Anahtar kelimeler: Gizleme Süreç Defter Takvim Edenin Görüşü Hukukî Sahte Belge Kayıt
12. Ceza Dairesi         █████████ E.  ,  ████████ K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ:Asliye Ceza Mahkemesi

SAYISI
: ████████ E., ████████ K.
SUÇ
: Sahte belge kullanma, defter, kayıt ve belgeleri gizleme
HÜKÜMLER
: Mahkumiyet
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ
: Onama
Yapılan ön inceleme neticesinde; sanık hakkında bozma üzerine kurulan hükümlerin temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, temyiz isteminin süresinde olduğu, temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
İlk Derece Mahkemesince, sanık hakkında 2010 takvim yılında sahte belge kullanma suçundan 213 sayılı Kanunun 359/b, 5237 sayılı Kanunun 43, 62. ve 53. maddeleri uyarınca 4 yıl 2 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına, defter, kayıt ve belgeleri gizleme suçundan 213 sayılı Kanunun 359/a-2, 5237 sayılı Kanunun 62. ve 51. maddeleri uyarınca 15 ay hapis cezası cezalandırılmasına, cezanın ertelenmesine, karar verilmiş, sanık müdafii ve katılan vekilinin temyizi üzerine Yargıtay 11. Ceza Dairesi'nin 29.12.20 22... /6969 Esas ve ██████████ Karar sayılı ilamı ile "..II. Sanık ... hakkında“2010 takvim yılında sahte fatura kullanma” ile“defter, kayıt ve belgeleri gizleme” suçlarından kurulan mahkumiyet hükümlerine yönelik sanık müdafii ve katılan vekilinin temyizlerinin incelenmesinde;
Hükümlerden sonra 15.04.2022 tarihinde Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren, 7394 sayılı Kanun’un 4. ve 5. maddeleriyle değişik 213 sayılı Kanun’un 359. maddesinin 3, 4, 5. ve 6. fıkra hükümleri uyarınca 5237 sayılı TCK'nın 7/2. maddesi de gözetilerek öncelikle lehe Kanun’un tespit edilip uygulama yapılması ve her iki Kanunla ilgili uygulamanın gerekçeleriyle birlikte denetime olanak verecek şekilde ayrıntılı olarak kararda gösterilmesi suretiyle sanığın hukuki durumunun yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması," gerekçesi ile bozma kararı verildiği, bozma üzerine İlk Derece Mahkemesince, sanık hakkında 2010 takvim yılında sahte belge kullanma suçundan 213 sayılı Kanunun 359/b, 7394 sayılı yasanın 4. maddesinin son fıkrası ile 213 sayılı yasanın 359. maddesine son fıkrasından önce gelmek üzere eklenen fıkra da gözetilerek 5237 sayılı Kanunun 43, 7394 sayılı yasanın 4. maddesi ile değişik 213 sayılı yasanın 359. maddesinin ek fıkra 1 ve geçici madde 34, 5237 sayılı Kanunun 62. ve 53. maddeleri uyarınca 2 yıl 1 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına, defter, kayıt ve belgeleri gizleme suçundan 213 sayılı Kanunun 359/a-2, 7394 sayılı Kanunun 4/2 maddesi, 5237 sayılı Kanunun 62, 50, 52/2. maddeleri uyarınca 4.500,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına, karar verilmiş, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca hükmün onanmasına karar verilmesi görüşünü içeren Tebliğname ile dava dosyası Daireye tevdi edilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanık müdafiinin temyiz istemi; sahte fatura kullanma suçunun zamanaşımına uğradığı, defter, kayıt ve belgeleri gizleme suçu yönünden ise şirketin inceleme tarihinde faal olduğu, işyerinin incelemeye müsait olup olmadığı araştırılmadığı, beraat kararı verilmesi gerektiği, kararın bozulmasına ilişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
İlk Derece Mahkemesince, dosyada mevcut belge ve bilgiler ve sanığın savunması dikkate alınarak yapılan değerlendirmede; sanığın davaya konu şirketin müdürü olduğu, yapılan vergi incelemesinde söz konusu şirketin 2010 yılına ait sahte fatura kullandığının tespit edildiği, sanık ...'ın atılı suçlamayı kabul etmediği, █████/2015 tarihli bilirkişi raporunda da sanık ...'ın 2010 yılına ait sahte olduğu tespit edilen KDV dahil 84.021,90 TL tutarında iki adet faturayı yetkilisi olduğu şirketin kayıt ve beyanlarına intikal ettirmek suretiyle sahte belge kullanma fiilini işlediğinin anlaşıldığı, sanık ...'a 2011 yılına ait defterleri sunması için █████/2014 tarihinde bizzat tebligat yapılmasına rağmen sanık ...'ın noter tasdik bilgilerine göre varlığı sabit olan 2011 takvim yılına ilişkin yasal defterleri ve belgeleri incelemeye ibraz etmediği bu suretle üzerine atılı defter ve belgeleri ibraz etmeme suçunu da işlediği gerekçesi ile sanık hakkında mahkumiyet kararları verilmiştir.
IV. GEREKÇE VE KARAR
A.Sahte belge kullanma suçu yönünden;
Sanık hakkında 2010 takvim yılında sahte fatura kullanma suçundan açılan kamu davasında; suça konu faturaların KDV indiriminde kullanılması ve suça konu en son fatura tarihinin 27.12.2010 olması gözetildiğinde, suç tarihinin 25.01.2011 olduğu belirlenerek yapılan incelemede;
Sanığa isnat edilen ve daha ağır bir suçu oluşturma ihtimali bulunmayan eylemin, 213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun 359/b maddesinde yaptırıma bağlanmış olup, anılan suç 5237 sayılı Kanunun 66/1. maddenin (e) bendi uyarınca 8 yıllık zamanaşımına tabidir. Dava zamanaşımını kesen nedenlerin varlığı halinde süre yeniden işlemekte ise de, bu süre 67/4. maddesi uyarınca en fazla yarı oranında uzayacağından, suç tarihinden itibaren, 5237 sayılı TCK'nın 66/1-e ve 67/4. maddelerinde öngörülen 12 yıllık zamanaşımının, inceleme tarihinden önce gerçekleşmiş olduğu ve dosya içeriği itibariyle de 5271 sayılı Kanunun 223/9. maddesindeki derhal beraat kararı verilmesini gerektirir şartların bulunmadığı anlaşıldığından, hükümlerin 5271 sayılı Kanunun 302/2. maddesi gereğince BOZULMASINA, gerçekleşen zamanaşımı nedeniyle sanık hakkında açılan kamu davasının 5271 sayılı Kanunun 223/8. maddesi gereğince DÜŞMESİNE,
B.Defter, kayıt ve belgeleri gizleme suçu yönünden;
Suç tarihinde yürürlükte bulunan 213 sayılı VUK'nın 139. maddesine göre; vergi incelemeleri, esas itibarıyla incelemeye tabi olanın iş yerinde yapılır. İş yerinin müsait olmaması, ölüm, işin terk edilmesi gibi zaruri sebeplerle incelemenin yerinde yapılması imkansız olur veya mükellef ve vergi sorumluları isterlerse inceleme dairede yapılabilir. İş yeri faal olan mükelleflere, defter ve belgelerin vergi dairesine getirilmesi için yapılan tebligatlar usulüne uygun olmadığında suçun unsurları oluşmayacaktır. Somut olaya gelince; vergi denetmeni tarafından defter ve belgelerini ibraz etmesi için çıkartılan tebligatın, tebliğ mazbatasına göre sanığın iş yeri adresinde 05.09.2014 tarihinde sanığa tebliğ edildiği, tebligatta defter ve belgelerin incelenmek üzere ibrazı için iş yerinin müsait olması şartıyla incelemenin iş yerinde yapılacağı, ancak bu husustaki talebin süresi içinde Denetmenliğe yazılı olarak bildirilmesi gerektiği yazılarak sürecin mükellef aleyhine tersine çevrildiği, dosya içerisinde 14.12.2014 tarihli sanık ile incelemeyi yapan vergi müfettişi tarafından imzalanan "tutanak"ta incelemenin müfettişlik adresinde yapılacağı belirtilmiş ise de tutanağın yargılamaya konu 09.12.2014 tarihli vergi suç raporundan sonra düzenlendiği gözetildiğinde; sanık ile vergi müfettişi arasında hesapların dairede incelenmesine imkan veren 213 sayılı VUK'nın 139/2. maddesindeki istisnalardan birinin varlığının önceden tespit edilmediği ve suç tarihinde iş yerinde faaliyetin devam ettiği anlaşılmakla, unsurları oluşmayan atılı suçtan sanığın beraati yerine, mahkûmiyetine hükmedilmesi,
Yasaya aykırı, sanık müdafiinin temyiz nedenleri bu itibarla yerinde görüldüğünden, hükmün 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK'un 321. maddesi uyarınca Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
13.01.2026 tarihinde karar verildi.

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!