Anahtar kelimeler: Ştinde Sanayii Ortağa Geçeceğinin Sok Devretmesi Sicili Diğerine Ortağın Memurunun

T.C. İSTANBUL 14. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO
: ████████ Esas
KARAR NO
: ████████
DAVA
: Ticaret Sicil Memurunun Kararına İtiraz
DAVA TARİHİ
: █████/2025
KARAR TARİHİ
: █████/2026
Davacı vekili tarafından davalı aleyhine açılan ticaret sicili müdürlüğü kararına itiraz davasının mahkememizde yapılan açık yargılaması sonunda dosya incelendi, gereği düşünüldü:
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin, merkezi ... Sok. No:█████ ... adresinde bulunan ... Yayın Dağıtım Sanayii ve Tic. Ltd. Şti.'nde diğer ortak ... ile birlikte iki ortaklı limited şirket ortağı olduğunu, müvekkilinin kendi adına kayıtlı hisselerin tamamını 500 TL bedel ile .... Noterliği'nin 08.07.2014 tarih ve ... yevmiye numaralı şirket pay devri sözleşmesi ile diğer ortağa devrettiğini, iki ortaklı limited şirkette bir ortağın diğerine pay devretmesi durumunda noter önünde yapılan devir sözleşmesinin aynı zamanda ortaklar kurulu kararı yerine geçeceğinin Yargıtay'ın yerleşik içtihatlarıyla kabul edildiğini, İstanbul Ticaret Odası Ticaret Sicil Müdürlüğü'ne yapılan tescil başvurusunun 12.12.2025 tarihli cevabi yazı ile reddedildiğini, müdürlüğün noter onaylı genel kurul kararı ve MERSİS üzerinden başvuru yapılmasını talep ettiğini, Ticaret Sicil Tüzüğü gereğince yalnızca şirket müdürlerinin tescil ve ilan yetkisine sahip olması nedeniyle müvekkilinin bu işlemi resen yaptırma imkânının bulunmadığını, ayrıca şirketin vergi dairesinden resen terkininin gerçekleşmiş olduğunu ve dolayısıyla hisse devrinin genel kurulun onayına sunulmak üzere şirkete tebliğinin de fiilen mümkün olmadığını, müvekkilinin geçerli bir hisse devri gerçekleştirmiş olmasına rağmen ticaret sicilinde hâlâ ortak olarak görünmesinin kamu kurumlarına ve üçüncü kişilere karşı haksız yere sorumluluğuna sebebiyet verdiğini ileri sürerek, İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğü'ne yapılan başvurunun reddine ilişkin itirazların kabulü ile .... Noterliği'nin 08.07.2014 tarih ve ... yevmiye numaralı şirket pay devri sözleşmesi neticesinde müvekkilinin ... Yayın Dağıtım Sanayii ve Tic. Ltd. Şti.'nin ortağı olmadığının tespiti ve bu hususun İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğü'nde tesciline ve ilanına karar verilmesini, yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin davalıya yükletilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; öncelikle usul yönünden, hisse devri sözleşmesinden kaynaklanan yükümlülüklerin dava dışı şirket tarafından yerine getirilmediğini, davanın davacı ile dava dışı şirket ve payı devraldığı iddia edilen kişi arasında görülmesi gerektiğini, müvekkil müdürlüğe husumet yöneltilemeyeceğini, tescil edilmiş hususlarla ilgili müvekkil müdürlüğün değerlendirme yaparak resen değişiklik tesis edemeyeceğini, bu hususta Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 21.09.2010 tarihli ████████ E. █████████ K. sayılı ilâmına atıfta bulunmuştur. Devamla, huzurdaki davada müvekkil müdürlükçe verilmiş bir red kararı bulunmadığını, TTK m. 34 uyarınca itiraz edilebilecek nitelikte bir karar mevcut olmadığını, davacının 22.10.2025 tarihli başvurusunun tescil başvurusu niteliğinde olmadığını ve herhangi bir harç yatırılmadığını, müdürlüğün 11.12.2025 tarihli yazısının tescil talebinin reddine ilişkin olmayıp cevabi, açıklayıcı ve bilgi mahiyetinde bulunduğunu, bu nedenle HMK m. 114/2 ve m. 115/2 gereğince dava şartı yokluğundan davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, nitekim Yargıtay 23. Hukuk Dairesinin ██████████ E. █████████ K. sayılı ilâmının da bu yönde olduğunu ileri sürmüştür. Ayrıca davacının TTK m. 28 ve Ticaret Sicili Yönetmeliği m. 22 kapsamında "ilgili" sıfatını haiz olmadığını, şirket ortağı sıfatıyla tescil başvurusu yapma ve müdürlük kararlarına itiraz etme yetkisinin bulunmadığını, aktif husumet ehliyeti yokluğu nedeniyle de davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, bu hususta İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 43. Hukuk Dairesinin ████████ E. ████████ K. sayılı, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesinin █████████ E. █████████ K. sayılı ve Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin █████████ E. █████████ K. sayılı ilâmlarına dayanmıştır.
Davalı vekili esas yönünden ise, müvekkil müdürlüğün TTK m. 32 ve Ticaret Sicili Yönetmeliği m. 34 çerçevesinde işlem yaptığını, yargı merci gibi hareket edemeyeceğini, limited şirket hisse devirlerinin TTK m. 595 ve devamı hükümleri gereğince yazılı şekilde yapılıp noter tarafından onaylanması ve ortaklar genel kurulunca da onaylanması şartına bağlı bulunduğunu, genel kurul onayının kurucu nitelikte olduğunu, ... Yayın Dağıtım San. ve Tic. Ltd. Şti.'nin şirket sözleşmesinin "Payların Devri" başlıklı 16. maddesinde pay devrinin geçerli olabilmesi için ortakların 3/4'ünün muvafakatinin ve bunların esas sermayenin 3/4'üne sahip olması şartının düzenlendiğini, hisse devrine genel kurulun onay verdiğini gösteren bir tescil başvurusunun sicil kayıtlarında bulunmadığını, pay devir sözleşmesinin 08.07.2014 tarihli olmasına karşın Ticaret Sicili Yönetmeliği m. 103 uyarınca tescile esas evrakın otuz gün içinde müdürlüğe verilmesi gerekmesine rağmen bu sürede başvuru yapılmadığını ve müdürlüğün geriye etkili işlem tesis edemeyeceğini, geçerli ve mevzuata uygun bir tescil başvurusunda bulunulmadan dava açılmasında hukuki yarar bulunmadığını, tescil başvurusu yapma yükümlülüğünün dava dışı şirkete ait olduğunu, müvekkil müdürlüğün davanın açılmasına sebebiyet veren bir işlem yapmadığını ve bu nedenle yargılama giderleri ile vekâlet ücretinden sorumlu tutulamayacağını belirterek, öncelikle husumet yönünden davanın reddine, aksi kanaat halinde davanın esastan reddine, yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin davacıya yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Dosyamızda bilirkişi incelemesi yaptırılmamış ve tanık dinlenilmemiştir. Dava, TTK m. 34 kapsamında ticaret sicili müdürlüğü kararına itiraz niteliğinde olup, uyuşmazlığın çözümü hukuki değerlendirmeye ilişkin bulunduğundan ve dosya kapsamındaki mevcut delillerin hüküm tesisine yeterli görüldüğünden, bilirkişiye başvurulmasına gerek duyulmamıştır.
Dava, davacının ... Yayın Dağıtım Sanayii ve Tic. Ltd. Şti.'ndeki esas sermaye paylarının tamamını .... Noterliği'nin 08.07.2014 tarih ve ... yevmiye numaralı şirket pay devri sözleşmesi ile diğer ortağa devrettiği iddiasına dayanılarak, bu devrin ticaret sicilinde tescil ve ilanına karar verilmesi ile davacının anılan şirkette artık ortak olmadığının tespiti talebinden ibarettir. Davacı, ticaret sicili müdürlüğüne yaptığı başvurunun reddedildiğini ileri sürerek TTK m. 34 kapsamında işbu itiraz davasını açmıştır.
Dosya kapsamındaki deliller, tarafların beyanları ve ilgili mevzuat hükümleri birlikte değerlendirildiğinde aşağıdaki sonuçlara ulaşılmıştır.
Taraflar arasında uyuşmazlık bulunmayan hususlar şunlardır: ... Yayın Dağıtım Sanayii ve Tic. Ltd. Şti.'nin iki ortaklı bir limited şirket olduğu, davacı ... ile ...'nun şirket ortakları olarak ticaret sicilinde kayıtlı bulunduğu, .... Noterliği'nin 08.07.2014 tarih ve ... yevmiye numaralı pay devri sözleşmesinin mevcut olduğu, bu devrin ticaret siciline tescil edilmediği, davacının 22.10.2025 tarihinde davalı müdürlüğe yazılı başvuruda bulunduğu ve müdürlüğün 11.12.2025 tarihli bir cevabi yazı gönderdiği, şirketin vergi dairesinden resen terkin edildiği hususlarında taraflar arasında çekişme bulunmamaktadır.
Taraflar arasındaki uyuşmazlığın odağı, davacının ticaret sicili müdürlüğüne tescil başvurusunda bulunmaya yetkili "ilgili" sıfatını taşıyıp taşımadığı, müdürlüğün 11.12.2025 tarihli yazısının itiraz edilebilir nitelikte bir red kararı oluşturup oluşturmadığı ve nihayetinde müdürlüğün davacının talebini kabul etmemesinin hukuka uygun olup olmadığı noktalarında toplanmaktadır.
Öncelikle davacının ticaret sicili müdürlüğüne tescil başvurusunda bulunma yetkisi incelenmelidir. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 28. maddesinin 1. fıkrası uyarınca tescil isteminde bulunabilecek kişiler ilgililer, temsilcileri veya hukuki halefleri olarak belirlenmiştir. Ticaret Sicili Yönetmeliği'nin "Başvuruya yetkili kişiler" başlıklı 22. maddesinin 2. fıkrasının (d) bendi uyarınca limited şirketlerde sermaye paylarının geçişinin tescilinde kural olarak şirket müdürleri ilgili sıfatını taşımaktadır. Anılan düzenlemenin 10. alt bendinde ise "Sermaye paylarının geçişine genel kurulca onay verilmiş olmasına rağmen genel kurul tarihinden itibaren, üç ay içinde genel kurulun karar vermemesi üzerine devrin kabul edilmiş sayılması halinde bu tarihten itibaren müdürler tarafından otuz gün içinde başvurunun yapılmaması halinde, adının bu paylarla ilgili olarak silinmesi için, ayrılan ortak" da ilgili olarak sayılmıştır. Bu düzenleme, ayrılan ortağa belirli koşulların gerçekleşmesi halinde istisnai olarak tescil başvurusu yapma hakkı tanımaktadır.
Bu istisnai düzenlemenin uygulama alanı ve sınırları üzerinde durulmalıdır. TSY m. 22/2-d-10 hükmü, ayrılan ortağa ilgili sıfatı tanıyabilmek için belirli bir olgu zincirinin eksiksiz gerçekleşmiş olmasını aramaktadır. Buna göre ya genel kurul tarafından pay devrine açıkça onay verilmiş olmalı ya da TTK m. 595/7 uyarınca pay devrinin şirkete bildirilmesinden itibaren üç ay içinde genel kurul karar vermeyerek zımni onay gerçekleşmiş sayılmalı ve her iki durumda da müdürler otuz gün içinde tescil başvurusu yapmamış olmalıdır. Hükmün açık lafzından anlaşıldığı üzere bu düzenleme, pay devrinin geçerliliğinin ve genel kurul onayının varlığının ihtilafsız olduğu hallere özgü sınırlı bir düzenlemedir.
Bu noktada özellikle belirtilmelidir ki, TSY m. 22/2-d-10'un öngördüğü senaryolarda dahi yani genel kurulun açıkça onay verdiği veya üç aylık sürenin geçmesiyle zımni onayın gerçekleştiği durumlarda dahi pay devri sözleşmesinin geçerliliğine ilişkin sorunlar bulunabilir. Devir sözleşmesinde TTK m. 595/1'de sayılan zorunlu kayıtlar eksik olabilir, sözleşme şarta bağlı yapılmış olabilir veya sözleşmenin geçerliliğini etkileyen başka hukuki sakatlıklar söz konusu olabilir. Ancak TSY m. 22/2-d-10'un düzenlediği hallerde, bu tür sorunlara karşı şirketin reaksiyon alma imkânı mevcuttur. Zira genel kurul onay aşamasında devir sözleşmesini inceleme, sözleşmenin geçerliliğini değerlendirme ve gerektiğinde TTK m. 595/3 uyarınca sebep göstermeksizin onayı reddetme imkânına sahiptir. Aynı şekilde üç aylık zımni onay sürecinde de şirketin genel kurulu toplayarak devri reddetme olanağı bulunmaktadır. Başka bir deyişle, TSY m. 22/2-d-10'un uygulandığı hallerde şirket, pay devrine ilişkin sorunları genel kurul mekanizması aracılığıyla çözme fırsatını kullanmış ya da bu fırsatı kullanmaktan kendi iradesiyle vazgeçmiş demektir.
Oysa somut olayda durum bundan farklıdır. Dosya kapsamından, dava konusu pay devrine ilişkin olarak ortaklar genel kurulunun toplanarak açık bir onay kararı verdiği tespit edilememiştir. Davacı, iki ortaklı limited şirkette her iki ortağın noter önünde devir sözleşmesini imzalamasının genel kurul onayı yerine geçeceğini ileri sürmekte ve bu iddiasını Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin ██████████ E. ████████ K. sayılı ve █████████ E. █████████ K. sayılı kararlarına dayandırmaktadır. Anılan kararlar incelendiğinde, her iki kararın da ticaret sicili müdürlüğü kararına itiraz davası olmayıp, şirket ve payı devralan aleyhine açılmış tescile icbar ve tespit davası niteliğinde olduğu görülmektedir. Bu kararlarda iki ortaklı veya tek ortaklı limited şirkette noter devir sözleşmesinin genel kurul onayı yerine geçeceği yönündeki değerlendirme, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarının dinlendiği, delillerin toplandığı ve esasa ilişkin hukuki değerlendirmenin yapıldığı bir yargılama süreci neticesinde ortaya konulmuştur. Nitekim 2024 tarihli karara konu olayda, şirketin ana sözleşmesinde pay devrini kısıtlayıcı bir hükme yer verilmediği özellikle vurgulanmıştır. Oysa somut davamızda ... Yayın Dağıtım San. ve Tic. Ltd. Şti.'nin şirket sözleşmesinin "Payların Devri" başlıklı 16. maddesi, pay devrinin geçerli olabilmesi için ortakların 3/4'ünün muvafakatini ve bunların esas sermayenin 3/4'üne sahip olması şartını düzenlemiştir. Bu ağırlaştırılmış devir koşulunun iki ortaklı şirkette noter sözleşmesiyle karşılanıp karşılanmadığı, çekişmeli bir maddi hukuk değerlendirmesi gerektirmektedir.
Dolayısıyla somut olayda, noter önünde yapılan pay devir sözleşmesinin genel kurul onayı yerine geçip geçmediği, şirket sözleşmesindeki ağırlaştırılmış devir koşulunun karşılanıp karşılanmadığı ve nihai olarak pay devrinin geçerli bir şekilde tamamlanıp tamamlanmadığı hususları çekişmeli olup, bu meselelerin çözümü yargısal bir değerlendirme gerektirmektedir. Ticaret sicili müdürlüğü, TTK m. 32 ve Ticaret Sicili Yönetmeliği m. 34 çerçevesinde tescil için aranan kanuni şartların var olup olmadığını incelemekle görevli olup, yargı merci gibi hareket ederek pay devrinin geçerliliğine ilişkin çekişmeli maddi hukuk uyuşmazlıklarını çözme yetkisine sahip değildir. Bu itibarla müdürlüğün, önüne gelen başvuruda genel kurul onayını içeren bir karar ibraz edilmediğini ve başvurunun mevzuata uygun bir tescil başvurusu niteliği taşımadığını tespit ederek işlem yapmaması, görev ve yetki alanının doğal bir sonucudur.
Davacının ticaret sicili müdürlüğü nezdinde tescil talep etme yetkisine gelince; yukarıda açıklandığı üzere, limited şirketlerde sermaye paylarının geçişinin tescilinde kural olarak şirket müdürleri ilgili sıfatını taşımaktadır. TSY m. 22/2-d-10 hükmü ise ayrılan ortağa sınırlı ve istisnai bir başvuru hakkı tanımakta olup, bu hükmün uygulanabilmesi için genel kurulun açıkça veya zımnen onay vermiş olması ön koşuldur. Somut olayda, açık bir genel kurul onay kararı bulunmadığı gibi, TTK m. 595/7'deki üç aylık süre mekanizmasının da işletildiği dosya kapsamından anlaşılamamaktadır. Davacının ileri sürdüğü, noter devir sözleşmesinin genel kurul onayı yerine geçtiği yönündeki iddia ise yukarıda açıklandığı üzere çekişmeli bir maddi hukuk değerlendirmesi gerektirmekte olup, ticaret sicili müdürlüğünün bu değerlendirmeyi yaparak sonuca bağlaması beklenemez. Bu nedenle davacı, TSY m. 22/2-d-10 kapsamında da ilgili sıfatını kazanmış değildir.
TTK m. 34 uyarınca sicil müdürlüğünce verilecek kararlara karşı itiraz yoluna müracaat edebilecek kişiler, kendi tescil, değişiklik veya silinme talepleri reddedilen ilgililerdir. Davacı, yukarıda açıklanan nedenlerle tescil başvurusunda bulunmaya yetkili ilgili sıfatını taşımadığından, müdürlüğün davacının başvurusuna olumlu yanıt vermemesi hukuka uygundur. Müdürlüğün 11.12.2025 tarihli yazısının hukuki niteliğinin red kararı veya bilgilendirme yazısı olarak vasıflandırılması sonuca etkili olmayıp, zira her iki halde de tescil talebinde bulunma yetkisi olmayan davacının başvurusunun müdürlükçe kabul edilmemesi yerindedir.
Davacı vekilinin, müvekkilinin ticaret sicilinde hâlâ ortak olarak görünmesinin kamu kurumlarına ve üçüncü kişilere karşı haksız yere sorumluluğuna sebebiyet verdiği yönündeki beyanı mahkememizce not edilmiştir. Davacının bu mağduriyeti takdir edilmekle birlikte, bu durum usul hukuku kurallarının ve ilgili sıfatına ilişkin kanuni düzenlemenin göz ardı edilmesini gerektirmemektedir. Davacının hakkını araması gereken yol, TTK m. 34 kapsamında ticaret sicili müdürlüğü kararına itiraz davası değildir. Davacı, dava dışı şirket ve/veya payı devralan aleyhine açacağı tescile icbar davası ile pay devrinin geçerliliğini ve tescilini sağlayabilecek hukuki imkâna sahiptir. Şirketin vergi dairesinden resen terkin edilmiş olması bu hakkın kullanılmasına engel teşkil etmez; davacı öncelikle şirketin ihyası davası açarak tüzel kişiliğin yeniden tesisini sağladıktan sonra tescile icbar yoluna başvurabilir.
Tüm bu değerlendirmeler ışığında; davacının ticaret sicili müdürlüğüne tescil talebinde bulunmaya yetkili ilgili sıfatını taşımadığı, müdürlüğün davacının başvurusunu kabul etmemesinin sonuç itibarıyla hukuka uygun olduğu, davacının dayandığı Yargıtay kararlarının tescile icbar davası niteliğinde olup işbu itiraz davasında doğrudan uygulanma alanı bulmadığı, davacının hak arama yolunun şirketin ihyası akabinde açılacak tescile icbar davası olduğu anlaşılmakla, davanın esastan reddine karar vermek gerekmiştir.
HÜKÜM
: Gerekçesi yukarıda ayrıntılı açıklandığı üzere;
1-Davanın REDDİNE,
2-Alınması gereken maktu 732,00-TL harcın, peşin alınan 615,40-TL harçtan mahsubu ile bakiye 116,60-TL harcın davacıdan tahsili ile hazineye irat kaydına,
3-Davalı, kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T. uyarınca hesaplanan 45.000,00-TL vekalet ücretinin davacıdan tahsili ile davalıya verilmesine,
4-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,
5-Taraflarca yatırılan ve kullanılmayan gider avansının karar kesinleştiğinde resen taraflara iadesine,
Dair, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftalık yasal süresi içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf kanun yolu kabil olmak üzere verilen karar alenen okunup usulen anlatıldı.█████/2026
Başkan ...
e-imzalıdır
Üye ...
e-imzalıdır
Üye ...
e-imzalıdır
Katip ...
e-imzalıdır

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!