Anahtar kelimeler: Mahsuba Tekirdağ Terörle Mücadele Çektirilmesine Süreç Rejimine Mükerrirlere Özgü Silahlı
Ceza Genel Kurulu         ███████ E.  ,  ████████ K.
    "İçtihat Metni"

    KARARI VEREN
    YARGITAY DAİRESİ
    : 3. Ceza Dairesi
    MAHKEMESİ
    : İSTANBUL Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza
    SAYISI
    : 846-1034
    I. HUKUKÎ SÜREÇ
    Silahlı terör örgütüne üye olma suçundan sanığın 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 314/2, 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu’nun 5/1, TCK’nın 62/1, 53, 58/9 ve 63. maddelerine göre 6 yıl 10... gün hapis cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluğuna, cezasının mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine ve mahsuba ilişkin Tekirdağ 3. Ağır Ceza Mahkemesince verilen 16.07.2020 tarihli ve 33-108 sayılı hükmün, sanık ve müdafii tarafından istinaf edilmesi üzerine İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesinin 01.12.2020 tarihli ve 846-1034 sayılı kararı ile istinaf başvurusunun esastan reddine, bu kararın da sanık ve müdafii tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay 3. Ceza Dairesince 19.01.2022 tarih ve 5935-150 ile temyiz davasının esastan reddiyle hükmün onanmasına karar verilmiştir.
    II. İTİRAZ SEBEPLERİ
    Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı ise 20.10.2023 tarih ve 76477 sayı ile; "... 5271 sayılı CMK'nın 150. maddesinin 2 ve 3. fıkraları uyarınca zorunlu müdafii atanmasını gerektiren silahlı terör örgütüne üye olma suçundan yargılanan sanık ...'nın, savunmasının alındığı 09.07.2018 tarihli duruşmada kendisinin seçtiği bir müdafi bulunmadığı gibi CMK'nın 156. maddesi gereğince de re'sen bir müdafi görevlendirilmediği, 10.06.2019 tarihli 6. celseye kadar müdafii olmadan devam eden yargılamada o celse de usulüne uygun şekilde yeniden müdafii eşliğinde sorgusunun yapılıp savunması alınmadığı gibi daha önce müdafii olmaksızın yapılan esaslı işlemlerin sanık ve müdafiine hatırlatılmadığı, diyeceklerinin sorulmadığı, hüküm duruşmasına kadar geçen sürede duruşmalara sanık ve müdafiinin birlikte katılmadığı, hüküm duruşmasına birlikte katılan sanık ve müdafiinin esas hakkındaki mütalaaya karşı birlikte savunma yaptıkları görülmüş ise de, arz ve izah edildiği üzere usulüne uygun yeniden müdafii eşliğinde sorgusu yapılıp savunması alınmadan, yokluklarında yapılan esaslı işlemlere karşı diyecekleri sorulmadan ve sadece iki celse birlikte savunma yaptıkları 10 celse süren kovuşturmada etkin bir şekilde müdafii yardımından faydalandırılmadan yagılamaya devamla hüküm kurulması suretiyle, Anayasanın 36, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin 6. maddelerinde teminat altına alınan adil yargılanma ilkesine aykırı olacak ve savunma hakkının kısıtlanmasını doğuracak biçimde CMK'nın 150/3, 197/1 ve 289/1-a-e maddelerine muhalefet edilmesi nedeniyle hükmün bozulmasına karar verilmesi gerekirken onanmasına karar verilmesinin hukuka aykırılık oluşturduğu" görüşüyle itiraz yoluna başvurmuştur.
    CMK’nın 308. maddesi uyarınca inceleme yapan Yargıtay 3. Ceza Dairesince 25.12.2023 tarih ve 19315-11183 sayı ile itiraz nedenlerinin yerinde görülmediğinden bahisle Yargıtay Birinci Başkanlığına gönderilen dosya, Ceza Genel Kurulunca değerlendirilmiş ve açıklanan gerekçelerle karara bağlanmıştır.
    III. UYUŞMAZLIK KAPSAMI VE KONUSU
    Özel Daire ile Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı arasında oluşan ve Ceza Genel Kurulunca çözümlenmesi gereken uyuşmazlık; müdafii olmaksızın sorgusu yapılıp savunması alınan sanığa 10.06.2019 tarihli 6. celse itibarıyla müdafi atanmış olması göz önüne alındığında, sanığın savunma hakkının kısıtlanıp kısıtlanmadığının belirlenmesine ilişkindir.
    IV. OLAY VE OLGULAR
    İncelenen dosya kapsamından; sanık hakkında Tekirdağ Cumhuriyet Başsavcılığınca silahlı terör örgütüne üye olma suçundan cezalandırılması istemiyle 15.01.2018 tarih ve 174-49 sayı ile iddianame düzenlendiği,
    Tekirdağ 3. Ağır Ceza Mahkemesince kabul edilen iddianame ile ███████ esas sayılı dosyasında yapılan yargılamada, sanığın 09.07.2018 tarihli ilk celsede müdafii olmaksızın sorgusunun yapılıp savunmasının alındığı, 10.06.2019 tarihli 6. duruşmaya kadar bir müdafii bulunmayan sanığa bu tarihte Barodan Avukat ...’ın müdafi olarak tayin edildiği ve aynı tarihli duruşmaya adı geçen avukatın yetki belgesiyle görevlendirdiği Avukat ... ...’in müdafii olarak sanıkla birlikte katıldığı, bu duruşmada ayrı ayrı diyecekleri sorulan sanık ve müdafiinin eksik hususların giderilmesini talep ettikleri, 01.10.2019 tarihli 7. celseye yalnızca müdafinin katıldığı ve önceki beyanları tekrarla sanığın beraatine karar verilmesini talep ettiği, duruşma sonunda dosyanın mütalaa için Cumhuriyet Başsavcılığına tevdi edildiği, sanık hazır bulunurken müdafiinin mazeret bildirerek katılmadığı 13.02.2020 tarihli 8. duruşmada Cumhuriyet savcısının esas hakkındaki mütalaasını sunduğu, celse sonunda mütalaaya karşı savunma yapmak üzere süre isteyen sanıklara beyanda bulunmaları için süre ve müdafilerin mazeretlerinin kabulüyle duruşma gününü UYAP'tan öğrenmelerine karar verildiği, 16.07.2020 tarihli son duruşmada sanık ve müdafiinin savunmalarının alınmasından sonra duruşma salonunu terk ettikleri, yokluklarında açıklanan hükümle sanığın TCK’nın 314/2, 3713 sayılı Kanun’un 5/1, TCK’nın 62/1, 53, 58/9 ve 63. maddeleri uyarınca göre 6 yıl 10... gün hapis cezası ile mahkûmiyetine karar verildiği anlaşılmaktadır.
    V. GEREKÇE
    A. İlgili Mevzuat ve Uyuşmazlık Konusuna İlişkin Açıklamalar
    Ayrıntıları ve hukuki mahiyeti Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 25.06.2025 tarihli ve 247-298 sayılı içtihadı ile diğer müstakar kararlarında açıklandığı üzere;
    Oldukça geniş bir kavram olan savunma hakkı, şüpheliyi ve sanığı ilgilendirdiği kadar, bir gün şüpheli veya sanık konumuna düşebilecek toplumda yaşayan herhangi bir ferdi, dolayısıyla da toplumu ve yine adaleti sağlama yükümlülüğü bulunan Devleti ilgilendirmektedir. Çünkü; ceza yargılamasında savunma, yargılamanın sonucunda verilen ve iddia ile savunmanın değerlendirilmesinden ibaret olan, hükmün doğru olmasını sağlar. Bu yönüyle, geniş bir bakış açısı ile değerlendirilmesi gereken savunma hakkı, susma, soru sorma, kendi aleyhine işlemlere katılmama, tercümandan yararlanma, kanıtların toplanmasını isteme, duruşmada hazır bulunma gibi hakların yanında müdafiden yararlanma hakkını da içerir.
    Savunma, Anayasa'nın 36. maddesiyle anayasal güvence altına alınan meşru bir yol, müdafi de savunmanın meşru bir aracıdır. Dolayısıyla söz konusu hüküm, müdafi aracılığı ile savunulmayı da anayasal güvence altına almaktadır.
    Savunma hakkı, uluslararası belgelerde de değerine uygun yerini almıştır. Bunlardan, İnsan Hakları Evrensel Bildirgesi'nin 11/I, Medeni ve Siyasi Haklara İlişkin Milletlerarası Antlaşma'nın 14/3-b-d, Avrupa İnsan Hakları ve Ana Hürriyetleri Koruma Sözleşmesi'nin 6/3-b-c maddeleri sanığın müdafiden yararlanması konusunda açık düzenlemeler getirmiştir.
    CMK'nın 2. maddesinin birinci fıkrasının (c) bendinde; "şüpheli veya sanığın ceza muhakemesinde savunmasını yapan avukatı" olarak tanımlanan müdafi, toplumsal savunmayı gerçekleştirmek amacıyla şüpheli veya sanık lehine hareket edip hukuki yardımda bulunan ve gerçeğin ortaya çıkarılmasını sağlayan kamusal bir muhakeme süjesidir.
    Şüpheli veya sanığın müdafii aracılığıyla savunulması hususunda tercih yapma imkânına sahip olduğu hâllerde görev yapan müdafi ihtiyari müdafi, görevlendirilmesi hususunda şüpheli veya sanığın iradesinin önem taşımadığı hâllerde görev yapan müdafi ise zorunlu müdafidir. Başka bir ifadeyle, müdafiin zorunlu veya ihtiyari olması, şüpheli veya sanığın istemine ya da istemi olup olmadığına bakılmaksızın yani iradesi dikkate alınmadan atanıp atanmadığına bakılarak belirlenmektedir. CMK anlamında zorunlu (veya istek üzerine atanan) müdafi ile vekâletnameli müdafi arasında herhangi bir fark bulunmamaktadır.
    1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu, kişisel savunmada kural olarak ihtiyari müdafilik sistemini benimsemiş ve sınırlı bazı hâllerde zorunlu müdafilik sistemini getirmişken; CMK, zorunlu müdafilik sistemini önemli ölçüde genişletmiştir. CMK'ya göre müdafii bulunmayan şüpheli veya sanığın, çocuk, kendini savunamayacak derecede malul veya sağır ve dilsiz olması (150/2), soruşturma veya kovuşturma konusu suçun cezasının alt sınırının beş yıldan fazla hapis cezasını gerektirmesi (150/3), resmî bir kurumda kusur yeteneğinin araştırılması için gözlem altına alınmasına karar verilecek olması (74/2), tutuklama talebiyle mahkemeye sevk edilmesi (101/3), davranışları nedeniyle hazır bulunmasının duruşmanın düzenli olarak yürütülmesini tehlikeye sokacağı anlaşılan sanığın yokluğunda duruşma yapılması (204/1) ve kaçak sanık hakkında duruşma yapılması (247/4) hâllerinde, şüpheli veya sanığın istemi bulunmasa hatta açıkça müdafi istemediğini beyan etse bile müdafi görevlendirme zorunluluğu bulunmaktadır.
    CMK'nın "Müdafiin görevlendirilmesi" başlıklı 150. maddesi şöyledir:
    "(1) Şüpheli veya sanıktan kendisine bir müdafi seçmesi istenir. Şüpheli veya sanık, müdafi seçebilecek durumda olmadığını beyan ederse, istemi hâlinde bir müdafi görevlendirilir.
    (2) Müdafisi bulunmayan şüpheli veya sanık; çocuk, kendisini savunamayacak derecede malul veya sağır ve dilsiz ise, istemi aranmaksızın bir müdafi görevlendirilir.
    (3) Alt sınırı beş yıldan fazla hapis cezasını gerektiren suçlardan dolayı yapılan soruşturma ve kovuşturmada ikinci fıkra hükmü uygulanır.
    (4) Zorunlu müdafilikle ilgili diğer hususlar, Türkiye Barolar Birliğinin görüşü alınarak çıkarılacak yönetmelikle düzenlenir.".
    Maddenin birinci fıkrasında isteğe bağlı müdafilik hüküm altına alınmış; ikinci fıkrasında, çocuklara, kendisini savunamayacak derece malul olanlara veya sağır ve dilsizlere istemleri aranmaksızın müdafi görevlendirilmesi gerektiği belirtilmiş; üçüncü fıkrada ise alt sınırı beş yıldan fazla hapis cezasını gerektiren suçlardan dolayı yapılan soruşturma ve kovuşturmalarda müdafi görevlendirilmesinin zorunlu olduğu hükme bağlanmıştır.
    Görüldüğü üzere, CMK'nın 150. maddesinin üçüncü fıkrasında şüpheli veya sanık için zorunlu müdafi görevlendirilmesi, alt sınırı beş yıldan fazla hapis cezasını gerektiren suçlardan dolayı yapılan soruşturma ve kovuşturmalarla sınırlandırılmış, alt sınırı beş yıl ve daha az hapis cezasını gerektiren suçlar bu kapsama alınmamıştır.
    Öte yandan, CMK'nın "Delillerin tartışılması" başlıklı 216. maddesi;
    "(1) Ortaya konulan delillerle ilgili tartışmada söz, sırasıyla katılana veya vekiline, Cumhuriyet savcısına, sanığa ve müdafiine veya kanunî temsilcisine verilir.
    (2) Cumhuriyet savcısı, katılan veya vekili, sanığın, müdafiinin veya kanunî temsilcisinin açıklamalarına; sanık ve müdafii ya da kanunî temsilcisi de Cumhuriyet savcısının ve katılanın veya vekilinin açıklamalarına cevap verebilir.
    (3) Hükümden önce son söz, hazır bulunan sanığa verilir." biçiminde düzenlenmiş iken, 25.08.2017 tarihli ve 30165 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 694 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Bazı Düzenlemeler Yapılması Hakkında Kanun Hükmündeki Kararname'nin 148. maddesi ile üçüncü fıkraya; "Bu aşamada zorunlu müdafiin hazır bulunmaması hükmün açıklanmasına engel teşkil etmez." cümlesi eklenmiş, söz konusu değişiklik 08.03.2018 tarihli ve 30354 (Mükerrer) sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 01.02.2018 tarihli ve 7078 sayılı Kanun'un 143. maddesiyle aynen kabul edilmiştir.
    694 sayılı KHK'nın madde gerekçesinde; "Madde ile, 5271 sayılı Kanunun 216 ncı maddesinde yapılan değişiklikle hüküm aşamasına ulaşılmış yargılamalardaki son söz aşamasına zorunlu müdafiin katılmaması durumunda da hüküm verilebileceği kuralı getirilmektedir. Böylece hüküm aşamasına ulaşmış yargılamalarda kanunen duruşmada bulunması zorunlu müdafilerin sebepli veya sebepsiz olarak duruşmadan çekilmesi, duruşmaya katılmaması, azli veya istifası gibi sebeplerle duruşmanın taliki veya yargılamaların uzatılması sonucunun önüne geçilmesi engellenmektedir. Yapılan düzenleme, sanığın esas hakkındaki sorgusu ve savunması zorunlu müdafiin hukuki yardımından yararlandırılarak alınmış ve bütün usul işlemlerinin tamamlandığı dosyalarda sadece hüküm aşamasında müdafiin yokluğu nedeniyle celselerin ertelenmesinin önüne geçecektir." açıklamasına yer verilmiştir.
    CMK'nın 216. maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca zorunlu müdafiin hazır bulunmadığı oturumda hükmün açıklanabilmesi için 694 sayılı KHK'nın madde gerekçesinden anlaşılacağı üzere sanığın esas hakkındaki sorgusunun ve savunmasının zorunlu müdafiin hukuki yardımından yararlandırılarak alınmış ve bütün usuli işlemlerin tamamlanmış olması gerekmektedir. CMK’nın hukuka kesin aykırılık hâllerini düzenleyen 289. maddesinin birinci fıkrasının (e) bendi uyarınca, Cumhuriyet savcısı veya duruşmada kanunen mutlaka hazır bulunması gereken diğer kişilerin yokluğunda duruşma yapılması durumunda da hukuka kesin aykırılık hâli bulunduğu kabul edilmiştir.
    Sanığa isnat edilen ve TCK'nın 314/2. maddesinde düzenlenen silahlı terör örgütüne üye olma suçu için öngörülen temel cezanın, niteliği gereği 3713 sayılı Kanun'un 5/1. maddesi gereğince her hâlde 1/2 oranında artırılması zorunlu olduğundan CMK'nın 150. maddesinin 3. fıkrası, Anayasa'nın 36 ve İHAS'ın 6. maddelerinde teminat altına alınan adil yargılanma ilkesi ve savunma hakkının korunmasının sağlanması bakımından sanık için zorunlu müdafi atanması gerekmektedir. Bu bağlamda zorunlu müdafilik, isnat edilen suçun ciddiliği karşısında savunmanın desteklenmesi amacıyla sanık lehine getirilmiş bir kurum olup bununla savunmanın devlet tarafından denetim altında tutulması değil, demokratik bir toplumun gereği olarak sanığın hukuki güvenliğinin tesisi amaçlanmıştır.
    B. Somut Olayda Hukuki Nitelendirme
    CMK'nın 150/3. maddesi ile getirilen düzenlemenin amacına uygun şekilde etkin bir müdafi yardımından söz edebilmek için müdafi atanan sanığa müdafii ile birlikte savunmasını yapma imkânı tanınması gerekir. Sanığa isnat edilen silahlı terör örgütüne üye olma suçundan yapılan yargılamada savunması müdafi eşliğinde alınması zorunlu olduğu hâlde sanığın sorgusu bir müdafii bulunmaksızın 09.07.2018 tarihli duruşmada yapılmış, keza sonuca etkili usuli işlemler de icra edilmiştir. 10.06.2019 tarihinde müdafi atanması sağlanmış ise de sanığa müdafii ile birlikte usulüne uygun şekilde savunma yapma imkânı tanınmamış, daha önce müdafi bulunmaksızın yapılan esaslı işlemler hatırlatılmadığı gibi suçlamanın dayanağını oluşturan eylemler ve delillerle hukuki nitelendirmesi anlatılarak ve CMK’nın 147. maddesi uyarınca yasal hakları ayrıntılı şekilde hatırlatılmak suretiyle müdafii eşliğinde sorgusu yapılıp savunması da alınmamıştır. Etkin bir müdafi yardımından yararlandırılması sağlanmadan yargılamaya devamla mahkûmiyetine karar verilen sanığın bu suretle savunma hakkının kısıtlandığı kabul edilmelidir.
    Bu itibarla, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itirazının kabulüne karar verilmelidir.
    Çoğunluk görüşüne katılmayan Ceza Genel Kurulu ...; "Gerekçe bölümünde ayrıntılarına yer verilen açıklamalar doğrultusunda; sanığa 10.06.2019 tarihli 6. celse itibarıyla müdafii atandığı, bu celseden itibaren müdafiinin sanıkla beraber duruşmalara katılıp, sanığın savunmasına katkı sunarak iddia ve delillere karşı beyanlarda bulunduğu, esas hakkındaki savunmalarını birlikte yapan sanık ve müdafiinin yargılama aşamasında veya temyiz dilekçelerinde savunma hakkının kısıtlandığına ilişkin herhangi bir itirazda da bulunmadığı göz önüne alındığında, sanığın savunma hakkının kısıtlanmadığı düşüncesiyle çoğunluğun görüşüne muhalifim." düşüncesiyle,
    Çoğunluk görüşüne katılmayan dört Ceza Genel Kurulu Üyesi de; benzer gerekçelerle,
    Karşı oy kullanmışlardır.
    VI. KARAR
    Açıklanan nedenlerle;
    1-Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itirazının KABULÜNE,
    2- Yargıtay 3. Ceza Dairesinin 19.01.2022 tarihli ve 5935-150 sayılı onama kararının KALDIRILMASINA,
    3- İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesinin 01.12.2020 tarihli ve 846-1034 sayılı sanık ... hakkındaki kararının, sanığın savunma hakkının kısıtlanması isabetsizliğinden BOZULMASINA,
    4- Dosyanın, CMK'nın 304/2-a maddesi uyarınca Tekirdağ 3. Ağır Ceza Mahkemesine, kararın bir örneğinin İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 30.10.2025 tarihinde yapılan birinci müzakerede yasal ve yeterli çoğunluk sağlanamadığından, 19.11.2025 tarihinde yapılan ikinci müzakerede oy çokluğuyla karar verildi.

    Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
    Üye olmak için tıkla!