Anahtar kelimeler: Şaşi Siyah Servise Renk Arıza Model Satım Vermesi Bakirköy Aracı

T.C.
İSTANBULBÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ14. HUKUK DAİRESİDOSYA NO
: ████████KARAR NO
: ████████T Ü R K M İ L L E T İ A D I N Aİ S T İ N A F K A R A R IİNCELENEN KARARINMAHKEMESİ
: BAKIRKÖY 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİTARİHİ
: █████/2025NUMARASI
: ███████ Esas - █████████ KararDAVANIN KONUSU
: Alacak (Satım sözleşmesinden kaynaklanan)Taraflar arasındaki alacak davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın reddine dair verilen karara karşı, davalı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİDavacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirketin ... Marka, ... Model, siyah renk, ... şaşi nolu aracı █████/... tarihinde satın aldığını ve tescil işlemi yapıldığını, müvekkili şirkete ait ... plakalı aracın arıza vermesi üzerine müvekkili tarafından aracın yetkili servise götürüldüğünü, yetkili serviste, aracın üretiminden kaynaklı olarak arıza vermesi sebebiyle garanti kapsamında motorun komple değişiminin yapıldığını, arabuluculuk yoluna başvurulduğunu, ancak davalı tarafla anlaşma sağlanamadığını, müvekkilin ayıbı kabul etmemiş olması sebebiyle ayıplı ürünün, ayıpsız bir misli ile değiştirilmesi gerektiğini, satıcının ayıptan dolayı sorumluluğunun bulunduğunu iddia ederek, satılanın ayıpsız bir misli ile değiştirilmesinine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı vekili savunmasında özetle; ticari alım-satım işlemlerinde alıcının ihbar ve ayıp yükümlülüğü uyarınca mevzuatta belirtilen süre içerisinde ve usulüne uygun olarak satıcıya ayıp ihbarının yapılması gerektiğini aksi halde dava hakkının ortadan kalkacağının Yargıtay içtihatlarınca da sabit olduğunu, davaya ilişkin ihtilafın belirtilen yasal düzenlemeler ve Yargıtay içtihatları çerçevesinde değerlendirildiğinde davacının ihbar yükümlülüğüne uygun davranmadığının her türlü izahtan vareste olduğunu, davacının ihbar süresinin aracın teslim alındığı 06.04.... tarihinde başlamakta olduğunu , süresi içerisinde usulüne uygun bir ihbarda bulunulmadığını, kanun hükmünde satıcının ayıptan sorumluluğun kapsamını ifade edilirken "ayıplı mal"ın tanımını da yapmadığını, Borçlar Hukukunun ve özelde 219'uncu maddenin “ayıp” algılama ve tanımlamasına göre, bir maldaki ayıbın iki türlü olabileceğini, satıcının, daha önce alıcıya, mala ilişkin olarak bildirdiği niteliklerin malda bulunmamasından sorumlu olduğu kadar, böyle bir bildirim yapmamış olsa bile niteliği gereği kullanım ve tahsis amacı bakımından değerini ve alıcının ondan beklediği faydaları ortadan kaldıran veya önemli ölçüde azaltan maddi, hukuki ya da ekonomik ayıplardan sorumlu olduğunu, bu tanım ve somut olay incelendiğinde, dava konusu aracın üretimi ile alıcıya satışı esnasında niteliğini doğrudan veya dolaylı olarak azaltan herhangi bir durum söz konusu olmadığı gibi, alıcının kullanım amacını azaltan ve araçtan beklediği faydalara zeval getiren herhangi bir durum da olmadığını, dava konusu aracın alıcı tarafından 06.04.... tarihinde satın alınmış olduğunu, arızanın meydana geldiği ileri sürülen tarihe kadar tam verimle çalıştığını ve davacı tarafa fayda sağladığını, 1.5 yıldan fazla süre ve aracın katettiği 14.049 km mesafe boyunca dava konusu aracın kullanıldığını, üstelik hala kullanılmakta ve herhangi bir hasar ve ayıptan söz edilmediğini, üstelik araç arızalandıktan sonra garanti kapsamında motor değişimi yapıldığını ve davacı tarafın yasada sayılan ve kullanılmakla tükenen seçimlik haklarından ''ücretsiz onarım''ı kullanarak talep ve dava hakkını tükettiğini, davacı tarafın karşılaştığını öne sürdüğü problem sonrasında aracın yetkili servise getirildiğini, yetkili servis tarafından davacının aracına ilişkin bakımların gereği gibi yapıldığını ayrıca beyan ettiği şikayetler doğrultusunda da aracın kontrol edildiğini, müşteri memnuniyeti çerçevesinde arızaların, araçta gereken tamirin garanti kapsamında ücretsiz olarak yapıldığını ve kullanıcıya tam verim verebilecek bir durumda davacı tarafa teslim edildiğini, dava konusu aracın davacı tarafından yetkili servise getirildiğini; araç üzerinde gerekli incelemeler yapılarak aracın onarıldığını, aracın satım ve teslim tarihi itibariyle herhangi bir ayıp ihtiva ettiğine dair davacı delili veya tespitinin de mevcut olmadığını, davacı tarafın, dava konusu araçla ilgili ortaya çıktığını ifade ettiği şikâyetleriyle ilgili olarak müvekkili şirketin yetkili servisine başvurduğunu ve aracın servise getirildiğini, dava konusu araçta olduğu iddia edilen ayıbın orjinal parçalar kullanılarak yapılan üretici standartlarındaki onarım ile giderildiğini, aracın tamamen sorunsuz bir şekilde davacı tarafa teslim edildiğini, halihazırda davacının kullanımında olduğunu, aracın onarıldığı ve kullanımda olduğu dava kapsamında yapılacak bilirkişi incelemesiyle de görüleceğini, davacı tarafın ücretsiz onarım hakkını kullandığını ve dava konusu aracı herhangi bir ihtirazi kayıt koymadan teslim aldığını, şu anda da sorunsuz olarak kullandığını, hal böyleyken, ücretsiz onarım hakkının bozucu nitelikli inşai hak olması sebebiyle, davacının bu seçimi yaparak aracı tamir ettirmesinin ardından aracın misli ile değişimini talep etmesinin usule ve yasaya aykırı olduğunu savunarak, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİİlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; "...Davacı taraf dava konusu ... plakalı aracı ile ilgili olarak arıza sonrası aracını yetkili servise gönderdiği ve TBK.m.227/3 gereğince bütün masrafları satıcıya ait olmak üzere satılanın ücretsiz onarılmasını kabul ettiği değerlendirilmiş olup, davalı tarafından da aracın ücretsiz onarıldığı , onarılma sonrası araçta başkaca arıza bildirimi yapılmadığı anlaşılmıştır.Davacı her ne kadar ''satılanın ayıpsız benzeri ile değiştirilmesini '' talep etmişse de, somut olayda davacı tarafın servise başvurarak '' bütün masrafları satıcıya ait olmak üzere satılanın ücretsiz onarılmasını isteme '' hakkını öncelikle kullandığı ve servis tarafından aracın ücretsiz onarıldığı, dava konusu aracın misliyle değişimini gerektiren bir teknik sorun olmadığı, aracın misliyle değişiminin davalı şirket aleyhine aşırı dengesiz bir ekonomik zarar oluşturacağı alınan bilirkişi raporuyla tespit edilmiştir.Davalı taraf, dava konusu aracın satıcısı veya ithal edeni olmadığından davanın husumet yönünden reddi talebinde bulunmuş ise de davacı şirket tarafından aracın motorunda değişiklik yapıldığı, buna ilişkin montaj uygunluk raporunun dosyada olduğu, ithalat birimi tarafından da davalı şirkete bu hususun bildirildiği, davalının servis hizmeti verdiği anlaşılmakla husumetinin bulunduğu değerlendirilmiştir.HMK’nin ispat yükünü düzenleyen 190. maddesine göre ispat yükü; kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir. Türk Medeni Kanunu'nun 6. maddesi gereğince de, 'Kural olarak, herkes iddiasını ispat etmekle yükümlüdür.' düzenlemeleri mevcuttur. Buna göre; tüm dosya kapsamı, alınan bilirkişi raporu, aracın ücretsiz onarılmasına ilişkin seçimlik hakkın kullanılması, onarım sonrası başka arıza bildiriminin olmaması, aracın misliyle değişimini gerektiren bir teknik sorun olmadığı değerlendirilmekle..." gerekçesiyle davanın reddine, karar verilmiştir. Bu karara karşı, davalı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİDavalı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; Mahkemece davanın reddine karar verildiğini ancak kendileri için verilen vekalet ücretinin nispi olarak hesaplanması gerekir iken 1.000,00 TL vekalet ücretine karar verildiğini, vekalet ücretine ilişkin kısmın usul ve yasaya aykırı olduğunu, dava konusu aracı davacının 30.03.... tarihinde 11.344.243,22 TL bedel ile satın aldığını, davanın ayıpsız misliyle değişim talepli açıldığını, davanın reddine karar verildiğini ancak vekalet ücretinin yanlış olduğunu, davanın reddinde maktu vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiği kabul edilse dahi 2025 yılı itibariyle vekalet ücretinin 45.000,00 TL olduğunu, davanın konusunun aracın ayıpsız misliyle değişimi olması nedeninden dolayı nispi vekalet ücretine karar verilmesi gerektiğini belirterek, hükmün vekalet ücreti yönünden kaldırılmasını ve yeniden inceleme yapılmasını talep etmiştir.İNCELEME VE GEREKÇEDava, ticari satım konusu aracın ayıp nedeniyle ayıpsız misliyle değiştirilmesi istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın reddine karar verilmiş; bu karara karşı, davalı vekilince, yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır. Taraflar arasında, dava konusu ... model ...marka aracın davalı şirket tarafından davacıya 30.03.... tarihinde satıldığı, fatura konusu satış bedelinin 11.344.243,22 TL olduğu konusunda herhangi bir uyuşmazlık mevcut değildir. Uyuşmazlık, davanın reddine dair verilen hükümde kendisini vekille temsil ettiren davalı yararına 1.000,00 TL vekalet ücretinin verilmiş olmasının isabetli olup olmadığına ilişkindir. Davacı, Küçükçekmece Nöbetçi Asliye Hukuk Mahkemesine (Asliye Ticaret Mahkemesi Sıfatıyla) 20.01.2025 tarihli dava dilekçesinde satılanın ayıpsız bir misliyle değiştirilmesini talep etmiştir. Dava dilekçesinde dava değeri ve araç fatura bedeline yer verilmemiştir. Tevzi formunda davaya esas değer 1.000,00 TL olarak gösterilmiştir. Başvurma ve peşin harç olarak 20.01.2020 tarihinde ayrı ayrı 615,40 TL karşılanmıştır. Dava değerinin açıklatırıldığına veya araç bedeli üzerinden eksik harcın tamamlattırıldığına dair dosya içerisinde herhangi bir karara rastlanılmamıştır. Kamu düzeni nedeni ile resen yapılan incelemede; 492 sayılı Harçlar Kanunu hükümlerine göre: Yargı işlemlerinden bu kanuna bağlı (1) sayılı tarifede yazılı olanları, yargı harçlarına tabidir (2. md.). Yargı harçları (1) sayılı tarifede yazılı işlemlerden değer ölçüsüne göre nispî esas üzerinden, işlemin nev'i ve mahiyetine göre maktu esas üzerinden alınır (15. md.). Noksan tespit edilen değerler hakkında 30'uncu madde hükmü uygulanır (16/4. md.). Yargı harçları (1) sayılı tarifede yazılı nispetler üzerinden alınır (21. md.). Harçlar Kanunu 28. maddeye göre (1) sayılı tarifede yazılı nispi karar ve ilam harcının 1/4'ü peşin alınır (28. md.). Yargılama sırasında tespit olunan değerin, dava dilekçesinde bildirilen değerden fazla olduğu anlaşılırsa, yalnız o oturum için yargılamaya devam olunur, takip eden oturuma kadar noksan değer üzerinden peşin karar ve ilam harcı tamamlanmadıkça davaya devam olunmaz. Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 150. maddesinde gösterilen süre içinde dosyanın işleme konulması noksan olan harcın ödenmesine bağlıdır (30. md.). Yargı işlemlerinden alınacak harçlar ödenmedikçe müteakip işlemler yapılmaz (32. md.). HMK 120/1. maddeye göre de davacı, yargılama harçlarını mahkeme veznesine yatırmak zorundadır. Eldeki davanın konusu, aracın misli ile değişimidir. İş bu davada aracın fatura bedeli üzerinden nispi tarife gereğince hesaplanacak peşin harcın tamamlattırılması gerekir. Mahkemece yukarıda belirtildiği üzere öncelikle dava konusu aracın fatura bedeli 11.344.243,22 TL üzerinden gerekli olan peşin harcın yatırılması için davacı tarafa kesin süre verilmesi ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerekir iken gerekli harç tamamlatılmadan işin esası incelenerek karar verilmiş olması isabetli görülmemiştir. Harcın yatırılması dava şartı olmamakla birlikte, kanuni düzenleme uyarınca harç ikmal ettirilmeden müteakip işlemler yapılamayacağından HMK'nın 353/1.a.4 hükmü kıyasin uygulanarak kararın kaldırılması gerekmiştir.Reddedilen davada, kendisini vekille temsil eden davalı yararına, dava değeri üzerinden AAÜT gereğince hesaplanacak vekalet ücretine karar verilmesi gerekir iken tevzi formunda gösterilen dava değeri 1.000,00 TL vekalet ücretine karar verilmiş olması da isabetli görülmemiştir. Açıklanan bu gerekçelerle, HMK'nın 353/1.a.4 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, esasa dair istinaf nedenleri incelenmeksizin, ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının kaldırılmasına ve davanın yukarıdaki açıklamalar ışığında yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesi gerektiğinden aşağıdaki karar verilmiştir.KARAR
:Yukarıda açıklanan gerekçelerle;1-HMK'nın 353/1.a.4 maddesi uyarınca, ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının kaldırılmasına,2-Yukarıdaki açıklamalar ışığında davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine,3-Davalı tarafından yatırılan istinaf peşin karar harcının, talebi hâlinde, ilk derece mahkemesince davalıya iadesine,4-Kaldırılan ilk derece mahkemesi kararının icrasıyla ilgili olarak İİK'nın 36. maddesi uyarınca yatırılan teminatların, yatıran taraflara iadesine,5-Davalı tarafından yapılan kanun yolu giderlerinin, ilk derece mahkemesince, yeniden verilecek kararla birlikte yargılama giderleri içinde değerlendirilmesine dair;HMK'nın 353/1.a.4 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonunda, oy birliğiyle ve kesin olarak karar verildi.12.03.2026