Anahtar kelimeler: Yaz Eser İzmir Yoluyla Görevsizlik Adliye Bölge Ticaret İstinaf Alacak

ESAS NO
: █████████KARAR NO
: ████████T Ü R K M İ L L E T İ A D I N ABÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARIİNCELENEN KARARINMAHKEMESİ
: İZMİR 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİESAS NO
: ████████KARAR NO
: ████████DAVA TARİHİ
: 22.06.2021KARAR TARİHİ
: 25.04.2023DAVA
: Alacak (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan)KARAR TARİHİ
: 28.04.2026KARARIN YAZ. TARİH
: 28.04.2026İzmir 5. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 25.04.2023 tarih ve ████████ Esas, ████████ Karar sayılı kararının, istinaf başvurusu yoluyla incelenmesinin davalı vekili tarafından istenilmesi üzerine, dosyanın gönderildiği, İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesi'nin 14.07.2023 tarih ve █████████ Esas, █████████ Karar sayılı görevsizlik kararı ile 17. Hukuk Dairesi'ne gönderildiği, İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi'nin 01.08.2023 tarih ve █████████ Esas, █████████ Karar sayılı görevsizlik kararı ile de dairemize gönderilen dosya incelendi, dosya içeriğine göre incelemenin duruşmasız olarak yapılması uygun görülmekle, gereği konuşulup düşünüldü.İSTEM
:Davacı vekili 22.06.2021 tarihli dava dilekçesinde özetle; Müvekkili şirketin ... plakalı... model... renk ... marka aracı 15.03.2019 tarihinde davalıdan 319.500,00 TL bedelle ikinci el olarak satın aldığını, aracı satın aldığı tarihten itibaren tüm bakım ve kontrollerinin davalıya ait serviste yaptırıldığını, aracın 20.03.2019 tarihinde satın alındıktan hemen sonra 59.033 km'de iken seramik kaplama işlemi yaptırıldığını, 31.10.2019 tarihinde araç 79.436 KM'de iken rutin servis ve bakımı yapıldığını, 12.05.2020 tarihinde araç 94.597 KM'de iken rutin servis ve bakımı yapıldığını, aracın seyir halindeyken motor ikaz lambası ışığı yandığından bu şikâyetin giderilmesi için davalı servise müracaat edildiğini, satıcı/servis tarafından elektriksel bir arıza olduğu beyan edilerek 27.10.2020 tarihinde yazılım programlama işlemi yapıldığını, arızanın giderildiğinin bildirildiğini, 16.11.2020 tarihinde araç 109.018 km'de iken rutin servis ve bakımı yapıldığını, müvekkili şirketin, davaya konu aracı davalı yandan satın aldıktan sonra tüm bakım ve kontrolü için de davalı yandan hizmet almaya devam ettiğini, son olarak aracın rutin 100.000 km bakımının yapılmasından kısa bir süre sonra, araç henüz 116.000 km civarında iken, müvekkil şirket yetkilisi ...şoförü ... ile birlikte yolda seyir halindeyken, aracın motorunun birden kitlendiğini, çalışamaz hale geldiğini, aracı hemen ....servisine çekici vasıtası ile götürüldüğünü, arıza sonrası aracın derhal 07.04.2021 tarihinde davalı servise teslim edildiğini, teslimden sonra serviste yapılan kontrolde motorun tamir edilemez durumda olduğu, motorun komple değişmesi gerektiği (sandık motor) ve bedelinin indirimli olarak yaklaşık 190.000,00 TL olduğunu, aracın motorunun yenilenmesiyle birlikte ayrıca mazot pompasının da değişmesi gerektiği, bunun için de 20.000-TL masraf yapılması gerektiğinin bildirildiğini, müvekkilinin aracı 59.000 km’de davalıdan 2.ci el satın aldığını, düzenli bakımlarını davalı servisinde yaptırdığını, 50.000 km kullanmadan motorun kullanılmaz hale gelmesi ve motor değişimi gerektiğinin anlaşılması üzerine arızanın kaynağı için İzmir 13. Sulh Hukuk Mahkemesi'ne tespit yaptırıldığını, alınan bilirkişi raporu ile, aracın son bakımda motor yağının değiştirildiği bakım formlarında yer almasına rağmen, motor yağının değiştirilmediğinin tespit edildiği, araç motorunun kullanılamaz hale geldiği, motorun değiştirilmesi gerektiği tespitlerinin yapıldığını, buna göre müvekkili şirketin aracı satın aldıktan sonra tüm bakımlarını davalı nezdinde yaptırmış olmasına ve son rutin bakımda yağ filtresi değiştirilmiş gibi iş emri düzenlenmiş ve faturalandırılmış olmasına rağmen, davalı tarafça yağ değişimi yapılmadığı için bakımdan çok kısa bir süre sonra müvekkili şirkete ait aracın arızalandığını ve motorunun kullanılamaz hale geldiğinin tespit edildiğinden tespit talebine konu zarardan davalı yanın sorumlu olduğunu, müvekkili şirketin aracın onarımını .... firmasına 190.209,96 TL bedelle yaptırdığını, ayrıca müvekkili davalı yanın ayıplı servis hizmeti nedeniyle arıza sonrası aracı servise götürmesi nedeniyle davalı tarafça müvekkili şirkete arıza tespiti açıklaması ile 500,71 TL fatura yansıtıldığını, müvekkilinin bu bedeli de davalıya ödemek zorunda kaldığını, davalının toplam 190.209,96 TL, 500,71 TL onarım giderinden sorumlu olduğunu, aracın hem tespit talebinin değerlendirilmesi, hem keşif gününün belirlenmesi ve sonrasında da aracın tamirinin arızadan 41 gün sonra onarımı tamamlanıp şirkete teslim edildiğini, yaklaşık 20.000,00 TL civarında fazlaya ilişkin talep hakları saklı olarak ikame araç bedeli talepleri olduğunu, 13. Sulh Hukuk Mahkemesi'nin ███████ D.İş sayılı dosyasındaki 10.05.2021 tarihli bilirkişi raporu ile aracın 50.000,00 TL değer kaybına uğrayacağı tespit edildiğini, şimdilik 22.000,00 TL değer kaybı talep edildiğini belirterek davalının kusuru nedeni ile müvekkilinin uğradığı ve uğrayacağı zararların tazminini talep, tahsil, ıslah, dava hakları ve fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla müvekkili şirket adına kayıtlı .... plakalı aracın motorunun davalının kusuru ve ayıbı nedeniyle kullanılamaz hale gelmesi nedeniyle, müvekkiline ait araçta meydana gelen 190.710,67-TL Arızanın Giderim Masrafı, 22.000,00 TL değer kaybı, 20.000,00 TL ikame araç bedeli, olmak üzere toplam 232.710,67 TL zararın dava tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile davalı yandan tahsilini, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.CEVAP
:Davalı vekili 10.08.2021 havale tarihli cevap dilekçesinde özetle; Davaya konu .... plakalı ...marka aracın 15.03.2019 tarihinde 319.500,00-TL bedelle müvekkili şirketten ikinci el olarak satın aldığını, aracın 07.04.2021 tarihine kadar sorunsuz kullanıldığını, aracın arıza öncesinde son olarak 16.11.2020 tarihinde 109.018 km’de bakıma girdiğini, yağ filtresi ve ... Prof. ... değişimi yapıldığını, aracın tüm diagnostik kaydının mevcut olduğunu, yağ değişimi dahil bütün parçaların parça kodu ile çıkışı yapıldığını, kamera kaydına alındığını, bu bakımdan yaklaşık 5 ay sonra aracın çekici ile müvekkili şirket servisine geldiğini, araçta yapılan kontrolde motorun kilitli olduğu ve dönmediğinin tespit edildiğini, diagnostik sorgulama yapıldığını, yağ filtresinde metal parçacıklar görüldüğünü, komple motor değişimi gerektiğinin tespit edildiğini, tespit raporundaki "motor yağının değiştirilmediğine" yönelik değerlendirmenin hatalı ve gerçeği yansıtmadığını, raporun teknik ve bilimsel açıdan yetersiz olduğunu kabulünün mümkün olmadığını, bilirkişinin kişisel düşüncesinden ibaret olduğunu, servislerinde yağın stok kontrol sistemi ile uygun yağ seçilerek tabanca ile konulduğunu, bilgisayar kontrol sistemi takip edildiğini, bidonla alınıp konulmadığını, teknisyenin konulmayan yağı eklemesinin mümkün olmadığını, bir araçta yağ değiştirilmediği halde yağ servisi sıfırlanamayacağı gibi bir an için bunun olduğu düşünülse dahi yağ viskozitesi değeri 0,61 üzerinde ise ekranda tekrar servis gerekli ikazı yanacağını, somut olayda dava konusu aracın arızadan önce son servise geldiği tarihteki (16.11.2020) servis kayıtlarında aracın yağ viskozite değeri olarak ölçüldüğünü, ilgili diagnos çıktısı ekte sunulduğunu, araç ekranında servis gerekli ikazının yandığını, yağ değişimi yapmadan yağ ikazının söndürülmesin de mümkün olmadığını, bir an için aksi düşünülse dahi bu verilerle bir süre kullanımdan sonra tekrar gösterge panelinde servis gerekli ikazı gözükeceğini, davaya konu aracın anılan bakımdan yaklaşık 5 ay sonra motor arızası ile karşılaştığı dikkate alındığında; hiçbir şekilde kabul anlamına gelmemek kaydıyla, servis tarafından yağ değiştirilmemesi ihtimalinde ekranda mutlaka ilgili ikaz ışığının yanması gerekeceğini, böyle bir ikazın olmaması, dolayısıyla da karşı tarafın bu yönde bir beyan ve şikayetinin olmaması dahi hem davacının kendi iddialarının hem de bilirkişi tarafından yapılan yorumun hatalı olduğunu ortaya koyduğunu, araç sahibi motor arızası nedeniyle müvekkil şirkete geldiğinde motor ve beraberinde değişmesi gereken parçalar iş emrine girilmiş fiyatlandırılıp iyi niyet garantisi kapsamında değerlendirilmesi için garanti departmanına iletildiğini, ancak üretici tarafından sağlanan iyi niyet kapsamı aracın bakımlarının ve onarımlarının düzenli olarak yetkili serviste yapılması koşuluna bağlı olarak sağlanabildiğini, tespite konu aracın servis kayıtları incelendiğinde bakımlarının zamanında ve düzenli yapılmamış olması nedeniyle iyi niyet kapsamında onarım vapılamayacağı yönünde geri bildirim alındığını, aracın bakım aralığının 13.000 km veya 6 ay olduğunu, hangisi önce dolarsa aracın servis bakımı yapılmasının gerekli olduğunu, ilk tescil trafiğe çıkış tarihi 07.09.2016 olan aracın servis geçmişi ve bakımlarıyla ilgili olarak aracın ilk 6 bakımının çok düzenli ve nizami olduğunu ancak davacı tarafından aracın ikinci el olarak satın alındıktan sonra 7. Bakımın 31.10.2019 tarihinde 79.436 KM'de aracın bakıma 36 gün ve 7.403 km geç geldiğini, 8. Bakımın 12.05.2020 tarihinde 94.597 KM bir önceki geç gelinen bakıma istinaden o bakımı zamanında gelinmiş kabul edilse bile bu bakıma da 2 gün 2.158 km geç gelmiş olduğunu, 9. bakımın 16.11.2020 tarihinde 109.018 KM'de bir önceki geç gelinen bakıma istinaden o bakımı zamanında gelinmiş kabul edilse bile bu bakıma da 4 gün (bu kabul edilebilir bir gecikme) fakat 1.421 km geç geldiğini, 10. bakıma bir önceki eksik bakıma istinaden yine zamanında geldiği kabul edilirse 16.05.2021 tarihinde veya 122.018 km yapılması gerektiğini, fakat bu bakımın hiç yapılmamış olduğunu, üretici firmanın sağlamış olduğu iyi niyet garantisinden yararlanamayan araca, müvekkili şirketin ücretli onarım dışında başkaca tanıyabileceği bir opsiyonu kalmadığını, dava konusu araçta değer kaybı meydana geleceği yönündeki tespit ve davacının bu yöndeki talebinin yerinde olmadığını, araçların piyasada 2. el alım satım işlemleri yapılırken ana gövdesinde meydana gelen hasarlar dikkate alınmadığını, üretici standartlarında orijinal parçalar ile yapılan komple motor değişimi araçların piyasa 2. el değerlerinde herhangi bir değer kaybı meydana getirmeyeceğini, aracın .... model olduğu ve 116.838 km'de olduğu dikkate alındığında motorun orijinalleriyle değiştirilmesi halinde aracın motorunun yenilendiği ve bilirkişi tarafından yapılan tespitin aksine araçta değer kaybı doğurmayacağını hatta aracın kullanım ömrünü uzattığını ve değer yaratacağını, olayda müvekkili şirketin ikame araç sağlama yükümlüğünün olmadığını, talep edilen miktarın fahiş olduğunu, aracın garanti kapsamında bulunmadığını, servis kayıtlarının düzenli olmadığından iyi niyet garantisinin olmadığını belirterek davanın reddine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ
:İlk derece mahkemesi 25.04.2023 tarih ve ████████ Esas, ████████ Karar sayılı kararında özetle; "... Somut olayda ; davaya konu ....plakalı aracın █████/2019 tarihinde davalıdan satın alındığı, davacı tarafından 16.11.2020 tarihinde araç 109.018 km’de iken motor yağı ve filitre grubu değişimini de içeren son periyodik bakımının davalı servisinde yaptırıldığı, ardından aracın 07.04.2021 tarihinde 116.838 km’de yolda seyir halinde iken kilitlenerek stop ettiği ve yolda kaldığı, çekici ile davalının yetkili servisine getirildiği, dosyada mevcut denetime ve hüküm kurmaya elverişli kök ve ek raporlara göre davacının 27.10.2020 tarihinde 106.489 km’de motor ikaz ışığı yanması şikayeti ile davalı yetkili servise başvurduğu, iş emri ve arıza kayıt listesine göre araçta P0341-92 kodu ile arızası olduğu (Kam Mili Konum sensörü arızası), “(Kam mili konum sensörü “A” devresi aralığı/Performans sıra 1 veya Tek sensör performans veya hatalı çalışma) arızası” Motor Kontrol Ünitesine (PCM) program atıldığı ve arıza lambası ışığının söndürüldüğü, üretici firmanın bu arıza ile ilgili olarak Teknik Bülten hazırladığı, davaya konu araçta PCM (kontrol Ünitesine) yazılım atılması/yüklenmesi/güncellenmesine rağmen aynı arızanın (yaklaşık 10.000 km sonra) davaya konu araçta 116.126 km’de tekrar meydana geldiği ve motorun yatak sardığı kullanılamaz duruma geldiği, motorun 116.000 km’de yatak sarması, silindirlerinin hasar görmesi ve kullanılamayacak düzeye gelip motorunun değişim gerektirmesinin makul ve normal bir durum olmadığı, araçta P0341-92 kodlu arıza olması anılı arızanın 27.10.2020 tarihinde 106.489 km’de sebebi tam tespit edilmeden (sadece Üretici Teknik Bültenine uyarak) sadece PCM güncellemesi yapılarak aracın teslim edildiği, 27.10.2020 tarihinde gerekli tespit ve onarım yapılmış olsaydı motorun yatak sarmayabileceği, yada onarım bedelinin daha düşük olabileceği, bu bakımdan hizmet ayıbı olduğu, aracın en son yağ değişim ve periyodik bakımının yaklaşık 7.820 km önce ve 4,5 ay önce yapılmış olduğu, aracın dizel araç olması nedeniyle yağ değişim periyodik sürecinin her 34.000 km olduğu; yağ değişim periyodu 13.000 km kabul edilse bile toplam 7.403 km aşılmış olduğu, 7.403 km aşılmasının motorun yatak sarmasını ve silindirlerin kullanılmasını gerektirecek bir durum olmadığı, meydana gelen arızanın kullanım kaynaklı olmadığı, periyodik bakım gecikmesi ve yağ değişimi süreci kaynaklı olmadığının belirtildiği, buna göre davacının 27.10.2020 tarihinde araç 106.489 km’de motor ikaz ışığı yanması şikayeti ile davalı yetkili servise başvurduğunda davalı yetkili servisin P0341-92 kodu ile (Kam Mili Konum sensörü arızası) arıza kodu vermesine rağmen davalı servisin sadece Motor Kontrol Ünitesine (PCM) program yenilemesi/güncellemesi yaparak arıza lambası ışığının söndürülmesi bunun dışında itinalı ve ayrıntılı inceleme yapmaması nedeniyle motorun 07.04.2021 tarihinde 116.126 km’de tekrar aynı arızayı vererek yatak sarması ve silindirlerinin hasarlanması, motorunun kullanılamaz hale gelmesine ve zararın artmasına sebebiyet verdiğinden eserin ayıplı ifa edildiği, ayıbın gizli ayıp niteliğinde olduğu, davacı tarafça davalıya süresi içinde ayıp ihbarında bulunulduğu, davalının eserin ayıplı ifa edilmesi nedeniyle davacı iş sahibinin uğradığı maddi zararı gidermekle yükümlü olduğu, bu kapsamda hükme esas alınan kök ve ek rapora göre davaya konu aracın motorunun onarımının 153.194,88 TL yedek parça, 8.000,00 TL işçilik ile KDV dahil 190.209,96 TL fatura bedeli karşılığında dava dışı ....Şti.’de 20.05.2021 tarihli faturaya göre gerçekleştirilmiş olduğu, davalı yetkili servisin proforma onarım teklifi, D. İş Bilirkişi Tespit Raporu ve yapılan piyasa araştırması neticesinde, anılı faturadaki onarım kalem ve bedellerinin piyasa ile uyumlu olduğu, davacının aracın arızasının giderilmesi için davalı servise götürmesi nedeniyle davalının arıza tespiti yapıldı açıklamasıyla 500,71 TL fatura düzenlendiği, dava konusu aracın makul onarım süresinin 15 gün olduğu, aynı özellik, segment ve konfordaki ikame bir aracın günlük kira bedelinin (onarım tarihinde) 450,00 TL/gün, (15 gün x 450 TL) toplamda 6.750,00 TL olduğu, her ne kadar davacı taraf aracın arızadan 41 gün sonra onarıldığını savunarak ikame araç bedeli süresinin buna göre hesaplanmasını talep etmiş ise de, sözkonusu sürenin teknik bakımdan davalıya ait servisin uygulamalarından kaynaklandığının davacı tarafça ispatlanamadığından 15 günlük makul onarım süresinin hükme esas alındığı, böylece davacının davasının kısmen kabulüne, 190.710,67 TL arıza giderim masrafı(190.209,96 TL dava dışı firma tarafından düzenlenen onarım faturası+500,71 TL davalının düzenlediği fatura)ve 6.750,00 TL ikame araç bedeli olmak üzere toplam 197.460,67 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiş, hükme esas alınan bilirkişi kök ve ek raporunda .... model aracın 2021 arıza tarihinde yaklaşık 4,5 yaşında ve 116.838 km’de olduğu, yaşı, yapmış olduğu km ve motorun sandık motor olarak değişim yapılması, yan sanayi parçalarla parça parça değişim yapılmaması, ithal orijinal sandık motor ile değişim yapılması, yeni bir motor takılması ve yeni motor ömrü uzaması gerekçeleri ile değer kaybı oluşmayacağının belirtildiği, İzmir BAM 13.HD'nin █████████ Esas ve █████████ Karar sayılı emsal kararında da belirtildiği üzere orijinal sandık motor ile değişim yapılmasının araçta değer kaybına sebebiyet vermeyeceği anlaşıldığından davacının değer kaybı isteminin reddine karar verilmiş, davacı tarafça yapılan noter ihtar gideri ile tespit giderlerinin yargılama giderleri içinde değerlendirilmesine karar verilerek aşağıdaki hüküm kurulmuştur..." gerekçeleriyle;Davacının davasının kısmen kabulü ile, 190.710,67 TL arıza giderim masrafı ve 6.750,00 TL ikame araç bedeli olmak üzere toplam 197.460,67 TL’nin dava tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine dair karar verilmiştir.İSTİNAF NEDENLERİ
:Davalı vekili 15.05.2023 tarihli istinaf kanun yoluna başvuru dilekçesinde özetle; Ayıp iddialarını kesinlikle kabul anlamına gelmemekle birlikte, davacı tarafından kanunda öngörülen ayıp ve ihbar sürelerine ilişkin hiçbir yükümlülüğe uyulmadığını,Türk Ticaret Kanunu uyarınca ticari alım satımlarda alıcı açık ayıplar için iki, gizli ayıplar için ise sekiz günlük olan yasal süreler içerisinde muayene külfetini yerine getirip ayıp ihbarında bulunulması gerektiğini, bu hak düşürücü sürelere tabi muayene külfetini yerine getirmeyen alıcının ayıba bağlı haklarının da ortadan kalktığını,6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun “Ticari Satış ve Mal Değişimi” başlıklı 23. Maddesinin (c) bendinde; "Malın ayıplı olduğu teslim sırasında açıkça belli ise alıcı iki gün içinde durumu satıcıya ihbar etmelidir. Açıkça belli değilse alıcı malı teslim aldıktan sonra sekiz gün içinde incelemek veya incelettirmekle ve bu inceleme sonucunda malın ayıplı olduğu ortaya çıkarsa, haklarını korumak için durumu bu süre içinde satıcıya ihbarla yükümlüdür. Diğer durumlarda Türk Borçlar Kanunu’nun 223’üncü maddesinin ikinci fıkrası uygulanır." şeklinde düzenleme mevcut olduğunu,6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 223’üncü maddesinin ilgili fıkrasında ise; "(1) Alıcı, devraldığı satılanın durumunu işlerin olağan akışına göre imkan bulunur bulunmaz gözden geçirmek ve satılanda satıcının sorumluluğunu gerektiren bir ayıp görürse, bunu uygun bir süre içinde ona bildirmek zorundadır. (2) Alıcı gözden geçirmeyi ve bildirimde bulunmayı ihmal ederse, satılanı kabul etmiş sayılır." düzenlemesine yer verildiğiniYargıtay 19.Hukuk Dairesi’nin 16.03.2006 tarihli bir kararında da; "... davacı kömür ticareti işiyle uğraştığını davalıdan aldığı torba kömürlerinin ayıplı olduğunu iddia ederek ayıplı kömürlerin aynen davalıya iadesiyle tazminat talebinde bulunmuştur. Tacirler arasında diğer tarafı temerrüde düşürmek veya sözleşmeyi feshetmek amacıyla yapılan ihtar veya ihbarların geçerli olması için noter marifetiyle veya iadeli taahhütlü mektupla ya da telgrafla yapılması şarttır. Ticari satışlarda ayıp ihbarları TTK.nın 25. maddesinde belirtilen süreler içinde yapılması zorunludur. dosya kapsamında ayıp ihbarının süresi içinde ve belirtilen şekillere uygun yapılmadığı anlaşıldığından davanın reddine karar verilmesi usul ve yasaya uygundur..." şeklinde hüküm tesis edildiğini,Yargıtay 19. Hukuk Dairesi süresinde ayıp ihbarında bulunmamanın sonucuna ilişkin 13.11.2007 tarihli bir kararında; "…Taraflar tacir olup tacirler arasındaki satışlarda ayıp ihbar süreleri TTK’nın 25/3. Maddesinde 2 ve 8 gün olarak belirlenmiştir... satıcının alıcıya garanti vermiş olması hali hiçbir surette gerek TTK 25. ve gerekse BK’nın 198. maddelerinde yer alan ayıp ihbar sürelerini asla ortadan kaldırmazlar. Bu nedenle o malın alıcısı olan kişinin, "satıcının ayıba karşı tekeffülü" hükümlerinden yararlanabilmesi için mutlaka TTK.’nın 25. ve BK.’nın 198. maddeleri hükümlerinde, açık ve gizli ayıplar için öngörülen yasal süreler içerisinde ayıp ihbarında bulunmuş olması şarttır. Mahkemece bu yönler gözetilmeden süresinde ayıp ihbarında bulunulduğu gerekçesiyle yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir. Yukarıda açıklanan nedenlerle hükmün davalı yararına bozulmasına," şeklinde karar verdiğini,Davacının ihbar usulüne ve sürelerine uymadığının açık olduğunu, dosya kapsamından da görüleceği üzere noter kanalıyla ve yahut iadeli taahhütlü mektupla müvekkili şirkete yöneltilen bir ihbar söz konusu olmadığını, bir an için usulüne uyulduğu iddia edilse dahi sürelere de uyulmadığı hususunun açık olduğunu, açıklandığı üzere, ihbar sürelerine ve usulüne uyulmamış olup davanın usulden reddi gerektiğini,Yargıtay'ın yerleşik içtihatları doğrultusunda otomotiv sektöründe uzman bilirkişiler tarafından oluşturulan bir heyetten hükme ve denetime elverişli rapor alınması gerekirken bu hususun göz ardı edilerek hükme ve denetime elverişli olmayan bilirkişi raporları doğrultusunda hüküm kurulduğunu,Mahkemece alınan 22.09.2022 tarihli bilirkişi raporu ve 28.02.2023 tarihli bilirkişi ek raporunun hükme elverişli olmadığını (Yargıtay 13. Hukuk Dairesi'nin 18.12.2018 tarih ve ██████████ Esas, ██████████ Karar sayılı ilamı.),Yargıtay'ın yerleşik içtihatlarında da görüldüğü üzere; yetersiz bilirkişi raporuna dayalı, eksik inceleme sonucu iş bu hüküm kurulmuş olup itirazları doğrultusunda ilk derece mahkemesinin kararının kaldırılarak, davanın reddine karar verilmesini aksi kanaatte varılması halinde ise dosyanın tekrar mahkemesine gönderilerek otomotiv sektöründe uzman bilirkişiler tarafından oluşturulan bir heyetten hükme ve denetime elverişli rapor alınmasını talep ettiklerini,Gerekçeli kararda, davaya konu aracın bakım aralığının 34.000 kabul edilerek buna göre hüküm kurulmasının hatalı olup, taraflarınca kabulünün mümkün olmadığını,İzmir 4. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin gerekçeli kararında, "aracın dizel araç olması nedeniyle yağ değişim periyodik sürecinin her 34.000 km olduğu; yağ değişim periyodu 13.000 km kabul edilse bile toplam 7.403 km aşılmış olduğu, 7.403 km aşılmasının motorun yatak sarmasını ve silindirlerin kullanılmasını gerektirecek bir durum olmadığı, meydana gelen arızanın kullanım kaynaklı olmadığı, periyodik bakım gecikmesi ve yağ değişimi süreci kaynaklı olmadığının belirtildiği" yönünde gerekçe gösterilerek araçta gizli ayıbın söz konusu olduğu yönünde karar kurulduğnu, iş bu gerekçe ve kararın kabulünün mümkün olmadığını, zira, gerekçe olarak gösterilen bakım aralığının tamamen ihtimaller üzerine belirlenmiş olup, gerçeği yansıtmadığını,Dosya kapsamında defalarca değindikleri üzere; bilirkişi ek raporunda davaya konu aracın Türkiye İthalatçısı/Disribütörü .... A.Ş.'ne "Belli km’de mi? yoksa aracın yol bilgisayarında verilen bilgiye/ikaza göre mi? Yağ Değişim Peryodunun kaç km’de olduğu..." hususunda bilgi alınmak üzere müzekkere yazıldığına ve cevaben Bakım Kitapçığı/Kullanım Kılavuzu/Kullanıcı El Kitabının yağ değişimi işe ilgi sayfası örneğinin gönderildiği, "Cevapta davaya konu aracın şase numarası yazılarak ve net olarak, beyan olarak aracın yağ değişim periyodunun açıklanmamış olduğu, Sadece yazı ekinde, küçük puntolu zor okunaklı bir liste verilmiş olduğu, bu listeye göre” aracın yağ değişim periyodunun 13.000 km veya 6 ay olduğu"İthalatçının müzekkere cevabı incelendiğinde;....A.Ş. kayıtlarının tetkikinden; yağ değişiminin sabit aralıklarla belli kilometrelerde yapıldığı tespit edilmiş olup, davaya konu .... Model ... şase nolu aracın tüm özellikleri tek tek girilerek yağ değişim aralığı belirlenmiş ve listelenerek mahkemeye sunulduğunu, sunulan listede açık ve gayet okunaklı bir şekilde, yağ değişim periyodunun 13.000 KM veya 6 ay olduğunun görüldüğünü, dolayısıyla, yağ değişim aralığının açık bir şekilde belirlenmişken mahkemenin bu bakım aralığını 34.000 KM olarak belirlemesinin haksız olduğunu,Dosya kapsamında alınan bilirkişi ek raporunun 10. maddesinde, "Aracın davalıya satışı sonrası yapılan periyodik bakım ve onarımların;25.03.2019 tarihinde 59.033 km’de, 31.10.2019 tarihinde 79.436 km’de yağ değiştiği, farkın 20.403 km olduğu, eğer aracın 13.000 km yağ değişim peryodu var ise toplam 7.403 km aşılmış olduğu,12.05.2020 tarihinde 94.597 km’de, yağ değiştiği, farkın 15.161 km olduğu, eğer aracın 13.000 km yağ değişim peryodu var ise toplam 2.161 km aşılmış olduğu,27.10.2020 tarihinde 106.489 km’de (....renkli) MOTOR İKAZ IŞIĞI YANMASI şikayeti ile davalı yetkili servise başvurduğu, Motor Kontrol Ünitesine (PCM) program atıldığı ve arıza lambası ışığının söndürüldüğü,16.11.2020 tarihinde 109.018 km’de periyodik bakımı yapıldığı, farkın 14.421 km olduğu, eğer aracın 13.000 km yağ değişim peryodu var ise toplam 1.421 km aşılmış olduğu..." yönünde beyanlarda bulunulduğunu,İthalatçı firma tarafından dosyaya sunulan müzekkere cevabından da görüleceği üzere, aracın yağ bakım periyodunun 13.000 KM veya 6 ay olduğunun açık olduğunu, bilirkişi raporunda aleyhe hususları kabul etmemekle birlikte periyodun 13.000 KM olarak kabul edilmesi durumunda aracın davacıya tesliminden itibaren oluşan gecikmelerin tek tek belirtildiğini, dolayısıyla, davaya konu aracın bakımlarının oldukça geç gerçekleştiği hususunun açıklığa kavuştuğunu ve arızanın gerçekleşme nedeninin müvekkili şirket değil iş bu haksız ve mesnetsiz davayı açan davacının ihmali olduğunu, bu bağlamda, müvekkili şirketin herhangi bir sorumluluğunun olmadığını (Yargıtay 19. Hukuk Dairesi'nin ██████████ Esas, █████████ Karar sayılı ilamı.),Yine ayrıca, mahkemenin araç bakımının 7.403 KM aşılmasının motorun yatak sarmasını ve silindirlerin kullanılmasını gerektirecek bir durum olmadığı yönündeki beyanını anlayamadıklarını, araç bakımlarının zamanında yapılmamasının araçta oluşan arızaya sebebiyet vermeyeceği yönünde hüküm kurulmasını kabul etmedikleriniMahkemece belirlenen arıza giderim masrafı ve ikame araç bedelinin kabulü mümkün olmamakla birlikte, belirlenen miktarların oldukça fahiş olup bu miktarların ödenmesi davacının sebepsiz zenginleşmesine sebep olacağını,Müvekkili şirket tarafından ikame araç bedelinin ödenmesi hususunu kabul anlamına gelmemekle birlikte, belirlenen ikame araç bedelinin oldukça fahiş olduğunu, söz konusu tutar belirlenirken yeterli araştırma yapılmadığını, birkaç günden fazlaca süren kiralamalarda uzun dönem kiralama indirimi söz konusu olmakta olup bu kapsamda alınan kararda bu hususun tamamen göz ardı edildiğini, somut durumda araçta meydana gelen arıza garanti kapsamında bulunmadığı ve aracın servis kayıtlarının düzensiz olması nedeniyle iyiniyet kapsamına da alınamayacağı için müvekkili şirketin ikame araç yükümlülüğünün bulunmadığını,Yine aynı şekilde araçta meydana gelen arıza garanti kapsamında bulunmadığı ve aracın servis kayıtlarının düzensiz olması nedeniyle müvekkili şirketin arıza giderim masrafı ödeme yükümlülüğünün bulunmadığını,Ayıp iddiası olan aracın ikinci el olarak davacıya teslim edilene kadar bakımlarını eksiksiz ve zamanında yapılması nedeniyle hiç sorun yaşamadan kullanıldığının görüldüğünü kaldı ki, gizli ayıplı olan bir aracın 116.838 km yol yapamayacağı hususunun açık olduğunu,Davaya konu aracın davacıya ikinci el olarak satıldığını, söz konusu aracın davacıya satılana kadar geçen sürede bakımları zamanında yapılmış olup sorunsuz bir şekilde neredeyse 60.000 KM yol yaptığını, daha sonra davacıya satılmış ve bakımları davacı tarafından sıklıkla ve tolere edilemeyecek derecede ihmal edilmiş olduğunu, nitekim, bakım için 7.403 KM gibi bir gecikmenin doğuracağı sonuçların ne kadar büyük olacağı hususunun izahtan vareste olduğunu,Gerekçeli kararda belirtilen "hizmet ayıbı" olduğu yönündeki beyanların kabulünün mümkün olmadığını,İlk derece mahkemesinin gerekçeli kararında: "araçta P0341-92 kodlu arıza olması anılı arızanın 27.10.2020 tarihinde 106.489 km’de sebebi tam tespit edilmeden (sadece Üretici Teknik Bültenine uyarak) sadece PCM güncellemesi yapılarak aracın teslim edildiği, 27.10.2020 tarihinde gerekli tespit ve onarım yapılmış olsaydı motorun yatak sarmayabileceği, yada onarım bedelinin daha düşük olabileceği, bu bakımdan hizmet ayıbı olduğu" şeklindeki gerekçenin kabulünün mümkün olmadığını,Müvekkili şirket yetkili servisi senelerden beri bu işi yaptığını, son derece teknik ve modern koşullarda çalışma hayatı içindeki varlığını devam ettirdiğini, müvekkili şirkete ait yetkili servis atölyesinde araçlara ilgili yağlar konulurken bilgisayarlı stok kontrol sistemi ile uygun yağ seçilerek ve ayrıca iş emri numarası ile birlikte her teknisyenin kendine ait şifresi ile kodlanarak tamamen hatasız ve araca özellikleri dışında bir yağ koymaya müsaade etmeyen bir sistemle "tabanca" usulüyle (benzinliklerle olduğu gibi) konulduğunu,Tüm bunların bilgisayarlı sistem ile takip edilmekte olup "zannedildiği'' üzere müvekkili şirket teknik elemanlarının litrelik yağları alıp araca doldurmaları, yahut doldurulmamış yağ için servis formuna işbu ibareyi eklemelerinin teknik açıdan mümkün olmadığını, dolayısıyla, müvekkili şirket tarafından gereken tüm tespit ve onarımların yapıldığının açık olduğunu,Mahkeme tarafından değer kaybı yönünden kurulan karara katıldıklarını, davanın kabul edilen kısmı için taleplerinin mevcut olduğunu belirterek,Yukarıda arz ve izah olunan ve re'sen dikkate alınacak nedenlerle istinaf başvuruları neticesinde; ilk derece mahkemesince kurulan davanın kısmen kabulüne ilişkin kararın kaldırılarak haksız ve mesnetsiz davanın tümden reddine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacıya yükletilmesine karar verilmesi istemiyle istinaf kanun yoluna başvurmuştur.DELİLLER, DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
:İstinaf kanun yolu başvurusuna konu edilen karar hakkında; HMK.nın 355. maddesindeki düzenleme uyarınca, istinaf dilekçesinde belirtilen nedenler ve kamu düzenine ilişkin aykırılık bulunup bulunmadığı yönü gözetilerek yapılan inceleme sonucunda,Dava, araç bakımına ilişkin eser sözleşmesinin ayıplı ifasından kaynaklanan arıza giderim bedeli, değer kaybı ve ikame araç bedeli istemlerine ilişkindir.Mahkemece, davanın kısmen kabulüne karar verilmiş olup, karara karşı davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.Araç bakım ve tamirine ilişkin olarak yüklenicinin sorumluluğu, eser sözleşmesi kapsamında, sözleşmesel ilişkiye dayalıdır.Eser sözleşmesi, karşılıklı edimleri içeren bir iş görme akdîdir. Yüklenicinin edimi, eseri meydana getirmek ve iş sahibine teslim etmek, iş sahibinin karşı edimi ise teslim edilen eserin bedelini ödemektir. Eser yüklenicinin sermayesi, sanat ve becerisini kullanarak gerçekleştirdiği sonuçtur. İş sahibi ısmarladığı eserin belli nitelikler taşımasını, amacını karşılamasını arzu eder. Şayet ısmarlanan eser iş sahibinin beklentisini karşılamıyorsa sözleşmenin yararlar dengesi iş sahibi aleyhine bozulur. Bu bakımdan eser, fen ve sanat kurallarına uygun ve iş sahibinin amacını karşılar nitelikte imâl edilmelidir. Aksi halde eser ayıplıdır ve yüklenicinin ayıba karşı zararlı sonuçtan sorumluluğu ortaya çıkar. Bir tanımlama yapmak gerekirse; yüklenicinin ayıba karşı zararlı sonuçtan sorumluluk borcu, yüklenicinin eseri teslim borcunun tamamlayıcısı olarak, meydana getirdiği eserde ortaya çıkan ayıp ve eksiklikleri üstlenme borcudur. Bu gibi durumlarda eserde dürüstlük kuralları gereğince bulunması gereken niteliklerin yokluğu söz konusudur.Eser sözleşmesinde ayıba dair hükümler, 6098 sayılı TBK'nın 474-478 maddeleri arasında düzenlenmiştir. İmâl edilen eserde ayıp varsa, iş sahibi, süresi içersinde ayıp ihbarında bulunulması şartıyla dava tarihinde yürürlükte bulunan 6098 sayılı TBK'nın 475. maddesinde sayılan seçimlik haklarından birisini kullanabilir. 6098 sayılı TBK'nın 475. maddesinde ayıp halinde iş sahibine üç seçimlik hak tanınmıştır. Bunlar eserin kullanılamayacak ve kabule zorlanamayacak ölçüde ayıplı ya da sözleşme hükümlerine aykırı olması halinde sözleşmeden dönme, ayıp oranında bedelden indirim isteme ve aşırı bir masraf gerektirmediği takdirde onarım isteme ya da onarım bedellerini talep etme hakkıdır.İşsahibinin genel hükümlere göre tazminat isteme hakkı saklıdır.Eser sözleşmesi ilişkilerinde sözleşme tarihinde yürürlükte bulunan 6098 sayılı TBK'nın 474. maddesi hükümlerine göre iş sahibi açık ayıplarda eserin tesliminden sonra, işlerin olağan akışına göre imkân bulur bulmaz (makul süre içerisinde) eseri muayene ve açık ayıpları ihbar etmek zorunda olduğu, TBK'nın 472/son maddesi hükümleri gereğince ayıbın gizli olup sonradan ortaya çıkması halinde gecikmeksizin (derhal) ayıbı yükleniciye bildirmek zorunda olduğu, aksi halde eseri olduğu gibi kabul etmiş sayılacağı hükümleri getirilmiştir.Eser iş sahibinin beklediği amacı karşılamıyorsa kural olarak ayıplı yapıldığı kabul edilir. Ayıp ihbarının yazılı olarak yapılması zorunlu olmayıp süresinde ayıp ihbarının yapıldığı her türlü delille ve tanık beyanıyla dahi kanıtlanabilir (YHGK'nın 02.02.1979 gün ███████-393 E., ███████ K. sayılı ilamı ve Yargıtay 23. Hukuk Dairesi'nin 16.01.2013 tarih ve █████████ E., ████████ K. Sayılı ilamı).Açık ve gizli ayıplarda kural olarak ihbar zorunluluğu bulunmakla birlikte, ayıp garantisi bulunması halinde işi yapan taşeron ya da yüklenici garanti vermekle iş sahibinin açık ayıplarda muayene ve süresinde ihbar yükümlülüğünü, gizli ayıplar yönününde de derhal ihbar yükümlülüğünü kaldırmayı ve garanti süresi içinde ortaya çıkan bu ayıpları bedelsiz olarak gidermeyi üstlenmiş demektir. Garanti süresi içinde ortaya çıkan açık ve gizli ayıplarla ilgili iş sahibi ayıp ihbarında bulunmak zorunda kalmaksızın zamanaşımı süresi içinde ayıbın giderilmesi ve zararlarını isteyebileceği gibi, iş bedeline karşı ayıp defini de ileri sürebilir (Yargıtay 15. Hukuk Dairesi'nin 19.06.2014 gün █████████ Esas █████████ Karar, 28.01.2015 gün █████████ Esas, ████████ Karar sayılı ilamları).Somut olayda; Davacı vekili, müvekkilinin, dava konusu aracı, davalı şirketten ikinci el olarak satın aldığını, satın aldığı tarihten itibaren tüm bakım ve kontrollerini davalıya ait serviste yaptırdığını, son olarak aracın rutin 100.000 km bakımının yapılmasından kısa bir süre sonra, araç henüz 116.000 km civarındayken aracın motorunun birden kilitlendiğini ve çalışamaz hale geldiğini, serviste yapılan kontrolde motorun tamir edilemez durumda olduğu ve komple değişmesi gerektiğinin bildirildiğini son rutin bakımda davalı tarafça yağ değişimi yapılmadığı için aracın arızalandığını, müvekkilinin başka bir şirkette aracın onarımını 190.209,96 TL bedelle yaptırdığını, müvekkiline arıza tespiti yapılmasına ilişkin 500,71 TL fatura yansıtılmış olduğundan, bu bedelin davalıya ödendiğini, aracın tamiri içi geçen sürede kullanılamadığını ve araçta değer kaybı oluştuğunu ileri sürerek;190.710,67 TL arıza giderim masrafı, 22.000 TL değer kaybı, 20.000 TL ikame araç bedeli olmak üzere toplam 232.710,67 TL'nin davalıdan tahsilini istemiştir .Davalı vekili, dava konusu araca ilişkin olarak dayanılan tespit raporundaki; son bakımda motor yağının değiştirilmediğine yönelik değerlendirmenin hatalı olduğunu, davacı motor arızası nedeniyle müvekkili şirkete geldiğinde iyi niyet garantisi kapsamında değerlendirilmesi için garanti departmanına iletildiğini ancak servis kayıtları incelendiğinde, aracın bakımlarının zamanında ve düzenli yapılmamış olması nedeniyle iyi niyet kapsamında onarım yapılmayacağı yönünde geri bildirim alındığını, davacıya ücretli onarım dışında tanınabilecek başkaca bir opsiyon kalmadığını, motor değişiminin araçların ikinci el piyasa değerlerinde herhangi bir değer kaybı meydana getirmediğini, müvekkili şirketin ikame araç sağlama yükümlülüğünün bulunmadığını belirterek davanın reddini savunmuştur .Mahkemece, davacı tarafın başvurusu ile yapılmış olan delil tespitine ilişkin dosyanın, dava konusu araca ait servis kayıtlarının getirtildiği, taraf tanıklarının dinlendiği, otomotiv konusunda uzman üniverisite öğretim üyesi bilirkişiden kök ve ek rapor alınarak karar verildiği görülmüştür.Davalı vekilince kanunda öngörülen ayıp ve ihbar sürelerine ilişkin yükümlülüklere uyulmadığı yönünde istinaf sebebi ileri sürülmüş ise de; yargılama sırasında davalı tarafça , davacının süresinde ayıp ihbarının olmadığına dair herhangi bir beyan ve savunmada bulunulmamıştır. HMK'nın 357/1 maddesine göre, bölge adliye mahkemesince resen göz önünde tutulacaklar dışında, ilk derece mahkemesinde ileri sürülmeyen iddia ve savunmalar dinlenemez. Diğer yandan, dosyada mevcut beyanlardan ve delil tespiti raporundan ayıp ihbarının yapıldığı anlaşılmaktadır.Dava konusu aracın 16.11.2020 tarihli periyodik bakımının yapılmasından sonra dava konusu arızanın meydana geldiği anlaşılmaktadır. Davacı tarafça, arızanın; son periyodik bakımda motor yağının değişmemesinden kaynaklandığı, yağ değişim periyodunun 34.000 km olduğu ileri sürülürken, davalı taraf, aracın 13.000 km olan periyodik bakım süreci davacı tarafından geciktirildiği ve düzenli bakım yaptırılmadığı için arızanın oluştuğunu beyan etmektedir.Mahkemece alınan kök bilirkişi raporunda, tarafların iddia ve savunmaları ile dosyada mevcut delillere göre teknik incelemelerin yapıldığı, arızanın kaynağı ve nedeniyle ilgili sağlıklı bir değerlendirme yapılabilmesi için istenmesi gereken bilgi ve belgelerin gösterildiği, mahkemece kök raporda belirtilen hususlara ilişkin bilgi ve belgeler getirtilerek dosyanın tekrar bilirkişiye tevdi edildiği, bilirkişi tarafından taraf vekillerinin kök rapora itirazlarını da karşılar şekilde ek rapor düzenlendiği, bilirkişi raporunun, yeterli teknik inceleme ve değerlendirmeyi içerdiği, davalı vekilinin istinaf dilekçesinde belirtilen hususların, bilirkişi raporunda incelenmiş ve değerlendirilmiş olduğu görülmekle; ilk derece mahkemesince, denetime ve hüküm kurmaya elverişli bilirkişi raporuna dayalı olarak verilen kararda isabetsizlik bulunmadığı kanaat ve sonucuna dairemizce varılmıştır.Yukarıda açıklanan nedenler ve tüm dosya içeriğine göre; ilk derece mahkemesince taraflarca gösterilen delillerin toplanmasında, değerlendirilmesinde esas ve usul bakımından hukuka aykırılık bulunmadığı ve davalı vekilinin tüm istinaf nedenleri yerinde görülmediğinden 6100 Sayılı HMK'nun 353/1. fıkrası (b-1) bendi uyarınca istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin karar verilmesi gerekmiş ve aşağıdaki hüküm kurulmuştur.HÜKÜM
: Yukarıda açıklanan nedenlerle;1-İzmir 5. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 25.04.2023 tarih ve ████████ Esas, ████████ Karar sayılı kararı, usul ve esas yönünden hukuka uygun bulunduğundan, davalı vekilinin bu karara karşı yapmış olduğu istinaf kanun yoluna başvurusunun, 6100 sayılı HMK'nın 353/(1)-b-1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,2-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun reddine karar verilmiş olması nedeniyle, alınması gerekli 13.488,53 istinaf karar ve ilam harcından, peşin alınan 3.372,20 TL harcın mahsubu ile kalan 10.116,33 TL harç bedelinin davalıdan alınarak, Hazine'ye gelir kaydına,3-Davalı tarafından yatırılan 492,00 TL istinaf kanun yoluna başvurma harcı ile istinaf kanun yolu giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,4-Kararın, dairemizce taraflara tebliğine,Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 361/(1) maddesi gereğince, kararın taraflara tebliğinden itibaren 2 hafta içinde Yargıtay nezdinde temyiz yasa yolu açık olmak üzere 28.04.2026 tarihinde oy birliği ile karar verildi.