Anahtar kelimeler: Davaticari Davadavacı Kurduklarını Gazetesinin Sayfasında İstemli Müdürü Ortağı Anadolu İsimli

T.C.

İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
43. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO
: █████████
KARAR NO
: ████████
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ
:İSTANBUL ANADOLU 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ
:█████/2022
NUMARASI
:████████ Esas - ████████ Karar
DAVA
:Ticari Şirket (Fesih İstemli)
İSTİNAF KARAR TARİHİ
:█████/2026
Taraflar arasında görülen dava neticesinde ilk derece mahkemesince verilen hükmün davacı vekilince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ DAVA:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacı ile davalı, █████/2012 tarihinde ... sayılı ... Gazetesinin 321 sayfasında yayınlanan .... Şti. isimli şirketi kurduklarını, █████/2015 tarihli ... Sayılı ... Gazetesinin 424. sayfasında yayınlandığı üzere, █████/2015 tarihli ve ███████ sayılı ortaklar kurulu kararıyla, şirket ortağı ... şirket müdürü olarak seçilmiş olup halen şirketi münferit imzası ile tek yetkili olarak temsil ettiğini, müvekkilinin yaşı ve sosyal durumu gereği şirketin tüm işleri, hesapları,tahsilatları, ticari işlemlerini şirketin tek yetkili müdürü olan diğer ortak ...'in yürüttüğünü, şirket müdürü ..., şirketi yönetirken basiretli bir iş insanı gibi davranmayıp şirketin yönetimini ticari kural ve kaidelere uygun yürütmediğini, birçok ödeme ve banka hesaplarının sevk ve idaresinde usulsüzlükler meydana geldiğini, müvekkili, kendisinden şirket hesaplarından tam anlamıyla haberdar olmadığını, düzenli bir şekilde defter tutulmadığını, şirket müdürünün sürekli şirket hesaplarından zimmetine para aktardığını, yapılan birtakım ödemelerin resmi hesaplara uygun olmadığını, şirket ortaklarının birbirlerine karşı güvenleri kalmadığını ve bu şartlar altında şirketin devamı mümkün olmadığından haklı nedenlerin varlığından dolayı .... Şti.'nin feshine, fesih tarihi itibariyle var olan şirket aktiflerinin ortaklık hisseleri oranında paylaştırılmasına, şirketin ... Bankası ...Şubesi nezdindeki şirket hesapları üzerine tedbir konulmasına, yargılama giderleriyle vekalet ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP
:Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı tarafından öne sürülen iddialarının hiçbirine ilişkin somut dayanak, somut delil ibrazı veya herhangi bir açıklama yapılmadığını, şirket yetkilisi hakkında suç duyurusunda da bulunmuş olup, İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığı'nın ███████████ Soruşturma numaralı, ██████████ Karar numaralı dosyasında kovuşturma yapılmasına yer olmadığına karar verildiğini, davacı soyut iddia dışında iddialarını ispat edemediğinden işbu davanın başkaca bir incelemeye gerek kalmaksızın reddi gerektiğini belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
:İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda, "davalı şirkete bilirkişi teknik heyeti tarafından 2020 yılına ilişkin 2019 yılındaki davalı şirketin ciro kayıtları incelenmiş ve satılan ticari malın maliyeti hesabında artış meydana geldiği ve yapılan harcamalarda herhangi bir usulsüzlük tespit edilemediği bildirilmiştir. 2019 yılı cari hesapların incelenmesi sonucu herhangi bir usulsüzlük olmadığı tespit edilmiştir. 2018 yılında alınan çeklerin defteri kebir dökümü ile 2017 yılı bilanço bakiyesi ile uyumlu olduğu tespit edilmiştir. 2019 yılı Genel Yönetim Giderleri hesabının defter kayıtları ile uyumlu olduğu, herhangi bir usulsüzlük olmadığı tespit edilmiştir. 2019 yılındaki olağan dışı yapılan belgesiz harcamalarında dava harç ve masrafı olduğu, herhangi bir usulsüzlük olmadığı tespit edilmiştir. 2020 yılındaki ticari hesapların incelenmesi sonucu dava dışı ... ŞTi'ne kesinlen fatura ve ödemeler kontrol edilmiş olup kayıt altında olduğu ve usulsüzlük olmadığı tespit edilmiştir. 2019 ve 2020 yıllarına ilişkin banka kayıtlarının incelenmesi sonucu herhangi bir usulsüzlüğün olmadığı tespit edilmiştir. Bilirkişi heyeti tarafından şirket müdürü dava dışı ...'in şahsi kredi kartından yapılan 32.956,32 TL seyahat gideri harcamasının davalı şirketle ilgili olup olmadığı konusunun tespit edilemediği belirtilmiştir. Davadaki talep şirket müdürünün basiretli bir tacir gibi şirketi yönetmediği, usulsüzlükler yaptığı, yapılan hesaplamaların hatalı olduğu, bir takım ödemelerin gerçek anlamda faturalara dayanmadığı belirtilmiş ise de bilirkişi teknik heyeti tarafından 2018-2019 ve 2020 yıllarına ilişkin şirketin ticari kayıtlarının, faturalarının, banka hareketlerinin, cari hesap kayıtlarının ve ciro kayıtlarının incelenmesi sonucu herhangi bir usulsüzlük tespit edilememiştir. Sadece seyahat harcaması olarak yapılan 32.956,32 TL'lik davalı şirket müdürünün kredi kartından yapılan harcama konusunda bir açıklama yapılamamıştır, ancak usul ekonomisi açısından mevcut olağan kanun ve nizamlara uygun olarak ticari hayatına devam eden bir şirketin devamlılığı esas olduğundan sadece açıklaması yapılamayan bir harcamadan dolayı mevcut şirketin feshinin TTK'nun 636/3 maddesi uyarınca haklı nedenle feshi şartları oluşmadığından şirketin devamı esasının hem tarafların hem de ülke ekonomisinin menfaati olduğundan açılan davanın reddine , ..." karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ
:Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davacının bilirkişi raporuna itirazlarını karşılar mahiyette inceleme yapılmaksızın itiraza uğramış rapora değer verilerek sonuca gidilmesinin isabetli olmadığını, dosyada bulunan tüm bilgi ve belgeler ile birlikte davacının bilirkişi raporuna karşı yaptığı itirazları da gözetilmek suretiyle konusunda uzman olan bilirkişilerden oluşan bilirkişi kurulundan rapor alınarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme ile yazılı şekilde karar verilmesinin hatalı olduğunu, banka kayıtları rapordan sonra dosyaya ulaştığından raporun eksik ve hatalı olarak tanzim edildiğini, kayıtların incelenerek tek yetkili şirket müdürü ... gerek nakit, gerek havale gerekse ATM lerden çektiği paraların akıbetinin ve şirkete verdikleri zararın faizleri ile beraber ayrıntılı olarak hesaplanması gerektiğini, toplam 105.600-usd şirket genel kurulunca kar payının dağıtımına ilişki olarak alınmış bir karar olmamasına karşın şirketten çekilmiş ancak paranın çekildiği bankaya iade edilmediğini, bunun zimmet oluşturduğu husus sabit olup banka kayıtları ile sabit olan ve çekilen paranın ticari faizi ile beraber şirkete iade edildiğine dair hiç bir belge ve banka kaydının dosyada olmadığını, bilirkişilerin banka hesaplarını talep edip incelemeden rapor tanzim etmelerinin kabul edilebilir bir yanı olmadığını, kalemlerin tamamının zimmet oluşturduğunu, atm'den ne için nakit para çekildiği ve çekilen bu paralar faizleri ile niye şirkete iade edilmediğinin soruları ve cevapları bilirkişi kök ve ek raporunda ve mahkeme kararında olmadığını, banka hesaplarının incelenmediğini, bilirkişi raporundaki itirazlar giderilmeksizin doğrudan hükme esas alındığını, ilk derece mahkemesince hükme dayanak olarak 09.03.2022 tarihli bilirkişi raporunun tamamen eksik ve hatalı incelemelerle düzenlenmiş bir rapor olduğunu, gerekçeli kararda belirtilen 32.956,32 -tl'den çok daha fazla miktarda davalı şirket müdürü tarafından açıklanamayan, usulsüz yapılan işlem bulunduğunu, bu hususların mahkemece yeterli şekilde araştırılmadığını, banka kayıtlarından da görüleceği üzere, 2016 yılında şirket hesabından davalı şirket yöneticisinin kardeşi ...'e 5.000,00 -tl para aktarıldığının anlaşıldığını, şirket yöneticisi tarafından suistimal üstüne suistimal yapılarak şirketin alenen zarara uğratıldığını, yapılan ödemenin 1. Dereceden akrabaya yapıldığını, ortağı ...'den gizlendiğini, 2.000-TL'yi ve 50.000-TLyi borca karşılık adı ile davacıdan gizleyerek kendine "harçlık" adı altında para çektiğini, iade etmediğini, şirket kayıtlarında şirkete bu paranın daha önce ... tarafından verildiğine dair bir bir banka kaydı bulunmadığını, en az 4 suiistimalin mevcut olduğunu, müdürün ''özen'' ve ''basiretli hareket etme '' yükümlülüğüne aykırı hareket ettiğini, suistimal ortaklar arasında ''güvensizlik'' oluşmasına sebebiyet verdiğini ve güvenin kaybolduğu bir ortamda da ortaklığı sürdürülmesi ortaklardan beklenemeyeceğini, bu tarihten sonra dosyaya 17.03.2022 tarihinde yapı ve kredi bankası a.ş'den davalı tarafın Tl, Usd ve Euro hesap hareketleri girdiğini, bu hesap hareketlerinin de mutlak surette bilirkişi tarafından tetkik edilmesi gerektiğini, davalı şirketin dosyaya celp edilen euro hesabı kayıtlarında hesaptan ... tarafından 09.06.2015 tarihinde 16.000,00 -eur çekildiği görülmekle ancak bugüne kadar bu para davalı şirket müdürü tarafından şirket hesabına iade edilmediğini, yine davalı şirket müdürü tarafından şirketin tl hesabından çeşitli tarihlerde 100.000,00 -tl'yi geçen miktarda para çektiğini ancak bu paraların hiçbir zaman şirket hesabına iade edilmediğini, tüm para hareketlerinin cevabının alınması gerektiğini, davalı şirket müdürü tarafından şirketin aktif olduğu 2012 ve sonrası yıllara ait kayıtlar dosyaya sunulmadığını, bilirkişi tarafından yapılan incelemenin eksik ve hatalı olduğunu, bilirkişiler tarafından yapılan tüm bu tespitler yalnızca sübjektif yorum ve düşüncelere dayandığını, hükme esas alınan yetersiz bilirkişi raporunda belirtilenin aksine davalı şirket tarafından dijital görsel hazırlanmadığı gibi uygulamalı görseller için de hiçbir bedel ödenmediğini, 2018 yılında yapılmış projelerin bakım, garanti gibi giderleri rapora konu edilmişse de alama inşaat projesi için alınan kumaş (faruk tekstil - indo - upeks faturaları) ve işçilik yastık, throw (cortina) faturaları tül, perde, işçilik (...) faturaları projede kullanılan malzeme ve işçilik faturası olup, hatalı uygulama ve malzeme için ek bir bedel ödenmediğini, projede kullanılan kumaş üreticileri ve fason işçilik firmalarının mail yazışmalarında böyle bir talebin olmadığını, maliyetlerin artmasına sebep olarak gösterilen dijital görsel hazırlanması, numune hazırlanması ve bakım onarım iş süreçleri bu maddede yer alan iş akış şeması ile çeliştiğini, çelişkinin olmasının sebebi raporda anlatılanlarla uygulamanın farklı olmasından kaynaklandığını, raporda yer verilen iş akışı davalı şirket tarafından uygulanmamakta olup birtakım giderlerin bu kalemlere dayandırılmasının doğru olmadığını, 15.01.2019 tarihinde 47.700,00 -tl tutarlı aktarlı turizm şirketinin çeki doğrudan şirket hesabına aktarılması gerekirken elden tahsil edildiğini ve bilirkişi raporunda buna ilişkin bir değerlendirme yapılmadığını, 2013 yılında orsep şirketinin marriott belarus projesinde tahsilat yapılan 30.06.2014 tarihli ve 16.620,00 -tl tutarlı çek bankadan tahsil edilmemiş olup, çekin tahsilat kaydının belgelenmesi gerektiğini, 02.06.2014 tarihli ve 16.620,00-tl'lik diğer çekin tahsilatı banka kayıtları mevcutken 30.06.2014 tarihli ve 16.620,00-tl tutarlı çekin kaydının olmadığını, bu şüpheli durumlar bilirkişi heyetince gözden kaçırıldığını, davalı şirketin bankada hesabının bulunmasına rağmen davalı şirket müdürünün ortaklar alacak hesabı üzerinden ödemeler yapıyor oluşunun oldukça şüpheli olduğunu, davalı şirket müdürünün şahsi hesabına gönderilen ödemelerin hukuka uygun ödemeler olduğuna dair hiçbir belgenin de dosyada olmadığını, davalı şirket müdürünün şirketin banka hesabından yaptığı tüm nakit para çekimleri, gönderilen havale ve EFT’ler, tahsil edilen çekler ve bu çek bedellerinin nereye gönderildiği hususlarında da ayrıca ve detaylıca bir inceleme yapılması gerektiğini, davalı şirketin evrakları ibrazdan kaçınmış, bilirkişilerin bu durumu da tespit etmiş olmalarına rağmen tamamen davalı lehine yorum yapılarak bir rapor düzenlenmesinin çelişkili olduğunu, şirket ticari defterleri ve şirket hesapları usulüne uygun şekilde tutulmadığını, davacı şirket hesaplarından tam anlamıyla haberdar olmadığından, düzenli bir şekilde defter tutulmadığından, kendi hissesine düşen payı da bilmediğinden bahisle davalı şirket müdürü ortaktan şirket kayıt ve defterlerini incelemek için istemişse de şirket müdürü ortak davacıya karşı hasmane bir tutum içerisine girdiğini, istenen defter ve evrakları da vermediğini, davacının şirketin işleyişi hakkında bilgi almasının engellendiğini, davacının ...'dan doğan haklarının ihlal edildiğini, işbu davadan sonra davacı ve şirketi borçlandırıcı işlem altına sokarak şirketin içinin sistematik olarak boşaltılma riskinin olduğunu beyanla, ilk derece Mahkemesince verilen kararın kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir.
GEREKÇE
:Dava, limited şirketin haklı nedene dayalı olarak fesih ve tasfiyesi davasıdır.İstinafa gelen uyuşmazlık, şirketin feshi için gerekli koşulların oluşup oluşmadığı noktasındadır.Davacı, davalı şirkette %50 oranında pay sahibidir. Dava dışı ... ise davalı şirketin kalan %50 hisseye sahip diğer ortağı ve █████/2015 tarihinde ... Gazetesinde yayımlanan genel kurul kararı ile atanan münferit imza ile temsil ve ilzama yetkili müdürüdür.Davacı taraf, davalı şirket hakkında bilgi alma hakkının kullandırılmadığı, şirketin ödeme ve para idaresinde usulsüzlükler yapıldığı, şirket müdürünün şirket hesaplarından kendisine para aktardığı, faturaya dayanmayan ödemeler yapıldığı, ortaklar arası güven ilişkisinin zedelendiği iddiasıyla davalı limited şirketin fesih ve tasfiyesine karar verilmesi istemiyle eldeki dava açılmıştır.Limited şirketin işletme amacının gerçekleştirilebilmesi için ortaklar arasında güven ilişkisinin varlığı, şirketin devamı için zorunludur. Şirketin amacının gerçekleştirilmesi için gerekli olan güven ilişkisinin zedelenmesi durumunda ortakların aynı şirket çatısı altında bir arada bulunmaları beklenemez. Ayrıca bir ortağın payını devrederek ayrılma imkânının bulunmadığı yahut zor olduğu durumlarda güven unsurunun zedelendiği ortaklık ilişkisinin nihayete erdirilmesi amacıyla limited şirketlerde de haklı sebeple fesih kurumu düzenlenmiştir.Bu amaçla düzenlenen TTK’nın 636/3. maddesi uyarınca; haklı sebeplerin varlığında, her ortak mahkemeden şirketin feshini isteyebilir. Mahkeme, istem yerine, davacı ortağa payının gerçek değerinin ödenmesine ve davacı ortağın şirketten çıkarılmasına veya duruma uygun düşen ve kabul edilebilir diğer bir çözüme hükmedebilir.Anılan hükme göre her ortak, haklı sebeplerin varlığı hâlinde limited şirketin feshini isteyebilecektir. Kanunda limited şirketin feshine neden olacak haklı sebeplerin neler olduğu sayılmamıştır. İleri sürülen sebeplerin haklı sebep oluşturup oluşturmayacağı yargısal uygulamaya bırakılmıştır. Haklı sebepten ne anlaşılması gerektiği ise somut durumun ve ileri sürülen hususların niteliğine göre mahkemece takdir edilecek olup esasında dürüstlük kuralı temelinde ortaklık ilişkisinin devam ettirilemeyecek düzeyde zedelenmiş olması durumu, limited şirketin feshinin haklı nedenini oluşturur. Başka bir deyişle ortaklıktaki güven ilişkisinin ortadan kalkması veya ortaklılığın devamının dürüstlük kuralı gereği ortaklar bakımından çekilmez hâle gelmesine neden olan olaylar, limited şirketin feshi için haklı neden olarak kabul edilebilirler. Zira hiçbir ortaktan, dürüstlük kuralı gereği kendisi için çekilmez hâle gelen bir ortaklık ilişkisini devam ettirmesi beklenemez. Haklı sebep kavramı, her somut olayın niteliğine göre farklı tanımları bünyesinde barındırır.Bu bağlamda limited şirketin kötü yönetilmesi; genel kurul toplantılarının yapılmaması, toplantıya katılım olmamasına rağmen imzaların şüpheli şekilde tamamlanması, şirket fiilen iflas etmiş ve borca batık bir durumda olmasına rağmen, Kanunun ilgili maddeleri ısrarla tatbik edilmeyerek bu konuda genel kurulun olağanüstü toplantıya çağırılmaması şeklinde gerçekleşen genel kurul toplantılarındaki usulsüzlükler; şirketin bireysel çıkarlara yönelmesi suretiyle ortaklık amacından uzaklaşması, şirket yönetim kurulu üyelerinin şirketin amacını gerçekleştirme doğrultusunda faaliyetlerde bulunmaması, şirketin amacını gerçekleştirmede kullanılan tüm tesis ve teçhizatların satılması nedenleriyle artık amacın gerçekleştirilmesinin mümkün olmaması; paydaşlara ihtara rağmen şirketin mali durumu hakkında bilgi verilmemesi, şirketin gelir ve giderlerinin incelenmesine izin verilmemesi, ortakların şirketin yönetimi, malvarlığı ve kâr-zarar durumu hakkında bilgilendirilmemesi, ortakların denetim ve bilgi edinme haklarının engellenmesi suretiyle bilgi alma ve inceleme haklarının kısıtlanması; uzun süre pay sahiplerine kâr payının dağıtılmaması, paydaşların kâr payı alma hakkının engellenmesi, şirketin yüksek kârlılığa rağmen paydaşlara kâr payı dağıtılmaması; ortaklar arasında güven ilişkisinin kalmaması, ortağın bakiye borcunu ödemede temerrüdü, ortaklar arasında ciddi anlaşmazlıkların olması ve bunların yargıya intikal etmesi, davacı ile şirketin diğer ortakları olan kardeşleri arasındaki ilişkilerin tamamen bozulmasının aile şirketi niteliğindeki şirketin işleyişine de yansıması suretiyle ortaklar arasında giderilemeyecek ölçüde güvensizlik ve anlaşmazlığın ortaya çıkması gibi sebepler yargısal uygulamalarda şirketin feshi için haklı sebep olarak kabul edilebilmektedir. Haklı sebep bazen tek bir maddi olgudan ibaret olabilir iken bazen de süreç içerisindeki çeşitli nedenlerin birikiminden ibaret olabilir(Poroy/Tekinalp/Çamoğlu, Ortaklıklar Hukuku II, 14. Bası, s.578). Ayrıca limited şirket, bir sermaye şirketi olmakla birlikte Kanunun gerekçesinde belirtildiği gibi kişisel niteliği göz önünde tutulmalıdır.Bunun yanı sıra limited şirketin fesih ve tasfiyesini gerektiren olaylarda davacı ortağın kendi kusurunun bulunmaması ve bu olayların haklı sebep oluşturmak için meydana getirilmemiş olması gerekir.Haklı sebeplerin bulunması halinde hakimin feshe karar vermeden önce başka çözüm yollarını değerlendirmesi gerekir. Ancak davacı ortak ile diğer menfaat sahipleri açısından menfaatler dengesini sağlayan bir çözüme ulaşılamadığı takdirde son çare olarak feshe karar verecektir(Poroy/Tekinalp/Çamoğlu, s.580).İlk derece mahkemesince alınan bilirkişi ek raporunda, yapılan açıklamaların evraklarla desteklendiği ve örnekleme yoluyla incelenerek kayıtlardan teyit edildiği, bu incelemelerden sonra davalı şirkete ait bulunan 13.671,20 Dolar ve 137.891,48 .-TL Banka bakiyelerinden dolayı işlemlerin doğruluğunun teyit edildiği, ancak şirket müdürü ...'in şahsi kredi kartından yapılan 32.956,32.-TL seyahat giderleri vb harcamaların davalı şirket ile ilgili olup olmadığı dosya kapsamında sunulu belgelerden anlaşılamadığından giderler olarak uygun görülmediği, şirket müdürünün şirketin sevk ve idaresinde kötü niyetle hareket ettiğine ve şirketi ve dolayısıyla davalıyı zarara uğratmış olduğuna ilişkin davacı taraf iddiasını destekler bir delile dosya kapsamında rastlanmadığı, kök rapordan sonra davalı tarafça dosyaya sunulan bilgi ve belgelerin de incelenmesi neticesinde davacı tarafın şirketin feshi için haklı sebep olarak ileri sürdüğü iddiaların dayanaklarının dosya kapsamında somutlaşmadığı ve ispatlanamadığı ifade edilmiştir.Davacı tarafından davalı şirket müdürü ... hakkında açılan yöneticinin sorumluluğuna ilişkin davada İstanbul Anadolu 10. Asliye Ticaret Mahkemesinin █████/2024 Tarih ve ████████ E.- ████████ K. sayılı kararı ile, tüm dosya kapsamı, banka hesap hareketleri, şirket ticari defterleri bir bütün olarak değerlendirildiğinde bazı yıllara ait banka hesap hareketleri şirket defterlerinde aynen yer almadıysa da toplu şekilde çeşitli virman kayıtları ile hesap bakiyelerinin tutturulduğu, bilirkişi heyetinin banka kayıtları, şirket kasa kayıtları, ve ortaklar cari hesabını karşılaştırmak sureti ile kapsamlı ve denetime uygun bir rapor düzenlediği, buna göre şirket defterlerine yansımayan ancak şirket için harcandığı belli olan kayıtlar da birlikte değerlendirildiğinde davalının esasen şirketten 40.441,58 TL alacaklı olduğu, bahsi geçen 47.000 TL tutarlı çekin şirket kayırlarına yansıyan 15.000 TL lik kısmı mahsubu sonrası bakiye kısmın davalı alacağından düşülmesi durumunda dahi davalının şirketten 7.741,58 TL alacaklı olduğu ve netice itibarı ile 4. TTK.m.644 atfıyla limited şirkete de uygulanacak olan TTK.m.553/1 gereğince müdürün şirketin zararından sorumluluğu için 1. Kanundan veya şirket sözleşmesinden doğan yükümlülüğün ihlali, 2. Kusur, 3. Zarar, 4. Kusurlu davranışla zarar arasında illiyet bağı koşullarının birlikte sağlanması gerektiği, mali inceleme sonuçlarına göre davalı müdürün kusurlu eylemi ve şirket zararı tespit edilmediği sonucuna varılmış açılan iş sorumluluk davası ile yöneticilikten azil ve şirkete kayyım atanması talepli davanın ispat edilememesi nedeni ile davanın reddine karar verilmiştir. Bu karara karşı istinaf yasa yoluna başvurulmuş olup, henüz kesinleşmemiştir.Eldeki dava dosyasında şirketin feshi nedeni olarak dayanılan hususlar genel olarak ortak ve müdür ... tarafından şirketin kötü yönetildiği iddiasına dayalıdır. Bu kapsamda gerek eldeki dava dosyasında gerekse yöneticinin sorumluluğuna ilişkin yukarıda anılan dava dosyasında alınan bilirkişi raporlarında şirket müdürü ...'in esaslı bir usulsüzlüğü tespit edilmemiş olup, bu haliyle davacı, davalı şirketin fesih ve tasfiyesi için haklı nedenlerin bulunduğunu ispatlayamamıştır. Bu nedenle ilk derece mahkemesince davanın reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir.Davacı tarafça banka kayıtları incelenmeden rapor hazırlandığı ileri sürülmüş ise de bilirkişi ek raporunda "banka hareketleri incelendiğinde" gibi ibarelerin bulunması ve rapor ekinde banka bir kısım belgelerin bulunması, ayrıca yöneticinin sorumluluğuna ilişkin davada da banka hesap hareketlerinin incelenmiş olması karşısında davacının söz konusu itirazı yerinde görülmemiştir.HMK'nın 355. maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda; ilk derece mahkemesi kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından davacı vekilinin yerinde görülmeyen istinaf başvurusunun reddine karar vermek gerekmiştir.
KARAR
:Yukarıda ayrıntısı ile açıklanan nedenlerle;
1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,
2-Davacı tarafından başvuru sırasında istinaf karar harcı peşin olarak yatırıldığından başkaca harç alınmasına yer olmadığına,
3-Davacı tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,
4-Kararın, HMK'nın 359/4 maddesi uyarınca Dairemiz Yazı İşleri Müdürlüğünce taraflara resen tebliğine,Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren 2(iki) hafta içerisinde Yargıtay'a temyiz yasa yolu açık olmak üzere oy birliğiyle karar verildi. █████/2026

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!