine karar verilmiş ise de; sahte belgeler düzenleyerek gerçeğe aykırı şekilde fazladan para talep edip bu tutarları mal edinmesi şeklindeki eylemlerinin, yasal tevdi unsuru bulunmadığı gözetildiğinde nitelikli dolandırıcılık suçunu oluşturacağı, adliye adına fatura düzenleyen diğer kamu kurumlarına ödenmek üzere hazineden talep edilen ücretleri eksik ödemesi ve kalan kısmı mal edinmesi suretiyle gerçekleştirdiği eylemlerinin ise zimmet suçunu oluşturacağı nazara alındığında, bu miktarların bilirkişi raporu alınarak ayrı ayrı belirlenmesi sonrası Cumhuriyet Başsavcılığının gerçekte ödemesi gereken meblağlardan sanığın uhdesinde kalan paralar yönünden zincirleme basit zimmet, sahte belgelere istinaden düzenlediği ödeme emirlerinden dolayı Cumhuriyet Başsavcılığının hesabına aktarılmasını sağladığı paraları mal edinmesi eylemi yönünden ise zincirleme nitelikli dolandırıcılık suçlarından ayrı ayrı cezalandırılması gerektiği gözetilmeden, yanılgılı değerlendirme sonucu yazılı şekilde yalnızca zincirleme basit zimmet suçundan mahkumiyetine hükmolunması,
Kabule göre de;
Sanığın zimmet suçunu iğfal kabiliyeti bulunan ve dolandırıcılık suçu kapsamında kalan sahte faturaları kullanmak suretiyle hileli davranışlarla gerçekleştirdiğinin kabul edildiği ve bu haliyle eylemlerinin zincirleme nitelikli zimmet suçunu oluşturduğu halde basit zimmet suçundan hüküm kurulması,
5237 sayılı Kanun'un 53/1-a madde-fıkra ve bendindeki hak ve yetkileri kötüye kullanmak suretiyle zimmet suçunu işlediği kabul edilen sanık hakkında aynı Kanun'un 53/5. maddesi uyarınca, ayrıca, cezasının infazından sonra işlemek üzere hükmolunan cezanın yarısından bir katına kadar 53/1-a maddesindeki hak ve yetkileri kullanmaktan yasaklanmasına karar verilmesi gerektiğinin gözetilmemesi,
Kanuna aykırı, sanık müdafiileri ve O yer Cumhuriyet savcısının temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden, hükümlerin 5320 sayılı Kanun'un 8/1. maddesi de gözetilerek 1412 sayılı Kanun'un 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA 15.01.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!