Anahtar kelimeler: Adaları Kain Aradan Mevkiinde Satım Vaadi Geçmesine Uzun İli İlçesi

T.C.

İSTANBUL
15. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO
: ████████ Esas
KARAR NO
: ████████
,
DAVA
: Alacak (Satım Sözleşmesinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ
: █████/2025
KARAR TARİHİ
: █████/2026
Mahkememizde görülmekte olan Alacak (Satım Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
:
DAVA
Davacı vekilinin dava dilekçesi özetle; davacı şirket ile davalı şirket arasında, 06.11.2023 tarihinde adi yazılı nitelikte bir arsa satış vaadi sözleşmesi imzalandığını, sözleşmeye konu taşınmaz, "... ili, ... ilçesi, ... Mahallesi, ... Mevkiinde kain 2415 ada 2 parsel numaralı" ve 55.569,58 m² yüzölçümlü arsa niteliğindeki taşınmaz olduğunu, bu taşınmaz üzerinde yer alan 201-96 ve 201-21 ada numaralı yapı adaları kapsamındaki alan için, müvekkil şirket tarafından davalı şirkete, 06.11.2023 tarihinde 2.700.000,00-TL tutarında ödeme yapıldığını, aradan uzun bir süre geçmesine rağmen davalı şirket, söz konusu taşınmazlara ilişkin tapu devrini gerçekleştirmemiş, edimini yerine getirmediğini, oysa anılan sözleşmenin 4.1. maddesinde açıkça "...peşin alımlarda; ALICI'nın vekalet vermek, gerekli evrak ve bilgileri sağlamak da dahil olmak üzere tüm sorumluluklarını yerine getirmesi halinde 8 (sekiz) ay içinde arsa payı tapu devri gerçekleştirilecektir..." şeklinde mutabakat mevcut olduğunu, müvekkil şirket, tapu devri için davalıya birçok kez başvuruda bulunmuş, ancak bu başvurular karşılıksız kaldığını, son olarak davalı şirkete 08.07.2025 tarihinde, davalı yana, edimini ifa etmemesi nedeniyle sözleşme bedelinin iadesinin talep edildiği bir ihtarname İzmir 38. Noterliği kanalıyla 22098 yevmiye numarasıyla keşide edilmiş, iade için karşı yana 3 (üç) iş günü süre verilmiş, ancak davalı yan tarafından ne ödeme iadesi gerçekleştirilmiş, ne de menfi ya da müspet herhangi bir yanıt verildiğini, ayrıca, davacı müvekkil çok yenice öğrendiği kadarıyla, davalı şirket tarafından hiçbir bilgi verilmeksizin sözleşme konusu taşınmaz üzerinde tamamı 1+1 dairelerden oluşan bir konut projesi inşa edilmiş ve bu proje tamamlandığını, bu durum, davalının davacının rızası dışında ve sözleşmeye aykırı şekilde tasarrufta bulunduğunu açıkça gösterdiğini, bilindiği üzere, taşınmaz satış vaadi sözleşmeleri TMK m. 706 ve TBK m. 237 hükümleri gereğince resmi şekilde yapılması gerektiğini, resmi şekilde yapılmayan sözleşmelerin geçersiz olacağı kanun gereği olduğunu,davacı şirket ile davalının imzalamış olduğu taşınmaz satış vaadi sözleşmesi de resmi şekilde yapılmamış olup adi yazılı nitelikte olduğundan geçersiz olduğunu, taraflar ise geçersiz sözleşme kapsamında aldıklarını iade etmekle yükümlü olduğunu, hukuken geçersiz bir işleme dayanarak yerine getirilen edimin sebepsiz zenginleşme kapsamında geri istenebileceği açık olduğunu, davalı, hem edimini yerine getirmemiş, hem de geçersiz sözleşmeye dayanarak tahsil ettiği bedeli sözleşmeyi gereği gibi ifa etmemesine ve davacının ihtarname ile talepte bulunmasına rağmen müvekkile iade etmediğini, geçersiz satış vaadi sözleşmesi kapsamında alınanların geri verilmesi sebepsiz zenginleşme gereği olduğunu, ancak özellikle para borçlarında, zenginleşmenin tamamı iade edilse dahi zarar karşılanmayabileceğini, bunun başlıca sebebi aradan geçen zamanda paranın alım gücünün düşmesi ve yüksek enflasyon olduğunu, keza müvekkil şirket, arsa satın alma ümidiyle davalıya ödemiş olduğu bedelin karşılıksız kalması ve taraflar arasındaki sözleşmenin geçersiz olması nedeniyle oldukça büyük maddi zarara uğradığını, söz konusu ödeme bir yatırım, yani sermaye ve paraya değer kazandırma niyetiyle yaptığını, ancak beklenen yarar elde edilememekle beraber paranın geçen süre içerisinde değer kaybetmesi sonucunda oldukça büyük ekonomik zarara uğradığını, hal böyleyken ödemenin yapıldığı tarihteki miktarın iadesinin davacı şirketin uğramış olduğu zararı karşılamayacağı ve bu durumun hukuka ve usule aykırı olacağı açık olduğunu, bu sebeple denkleştirici adalet ilkesi de göz önünde bulundurularak ödeme tarihindeki miktarın somut veriler dikkate alınarak ifanın imkansız hale geldiği tarihteki alım gücüne göre güncellenmesi gerektiğini, sonuç olarak davalı şirketin uhdesinde tuttuğu davacı şirkete ait olan para, geçersiz bir hukuki ilişkiye dayanmakta olup, sebepsiz zenginleşme hükümlerine göre iadesi gerekmekle beraber paranın alım gücünün düşmüş olması ve denkleştirici adalet ilkesi gereğince söz konusu miktarın alım gücünün bugünkü alım gücüne ulaştırılarak iadesine karar verilmesini talep etme zarureti hasıl olduğunu, davanın kabulü ile fazlaya ve artırıma ilişkin haklarımızı saklı kalmak ve belirsiz alacak davası hükümleri uygulanmak kaydıyla şimdilik 10.000,00-TL'nin davalı şirketten tahsiline, yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin karşı yana yükletilmesine, karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesi özetle; huzurdaki davanın belirsiz alacak davası olarak açılamayacağını, taraflar arasında düzenlenen sözleşmenin "Alıcının Sözleşmeyi Feshi" başlıklı 6.2. maddesi; "Tapu devrinden önce olmak kaydıyla sözleşmenin feshi halinde ALICI'ya iade edilmesi gereken tutar(6.2. Maddesinde belirtilen tutarlar düşüldükten sonra kalan faizsiz tutar) ve Alıcıyı borç altına sokan her türlü belge, fesih bildiriminin ...' ye ulaşmasından itibaren 120 gün içerisinde ALICI'ya iade edilir." şeklinde olduğunu, tapu devrinden önce ALICI tarafından sözleşmenin feshedilmesi halinde ALICI'ya ödenecek tutar sözleşmede açıkça belirlendiğini, davacı şirketin, tüzel kişi tacir olduğu. 6102 Sayılı Türk Ticaret Kanunu 18/2 maddesi hükmünce ise her tacirin, ticaretine ait bütün faaliyetlerde basiretli bir iş adamı gibi hareket etmesi gerektiğini, davacı, söz konusu sözleşmede işbu sözleşmenin noter huzurunda düzenlenmesinden kaynaklanan her türlü masrafın alıcı tarafında olduğunu kabul ettiğini, buna rağmen davacı, noter masrafı çıkmaması için söz konusu sözleşmenin noter huzurunda değil adi yazılı şekilde akdedilmesini istediğini, dolayısıyla söz konusu sözleşmenin resmi şekil şartına tabi olduğu hususu, tüzel kişi tacir olan davacı şirketin bilgisi dahilinde olduğunu, buna rağmen davacının kendi talebi ile taraflar arasında adi yazılı sözleşme akdedildiğini, şimdi ise davacı, dürüstlük kuralına ve basiretli iş adamı ilkesine tamamen aykırı şekilde sözleşmenin adi yazılı olması sebebiyle geçersiz olduğunu iddia ettiğini, bu husus hem Türk Ticaret Kanunu 18.maddesi 2.fıkrasındaki düzenlemeye hem de Türk Medeni Kanunu 2. maddesine açıkça aykırı olup davacının iddiasının kabulü ve bu iddiaya sonuç bağlanması mümkün olmadığını, davacının sözleşmenin şekil şartı eksikliği sebebiyle geçersiz olduğu ve bu sebeple sebepsiz zenginleşme hükümlerine göre iade gerektiği yönündeki iddia ve talepleri hukuki dayanaktan yoksun olup davacı bu iddiaya dayanamayacağını, davacı açıkça kötü niyetle hareket ettiğini, sözleşmenin 4.1. ve 4.2. maddesine göre müvekkil şirketin tapu devrinin sorumluluğu, satış bedelinin ödenmesi şartına bağlı olduğunu, satış bedeli ödendikten sonra ise alıcının vekalet vermek, gerekli evrak ve bilgileri sağlamak zorunluluğu bulunduğunu, zira sözleşmede, 8 aylık tapu devri süresinin işbu yükümlülüklerin yerine getirilmesi ile başlayacağı açıkça düzenlendiğini, ancak davacı tarafından tapu devri için gereken bilgi ve belgeler ile vekaletname davalı şirkete verilmediğini, bu halde davacı, sözleşmeye aykırı olarak kendi emini yerine getirmeden davalı şirketin edimini yerine getirmesini talep ve dava ettiğini, aksi kabul anlamına gelmemek kaydıyla sözleşmenin 4.1. maddesinin devamında; tapu devrinin davalı şirketten kaynaklanmayan sebeplerle gecikmesi halinde, söz konusu gecikmelerin davalı şirket sorumluluğunda olmadığı ve burada geçen sürelerin 8 aylık süreye ekleneceği açıkça düzenlendiğini, dolayısıyla davalı şirketten kaynaklanmayan sebeplerle yaşanan gecikmelerden davalı şirketin sorumlu tutulamayacağını, inceleme sonucunda, tapu devrine ilişkin müvekkil şirketin sorumluluğunda olmayan ve üçüncü kişilerden kaynaklanan sebeplerle tapu devrinin geciktiği anlaşılacağını, yukarıda açıklanan nedenlerle, huzurdaki davanın usulden, mahkemece esasa girilmesi halinde ise esastan reddine karar verilmesi gerektiğini, huzurdaki dava görevli mahkemede açılmadığından, dava şartı yokluğundan davanın usulden reddine karar verilmesi gerektiğini, Yukarıda açıklanan ve resen dikkate alınacak sebeplerle; Huzurdaki davanın görevsiz mahkemede açılması sebebiyle dava şartı yokluğundan usulden reddine, huzurdaki davanın, davaşartı arabuluculuk yoluna başvurulmaması sebebiyle dava şartı yokluğundan usulden reddine, belirsiz alacak davası olarak açılan huzurdaki davanın, hukuki yarar yokluğundan usulden reddine, mahkemece davanın esasına geçilmesi halinde açıklanan sebeplerle haksız ve hukuka aykırı davanın esastan reddine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir
GEREKÇE
Dava, alacak istemine ilişkindir.
Davacı vekili █████/2026 tarihli dilekçesinde; davalı ile anlaşma sağladıklarını, uyuşmazlığı son erdirdiklerini, davanın konusuz kaldığını, vekalet ücreti, yargılama gideri taleplerinin olmadığını ve bu doğrultuda karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı ise █████/2026 tarihli beyan dilekçesi ile anlaşma yapılarak uyuşmazlığın giderildiğini, yargılama gideri ve vekalet ücreti taleplerinin olmadığı konulu beyan dilekçesini sunduğu anlaşılmıştır.
Buna göre tarafların anlaşmış oldukları ve verdikleri beyanlara göre dava konusu uyuşmazlığın giderildiği ve davanın konusuz kaldığı kanaatine varılarak karar verilmesine yer olmadığına dair karar verilerek Belirtilen açıklamalar ışığında aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.
H Ü K Ü M
: Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-Tarafların sulh olduğu anlaşıldığından, dava hakkında KARAR VERİLMESİNE YER OLMADIĞINA,
2-Alınması gereken 732 TL karar ve ilam harcının peşin harçtan mahsubu ile 116,60 TL harcın davacıdan tahsili ile hazineye irat kaydına,
3-Tarafların karşılıklı vekalet ücreti talebi bulunmadığından; vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
4-Davacı ve davalı tarafından yapılan yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına,
5-HMK. 333. md. uyarınca davacı tarafından yatırılan gider avansından bakiyesinin kararın kesinleşmesi sonrası davacıya iadesine,
Dair, kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde istinaf yasa yolu açık olmak üzere celse arasında dosya üzerinden karar verildi. █████/2026
Katip ...
Hakim ..

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!