Anahtar kelimeler: Mahsuba Çektirilmesine Cezasıyla Taksitlendirmeye Süreç Rejimine Mükerrirlere Özgü Hukukî Anadolu

YARGITAY DAİRESİ
: 10. Ceza DairesiMAHKEMESİ
:Ceza DairesiSAYISI
: 1709-2212I. HUKUKÎ SÜREÇUyuşturucu madde ticareti yapma suçundan sanık ...'un, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 188/3-4(b) ve 192/3. maddeleri uyarınca 7 yıl 6 ay hapis ve 15.000,00 TL adli para cezasıyla cezalandırılmasına; sanıklar ... ve ...'un ise aynı Kanun'un 188/3-4(b) maddeleri gereğince 15 yıl hapis ve 30.000,00 TL adli para cezasıyla cezalandırılmalarına, tüm sanıklar hakkında ayrıca TCK’nın 52/2-4, 53, 54, 58... . maddeleri uyarınca taksitlendirmeye, hak yoksunluklarına, müsadereye, cezalarının mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine ve mahsuba ilişkin İstanbul Anadolu 9. Ağır Ceza Mahkemesince verilen 23.10.2019 tarihli ve 170-559 sayılı, sanıklar ... ve ... yönünden resen istinafa tabi olan hükümlerin, Cumhuriyet savcısı, sanıklar müdafiileri ve sanık ... tarafından istinaf edilmesi üzerine, dosyayı inceleyen İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 28. Ceza Dairesince 02.10.2020 tarih ve 1688-189 sayı ile; "…Dosya kapsamına göre sanıkların uyuşturucu madde sattıkları yer ile mahkemece bu konuda ulaşılabilirlik kriteri kapsamında yürüme mesafesinin tespiti ile uyuşturucunun satışa arz edildiği yerlerin umumi veya umuma açık yer olup olmadığının tespiti için keşif yapılmadan sanıklar hakkında TCK'nın 188/4-b. maddesinin uygulanmasının yasaya aykırı olduğu, keşif yapılarak sonucuna göre TCK'nın 188/4-b maddesinin uygulanma koşullarının oluşup oluşmadığı tartışılıp değerlendirildikten sonra sanıkların hukukî durumunun belirlenmesi gerektiği," isabetsizliğinden bozulmasına müteakip İlk Derece Mahkemesince yeniden yapılan yargılama sonucunda 23.02.2021 tarih ve 482-84 sayı ile sanıkların önceki hükümler gibi mahkûmiyetlerine karar verilmiştir.Söz konusu hükümlerin, sanıkların müdafileri ile sanık ... tarafından istinaf edilmesi üzerine, dosyayı inceleyen İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 28. Ceza Dairesince 13.09.2021 tarih ve 1709-2212 sayı ile; sanık ... yönünden; "…Hükmün 3. bendinin 2. paragrafının hükümden çıkartılarak yerine, 'Sanık hakkında uygulama koşulları bulunmadığından TCK'nın 188/4-b. maddesinin uygulanmasına yer olmadığına,' ibaresinin eklenerek, yapılan bu düzeltme gereğince; hükmün 3. bendinin 4. paragrafındaki '...7 yıl 6 ay...' ve '...750...' ibarelerinin hükümden çıkartılarak yerlerine, '...5 yıl...' ve '...500...' ibareleri eklenmek suretiyle, hükmün 3. bendinin 6. paragrafındaki '...15.000,00 TL...' ibaresinin hükümden çıkartılarak yerine; '10.000,00 TL' ibaresi eklenmesi," şeklinde düzeltilerek istinaf başvurusunun esastan reddine; sanıklar ... ve ... yönünden ise istinaf başvurularının esastan reddine, bu kararların da sanıkların müdafileri tarafından temyiz edilmesi üzerine, dosyayı inceleyen Yargıtay 10. Ceza Dairesince 06.07.2023 tarih, 19373-6219 sayı ve oy çokluğuyla; temyiz istemlerinin esastan reddi ile hükümlerin onanmasına karar verilmiştir.Daire Üyesi Dr. ...; "...... ve ...'te ele geçirilen uyuşturucu maddelere, hukuka aykırı yöntemle ...'da elde edilen ilk delil sayesinde ulaşılmıştır. Hukuka aykırı elde edilen delil hiç elde edilmemiş olsaydı, yani kolluk görevlileri ...'dan uyuşturucu madde istememiş ya da kolluğun talebi üzerine ... aracıyla buluşma yerine gelmemiş olsaydı, ikinci ve üçüncü aşamalardaki delillere ulaşılıp ulaşılmayacağı belli değildir. Dolayısıyla, Anglosakson hukukunda 'zehirli ağacın meyvesi de zehirlidir' şeklinde, Kıta Avrupası hukukunda ise 'hukuka aykırı delillerin uzak etkisi' olarak ifade edilen ve Yargıtay Ceza Genel Kurulu tarafından da benimsenen kural gereği (Ayrıntılı bilgi için bkz. Hamid Köse, Delil Değerlendirme Yasakları Bakımından Zehirli Ağacın Meyvesi Doktrini, Türkiye Adalet Akademisi Dergisi, S. 49, 2022, s. 167, 175-176), hukuka aykırı yolla elde edilen delil ile bu delilden hareketle elde edilen ve ... ile ...'te ele geçen uyuşturucu maddelerin, Anayasanın 38 inci maddesinin altıncı fıkrası, 5271 sayılı Kanun'un 206 ncı maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendi, 217 nci maddesinin ikinci fıkrası ve 289 uncu maddesinin birinci fıkrasının (i) bendi uyarınca hükme esas alınamayacağı; ... ve ...'e isnat olunan suçun maddi konusu olan uyuşturucu maddelerin hukuka aykırı yöntemle elde edilmiş olması nedeniyle suçun maddi konusunun bulunmadığı ve buna bağlı olarak suçun kanuni unsurunun da oluşmadığı kanaatindeyim.Yukarıda açıklanan nedenlerle, sanıkların beraati yerine mahkûmiyetine karar verilmesinin hukuka aykırı olduğu, hükümlerin bozularak sanıkların tahliyelerine karar verilmesi gerektiği" düşüncesiyle karşı oy kullanmıştır.II. İTİRAZ SEBEPLERİYargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca 20.09.2023 tarih ve 132805 sayı ile karşı oyda yer alan gerekçelerle itiraz yoluna başvurulmuştur.5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 308. maddesi uyarınca inceleme yapan Yargıtay 10. Ceza Dairesince 23.10.2023 tarih, 16008-8953 sayı ve oy çokluğuyla itiraz nedenlerinin yerinde görülmediğinden bahisle Yargıtay Birinci Başkanlığına gönderilen dosya, Ceza Genel Kurulunca değerlendirilmiş ve açıklanan gerekçelerle karara bağlanmıştır.III. UYUŞMAZLIK KONUSU VE ÖN SORUNÖzel Daire çoğunluğu ile Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı arasında oluşan ve Ceza Genel Kurulunca çözümlenmesi gereken uyuşmazlık; Cumhuriyet savcısı tarafından CMK’nın 160 ve devamı maddelerine uygun şekilde görevlendirilen adli kolluk görevlilerinin, resmi kimliklerini gizleyerek yürüttükleri soruşturma faaliyetleri çerçevesinde elde ettikleri ve mahkûmiyet kararına esas alınan delillerin, başka türlü işleneceği kesin olmayan bir suçu işlemeye sevk etmek suretiyle elde edilip edilmediklerinin, bu bağlamda hukuka aykırı nitelikte olup olmadıklarının belirlenmesine ilişkin ise de Yargıtay İç Yönetmeliği’nin 27. maddesi uyarınca öncelikle; Bölge Adliye Mahkemesinin eksik araştırma ile hüküm kurulduğundan bahisle bozma kararı verip veremeyeceğinin değerlendirilmesi gerekmektedir.IV. ÖN SORUNA İLİŞKİN BİLGİLERİncelenen dosya kapsamından;Sanıklar hakkında uyuşturucu madde ticareti yapma suçundan kurulan mahkûmiyet hükümlerinin, Cumhuriyet savcısı ile sanıkların müdafileri ve sanık ... tarafından istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda; "...Sanıkların uyuşturucu madde sattıkları yer ile mahkemece bu konuda ulaşılabilirlik kriteri kapsamında yürüme mesafesinin tespiti ile uyuşturucunun satışa arz edildiği yerlerin umumi veya umuma açık yer olup olmadığının tespiti için keşif yapılmadan sanıklar hakkında TCK'nın 188/4-b. maddesinin uygulanması," isabetsizliğinden CMK'nın 280/1-f maddesi uyarınca bozulmasına karar verildiği, bozma kararına uyan İlk Derece Mahkemesince sanıkların önceki hükümler gibi mahkûmiyetlerine karar verildiği, bu hükümlerin sanıkların müdafileri ve sanık ... tarafından istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince, sanık ... yönünden düzeltilerek istinaf başvurususun esastan reddine; sanıklar ... ve ... bakımından ise istinaf başvurularının esastan reddine karar verildiği, söz konusu kararların da sanıkların müdafileri tarafından temyiz edildiği anlaşılmaktadır.V. GEREKÇEA. Ön Soruna İlişkin AçıklamalarCeza Genel Kurulunun 28.05.2025 tarihli ve 388-238 sayılı kararında da belirtildiği üzere;Bölge adliye mahkemelerinin Türk yargı sistemine dâhil olmasıyla kanun yolu yargılamasında yeni bir durum ve anlayış ortaya çıkmıştır. İlk derece mahkemelerinden verilen hükümlere karşı başvurulabilen, hatta başvuru olmasa da bir kısmı için resen öngörülen bir kanun yolu (CMK m. 272/1) olarak istinafta, hem maddi vakıa denetimi hem de hukuki denetim yapılabilmekte, sebep gösterilmese de ilk derece mahkemesi hükmü bir bütün olarak incelenmekte, varsa hukuka aykırılıklar resen belirlenerek, kural olarak yeniden yapılacak yargılama ile ıslah edilmekte iken, bölge adliye mahkemesi ceza dairelerinin bozma dışında kalan hükümlerini konu edinen temyiz kanun yolu, bir hukuki denetim mekanizması olarak öngörülmüş, temyiz merciinin yetkisi de kural olarak bölge adliye mahkemesi ceza dairelerince verilen kararların, maddi ceza hukuku ve muhakeme hukuku normlarının kullanılması bakımından hukuka aykırılık taşıyıp taşımadıklarının incelenmesi ile sınırlanmıştır (CMK m. 288/1, 294/2).Bu hâliyle bölge adliye mahkemesi hem ilk derece mahkemelerinden verilen hükümlere karşı bir denetim mercii hem de denetlediği hükmün hukuka aykırı olduğunu değerlendirdiğinde, hukuka aykırılığı ortadan kaldıracak ölçüde yeniden yargılama yapacak bir ikinci/üst derece mahkemesidir. Her iki halde de ilk derece mahkemelerine göre bir üst mahkeme olduğunda kuşku yoktur. Bu tespitlerden çıkan sonuç şudur:a. Bölge adliye mahkemesi kural olarak bir ıslah mahkemesidir. Yani varsa ilk derece mahkemelerinden verilen hükümlerdeki tüm hukuka aykırılıkları resen belirleyerek, yeniden yapacağı yargılama ile hükmü ıslah eder. Yoksa kural olarak bir bozma mahkemesi olan Yargıtay gibi davranamaz.b. İlk derece mahkemelerine göre bir üst mahkeme olması itibarıyla gerek denetim gerekse yeniden yargılama fonksiyonunu icra etsin, her halûkârda taraflar açısından başlı başına bir teminat oluşturur.c. Bölge adliye mahkemesi, aleyhine kural olarak bir kanun yolu öngörülmeyen ve direnilemeyen (duruşmasız/evrak üzerinden verdiği) bozma kararı ile ne tarafları bir üst mahkemede yargılanma teminatından yoksun bırakabilir ne de olay mahkemesine vicdani kanaati rağmına bir sonuca ulaşmasını amir bir müdahalede bulunabilir.Bölge adliye mahkemelerinin hükmün bozulmasına karar verebileceği hâller, CMK'nın 280. maddesinin birinci fıkrasının (e) ve (f) bentlerinde tahdidi olarak sayılmıştır. Bu düzenlemelere göre istinaf mahkemeleri şu hâllerde hükmün bozulması kararı verebilecektir:1. İlk derece mahkemesinin kararında CMK'nın 289. maddesinin (1) numaralı fıkrasının (g) ve (h) bentleri hariç diğer bentlerinde belirtilen bir mutlak hukuka aykırılık nedeninin bulunması,2. Soruşturma veya kovuşturma şartının gerçekleşmediğinin veya ön ödeme ve uzlaştırma usulünün uygulanmadığının anlaşılması ya da davanın ilk derece mahkemesinde görülmekte olan bir dava ile birlikte yürütülmesinin zorunlu olması.Hükmün bozulmasına karar verilen bu hâllerde bölge adliye mahkemesi ceza dairesi, dosyanın yeniden incelenmek ve hükmolunmak üzere hükmü bozulan ilk derece mahkemesine veya kendi yargı çevresinde uygun göreceği diğer bir ilk derece mahkemesine gönderilmesine karar verecektir. Bu karara karşı ilk derece mahkemesinin direnme kararı verme yetkisi bulunmadığı gibi tarafların da kanun yoluna başvurması mümkün değildir.Açıkça görüldüğü gibi bölge adliye mahkemesinin bozma kararı verebileceği hâller, kati surette davanın esasına ilişkin değil ve fakat yargılamaya dair usul kurallarının ağır ve açık ihlalleri ile hükme müteessir usul kurumlarının ihmali suretiyle hüküm kurulması durumlarına münhasırdır. Nitekim Yargıtay kararlarına karşı direnme yetkisi bulunan ilk derece mahkemesinin, bölge adliye mahkemelerinin bozma kararlarına direnememesinin temelinde yatan düşünce de buna dayanmaktadır. Direnme yasağına ilişkin normun, maddi ceza adaletiyle doğrudan bir ilgisinin bulunmadığı, esas itibariyle makul sürede yargılanma hakkı bakımından bir teminat alanı oluşturduğu söylenmelidir.Hukuki düzenlemeler ve yapılan açıklamalar karşısında, mesele tartışmaya ihtiyaç bırakmayacak açıklıktadır. Buna rağmen uygulama, bölge adliye mahkemelerinin iş yoğunluğu gibi mülahazalarla kanunun kendisine tanımadığı bir yetkiyi kullanarak bozma kararları verilegeldiği bilinen bir gerçektir. Bu uygulamanın, yukarıda yer verilen tespitler yanında, görevli/teminatlı mahkemede yargılanma ve mahkemeye erişim/ kanun yoluna etkin başvuru hakları yönünden ciddi sorunlar taşıdığı da tartışmadan varestedir. CMK'nın 286. maddesinin birinci fıkrası uyarınca bölge adliye mahkemesi ceza dairelerinin bozma dışında kalan kararları temyiz edilebileceğinden, bölge adliye mahkemesinin Kanun'un açık hükmüne aykırı şekilde verdiği bozma kararının temyiz edilebilmesi de mümkün değildir. Bu nedenle ilk derece mahkemesi hükmünün hukuka aykırılık taşıdığının tespit edilmesi durumunda bölge adliye mahkemesi ceza dairesince ilk derece mahkemesi hükmünün kaldırarak yeniden hüküm kurulması gerektiği hâlde bozma kararı verilmesi nedeniyle sanığın temyiz hakkının kısıtlanması da söz konusu olabilmektedir.Nitekim Anayasa Mahkemesi, ██████████ sayılı ... başvurusu üzerine verdiği 09.01.2025 tarihli kararında özetle; İstinaf Dairesinin CMK'da açıkça ve sınırlı sayıda yazılı bulunan hâller dışında bir sebeple bozma kararı vermesiyle gerçekleşen müdahalenin kanuni dayanağının olmaması nedeniyle adil yargılama hakkının ihlâl edildiğine hükmetmiştir.Keza, Yargıtay Ceza Daireleri de AYM kararına konu teşkil eden benzer olay ve bozma üzerine ilk derece mahkemesince tesis edilen hükümlerin, esas itibariyle bölge adliye mahkemesi tarafından verildiği (Yargıtay 14. Ceza Dairesinin 04.03.2021 tarihli ve 6371-1851 sayılı, 9. Ceza Dairesinin 22.06.2023 tarihli ve 2981-4580 sayılı, 5. Ceza Dairesinin 18.04.2024 tarihli ve 5322-4330 sayılı, 6. Ceza Dairesinin 03.07.2024 tarihli ve 2388-8319 sayılı, 11. Ceza Dairesinin 11.03.2024 tarihli ve 6519-3057 sayılı kararları vb.) ya da bölge adliye mahkemesi ceza dairesinin kararı ile bozma üzerine verilen ilk derece mahkemesi kararının hukukî değerden yoksun ve yok hükmünde olduğu (Yargıtay 2. Ceza Dairesinin 24.04.2023 tarihli ve 12734-2067 sayılı ve 20.02.2024 tarihli ve 29761-2708 sayılı kararları vb.) gerekçeleriyle temyiz başvurularını esastan incelemişlerdir.Diğer taraftan bölge adliye mahkemesi ceza daireleri kanunda açıkça öngörülmüş hâller dışında bir nedenle bozma kararı vererek, dava dosyasını ilk hükmün devretme etkisiyle görevi sona eren ilk derece mahkemesine yeniden göndermiştir. Mahkemelerin görevleri kanunla belirlenir (CMK m. 3). CMK'nın 7. maddesine göre de, "Yenilenmesi mümkün olmayanlar dışında, görevli olmayan hakim veya mahkemece yapılan işlemler hükümsüzdür.".Şu hâle göre; bölge adliye mahkemelerinin, kanuni dayanağı bulunmayan (CMK'nın 280. maddesinin birinci fıkrasının (e) ve (f) bentlerinde sayılanlar hariç) bozma kararları ile iş bu bozma kararına istinaden ilk derece mahkemesince tesis edilen kararların, Kanun'da açıkça sayılmayan sebeplerle verilmiş olmaları nedeniyle "hukuka açık ve ağır aykırılıkla malul" olduklarının kabulü gerekir.B. Ön Soruna Dair Hukuki NitelendirmeUyuşturucu madde ticareti yapma suçundan sanık ...’ın, TCK’nın 188/3-4(b) ve 192/3. maddeleri uyarınca 7 yıl 6 ay hapis ve 15.000 TL adli para cezasıyla; sanıklar ... ve ...’in ise aynı Kanun’un 188/3-4(b) maddeleri gereğince 15 yıl hapis ve 30.000 TL adli para cezasıyla cezalandırılmalarına, tüm sanıklar yönünden aynı Kanun'un 52/2-4, 53, 54, 58... . maddelerinin uygulanmasına ilişkin İstanbul Anadolu 9. Ağır Ceza Mahkemesince verilen 23.10.2019 tarihli ve 170-559 sayılı hükümlerin, Cumhuriyet savcısı ve sanıkların müdafileri ile sanık ... tarafından istinaf edilmesi üzerine dosyayı inceleyen İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 28. Ceza Dairesince 02.10.2020 tarih ve 1688-189 sayı ile; eksik araştırmayla hüküm kurulması isabetsizliğinden bozulmasına; İlk Derece Mahkemesince yeniden yapılan yargılama sonucunda ise 23.02.2021 tarih ve 482-84 sayı ile sanıkların önceki hükümler gibi mahkûmiyetlerine karar verildiği, söz konusu hükümlerin sanıkların müdafileri ile sanık ... tarafından istinaf edilmesi üzerine dosyayı inceleyen İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 28. Ceza Dairesince 13.09.2021 tarih ve 1709-2212 sayı ile sanık ... yönünden düzeltilerek istinaf başvurusunun reddine, sanıklar ... ve ... bakımından ise istinaf başvurularının esastan reddine karar verildiği, bu kararın da sanıkların müdafileri tarafından temyiz edilmesi üzerine dosyayı inceleyen Yargıtay 10. Ceza Dairesince 06.07.2023 tarih, 19373-6219 sayı ve oy çokluğuyla onanmasına karar verildiği anlaşılan dosyada;İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 28. Ceza Dairesinin, CMK'nın 2 80... . maddelerinde açıkça ve sınırlı sayıda yazılı olan bozma sebeplerinden birini oluşturmayan bir sebeple bozma kararı verme görev, hak ve yetkisi bulunmaması karşısında; İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 28. Ceza Dairesince verilen 02.10.2020 tarihli ve 1688-189 sayılı bozma kararı ile işbu bozma kararına istinaden tesis edilen İstanbul Anadolu 9. Ağır Ceza Mahkemesinin 23.02.2021 tarihli ve 482-84 sayılı hükümlerinin "hukuka açık ve ağır aykırılıkla malul" olduğuna,Dava dosyasının, İstanbul 9. Ağır Ceza Mahkemesince verilen 23.02.2021 tarihli ve 482-84 sayılı hükümler ile ilgili olarak gerekirse CMK'nın 280/2. maddesi de gözetilmek suretiyle istinaf incelemesi yapılması için İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 28. Ceza Dairesine gönderilmesine, bu itibarla da Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itirazının değişik gerekçeyle kabulüne karar verilmelidir.Ulaşılan sonuç karşısında, asıl uyuşmazlık konusu değerlendirilmemiştir.VI. KARARAçıklanan nedenlerle;1- Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itirazının değişik gerekçeyle KABULÜNE,2- Yargıtay 10. Ceza Dairesinin 06.07.2023 tarihli ve 19373-6219 sayılı temyiz istemlerinin esastan reddi ile hükümlerinin onanması kararının KALDIRILMASINA,3- İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 28. Ceza Dairesinin 02.10.2020 tarihli ve 1688-189 sayılı kararının ile işbu bozma kararına istinaden tesis edilen İlk Derece Mahkemesinin 23.02.2021 tarihli ve 482-84 sayılı mahkûmiyet hükümlerinin, kanunda açıkça sayılmayan sebeplerle verilmiş olması nedeniyle "hukuka açık ve ağır aykırılıkla malul" sayılmasına,4- İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 28. Ceza Dairesinin 13.09.2021 tarihli ve 1709-2212 sayılı, sanık ... yönünden düzeltilerek istinaf başvurusunun esastan reddine; sanıklar ... ve ... bakımından ise istinaf başvurularının esastan reddine dair kararlarının, İstanbul Anadolu 9. Ağır Ceza Mahkemesince verilen 23.10.2019 tarihli ve 170-559 sayılı hükümler ile ilgili olarak, gerekiyorsa CMK'nın 280/2. maddesi de gözetilmek suretiyle istinaf incelemesi yapılıp hüküm kurulması gerektiğinin gözetilmemesi isabetsizliğinden diğer yönleri incelenmeksizin BOZULMASINA,5- Dosyanın, CMK'nın 304/2. maddesi uyarınca İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 28. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 19.11.2025 tarihinde yapılan müzakerede oy birliğiyle karar verildi.