Anahtar kelimeler: Mahsuba Terörle Bylock İnceleyen Mücadele Çektirilmesine Sayı Kayseri Süreç Rejimine
Ceza Genel Kurulu         ████████ E.  ,  ████████ K.
    "İçtihat Metni"

    KARARI VEREN
    YARGITAY DAİRESİ
    : 3. Ceza Dairesi
    MAHKEMESİ
    :Ceza Dairesi
    SAYISI
    : 72-530
    I. HUKUKÎ SÜREÇ
    Silahlı terör örgütüne üye olma suçundan sanığın 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 314/2, 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu’nun 5/1, TCK’nın 62, 53, 58/9 ve 63. maddeleri uyarınca 6 yıl 3 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluğuna, cezasının mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine ve mahsuba ilişkin Kayseri 2. Ağır Ceza Mahkemesince verilen 06.09.2017 tarihli ve 4002-380 sayılı hükmün, sanık müdafii tarafından istinaf edilmesi üzerine dosyayı inceleyen Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Ceza Dairesince 17.07.2019 tarih ve 72-530 sayı ile istinaf başvurusunun esastan reddine, bu kararın da sanık müdafii tarafından temyiz edilmesi üzerine dosyayı inceleyen Yargıtay 3. Ceza Dairesince 29.04.2024 tarih ve 2480-5924 sayı ile; "ByLock tespit ve değerlendirme tutanağı temin edilemeyen, örgüt içerisinde kullanılan şifreli haberleşme programı olan ByLock yazışmalarında ismi ve telefon numarası geçen, örgütsel bir konumu tespit edilemeyen sanığın eylem ve faaliyetlerinin örgüt üyeliği suçu için öngörülen çeşitlilik ve yoğunluk boyutuna ulaşmadığı, örgütle irtibatının sempatizanlık düzeyini aşıp hiyerarşik yapıya girdiği her türlü şüpheden uzak kesin delil bulunmaması karşısında silahlı terör örgütüne üye olmak suçundan CMK'nın 223/2-e maddesi gereğince beraatine karar vermek" gerektiğinden bozulmasına karar verilmiştir.
    II. İTİRAZ SEBEPLERİ
    Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı ise 03.07.2024 tarih ve 86694 sayı ile; "İtirazımızın konusu, Yüksek Dairenin ilamında yer verilen 'Gerekçe' ve kısmen de 'Karar' bölümlerinin temyize konu incelenen dosyaya ait olup olmadığı hususlarına ilişkindir. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının ██████████ tebliğname nolu dosyasının, Kayseri 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 06.09.2017 gün ve ████████ Esas, ████████ Karar sayılı dosyanın istinaf talebi sonucu inceleyen Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Ceza Dairesinin 17.07.2019 gün ve ███████ Esas, ████████ Karar sayılı dosyası olduğu halde 'Karar' başlıklı (V.) bendinde Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesinin, 15.10.2018 tarihli ve ██████████ Esas, █████████ sayılı Kararından söz edilerek ve 'Gerekçe' kısmında dosya içeriği ile örtüşmeyen ifadelere yer verilmek suretiyle, incelenen dosya ile karar arasında çelişkiye neden olunduğu" görüşüyle itiraz yoluna başvurmuştur.
    CMK’nın 308. maddesi uyarınca inceleme yapan Yargıtay 3. Ceza Dairesince 31.10.2024 tarih ve 13973-12539 sayı ile itirazın kısmen kabulü ve maddi hatanın düzeltilmesine, diğer itiraz nedenlerinin ise yerinde görülmediğinden bahisle Yargıtay Birinci Başkanlığına gönderilen dosya, Ceza Genel Kurulunca değerlendirilmiş ve açıklanan gerekçelerle karara bağlanmıştır.
    III. UYUŞMAZLIK KAPSAMI VE KONUSU
    Özel Daire ile Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı arasında oluşan ve Ceza Genel Kurulunca çözümlenmesi gereken uyuşmazlık; Özel Dairenin 29.04.2024 tarihli ve 2480-5924 sayılı bozma ilamındaki gerekçesinin dosya içeriği ile uyuşup uyuşmadığının belirlenmesine ilişkin olup ayrıca hükümden sonra gelen Bylock tespit ve değerlendirme tutanağı ile diğer belgelerin CMK'nın 217. maddesi uyarınca duruşmada okunarak sanık ve müdafiinin diyeceklerinin sorulmasını müteakip sonucuna göre sanığın hukuki durumunun tespit ve tayininin gerekip gerekmediğinin de değerlendirilmesi gerekmektedir.
    IV. OLAY VE OLGULAR
    İncelenen dosya kapsamından; 15.11.2016 tarihli tespit tutanağı ve 19.01.2017, 24.05.20 17... .09.2017 tarihli KOM raporlarında sanığın, adına kayıtlı olan ve kullandığı 05... ve 05... numaralı GSM hatları ile Bylock programını kullandığının bildirildiği,
    07.03.2019 tarihli müzekkere ekinde, ''Toplantılar her hafta oluyordu ancak ben her hafta katılmıyordum. Toplantıları ... ve ... haber veriyordu… ... ... gazetesi aboneliğinin takibini yapıyordu… Cemaat toplantılarında dini içerikli sohbetler oluyordu.'' şeklinde beyanlarda bulunan ...’ün 30.03.2017 tarihli ifadesinin,
    01.06.2020 tarihli müzekkere ekinde, ''abi akşam ... bey iştirak edecek,… 05... telefon numarası,…bylock adı ...'' şeklinde konuşma içeriklerinin yer aldığı ...’e ait ... ID’li Bylock tespit ve değerlendirme tutanağının,
    28.05.20 19... .01.2025 tarihli müzekkerelerin eklerinde sanığa ait olduğu belirtilen ... ID’ye ait tespit ve değerlendirme tutanaklarının dosyaya geldiği,
    Anlaşılmaktadır.
    Sanık; 05... ve 05... numaralı hatların kendisine ait olduğunu ve kullandığını, Bylock indirmediğini ve kullanmadığını, iş yeri olan okul kantininde internet sağlayıcı olarak yararlandığı 05... numaralı hatta bu sırada Bylock programının yüklenmiş olabileceğini, suçlamaları kabul etmediğini savunmuştur.
    V. GEREKÇE
    1. İlgili Mevzuat ve Uyuşmazlık Konusuna İlişkin Açıklamalar
    Ayrıntıları ve hukuki mahiyeti Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 24.01.2019 tarihli ve 417-44, 20.12.2018 tarihli ve 419-661, 26.09.2017 tarihli ve 956-370 sayılı kararları ile bu suçların temyiz incelemesiyle görevli Yargıtay (Kapatılan) 16. Ceza Dairesinin ilk derece mahkemesi sıfatıyla verdiği 24.04.2017 tarihli ve 2015/3-2017/3 sayılı ilamında açıklandığı üzere örgüt üyesi; örgütün amacını benimseyen, örgütün hiyerarşik yapısına dahil olan ve bu suretle verilecek görevleri yerine getirmeye hazır olmak üzere kendi iradesini örgüt iradesine terk eden kişidir. Örgüt üyeliği; örgüte katılmayı, bağlanmayı, örgüte hâkim olan hiyerarşik gücün emrine girmeyi ifade etmektedir. Örgüt üyesi, örgütle organik bağ kurup faaliyetlerine katılmalıdır. Organik bağ; canlı, geçişken, etkin, faili emir ve talimat almaya açık tutan ve hiyerarşik konumunu tespit eden bağ olup üyeliğin en önemli unsurudur. Örgüte yardımda örgüt yöneticileri veya diğer mensuplarının emir ya da talimatları vardır. Ancak örgüt üyeliğini belirlemedeki ayırt edici fark, örgüt üyesinin örgüt hiyerarşisi dahilinde verilen her türlü emir ve talimatı sorgulamaksızın tamamen teslimiyet duygusuyla yerine getirmeye hazır olması ve öylece ifa etmesidir.
    Silahlı örgüte üyelik suçunun oluşabilmesi için örgütle organik bağ kurulması ve kural olarak süreklilik, çeşitlilik ve yoğunluk gerektiren eylem ve faaliyetlerin bulunması aranmaktadır. Ancak niteliği, işleniş biçimi, meydana gelen zarar ve tehlikenin ağırlığı, örgütün amacı ve menfaatlerine katkısı itibarıyla süreklilik, çeşitlilik ve yoğunluk özelliği olmasa da ancak örgüt üyeleri tarafından işlenebilen suçların faillerinin de örgüt üyesi olduğunun kabulü gerekir. Örgüte sadece sempati duymak ya da örgütün amaçlarını, değerlerini, ideolojisini benimsemek, buna ilişkin yayınları okumak, bulundurmak, örgüt liderine saygı duymak gibi eylemler örgüt üyeliği için yeterli değildir (Vesile Sonay Evik, "Cürüm İşlemek İçin Örgütlenme", Prof. Dr. Çetin Özek Armağanı, Galatasaray Üniversitesi, 1. Basım, İstanbul 2004, s. 383 vd.).
    Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 12.03.2025 tarihli ve 228-1 17... .04.2025 tarihli ve 453-175 sayılı kararlarında da açıklandığı üzere; ceza yargılamasında kanıt serbestliği ilkesi başlığı altında toplayabileceğimiz temel prensiplere göre; a) Her şeyin kanıt olabileceği (hukuka uygun yöntemlerle elde edilmiş), b) İlgililerin kanıt ileri sürebilecekleri, c) Hâkimin kendiliğinden kanıt araştırabileceği (hatta zorunlu olarak araştırması gerektiği), d) Kanıt ileri sürmede ... kısıtlaması olamayacağı, e) Kanıtlama külfetinin sanığa yüklenemeyeceği, f) Kanıt değerlendirmede hâkimi bağlayan üstün kanıtın söz konusu olmayıp hâkimin tüm kanıtları serbestçe değerlendirebileceği (vicdani kanaat) ceza yargılamasının temel ilkeleridir. Bu ilkelerin birinden dahi vazgeçmek, ceza yargılamasının temel ilke ve yapısına aykırı davranmak anlamını taşır (YCGK'nın 08.04.1991 tarihli ve 81-111 sayılı kararı).
    Amacı, somut olayda maddi gerçeğe ulaşarak adeleti sağlamak, suçu işlediği sabit olan faili cezalandırmak, kamu düzeninin bozulmasını önlemek ve bozulan kamu düzenini yeniden tesis etmek olan ceza muhakemesinin en önemli ve evrensel nitelikteki ilkelerinden birisi de öğreti ve uygulamada; suçsuzluk ya da masumiyet karinesi olarak adlandırılan kuralın bir uzantısı olan ve Latincede; in dubio pro reo olarak ifade edilen şüpheden sanık yararlanır ilkesidir. Bu ilkenin özü, ceza davasında sanığın mahkûmiyetine karar verilebilmesi bakımından göz önünde bulundurulması gereken herhangi bir soruna ilişkin şüphenin, mutlaka sanık yararına değerlendirilmesidir. Oldukça geniş bir uygulama alanı bulunan bu kural, dava konusu suçun işlenip işlenmediği, işlenmişse sanık tarafından işlenip işlenmediği veya gerçekleştirilme biçimi konusunda bir şüphe belirmesi hâlinde de geçerlidir. Sanığın bir suçtan cezalandırılabilmesinin temel şartı, suçun hiçbir şüpheye mahal bırakmayacak kesinlikte ispat edilmesidir. Gerçekleşme şekli şüpheli veya tam olarak aydınlatılamamış olay ve iddialar sanığın aleyhine yorumlanarak mahkûmiyet hükmü kurulamaz. Ceza mahkûmiyeti; herhangi bir ihtimale değil, kesin ve açık ispata dayanmalı, bu ispat hiçbir şüphe ya da başka türlü oluşa imkân vermemelidir. Toplanan delillerin bir kısmı gözetilip diğer kısmı göz ardı edilerek ulaşılan kanaat üzerinden yüksek de olsa bir ihtimale dayanarak sanığı cezalandırmak, ceza muhakemesinin en önemli amacı olan gerçeğe ulaşmadan hüküm vermek anlamına gelecektir (YCGK'nın 11.06.2013 tarihli ve 36-294 sayılı kararı).
    Şu hâlde, sanığa isnat edilen fiilin sanık tarafından icra edildiğinin kabulü için, gerekçeli ve muhtemel şüphenin tamamen yenilmesi gerekir. Zira kabili telif olmayan şüphe ile gerçeğin yan yana mevcudiyeti durumunda vicdani kanaate ulaşılmasının mantık ve hukuk kuralları bakımından mümkün olduğu söylenemez.
    Öte yandan, Ceza Genel Kurulunun 24.01.2019 tarihli ve 417-44, 20.12.2018 tarihli ve 419-661, 21.05.2025 tarihli ve 557-216 sayılı kararlarında da ayrıntılarıyla belirtildiği üzere; kural olarak kişiler arasındaki haberleşme gizli olmakla beraber terör örgütlerinin yasa dışı amaçlarını gerçekleştirirken, mensuplarının ve faaliyetlerinin kolluk güçleri tarafından tespit edilememesi için çağın şartlarına uygun ve teknik olarak daha gelişmiş haberleşme sistemleri kullandıkları sıklıkla görülmektedir. Nitekim ByLock iletişim sistemi, global bir uygulama görüntüsü altında belli bir tarihten sonra yenilenen ve geliştirilen hâliyle münhasıran FETÖ/PDY silahlı terör örgütü mensuplarının kullanımına sunulmuş bir programdır. Benzer iletişim araçlarında olduğu gibi sisteme dahil olup kullanmak kişilerin istekleriyle değil örgüt yöneticilerinin inisiyatifi ile gerçekleşmiştir. Üyeler arasındaki haberleşmede ... ... gündelik işlerle ilgili mesajlar paylaşılsa da ağırlıklı olarak örgütsel talimatların iletildiği, faaliyetlerin değerlendirildiği, örgüt mensupları arasındaki bağlılığı artırıcı ve motive edici haberlerin paylaşıldığı bir sisteme dönüştüğü anlaşılmıştır.
    2. Somut Olayda Hukuki Nitelendirme
    Sanığın FETÖ/PDY silahlı terör örgütünün hiyerarşik yapısına, nihai amaç ve yöntemlerini bilerek dahil olmak suretiyle süreklilik, çeşitlilik ve yoğunluk arz eden faaliyetlerde bulunup bulunmadığına ilişkin maddi gerçeğin kuşkuya yer bırakmayacak şekilde tespitini teminen; hükümden sonra ifade tutanağı gelen ...’ün sanık hakkındaki bilgi ve görgüsünün ayrıntılı bir şekilde tespit edilmesi, ... ID'li tespit ve değerlendirme tutanağındaki mesajların okunup sanıktan diyeceklerinin sorulması ve ...’ün usulüne uygun biçimde tanık olarak ifadesinin alınması, Bylock iletişim sisteminin FETÖ/PDY silahlı terör örgütü mensuplarının kullanmaları amacıyla oluşturulan ve münhasıran bir kısım mensupları tarafından kullanılan bir ağ olması nedeniyle örgüt talimatı ile bu ağa dâhil olunduğunun ve gizliliği sağlamak için haberleşme amacıyla kullanıldığının teknik verilerle tespiti hâlinde kişinin örgütle bağlantısını gösteren delil niteliği taşıyacağı nazara alınarak anılan sistemin kullanıcısı olduğunu kabul etmeyen sanığa ait olduğu gerekçesiyle dosyaya gönderilen ... ID’ye ait tespit ve değerlendirme tutanağının CMK’nın 217. maddesi uyarınca duruşmada okunarak tartışılması, ayrıca UYAP örgütlü suçlar bilgi bankasında sanık hakkında başka herhangi bir beyan olup olmadığı araştırılıp bulunması hâlinde onaylı örneklerinin dosyaya derci ile beyan sahiplerinin tanık olarak usulüne uygun biçimde dinlenilmelerinden sonra sonucuna göre sanığın hukuki durumunun tespit ve tayini gerekir.
    Bu itibarla, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itirazının değişik gerekçeyle kabulüne karar verilmelidir.
    VI. KARAR
    Açıklanan nedenlerle;
    1-Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itirazının DEĞİŞİK GEREKÇEYLE KABULÜNE,
    2-Yargıtay 3. Ceza Dairesinin 29.04.2024 tarihli ve 2480-5924 sayılı bozma kararının KALDIRILMASINA,
    3-Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Ceza Dairesinin 17.07.2019 tarihli ve 72-530 sayılı kararının sanık hakkında eksik araştırma ile karar verilmesi isabetsizliğinden BOZULMASINA,
    4-Dosyanın, CMK'nın 304/2-a maddesi uyarınca, gereği için Kayseri 2. Ağır Ceza Mahkemesine, kararın bir örneğinin Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 19.11.2025 tarihinde yapılan müzakerede oy birliğiyle karar verildi.

    Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
    Üye olmak için tıkla!