Anahtar kelimeler: İtirazname Kanunî İtiraza Sistemlerinin Görüşü Neticesinde Kurumlarının Bilişim Kredi Banka
11. Ceza Dairesi         █████████ E.  ,  █████████ K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ:Ağır Ceza Mahkemesi

SAYISI
: ████████ E. ███████ K.
SUÇ
:Bilişim sistemlerinin, banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık
HÜKÜM
: Mahkumiyet
İTİRAZNAME GÖRÜŞÜ
: Düzeltilerek onama
İTİRAZA KONU KARAR
: Yargıtay 11. Ceza Dairesi'nin 09.10.2025 tarihli ve █████████ Esas, ██████████ Karar sayılı kararı
İTİRAZ EDEN
: Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı
Yargıtay 11. Ceza Dairesinin 09.10.2025 tarihli ve █████████ Esas, ██████████ Karar sayılı kararına karşı Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 26.11.2025 tarihli ve 11 - ██████████ sayılı itirazı üzerine yapılan inceleme neticesinde;
5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun’un) 308. maddesinin birinci fıkrasında belirtilen kanunî süresinde yapılan itiraz başvurusu üzerine dava dosyası, aynı Kanun’un 308. maddesinin ikinci fıkrası gereği Dairemize gönderilmekle, gereği düşünüldü:
I. İTİRAZ SEBEPLERİ
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının itiraz başvurusu; kazanılmış hakka konu cezanın bir ceza hükmü mü yoksa infazda gözetilmesi gereken bir ceza mı olduğu hususuna ilişkindir.
İstinaf ya da temyiz kanun yoluna yalnızca sanık veya sanık lehine Cumhuriyet savcısı ya da 5271 sayılı Kanun'un 262. maddesi uyarınca sanığın eşi veya yasal temsilcisi tarafından başvurulması nedeniyle aleyhe değiştirme yasağı kuralı gereğince belirlenen ceza, sanığın sabit kabul edilen eyleminin karşılığı olan asıl ceza olmayıp, 5271 sayılı Kanun'un 2 83... . maddelerinde belirtilen koşul ve kural gereği zorunlu olarak belirlenen ve infaz edilmesi gereken cezadır.
Nitekim Ceza Genel Kurulunun; “Sanığın cezasının 6 ay 20 gün hapis cezası olarak yerine getirilmesinin belirtilmiş olmasındaki amaç; eylemin karşılığının sonuçta bu miktar ve tür ceza olduğunu göstermek değil, CYUY.nın 326. maddesinin 4. fıkrasında düzenlenen koşul ve kural gereği, zorunlu olarak infaz edilebilecek cezanın tür ve miktarını belirlemektir.” şeklindeki 17.11.1998 tarihli ve 282-348 sayılı ve “Son hükümde, sanığın cezasının 11... gün olarak belirlenmesindeki amaç, eylemin karşılığının sonuçta bu miktar ceza olduğunu göstermek değil, CYUY.nın 326. maddesinin 4. fıkrasında düzenlenen koşul ve kural gereği, zorunlu olarak infaz edilebilecek cezanın tür ve miktarını belirlemektir.” biçimindeki 23.03.2004 tarihli ve 41-70 sayılı kararlarında da, aleyhe değiştirme yasağı uyarınca belirlenen cezanın, sabit kabul edilen eylemin asıl cezasını değil, infaz edilmesi gereken cezayı ifade ettiği açıkça vurgulanmıştır.
Bu itibarla,
Yüksek Dairece "Sanığın, bozma öncesi kurulan 30.11.2010 tarihli hükümde nitelikli dolandırıcılık suçundan 3 yıl hapis ve 4.000,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği, anılan hükmün sadece sanık tarafından temyiz edildiği, bozma ilâmına uyulmasına karar veren Mahkemece yeniden kurulan hükümde ise sanığın 3 yıl hapis ve 7.500,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına karar karar verilmesi suretiyle, hükmedilen adli para cezası yönünden 1412 sayılı Kanun'un 326/son maddesine aykırı davranılarak sanığın kazanılmış hakkının ihlal edilmesi,
Yasaya aykırı, sanığın temyiz nedenleri bu itibarla yerinde görüldüğünden, 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nin 321. maddesi uyarınca hükmün BOZULMASINA, ancak yeniden yargılama yapılmasını gerektirmeyen bu hususun aynı Kanun’un 322. maddesi uyarınca düzeltilmesi mümkün bulunduğundan, hüküm fıkrasında yer alan sonuç cezanın belirlendiği paragraftan sonra gelmek üzere "bozma öncesi aleyhe temyiz bulunmadığı gözetilerek, 1412 sayılı Kanun’un 326 ncı maddesinin son fıkrası uyarınca sonuç ceza miktarı açısından sanığın kazanılmış hakkının dikkate alınması suretiyle 3 yıl hapis ve 4.000,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına" ibaresinin eklenmesi suretiyle hükmün, Tebliğname’ye kısmen uygun olarak DÜZELTİLEREK ONANMASINA," karar verilmesinin hukuka aykırı olduğu,
İlk derece mahkemesi kararının "Sanığın, bozma öncesi kurulan 30.11.2010 tarihli hükümde nitelikli dolandırıcılık suçundan 3 yıl hapis ve 4.000,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği, anılan hükmün sadece sanık tarafından temyiz edildiği, bozma ilâmına uyulmasına karar veren Mahkemece yeniden kurulan hükümde ise sanığın 3 yıl hapis ve 7.500,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına karar karar verilmesi suretiyle, hükmedilen adli para cezası yönünden 1412 sayılı Kanun'un 326/son maddesine aykırı davranılarak sanığın kazanılmış hakkının ihlal edilmesi,
Yasaya aykırı, sanığın temyiz nedenleri bu itibarla yerinde görüldüğünden, 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nin 321. maddesi uyarınca hükmün BOZULMASINA, ancak yeniden yargılama yapılmasını gerektirmeyen bu hususun aynı Kanun’un 322. maddesi uyarınca düzeltilmesi mümkün bulunduğundan, hüküm fıkrasında yer alan sonuç cezanın belirlendiği paragraftan sonra gelmek üzere "bozma öncesi aleyhe temyiz bulunmadığı gözetilerek, 1412 sayılı Kanun’un 326 ncı maddesinin son fıkrası uyarınca sonuç ceza miktarı açısından sanığın kazanılmış hakkının dikkate alınması suretiyle 3 yıl hapis ve 4.000,00 TL adli para cezası üzerinden infazına" ibaresinin eklenmesi suretiyle hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
" karar verilmesi gerektiği değerlendirilerek itiraz olağanüstü kanun yoluna başvurulmuştur.
III. KARAR
1.Dairemizin anılan kararında usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmaması nedeniyle Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı İTİRAZININ oy birliğiyle REDDİNE,
2. 5271 sayılı Kanun’un 308. maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca Yargıtay 11. Ceza Dairesinin, 09.10.2025 tarihli ve █████████ Esas, ██████████ Karar sayılı düzeltilerek onama kararı ile ilgili itirazı incelemek üzere dava dosyasının, Yargıtay Ceza Genel Kuruluna gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
26.02.2026 tarihinde karar verildi.

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!