Anahtar kelimeler: İdava Ödememiş Vadeleri Müstenidi Satılmış Nihayetinde Kurularak Satımdan Diye Adlandırılan

T.C.
İstanbul Anadolu6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİESAS NO
: █████████ EsasKARAR NO
: ████████DAVA
: İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)DAVA TARİHİ
: █████/2017KARAR TARİHİ
: █████/2026Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın 9. maddesine göre Türk Milleti adına yargılama yetkisini kullanan bağımsız --------- Asliye Ticaret Mahkemesince, tarafça açılan dava üzerine yapılan yargılama nihayetinde;GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
:I.DAVA
: Davacı vekili; müvekkili şirket ile davalı şirket arasında ticari alım satım ilişkisi kurularak ve güven ilişkisi çerçevesinde karşılıklı iş yapıldığını, müvekkili şirket tarafından davalı şirkete faturalarda belirtilen ürünler satılmış, ancak davalı şirketin icra takibi müstenidi faturaları vadeleri gelmiş olmasına rağmen ödememiş olduğunu, müvekkili şirket ile davalı şirket arasında meydana gelen ticari alım sonucunda cari hesap diye adlandırılan bir ilişkinin doğduğunu ve bunun sonucunda müvekkili şirketin davalı şirketten faturalara bağlı 27.350,72 TL alacağı doğduğunu ve buna ilişkin mutabakatın ekte sunulduğunu, harici ikaz ve taleplere rağmen, alacağın ödenmemesi üzerine davalı şirket aleyhine -------İcra Müdürlüğü ------- Esas sayılı dosyasıyla takip başlatıldığını, yapılan yetki itirazına binaen takibin yetkili --------İcra Müdürlüğünün --------- Esas Sayılı dosyasıyla ikame edilerek davalı borçluya tekrar ödeme emri gönderildiğini, ancak davalı borçlu tarafından borca itiraz edilerek takibin durmasına sebebiyet verildiğini, davalı borçlunun itirazının haksız ve kötü niyetli zaman kazanmaya yönelik olduğunu, davalı borçlunun icra dosyasına sunduğu itirazında kesinleşmiş C/H Mutabakatı bulunmadığını ve daha evvelden kesinleşmiş faturalara itirazı öne sürdüğünü, işbu faturaların davalı borçluya teslim edildiği halde süresi içinde ödenmediği hususunun müvekkili şirketin ve karşı tarafın ticari defterleri incelendiğinde ortaya çıkacağını, davalının İtirazının iptali ile takibin devamına, en az %20 icra tazminatına hükmedilmesini, yargılama giderleri ile vekâlet ücretinin davalıya yükletilmesini talep etmiştir.ll. CEVAP
: Davalı vekili; müvekkili şirket ile davacı şirket arasında takip konusu borcu doğuracak nitelikte ticari ilişki bulunmayıp, davacı ile müvekkil arasında akdi ve cari hesap bakımından da bir ilişki bulunmadığını ve müvekkili şirkete herhangi bir fatura tebliği yapılmamış olduğunu, ortada davacı taraf ile müvekkili şirketin yapmış olduğu yazılı bir sözleşme, hizmet talimatı veya mutabakat olmamasına rağmen davacı tarafın müvekkilini ticari ilişkinin tarafı olarak göstermeye çalışmakta olup, davacı yanın bu iddia ve beyanlarının asılsız ve afaki iddia ve beyanlar olduklarını, davacı yanın müvekkili şirketle aralarında cari hesap ilişkisi olduğunu, yazılı cari hesap sözleşmesini sunmak sureti ile ispat etmesi gerekmekte iken salt cari hesap ilişkisinin var olduğunu iddia etmek bu cari hesap alacağının doğduğunu ispata yetmemekte olduğunu, taraflar arasında ki cari hesabın mevcudiyetinin ancak ve ancak yazılı bir cari hesap sözleşmesinin varlığına bağlı olacağını, davacı yan, müvekkiline ne sattığını dahi dava dilekçesinde belirtmemiş olup, iddiasını ispat edecek sevk irsaliyeleri ve teslim belgelerini, fatura, cari hesap, sipariş formu vs. belgelerini de dosyaya ibraz edememekte olduğunu, oysa anılan belgelerin, müvekkili şirketin davaya konu işin tarafı olmadığını ispat edeceğini, öncelikle davacı tarafından alacağını dayandırdığı tüm belgelerin taraflarına tebliğ edilmesine karar verilmesi gerektiğini, davacı tarafın alacak iddiasının tamamen dava dilekçesinde genel geçer bir ifade ile hiçbir ayrıntı ve belge belirtilmeksizin yapılmış olduğunu, müvekkili ile davacı arasında hukuki bir ilişki mevcut olmayıp, nitekim davacı tarafın da ticari ilişkiye dair belgelerini dosyaya ibraz edememekte, bu sebeple iddiasını ispatlayamamakta olduğunu, dava konusu borcun müvekkili tarafından ödenmiş ve davacı taraf'ile ticari ilişkinin bitirilmiş olduğunu, düzenlenen faturanın içeriğinden müvekkili şirketin haberdar olmadığını ve hiçbir şekilde davacı ile bir sözleşme imzalanmamış ve cari hesap yönünden anlaşma yapılmadığını, müvekkili şirket ticari kayıtlarında davacı tarafa ilişkin herhangi bir veri bulunmamakta olup, yapılacak bilirkişi incelemesi ile bu hususun ispatlanacağını, davacının cari hesap içerisinde takip konusu gösterdiği faturaların müvekkili şirkete tebliğ edilmemiş olup ticari defterlerinde yer almamakta ve müvekkil şirket ile davacı firma arasında bu faturalara dayalı herhangi bir ticari ilişki mevcut olmadığını, davacı taraf dava dilekçesinde ticari ilişkinin içeriğinden bir tek kelime dahi bahsetmemiş olup salt alacaklı gözüküyor bahsiyle itirazın iptali davasını dayanaksız ve kötüniyetli olarak ikame etmiş olduğunu, faturanın taraflardan birini borç altına sokabilmesi için; borç doğurucu bir hukuki işlemin bulunması gerektiğini, fatura bir akit olmayıp, ihdasının muteber bir borç ilişkisinin varlığına bağlı olup, faturanın, onu teslim alan muhatabı bağlaması için sözleşme ile yüklenilen edimin yerine getirilmiş olmasının şart olduğunu, netice itibari ile müvekkili şirket ile davalı şirket arasında hukuki bir ilişki bulunmamakta olup, dosya münderecatından anlaşılacağı üzere davacı yan da taraflar arasında hukuki bir ilişkinin var olduğunu ispat edememekte ve de sunulan fatura ve kayıtların da hukuki ilişkinin var olduğunu ispata medar nitelikte olmadığını, davacı tarafından ispat edilemeyen işbu haksız ve dayanaksız davanın reddine, haksız ve kötü niyetli davacının aleyhine %20'dan aşağı olmamak üzere kötüniyet tazminatına hükmedilmesine, yargılama masrafları ile vekâlet ücretinin davacı yana yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.lll.İNCELEME ve GEREKÇE
: Dava, alacağın ödenmemesi nedeniyle başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir.Davadan sonra davalı şirket iflas etmiştir.Davalı iflasa tabi kişilerden olup da yargılama sırasında iflas ettiği takdirde itirazın iptali davası, kayıt kabul davasına dönüşür. Davalının iflası üzerine, İİK madde 194/1 hükmü gereği dava durur. İflas kararı (İflasın açılması) ile hukuk davaları 2004 sayılı İcra İflas Kanunu'nun 194/1 hükmünde ikinci alacaklılar toplantısından 10 gün sonrasına kadar durur, bu halde mahkemece 2.Alacaklılar toplantısı yapılması beklenir. Öncelikli olarak iflas kararının kesinleşmesi gerekmektedir. İflas kararı kesinleştikten sonra iflas idaresi, alacaklıları inceler, alacakları ya reddeder ya da sıra cetveline geçirir. İkinci alacaklılar toplantısında, alacak iflas masasına kesin olarak kayıt ve kabul edilmiş ise dava konusuz kalır, alacak kısmen veya tamamen reddedilmiş ise davaya alacağın iflas masasına kayıt ve kabulü davası olarak devam edilmesi gerekir. Kayıt kabul davasında artık, husumet iflas idaresine yöneltilecek ve alacağın ispatlanması halinde iflas kararı verildiği tarih itibari ile dosya borcu tespit edilecek, nihayetince bu alacağın iflas eden şirketin iflas masasına kayıt ve kabulü ile sınırlı şekilde karar verilecektir. Kayıt kabul davasında, davanın niteliği değiştiği ve artık itirazın iptali davası olmadığı için icra inkar tazminatına da hükmedilemez. Kayıt Kabul davalarında, maktu vekalet ücretine hükmedilmesi gerekir. Bu bilgiler ışığında davanın kayıt kabul davasına dönüştüğü kabul edilmiştir. Uyuşmazlık, davacının davalıdan fatura/cari hesap alacağı bulunup bulunmadığı hususundadır. Tüm Dosya Münderecaatı Kapsamında Yapılan Değerlendirmede;Davacının, davalıya fatura konusu hizmeti verdiğini / malı sattığını ispatlaması gerektiği, davacı vekili teslime dair bir vesika sunmamışsa da ticari defterler taraflar lehine delil olabilecekitir, zira uyuşmazlığın her iki tarafının da tacir olduğu yani iki tarafında defter tutma yükümlülüğü bulunduğu, uyuşmazlığın her iki tarafın da ticari defterlerine geçirilmesi gereken bir işten doğmuş olduğu, davacının defterlerin kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış olduğu bilirkişi raporu içeriğinden anlaşılmıştır.TTK 82.maddesi gereğince, kural olarak ticari defterler tacirler arasında çıkan uyuşmazlıklarda delil olarak kabul olunur. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 222/3. Maddesinde " İkinci fıkrada belirtilen şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi (Değişik 28.07.2020T. 7251 Sy. Kanun-23.madde)yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir. Diğer tarafın ikinci fıkrada yazılan şartlara uygun olarak tutulan ticari defterlerinin, ilgili hususta hiçbir kayıt içermemesi hâlinde ticari defterler, sahibi lehine delil olarak kullanılamaz. (Değişik 28.07.2020 T. 7251 Sy. Kanun-23.madde). Bu şartlara uygun olarak tutulan defterlerdeki sahibi lehine ve aleyhine olan kayıtlar birbirinden ayrılamaz." hükmü düzenlenmiştir.Mahkememizce tarafların ticari defterleri üzerinde inceleme yapılmak üzere inceleme günü verilmiş, bu karar davalı tarafa usulüne uygun olarak tebliğ edildiği halde, davalının ticari defterlerini sunmadığı, bilirkişi raporunun davacının ticari defterlerinin incelenmek suretiyle hazırlandığı, dava konusu fatura alacağının davacı şirketinin defterlerinde ise kayıtlı olduğu ise, bilirkişi raporu ile sabittir. HMK 222/3'e göre, davalının ticari defterlerini ibraz etmemesi sebebiyle, maddenin ikinci fıkrasında belirtilen şartlara uygun olarak tutulmuş davacının ticari defter kayıtlarının kendi lehine delil teşkil ettiği, bunun aksinin davalı tarafça senet veya diğer bir kesin delille de ispatlanmadığından, davacının takip tarihi itibariyle bilirkişi raporuna göre 27.350,72 TL asıl alacağı bulunduğu değerlendirilmekle, davanın kabulüne karar verilmiştir.İcra İnkar Tazminatı Yönünden Yapılan Değerlendirmede; Kayıt kabul davasında, davanın niteliği değiştiği ve artık itirazın iptali davası olmadığı için icra inkar tazminatına da hükmedilemeyeceğinden icra inkar tazminatına hükmedilmemiştir.IV.HÜKÜM
: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;1-Davanın KABULÜ ile;27.350,72 TL alacağın müflis davalının iflas masasına kayıt ve kabulüne,2-Alınması gereken 732,00 TL karar ve ilam harcından 330,34 TL peşin harcın mahsubu ile bakiye 401,66 TL karar harcının davalıdan tahsili ile hazineye irat kaydına,3-Davacı davada kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre hesaplanan 27.350,72 TL vekalet ücretinin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine,4-Davacı tarafından yatırılan 361,74 TL harcın davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine,5-Davacı tarafından yatırılan 972,50 TL yargılama giderinin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine,6-Davalı tarafça sarfedilen yargılama gideri olmadığından bu konuda karar verilmesine yer olmadığına,7-Davacı tarafından yatırılan gider avansından artan kısmın HMK. 333.maddesi gereğince talep halinde karar kesinleştikten sonra yatırana iadesine,Dair; davacı vekilinin yüzüne karşı, davalı tarafın yokluğunda, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde ------------ Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde İstinaf yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. █████/2026